8 Eylül 2010 Çarşamba

F.Bahçe Ülker - Düsseldorf Gloria Giants (Maç İzlenimleri)

Neven Spahija yönetimindeki F.Bahçe Ülker'i ve Murat Didin'in yeni heyecanı Düsseldorf Gloria Giants'ı aynı anda izleyebilmek için şirketten bir yarım saat erken çıkıp Dereağzı'nın yolunu tuttum. Beklemediğim derecede bir izleyici kalabalığı ile karşılaşınca biraz şaşırdım ne yalan söyleyeyim. Dün sayı dağılımı ve skor bilgisini verip kısaca geçtiğimiz maçın göze çarpan detaylarını öğrenmek için şuraya alalım sizi.

Yıldızlarının çoğu Milli Takım kadrolarında olan sarı lacivertlilerde sahaya çıkan beş: Greer - Maxim - Preldzic - Mirsad - Kaya şeklinde idi. Kenarda oyuna girebilmek için bekleyen isimlerin arasında ise Lavrinovic, Erbil, genç takımdan Güney ve bir de idmanlarda takımdaki eksik oyuncu açığını kapatmak için kadroda kendine yer bulan 90'lı sarışın Uros Lukovic. Tipi profilden feci derecede Giricek'e benziyordu, kadroyu tamamlasın diye burada olduğunu ve gideceğini öğrendim. Takıma gecikmeli olarak katılan Kinsey de kenardaydı, muhtemelen cezalıydı. Keza sakat olan Engin, takım içinde bir göreve getirilecek olan Damir Mrsic, Nedim Karakaş ve Aydın Örs de kenardalardı.

İlk çeyrek 25-20, devre ise Alman takımının Amerikalı guardının bulduğu uzun menzilli son saniye üçlüğü ile 43-42 F.Bahçe Ülker üstünlüğü ile bitti. İlk yarıda gözümüze çarpan Greer ve Emir'in takım için en hazır gözüken isimler olması, Mirsad, özellikle Lavrinovic'in ise tecrübeleri ve akıllarıyla oynayarak takıma katkıda bulunmaları idi. İlk çeyrekte koçundan sağlam bir azar işiten Maxim, ikinci çeyrekte peşpeşe soktuğu 2 üçlük ile hocasının ondan istediği işin 'Kendine güvenme' kısmındaki gerekli reaksiyonu gösterdi, kendisine de iyi geldi bu iki şut.

3. çeyreğe de tıpkı 2. çeyrek gibi kötü başlayan F.Bahçe Ülker'de Mirsad'ın performansı durumu biraz toparlarken, ilk yarıda hantal bir görüntü çizen Kaya 2 pozisyonda kendini yerlere atarak çırpınmasıyla herkesin alkışını aldı. Yeni sezonda ne yapacağının kısa bir fragmanını izletti belki de bizlere. İlk yarıdaki isabetli üçlüklerinden 2 tanesini de 2. yarıda ortaya süren Maxim maçın en skorer oyuncusu olarak sahadan ayrılırken, onun üzerine oldukça düşen ve gerekirse azarlamaktan da çekinmeyen Spahija'ya güzel bir gün yaşattı ofansta. Defanstaki hataları ise korkutucu boyutta, her tuttuğu adam yanından geçti kolayca. Bu arada Erbil'in performansına da dikkat çekmek gerekiyor, staff genç oyuncunun karakterli oyunundan memnun. Engin dönene kadar (ki kendisiyle konuştuğumda sağlıklı bir şekilde dönmesinin Ocak'ı hatta Şubat'ı bulacağını söyledi) Greer ile birlikte Erbil yedekleyecekler Ukic'i. Genç oyuncunun alacağı 8-10 dakikanın hakkını vereceğinden şüphesi yok Ertuğrul hocanın.

77-74 F.Bahçe Ülker üstünlüğü ile biten maça dair hep sarı lacivertliler hakkında konuştuk, biraz da Düsseldorf ekibi için bir şeyler karalayalım. Parasal anlamda çok komik bir rakama kurulmuş, kolaj takımı görünümündeler. Ben 4 numaralı Vierniesel'in ismini bir yerlere not etmek gerektiğini düşünüyorum. Dün çok yüzdeli oynadı, Murat hoca ile konuştuğumda 2 yıl içinde Alman Milli Takımı'nın 3 numarası olacağına inandığını duydum, hoşuma gitti. Hem işin savunma tarafında var, hem de muazzam yüzdeli üçlük attı (5 isabetli üçlüğü vardı yanlış hatırlamıyorsam). Takıma katılacak 1-2 oyuncu, belki şu anda denenen isimlerden gönderilen de 1-2 oyuncu olacaktır ama ilk sezondaki hedeflerinin küme düşme tehlikesi yaşamamak ve orta sıralarda bir yerler kapabilmek olduğunu dip not olarak düşelim. Ama takımdaki oyuncular çok sıcakkanlı ve birbirleriyle iyi iletişim içindeler. Maç sonunda stada bağlanıp Belçika zaferine tanıklık ettiğimiz keyifli akşamdan keyifli bir fotoyla da bitirelim olayı:

4 Yorum Yapılmış:

willie07 dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş.Erbil'in şans bulacak olmasına çok sevindim.

Emre dedi ki...

anıl bey siz nasıl buldunuz erbilin oyununu top kontrolü,savunması malum boyu 1.95 özellikle top kontrolü konusu önemli bir de oyun kurucu oynayacak daha da önemli hale geliyor.

dilemma dedi ki...

maxim serkan erdoğan'ın atletik versiyonu olur ki kötü bişi değil bu:)savunmada ayaklarını hiç çekemiyor.erbil de çok atletik ve hızlı ama maalesef şutu yok(henüz).ukiç'i biraz andırıyor sanki.

bonz dedi ki...

Bu sitenin tutulma nedenini basketbolcu ve baskatbol camiasının "gossip" ten ve kulislerde konuşulandakilere bağlasam da bir şekilde okunuyor ve takip ediliyor olması beni bir basketbolsever olarak bu yorumu yapmaya itti.
Birinci olarak her antrenörün motive etme şekli farklıdır ve tabiki oyuncuları motive etmek için ve/ veya maçın tansiyonundan dolayı oyunculara sesini yükseltebilir ama bu yazıyı yazanın kim olduğunu ve hangi sıfatla 100'ü aşkın milliliği olan maxim mutaf'ı azarlanan ezik bir tip olarak resmetme hakkı gördüğünü merak ediyorum? İbrahim Kutluaydan beri ilk defa bir star adayı çıkaran Fenerbahçenin bu değerli oyuncusuna nasıl böyle hakarettamiz bir şekilde bahsediliyor buna akıl ermiyor.
2. olarak Kaya Peker gibi uluslararası platformda ülkemizi başarıyla temsil etmiş bir değerin adeta "çırpınan bir balık " olarak karikarirüze edildiğini, hatta ve hatta bu çırpınma hareketinin bütün maç boyunca sergilediği "hantal" oyuna bağlı olarak en "top" hareketi olduğunu yazma cürretini nasıl bulduğu da ayrı bir konu.

ama tabi siteniz yazarı yedekte ve ne türk nede fenerbahce açısından hiçbir "significance"ı yani önemi,değeri, dişedokunurluğu olmayan idman oyuncusunun giricek e olan fizksel benzerliği ve mirsiç'in alıp almayacağı belli olmayan yönetimdeki pozisyonu bu yazıdaki diğer noktalara itibar edilmeyeceğini de gösteren başka bir destek noktası..

farklı seslerin çıkması demokrasinin gereğinden ve hoş birşeydir ama bu farklı seslerin güvenilirliği ve neden bahsettiğini bilmesi de eşit dercede önemlidir, yoksa bunca oyuncunun emeğinin bilinçsiz kalemlerce harcanması sadece üzücü deiğl aynı zamanda zarar vericidir..