5 Mayıs 2010 Çarşamba

'Derin' Telekom

Maç yazısının sonunda 'Ne yalan söyleyeyim, Telekom'un şu yapısıyla yarı finali görmesini hiç ama hiç istemedim' diyerek hislerime bir şekilde tercüman olmuş aslında Anıl. Bu sezon pek çok maçını Mali ile beraber salondan takip ettiğimiz T.Telekom için bugünkü karşılaşma kazan ya da evinde otur maçı olduğundan salondaki yerimizi aldık yine. Pazar akşamı salonun ışıklarını kapatıp çıktığımız için Telekom'u destekleyen grubun bugüne özel hazırlandığını biliyorduk. Ve bu nedenle herzamanki yerimizden vazgeçip salona daha hakim ve daha emniyetli olan bir köşeyi tercih ettik. Bütün gerçekler o kadar net gözüküyordu ki oturduğumuz noktadan hani bir ara ciddi anlamda rahatsız olduk bu gerçeklikten. Öyle ki Mutlu'nun son saniyede gelen üçlüğünün ardından 30-16 Telekom üstünlüğü ile kapatılan çeyrek arasında, maçı Beşiktaş Cola Turka'nın çift haneli farklarla alacağına konusunda hemfikirdik. İki sayıyla yanıldık ya neyse. :)

Serinin ilk maçını bugün ilk çeyrekte altı şut kullanıp, arkadaşlarına pas vermeden on dakikayı tamamlayan bir oyuncu sayesinde kazanmıştı Telekom. Teknik ekibin Wilson'ın ilk maçtaki anormal şut yüzdesinin her maçta devam edeceğini düşünmesi bu serinin sonunu hazırlayan temel faktör şüphesiz. Wilson ve Davis'e futbol tabiriyle 'çerçeveyi gördüğün yerden vur' denilmiş. Tanık olduğumuz sahnelerin başka izahı olamaz. Takımdaki yerliler de hallerinden memnun olduğu için bu duruma ses çıkarmayınca bu ikili bugün büyük kısmı el üstü olmak üzere tam 34 şut kullandı. Şu tablonun ardından isabet sayısı kesinlikle önemsiz. Akatlar'da olduğu gibi ikisinden birinin sıcak bir gününe denk gelir ve kazanırsınız. Atlanılan temel nokta bir galibiyetin değil üç galibiyetin seri galibini belirliyor olması. Şutlar girmeyince peki? Olsun, bir tane daha atarız. O girer. Ya o da girmezse? E bir tane de atarız, elbet girer. Şu beş cümle Telekom için son beş sezonun özetidir. O şutlar girdiğinde de ancak günlük başarı gelir ve tüm bunların neticesinde bu seride olduğu gibi evinizde süpürülürsünüz böyle. Üstelik Chatman ve Baxter ikilisinin ardından hücum gücünün %60'ını kaybetmiş bir takıma karşı ezilerek.

İlk çeyrekteki o muazzam şut performansıyla yakaladığı marjı koruyarak bugün maçı kazanabilirdi Telekom. Eğer o otuz sayının ardından topu içeriye indirebilmeyi düşünselerdi. Fakat şutların sürekli olarak gireceği konusunda yaygın bir inanç var Telekom cephesinde ve bu inanca sıkı sıkıya bağlılar. Hücumda akışkanlık kavramından da bihaber oldukları için top eline gelir gelmez potayı düşünüyor tüm oyuncular. Başta Davis ve Wilson olmak üzere. Top nasıl olsa bir daha elime gelmez görüşü hakim oyuncularda net olarak. İkinci maçın ardından maç yazısında ' Telekom'un hücum başına pas ortalaması 1.1 civarında.' diyerek açıklamıştı durumu Kaan Kural. Bu takımın savunmada aynı sayıyı en az altı - yedi kez üstüste yemesi de bu anlamda şaşırtıcı değil elbette. Brad Newley'in bu üç maçtaki pozisyonlarını yanyana koyalım, bir saatlik klip olur herhalde. Karakteri ve duruşu olan bir takım izin vermez aynı setten maç başına 10 küsur sayı yemeye. O sayıyı yine yersiniz ama o şekilde yemezsiniz. Bu bir duruştur çünkü, herşeyden önce oyuncuların kendisine saygısıdır. Ama dediğimiz gibi herkes halinden memnun Ankara'da. 22.6 sayı ortalaması ile takımının en etkili ismi oldu bu seride Avustralyalı oyuncu, onu da ekleyelim.

Parkedeki gariplikler olsa tüm sorun, herşeye rağmen insan ümitvar olabilir. Ama sorun tablosunun belki de en ufak parçası parkede oynanan oyun. Salonun otoparkına girip arabanızı parketmenizle harekete geçiyor Telekom gerçeği. Otopark görevlisi ücreti aldıktan sonra 'Bilet lazım mı abi?' şeklindeki net bir soruyla devam ettiriyor muhabbeti. Tabii bu esnada elindeki tomar halinde bulunan protokol ve normal tribün biletlerini de göstermekten geri kalmıyor. Teşekkür edip, devam ediyorsunuz gişelere doğru. Ama dedik ya hareketli bir gerçek bu. Gişelere kadar en az üç farklı kişi daha aynı soruyla geliyor: 'Bilet lazım mı abi?' İki liranızı gişeye verip, içeriye girince herşey hallolmuş değil elbette. Basın tribünün ve yayıncı kuruluşun yayın yaptığı masada etrafa tükürük saçarak zıplayanlar karşılıyor sizi. Geçen maçta yayındaki İlker Duralı'nın bu sahnelere bir bakışı vardı ki anlatılmaz yaşanır cinsinden.

'Şehitler aşkına herkes ayağa' diyerek tüm salonu ayağa kalkmaya davet ettikten sonra, doğal olarak salon da kayıtsız kalmıyor bu isteğe, pınarbaşı melodisiyle Telekom tezahüratı başlatan bir taraftar grubu da cabası. Bu ülke tribünlerinde çok şey gördük hepimiz ama bu yapılan iğrenç gerçekten. Buna izin ve yol verilmesi de hepsinden kötü. Hoş, bugün sayıları az olsa da farklarını ortaya koyan bir Beşiktaş'lı kitle vardı salonda. Bu iğrençliğe 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' kontrası ile gereken cevabı verdiler ve salondan da ciddi bir alkış aldılar. Alkışlayanlar kim miydi? Hani Merih Çakıroğlu'nun her açıklamasında yakındığı ve bizi yalnız bırakıyorlar, maçlarımıza gelmiyorlar dediği Ankaralı gerçek basketbolseverlerdi alkışlayanlar.

O alkışın altında yatan ve iyi okunması gereken o kadar çok şey var ki. Bunların hiçbirinin üzerinde bu yazıyı yazarken harcadığım zaman kadar bile düşünmeyecek bir yönetim anlayışı olduğu için ne desek boş tabii. Uğur Öğüt, Pertev Öngüner, Erdinç Balto gibi altyapılarda umut vaadeden bir jenerasyon oluşturulmuş Genç Telekom bünyesinde. Finansal sıkıntısı zaten hiçbir zaman olmadı. Salonunu temizleyerek gerçek sahiplerine bıraksa ve üç senelik periyotta bu gençler üzerinden şekillenecek bir şampiyonluk rotası çizse kendine. Son beş yılda milyon dolarlar harcayıp sadece bir Türkiye Kupası kazanabilmekten daha acı olmaz herhalde Telekom için bu planın uygulamada başarısızlıkla sonuçlanması.

7 Yorum Yapılmış:

maliano dedi ki...

Türk Telekom çıktısını alsın ofisin duvarlarına assın.. Eline sağlık çiko..

yunus dedi ki...

telekomun link ışığı yanmıyor

M.Halis dedi ki...

Dün mactaydim bende, bi kere omru hayatim boyunca bi takim tarafindan bu kadar ard-arda mola alindigini gormedim,
ayrica yazinin sahibi arkadasta yazisinda neden eski bir macin resminin kullanilmasina izin vermis ,hayret verici bir durum....
BU TAKIMA EL-AMIN LAZIM KARDESIM.....

dejavu dedi ki...

@M.Halis;

Dünkü maçtan bir fotoğraf kullanılmamasında hayret verici birşey yok. Son beş sezona ait herhangi bir maçın fotoğrafını seçebilirdim, değişen hiçbirşey olmadığı için, arşivden bunu aldım.

Çağlar

Gökhan dedi ki...

Sayin Merih Çakiroglu sen mi antrenörsün ricky davis mi?Yol yakinken birak basketbol antrenörlügü eskaza normal bir takimi galibiyetsiz küme düsürsün

cemcomu dedi ki...

istatistiklere şöle bi baktımda wilson gibi bir adamın 14 tane 3 lük denemesine izin veren kenar yönetimi olan bir takımından ne beklenirki yazık onca paraya, bir önceki maçta atılan sacma 3 lüklerden sonra çakıroğlunun ercüment suntere dönüp dert yandığnı gördüm oda tepki vermedi bile bu anlayışla seride 1 maç almaları başarı oldu ....

Kapkan dedi ki...

TT artık Gs ile birlşem zamanı geldi galiba.