16 Ağustos 2010 Pazartesi

Tanjevic'in Ağzından Merak Edilen Sağlık Durumu

Bogdan Tanjevic'in can sıkıcı hastalık durumu malum. Şu günlerde iyice alevlenen Federasyon - Medya ilişkilerinin bir uzantısı olarak bu süreçte koçun sağlığı ile alakalı bilgileri ne yazık ki dış basındaki bilgilerden, röportajlardan takip etmeye çalıştık. Nihayet bu haftasonu takımla yapılan röportajda kısa da olsa Vatan gazetesinden Tuğrul Tunalıgil'e konuşmuş Tanjevic. Sağlık durumu ile alakalı en doğru bilgileri birinci ağızdan veren koç bakın neler söylemiş:

'Tamamen iyileştim diyemem. Çünkü halen kemoterapim sürüyor. Tedavi bittiğinde ne durumda olacağınızı bilemiyorsunuz. Toplam 8 seans terapim var. Ben normalde Dünya Şampiyonası öncesi bu ayın 18'inde son terapime başlayacaktım. Ancak şampiyonaya denk geldiği için bu son kemoterapi seansını erteledim. Şampiyona bitince bu tedaviyi de yaptıktan sonra genel bir check-up yapacağım. 15 gün içinde hastalığımın ne durumda olduğu netleşecek. İlaçlardan dolayı bazen kötü hissettiğim oluyor ama önemli olan yürüyebilecek kadar iyi bir enerjimin olması. Yürüyecek kadar güçlüysem, kenarda takımı da yönetebilirim. Herkes bana çok destek oluyor. Genel olarak iyiye gidiyorum. Doktorlarımdan biri bana şöyle demişti: 'Sen yaşadığın hastalığın ne kadar ciddi olduğunun farkında değilsin. Şu anda kendi kaderinle oynuyorsun. Basketbol diliyle söyleyeyim, 4 faulle oynuyorsun. Üstelik ki, sahadaki 2 hakem de satın alınmış ve seni atmak için fırsat kolluyor. 5 faulle bu hayattan ihraç olman an meselesi. Ama istersen devam et, seçim senin. Ancak ben'Bu zor şartlarda çok maç kazandım. Yine kazanırım' dedim. Size bir sır vereyim, bu hastalık çıkana dek, bugüne kadar bir tek idmanı hastalık sebebiyle kaçırdığım olmadı. 39 yıldır antrenörlük yapıyorum. İnanabiliyor musunuz? Bu takımı ve Türkiye'yi gönülden seviyorum. 6 yıldır buradayım ve şimdi vazgeçmek, herşeyi bırakıp gitmek doğru olmazdı. Eğer bu işi benden daha iyi yapabilecek birini bilseydim, belki bırakırdım. Ama öyle biri de yok. Önümde bırakmak ve bu takıma koçluk etmeye devam etmek arasında bir seçim vardı. Ve ben bu takımı seçtim.

Bulduğu her fırsatta yaktığı puroların sayısını onbeşten üçe kadar indirdiğini de ekleyen Tanjevic'in ve takımdan sekiz oyuncunun katıldığı söyleşinin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Ersan orada oynamasa, Evren kadroya girse, herkes kendi yerinde oynasa şeklinde saha içi, teknik eleştirilerimizin tavan yaptığı şu günlerde gözden kaçmaması gereken bir röportaj bence. Her ne kadar içeriğinde üzerine çok konuşulacak noktalar olsa da onları şimdilik koyuyoruz bir köşeye. Çok uzun zamandır yazıp çiziyoruz buralarda, kendi penceremizden gözükenleri paylaşmaya çalışıyoruz. Ama işte bazen kelimelerin bittiği yere geliyor insan. Tanjevic'in hastalığı da o noktalardan biriydi. 'İnatçı keçi' sıkı sıkı sarıldı hayata, kendi bildiğini okumaya devam ediyor ve savaşıyor onunla. Savaşa devam edecek ve kazanacak, biliyoruz.

9 Yorum Yapılmış:

Erol Kaya dedi ki...

"Eğer bu işi benden daha iyi yapabilecek birini bilseydim, belki bırakırdım. Ama öyle biri de yok"
böyle buyurmuş narsist hoca.

Oğuz dedi ki...

o kazanacak belki, ama milli takım kaybedecek. hem de belki de tarihinde yakaladığı en iyi jenerasyon ile. 6 yıldır hala onu 3 oynat bunu 5 oynat derdinde arkadaş.

Ahmet Karadag dedi ki...

Bu adam bende mevcut olan sayginligini hafta sonunda tamamiyla yitirdi. Fiziki hastaligi hakkinda herhangi bir fikir sahibi degilim. Ancak psikolojik hastaliginin had safhada olduguna Bamberg'de sahit oldum. Ilk iki macta yaklasik 1-2 metre arkasinda oturdum zati-i muhteremin. Ücüncü maci izleyebilecek ruh hali birakmadi zaten bende. Ücüncü günün biletlerini yanimizdakilere hediye edip, evimize döndük dün.
Burada ex-yugolarin arasinda büyüdügümüz icin sirpca küfürleri anliyorum. Adamin ilk iki macta molalarda bir kez taktik verdigine sahit olmadim. Ancak oyuncularda ne ana birakti ne de avrat. Küfür etmedigi anlarda da trans halinda sagina soluna bakinip durdu veya kendi kendine söylenip durdu. Arkadaslar, su anda Basketbol Milli Takiminiz psikolojik dengesini kaybetmis bir insana teslim edilmis durumda. Oyuncularin ve diger sahislarin yüzünden düsen bin parca. Adami dinleyen de yok, takan da yok. Ancak kimse de "sen de diyorsun!" diyecek yürek yok. Herkes sanki kaderini artik kabul etmis kurbanlik koyun gibi rolünü oynuyor. Bu Tanjevic-Demirel iliskisi ne büyük bir saplanti, nasil birseymis anlamiyorum.
Adam halen 6 yildir basaramadigi Fucka ve Bodiroga yaratma hevesinden dolayi bir jenerasyonu yedi bitirdi. Zaten imkani olan firar ediyor adamin elinden. Hatta onun yüzünden Milli takimda oynamak istemeyen oyuncular bile türedi memlekette...

Erol Kaya dedi ki...

@ahmet karadağ
Olabilecek en güzel şekilde özetlemişsin. Milli takımı izlemek istemeyen basketbolseverler bile yarattılar. Bu nasıl bir saçmalıktır anlamak mümkün değil.

Miksiyon dedi ki...

Panik yapmayın ne kadar rezilde oynasak şu sıralar turnuvada en kötü yarı finaldeyiz aha buraya yazıyorum.

HotSauce21 dedi ki...

bu ülkede taraftar, ne hocaların ne yönetimlerin kellesini uçurmuştur şimdiye dek ama şu turgayla bogdan'ın ne lobisi varmışki yaptıkları yada -yapamadıkları demek lazım- bunca şeye rağmen hala çıkıp göğüslerini gererek atıp tutuolar. aziz nesin'in dediği gibi türk milletinin %60'ı aptaldır ama bunlar herkesi aptal sanıolar, yazık

yugoslavtipiforvet dedi ki...

@ahmet karadağ
tebrikler arkadaşım harika özetlemişsin.ben de boşnakçayı belli ölçüde anladaığımdan dolayı milli takım maçlarında bazen tanjevic'i seyrederdim napıyor diye.aslında bu durum yeni değil.özellikle semih erden le hem fenebahçe maçlarında hem de milli takım maçlarında fena küfürleştiklerine şahit oldum.semih erden de yugoslavya göçmeni olduğu için o da aynı şekilde cevap veriyordu.hocaya öyle cevap verilir mi diye düşünüyordum ama yıllar geçince hakv verdim semih'e.hoş,semih de az değil de tanjevic beterin beteri... hidayet bu küfürleşmelerde efendiliğini koruyor ama tanjevic bazen yanına gelip sırpça bir şeyler söylediği zaman(taktiksel olarak) kafasını bile çevirmediğini de gene çok gördüm .
tanjevic bu takımda saygınlığını yitirdi.rijkaard ın barcelona dan gönderiliş nedenini hatırlayanınız var mı? başkanları 'rijkaard çok iyi antrenör ama artık sayunma odasında otorite kuramıyor' diye açıklamıştı gidiş sebebini.tanjevicin çoktan vakti geldi.yaklaşık 2005'ten beri otoritesi falan yok bu adamın.mirsad ve mehmet okur la olan husumetlerden sonra bu oyuncuların değil tanjevic in fişi çekilmeliydi.taze kan her zaman iyidir ve yeni antrenör yeni bir heyecan getirir ama şu çok net ki bir iki oyuncu dışında heyecan duyan adam kalmamış ve tanjevic bu takıma kaybetme alışkanlığı getirmiş.kaybetmeyi hazmedemeyen adam yok.harun erdenay çıkıp onlar hazırdı biz hazır değildik,ondan yenildik diye hiç gocunmadan ve rahatsız olmadan konuşabiliyorsa kazanmak bizim için sürpriz olur.
her takım kaybedebilir ama kaybetme alışkanlığı bana göre en kötüsüdür.şu an tanjevic giderayak Fenerbahçe'ye ve milli takıma kaybetme alışkanlığını ve kaybetmeyi rahatça hazmetme güdüsünü bıraktı.teşekkürler tanjevic

dilemma dedi ki...

sırpça bilmeye gerek yok.suratına baksan yeter.kin kusuyor sanki.ama hata bence bizde.tepkimizi koymuyoruz.noluyor demiyoruz.kuzu kuzu izliyoruz.onlarda istediği gibi at koşturuyor.zaten gidecek ama çok geç kaldık isyan etmeye.

guepetto dedi ki...

2010 DÜNYA ŞAMPİYONASI ISTANBULDA"
Bu müjde alındıktan sonra beklentiler elbette şampiyonluktu.
İki jenerasyon birleştirilerek (2001 avrupa ikincisi ve 1987 jenerasyonu.) ara yaş gruplarından birkaç takviye ve şampiyon kadro yaratılacaktı......malzeme fazlası ile vardıama bu hedefe ulaşmak için ne yapıldı ??? Oyuncuların gelişmesi nasıl takip edildi ? hedef oyuncular nasıl belirlendi ve nasıl yetiştirildi ?
veya yetiştirildi mi ? Ersan small forvet cenk guard oğuz pf.semih center hidayet hepsi ,okur joker vs vs... Nasıl bir program uygulandı ? kulüplerle nasıl diyaloga girildi ??? hedef şampiyonluk demek yeter miydi.müjdeden bu yana geçen zamanda üç tane playmaker 3 tane small foreward yetişmesi programlanamaz mıydı ?kendi haline bırakarak ağaçtan meyve gibi toplanmaz oyuncular.... kurtlu çıkar,çürük çıkar, aşı lazım kireş gübre lazım,budamak lazım . insanlar küstürülüp kavgalar çıkartmak yerine ... bolca program biraz çalışma biraz diyalog ,,, en önemlisi bolca düşünce tasarım ve emek emek emek ...kısacası liderlik ve antrenörlük,öğretmenlik ağabeylik,stratejistlik,komutanlıkve iyi yönetim,iyi şöförlük lazımdı .... para ve sponsor hiç olmadığı kadar vardı ...
ne yapıldı da bu hallere düştü 12 dev adam...mirasyedi gibi harcandı aradan dökülenlerden sırplar şampiyon ekip yaratırdı bu kadar zaman içerisinde.... geçmiş olsun sinyor tanjeviç ... geçmiş olsun yılların federasyonu geçmiş olsun türk basketbolu....şapkadan avşan çıkar inşallah.