28 Nisan 2010 Çarşamba

F.Bahçe Ülker: 83 - Bornova Bld: 58 (İlk Raund Fener'in)

Bugün başlayan bir diğer çeyrek final serisinde maça hızlı giriş yapıp ilk 13 dakikada farkı yirmi kapısına kadar yaklaştıran F.Bahçe Ülker'e, devrenin kalan altı buçuk dakikasında hızlı oyunuyla yarattığı 22-9'luk bir seri ile cevap verdi Bornova Belediye. Fakat aynı senaryoyu ikinci yarının başında da oynayan F.Bahçe Ülker, bitime yedi dakika kala skoru 67-47'e taşıyarak maçı koparma noktasına getirdi yeniden. Öldürücü darbeyi vurduğu bu ikinci seriyi oluştururken Bornova'nın elinden Shipp kozunu alışı da muhtemel bir ikinci cevap olasılığını ortadan kaldırdı F.Bahçe Ülker için. Maçın başındaki ilk yumruktan sonra sersemleyen ama hemen ayağa kalkmayı başaran Bornova, ikinci sert yumrukta ise nakavt olmaktan kurtulamadı bugün (83-58).

Bandırma'da tıklım tıklım dolu salonla yaratılan keyifli basketbol ortamında yılın en zevkli maçlarından birini izledikten sonra bomboş Abdi İpekçi'ye adapte olabilmek pek kolay olmadı açıkçası. Ben ekran başında bu sorunu yaşarken parkede de Bornova ekininin ilk on dakikada henüz play-off havasına giremediğini gördük. İkinci çeyreğin başında sakatlıktan dönen Ukic'in de sahaya girişi ile karşı sahada verimliliğini arttıran F.Bahçe Ülker, 13 buçuk dakika geride kaldığında 32-16 önde olan taraftı. Serinin sonucunu etkileyecek en önemli faktör olarak söylediğimiz topun boyalı bölgeye inmesi gerekliliğine iyi çalışmış sarı lacivertliler. Bunu gördük bu dönemde. Onüç dakikada yaratılan onaltı sayılık marj yeterli olarak görülebilirdi F.Bahçe Ülker için eğer rakip Bornova Belediye olmasa idi şayet. Zira sezon boyunca skorborddan bağımsız olarak kendi oyun şablonunu sahaya yansıtan takımlardan biriydi Bornova. Bugün de yaptılar bunu. Ve devreye kadar olan altı buçuk dakikalık sekansda 22 -9'luk bir seri yaratarak devreye sadece üç sayı farkla, 41-38 yenik girdiler. Onüç dakikada üretilen 16 sayının ardından, altı buçuk dakikada gelen 22 sayı. Bu sekansda Yalçın ve Serdar Yavuz'dan gelen 8 sayılık oyun da etkiliydi tabii. Seri öncesinde dikkat çektiğimiz noktalardan biri de buydu.

Maça oldukça yüksek şut yüzdesiyle başlayıp maçı koparma imkanını yakalamışken soyunma odasına yalnızca üç sayı farkla önde girmek ev sahibi takımın beklediği ve istediği senaryolardan biri değildi şüphesiz. Ama koç Aclan Kavasoğlu'nun da bunu pek istediğini söylemek doğru olmaz herhalde. Rakibin istim üstünde olmasını sağlayacak bir skor bu. Onlar için gerekli olan şey ise rakibi uyutmaktı bana kalırsa. Devre boyunca tempoyu düşüren ve sezon boyunca oynadığı oyunun aksine açık sahada değil rakip yarı sahada yarısaha hücumu yapan bir Bornova vardı sahada. Gerçi farkı kapattıkları dönemde biraz olsun kıpırdandılar. Kendi sistemlerinin epey dışında oynadıkları bu devrede Shipp yalnızca bir isabet bulabilmişken maçın içinde kalabilmeleri de önemliydi onlar adına. F.Bahçe Ülker cephesinde ise tam dokuz oyuncunun bir şekilde skora katkı verişi ise iki takım arasında kadro genişliği hakkında söylenebilecek herşeyi fazlasıyla özetliyordu.

Soyunma odasının duvarları ' Savunma yapıyoruz beyler..!' diye çınlamış olacak ki ikinci yarının başlaması ile kendi çemberine giden yolların tamamında ilk devreye göre birkaç kat sert savunma gördük F.Bahçe Ülker'den. Üst düzey bir savunma değildi belki ama bu seviye için de fazlasıyla yeterliydi demek yanlış olmaz bu savunma düzeyi için. Hücumda zorlanmaya başlayan Bornova'nın en etkili hücum silahı Shipp, önce Ömer Onan'ın sportmenlik dışı faul aldığı pozisyonda teknik faul alıp ardından da Ukic'e üç sayı çizgisinin gerisinden şuta kalkmış iken müdahalede bulununca dört faul ile kenara geldi. En etkili hücum elemanını kaybeden Bornova, bu çeyrekte yalnızca yedi sayı üretebildi. Buna karşın F.Bahçe Ülker'de 6 sayı 3 asist ile oynayan ve bu çeyrekteki 21 sayının yarısının yaratılmasında pay sahibi olan Ukic - Preldzic ikilisi dengeyi ev sahibi lehine bozan isimler oldular.

Greer'in turnikesi ile bitime 07.30 kala skorbordda 67-47'i gördük. 12 buçuk dakikada 26-9'luk bir F.Bahçe Ülker serisini işaret ediyor bu skor bize. Bitime yedi dakika kala kapıyı kapatmış oldu böylece sarı lacivertliler. Kalan dakikalarda oyunun bitse de gitsek modunda olmasına karşın Bornova'nın ikinci yarıda yalnızca yirmi sayı üretebilişi ve sezonda maç başına 76.9 olan hücum ortalamalarının bu maçta yalnızca 58'de kalışı maçın da ufak bir özeti aslında. Son çeyreğin ortasına gelmeden beyaz havluyu attı zaten koç Aclan Kavasoğlu da. Yabancı oyuncularını yanına aldı ikinci maçı düşünerek. İkinci yarıdaki savunması ile seride 1-0 öne geçmeyi başaran F.Bahçe Ülker ile Bornova Belediye arasındaki ikinci maç cuma akşamı yine Abdi İpekçi'de olacak.

F.Bahçe Ülker (83):
Roko Ukic 15 (1 ribaund- 5 asist), Mirsad Türkcan 15 (7 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 8 (1 ribaund), Semih Erden 10 (1 ribaund), Damir Kaan Mrsic, Gasper Vidmar 9 (9 ribaund), Lynn Greer 11 (1 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 2 (2 ribaund), Tarence Kinsey 2 (3 ribaund), Emir Preldzic 11 (8 ribaund- 5 asist)

Bornova Bel. (58): Josh Shipp 13 (1 ribaund), Umutcan Özyıldırım (1 asist), Umut Durmuş 4, Yalçın Azizmahmutoğulları 7 (6 ribaund- 3 asist), Tyler Smith 10 (5 ribaund- 2 asist), Çağdaş Doğan 5, Frank Elegar 14 (4 ribaund), Serdar Yavuz 5 (1 ribaund), Cüneyt Erden (2 asist)

3 Yorum Yapılmış:

efesliler dedi ki...

As gazetesinde Fenerbahçe Ülker'in Neven Spahija ile ilgilendiğine dair bir haber çıktı:

http://www.as.com/baloncesto/articulo/fenerbahce-quiere-fichar-neven-spahija/dasbal/20100429dasdaibal_5/Tes

saLsa dedi ki...

Teşekkürler.. Kullandım haberi..
Sevgiler..
Anıl..

amigobornova dedi ki...

Savunma yapacağız beyler!...
(tabiki hakem abilerimiz de bu sertliği görmezden gelirler:))
Herhalde parantez içini yazamadınız. Olsun ben yazayım. Bunu Fenerliler istememiştir belki ama akıllarından da geçmiştir.
Bizim sahamızda oynağımız hiçbir maçta sert savunmamıza izin verilmiyor, hemen düüüt, faul canım. TVden izlerken anlaşılmıyor ama önceki maçlarımızda da gördük hakem abilerimizin biri anyayı biri konyayı gösteriyor bir türlü anlaşamıyor ve her nedense hep karşı tarafın lehine karar veriliyor. Bizimkileri resmen dövüyorlar ses yok.
Kadrosu dar olan takım ancak kendini bu kadar koruyabilirdi, maçı hızlandırırsa ne olacağını, karşı takımın gücünü bildiğinden.
Hakem abiler bunu bilmiyormu???Bırakın kardeşim kazanan kendi kazansın, gücü varsa zaten kazanacak maçı. Sizin düdüklere ihtiyaçları yok ama sizin düdüklerinize kendinizin ihtiyacı var sanırım...