15 Ekim 2010 Cuma

Kupa Maçları Sonrası Değerlendirme

Spor Toto Türkiye Kupası'nda dört güne sıkıştırılan 24 maçı geride bıraktık. Üstüne bir de muazzam bir C.Başkanlığı Kupası maçı geçirdik. Bu süreçte ligde yer alacak ikisi yeni onaltı takımın tamamını izleme ve yeni sezona artık saatler kala son durumlarını görme fırsatı yakaladık. Bu açıdan oldukça olumluydu bu yoğun maraton. Dört ayrı ilde yarışan onaltı takımdan sekizinin daha sonra açıklanacak bir ilde Şubat ayında düzenlenecek sekizli finallerine katılma hakkını elde ettiği bu sürecin ardından aklımızda kalanları alfabetik sıra üzerinden bir dökelim bakalım. Eksik kalan kısımları da hep beraber doldurma temennisiyle tertemiz asisti de bırakıyorum ellerinize. Kupa değerlendirmesinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


Aliağa Petkim

Grup aşamasını namağlup tamamlayan dört takımdan biri olan Aliağa, Coleman & Randle transferleriyle birlikte yeni sezon öncesinde izlemek istediğim takımlardan biriydi. Geçtiğimiz sezonda ligin en tempolu oyununu oynayan ve bu bağlamda en fazla şut kullanan takımı olan Aliağa'da isimler değişse de oyun anlayışının değişmeyeceğini transfer dönemindeki tercihlerden anlamıştık zaten. Bu noktada geri gönderilen Braswell'ı da hatırlatalım. İki genç oyuncusuna da rakip sahada şut kullanma konusunda açık çek vermiş koç Halil Üner. Bu ikilinin yanına ekledikleri tecrübeli uzun Brandon Hunter'la birlikte lige üç yabancıyla giren ekiplerden biri olan Aliağa'da, kazanılan üç maçın ikisinde bu oyuncuların toplamda 49 ve 50 sayılarına ulaştığını gördük. Son günün son maçı olan Banvit karşılaşması formalite maçıydı zaten, süre alamayan yerlileri kullandı koç. Bu üçlünün yanında yerli rotasyonunda Hüseyin Beşok, Erdem Türetken, Levent Bilgin, Önder Külçebaş ve Polat Kaya gibi istikrarlı olmasa da zaman zaman önemli katkılar verebilecek isimler yer alıyor. Topun daha çok bu üç yabancı arasında paylaşıldığını düşündüğümüzde bu katkıyı verebilmek için de biraz çabalamaları gerecek tabii ki. Geçen yılki Mcclinton-Hosley-Vladan üçlüsünün yanında önemli ortalamalar tutturan Ceyhun Altay'ın rolünü kotarabilecek isim de dış şutlarıyla Polat Kaya olabilir gibi sanki. Geçtiğimiz dönemde olduğu gibi bireysel performanslar üzerinden şekillenen ve yabancılarına bel bağlayan bir Aliağa izleyeceğiz bu sene de. Coleman&Randle ikilisinin insanüstü rakamlara ulaşacağı maçlar da olacaktır bu serüvende.

Banvit
Planlı-programlı çalışmaların bu ülke topraklarında da olabileceği gösteren Banvit, Balıkesir grubunda aldığı iki mağlubiyet ile şaşırttı herkesi. Erdemir'i çok rahat geçtikten sonra Mersin'e ve formalite maçında Aliağa'ya kaybetmelerine karşın ilk günkü averajla gruptan çıkmayı başardılar. Bu transfer döneminin en az hamle yapan takımlarından biri olarak yaptıkları Graves ve Golubovic transferleriyle kupada boy gösteren Bandırma ekibinde, geçen yıl oyunun sıkıştığı anlarda potaya penetre edecek, oyunu açabilecek bir oyuncu açığı Graves ile giderilmiş gibi gözüktü. Golubovic şu an için çok olumlu bir görüntü vermese de sisteme ve takıma alıştıkça faydalı olacağı kesin. Bunun haricinde değişiklik yok takımda. Takımdaki genç oyuncuların sayısı da artmış durumda, ciddi süreler alıyorlar. Geçen yıl gösterdiği performansla yerli rotasyonun en önemli ismi olan Barış Özcan'ın sakatlığının devam ettiğini de ekleyelim. Yenilenen salonları, bir kademe daha yükselen kadro kaliteleriyle tepe ikilinin yanına iyiden iyiye yaklaştılar artık. 'Bana da yer açın beyler' diyorlar net şekilde. Orhun Ene'nin ikinci senesinde bu başarılı performansını sürdürüp sürdüremeyeceği de sezonun cevap bekleyen sorularından biri olarak duruyor karşımızda. Koçun kariyeri açısından önemli bir sezon bence.

Beşiktaş Cola Turka
Transfer döneminde pek çok yerli oyuncuyla yolları ayıran Beşiktaş Cola Turka, Antalya grubunu namağlup tamamladı. İsimler değişmiş olsa da koç Burak Bıyıktay'ın hızlı, bol şut üzerinden şekillenen ve teknik anlamda olmasa da görsellik noktasında izleyene keyif veren oyun anlayışı aynen devam ediyor. Chatman, geçen yılın ikinci yarısını ve yaz dönemini boş geçmesinin sıkıntısını yaşasa da form tutmaya başladığını gördük. Ritmini bulduğunda neler olduğunu biliyoruz zaten. Cüneyt Erden - Bekir Yarangüme - Mustafa Abi transferlerinden beklenen katkı da alınıyor şu anda. Bu üçlüden biri ya da ikisi Chatman'la birlikte parkede iken takımın oyun aklı da birkaç kademe yukarı çıkıyor. Cevher bıraktığı yerden devam ediyor, yerli rotasyonun en önemli parçası olduğu gibi ligimizdeki yerli uzunlar arasında da ayrı bir yere sahip kuşkusuz. Newley'in tavsiyesiyle takıma kazandırılan Ogilvy de belli ki adından sıkça söz ettirecek. Performansı gayet iyiydi. Takımın eskisi Rus Likholitov'un grubun son günü Oyak Renault maçını 27 sayı - 20 ribaund gibi bir istatistikle tamamladığını da söyleyelim hemen. Şu an için takıma entegre olamayan tek parça Polonyalı Ignerski gibi gözüktü. Geçen yıl Brad Newley'in üstlendiği keskin şutörlük rolünü üstlenmesi için gerekli ortam ziyadesiyle mevcut. Kalitesinin bunu becerebilecek seviyede olduğunu da biliyoruz. Siyah beyazlılardaki şimdilik tek soru işareti Ignerski olarak gözüküyor. Onun haricinde işler tıkırında. En büyük soru işareti ise Allen Iverson elbette, onu ayrı bir yere koyuyoruz. :)

Edirne Olin
Hazırlık maçlarında aldığı sonuçların ardından koç Gökhan Taştimur'un 'Kamp Günlüğü'nü' okuduğum günden bu yana en merak ettiğim takım Edirne Olin idi. Kendine has basketbol tarzıyla ayrı bir yer edinen koç Taştimur'un takımı merak ettiğimiz kadar da varmış açıkçası. Oyundan apayrı bir noktada bir takım olmayı başardıklarını gördük. Pek çoklarınca can sıkıcı ve göze hoş gelmeme yönleriyle eleştirilen bu basketbol anlayışını takımınının iliklerine kadar benimseten koç Taştimur, keyifli bir takım çıkarmış ortaya. İyi bir sinerjileri var ve maç esnasında bu sinerjiyle sizi kendilerine çekmeyi başarıyorlar. Dün F.Bahçe Ülker'e 79 sayı atan Efes Pilsen'den sadece 63 sayı yiyen bir savunma konsantrasyonundan bahsediyoruz. Hazırlık döneminin en formda ekibi Pınar Karşıyaka'yı geriden gelip mağlup ettiklerini ve Efes Pilsen'e karşı da son dakikalara yalnızca bir basket geride girdiklerinin de altını çizmek gerekiyor. Şüphesiz ki oyunun sadece tek yönünü oynayarak becerilebilecek şeyler değil bunlar. Kupanın yıldızlarından Litvanyalı Seibutis, Deliboa, Samardizski, Genevicius gibi kendi sistemine uygun yabancıları takımına seçen Taştimur, Can Akın - Erdal Bibo - Ömer Ünver gibi yerli tecrübelilerle de başarılı bir harman oluşturmuş. Bir kişinin üstüne yıkılmadan oynadıkları, herkesin skoru ve oyunu paylaştığı bir sistemleri var. İzlerken keyif aldım ben. Ve bana göre kupanın açık ara en başarılı takımıydı onlar. Ligimize katacakları keyifli Edirne deplasmanını da düşünecek olursak, bu sezon bolca konuşacağız onları.

Efes Pilsen

Hırvat koç Perasovic yönetiminde yeni bir yola giren ve bu yolun başlangıcında Ordu'yu kayıpsız olarak geçen Efes Pilsen'de Raduljica'nın sakatlığı sonrası uzun rotasyonunda yaşanan sıkıntı herkesin malumu. Ordu'daki maçlarda Samardizski'nin 19 sayı -14 ribaund, Furkan Aldemir - Jovo ikilisinin 26 sayı - 25 ribaundluk performansları bu defoyu açıkça ortaya koydu. Bu noktadaki eksikliği gidermek için çalışmaların sürdüğünü biliyoruz. Nasıl bir hamle gelecek, göreceğiz. Daha fazla merak ettiğim nokta ise, geçen iki yılda yaşanan tecrübeler ortada iken nasıl olup da bu denli yanlış bir kadro tercihinin yapılıyor oluşu. Ergin Ataman'ın yapamadığı homojen kadro tercihlerinden birini daha görüyoruz Efes Pilsen'de. Bu kez Perasovic imzalı olarak. Lig için bu kadro yine yeterli olacaktır ama kafalardaki gerçek hedef iki yıldır hüsran yaşanan Avrupa ise kadroya eklenecek uzun için beklemek gerekecek.

Bunun haricinde liderliğini Rakocevic'in üstlendiği yeni bir organizasyon çalışması var lacivert beyazlılarda. Bu liderliğin daha etkili hale gelebilmesinin en önemli koşulu onun terafında oluşturalacak bir takımın varlığı. Bu yöndeki adımları C.Başkanlığı Kupası'nda gördük. Yolun devamı daha zorlayıcı olacak elbette. Uzun sıkıntısı nedeniyle Nachbar'ın yine dört numaraya kaydığını ve tıpkı geçen yıl olduğu gibi bundan hoşnut olmadığını gördük. David Blatt'in ardından koç Perasovic'in de bu yeni Efes Pilsen'de Ender Arslan'ı pek düşünmediğini de gördük ayrıca. Ender'in kesilmesini oyunun her noktasından çok rasyonel bir tercih olarak görsem de onu kesen ismin Wisniewski olması Efes Pilsen için daha efektif olacakmış gibi de gözükmüyor. Bunu da itiraf etmek lazım sanırım. Charles Smith'in takımdan ayrılışı sonrası yaşanan skorer sıkıntısı ise gözlerden kaçmıyor. Milli takımla çok başarılı bir Dünya Şampiyonası geçiren Sinan Güler'in Türkiye Kupası'nda önemli süreler aldığını ve çok başarılı maçlar çıkardığını görmemize rağmen C.Başkanlığı Kupası'nda düşünmedi koç onu. Bindiği dalı kesecek değildir diyoruz bu noktada, ama Sinan oynasın artık diye de beklemekten bitap düştük resmen. Bütün bunların ötesinde, son olarak Kerem Tunçeri'nin şu son dönemde çok büyük oynadığını ve resitaller sunduğunu söylemek gerekiyor. Sırbistan maçından aynen devam ediyor, nazar değdirmeyelim.

F.Bahçe Ülker
Yeniden yapılanma yolunda bir başka Hırvat koç Neven Spahija ile anlaşan F.Bahçe Ülker'i G.Antep'teki kupa maçlarında rakiplerine karşı çok sert ve istekli savunma yaparken gördük. Farklı kazandıkları Bornova ve M.P Trabzonspor maçlarının ardından son gün Tofaş karşısında son çeyrekte fişi çektiler. 40 farkla önde olduğu 40. dakikada bir top için yere atlayan ve bu sırada koçun oyuncusuna alkışlarını işittiğimiz F.Bahçe Ülker'de işin hücum kısmında ise zaten sorun yok. Ligdeki rakiplerinin hemen hemen tamamından üstün kadrosunda pek çok hünerli ele sahip sarı lacivertliler. Onlar için oldukça verimli geçen bu 'hazırlık sürecinin' ardından rakip koç Perasovic'in de açık yüreklilikle söylediği gibi favori çıktıkları C.Başkanlığı Kupası maçının ikinci yarısında farkı 16 sayıya kadar çıkarmalarına rağmen son 6.30'da basket üretemeyerek karşılaşmadan mağlup ayrıldılar. Sezon öncesinde beklenmedik bir yenilgi oldu bu onlar için zira uzun rotasyonunda sıkıntılar çeken rakiplerine karşı gerçekten ağır favorilerdi bana göre. Bu yenilgiyle moralsiz şekilde başlayacaklar lige. Lakin ligde tıpkı Efes Pilsen gibi onlar için de yorum yapmaya gerek yok. 1-2 dışına çıkmaları çok çok büyük bir sürpriz olur. Başkan Aziz Yıldırım tarafından işaret edilen Avrupa hedefi ne ölçüde gerçeğe dönüşecek hep birlikte göreceğiz. Eldeki kadro son dönemlerin önemli kadrolarından biri bana göre. İlk sınavından geçersiz not alan koç Spahija'nın F.Bahçe Ülker'inin Avrupa arenasındaki macerasını merak ediyorum ben de.

G.Saray Cafe Crown
Sakatlıklar nedeniyle Türkiye Kupası sürecini hayli sıkıntılı geçiren G.Saray Cafe Crown, grubun ilk günündeki derbi haricinde Shumpert - Rochestie - Shipp üçlüsünden yararlanamadı. Rancik ve Andric'in kadroda yer aldığı sarı kırmızılılar çoğu zaman tek yabancıyla sahada yer alırken, zaman zaman da tamamen Türk işi bir kadroyla parkedeydi. Buna rağmen aldığı iki galibiyetle sekizli final vizesini kapan G.Saray Cafe Crown için tam teşekküllü bir rapor çıkartamamış olsak da bazı notlar edindik elbette. İlk olarak Rixos Cup sırasında dikkat çektiğimiz Rochestie sorununu ilk maçta net olarak gözlemledik. Savunmada aksayan Rochestie'nin koç Oktay Mahmuti'nin savunma temelli takımında başrolü alması pek olası gözükmüyor. O noktada bir değişikliğe gidilebilir sanki yakın zamanda. Tutku Açık-Rochestie guard rotasyonu kulağa da pek sevimli gelmiyor zaten. Bunun haricinde uzun rotasyonundaki eksiklik de bir diğer göze çarpan nokta. Oynadığı üç maçta da rakiplerine bolca ikinci, hatta üçüncü hücum şansı tanıyan sarı kırmızılılar Rancik - Andric - Kuqo rotasyonuyla epeyce yıpranıyorlar. Üstüne bir de Eurocup mesaisinin eklendiğini düşünürsek oraya bir uzun şart şu görüntüde. Tabii bir de son günlerde etrafta dolanan Shumpert'ın Türk statüsünde oynayamayacağı dedikodusu var ki, tüm sezonu doğrudan etkileyecek nitelikte bir olay bu. Herşeye rağmen orta vadeli bir planla yola koyulan ve bu yönde 'Ümit Milli Takım' orjinli bir adım atan bu tazecik G.Saray Cafe Crown, son bir hafta içinde oynadığı iki final maçından istediği sonucu alarak ayrıldı. Bu da lige başlarken önemli bir moral kaynağı oldu onlar için. Son olarak, sarı kırmızılılarda genç oyuncu Göksenin'in aldığı sürelerde gösterdiği performansla dikkat çektiğini de ekleyeyim.

M.Park Trabzonspor
Hazırlık sürecinin en sancılı takımı M.Park Trabzonspor, ilk iki maçta aldığı mağlubiyetlerin ardından takım halinde yüksek yüzdeyle şut soktuğu maçta Bornova'yı farklı geçerek son sekiz takım arasına kalmayı başardı. Bu dönemde tek galibiyetle elde edilen bu başarı onlar için oldukça önemli zira sebebini bilemesek de yaşadıkları finansal sıkıntıları ve bunun takım üzerindeki yansımalarını biliyoruz hepimiz. Sakatlığı süren Micheal Wright'ı yine kullanamadılar kupada. Fransa Ligi Sayı Kralı titriyle buraya gelen Obasohan'ın skor yükünü sırtlandığı bordo mavililerde, Ersin Görkem ve Mutlu Demir gibi yerli oyuncuların vereceği katkılar çok kritik. Obasohan, oyununu tamamen şutu üzerinden yönlendiren klasik manada bir skorer. Gününde olduğunda tek başına alacağı maçlar olacaktır, özellikle iç sahada. Fakat onun sezon içerisindeki performansını daha efektif hale getirecek olan faktörler yanındaki isimlerin sağlayabileceği istikrarlı katkılar. Bu açıdan bakıldığında yerli statüsünde oynayacak bir Wright'ın durumu çok çok önemli. Yarın lig başlıyor, henüz formayla göremedik Wright'ı. Bu da ayrı bir sorun elbette. Herşeye rağmen saha dışı sorunların baş göstermediği bir Trabzon'da, o dolu salonda maç kazanmak o kadar da kolay olmayacak diye düşünüyorum. İdari sorunlardan uzak bir şekilde parkeye geldiklerinde bu ligin önemli bir rengi olacaklar.

Grup aşamasını ilk sekizde tamamlayarak çeyrek final biletini kapan sekiz takım dışındaki elenen sekiz takım için de bu grup aşamasındaki performansları baz alarak bir sıralama oluşturarak bitirelim yazıyı:
1) P.Karşıyaka 2) Tofaş 3) Bornova 4) Mersin 5)
Telekom 6) Erdemir 7) Antalya BŞB 8) Oyak Renault

Yazının başındaki beklentim bu noktada da geçerli elbette, sezonun başlamasına bir gün kala düşündüklerimizi, beklentilerimizi bu başlık altında paylaşabiliriz.

7 Yorum Yapılmış:

matias dedi ki...

"Ogilvy de belli ki adından sıkça söz ettirecek. Grubun son günü Oyak Renault maçını 27 sayı - 20 ribaund gibi bir istatistikle tamamladığını söyleyelim hemen"

27 sayı 20 ribandu lithokov yapmadı mı yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum.

Derin dedi ki...

beşiktaş'ta grubun son günü oyak renault'ya karşı 27 sayı 20 rebound ile oynayan oyuncu ogilvy değil, likholitov olacak...

Ömer dedi ki...

Oyak Renault macini yazilan istatistiklerle kapatan Ogilvy degil, Likholitov.

saLsa dedi ki...

Ufak bir hata olmuş, düzelttik. Mazur görün. Olur o kadarcık.;)

Saygılar..
saLsa

Majesteleri dedi ki...

olamaz güzel kardeşim olamaz. Bu ufak bir hata değil, Hata yapmışım özür dilerim kabul edilir bir yazıdır. Fakat ufak bir hata maruz görün artık kabul görmez...

orbayy dedi ki...

majesteleri buyurur ki, bu hata için Salsa'nın tez başı kesileeee...

Miksiyon dedi ki...

Adam yıkıldı oglivy yapmayınca o istatistikleri sinirini salsadan çıkardı:))