8 Mayıs 2010 Cumartesi

Özverili Üvey Evlatlar

Serinin ilk maçında Akatlar'da kaybederek sezon boyunca zor şartlarda ortaya koyduğu oyunla elde ettiği saha avantajını yitiren Beşiktaş Cola Turka, deplasmandaki iki maçtan çıkardığı iki galibiyetin ardından 3-1'lik sonuçla yarı finale yükselmeyi başardı. Yakın geçmişte olduğu gibi bu sezonda da finansal sorunlarla mücadele edip, onları sırtlarında bir kamburmuş gibi gören futbol odaklı yönetim anlayışına rağmen yarı finale gelebilmiş olmaları ciddi bir başarı kesinlikle.

Bu başarının elde edilmesinde siyah beyazlı forma için mücadele eden herkesin büyük katkısı olduğu yadsınamaz. Chatman'ın dopingli çıkışı, Lonny Baxter'ın kadro dışı bırakılışı, Perry'nin gelir gelmez sakatlanışı, finansal sıkıntılar vs.. Sezon boyunca konuştuk Beşiktaş Cola Turka özelinde bu can sıkıcı durumları. Bu olumsuzluklara rağmen gelinen nokta gösterilen özverinin ürünü. Fakat öyle birisi var ki, onun bu seride ortaya koyduğu oyun serinin kaderini çizdi. Ligin bitmesine iki hafta kala oynanan Galatasaray derbisi öncesinde parasını alamadığı için takımdan ayrıldığı ve Milano'ya imza attığı söylenen Newley'i o gün salonda ısınırken görünce şaşırmıştık hepimiz. Sorun halledilmiş ve Milano yolundan son anda döndürülerek maça yetiştirilmişti oyuncu. Finansal sıkıntılar sebebiyle gitme niyetini ortaya koyan bir yabancı oyuncunun takımda kalıp ne ölçüde yararlı olacağı soru işaretiydi elbette. Ki ortada aynı sebeple yaşanmış bir Lonny Baxter gerçeği vardı. Sezon ortasında finansal sıkıntıların yanı sıra Likholitov'un gelişi ile sürelerinin azalacağını düşünen Baxter'in Bamberg'e transferi gündeme gelmişti. Daha sonra takıma dönen Baxter, disiplinsiz tavırları nedeniyle kadro dışı bırakılmıştı. Kolay olmuyor yani gitmeyi bir kez olsun aklının ucundan geçirmiş bir oyuncudan, hele ki yabancı ise, gereken verimi almak.

Brad Newley örneğinde de buna benzer bir senaryoyu yaşamak şaşırtıcı olmayacaktı benim açımdan. Ama Newley, önemli bir karakter koydu ortaya. Lig boyunca 15.7 olan sayı ortalamasını serideki üç karşılaşmada 22.6'a yükseltmeyi başaran Avustralya'lı oyuncu bu rakamların yanına eklediği 4.3 ribaund - 2 asist ortalamaları ile takım oyununa da önemli ilaveler sağladı. Hücumun sıkıştığı her pozisyonda sorumluluk almaktan kaçınmayan Newley, özellikle penetreleri ile yıkılmaya yüz tutan Telekom savunmasını paramparça ederek takımını ayakta tutan isim oldu. Takım arkadaşlarının surat ifadelerinden maçın gidişatından pek de memnun olmadıkları anlaşılan dakikalarda üstlendiği rol ile seriyi getiren isim oldu. Hücum sahasındaki bu performansın yanı sıra savunmada da Ricky Davis ile eşleşen ve Amerikalı oyuncuyu seri genelinde el üstü zorlama şutlara mecbur bırakan Newley, Akatlar'da kaybedilen ilk maçta Davis'e yalnızca beş sayı izni verdi. Bu sayı Davis'in Türkiye kariyerinde bir maçta ürettiği en düşük sayı idi. İkinci ve üçüncü maçlarda skora daha fazla katkı vermesine karşın Ricky Davis'in bu baskılı savunma nedeniyle seri boyunca Newley tarafından epeyce rahatsız edildiğini söylemek lazım.

Son dönemde Harry Kewell ve Lucas Neill örnekleri ile Avustralya'lı sporcuların profesyonellikleri hakkında fazlasıyla fikir sahibi olmuştuk zaten. Newley de sezon sonuna doğru yaşadığı sıkıntıya karşın takımda kalıp, çeyrek final serisinde ortaya koyduğu performansla bunun üzerine cilayı çekmiş oldu. Ankara'da yarı final biletini kestikten sonra kendisine uzatılan mikrofonlara oldukça dokunaklı açıklamalar yapan kaptan Haluk Yıldırım'ın çizdiği tabloda bu performans daha kıymetli bir hale bürünüyor şüphesiz. Paraların ödenmediği, sıkıntıların had safhada olduğu bir takım bir eli yağda bir eli balda Telekom'u kendi evinde eze eze saf dışı bıraktı. Bolca özveri ve kocaman bir yürek gerektiren bu başarının sahiplerinin her kuruşunu fazlasıyla hakettikleri maaşlarını alamadığı bir ortamda, Beşiktaş kulübünün Quaresma ile ilgilenildiğini borsaya bildirmesi de ancak bu topraklarda görebileceğimiz bir yönetim anlayışının ürünü.

Henüz Yorum Yapılmamış