21 Mart 2010 Pazar

Kepez Bld: 77 - Beşiktaş CT: 71 (Kepez mi Daha İyi? Beşiktaş mı Daha Kötü?)

Maç öncesinde Marque Perry yokken takım direksiyonunu eline alan Engin Atsür'ün de sakatlık nedeniyle Kepez maçını kaçıracağını öğrendiğimde topun rakip yarı alana taşınması konusunda ciddi sıkıntılar yaşayabileceğini düşünmüştüm Beşiktaş Cola Turka'nın. Nitekim Kepez koçu Aziz Bekir de aynı şeyleri düşünmüş olacak ki, Burak Bıyıktay tarafından Muratcan'a verilen top getirme görevinin layıkıyla yapılamaması için Türkiye'deki ilk maçında savunmasıyla Hakan Köseoğlu'nu sahadan silen Mazutis'i saldı sahaya. Ve istediğini de alıverdi hemen. Mazutis oyunda kaldığı 4 dakikada 4 top çaldı. Önce Muratcan, sonra onun yerine giren Arın bir türlü top getirme olayını beceremeyince Kepez elden ele kaptığı toplarla hızlı hücumlar üretti, kolay sayılar buldu, seyircisini daha ilk dakikadan işin içine kattı ve skorda avantajı yakaladı. Öyle ki ilk 10 dakika bittiğinde skor tabelasında 27-13 Kepez üstünlüğü yazıyordu ancak hepsinden önemlisi Beşiktaş Cola Turka'nın tam 10 top kaybı vardı. Ve hiçbiri steps, top taşıma, saha ihlali, topu dışarı atma falan değildi. Hepsi bidiğin elden ele ve pas arasıydı.

Böyle bir tabloda tamamen kendi çalıp kendi oynadı Kepez. Beşiktaş Cola Turka bırakın maça girmeyi, adam akıllı top bile atamadı potaya. İkinci yarıya alan savunmasını tercih ederek girdi Burak Bıyıktay. İlk yarıda pota altında kedinin fareyle oynadığı gibi rakip uzunlarla oynayan Jovo Stanojevic, alan savunmasının göbeğinde her topu eline almayı başardı. Tabii burada 'Bu nasıl bir alan savunması o zaman?' sorusu da geliverdi akla. Ancak Kepez cephesinde Ersin dışında dış şutuna güvenen adam olmadığından pek de tehdit edemediler o anlarda siyah beyazlıları. Nitekim skor üretme konusunda oldukça verimsiz kaldılar. Jovo'nun kişisel çabalarıyla ürettiği sayılar ve bir tane de Barış'ın uzaklardan yolladığı zor üçlük olmasa ilk yarının sonunda kafa kafaya bir skor bile görebilirdik yani. Önce tüm takımın yorulduğu gibi Jovo'nun da yorulması ama buna rağmen Aziz Bekir tarafından kenara alınmaması, Haluk'un 3/3 ile üçlük atması, devrenin sonlarına doğru Baxter'ın devreye girmesi farkı 10 sayı hizasına getirirken, devre skoru 42-31 olarak netleşti. Siyah beyazlılar bu çeyrekte ilk çeyreğe göre daha iyi gözükürken, 20 dakika sonunda top kaybı sayıları 14 idi. Kepez değil de bir başka takım olsa bu kadar etkisiz bir Beşiktaş'ı paket yapar gönderirdi ilk yarıdan (ki yapmalılardı da zaten), ama aynı şekilde bugün sahadaki Beşiktaş yerine başka bir takım olsa o da bu koşmaktan aciz Kepez'in önünde bitirirdi ilk yarıyı. Böyle garip bir ilk yarı sonunda ne olacağını kestiremeden girdik ikinci yarıya. İlk yarıya dair verilmesi gereken diğer kritik detaylar da Kepez'in çok şeyler beklediği Marcus Hall'un çok boş pozisyonlarda sayıya ulaşamaması (1/7 saha içi isabet yüzdesi) ve bir başka yabancı oyuncu Padius'un hiç dakika almamış olmasıydı.

İlk yarıda büyük bir efor harcayan ama yukarıda da yazdığım gibi bu kadar kötü bir Beşiktaş Cola Turka'ya karşı yakalayabilecekleri farktan çok daha azıyla yetindiğini söylediğim Kepez Belediyesi yorgunluğun da etkisiyle hazır 10+ olmuş maçı üçlüklerle fazla zorlanmadan koparayım düşüncesiyle çıktığı üçüncü çeyrekte Beşiktaş Cola Turka'ya yakalanmaktan Mazutis'in, Erdem'in, Altay'ın üçlükleri ve rakibin ikramları sonucunda bulunan kolay 2 turnike sayesinde kurtuldu. Tabii Beşiktaş Cola Turka'nın yaptığı komik hataları ve kaçan boş şutları da bu konuyu konuşurken araya sıkıştırmak gerekir. Yine de herşeye rağmen son çeyreğe girilmesine 19 saniye kala 57-45 önde olan Kepez, son topu da kendi kullanma şansını eline geçirmişken, önce günün yüzdesiz isimlerinden Hll sürenin bitimine epey varken kaldırdı salladı üçlüğü, sonra da ribaundu alan Beşiktaş Cola Turka Brad Newley ile çok uzaklardan üçlük bulup farkı uzuuun bir aradan sonra tek haneli sayılara düşürdü. Son çeyreğe 57-48 girdik, acaba bu üçlük bir şeylerin değişeceğinin mi habercisiydi?

Newley - Haluk - Kerem üçlüsüyle maç boyu başını ağrıtan kısa rotasyonunun elemanlarından iyiden iyiye oyuna ağırlığını koyan Beşiktaş Cola Turka tatlı tatlı farkı eritti son çeyrekte. Birer ikişer inen farka göğsünü siper eden tek adamını da (Ersin Görkem) 4. faulünü alması nedeniyle kenara çekmek zorunda kalan Kepez takımı, daha 2.5 dakikada doldurduğu bir çeyrekteki faul hakkının da katkısıyla iyice köşeye sıkıştı. 02:37 kala tam 3 kez üst üste ribaundu rakibine kaptıran Kepez'i skorda maçta ilk kez geriye düşüren basket Baxter'dan geldi (66-67). Maçın bu hale gelmesiyle iyice suratları düştü Kepez'li oyuncuların. Fark 10+ iken şut atmaya korkan bir oyuncu topluluğu bu stresi nasıl kaldırabilirdi ki zaten? Hem uyuyan rakip de bu denli morallenmişken?

Ama oldu. Kerem Özkan'ın sağ köşeden bomboş kaçırdığı şut ve ardından faul çizgisinde 0/2 çekmesi Beşiktaş Cola Turka'yı bitime 00:41 kala 72-68 geriye düşürdü. Son 40 saniye bir 15-20 dakika oynandı herhalde. Karşılıklı taktik faullerde her iki takım da berbat yüzdeler tutturup maçı birbirlerine ikram etmeye çalışırken Kepez cephesi Stanojevic önderliğinde çektiği 3 hücum ribaundu ve yine tecrübeli oyuncunun kaptığı 2 top sayesinde avantajın hasını yakaladı ve maçı da aldı (77-71).

Renault'nun kazanmaya devam ettiği bir haftada, hele ki daha ilk 10 dakikada bu hale gelmiş bir maçı verselerdi çökerlerdi tamamen ama tutundular lige. Yarışa devam ettiler. Beşiktaş Cola Turka cephesinde ise onca eksiğe rağmen ve daha maçın başında peşpeşe yenen kroşelere rağmen bu geri dönüş ve karakterli duruş çok çok önemli bir detay bana göre. Burak Bıyıktay'ın oyundan kopmayıp elindeki dar rotasyonla sürekli arayış içinde olması da ayrı bir takdir konusu. Gerçi maç boyunca bana 'Kepez mi daha iyi, yoksa Beşiktaş mı daha kötü?' sorusunu sorduran bu maçta son çeyrekte Kepez adına direkten dönen acı son bağıra bağıra gelmişti ama daha çok ihtiyacı olan ve yorulsa bile istekli bir mücadele ortaya koyan tarafta kaldı maç. Bir kez daha söylüyorum ki Beşiktaş bu kadar kötü olmasa Kepez çok daha erken çökerdi. Son 30 dakikada ilk 10 dakikadaki sermayenin üstüne yatan bir takımın maç kazanması zor bir olaydır zaten, anca rakibin de buna yardım etmesi gerekir.

Kepez Belediyesi (77): Erdem Türetken 3 (1 ribaund), Marcus Hall 7 (3 ribaund), Jovo Stanojevic 21 (11 ribaund- 3 asist), Andrius Mazutis 11 (4 ribaund- 5 asist), Altay Özurgancı 4, Barış Güney 5 (4 ribaund), Ersin Görkem 18 (1 ribaund), Mesut Ademoğlu 8 (3 ribaund)

Beşiktaş Cola Turka (71): Muratcan Güler 4 (1 asist), Brad Newley 14 (3 ribaund- 1 asist), Arin Soğancıoğlu (1 asist), Haluk Yıldırım 13 (5 ribaund- 3 asist), Lonny Baxter 14, Adem Ören (2 ribaund), Cevher Özer 10 (3 ribaund- 1 asist), Kevin Flecer 2 (1 ribaund), Kerem Özkan 14 (5 ribaund)

7 Yorum Yapılmış:

Fanatik Basket dedi ki...

beşiktaş takım halinde çok kötü oynadı bugün. tabi bunda oyun kurucusuz oynamalarının da büyük bi etkisi var ama herşeye rağmen birçok kez maçı çevirmeye yaklaştılar ama hep basit hatalar yüzünden bu fırsatları teptiler.

yaptıkları top kayıpları bir kenara, son 2 dakikada kendi potalarında 3 serbest atışın ribaundunu rakibe verdiler ki bu affedilir gibi değil. ki kepez'de bu hücum ribaundlarını alan isimlerde hiç atletik olmayan jovo ve 3 numara ersin'di..

bence kerem özkan bugün beşiktaş'ın en iyisiydi. belki kritik bi anda 0/2 faul attı ama maç boyunca takımını sürükleyen isimde oydu. hem hücumda soktuğu şutlar, içeri yüklenerek bulduğu sayılar, hem savunmadaki gayretiyle çok önemli bir oyuncu olma yolunda olduğunu gösterdi. fundementalını biraz daha geliştirebilirse ilerleyen yıllarda milli takım seviyesinde bile oynayabilir, tıpkı evren büker gibi..

kpzaction dedi ki...

Buarada sene başından kalma bir hesap vardı konuşanlar vardı o hesapta görüldü ;)

kpzaction dedi ki...

Gerçekten inanılmaz bir maçtı. Taraftar mükemmeldi. Küfürsüz sekilde takıma nasıl destek olunur bugün gösterdik. İnşallah kalan maçlarıda alıp bu ligte KALACAĞIZ...

yunus dedi ki...

kerem özkan hakkında bilgi verebilecek olan varmı

Cenky dedi ki...

Ersin Görkem daha iyi yerlere gelemez miydi, şu anda bulunduğu yerin oyuncusu mu diye sormadan edemiyorum kendime. Şu maçı da gördükten sonra içim yanıyor ona.

dejavu dedi ki...

@ Yunus;

Bilgi derken 'Kerem Özkan Kimdir?' çerçevesinde ise sorun, 88 doğumlu Beşiktaş altyapısından gelen bir oyuncu. Ergin Ataman döneminden bu yana kadroda yer alan bir oyuncu aynı zamanda. Hakan Demir döneminde de bir ara kadrodaydı fakat daha sonra ayrıldı, ikinci ligde oynadı bir süre geçen yıl. Burak Bıyıktay ile yeniden döndü Beşiktaş'a. Kendisi için en verimli yerin 4 numara olduğunu söylemişti bir röportajında. Bugün de gösterdi aslında bunu, karşısına kim gelirse gelsin potaya kadar rahatça drive ederek. Bu kadro sıkıntısında son iki maçtır dikkat çekici performanslar gösterdi. Oyak maçındaki geri dönüşte de kıvılcımı çakan isimdi.

Çağlar

dejavu dedi ki...

Bir ilave de maç öncesinde/ sonrasında ve hatta bugün devre arasında yapılan röportajlar için gelsin. Bilemiyorum işin teknik kısmını tabii fakat bir anda habersiz geçmiyorlardır herhalde saha içindeki kişiye. Ki en az 1-2 dakika önce hazırlık yaparken görebiliyoruz röportajı yapacak kişiyi. Röportaj hazırlığında olan bir kişi 'evet sendeyiz' denildiğinde sudan çıkmış balığa dönmemeli. Bir kere olur iki kere olur, insanlık hali deriz geçeriz de her defasında aynı şaşkın yüz ifadesi ve soru soramama hali can sıkıcı gerçekten. Özellikle bir isim yazmıyorum zira bu işi yapan yayıncı kuruluştaki bütün isimler için geçerli bu. 24.haftayı tamamladık haftada üç maçtan/ ortalama 2 röportaj desek 144 maç önü/sonrası röportajı eder. Hepsinde aynı tedirginlik, aynı soru soramama hali ve adı yaptı olsun diye yapılan röportajlar..