27 Temmuz 2010 Salı

Yiğiter Uluğ ile Nostalji #23: Erman Kunter Nerede Kaybetti?

Eurobasket 99’da alınan Hırvatistan galibiyeti sonrası belleklere kazınan bir kutlama anı, sinsi bir hayalet gibi yıllardır bırakmıyor Erman Kunter’in peşini… Kim bilir, belki Efes’in ciddi bir teklif ortaya koymamasının ve başarılı çalıştırıcının yine Fransa’da kalmasının ardında da aynı hayalet vardır…

Yiğiter abinin kaleminden müthiş bir Erman Kunter yazısı. Ülke basketbolunda yaşanan komedinin farkında olmayanların kafasına kafasına vurmuş usta. Basketbolumuzu yönetenlerin de tabii. Defalarca okunsa tadından yenmeyecek bu yazı NBA Türkiye Temmuz sayısında yer bulmuştu kendine. Okuyamayanları şuraya alalım ve bu güzel yazıyla başbaşa bırakalım.

>>> Tarih: 22 Haziran 1999… Fransız Riviera’sının inci tanesi kasabalarından Antibes’de ılık bir Akdeniz akşamı… Güneşin batıp ayın yükseldiği saatleri sokaklarda, kaldırımların üzerine atılmış masalarda veya denize tepeden bakan teraslarda karşılayan bu şirin kentin en mutlu misafirleri arasındayız o gün… Nasıl sevinmeyelim? Avrupa Şampiyonası’na gelirken kimselerin şans vermediği Türk Milli Takımı, gencecik kadrosuyla açılış maçında Bosna’ya 15 fark atmış, sonra da ikinci randevusunda Kukoç’lu Hırvatistan’a sahayı dar edip, 70-63 kazanmış. Kutluyoruz. Gruptan birinci sırada çıkmaya çok yakınız çünkü… Bize yenilen Hırvatistan, Tanjeviç’in İtalya’sını devirdiği için, son gün küçük bir farkla kaybetsek bile grubu lider bitireceğiz - zaten öyle de oldu ertesi gün.

Takımların kaldığı otelden deniz kıyısına uzanan renkli ve hareketli bir sokak var. Cafeler, restoranlar, bütün tanıdık yüzler orada… Yanlış hatırlamıyorsam, biz de dört kişilik bir ekiple o sokağın tadını çıkarmaya çalışıyoruz; Milli Takım’ın menajeri Remzi Dilli, coach’u Erman Kunter, basketbol yazarı Esat Yılmaer ve ben… Keyifliyiz ya, purolar yakılıyor, konyaklar söyleniyor… O sırada Erman Kunter, civar masalardan kendisini tanıyan basketbol tutkunlarının tebriklerini kabul ediyor. İngilizce sorana İngilizce, Fransızca sorana Fransızca cevap verebilmesi, onu bir anda oturduğumuz cafe’nin en çok konsomasyona çağırılan elemanı yapıyor. Öyle ki, Erman’la iki satır muhabbet edemeden, onu komşulara kaptırıyor ve beklemekten sıkıldığımız için kalkmaya karar veriyoruz.

Birkaç adım atmaya kalmıyor, Başkan Turgay Demirel, o zamanki Asbaşkan Mahmut Uslu, eşleri ve bazı konuklarını, bir restoranın kaldırım üzerindeki masalarında görüyoruz. Ayaküstü hoşbeş ederken, arkamızdan Erman yetişiyor. Masada bıraktığımız yarım konyağı kapıp gelmiş; bir elinde purosu, diğer elinde balon kadehi ve tabii ki yüzünde kocaman bir tebessüm…
İşte bu görüntü, herhangi bir fotoğraf makinesi tarafından yakalanıp ölümsüzleştirilmediği halde, Erman Kunter’in kariyer çizgisini yıllardır terk etmeyen sinsi bir hayalettir. Bir türlü silemediği, kovamadığı, tarihin derinliklerine gömemediği uğursuz bir hayalet…

Bugünün iletişim çağında, en kalıcı mesajlar, belleklerde derin iz bırakan görüntüler biliyorsunuz… Maradona bugün takım elbiseli bir bidonu andırsa da, biz hayranları, onu koskoca İngiliz defansını peşine takmış kaleye akan kısacık şortlu bir top cambazı olarak hatırlıyoruz mesela… Pele, attığı gollerden sonra havalara sıçrayıp gökyüzüne savurduğu yumruğuyla hafızalarımızda… Hido’nun son saniye basketleriyle Orlando’ya kazandırdığı maçların bitiminde formasının koltukaltlarına başparmaklarını takıp Magic yazısını gözümüze sokuşu nasıl unutulabilir? Ya da Jordan’ın rakibe diz çöktüren bir şutunun ardından ellerini yana açarak “Ben n’apayım?” dercesine takındığı masum ifade…

Herkes sevdiği ya da nefret ettiği isimlere dair en unutulmaz anı hapseder kafasındaki hard diske… Turgay Demirel de öyle yaptı. O ılık Akdeniz akşamından yalnızca birkaç ay sonra kullanacağı, kullanmakla kalmayıp herkese duyuracağı “Erman Kunter tablosu”nu basketbolumuzun yüksek bir duvarına astı, erişilemeyecek ve değiştirilemeyecek kadar yükseklere… Erman Kunter, “sokaklarda bir elinde puro, bir elinde konyak kadehi ile gezen, Milli Takım’a yakışmayan bir adam”dı. Yıllar boyu da öyle kalacaktı.

İlk beşinde 20 yaşında üç oyuncuya (Kerem Tunçeri, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur) yer veren ve belki de Avrupa Şampiyonaları tarihimizin en etkileyici basketbolunu oynayan o takım, çeyrek finalde Fransa’ya Haluk’un son saniyede çemberden dönen şutuyla kaybetti ve yurda sekizincilikle döndü. Bu, o güne kadar yaptığımız en iyi derecelerin egale edilmesi anlamına geliyordu ama coach Kunter’e bir dokunulmazlık vermediği de gün gibi aşikârdı. Şubat 2000’de İtalya ile İstanbul’da özel bir maç oynadık ve çok farklı kaybettik. Yıllardır faaliyette olan ve Türk Milli Takımı’na üst üste iki Avrupa Şampiyonası’na aynı coach’la katılma şansı vermeyen adam öğütme makinesinin düğmesine basılabilirdi artık… Bir süredir kenarda sırasının gelmesini bekleyen Doğan Hakyemez üzerinden Aydın Örs’le bağlantı kuruldu… Bunun uluorta konuşulup Erman’ın kulağına gitmesi sağlandı ve tabii ki o da onurlu her profesyonel gibi patronuna çıkarak “Benimle çalışmak istemiyorsanız verin tazminatımı, gideyim” dedi.

Başkan, Milli Takım’a yakıştıramadığı çalıştırıcıdan böylece kurtuldu. Ancak öykümüz burada bitmiyor, biliyorsunuz… Erman düşünen bir basketbol beyni olduğu için, dünyayı, özellikle de basketbol âleminin laboratuarı sayılan NCAA liglerini yakından izlediği, modernleşmeye kafa yorduğu için bir yerlerden fışkırması an meselesiydi. 2002-03 sezonunda yönettiği Galatasaray’a, son yılların en iyi derecesini yaptırıp, Efes Pilsen ve Ülker’in ardından ligde üçüncü sırayı kaptı. Büyük bütçeli kulüplerin burun kıvırdığı Arda ve Muratcan gibi iki oyuncudan yüksek verim almayı başarmıştı. Elleri her daim Galatasaray basketbolunun içinde olan, ama hiçbir zaman sırtlarında yumurta küfesi bulunmayan meşhur “ağabeyler” hemen devreye girdiler. Onlara göre ruh ayağa kalkmış, gelmiş, kapıyı tıklatmıştı. Şampiyonluk demeçleri patlatmanın tam sırasıydı. Oysa Erman bu dolduruşlara kapılmayacak kadar akıllıydı. Eldeki bütçelerle Efes ve Ülker’i geçmeye imkân olmadığını söyledi, uzun vadeli planlardan söz etti ve… Kolayca tahmin edeceğiniz gibi; kapının önüne kondu! Yönetim “Şampiyon da yaparım, kariyer de” diyen Halil Üner’le anlaştı (Meraklısı için not: Galatasaray ertesi yılı sondan üçüncü bitirdi!). Demirel ve yakın çevresinin “Erman’dan büyük takıma coach olmaz” tezi, Antibes sokaklarında kalmış ama gerektiğinde hemen tedavüle sokuluveren kare ile birleştirilerek ince ince işlendi… Bu kadar başarılı olduğu halde zaten Galatasaray neden kapının önüne koysundu…

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış… Erman da “Yaşasın onuncu köy” dedi ve Fransa’ya gitti. Orada çalıştı, üretti, kendini yeniledi, gelişti, geliştirdi, bize hep gurur veren işlere imza attı. Yabancıları, hele ki doğudan gelenleri çok zor kabul eden bir ülkede yedi yıl yaşayıp, bunun beşinde küçük bir takıma sınıf atlatmak için ter döktüyse bir insan… Ve sonunda 55 bin nüfuslu kentin ekibine tarihindeki ilk şampiyonluk kupasını armağan ettiyse… Onun önünde ayağa kalkıp ceketimizi ilikleyebiliriz ancak…

Ama biz ne yaptık? Türk basketbolunun lokomotifi olduğunu iddia eden kulüp ne yaptı? Hakaret eder gibi bir yıllık kontrat önerdi Kunter’e… Şu an yaşadığı şehir, onun adını bir sokağa verirken üstelik… Bizimkiler, geçen seneki antrenörlerine uygun gördükleri ücretin yarısını teklif ettiler Erman’a… Buraya gelmesin diye… Gelmesini gerçekten isteseler böyle mi yaparlardı? Elbette hayır.

Ne demişler? Adı çıkmış dokuza, inmez sekize… Çakırkeyf bir zafer gecesinden kalma o mütebessim kare, bir kez daha girdi Erman Kunter’le Türk basketbolunun arasına… “Aman su bulanmasın, kimse uyanmasın, biraz daha idare edelim şu oturduğumuz koltuklarda” diyenlerin işine gelebilecek bir aday değildi Erman… Düşünüyordu bir kere… Soru soruyordu. “Bu ülkede sporun bir türlü değişmeyen makus talihi acaba nasıl ve nerede dönecek?” sorusunun peşinde çok uykusuz gece geçirmişti. Üstelik yedi yıllık Avrupa macerasında elin oğlu neyi, nerede, hangi yolla halletmiş, çocuklarına çağı nasıl yakalatmış, onları da görmüştü... Yani daha da tehlikeliydi artık. Tekere çomak sokabilirdi. Bu yüzden elindeki konyak kadehi ile puro bir kez daha anımsatılabilir, medyaya “Onu çok istiyoruz” açıklamaları yapılırken, yüz yüze görüşmeye bile tenezzül edilmeden, defter en kısa yoldan kapatılabilirdi. Sonra gelsin iç’ler…

Basketbolumuzun ve Erman Kunter’in bunca yılına mal olacağını bilsem, o gece vurur eline, tuzla buz ederdim o kadehi.

Bilemedim, yapamadım. Özür dilerim…

Yiğiter Uluğ

26 Yorum Yapılmış:

Tayfun Yurdagül dedi ki...

Turgay Demirel istifa demekten başka bir kelime gelmiyor içimden.Efes'ede yazıklar olsun.

salih dedi ki...

elinize sağlık süper bir yazı.umarım yazı ulaşması gereken yerlere ulaşmıştır??

HotSauce21 dedi ki...

şu ana kadarkilerin açık ara en iyisi,eline sağlık yiğiter abi...

KskHyTr dedi ki...

Çok süper ve bir o kadar acı bir yazı ne diyeyim çiftliğinde yaşamaya devam ediyor turgay demirel ve tayfası! Efes pilsen yönetimi içinse diyecek kelime bulamıyorum erman kuntere yapılan tekliften sonra...
ergin ataman tamda bu zihniyete yakışan bir hocaymış... Geçenlerde efes pilsen belgeseli vardı ntv sporda büyük bir hayranlıkla tekrar izledim...acaba gerçekten bu klup onun devamımı???

kobe dedi ki...

yaziniz cok guzel olmus cok begendim.
bi nefeste okudum.
belkide efes pilsen yinede erman kunteri yetersiz bulmus olabilir.ben efes pilsen acisindan bakiorum.cok fazla euroleague tecrubesi olmayan bir koc gibi dusunmus olabilirler.bence cok yanlis tabikide.kesinlikle dogru bulmuyorum ama olayada onlarin gozunden bakmaya calistim.
tabi turgay demirel olayini bilemem.Anlattiklariniz cok etkilendim yazik Turk basketbolu onemli bir coach kacirmis oldu.
Hadi tamam erman kunteri kacirdin.
Neden
aydin ors,cetin yilmaz,oktay mahmudi boslarken onlarla anlasmiyorlar.
Aydin orsun 7 sampiyonluk senelerce euroleague damga vurmus kadro.kac kere ilk sekiz yapmis?.korac sampiyonu koc.turkiye liginin turkiye kupalarinin tek sahibi.
Neden cetin yilmaz degil 3 sampiyonluk.cumhburbaskanligi kupalari turkiye kupalari.5sene euroleague tecrebesi.2 kere ilk 8 euroleague bir tanesi tek amerikali ile bence o sene tarih gectiler kimse bundan bahsettmedi.neyse
oktay mahmudi .bu koc 4 sene ust uste turkiye sampiyonu. eurolauge ust duzey yonetti kac kere ilk 8ler elde etti.bennettonda basarilarina basari ekledi.turkiye kupalarini saymiyorum bile.
Niye bu coachlar dusunulmuyor ne eksikleri var?bence fazlalari var malsef..

zgn dedi ki...

mükemmel bir yazı daha.bu koltuk sevdasının hiç mi sonu gelmeyecek acaba bir bu işe bir dur demeyecek mi?türk basketbolunun böyle insanların oyuncağı olmasına üzülüyorum.

dilemma dedi ki...

ermanın sevinci demirelin egosunu harekete geçirmiş.herhalde ilk defa "patronluğu" tehlikeye girdi.sonrasında kem küm konuşan koçlar ona göre.geri planda kalan.zaten dayanamayıp bormioya gitmiş koçluk yapmaya.

Oğuz dedi ki...

Efes Pilsen'in Kunter'e teklifini ve detaylarını biliyor muyuz gerçekten? Yani kısa süreli kontrat önermek zorunda kalmasının nedeni (tamam Radulija ile 5 yıllık anlaşıldı deniyor ama), ya da ne bileyim gelmesini gerçekten istemedikleri birine neden teklif yapsınlar ki ? anlamsız geliyor bana. Yani birini ya istersin ya istemezsin. İstemiyorsan bahsettiğiniz o resim Efes'in mevcut yönetimini de etkilediyse hiç teklif götürmezlerdi gibi geliyor bana. Kaldı ki Kunter'in euroleague performansını bu sene izleyeceğiz, umarım başarılı olur ama çok ümitli değilim bu konuda. Fransa ligine gelince, çok ciddi bir rekabet yaşandığını da söylemek güç. Eğer gerçekten durum böyleyse, Efes Kunter'e sadece "kabul etmemesi" için bir yıllık sözleşme önerdiyse, söyleyecek söz bulamıyorum..

Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU dedi ki...

Harika ötesi bir yazı.. Bilmediklerimi öğrendim. Turgay Demirel defol git ! Efes sana yazıklar olsun!
Rant elde etmeye çalışanların alayının..

dilemma dedi ki...

gençlerde de süper gidiyoruz hayırlısıyla 12ncilik bizimdir.başım döndü oyuncu değişikliklerini takip etmeye çalışmaktan tanjevicin rekoruna biri göz dikmiş.yunanistanda 2 oyuncu 4o dk. biri 35 dk oynamış ama biz daha iyi bilirz bu işi.kimin ne yapacağı belli değil herkes "eşit" takımda.demokrasi var.karşıyaka final oynuyor 1 kişi çağrılıyor o da ksk de oynamıyor:)efesi şamp. yapanlar geri planda.herkes a milliye odaklanmış buraları gören yok.azıcık sesiniz çıksın bask. medyası amma pısırıksınız.nihat doğan kadar bile olamıyosunuz

tarski dedi ki...

@oguz,

fransa ligine gelince cok ciddi bir rekabet yasandigini soylemek guc demissin. neye gore? bak ben soyleyeyim, hic de gucluk cekmeden:

fransa liginde oldukca ciddi bir rekabet yasaniyor.

ben bunu, 10 senedir fransada yasayan, amator de olsa burada antrenorluk yapmis biri olarak soyluyorum. sen neye gore soylemekte gucluk cekiyorsun?

Zetanist dedi ki...

Yazıyı okuduğum zamanda sinirlerim epey bozulmuştu.Umarım 2012'den sonra gelen yönetim bu yönetimi aratmaz.Zaten ne yaparsa yapsın aratacağını düşünmüyorum.

bonzo dedi ki...

Bazı yorumcu arkadaşlar için Efes Pilsen'i savunmak Allah'ın emri. Bunlar doping olayında bile harika yorumları ile içimizi ısıtırken, Yiğiter'in yazdıklarına makul açıklamalar !!! getiriyorlar ya helal olsun

Cevad Zort dedi ki...

ben kanyak puro nun erman kunter in türkiye kariyerini bu kadar dramatize edilmiş şekilde negatif etkileyebilmiş olabileceğini düşünmüyorum ,erman kunter in türkiyedeki yöneticilerin tarzlarına uymadığı bir gerçek olabilir ve kanyak puro olayı olmasa da zaten başka bir çok şey olabilirdi muhtemelen..en basitinden milletvekili adayı olmuş bir erman kunter figürü bile belirli tip yöneticilerin istemediği bir durum olabilir..ancak efes in hikayeden teklif yapması anlamsız, hiç yapmamaları belki daha doğru olabilirdi..
Bu arada çetin yılmaz ın neden çalışmadığını bilen var mı ? Bence en olgun döneminde euroleague seviyesinde coach luk yapmalı,bence çok değerli bir adam ve gerçekten merak ediyorum neden , onunda ayrı bir hikayesi mi var ? whisky ve badem ?

Oğuz dedi ki...

@tarski

Benim Fransa ligi değerlendirmem biraz dışardan bakış açısı idi, maçları izlemedim, ama ligdeki puan tablosu, playofftaki takımlar, bu takımların avrupa basketbolundaki konumu vs. gibi nedenlere bir de fransa'nın basketbolda son yıllarda düşüşe geçişini ekleyecek olursak.. bu sonuca vardım, kişisel değerlendirme size göre hatalı olabilir tabi ki.


diğer yorumcu da ilk yorumumdaki son cümleyi doğru okusun önce, sonra cevap alırlar belki. ! malum önce okuduğu anlayan insanlar olacak ki, cevap yazmaya değsin.

Fanatik Basket dedi ki...

bir ligde bütçe olarak 10. sıradaki takımın şampiyon olmuş olması dünyanın her yerinde çok önemli bir başarıdır. basketbol ya da futbol, türkiye ya da fransa farketmez. bu her yerde böyledir.

siz türkiye'de bütçe olarak 10. takımın fenerbahçe/efes'in önünde şampiyon olabileceğine ihtimal veriyor musunuz? bu futbolda ertuğrul sağlam'ın başardığı şeyin basketbol versiyonudur. "fransa liginde çok ciddi rekabet yaşanmıyor" diye küçümsenecek bir durum değil kesinlikle..

erman kunter başta geçen sezon olmak üzere çok önemli işler başarmıştır fransa'da. biz her ne kadar değerini bilmesek de, değerini bilenler mutlaka çıkacak ve çok çok önemli yerlere gelecektir bence..

Oğuz dedi ki...

Fransa'daki takımların bütçeleri hakkında sorum var, sadece soru?
eurobasket sitesinde 2010-2011'i buldum, Chalot 5,261,000 eur ile ikinci sırada, ve göze çarpan bir konu da şu. 3 tane düşük bütçeli takım dışında -ki onlar 2m larda- diğer takımların bütçesi birbirine oldukça yakın. yani efes - fener gibi diğer takımları ezer bir bütçe üstünlüğü zaten görülmüyor. ama geçen seneki verileri bulamadım.

Fanatik Basket dedi ki...

@oğuz
linkteki haberde de bütçe olarak ligin 9. takımı olduğu yazıyor.

http://fanatik.ekolay.net/Kunter-tarih-yaziyor_3_Detail_28_180099.htm

cholet şampiyonluktan sonra bu sene için yatırım yapmış olabilir ama geçen sene ligin 9 ya da 10. bütçesine sahip takımıdır. bütçeler arasında burdaki gibi uçuk farklar olmayabilir ama bu kunter'in başarısının ne kadar önemli olduğu gerçeğini değiştirmez. en azından ataman gibi 20-25 milyon dolar bütçelerle sıfır çekmiyor.

Gurcay dedi ki...

Çok güzel bir yazı. Ellerinize sağlık.
Sadece Efes Pilsen'in teklif götürdüğü coachu aslında gerçekten istemediği tezinizi mantıklı bulamadığımı söylemek istiyorum. Efes, Kunter'in değerini bilememiş ve/veya ederini düşük belirlemiş olabilir. Unutmayalım ki Erman Kunter EL'de henüz kendini ispatlayabilmiş bir coach değil. Böyle bir şansı ilk kez bu sene elde edecek ve ben bunu bir Türk takımında (EP veya FBÜ) olmasını çok isterdim.
Sonuç olarak Efes'in Kunter ile anlaşmamasını ben bir hata olarak görüyorum ama "gerçekten istemediklerini" düşünmek bence biraz abartı olmuş.

Oğuz dedi ki...

Ataman'ın bu konuda ayrı bir yeteneği olduğu açık zaten :)

kobe dedi ki...

Arkadaslar ergin ataman konusunda bu kadar acimasiz olmayalim.Tamam insanlara antipatik gelebilir veya bu sene cok basarisiz sene gecirmis olabilir.
Ancak 1 senedeki basarisizliklar butun kariyerine mal etmek yanlis olur.
Sonucta saporta kupasi kazanmis bir koc ayrica bazen ne kadar takim icin iyi taktik versenizde kimya uymuyor.Ergin ataman bunu yasadi bu sene ve basarisiz oldu.Ancak 2009 sezonun yaptiklarida ortada Turkiye ligi sampiyonu,turkiye kupasi ve cumhurbaskanligi kupasi bu ergin atamaninin gecen seneki istatislikleri.
Koclari elestirmek kolay, yukseltmek de kolay Erman kunter ve ergin ataman ornegi gibi.Sunuda soylemek istiyorum daha erman kunterin onunde uzun bir yol var insallah cok basarili olur.Bizi gururlandirir.

Miksiyon dedi ki...

@kobe
Arkadaşım şakamısın sen:) 2009 yılı türkiye sampiyonu türkiye kupası cumhurbaskanlığı kupasıymış. sanki 15 tane takım sampiyonluğa oynuyorda aralarından çıkıp kısıtlı bütçesiyle şampiyon olmuş büyük başarılara imza atmış. Halil ünerde şampiyon yapar o bütçeyle herhangi bir takımı komik olmayın. Efesin fenerin bir oyuncusuna verdiği para diğer takımların yıllık bütçesineden fazla neden bahsediyorsun. Avrupada efese ne kattı rezil etmekten başka kendinden çok daha düşük maliyetli yeteneksiz takımlara karşı hüsran.

Oğuz dedi ki...

Ergin Ataman ne yazık ki Efes Pilsen'in başına gelen en büyük felaketlerden biridir. Ayrıca bir sene değil iki seneden bahsediyoruz, iki sene üst üste Efes Pilsen'i yerin dibine soktu, hem avrupada hem içerde. Daha da fenası herkese kulak tıkadı, inat etti, kendini Kaf dağının zirvesinde gördü ve nihayet yuvarlandı ordan.
Yani tamam yerli hoca, saygı sevgi özveri filan ama neden Tanjeviç'i eleştirirken Ataman'ı sakınalım. En az onun kadar zararı oldu ülke basketboluna. şimdi de twitter'da atıp tutuyor ülke sporunu nasıl kalkındırmalı diye. ironi dediğin bu olsa gerek.

lembo dedi ki...

turgay demirel kadar doğan hakyemez de bu işlerin içindedir, tıpkı tüm burnumuza kötü kokular salan işlerin içinden çıktığı gibi.. 2001 de takımın başında olmak için ellerinden geleni yaptılar, sonra da tanjevic'i dayattılar bize.. 2000 den 2010 a kadar çöpe gitti.. olan budur.

kobe dedi ki...

@miksiyon

Ben sadece olaya obejektif bakmaya calistim.ayrica kimseye terbiyesizlik yapmadan yazdim.arkadasim saka misin sen ne demek?
fikirlerinze katilmiyorum kibar bi sekilde yazsaniz.kibar bir sekilde soylesiniz olmaz mi sonucta birbirimizi tanimadan yorum yapiyoruz.
Ayrica halil uner demisin onuda gorduk dream team zamani yarim sezon dayandi oyuncularla birbirine girdi.neyse konu bu degil.
Turkiyede alinan 3 tane kupayi yetersiz goruyorsun bastan efes pilsen verilsin hic mac oynamasin takimlar.Bence asil basari onlari aldigi zaman tebrik etmektir bu senede fb aldi kupalari.
Ama sampiyounluk kazanmak o kadar kolay degil.
Malzemecisinden istatislikcisine ,editing yapan yardimci kocundan,sahadaki oyuncularina, savunma ve hucumlarda en ince detaylarina kadar dikkat edeilip calistigi zaman sampiyonluk geliyor.senin burda mahalle agizi ile yazdigin kadar kolay degil yani yok o kadar para harcamis buda sampiyon yapar.
Iste sizin gibi zihniyetlerdeki insanlar basketbolu ve sporu golgede birakiyor.Yapilan hic bi emege saygi yok hemen silin atin.
Onemli degil di mi ergin atamanin yerinde sen bile olsan sampiyon yapardin zaten?

Miksiyon dedi ki...

@kobe
Kullandığım kelime ne küfür ne hakaret önce lafları beynimizle anlayalım. Komik olmaya devam ediyorsun ataman konusunda ayrıca. Varmı bir akrabalık yada Ergin hoca senmısın biliyoruzki tweet le olsun internetle olsun baya bir ilgileniyor:)