7 Kasım 2010 Pazar

ABD-Türkiye Hattı #2


Biliyorum NBA'de guardlar ön alanda basmıyor, savunmalar play-off başlayana kadar ortaya çıkmıyor. Ayrıca çemberler büyük, toplar küçük, boy stepsi bile çalmıyorlar. Ama bir özet geçelim bizimkilerin ne yaptığı konusunda en azından...

Previously on Lost: ABD-Türkiye Hattı #1

Hidayet Türkoğlu ne demişti, neler yaptı?

"Şikayet edecek bir şeyim yok, burayı çok sevdim. Sabahları kazakla uyanmaktansa, yataktan şimdiki gibi atlet-şort kalkmayı yeğlerim."

Saha dışında takım kimyasında bir sorun yarattığına dair hiçbir şey okumadım, kontratının keyfini sürmeye Arizona sıcağında da devam ediyordur muhtemelen. Canını sıkabilecek bir durum da göze çarpmıyor, ilk haftada tüm beklentileri tekrar aşağıya çektikten sonra.

"İnsanların benim buraya da topu elinde isteyen adam olarak geldiğimi ve problemler yaratacağımı düşünmesini istemiyorum. Burada liderimiz Steve [Nash] olacak ve ne olursa olsun şov onun şovu."

Allah için bugüne kadar izlediğim maçlarında topu elinde istemiyor Hidayet, öyle ki dün ilk çeyreğin ortalarında yerini rotasyon gereği yedeği Hakim Warrick'e bırakana dek yanlış hatırlamıyorsam şut kullanmamıştı. Ve kağıdı da boştu birer ribaund ve top kaybını görmezden gelirsek. Hemen alttaki alıntıya geçelim.

"Nash bu ligde yıllardır mükemmel oynuyor ve ben de çok yönlü oyunum ve bu kalıbımla kendi şutumu yaratmaya, arkadaşlarıma da pozisyon hazırlamaya çalışacağım. Steve'in işini biraz olsun kolaylaştırabilmeyi umuyorum."

Steve Nash bu seneye de vites düşürmüş bir şekilde girdi, fakat Kanadalı'nın özellikle büyük hedeflerden yoksun girilen sezonlarda bunu kasten yapıyor olabileceğini de düşünüyorum ben. Shaquille O'Neal ile başlanan 2008-09 sezonuna da böyle standart altı bir giriş yapmıştı ama Shaq geçirdiği ilk yarım sezonun aksine kariyerinin veteran rolünde oynadığı kısmının en iyi sezonlarından birini geçirmeye başlayınca, o da işin içine dahil olabilmişti. Bu sene de Hidayet'ten yana bir hayal kırıklığı yaşamış olması mümkün. Sonuçta bu yıl Phoenix kasasından Hidayet'in vakumladığı miktar, Nash'in yıllık ücretinden sadece 100 bin dolar aşağıda. Sahaya koyulana bakınca bir gariplik olduğu kesin.


"Tam olarak hangi durumlarda takıma yardımcı olabileceğimi biliyorum. Geçmişte yaptığım gibi burada da 'işleri yoluna koyan' parçalardan biri haline gelebilirim. Diğerlerine kolay atış şansları yaratabilirim. Sahada doğru şekilde yer alırsam, iyi şeyler yapabileceğime inancım tam."

Ne yazık ki, Hidayet'in o vurguladığımız facilitator yanını henüz göremedik. Alvin Gentry'nin şu anda 4 numara pozisyonundan beklediklerini okuyunca, Hidayet'in oyun tanımının koçunun beklentisiyle örtüşüp ortaya bir değer çıkarması mümkün gözükmüyor. Hidayet çok başka bir oyuncuya evrilmediği sürece... Bunu gerçekleştirmesi hayli zor, görünürde bir gerçekleştirme arzusu da yok. Hidayet, Phoenix'teki kısa kariyerinde de yakaladığım kadarıyla Toronto'da giydiği ve üzerine yakıştıramadığı için buralara gelme kararı aldığı o 'nokta şutör' gömleğini tekrar sırtına geçirmiş gözüküyor. Geçen senenin aksine henüz salondan bir ıslık yükselmedi -Toronto ve Phoenix şehirlerinin spor kültürleri arasındaki farkı göz önüne alacak olursak hiçbir zaman yükselmeyecek olması kuvvetle muhtemel- ancak böyle giderse işler yine çirkinleşecektir. Islıklanmamak Hidayet için yeterli olacaksa bunu sineye çekerek devam eder ve kariyerinin son büyük kontratını olabildiğince verimsiz bir şekilde geçirir. NBA tarihinde elinizi sallasanız böyle hikayelere çarpıyor, çok olağan dışı bir senaryo olmaz.

Dün geceki iki uzatmalı maçın ardından da Gentry, sahada Warrick ve 4-5 numaraları yedekleyebilen, dün Robin Lopez'in formsuzluğu nedeniyle tüm dakikalarını 5 numaradan alan Channing Frye ikilisinin savunma çabalarını övmüş. Takımın ancak bu savunma mantalitesine istikrar kazandırabildiği takdirde başarıya gideceğini söylemiş. Hidayet'in ismini anmaması şaşırtıcı değil, ama "pota altı oyuncularımız" demek yerine isim vermeyi tercih etmesi ve Hidayet'i cümle dışında bırakması vermek istediği bir mesaj olduğunun göstergesi. Hidayet ne yaptı peki? 58 dakikasın 36 dakikasında sahada kalırken 6/11 şut isabetiyle oynadı. Çok anormal gözükmüyor. Ama bu 11 şutun 10 tanesinin çizginin gerisinden geldiğini söylersek... Phoenix'e geçişini kariyerini ayağa kaldırabilecek bir fırsat olarak lanse etmeye çalışan Hidayet'in çok da samimi olmadığını ya da daha naif bir bakış açısıyla yanlış yönlendirildiğini görüyoruz. Kariyerinin zirve noktalarındaki çeşitli Sacramento ve Orlando yıllarına bakalım, dünkü gibi 38 dakikayı 1 asistle geçiren ve yalnızca 1 kez faul çizgisine giden Hidayet profiline pek rastlamazsınız. Ancak San Antonio ve Toronto kariyerlerinden sonra, bu sezon da böyle istatistik kağıtlarını bolca görmeye hazırlık olalım.

Twitter'da Utah için Brian Smith'in adresini vermişim, o klasta olmasa da Phoenix adına güncel bilgileri Seth Pollack'ten alabilirsiniz. Tık!

Bu arada "Gentry neden Hidayet'ten bahsetmemiş, kötü savunma mı yaptı" sorusunu sormuş olanlar varsa iki fotoğraf koyalım...



Biraz da Ersan İlyasova'ya değinelim. Onun durumu çok daha üzücü şu aşamada. Hidayet verdiği kararların beklenen karşılığını görürken, bu yaz sezonunda hiç hak etmediği şekilde yönetim tarafından yok sayılan Ersan bunun sancılarını yaşıyor. Ve kontratının garanti olmayan son sezonundan önce bırakılmayı ummaktan başka çaresi de yok. Ersan ilk beşteki yerini, elindeki cap boşluğunu NBA'in halihazırdaki en umarsız pota altı skorerlerinden birine yatırmayı seçen John Hammond nedeniyle kaybetti. Adamımızın ismi Drew Gooden. Yine 3 ve 4 numaraları oynayabilen Corey "Bad Porn" Maggette de rotasyona eklendi ve 30 dakika civarında süreleri alıyor. Lakabının arkasındaki düşünüşü merak edenleriniz vardır: Gereğinden fazla penetrasyon var ama ortaya çıkan şey mide bulandırıcı. (Murat Murathanoğlu'nun anlatımıyla dinlediğimiz Connecticut-Duke finalinde çok da sevmiştim elemanı, hala çok antipatik gelemiyor o günlerden dolayı.) Kariyerini at gözlüğü takmışçasına yaptığı dikine penetreler ve bunlar sonunda kazandığı fauller üzerine kuran Maggette, bu sene de sadece 6 maçta 41 kez faul çizgisine gitti. Buradan da yüzdeli oynuyor ve efektif bir skor silahı gibi gözüküyor. Ancak bu ikilinin takıma kaybettirdiklerini de görmek isteyen gözler görüyor. Geçen sene o vazgeçmeyen takım karakterini Ersan'la birlikte ortaya koyan Luc Richard Mbah a Moute benchte koçtan en uzaklarda bir yere konuşlanıyor, sahayı görmediği maçlar bile oldu. Ersan da ilk çeyrek sonunda sahaya yanında Jon Brockman ve Keyon Dooling gibi adamlarla sahaya çıkıyor ki NBA ile ilgili olmayanlara bu oyuncuları anlatmak pek kolay değil. Saygıdeğer bir süre alabildiği tek maç olan Boston karşılaşmasında da durum çok farklı değildi aslında. Yanında Burak Yılmaz, İbrahim Akın ve Gökhan Güleç'le sahaya çıkmış Bobo'yu düşünün. Oyun kurucu Brandon Jennings, yanında yine uslanmaz skorerlerden Carlos Delfino veya John Salmons ve nihayetinde Bad Porn... Topu alıp fark yaratmak çok kolay olmasa gerek.


Mehmet Okur'u Phoenix maçı öncesinde gösterdiler, sahaya çıkıp takımın şut idmanına katıldı. İyiye işaret, ama tam hazır olmadan süre vermemesi lazım Jerry Sloan'un. Zaten o da böyle şeylere en çok önem veren koçlardan biridir, tahminimce play-off öncesi bir ritm bulmasına yarayacak 15-20 maçlık bir sürede yararlanmak istiyorlar. Paul Millsap 19.4 sayı, 10.8 ribaund, 3.6 asist ve 1.0 top çalma ortalamalarıyla başladı, yani Mehmet konusunda acele etmeleri için pek bir sebep yok.

Ömer Aşık ve Semih Erden'den de haftaya bahsedelim. Semih'i henüz sahada göremedim, Ömer hakkında da çok sağlıklı bir şeyler söyleyemiyorum. Detroit'e karşı iyi bir çeyrek oynadı ve koçunun güvenini bir ölçüde kazandı ama sonrasında basketbola geçen hafta başlamış bir çocuk görüntüsüne büründüğü de oldu.

Daha fazlası için çekinme, takip et: http://twitter.com/pekdogru

13 Yorum Yapılmış:

Miksiyon dedi ki...

şu ersan konusunda yazdıkların için hay ağzına sağlık sheed..
Geçen sene 20-25 bu sezonda bucks un 3 maçını izledim atdhe.com dan. Bu yılki gooden ve magette transferlerinden sonra takım zıvanadan çıkmış bu yıl. ersanın haline resmen efkarlandım. O nasıl bir takımdır arkadaş 3 pas yapmıyorlar topu alan potaya fırlatıyor. ersan oyuna giriyor 6.5 dakika da sadece 1 pas alabildi. Doğal olarakta kendi şutunu yaratan bir oyuncu olmadığı için siz düşünün gerisini umutsuzluğun. takas falan olur umarım yoksa o takımda kaybolup gidecek haksız yere.

dilemma dedi ki...

hidayet umarım minnesotaya filan düşer laylaylaylaay diye ulusun orda

RevoLveR dedi ki...

bu hidayete karşı yapılan anlamsız karalama kampanyasının sebebi nedir anlayamıyorum.maddi manevi olayı ise hakkaten gülerim ben buna kaç senedir amerikada ve eminim yedi ceddine yetecek birikimi mevcuttur takım kaptanı olarak takım arkadaşları için bi laf etti olay oldu ne var yani kazanılan bir dünya şampiyonası eleme maçından sonra sevinçle bazı laflar ettiyse ayrıca phonexe gideli daha yeni oldu bi durun adam takıma bi alışsın kendi değerlerimizi al aşağı etmek için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz helal olsun.

Sheed dedi ki...

teknik yorum yapıyoruz, maddisi manevisi beni ilgilendirmez.. milliyeti falan da ilgilendirmez.. hidayet benim değerim değil, ben yetiştirmedim.. olsa olsa türk basketbolunun değeridir, oradan gelen sempatim vardır.. sahada gördüğümü yazmama engel olmaz bu da..

"karalama" falan dediğine göre yazıyı hiç anlamamışsın.. o yüzden sana özel üslup yaptım, tane tane yazdım revolver..

RevoLveR dedi ki...

saha içini eleştir eleştirme diyen de yok ama kontratının keyfini arizona da sürmeye devam ediyordur demek saha içimi oluyo adamın kontratından sanane banane bizene biz mi veriyoruz bu paraları tek tek açıkladığın için de ayrıca sağol bu blogda yazmayı gerçekten hakediyomuşsun anıl abiye de sonsuz teşekkürler burdan senin gibi bilgili kimseleri blogunda ağırladığı için

Serhat dedi ki...

Önyargılı bir yazı olmuş. Açıkçası bu blogda bu güne kadar bu tarz bir yazı görmemiştim. Alışmamız gerekiyorsa bi uyarı yapılırsa sevinirim.

2010 Haziran ayından itibaren yoğun tempoda antrenman yapan birisi için bu düşüş normaldir. Hido 2011 Ocak sonrası toparlar, paniğe gerek yok.

Sheed dedi ki...

revolver, get a life!

serhat, bu buradaki ilk yazım değil.. alışmış olmanız lazımdı, anıl'dan "kitle senin tarzına alışamadı, bundan böyle yazma" yönünde bi şey gelirse yazmam elbette.. ama şu anda ricası üzerine devam ediyorum..

hidayet bugün haziran 2010'dan beri yoğun tempoda çalıştığı için düşüş gösteriyor olsun.. nisan 2010'da kariyerinin neresindeydi ona da bakalım o zaman.. sahi kanada'da onu hiç sevmediler, kumpas kurdular hep..

Sheed dedi ki...

"Yani Hidayet'te moraller gayet iyi. Benim görüşüm nedir? Geçen sene özelinde Hidayet-Toronto evliliğinin sonu ilk günden belli evliliklerden biri olduğunu batug.com için hazırlanan sezon öncesi değerlendirme ekinde de yazmıştım, takip edenler bilecektir. Fakat bu son hızla tünelin ucuna doğru sürüklenen evlilikte Hidayet görevini tam anlamıyla yerine getirdi mi? Ya da Bryan Colangelo bir sabah kuşağı programına katılıp "Hidayet kocalık görevini yerine getirmiyor, her türlü doktora gittik çözüm yok" dese çok mu ileri gitmiş olacak? Aslında Colangelo'nun ve genel olarak Raptors organizasyonunun pek bir şey söylemeye hakkı yok bana kalırsa. Bir oyuncuya beklentileri karşılamayacağı başından beri açık olan bir düzende, kotarması mümkün olmayan bir rol biçersen ve bunu yaparken oyuncuyu belki de hiçbir zaman hak etmeyeceği bir kontratla ihya ederek her an aslanların önüne atma potansiyelini de promosyon olarak sunarsan bunlar başına gelecektir. Ama Hidayet'in de başlangıçta bu tecrübenin kariyeri için büyük bir geri adım olacağını tahmin edecek kadar zekası da var, bu ligde geçirdiği zaman da bunu görmesi için yeter bir zaman. Profesyonellerin dünyasında da paradan feragat etmek bir opsiyon, hatta bazı durumlarda profesyonellik çerçevesinde de en mantıklı opsiyon. (Udonis Haslem'in bu yazki tercihi örnekse. Belki Miami ile yaptığı kontratın iki mislini koparabileceği takımlar vardı piyasada. Ancak burada bu çekirdekle kazanacağı bir şampiyonluk, onun formasının kirişlerdeki yerini perçinleyecek ve takım tarihindeki en iyiler arasında ismini silinmez yapacak. Bunun emeklilik sonrası aynı paralelde maddi dönüşleri olacağı da aşikar.)"

bu arada revolver için fazla uzun bi yazı ama yazdıklarından dolayı kafası karışmış olanlar varsa, toronto'nun hidayet'e verdiği kontrat hakkında böyle yazmışım serinin ilk yazısında.. okunabilsin diye link de vermiştim halbuki..

RevoLveR dedi ki...

hidayete aldığı kontratı haketmiyor demek kadar komik bi yorum bu blogda nasıl söylenir hakkaten aklım almıyor orlandoyu nba finallerine taşıyan adamdan bahsediyoruz ya mr 4.quarter hido ya bizim hido hani şu lakers finalinde kobeyi son topta bloklayan hido mıp ödülünü almış olan hido 17 5 5 istatistikleri tutturmuş olan hido insanlara karşı bu kadar önyargılı olma ve ucuz işlerin peşinden koşma laf sokmaya çalıştıkça küçülüyosun daha fazla.

HotSauce21 dedi ki...

cem, insanlar esat yılmaer'in sallama haberlerini yada ne bileyim lebron james'in 1 milyar dolarlık sözleşme imzalayacağı haberlerini okuduktan sonra bu tarz, farklı taraftan bakmaya çalışan yazılar okuyunca ister istemez garipsiyor. onlara göre herkes pohpohlanmalı, sırt sıvazlanmalı yoksa vatan haini yada çekemeyen kişi olursun. neyse biladerim gerçeği görmek isteyenler zaten görüyor, ne sen millete zorla göstermek zorundasın nede ısrarla görmek istemeyenler seni beni anlamak. evet bu sayfalarda federasyona ağır geçirmeler ve laf sokmalarda oluyor ama yıllardır çeşitli medya organlarında özellikle muhabir kimlikli kişilerin basketbolculara biraz daha yakın olmak aman ilişkilerim bozulmasın mantığıyla eleştirmeyeyim diye yaklaştığından ekran başında sürekli ilahlaştırılan kişiler hakkında en ufak bir eleştiri duyulduğunda bu tip inkar psikolojisi gayet normal aslında. neyse sosyolojinin daha fazla ırzına geçmeden kısa keselim; hidayet ağa 12 eylülde çifte zafer demeçlerine ortak olur bizde onun simitçilikten zirveye çıkış hikayelerini okumaya devam ederiz...

Miksiyon dedi ki...

Way be orlandoyu nba finallerine taşımış hidoda haberimiz yokmuş:)) Toronto da şanssızlık oldu galiba:))

Sheed dedi ki...

ya hayır, o konuda bi şey söylemiş olsaydım en azından.. dediğin 12 eylül açıklamaları ya da prim hadisesi işin ayrı boyutlarıdır, ne düşündüğümü yakın çevremdekiler yakinen bilir.. fakat buraya bunları yazmamışken, sadece sahada gözüme eğreti görünen şeyler hakkında tespitler yaparken "hayır canım, hidayet kötü oynayabilir mi hiç, mümkün değil, 'önyargılar' var" demek neyin nesi işte bunu anlamıyorum..

"mıp" da güzel olmuş revolver, yoksa sen dünya şampiyonası açılış töreninde "fıba" diyen mehmet ali şahin'in yeğeni falan mısın?

Serhat dedi ki...

Hido dahil herkes eleştirilebilir ama eleştiri önyargı dolu, "bak nasıl hidoya laf sokuyorum" zihniyetinde olursa biraz tepki alabilir. Eminim Hido'da "Sheed bana nasıl laf soktu ben nasıl olurda o lafı çıkartırım" yada "sheed sahada basketbol nasıl oynanır sana ispatlayacağım" diyodur.