11 Mart 2010 Perşembe

M.Siena: 93 - Efes Pilsen: 87 (Resmi Kapanış)

Çeyrek final umutlarını geçen hafta Abdi İpekçi'ye gömen Efes Pilsen, hava muhalefeti nedeniyle çileli bir yolculukla ulaştığı Siena deplasmanında 93-87 mağlup oldu. Geçen haftaki sonuçların ardından elendikleri kesinleşen iki takımın mücadelesinin idman temposunda geçtiğini söylememe gerek yok sanırım, skor herşeyi özetliyor. Santiago'nun ardından ayrılacak olan ikinci yabancı oyuncunun kim olacağı sorusuna cevap ararken bugün kadrodaki tüm yabancı oyuncularına şans veren Ergin Ataman, bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerektiği söylemiş oldu bir anlamda. Yarın öğrenebiliriz sanırım bu ismi. Sonucun kimseyi ilgilendirmediği bu maç özelinde konuşulabilecek fazla birşey yok elbette. Ama Efes Pilsen'in son üç dakikaya 84-84 eşitlik ile girilmesinin ardından yediği 9-3'lük seri ile maçı kaybetmesi, bu sezon yaşanan son dakika zaafiyetinin bu maçta dahi kendini göstermesi açısından dikkat çekilmesi gereken bir nokta. Efes Pilsen maçlarını 35 dakika üzerinden oynamış olsa şu anda farklı şeyler konuşuyor olurduk kesinlikle.

Savunmaların gözlerle dahi yapılmadığı, belki idmandan bile yumuşak savunmaların olduğu karşılaşmada Kerem Tunçeri - Ender Arslan ikilisinin toplam 12 dakika sahada kalıp 1/5 saha içi isabeti ile yalnızca 3 sayı üretebilmesi ve oyunda oldukları anlarda pota yerine sürekli olarak asisti düşünmeleri de sezonun özetini gösterir gibiydi Efes Pilsen adına. Sinan Güler'in 5 dakika da olsa süre alabildiğini eklediğimizde görüntü daha da netleşicektir aslında. Gerçekten sezonun geride kalan kısmının bir muhasebesiydi bugünkü maç.

İspanya'daki liderlik mücadelesinde ise Maccabi, ilk yarıda 15 sayı geriye düştüğü karşılaşmada geriden gelen taraf olmanın avantajını da kullanarak 30-19'luk son çeyrek skorunun ardından 66-64'lük skorla kazanan taraf oldu. Grubun kaderini deplasman galibiyetlerinin çizeceğini düşünüyorduk, yanılmadık. Deplasmanda kazanan Real Madrid gruptan çıkmayı garantiledi, Real Madrid'i Madrid'de yenen Maccabi ise grup liderliğini elde etmiş oldu. Real Madrid için işler çok daha zor artık. Çeyrek finalde 'kusursuz' Barcelona'nın rakibi oldular. Dün akşam futbolda yaşadıkları hayal kırıklığının ardından ikinci bir yıkım olmuştur herhalde Madrid'li taraftarlara. Maccabi ise bu galibetle Barca'dan kurtularak Partizan ile eşleşti.

Top-16'da son gecenin bombası ise Caja Laboral'dan geldi. Olympiakos'un liderliğini garantilediği gruptan çıkmak için Khimki ile yarışan İspanyol'lar, oyunu sürekli geride takip eden taraf oldukları karşılaşmada son beş dakikada maçı uzatmalara taşıyıp; 24-12'lik uzatma performansı ile galibiyete ulaşan taraf oldular Cibona karşısında. Bu galibiyetleri ile birlikte, Khimki'nin Olympiakos'u 96-83 mağlup etmesini anlamsız kılan Caja Laboral, averajla son sekize kalan takımlardan biri olmayı başardı.

3 Yorum Yapılmış:

tankut dedi ki...

Kerem-Ender ikilisine tüm sene boyunca takımı mükemmel oynattıkları için teşekkürü bir borç bilirim...Umarım önümüzdeki sene Efes Pilsen'in daha büyük hedeflere koşması için takımda olurlar.Tabi yazın dünya şampiyonasında Milli takımımızı'da bu şekilde süper oynatıp Nba draftine katılmazlarsa...

Sarıkaya dedi ki...

@ tankut : yazdıkalrının sonuna ... yerine !-)) felan koymaz isen, yazdıkların yanlış anlaşılabilir..

Ve fakat, yurdum insanı arasından oyun kurucu çıkıyor da, ben mi bilmiyorum?-)) Alt yapıda oynayan iki çocuğum var. 10 yaşındalar.. evet ikiz!.. Gördüğüm kadarıyla, bu altyapı koçları ile değil oyun kurucu, cacık bile olmaz!-((
Orhun Ene bile zamanında Eczacıbaşı'nda takıma giremediğinden, Ortaköy'e gönderilmiş bi' ara. Ya sahi, Orhun Ene'yi kesen 3 oyuncu kurucu şimdi nerdeler acaba?-((

vselcuk dedi ki...

Caja Laboral macı bu yılın en zevkli macıydı bence