2 Haziran 2010 Çarşamba

Bir Oktay Mahmuti Yazısı

Kimisi onun için Naumoski'nin tercümanı olarak geldi der, bu bilgi kesin olmamakla birlikte her ikisinin de nüfus kağıdında Makedonya yazıyor oluşunun bilgiyi güçlendirdiği de bir gerçek. Neyse efendim o kısmı bizi ilgilendirmez, 1968 doğumlu bu basketbol adamının yolu ilk olarak döneminin en sağlam yapılarından biri olan Eczacıbaşı'ndan geçiyor. Orada altyapılarda çalışan Mahmuti, 92-93 sezonunda Efes Pilsen'e yardımcı koç olarak geldi. Aydın Örs eğitim akademisinde palazlandı, 96'daki Koraç Kupası zaferinde yardımcı koç olarak imzası vardı. 99 yılında alınan KSK mağlubiyetinin ardından görevi bırakan Aydın Örs'ün yerine 2 maçlığına da olsa head coach olmuş ve 2'de 2 yapmıştır. KSK'dan bonservis ödenerek alınan Ergin Ataman'ın göreve atanmasıyla kendisini yeniden yardımcı antrenör olarak bulmuştur. Ancak 2001 yılında Ataman da görevi bırakınca, bu kez iş ona kalmış ve 6.5 yıl sürecek olan Efes Pilsen baş antrenörlüğü kariyeri başlamıştır. 2001'den 2005'e kadar lig şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan, arada 3 Türkiye Kupası, 1 de Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanan, 2001'de Suprolig'de Final-4 oynayıp 3. olan Oktay Mahmuti, takımı yıllar boyunca hedefi olan Final-4'a yükseltememenin üstüne son 2 yılında önce Ülkerspor'a sonra da F.Bahçe Ülker'e final serilerinde 4-0 süpürülmeyi ekleyince Efes kariyerinin de sonunu getirmiş oldu. TAU Ceramica ile anlaştı denirken kararını Benetton Treviso'dan yana kullanan çalıştırıcı, kötü başladığı (ilk 9 maçta 2 galibiyet) ilk sezonunda 34 maçın 16'sını kazanarak ligi 10. sırada tamamlarken, ikinci sezonunda çok daha iyi bir performans sergiledi. Ligdeki 30 maçın 18'ini kazanan ve ligi 4. sırada bitiren Benetton, o yıl (o zamanki adıyla) Uleb Cup'da Kızılyıldız'a elenip Final-4'a kalamasa da Oktay Mahmuti turnuvada 'Yılın Koçu' seçilmiş ve büyük bir başarıya imza atmıştı. Bu yılı boşta geçirdi, neden böyle oldu bilmiyorum ama F.Bahçe Ülker'in kendisine olan yakın ilgisinin bu boşta kalışta bir etkisi olduğunu düşünmüyor da değilim.

Kariyeri budur ama asıl önemli olan izlenimlerdir. Onu yıllarca kendi ligimizde izledik, Efes Pilsen'de çalışmasının neticesinde inanılmaz bir Avrupa deneyimine sahip, bunu 2 sezon İtalya'da çalışarak daha da ileri seviyelere getirdi. Vizyonu geniş, gelişime açık kişiliği onun bu tecrübeleri kariyerine pozitif anlamda bir şeyler kattırmıştır mutlaka. Efes Pilsen'de son dönemlerde yoğun eleştirilere maruz kaldıydı ama kimse onun disiplinine, işine saygısına ve en önemlisi de karşısındakine saygısına laf etmedi. 'Bu takım Prkacin'e neden bu kadar bağımlı?', 'Otoritenin dozunu bazen fazla mı kaçırıyor?', 'Bir pas hatası yapan adam hemen kenara alınır mı?', 'Orta seviyede pick'n roll oynayabilen bir takım Efes'i neden kolayca yenebiliyor?', 'Uzundan uzuna pas yapan takımlara neden bir çare bulamıyor?', 'Bu takım ne zaman Final-4 oynayacak?' gibi sorulardı ona yöneltilen eleştiriler. Haksız da sayılmazdı hiçbiri. Ama sonuçta her koçun inandığı bir sistemi vardı ve Oktay Mahmuti de takım içinde sivrilen oyunculardan ziyade herkesin tamamlayıcı bir rolünün olmasını tercih eder, alan savunmasına çok mecbur kalmadıkça başvurmaz, defansif anlayışını birebirde geçilmeme üzerine kurar, ofansta takımın skorerini bazen tek bazen double pickten çıkartır öyle şut attırır. Kimse de ona 'Niye böylesin?' diyemez. Benim naçizane bir eleştirim olabilir kendisine, o da transfer konusunda çok da başarılı olamadığıdır, iyi kadrolar kuramadığını düşünüyorum. En azından Efes Pilsen'de bu böyleydi.

Gelin onu bir de son olarak yıllarca kendisini desteklemiş olan Efes Pilsen taraftarlarından dinleyelim isterseniz, bakalım ne diyorlar?

Burhan Gökalp: Oktay Mahmuti bir semboldür. Dürüstlüğün, çalışkanlığın, azmin ve disiplinin sembolüdür. Her zaman oyuncuları ile yakından ilgilenmiş, onları sahiplenmiş, onlara ağabeylik etmiştir. Mesela; Mehmet Okur Efes Pilsen’deki son sezonunda kafasının NBA’de olmasından dolayı performans düşüklüğü yaşamış, bunalımın eşiğine gelmişti. O dönemde Oktay Hoca onunla yakından ilgilenmiş ve “Sen NBA’e şampiyon Efes Pilsen’in oyuncusu olarak gideceksin” diyip onu kendine getirmiş. Hatta Mehmet’in o dönemde saçlarının uzun olmasından dolayı bant takmasını Oktay Hoca tavsiye etmiştir. İşte bu derece oyuncularıyla yakından ilgilenen pırıl pırıl bir insandır. Boşta geçirdiği 1 seneyi kendisini geliştirerek değerlendiğini düşünüyorum. Kendini basketbola adamış bir insan zaten… Bir Efes Pilsen taraftarı olarak ben de yeri çok ayrıdır. Bu imzadan dolayı buruk bir sevinç yaşıyorum. Ben onun gittiği her yerde başarılı ve mutlu olmasını isterim. Başarılar dilerim sevgili hocamıza.

Önder Sarıkaya: Adam gibi adam, muazzam bir koç. Kişiliğiyle, özel hayatıyla, oturmasıyla, kalkmasıyla, sinirlendiğinde dahi kendisini frenleyebiliyor oluşu ve sahip olduğu özdisiplini ile çok özel biri. Hani Ergin Ataman'a göre çok daha farklı bir coach bana göre. G.Saray için müthiş bir adım, 3 yıllık kontrat yapılması da güzel ama önemli olan ne kadar sahip çıkacakları. Kuyusunu kazmaya ne zaman başlayacakları? İnşallah bunlar olmaz da kafası rahat bir şekilde planlarını uygulama şansı bulur orada. Benim tek bir merak ettiğim konu var, o da Mahmuti'nin G.Saray taraftarlarıyla olan ilişkisinin nasıl olacağı. Zira Efesliler olarak maçlara gitmeye başladığımız ilk zamanlarda bir Beykoz deplasmanında hoca sahaya çıktığında kendisine sevgi gösterisinde bulunmuştuk ama dönüp bakmamıştı bile. Keza son dönemde Efesliler olarak kendisiyle röportaj yapmak istedik, 3-4 ay sonra anca randevu alabildik.

Ahmet Karadağ: Benim dışarıdan izleyebildiğim kadarıyla, kendisi disipline, özellikle bireysel ve takım savunmasına önem veren bir coach. Kendisi zaten ex-yugoslavya kökenlidir. Bu anlamda Aydın Örs ekolünü temsil etmekte. Aynı zamanda kendisi Petar Naumoski'yi Yugoslavya'da Efes adına keşfedip, Efes'e kazandıran insandır. Yani ex-yugoslavya basketbolu ile kökeninden ve dil bilgisinden dolayı bağlantısı kuvvetlidir. Bundan dolayı oraları tanıyan bir coachtur. Artıları olarak özellikle düşük bütçeler ile iyi takımlar kurduğu ve bu takımlara çok iyi, daha doğrusu başarılı basketbol oynattığı söylenebilir. Aynı zamanda kişilik olarak çok efendi, saygılı ve saygıdeğer bir insan olduğunu tahmin ediyorum. İster iş hayatında, ister özel hayatında herhangi bir skandalı duyulmamıştır. Böyle bir eğilimi de yoktur. En azından kendisini daha yakından tanıyan insanların söylediği bu. Bence tek soru işareti: Kendisinin şu ana kadar yüksek bütçeli bir takım, ve bununla bağlantılı olarak da kaprisli "starlarla" çalışmamış olması. Bunun dışında kaprisli yöneticilerle de fazla bir tecrübesi yoktur Sn. Mahmuti'nin :)

Erol Kaya: Oktay hoca sert bir adamdır. Asım Pars'a bağırışları hala gözümün önünden gitmez. 2004, 2005 ve 2006'da 3 kez şanssız bir şekilde final-four u kaçırmıştık ama içimiz hiç de buruk değildi. Çünkü Oktay Hoca sayesinde maçların sonuna kadar savaşıyor, çılgınca mücadele ediyorduk. 2005 çeyrek finalinde Atina'daki maçları hala hatırlarım. 20 sayı geriye düştüğümüz 3. çeyrekten sonra, spikerler 'Artık önümüzdeki seneyi düşünelim' derken, bizim nasıl geri geldiğimizin sırrı Oktay Hoca'nın mantalitesinde yatıyor. Aslında onun da hocası olan Aydın Örs'ün sırrıdır bu. Benim için Oktay Hoca "sonuna kadar mücadele" demektir. Galatasaray'a da büyük katkısı olacaktır, aynen Aydın Örs'ün Fenerbahçe'ye olduğu gibi...

Sertaç Levent: Ben Oktay Mahmuti'nin son 1 senedir neden boşta olduğunu anlamıyorum. Gittiği her yerde, bulunduğu her takımda disiplinle çalışıp başarılı olabilecek ender Euroleague koçlarından. Bir Efes Pilsen’li olarak Galatasaray’ı yaptığı muhteşem işten dolayı tebrik ediyorum ve kıskanıyorum.

Uğur Ozan Sulak:
Açıkçası habere sevinmedim diyemem. Solobasket'in 3 hafta boyunca F.Bahçe Ülker ile anlaştığını yazmasından sonra tedirgin olmuş, "Acaba?" demiştim ama korktuğum olmadı, G.Saray Cafe Crown ile anlaştı Oktay Hoca. Kişiliğine falan kimsenin herhangi bir eleştirisi olacağını zannetmiyorum ancak belki benchten oyuna müdahelesine söz söyleyecekler olabilir. Oktay Mahmuti bir bakıma eski Nets ve NO koçu Byron Scott’a benziyor. Kenar yönetimleri ikisinin de çok iyi değildir, 20 sayıdan maç döndürdüklerini çok az görebilirsiniz. Oktay Hoca’da da biraz bu problem var. Dikkat ederseniz maçın başlarında çalıştırdığı takım oyunu hep forse etmeye çalışır, gereğinden fazla bir gayretle sert savunma yapar. G.Saray taraftarı düşük skorlu maçlara ve kupalara hazır olsun, belki istedikleri keyifte basketbol oynanmayabilir ama başarı gelecektir. TBL’de doğru düzgün savunma yapan kaç takım kaldı ki?

Sonu yine biz toparlayalım. İyi bir kadro kurulabilirse, Oktay Mahmuti faktörüyle mutlaka geçen yıllara göre daha iddialı bir G.Saray Cafe Crown seyredeceğiz. Ama ilk iş olarak iyi bir yerli rotasyonu kurulmalı, sonrasında da kadroya Mahmuti'nin bizzat tanıdığı yabancı oyuncular eklenmeli. Ha bir de işe fazla karışmayıp koça uygun bir çalışma ortamı sağlanmalı. Gerisi kolay.

7 Yorum Yapılmış:

tuna54 dedi ki...

oktay mahmudiyanlış hatırlamıyorsam gerçekte eczacılık mezunudur.istanbulda okumuştur.buda ayrı bir dipnot olsun.

burnovic dedi ki...

Evet, İstanbul Üniversitesi Eczacılık mezunudur.

kobe dedi ki...

oktay hocanin gs basina gecmesi gercekten sevindirici bir olay.Ancak kendisini bekleyen bircok sikiniti oldugunu dusunuyorum ozellikle evren bukeri kaybettilerki bu cok buyuk bi hata oldu.
2.kesinlikle takima kaliteli yerli takviyesi gerekiyor muratcan guler,ozer,tutku acik gibi isimler aklima geliyor takimin iskeleti kesinlikle turk oyuncular ustune kurulmalidir.
3.yabanci olarak gecen seneki yabancilarin bence kadro tutulmasi gerekiyor cok iyi katki verdiklerini dusunuyorum.
oktay hoca ile birlikte cok sert savunma yapan bir gs izliyecegimizden suphem yok.Ancak insallah basketbol disinda faktorler gs etkilemez..

Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU dedi ki...

Başarılı olacaktır. Çok çok beğendiğim bir koç. Dünya'nın sayılı koçlarından.

animal-instinct dedi ki...

Ergin Ataman - KSK - Efes olayı hala yanlış aktarılıyor. Efes Ataman'ı KSY'ye zaten kiralık vermişti. Sezon içinde geri alabilme hakkına sahipti. Bazı KSK'lı taraftarlrın düşündüğü gibi ya da sizin yorumunuzda yazıldığı gibi KSK'yı terk edip Efes'e gelmedi..

vselcuk dedi ki...

Benim bildiğim ise İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde okumuş ama daha sonra okulu bırakmıştır. Aynı sınıfta okuyan arkadasımın ablası söylemişti bunları, onun yalancısıyım

Gurcay dedi ki...

Efes Pilsen taraftarı olarak GS'yi böyle bir seçim yaptığı için kutluyorum. Umarım Cem Akdağ da ekibin bir parçası olur ve Mahmuti ile uyumlu bir çalışmanın altına imza atarlar. Böyle olursa ligimiz başa oynayan yeni bir takım kazanmış olur.