18 Eylül 2010 Cumartesi

Tanjevic'le 2011'e

Bosna Hersek gazetesi Nezavisne Novine'ye röportaj veren Tanjevic, bir aksilik olmadığı takdirde seneye Litvanya'da düzenlenecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda da Türkiye'nin başında olmak istediğini belirtmiş. Hedeflerini de ilk 4'e kalıp olimpiyat biletini almak olarak belirlemiş. Herhalde klasman maçlarındaki başarısızlığımızın farkında ki işi 5-8 maçlarına bırakmadan halletmek niyetinde.

Koç kazanılan başarının yılların birikimi olduğundan bahsederken, sağlık sorunları nedeniyle milli takımın başında olmadığı anlarda yardımcılarının ona çok yardımcı olduğunu vurgulamış. Ayrıca Hidayet'in onun için çok özel bir oyuncu olduğunu, saha içinde ve dışında tam bir "lider" olduğunu belirten Tanjevic, Ivkovic'e de sağlam yanıtlar vermiş.

Şu turnuvaya kadar Tanjevic'in A milli takım performansını yetersiz buluyordum. Bu turnuvada ise takımın özellikle savunma sahasında gösterdiği performansa hayran kaldım. Ancak biz genel olarak moralimizi, motivasyonumuzu dış faktörlere bağlamış durumdayız.Bu turnuvadaki başarımızın arkasındaki duygusal faktörleri sanırım kimse yadsıyamaz. Ev sahibi olarak binlerce destekçimizin önünde oynadığımız oyunu genele yaymak gibi, şu ana kadar sınıfta kaldığımız bir durum söz konusu malesef. Bu nedenle gelecek sene hakkında olumlu ya da olumsuz bir tahmin yürütemiyorum.İlk 8'e kalamazsak da yarı final oynarsak da pek şaşıracağımı düşünmüyorum. Tabi olası bir 2. Indianapolis hüsranını bünye kaldırmaz eminim. Tanjevic'in önderliğinde 1 galibiyetle kapattığımız Avrupa Şampiyonası da var unutmamamız gereken. Bu cümleyi kurdum çünkü işimiz Dünya 2.'liğiyle sona ermedi; aksine yeni başlıyor. Basketbolseverler olarak her seferinde vurgulamaya çalıştığımız kelime:"istikrar". Eğer ki seneye hedefe ulaşıp 2012'de Londra Olimpiyatları'nda da yer alabilirsek o zaman daha sağlam bakarız geleceğe. Yoksa yine bekleriz evimizde düzenleyeceğimiz bir turnuva gelsin diye.

Bu yazıyı eleştiri maksadıyla yazmaya başlamadım aslında. Aksine bu turnuvayla Tanjevic benim gözümde bulunduğu konumdan yukarılara çıktı. Ve şu kararı iyice saygı kazandırdı nezdimde. Maddiyatı ön planda tutup takımda kalıyor diye düşüneceğim ama olanak vermiyorum buna. İnadı ve basketbol tutkusu sanırım eski kurdu parkelerde tutan yegane faktör. Bir de dile kolay, 7. senesine girecek topraklarımızda. Nereden bakarsam bakayım cesur adam diyorum kendisine; gayet de gidebilirdi Dünya 2.'liği apoletiyle. Ki halk nezdinde öyle bir konuma yükseldi ki, bunu facebook aleminde olanlar daha iyi bilir; "Türk olup da bunu paylaşmayan vatan hainidir" başlığıyla Tanjevic'i Türkiye'nin kahramanı olarak ilan eden binlerce iletide.

Şimdi artık "çerezine" gözüyle bakılan turnuvalardan birisine bu sefer olimpiyat hedefiyle katılacağız. Bogdan Tanjevic için de bizim için de yeni bir test başlayacak. Umarız, koç bize "istikrar"ı aşıladıktan sonra aramızdan ayrılır. Röportajın tam metnine şu linkten ulaşabilirsiniz. Çeviri pek iç açıcı değil ancak ana fikir rahatlıkla anlaşılabiliyor.

9 Yorum Yapılmış:

Legend dedi ki...

çok doğru söylemişsin
işimiz dünya 2.liği ile bitmedi.
ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR..

Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU dedi ki...

Olimpiyat hedefiyle katılmak çok mantıklı ve eğer başarırsak 2010'un "geçici" bir şey olmadığını; bize bir şeyler katmış olduğunu görürüz..

Selami dedi ki...

Hayır! Hayır! Hayır!

Bu habere kesinlikle inanmak istemiyorum.Bu adamın takımın başında geçirdiği 6 senede Milli Takım ve özellikle FB Ülker ( son 2 yıldır sezonluk kombinesi olan ve neredeyse bütün maçlara giden birisi olarak söylüyorum) onarılamaz yaralar almıştır.Ulus olarak hafızası çok zayıf bir milletiz,bir başarı yakalandığında ondan önceki rezaletlerin tamamı unutulur.2005-2007-2009'un hesabını kim verecek?2005 yılında ki berbat oyununun yanında oyuncuların kamplara bölünerek neredeyse birbirlerinin kafalarına kurşun sıkacak duruma gelmeleri nasıl unutulabilir?2006 ve 2007 öncesinde Kerem Tunçeri ve Ömer Onan'ın kadroya alınmamasını'' Bizim hedefimiz 20010,bu oyuncular o yıl çok yaşlanacaklar,onun için almıyorum'' diyip,ilk 5'te Hakan Demirel ve Fatih Solak'la başlaması,sonra eşşek gibi 2 oyuncuyu kadroya alması nasıl unutulabilir?
Bu seneki Dünya Şampiyonası'nın tarihin gelmiş geçmiş en zayıf kadroların olduğu Şampiyona olması( Tony Parker,Dirk Nowitzki,Paul Gasol,Ginobili vs...),turnuvanın ülkemizde büyük taraftar desteği altında oynanması,grup birincisi olmamız sayesinde yarı finale kadar yumuşak takımlarla oynamamız,Sırbistan maçındaki hakemlerin destekleri( hiç şikayetçi değilim) final oynamamızdaki büyük etkenler.Takım olma,kenetlenme ve yapılan müthiş defans konusu tamamen Tanjeviç'in talihsiz hastalığının( büyük geçmiş,umarım en kısa sürede sağlığına ulaşır) oyuncular üzerinde yaratmış olduğu acıma ve bunun sonucunda hocaya sahip çıkıp,onun için oynama dürtüsünden başka bir şey değildir.( Bu özelliğimiz bence milletçe en iyi yönümüz).Tanjeviç FB Ülker'li oyuncular başta olmak üzere diğer bütün oyuncular tarafından adeta nefret edilir,FB Ülker'de her maç oyunculara ettiği ana avrat küfürler( ve oyunculardan aynı şekilde aldığı cevaplar)ortadayken bu durumu başka bir şekilde açıklamak mümkün değil.Bu arada 3 yıldır Tanjeviç istifa diyenlerin dönekliğine şaşmamak mümkün değil.
1998 Dünya Kupası'ndan önce çok eleştirilen,hatta nefret edilen Fransa'nın hocası Aime Jacquet hakkında Fransa Şampiyon olduğunda Le Figaro'nun başlığı unutulmazdır.'' Evet şampiyonuz,fakat Aime Jacquet,seni sevmiyoruz''

HotSauce21 dedi ki...

2. olupta 1.5 milyonla diğer avantaları görünce 2011 e'de kalır 2021'e de. hani bırakıodu 2010'da?

bunu paylaşmayan vatan hainidir diyenlerinde gözümde esat yılmaer'den farkı yoktur.

Pervasız Gömlek dedi ki...

pekin'de altın alan amerika olimpiyatlara doğrudan katılmaya hak kazandı acaba biz mi direkt katılacağız olimpiyatlara yoksa amerika a ve b takımı olmak üzere 2 takımla mı gidecek :D

yangchonchoi dedi ki...

Bence ayrılmalıydı, söylediği gibi 2010'da bırakmalıydı; kendisi için de daha iyi olurdu. Sağlık durumunu ondan iyi bilecek değilim ama benim fikrim Lottomatica Roma'da daha geri plandaki rolünü benimsemesinin kendisi için daha mantıklı olacağı yönünde. Milli takım için de bu haberin beni mutlu etmediğini belirtmeliyim. Selami'nin belirttiği gibi bu turnuvadaki ekstra motivasyonun kaynağının manevi değerler olduğunu düşünüyorum. Ancak belirtmeliyim ki bu haber turnuvadan önce gelseydi "mutsuz" olurdum.İstikrar deyip duruyorum ya, bence 2009'dan beri istikrarlı bir savunmaya sahibiz. 2011 Avrupa Şampiyonası için mesela yine iyi savunma yapacağız diyebiliyorum. Bu nedenle mutsuz olmadım bu haberden. Ama tekrarlıyorum, kişisel kanaatim bırakmasının her iki taraf için de daha doğru karar olacağı yönündeydi.

Ancak yine de kalmasının arkasında yatan neden konusunda Hotsauce21 gibi düşünmüyorum. Bence kalmak istemesindeki faktör maddiyattan ayrı bir şey. Elbette tamamen maddiyattan bağımsız demiyorum -diyemem- ancak maddiyatın ilk faktör olduğuna inanmıyorum. Çünkü bu adam yıllardır Türkiye'de dünyalığını yaptı büyük ihtimalle bir beldeyi satın alacak kadar finansal güce sahip.Sağlıktan bahsedildiği vakit ne 1.5 ne 2 milyon kalır bana göre. Hadi diyelim 1.5 milyon da yetmedi, "burası Türkiye, daha burada çok ekmek var, ölene kadar devam; olmadı mezara" dedi. Bu da bir meydan okuma değil mi sizce de? Diğerlerini bilmem ama bu takım seneye ve ondan sonraki senelerde de kürsüye oynamadıkça benim gözümde başarılı rütbesine ulaşamayacak. Türk insanı galibiyetlerde coşmayı çok sever, mağlubiyetleri ise pek olgunlukla karşılamaz bilindiği üzere. Yazıda da belirttiğim üzere, olası bir hayal kırıklığında -ki gayet olası bana göre, bu sene "kahraman" olan savaşçı Tanjevic yine olur "bunak ihtiyar". "Burası Türkiye" dediğini varsaydığımız Tanjevic bunu da çok iyi biliyordur haliyle. Bir daha elde edilmesi çok zor gözüken bu başarının ardından tekrar meydan okumak bana göre paragözlükten başka bir şey. Ancak aynı başarıyı yakalarsa konumunu koruyabileceği bir ülkede yine elini taşın altına sokuyorsa eyvallah bence.

Facebook meselesinde kişisel olarak kesinlikle aynı şeyi düşünüyorum.Bunu bir metafor olarak kullandım çünkü orada belirttiğim kitle halkı niteliyor benim gözümde. Halkın gözünün boyanması da gayet önemli bir durum bana kalırsa.Siz, ben çıkarız yarın deriz ki "Tanjevic iyi bir koç değil aslında,bir an önce ayrılmalı" yoldan geçen bir kişi bile "Hadi canım sen de; Dünya 2.'si yaptı bizi adam hasta haliyle" der. Böyle bir kitlenin oluştuğundan bahsediyorum.Basketbolla sadece milli maçlar ölçüsünde o da yendiğimiz ölçüde ilgilenen insan toplululuğun düşünceleri. Ne bir an da silinebilecek kadar önemsiz,ne de olası bir başarısızlıkta da tutarlılığını sürdürebilecek kadar değerli.Ben o mesajları görünce "Evet ya o aslında bir kahraman" demem zaten, ama diyenlerin demeyenlerden kat be kat fazla olduğunu biliyorum. Bu da önemli bence.

Şöyle bitireyim... Dünya 2'liği ne 2005'i ne de 2007'yi unutturabilir. Unutmamalıyız. Ama 2009'da da 2010'da da o zamanlardan çok daha farklıydık bana kalırsa. Eğer aynı çizgide yürüyüp, Avrupa'nın ilk üçüne yerleşebilir ve bunu koruyabilirsek o zaman başarılı bir basketbol ülkesi olarak anılırız. Ben katıldığımız onlarca turnuvadan sonra şunu anladım: turnuva öncesinde Türkiye hakkında bahis oynanmaz. Bir gün bu fikrim değişir de Hırvatistan'daki bir turnuvada Fransa, Slovenya, Rusya'lı bir grupta Türkiye rahat grup 1.'liğini alır dersem o zaman başardık derim.

onur dedi ki...

Selami'nin söylediklerine katılmamak elde değil. Aslen bir GS taraftarıyım; ancak eminim ki her objektif FB taraftarı, "genç oyuncu dostu koç" olarak nitelendirilen Tanjeviç'in elinde 3 adet genç 5 numara varken Vidmar'ı getirip onların önüne koyarak bu çocukların gelişimine ket vurduğunun farkındadır. Bugün Oğuz Savaş ikili oynamayı unutmuş ise, Ömer Aşık pick & roll oyununda içeri kıvrılmayı hala öğrenememiş ise sorumlusu kesinlikle Tanjeviç'tir. FB-Ülker ligde en dandik maçını oynarken bile Enes'in (hani şu çok eleştirdiğimiz genç yetenek) önünde Rasim Başak oynuyordu yahu şaka gibi!

Ayrıca şahsen bu turnuvada da (aynen geçmiş turnuvalarda olduğu gibi) "çizilmiş" bir tane bile hücum oyunu göremediğimi belirtmeliyim. Varsa yoksa Hidayet üzerinden onun şahsi tercihleri ve sorumluluk almasıyla hücum ettik sadece... Aynen 2001'de olduğu gibi "vatan millet sakarya" gazı + ev sahibi olma avantajını iyi değerlendirerek aldık bu dereceyi. Kim olsaydı başta kahraman olacaktı şans Tanjeviç'e güldü. Kaderin planlarının arasında kendisine halen bir artı kontenjan kaldığını sanmıyorum artık...

HotSauce21 dedi ki...

yalnız senin o bahsettiğin facebook patlamasının da asıl sebebi medyadır. bu ülkede evet'in çıkmasına da suçsuzları suçlayıp gerçek suçluları gizleyende medyadır ki spor basını da çok farklı değil maalesef. insanlara yakın geçmişi dahi unutturmaya çalışan futbol zihniyetiyle çalışan spor basınımız, tanjevic'i turnuva boyunca o kadar göklere çıkartıp geçmiş yıllarda ki faciaları bir kalmede silince, bırak hiç bilgisi olmayanları şurda bile gördüğüm kadarıyla az çok takip eden bazı arkadaşların bile gözü boyanmış durumda. unutmamaya başladığımız zaman sportif başarıların devamı gelecektir.

ako dedi ki...

Tanjevicin beğenmediğim yönleri var ama saygı duyulacak şekilde basketbol aşığı bir adam. Turnuva başlamadan önce başarılı olacağına inanıyordum. 2009da finali oynayan 2 takımıda yenmiş bir takımdı Türkiye. Aslında 2009da yenildiğimiz Yunanistanı kendi evimizde yeneceğimiz çok belliydi. Tanjevic türkiyeyi Avrupanın en elit takımları arasına soktu. Fransa , Hırvatistan, Slovenya gibi ülkeleri geride bıraktık. Yunanistan,Sırbistan,İspanya ile kareası Türkiye oluşturuyor.

Deniyorki en iyi jenerasyonu Tanjevic mahvetti. Belki bizim tarihimizdeki en iyi jenerasyon bu olabilir. Ama diğer milli takımların oyuncularını bir kefeye koyalım bir diğerine bizimkileri koylaım kim daha ağır basıyor görelim. Kulupler bazında Avrupada Türk oyuncularının esamesi okunmuyor. Nbadeki iki oyuncumuz dışında hangi oyuncumuz Avrupada isim sahibi. Kerem tunceri, ender aslanla efes iş yapmaz derken bu ikili milli takımı 2. yapıyor. sinan efeste süre alamazken milli takımın dinamosu olabiliyor. Tüm sene oynamayan Kerem gönlüm Ömer Aşık iyi mücadele edebiliyor. Bi de rakiplerin oyuncularına bakın , Avrupayı kasıp kavuran oyuncular.

Sonuç olarak Tanjevic elindekiyle en iyisini yapabilmiştir. FBdeki başarısızlığında yeteri kadar rahat bırakılmamış olması da göz önünde tutulmalı.

İstikrar adına kalması gerekiyor. Adam dünyanın parasını kazandı, ciddi hastalığı var, gidip İtalyanın en güzel yerinde villasında keyif sürebilir. bunun yerine yakalanan havayla olimpiyat vizesi için kendini riske ediyor. Saygı duyulacak bir hareket.