3 Haziran 2010 Perşembe

F.Bahçe Ülker: Şampiyonun Analizi

Türkiye Kupası ve Türkiye Ligi şampiyonu olarak sezonu çifte kupayla kapatan F.Bahçe Ülker, 2010 yılında Final-4 oynayacağız dediği ama daha ilk turdan (çok da kolay bir grupta) elendiği Avrupa arenası hariç lokal anlamda iyi bitirdi sezonu. Avrupa arenasındaki fiyaskoyu halı altına süpürmek için yeterli olamaz bile aslında ama Türkiye gerçeklerinde hayli iyi bir kamufle aracı. 7 mağlubiyetle bitirdiği normal sezonda sadece 3 yenilgi almış, final serisi öncesinde çoğu kesimin açık ara favorisi durumundaki rakibini 4-2 ile geçti ve şampiyon oldu F.Bahçe Ülker. İki takımın arasındaki farkı oluşturan ise uzak ara 'Enerji' idi. PES'te Speed ve Acceleration seviyeleri ciddi derecede açık iki takımın kapışması gibiydi her maç.


Aslında sezon boyunca dediğimiz gibi doğruları yapmıyor F.Bahçe Basketbol Şubesi. Ama ligde doğruları yapan takım da olmadığı için seyircisiyle, enerjisiyle rüzgarı arkasına alabiliyor. Aziz Yıldırım'ın F.Bahçe Acıbadem'den aldığı gaz ve futboldaki başarısızlığı örtme çabaları arasında 'Seneye basketbol ve voleybolda hem erkek hem de kadınlarda Final-4 oynayacağız' gibi iddialı bir ibare kullanması hala bu şubeye insanın şüpheyle bakması için yeterli sebep. Voleybol konusunda bir şey diyemem, süper bir kadro kuruluyor ve o şube gerçekten profesyonelce yönetiliyor. Ama basketbol konusunda, özellikle erkek basketbolu konusunda insan bir türlü 'Heh! Budur işte' diyemiyor. Kadınlarda parayı basıp Taurasi'yi, onu bunu getirir ve Final-4 oynarsın. Rus takımları da böyle yapıyor zaten. Ama dedim ya, erkek basketbolu öyle kolay değil. Neyse ki yine de şu an için ortalıkta dolaşan dedikodular bile mevcut düzenin değişebileceğine az biraz sinyal çakıyorlar.

Biz bu yıla dönelim ve TBL'deki F.Bahçe Ülker'i inceleyelim. Ligin 21. haftasında Efes G.Saray'a yenilince, F.Bahçe Ülker de KSK deplasmanından galibiyetle dönünce liderlik koltuğuna kuruluvermişti. Ama ne var ki, 23. haftada ligin son sırasında can çekişen Darüşşafaka Cooper Tires'a kaybedilen maçla o liderlik geri verildi, bir daha da alınamadı. Zaten Daçka yenilgisini de katarsak, liderlikten umudunu kesen sarı lacivertlilerin son 8 lig maçında sadece 4 galibiyet alabildiklerini görüyoruz. Bekleneni veremeyen Giricek'in gönderilmesi ciddi bir boyunduruktan kurtulmak demekti. Hem zaten mevcut düzen onsuz da bal gibi işliyordu. Ama Ömer Aşık'ın sakatlıktan kurtulduğu halde, saha dışı sorunlar nedeniyle oynayamaması ve sonra da kadro dışı bırakılması şubenin tadını biraz kaçırdı. Apar topar geri çağrılan kiralık Vidmar, Slovenya'daki takımından 'En formda oyuncumuzdu' ibaresiyle yollanırken, burada yine kendisine ağız burun kıvrıldı. Ama ne şans ki, belki aktif bir Ömer Aşık'ın vereceği katkıdan bile fazlasını verdi takıma. Takım onu, o da takımı sahiplendi. Hem defansta hem de ofansta iyi işler çıkarttı. Zaten 4 kısalı sistemle oynayıp boyalı alan üstünlüğünü rakibe vermeyi seven Ataman'a karşı takımının üstünlük kurmasına yardım etti. Guardsız oynayan takıma katılıp, nefes aldıran Ukic'in katkısı da yadsınamaz tabii ki. Arada bencil oynayıp, zorlama pozisyonlara girse de Solomon, Greer, Mrsic gibi isimlerden sonra ciddi bir çağdaşlık kattı oraya. Zira saydığımız isimler oynatmaktan öte oynamaya, hatta daha spesifik konuşursam atmaya programlı isimler. Bunun yanında Ömer ve Kinsey gibi futbol takımının kanatlarındaki iki açık sıkıntısını bile giderebilecek düzeyde iki hızlı adam vardı ellerinde. Serinin tüm ritmini değiştirdi bu ikili. Efes'te olmayanı verdiler takıma. Emir'in oyunu okuyuşu ve yerinde müdahaleleri, Greer'in guard gibi değil de 2 numara gibi (Emir 1 oynadı o oyundayken çoğu zaman) oynamasının performansına katkısı, Mirsad'ın Play-Off dedin mi tavan yapan şampiyonluk isteği, Oğuz ve Semih'in Vidmar gibi boyalı alanda ciddi katkı vermeleri ve elbette Mrsic'in tecrübesi serinin sarı lacivertliler lehine sonuçlanmasına yetti de arttı bile. Tanjevic'in hastalığında ciddi bir sorumluluk altına giren Ertuğrul hocanın önderliğinde, her maç olmasa da çoğu maçta doğru hamlelerin yapıldığı bir bench katkısıyla tarihlerindeki 4. şampiyonluklarına kavuştular. Son 4 yıldaki 3. şampiyonluk bu. Analarının ak sütü gibi helaldir, dün de yazdım. Nedim Karakaş'ın gözünden süzülen yaşlar birçok şeyin ifadesi zaten.

Ancak bu zafer sarhoşluğunda, dün akşam Kumkapı Çapari Restaurant'ta şampiyonluğu kutlayan Aziz Yıldırım inşallah masal dünyasına dalmaz ve doğru hamleleri yapar şu takıma. Mantığın olduğu yerde başarı da olur, unutulmasın. Unutulmamalıdır ki: Başarılar harcanan paraların sıfırlarında gizli olsaydı bile F.Bahçe Ülker'e gelene kadar çooook takım Avrupa Şampiyonu olurdu ya da Final-4 oynardı. O yüzden haydi bu sefer doğru adımları at F.Bahçe Ülker diyerek noktalayalım postu. Yoksa zaten %50 şansının olduğu TBL'de şampiyonluğu kazanırsın, bu yıl da, gelecek yıl da.

9 Yorum Yapılmış:

Erol Kaya dedi ki...

hocam ben de tebrik ediyorum Fenerbahçe Ülker'i, sonuna kadar hakkettiler ama açık ara bir fark yoktu yani seride bence... Yani bu posttan öyle bir anlam çıkardım da o yüzden söylemek istedim. 3. maçı ve 4. maçı alabilirdi Efes Pilsen. Ben farklı maçları izlemediysem tabii. Arada gözüm Lakers -Phoenix serisine kayıyordu ama bilemiyorum:)

Dünkü maç tabii bütün gözleri boyadı.. Fenerbahçe'nin Siena, Barcelona gibi hezimetleri, 500 kişilik tribüne oynadığı maçlar unutuldu. Ben final serisindeki Fenerbahçe'yi alkışlarım, dün maç sonunda sahada da alkışladım ama senin de dediğin gibi şu an masal aleminde dolaşmanın anlamı yok.

Hem Efes Pilsen, hem de Fenerbahçe Ülker bu sezon Avrupa'da büyük hayal kırıklığı yaşattılar basketbolseverlere. Bunlardan ders almalıdırlar bence.

Gerçi bu benim yorumum. Asilzade olan, her zaman her yerde en büyük olanların benden daha iyi bilecekleri vardır.

saLsa dedi ki...

@ Erol Kaya

Ben seride uzak ara fark var yazmadım ki ama.

'İki takımın arasındaki farkı oluşturan ise uzak ara 'Enerji' idi. PES'te Speed ve Acceleration seviyeleri ciddi derecede açık iki takımın kapışması gibiydi her maç.'

yazdım.. Yani aradaki tempoydu en büyük fark dedim.. Demeye çalıştım..

Saygılar..
saLsa

Erol Kaya dedi ki...

@salsa
ya ben yanlış anlamış olabilirim biraz.. Vücudumda dün geceden kalma hala biraz adrenalin var galiba :)
tekrar okuyunca biraz daha iyi anladım.

Ben onların dün geceki haklarını yemek istemiyorum. Tempolar arasında bariz bir fark vardı o konuda da haklısın...

Önümüzdeki yıllara bakacağız artık ne yapalım.

Okan dedi ki...

Bence başarı ufak detaylarda saklı:

1) Gordon Gricek´in sözleşmesi en kritik zamanda feshedildi. Bu takımdaki diğer oyunculara ciddi bir güven mesajı oldu.

2) Rotasyonda sıkıntı olmasına rağmen Ömer Aşık sadece kulüp ilkelerine aykırı davranıldığı için vazgeçildi. Disiplin ve ciddiyet anlamında kulüp tarafından ciddi bir mesaj verildi.

3) Baş koçumuz Bogdan Tanjevic hasta oldu. Yönetim hiç paniklemeden takımı Ertuğrul Hoca´ya emanet etti. Hiçbir yöneticimiz koçumuz hasta oldu diye bir bahane zikretmedi.

4) Genelde başarısız olan sezon arası transferlerin aksine çok başarıkı bir transfer harekatıyla Roko Ukic geldi. Roko takımı bir seviye yukarı taşıdı.

devrim umut dedi ki...

sans zaten %50 demek, o asamaya gelme basarisini kucumsemek olmuyor mu peki?
Basketbol subesi evlere senlik tespitin karsi tarafinda iki dalda kazanilmis sampiyonluk var. Hatta erkeklerde son 4 senede 4 final/3 sampiyonluk (dopingle giden bir tane), kadin basketbolu tarafinda son 5 sene 5 final/5 sampiyonluk.
Elbette daha iyisi olabilir, yapilan bir suru hata var, ama diger kuluplerle karsilastirilinca (Efes dahil) acik ara en iyi yönetilen kuluptur (subedir) Fenerbahce Ulker Turkiye'de. Hakkini verelim.

Gündüz Feneri dedi ki...

@devrim umut

coşma birader, sen neden bahsediyorsun? bir kere türk basketbolunun başına gelmiş en büyük felaket olan tanjevic'i getiren de, yıllardır orada tutan da onlar.. gricek'e her yıl için 2.5 milyon verip sonra gönderen onlar.. partizan 1.5 milyon bütçeyle final-4 oynarken 15 milyon harcayıp ilk turda elenen onlar.. elenirken barça ve siena'dan 50'şer sayı fark yiyen takımı kenardan seyreden onlar..

listeyi sabaha kadar uzatabiliriz. fenerbahçe ülker, avrupa basketbolunda en kötü yönetilen şubedir. sadece birazcık "akıl" ile şu paraların yarısına final-4 oynanabilir. "oynanabilir" diyorum, "oynanır" demiyorum, çünkü 100 de harcasan hiçbir şeyin garantisi yok; o ayrı konu. ama mahmut sulu'nun da bu işten anlamadığı, aziz yıldırım'ın zaten hiçbir fikrinin olmadığı açıktır.

tozlu parkeler dedi ki...

anıl yazının son paragrafındaki gerçekleri dün skyturkdeki programda da anlatmaya çalıştık.
Çok doğru söylüyorsun ve asıl beni kaygılandıran da başkanın söylediklerinden benim anladığım yıldız oyuncu alırım avrupada final oynarım saçmalığını basketbola da bulaştıracak

ozz dedi ki...

@Gündüz Feneri

süper kıyas yapmış Partizanla, milletin gıpta ile baktığı bir ekolle kıyaslamak harika bir fikir.
Hele Siena ve Barcelona ile karşılaştırmak o ap ayrı bir konu.

Ama haklı olduğunuz konuda var, Mahmut Usluyu kim destekliyor? ya da Aziz Yıldırım basketbol şubesi için doğruları yaptı diyen var mı? Beğenilmeyen tanyeviçin ekibi 3 sezonda 2 şampiyonluk, bir diğeri doping şaibeli final var. Bende sevmem ama eğri oturup doğru konuşalım.

devrim umut dedi ki...

Tanjevic hamlesinin cok yerinde oldugunu, ve kocun turkiye basketbolunu bir ust seviyeye tasidigini dusunuyorum. Yetistirdigi/katkida bulundugu koclar bile (Orhun Ene, Nihaz Izic, Aziz Bekir, Ertugrul Erdogan) övgu icin yeterli. Umarim avrupa sampiyonasindaki talihsiz bir sekilde kesilen firtina dunya kupasinda devam eder.

Subeye gelince, elbette bir cok eksigi var. Solomon'un geri getirilisi, pahali ve islevsiz Giricek, Greer transferleri, Smith, yetersiz amerikali transferleri (Smith ve James White özellikle, Green'i begeniyordum ben, sorun yedegi olmayisiydi), Ömer Asik ve Enes konusundaki becerisizlikler bunlardan bazilari. Hatta ben Mirsad ve Mrsic ile sözlesme yenilenmesini de bunlara ekleyebilirim.

Yine de, tum bu hatalara ragmen, Turkiye'nin en iyi yönetilen ve en basarili basketbol subesidir Fenerbahce'nin subesi. Allah askina, Efes mi daha iyi idare ediliyor son dönemde, Besiktas mi, Galatasaray mi, Turk Telekom mu? Basarisizlik Avrupa Ligi'ndeki rakiplere kiyasladir. Ancak bu, savunmaya önem veren, takim olmayi öne cikaran, mac mac degil, tum sezonu dusunerek yapilan antreman ve genis rotasyonla orada da basarinin gelmesi kacinilmaz.
Engin ve Furkan'in gelme olasiligi oldugu söyleniyor. O takdirde Greer gönderilip yerine skorer bir 3 numara alinirsa Solomon sonrasi tekrar yoluna giren takim iyice toparlanir.