29 Ağustos 2010 Pazar

The Curious Case of Quincy Douby

II. Salsabasket Ödülleri kapsamında "Yılın Oyuncusu" ödülünü -hem de açık ara farkla- kazanmış oyuncuyu hatırlıyor muyuz? Halk iradesine saygıyla yaklaşırım ama plebisiter demokrasinin her zaman en doğru çözüm yolu olmayacağı gibi bazen tehlike arz edeceğinin de farkındayım. Yeri gelmişken -ya da gelmemişken- referandumlarla yönetilmeye çalışılan demokrasiler hakkında şöyle güzel bir yazı var arşivimde. "Yılın Oyuncusu" ödülünün plebisite bırakılamayacak kadar ciddi bir mesele olduğunu söyleyerek, buradaki Quincy Douby seçiminizi veto ediyorum. Douby geçen senenin en iyi oyuncusu falan değildi. Bu Ahmet Çakar girişinden sonra Douby cephesindeki son hamleleri toparlıyorum meraklısına...

HOOPSWORLD.com sitesinden Alex Kennedy'nin Las Vegas'ta bulduğu Douby, kendisi gibi NBA dışında kalmış ve genel menajerleri etkileme safhasına geçmeden önce formunu yakalamaya çalışan veteranlar Damon Jones, Larry Hughes, Melvin Ely ve Sebastian Telfair ile birlikte yoğun bir antrenman temposu içerisinde. İlginç olansa NBA'e geri dönüş konusunda gemileri tam anlamıyla yakan Douby'nin, mantalitesindeki değişim ölçüsünde oyununda da bir evrim başlatma çabası. Douby aslında benden daha uzun süredir basketbol oynamıyor. Lisenin üçüncü sınıfındayken basketbol ile tanışan ve oyuna bir tutkuyla bağlanan Douby, uzun süre bunu ileride yapacağı iş olarak görmüyor. Sadece zevk için oynuyor ve oyunun temel prensiplerini dahi anlamaya çalışmıyor. Fakat Douby'deki -özel skorerlere özgü- katil içgüdüsü o kadar şiddetli ki, bu haliyle bile Rutgers gibi kaliteli bir programdan burs teklifi alabiliyor. Kolejde de aynı zihniyette devam ediyor ve orada da bir sezondaki 839 sayısıyla okul rekorlarını alt üst etmesi için işlenmemiş yetenekleri "fazlasıyla" yeterli. (Rutgers'ın bulunduğu Big East NCAA'in en prestijli konferanslarından ve bu sayıları gerçekten önemli.)

Geçen sene Toronto Raptors'da başladığı sezonun sonunda savrularak kendini Türkiye'de ne oynadığı belli olmayan bir alt sıra takımında bulmak, Douby'nin bazı şeyleri sorgulamasını sağlamış anlaşılan. Basketbolu anlamaya başladığını söylüyor. Çeşitli muhakemeler onu NBA'de var olabilmesi için oyun kurucu pozisyonunu da orijinal pozisyonu kadar iyi oynaması gerektiği sonucuna götürmüş. Yaz boyunca katıldığı çeşitli kamplarda da hep point guard olarak oynamaya çalışmış. Takımı oynatırken keyif aldığını ve bu işi iyi kotardığını belirtiyor. Fakat iyi bağlara sahip olduğu eski takımı Sacramento Kings, Rutgers mezununun ağzını aradıktan sonra geçen sene Unicaja Malaga formasıyla izlediğimiz Pooh Jeter'a şans vermeyi tercih etmiş. Oyun kurucu pozisyonunda daha deneyimli olana...

Douby'ye başka teklifler de var ve 26 yaşını doldurmuş olmasına rağmen Douby hala gelişime açık olduğunu, oyunu yeni yeni öğrendiğini söylüyor. Ben o denli güvenemiyorum Douby'ye. Sebebiyse kendisini hiç hayal etmediği bir yerde, Ayhan Şahenk'in nazlı çemberlerine şut atarken bulduğunda da bu mental kararlığı gösterebilirdi. Bir sabah uyanırsınız ve dünyayı değiştirme gücünü kendinizde bulursunuz. Böyle şeyler oluyor tamam ama, inanmak ağır naiflik olmaz mı? Douby geçen sezon çevresindeki gençlerden gerçekten bir şeyler alan bir oyuncu olma fırsatını geri tepti ve her zamanki gibi en iyi yaptığı işe devam etti. 23.6 sayı ve 4.9 asist bu ligdeki her oyuncu için büyük bir başarı hikayesi olarak görülebilir. Fakat samimi hedefleri buysa Q-Dub bir istisna. Bu rakamların onu taşıdığı vitrin, Caja Laboral gibi bir Avrupa devinden gelen üç yıllık kontrata zemin hazırladı. Fakat Douby, NBA hayallerine sıkı sıkıya sarıldı ve güvendiği potansiyelini aramak için Vegas yollarını aşındırdı. Bugüne kadar Sacramento'da da, Toronto'da da çaylak koçlarla (Eric Musselman, Reggie Theus, Jay Triano) çalışmıştı Douby. Her an ceketlerini yanında bulunduran bu koçların, kendisiyle ilgili yeterince cesur hamleler ortaya koyamadığından ve kazanmayı ön planda tuttuğundan yakınabilir Douby, suçlayamam. Daha fazla vakit kaybetmeden işe koyulur ve uygun takımda -şu an öne çıkan adaylar Bulls, Knicks, Suns ve Cavaliers- ve hayalindeki koç altında o potansiyelini gerçekler de, biz de Salsabasket Ödülleri'nin saygın bir kazananı olarak hatırlarız onu umarım...

(Ahmet Çakar mode on) Ama beyler, yapmayın yahu. Geçen sene o ödülü Josh Shipp almalıydı. Bir dakika, bir dakika. Siz ne dediğinizin farkında mısınız? (Ahmet Çakar mode off)

1 Yorum Var:

saLsa dedi ki...

@ Sheed

Ellerine sağlık Cem. Ben de Douby seçimini sağlıklı bulmadığımı yazmıştım hatırlarsan, takımına hiçbir şey kazandırmamış, kazandıramamış, hatta küme düşmesine engel olamamış bir oyuncudan yılın oyuncusu olamazdı. Kendi oyum Josh Shipp'e idi, ama yetmedi tabii, herkes gibi benim de 1 oy hakkım vardı.

saLsa