6 Mayıs 2010 Perşembe

Ceyhun Altay Röportajı (Salsabasket Özel)

Salsabasket okuyucuları tarafından 2009-10 sezonunda 'Yılın En Çok Gelişim Gösteren Oyuncusu' seçilen Aliağa Petkim oyuncusu Ceyhun Altay ile bu ödülü, bu sezonu ve gelecek sezon neler yapacağını konuştuk. Önümüzdeki günlerde babalık heyecanını tadacak Ceyhun'a Salsabasket olarak şimdiden 'Allah analı babalı büyütsün' diyor, bu keyifli röportajı okumak isteyenleri de şuraya bekliyoruz.

- Salsabasket okurları tarafından 'Yılın En Çok Gelişim Gösteren Oyuncusu' seçildin. Önce bu ödül hakkındaki yorumlarını alarak girelim konuya.
Tercihini benden yana kullanan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bu ödüle layık görülmek çok güzel bir duygu. Salsabasket gibi hem yazarları hem de yorum bırakan okuyucuları oldukça bilinçli bir siteden bu ödülü almak da ayrıca güzel tabii.

- Peki nasıl oldu bu gelişim? Sürpriz bir şey olmasa gerek senin için?
Geçen sene Aliağa Petkim'de Mete Babaoğlu vardı koç olarak. Sağolsun beni oynatıyordu ama sonrasında kulüpte yaşanan mali sıkıntılar ve yabancı oyuncuların kulübü terketmesiyle her yerli oyuncu gibi benim de sorumluluklarım arttı. Murat Aşkın yönetiminde ligde kalmayı başarırken sene içindeki duruma göre son maçlardaki rolüm farklılaşmıştı. Yazın özel kondisyonerim Ferhat Çiçek gözetiminde çok sıkı bir çalışma temposu geçirdim. Zayıflama olsun, atletizm olsun, her konuyla özel olarak ilgilendi kendisi. Bu sayede oyunumu daha da geliştirdim, savunmamı sertleştirdim, şutlarım daha yüzdeli oldu.

- Aslında sezon öncesi Bursa'da Cevat Soydaş Turnuvası'nda vermiştin zaten gerekli sinyalleri. Orada seni canlı canlı izlemiş biri olarak bu yılki performansına ben de hiç şaşırmadım.
Evet sezon başında takım yine Murat Aşkın'a emanetti ve Murat hoca bana çok güveniyordu, oynatıyordu, sorumluluklarımı arttırmıştı. Ama hem Bursa'da hem de sonrasındaki hazırlık maçlarında sonuçlar istediğimiz gibi olmayınca daha lig başlamadan kendisiyle yollar ayrıldı. Yerine Halil Üner geldi. Halil abi benim Daçka'da A takıma çıktığım zaman ilk koçumdur. 4 sene beraber çalıştığımız için birbirimizi çok iyi tanıyoruz. O da sağolsun takımdaki en aktif rollerden birini verdi bana. Sonuçta iyi bir çalışmayla geçirdiğim yaz dönemi ve artan sorumluluklarım birleşti, güzel, hoş, gerçekten istatistiksel anlamda gelişim gösterdiğimi kendimin de hissettiği bir sezon geçirdim.

- Peki takım olarak nasıl geçirdiniz sezonu? Daha üstlerde olma şansınız varken, ligin sonlarına doğru aldığınız peşpeşe yenilgilerle bir anda küöe düşme potasına kadar indiniz? Sonunda kümede kalındı ama sanki biraz daha yukarılarda tamamlanabilirdi gibi lig?
Dediğin gibi ligin 16. haftasında biz 7. galibiyetimizi almıştık zaten. Önümüzde Daçka deplasmanı ve iç sahada oynayacağımız Antalya BŞB maçları vardı ki, biz bu iki maçı da alıp Play-Off için iyice iddialı duruma gelmek istiyorduk. Ancak o iki maçı da kaybettik. Sonra çok kritik 2 galibiyet aldık hemen bu yenilgilerin üstüne. Mersin deplasmanı ve iç sahada kazanılan Telekom maçları bizi yeniden rahata kavuşturdu derken kalan 10 maçta sadece 2 galibiyet alabilmiş olmamız küme düşme riskini neden hissettiğimiz sorusunun da cevabı aslında. Play-Off yapılabilirdi, en azından kovalanabilirdi ama şartlar istediğimiz gibi gelişmedi. Yine de Aliağa ilçesini ve insanları kümede kalarak sevindirdiğimiz için sevinçliyiz tabii.

- Sözleşme durumun ne alemde? Yeni sezon için herhangi bir planlama var mı?
Sözleşmem bitti. Tek yıl tek yıl imzalamıştım zaten Aliağa ile. Şu anda sözleşmem bitti. Ben kişisel idmanlarıma başladım şimdiden. Çünkü önümüzdeki günlerde babalık sevinci yaşayacağım kısmetse, o sırada antrenmanlardan uzak kalabilirim. Erken başladım idmanlarıma. Açıkçası yeni sezon için elbette teklifler gelecektir. Ama şu an için bunları pek düşünmüyorum. Babalığa konsantre olmuş durumdayım ve kişisel idmanlarıma tabii. Zamanı geldiğinde kulübümle konuşurum, sonra eğer gelmişse teklifleri gözden geçiririm. Hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun. Aliağa'da kurulu bir düzenim var, ilçedeki insanlar da beni çok seviyor ama ne kalırım ne de kalmam diye bir şey şu aşamada söyleyemiyorum.

- 25. haftada Aliağa'da oynayıp da kaybettiğiniz Kepez maçı sonrası eşinin de oturduğu tribünden sana ve eşine karşı kötü bir davranış sergilenmişti. Olaylar çıkmıştı. Biz elimizden geldiğince değinmeye çalıştık konuya ama sen belki biraz daha açıklık getirebilirsin.
Bu konuyu çok fazla deşmek istemiyorum açıkçası. Yaşandı, bitti. Hayatımda yaşadığım en kötü gündü belki de. Kötü bir anı olarak kalacak benimle. Sadece bu kadar detaya girsem bana kızmassın herhalde?

- Biz okuyucuların oylarına göre ödülleri dağıttık. Bir de senin fikirlerini alalım bakalım. Kimdir sana göre yılın takımı?
Bence Banvit ve Pınar Karşıyaka.

- Yılın Oyuncusu?
Açıkçası yılın oyuncusu dediğiniz zaman ben bir takımı alıp götüren, o takımı bir başarıya ulaştıran (ya Play-Off oynatan, ya kupa kazandıran.. vs) oyuncu olarak algılıyorum. Bu yüzden de her ne kadar çok değişik istatistikler yakalasa da okuyucular tarafından en çok oy alan Douby'e bu gözle bakamıyorum.

- Ben de aynı fikirdeyim ve benim oyumun sahibi Shipp'tir mesela.
Bence de Bornova'dan Shipp'i sayabiliriz yılın oyuncusu olarak.

- Peki en iyi savunmacı kimdir? Hem bu bağlamda karşısında oynarken en çok zorlandığın oyuncunun kim olduğunu da öğrenmiş oluruz.
Ömer Onan elbette. O bir ekol bana göre savunma konusunda.

- Yılın en çok gelişim göstereni sana göre de sensin herhalde?
:) Yani evet ben dediğim üzere istatistiksel anlamda da geliştiğimden ötürü kendim de farkedebiliyorum olumlu değişimi ama geçen yıl bu ödülü kazanan Evren Büker'i de atlamayalım. Bence bu yıl gelişimine hiç ara vermeden devam etti.

- Evren'i atlamak olur mu hiç? Evren ligin en formda yerli oyuncusu diye boşuna mı yazıyoruz. :) Peki genç oyuncu kategorisi için fikrin ne?
Bence Birkan Batuk. 2. ligden gelip 1. ligde böyle rakamlar yakalaması ve Play-Off yapan bir takımda bu kadar etkin olması nedeniyle benim oyum Birkan'a.

- Yılın koçunu seçerek bitirelim küçük anketimizi.
Yılın takımı için Banvit ve Pınar Karşıyaka dediysek, yılın koçlarını da o takımlardan seçmek gerek bence. Orhun Ene ve Hakan Demir gerçekten iyi işler çıkarttılar bu yıl. Geldiği günden bu yana bizim takıma verdiği olumlu enerjiyle Halil Üner'i de ekleyebilirim bu iki isme.

- Salsabasket hakkında ne düşünüyorsun peki? Okuduğunu, takip ettiğini biliyorum ama ne zamandır giriyorsun, ilk kimin tavsiyesiyle farkettin ve nasıl buluyorsun?
Salsabasket'i ilk olarak geçen sezon başında bizim takımdaki diğer arkadaşlar sayesinde duydum. 'Ya bak böyle bir site var, adam çok dobra yazıyor herşeyi' dedilerdi. Hakikatten de girdiğim günden bu yana devamlı olarak takipte kalmamın en büyük nedeni de bu dobralık. Çevremde birçok insan var ki 'Adam hislerimize tercüman olmuş, bizim diyemediklerimizi demiş yine' şeklinde tepkiler veriyorlar. Bunlara ben de dahilim. Yanlış giden şeylere verdiğin tepkilerle birçok kişinin duygularına tercümanlık yaptığına emin olabilirsin. Bu açıdan süper bir site bir kere. 2 senedir takip ediyorum, çok da keyif alıyorum yazdıklarınızı okumaktan.

4 Yorum Yapılmış:

dejavu dedi ki...

Umarım yoluna bu sezon aldığı dakikalarını devam ettireceği ve gelişimini sürdürebileceği bir takımda devam eder. Aliağa'yı ligin en fazla top kullanan takımı yapan sistemde önemli bir adım attı ama farklı kimliklerdeki takımlarda da başarılı olabilir bence.

Ceyhun'un da 'Yılın Ödülleri' seçimlerini öğrenmiş olduk, bu arada. :)

Juan y Fer dedi ki...

There is a good analysis of the Euroleague Final Four, written by the agent of the great Papaloukas and Cenk Akyol. The article is in English.

http://www.factual.es/deportes/2010/05/06/25041

MixBasket - Ozan Aktay dedi ki...

Pek farklı cevaplar vermemiş. :)

cenk dedi ki...

KARDEŞİM CEYHUN YAKIŞIR SANA HELAL AMA BİZ SENİ ÇOK SEVİYORUZ ALİAĞA DA GÖRMEK İSTİYORUZ