27 Nisan 2010 Salı

Zor Zamanda Ateşten Gömlek

Kasım ayının ortasında ortaya çıkan Tufan Ersöz Görünümlü Cemal Nalga skandalının ardından göreve gelen Cem Akdağ - Cihansever Yeşildağ ikilisi kariyer planlamaları farklı yönlerde iken hiç akıllarında olmayan bir görevi üstlenmişlerdi. Cem Akdağ'ın tabiriyle ateşten gömleği. Kendi kurmadıkları bir kadroyu, sezon başında kurulan kadronun temel taşı olarak nitelendirilen Cemal Nalga'sız şekilde devraldılar üstelik. Sakatlıktan dönen ve taraftarın bu skandal öncesinde en sevdiği isimlerden biri olan Tufan'ı kaybederek yola başlamak da cabası. Eksi beş puan cezası ile birlikte ligin son sırasına yerleşen bir takımı devraldılar. Camianın içerisinde bulunduğu kaos durumu Olağanüstü Divan Kurulu Toplantısına kadar evrilmişti aynı günlerde. Oyuncuların içerisinde bulunduğu psikolojik durumu tahmin etmek zor değil. Dört yabancı oyuncu da ilk kez Türkiye'de forma giyecekleri bu sezonun hemen başında hiç beklemedikleri bir durum ile karşılaştılar. Böyle durumlarda biz genellikle takımı terkeden yabancı oyuncu profillerine alışığızdır ülke olarak. Fakat Okan Çevik'in sezon başında kurduğu ve beş hafta boyunca verimli kullanamadığı Bosman odaklı kadro işe yaradı bu kez. Avrupa basketbolunu bilen, basketbol ahlâkı ve herşeyden öte giydiği formaya saygısı olan dört yabancı oyuncu Galatasaray Cafe Crown'un gelecek haftalarını şekillendiren isimler oldular.

Önce Washington'ı dizginledi bu ikili. Ocak ayında Galatasaray dergisine verdikleri röportajda ' Oyuncunun kalitesine saygı duyuyoruz; ancak bazı sıkıntılar, oyun kurucudan da kaynaklanıyor.' diyerek özetliyordu bu durumu Cihansever Yeşildağ. Ligin ikinci yarısında ise D-Wash'ı altıncı adam konumuna sokarak taçlandırdılar bu hamleyi. Ardından Jasaitis'e çizilmiş perdeden çıkıp şut attığı setleri izlemeye başladık, haftalar geçtikçe. Takımla beraber sadece beş idmana çıkıp kazandığı Daçka maçının hemen ardından sıcağı sıcağına, ' Oyuncularımı tanımaya başladıkça, onların bireysel özelliklerini daha fazla kullanmaya çalışacağız. Oyun setlerimizi buna göre şekillendireceğiz.' diyordu koç Cem Akdağ. Onu tanıyanlar için bilindik açıklamalardı aslında bunlar. Galatasaray bayan takımının altı kişilik kadrosuyla kendinden kat be kat güçlü Fenerbahçe'ye karşı play-off final serisinde deplasmanda maç alıp, son topa kadar direnebilmesinin ardında yatan temeller Sophia'ya çizilen orta mesafe yüzü dönük şutlar, Işıl Alben - Petra ikili oyunları ve saha içinde Vickie Johnson'a emanet edilen direksiyondu. Cem Akdağ'ın oyuncularının ayırt edici özelliklerinden yararlanmayı başaran bir koç olduğunu çok iyi biliyordu, onu yakından takip edenler.

Haftalar geçtikçe oyuncularını daha iyi tanıdı koç. Tanıdıkça sahada şekillenen oyun da güzelleşmeye başladı. Oynadığı oyundan keyif almaya başlayan takım izleyenlere de fazlasıyla keyif verip bolca adrenalin salgılatmaya başlayınca tribün de yavaş yavaş dolmaya başladı. Verilen cezaların ardından sarı kırmızıya gönül verenlerin dahi umutsuzluğa düştüğü bir ortamda, oyuncularını bir amaç ve inanç doğrultusunda birleştirmeyi başardı Yeşildağ&Akdağ ikilisi. Teknik adamlığın sadece parkede gördüğümüz basketbol temelli işler ile kısıtlı olmadığını, bir iletişim sanatı olduğunu da en net şekilde bir kez daha görmüş olduk bu vesileyle. Takımı sahiplenen yabancı oyuncuların profesyonel kariyerlerini tehlikeye atarak parkeye çıkmak istemeleri de bu iletişim kısmında ne kadar başarılı olduklarının bir ispatı. Adalesinde yırtık olduğu için tüm haftayı idman yapmadan geçiren, maç sabahı gelip sahaya çıkmak istediğini söyleyen ve maçın ikinci yarısını tek ayağı üzerinde sekerek tamamlayan(herhangi bir abartma yoktur) Washington'ın bu yüreğini, Avrupa'nın kalifiye şutörlerinden Jasaitis'in Aliağa maçında yüksek ateşle sahada olma isteğini normal şartlar altında açıklamak mümkün değil. Önümüzdeki yakın dönemde bu sahneleri tekrar görmemiz de pek mümkün değil ayrıca.

Karakterlerini ve yüreklerini ortaya koyan bu yabancı isimlere verdiği katkı ile atlamamamız gereken ve bu sezonun öyküsünde kesinlikle yer alması gereken bir isim daha var Florya'da. O da Evren Büker. 'Türk oyuncuların skora katkıda bulunmasından çok aktif olarak takımın içerisine girebilmesini istiyoruz. Kendilerini bu takımın sahibi gibi hissetmeleri gerekiyor. Evren Büker hariç. Evren, mükemmel bir oyuncu. Her şeyi yapıyor.' diyor koç Cem Akdağ, yukarıda bahsi geçen röportajda, Ocak ayında. Nisan ayının sonundayız ve Evren için 2009-2010 sezonunu bir kaç cümlede özetleyebilir misin derseniz, bu cümlelerin altına şu anda imza atabilirim sadece. Bursa'daki gelişiminin ardından bu gelişimi devam ettirebileceği bir takıma transfer olduğu için sevinmiştim sezon başında Evren Büker için. Elbette o dönemde kafamdaki senaryo bu değildi ama bu zor durumda bu karakteri ortaya koyabilmesi, çok farklı bir konuma soktu Evren'i G.Saray Cafe Crown taraftarları için. Uzun yıllar sonra taraftar tarafından benimsenen ve bu kadar sahip çıkılan bir kadronun en önemli Türk oyuncusu olmayı başardı. Üstelik takımda yıllarını G.Saray camiasında geçirmiş oyuncular bulunurken, henüz ilk sezonunda başardı bunu Evren.

Başlıktaki fotoğraf ise bu haftasonu oynanan G.Saray Cafe Crown - Bornova Belediyesi maçından. Bütün sezonun emeğinin son kırk dakikaya sıkışmasının sıkıntısı okunuyor iki teknik adamın da surat ifadesinden. Kırk dakikanın sonunda ise görmeye pek alışık olmadığımız şekilde kendinden yaşça büyük olan yardımcısına sarılan Cem Akdağ ile Cihansever Yeşildağ ikilisinin suratlarında uzun süren bir fırtına ortasında okyanusta kalan gemilerini limana yanaştırmanın büyük sevinci ve haklı gururu vardı. Bayan takımının ardından erkek takımında da gösterdiği bu başarı ile Galatasaray'ın basketbol şubesinin son dönemine önemli bir imza atmıştır Cem Akdağ. Bu imzanın kalıcılığı adına görevde kalması ise bir yönetim tercihi değil zorunluluk olmalıdır bana kalırsa.

13 Yorum Yapılmış:

maliano dedi ki...

Süper olmuş Çağlar eline sağlık. Cem Akdağ'la devam edilmemesi skandal bir karar olur bence de.

saLsa dedi ki...

Sabah sabah güne böyle güzel bir yazıyla başlamak.. Bundan daha iyi anlatılamazdı herhalde Cem Akdağ..

Son temenniye ben de katılıyorum, takımda kalmalı mutlaka ama kalmazsa da 'Kulübün çocuğu' diye kalmaz. Git dendi mi gider, gel dendi mi gelir ya nasılsa, o yüzden. Yoksa onun da kafakağıdında Türkiye değil de başka bir yabancı ülke yazsa, çoktan bol sıfırlı bir kontrat konmuştu önüne.

Her neyse ya, Cem Akdağ bu yılın en iyi işini yapan koçlarından biridir, açık ve net.

Semih Ural dedi ki...

Hoca ve oyuncular için bu sezon ne söylense az. Ateşten gömleği geçtim şubeyi cehennemden çıkardılar tabiri caizse.

tarski dedi ki...

Soyle seyler denir hep: "Ataman'in oldugu yerde hedef sampiyonluktur", "Ataman hirslidir", Ataman'in "yenilgiye tahmmulu yoktur" vs vs.

Saniyor musunuz ki Akdag&Yesildag ikilisi daha az hirslidir. Ama Ataman gibi bunu bir kibire cevirmezler. En buyuk kaliteleri bu bence. Bornova macindan sonraki konusmalarindan sonra bile hemen Kavasoglu ve Bornova takimini ovup tebrik etti. Kendisi icin boyle onemli bir mactan sonra bile. Bu bbl'de pek az gordugumuz bir durus. Sirf bu yuzden bile Akdag Yesildag ikilisini seneye takimlarini basinda gormek istiyorum.

Gökhan dedi ki...

@Anıl Bey,

Bir yazıda Hakan Demir için bekliyoruz?

norton dedi ki...

Çok büyük bir iş başardılar çoğu koç kariyerini düşünüp bu sene takımı almak istememiştir ama koçluk zaten risk alabilmektir düşen takımın hocası olmak istemeyenler bu tarihi geri dönüşün zaferini kaçırdılar... oyunculari ve stuff ı kutlamak lazım.. bende Akdag Yesildag ikilisini seneye takimlarini basinda gormek istiyorum.

bonzo dedi ki...

Bir fenerbahçeli olarak ama daha da önemlisi bir sporsever olarak bu iki güzel insanı yaptıklarından dolayı kutluyorum. Bence bu sene başardıkları şampiyon olmak kadar zor ve önemli bir işti.
Seneye galatasaray'ın yanlışlarından arınarak, basketbola heyecan katacak bir kıvamda hazır olmasını isterim. Çünkü bence rekabetin asıl gerçek tadı müessese kulüpleriyle olandan değil, galatasarayla yarışmaktan geliyor.

CaRtMaNtR dedi ki...

Şu kadro ve şu kimya tutmuşken bir ilk yaşansın D-Wash, Rancik ve Jasaitis takımda tutulsa. Teknik ekibede dokunulmasa. Birde üstüne Telekom ile Fenerbahçe-Ülker birleşmesi benzeri bir güç birliği yapılarak eldeki yerli kadroya eklemeler yapılsa Tutku, Dudley, Bekir ve Ümit gibi isimler kadroya dahil edilse birde çok çok kaliteli bir 4. yabancı takıma dahil edilse herhalde seneye şampiyonluğa oynayacak kadro kurulabilir. Birde Türk Telekom Arena kapsamında stad çevresinde bir basketbol salonu yapılırsa yıllardır özlenen zirveye oynayan takıma kavuşulur 1-2 sene içinde.

onur dedi ki...

Bir de Aliağa Petkim maçında 2 kez +15 sayıya çıkan fark erirken maçı kenardan seyretmeseydi "büyük koç" kategorisine girebilirdi kendisi. Maç öncesi motivasyonu ve sezon boyunca planlaması süper, ancak maç sırasında "fark yaratacak hamle" yi yapamıyor bence. Yine de takım kimyası tutmuşken, taraftar sahiplenmişken devam etmeli. Zaten benim eleştirilerimi de karşılayacak kapasitesi olsa idi sanırım kalmazdı bu topraklarda...

EmreKSK dedi ki...

vay be Gokhan, Hakan Demir'den soguttun be arkadas.

fuat dedi ki...

@ EmreKSK

:)))

KskHyTr dedi ki...

O değilde hakan demir okuyormudur acaba bu postları:) tanışmışmıdır gökhan kadeşimizle:)))

FFM dedi ki...

bende bir fenerli olarak renktasim bonzo kardes in yazininin altina imzami atarim:)