24 Ağustos 2010 Salı

Türkiye: 89 - Arjantin: 93 (Efes Cup'ın Şampiyonu Arjantin)

Tıpkı Adidas Cup'da olduğu gibi Ankara'da da ilk iki gündeki zayıf rakiplerin ardından 'hedef maç' diyebileceğimiz maçlardan birini oynadık Arjantin karşısında. Ersan'ın yokluğunda Kerem Tunçeri - Ömer Onan - Hidayet - Kerem Gönlüm - Ömer Aşık beşiyle başladığımız karşılaşmada başabaş geçen devrenin ardından yakaladığımız ufak serilerle farkı çift haneye taşımayı başardık. Bu çeyrekte tam 14 sayılık bir marj sağladık ve son altı dakikadaya kadar da oyunu buralarda tutmayı başardık. Son çeyrekte hakemlerin iki taraf lehine de tartışmaya fazlaca açık kararlarıyla hafiften alevlenen ortam Arjantin'e yaradı ve geri dönüş ateşini Delfino önderliğinde yaktılar. Bu dakikalarda saha içi liderimiz olmasını beklediğimiz Hidayet'in halen temposunu yakalayamamış oluşunu iliklerimize kadar hissettik. Ender Arslan yönetimindeki bir takımın rakip sahada ne kadar çaresiz kalabildiğini de elbette. Hidayet-Ömer Onan ikilisinin dilleri dışarda maça devam edişlerini de atlamayalım. Herşeye rağmen bitime 10 saniye kala skorda 81-76 üstün olan taraftık. O anda 'tamamdır bu iş' diyip televizyonunu kapatanlar olduğuna eminim..

Önce Quinteros yolladı üçlüğü, ardından Hido pota altımızdan topu beş saniye içerisinde oyuna sokamadı ve pota altından oyuna sokulan topta ufak bir oyunla Jasen'den yedik basketi. Buraya kadar olanlar da şüphesiz kabullenilmesi zor hatalar ama son hücumda dip oyunundan o sayıyı yemek savunmanın konsantrasyon sorununa da işareti çakıyor haliyle. Uzatmalarda ise uzun süre skor bulamadık ki o moral bozukluğunda daha iyisini yapmamız mümkün değildi zaten. Coştuğunda önüne geleni yutan, durduğunda ise kontağı tamamen kapatan oyun anlayışımız bir kez daha çıktı sahneye. Hiçbir şey üretemediğimiz gibi serbest atış için çizgiye gittiğimiz anlarda da karavana attık (22/38). Sahadan 93-89 galip ayrılan Arjantin, bu son testi de şampiyon olarak tamamlarken maçı 30 sayı ile kapatan Delfino da turnuvanın MVP ödülünü alan isim oldu.

Sırbistan'ın ardından bir 'hedef maç' daha kaybedilmiş oldu böylece. Prigioni'nin tek başına takımımızdan fazla asist yapması parkedeki organizasyon bozukluğumuzun bir tezahürü. Hidayet'in istenilen ritmi bulamamış olması da ilk dörde yakınlığımızı belirleyecek ana faktör olarak şu anda can sıkıcı duruyor. Son virajda koç Tanjevic'in genel olarak fantezi içermeyen beşlerini sahaya sürmesi, Kerem Gönlüm'ün sahada olduğu anlarda verdiği katkı, Ömer Onan ve Ömer Aşık ikilisinin enerjisi şu anda tutunacak dallarımız. Ankara seyircisinin 21.30'da başlayan karşılaşmaya gösterdiği ilgi, takımı motive etmeye çalışması ve belirli sekanslarda bunun takım üzerindeki olumlu yansımaları da tamamen ümitsizliğe doğru koşmamızı engelliyor açıkçası. Eğer ders çıkarmak içinse bu hazırlık maçları uzatmalar dahil olmak üzere bugünkü son on dakikada oynadığımız dört maçtan da faydalı olacaktır takıma.

Türkiye (89): Cenk Akyol 4, Sinan Güler, Ömer Aşık 11 (9 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 12 (1 ribaund), Semih Erden 15 (8 ribaund), Kerem Tunçeri 14 (1 ribaund- 2 asist), Oğuz Savaş 2 (1 ribaund- 2 asist), Kerem Gönlüm 11 (7 ribaund- 2 asist), Ender Arslan 6 (5 asist), Hidayet Türkoğlu 14 (6 ribaund)

Arjantin (93): Luis Scola 14 (6 ribaund- 4 asist), Pablo Prigioni 9 (4 ribaund- 13 asist), Roman Gonzalez 8 (2 ribaund), Fabricio Oberto (4 ribaund), Juan Pedro Gutierez 1, Carlos Delfino 30 (8 ribaund- 2 asist), Paolo Alfredo Quinteros 10 (5 ribaund- 1 asist), Leonardo Gutierrez 12 (4 ribaund), Heman Jasen 6 (4 ribaund- 1 asist), Federico Kammerichs (1 ribaund- 1 asist)

11 Yorum Yapılmış:

MixBasket - Ozan Aktay dedi ki...

Bence o son 2 dakikada yaptıklarımız üstünkörü geçilmemeliydi. Gerçekten çoğu takımın yapmayacağı amatörce hatalar. Biraz daha üstünde dursaydınız keşke. Arjantin'in şampiyon olmasından ziyade önemli olan nokta bu.

RevoLveR dedi ki...

15 sayılara kadar farkı açmamıza rağmen en ufak bir ümidim yoktu maçı alacağımızdan bu takım kaybetmekten korkuyor ve ne yazıkki alışkanlık olmuş şayet arjantin bu gece bizle değilde yunanistanla yunanistanda oynasaydı ve 3. çeyreğin sonunda yunanistan 15 sayı farkla önde olsaydı o maçı 30 la bitirirdi yunan takımı bizde ise o yok taraftar coşmuş 15 sayı öndesin herşey lehine ama maçı kaybediosun bu takımda lider oyuncu yok kimse hidayet demesin onun kendine hayrı yok bu takım çeyrek final oynarsa öpüp başımıza koyalım.

tarski dedi ki...

oncelikle sunu soylemek gerek: son periyodu bu kadar kotu oynayip kazansaydik cok sey kaybedecektik.

scola ve oberto'nun faul problemi yasamalariyla, bu macin 30 dksini, kagit uzerinde daha ustun beslerle oynadik. bize en cok problem cikartacak oyunculardan nocioni de hic oynamadi.

acikcasi, hidayet'i ancak diri kullanirsak fayda alacagimizi gormemiz lazim. ve bu kullanma da hidayete topu 8m'de verip, al bakalim istedigini yap olmamali. ilk yari bir hucumda, 5-6 saniye topu elinde tutup, resmen set cizdi sahanin ortasinda. mesela messina'nin takiminda topu alip ne yapsam diye dusunen bir oyuncu gordunuz mu hic? ozellikle son periyot savunmada da cok felaketti hidayet. tuttugu her adamdan sayi yedik. tanjevic'in yorulmasina ragmen bilincli olarak onu sahada biraktigini dusunuyorum.


diger taraftan, ilk devre kotu oynasa da, tanjevic'in ender'i kazanmak icin 2. devre kendisiyle basladigini dusunuyorum, ki bu bence olumlu. zaten ender de 2. devrenin basinda iyi oynadi, sonra yoruldu. begenelim begenmeyelim, ender'in katkisina ihtiyacimiz var.

kerem gonlum'un istegi, mucadelesi iyiydi ama hucumda da takima daha fazla katki saglamasi lazim. orta mesafeli sutlarini kullanip sokmasi gerek.

dominant, kendine guvenli bir takim degiliz, savunmada yuzde 75 iyi mucadele edip, hucumda yuzde 35 vasati asabiliyoruz. simdilik hepsi bu. ceyrek finale cikmamiz zor ama ceyrek finali gecmemiz nerdeyse imkansiz gozukuyor bu sartlarda. hidayet'in rolunu iyi belirmek, ender'in forma girmesi ve surpriz katkilar (mesela baris'tan -belki de 2 no'da-) bizim ceyrek final sonrasi icin de umutlanmamizi saglayabilir.

ugur_braveheart dedi ki...

ben umutsuz değilim milli takım için şiüphlerim vardı. Bu takım çok basit hatalar sonucunda yeniliyor çok basit top kayıpları içeriye giren kısa oyuncularımızın bitiriciliğini gösterememesi,savunma ribauntlarında ve faul yüzdemizde düşüş,son sanite sendromları,en önemlisi bu takımda ömer onana dışında 3'lük atacak bir oyuncumuzun olmayışı,
eğer yukarıda saydığımız sorunları takım halinde çözersek seyircimizin desteği biz çeyrek finale ve hatta ilk dörde kalabiliriz.Önce güven ve sonra akıl ile bu iş çözülür.

HotSauce21 dedi ki...

maçı izlerken, osman sakallıoğlunun basit bir üçlükte bile "hidayettt" diye kulağı kemiren vıyaklamaları,ihsan bayülken'in pollyannacılığı ile zaten milli takımı izlerken genel olarak oluşan gerginlik had safhaya çıkıyor. diğer arkadaşlarında dediği gibi maçta 10-15 sayıyla önde olsakta ne sahadakiler nede izleyen kimse o maçı alacağımıza inanmıyordu ki beklendiği gibi de oldu. hakem hakem diyoruz al gördük hakemleri. kendi seyircimiz kendi sahamızda bi tane türk ve nerden buldukları belli olmayan 2 tane hakemle maçı resmen katlettiler. arjantin'in aleyhine çalınan komik düdüklerle maçı koparmaya çalıştılar ama onlarda yetmedi, çünkü bi kez daha kaybetmek için elimizden geleni yaptık.tüm yanlış şut seçimleri, top kayıpları bir şekilde açıklanır ama yine hakemlerin yaptıkları hataları telafi etmek için çaldıkları 5 saniye kararı ve ardından yediğimiz sayı açıklanamaz. inanılmazdı gerçekten,acizliğin son noktasıydı diyebiliriz. hala oyuncularda maçtan sonra utanmadan "olsun nası olsa hazırlık maçı hatalarımızı görüyoruz diyorlar" tanjevic'e ve şu ülkeye kattıklarını gram saygım yok ama şu sahadaki oyunculara odunla dalsa peşinden bende girerim.

yugoslavtipiforvet dedi ki...

ben her zaman diyorum:asıl sorun guardlarda.hiç bir organize hücum yapamadık ve çoğu zaman hidayet'ten hücum organizasyonları yaratmasını bekledik.ispanya-abd maçını izleyen herkes gördü ki rubio yaratıcılığıyla tıkanan hücumları çok rahat açabiliyor ve arkadaşlarına çok güzel pozisyon hazırlıyor.rubio uç bir örnek desen diğer takımların guardları teodosic,ukic,diamantidis,prigioni vs... yani hepsi bize uç örnek olacak adamlar ve hedefimiz 2004 yılından beri bu turnuva ise rakiplerimiz de bu ''uç örneklerin takımları'' olacak.ender arslan ve kerem yetersiz kalıyor.bu seviyede top sektirmemiş barış ermiş desen zaten başka bi hikaye...
arjantin ise gördüğüm kadarıyla eski havasında değil.ciddi anlamda yaşlanmışlar.2002'dei ya da 2004'deki o takımdan ginobili yok en basitinden.bence bu arjantin çeyrek finalden öteye gidemeyecek bir takım ama biz gene onlara fark atıyor iken yenilmeyi bildik

Kapkankağan dedi ki...

son dakikaları en kötü oynayan takımlar sıralamasında şampiyon oluruz herhalde.Bu kaçıncı elimizdeki maçı hediy edişimiz. Kimse sanmasın ders alacağız diye ilgisi yok çünkü bunu son yıllarda hep yapıyoruz.

Pervasız Gömlek dedi ki...

Guard'larda sıkıntı olduğu gün gibi aşikar elbette, lakin Arjantin maçında Ender'in hücumda ne kadar çaresiz olduğunu söylemek çok yanıltıcı bir saptamadır. Öyle ki maçta farkın açıldığı bölümde final paslarını veren Ender'di ve gayet güzel noktalarda doğru isimlere paslar verdi. İçeriye indirdiği paslar özellikle... Kerem ise son anlarda 6-7 saniye kala feyki attıktan sonra geri adım atarak bence maçın verilmesine neden olmuştur ve hücumda kendi bulduğu sayılar dışında organize edememiştir takımı dünkü zayıf halka guard cephesinde kesinlikle Kerem'di diyebilirim attığı sayılar yanıltıcıdır... Ender'in bir de süre almadığını düşünürsek yeterli derecede daha açık bir çıkarım yapmamızı sağlar.

dilemma dedi ki...

aynen hakemler özellikle bizimki rezaletti.bu kadar da belli etmeseydi.zorla irlandalı olduk dünde hakemler yüzünden arjantinli oldum.

yugoslavtipiforvet dedi ki...

hakem mevzusuna gelince aynı şey sırbistan maçında olmuştu.baktılar nenad krstic'i durduramıyoruz hakemler adamın her vücut temasına faul çaldılar.hatta bi pozisyonda kerem gönlüm krstic'in üzerine gidip sırtı dönük bi basket bulmuştu.krstic temas etmemek için geri geri gitmesine rağmen hakemleri gene ikna edememişti.bu maçtaki kurban da scola oldu:)

dilemma dedi ki...

ayni rezalet turgut atakolda da oldu.hırvatlar dalga geçiyordu artık.ümitler şampiyon oldu noldu sonra?