16 Kasım 2010 Salı

ABD-Türkiye Hattı #3

"Ne yazık ki, Hidayet'in o vurguladığımız facilitator yanını henüz göremedik. Alvin Gentry'nin şu anda 4 numara pozisyonundan beklediklerini okuyunca, Hidayet'in oyun tanımının koçunun beklentisiyle örtüşüp ortaya bir değer çıkarması mümkün gözükmüyor. Hidayet çok başka bir oyuncuya evrilmediği sürece..."

Geçen hafta böyle yazmış ve Phoenix'te 4 numara oynayacak bir Hidayet Türkoğlu'nun takımın sıra dışı karakterine rağmen yarar getirmeyeceğini söylemiştik. Alvin Gentry de gördüklerinden pek hoşnut kalmamış olacak ki, Hidayet'in kenardan getirilmeye başlanacağı ve kendisine second unit içerisinde özlediği 3 numara görevlerinin de verileceği yazıldı. Fakat tam bu arzu ettiğimiz ihtimal konuşulurken, takımın ilk beş pivotu Robin Lopez'in sol dizinden geçirdiği ve kendisini 2-3 hafta parkeden uzak tutacak sakatlığı bu değişikliğin ertelenmesine yol açtı.

Phoenix'in 'oha' derecesinde şut attığı Lakers maçında takımın şut ritmine ayak uydurup 5/7 üç sayı isabetiyle 17 sayı bulan Hidayet için daha sevindirici gelişmelerse bir sonraki Denver maçında yaşandı bana kalırsa. Belki istatistik hanesinde yazan 3/10 şut isabet oranı, 9 sayı, 7 ribaund ve 3 asist gibi rakamlar Lakers maçındakiler kadar parlak gözükmüyordu. Ancak Orkun Çolakoğlu ve Kaan Kural'ın yorumlarıyla şenlendirdiği NBA TV'nin bayram menüsünün ilk yemeğini kaçırmamış olanlar neden bahsettiğimi anlayacaktır. İlk üç çeyrekte savunmada hayli aksayan, hücumda da pek bir işlev gösteremeden trafik içerisinde kaybolan Hidayet o 1.5 yıldır görmediğimiz rolüyle kutsandığı son çeyrekte, yine aynı zaman diliminde ilk kez beklentilere gerçek anlamda cevap verebildi. Oyun kurucu Goran Dragic'in hücumda şutör pozisyonuna oturduğu düzende, topu tepede alıp hücumu yöneten isim tıpkı Orlando günlerinde olduğu gibi Hidayet'ti. Sol köşeye penetre sonrasında Hakim Warrick'in katını ödüllendirişi, ilk saha içi isabeti ve savunma eforu sonrasında hızlı hücuma çıkarak bitirdiği basket faul hep bu dönemde geldi. Son 6 dakikada Steve Nash oyuna yeniden girdiğinde Hidayet eski rolüne geri dönse de hızını almıştı bir kere ve Chauncey Billups'a koyduğu blokla maçı Phoenix'e getiren de o oldu.

Hidayet bir önceki yazıdan alıntıladığım o cümlelerde de belirttiğim üzere, şu andaki görev tanımıyla ancak iyi şut attığı maçlarda bir ölçüde yarar sağlayacak. Ancak Gentry açıklamalarına sadakat gösterip de Hidayet'i kenardan getirirse, Dragic-Childress-Dudley-Hidayet-Frye beşi içerisinde daha verimli bir Hidayet performansına ulaşabiliriz. Savunmada yine 4 numaraları savunmak durumunda kalabilir, ancak hücumda Childress-Dudley ikilisinden biri 4 numara görevine soyunup kolaylıkla Hidayet'in o pozisyonda verdiği katkıyı getirecektir. Bu sezonun başından beri istikrarlı olarak önemli katkılar veren ve 30 dakika civarı süreler aldığında 15-10 istatistiklerini yapıp bir Mini-Amare olarak hizmet edeceğini gösteren Warrick'in ilk beş serüveni de Phoenix'in işine gelecektir. Hidayet böylece kaybetmekte olduğu saygınlığını, belki bir Yılın 6. Adamı ödül adayı olarak geri kazanacaktır.

Semih Erden oyuna girdiğinde zaman zaman karakterli top oynuyor. Shaquille O'Neal'ın sakatlığı beklendiği kadar uzun sürmedi ve dakikaları yeniden azalacaktır. Fakat Semih mental olarak birçoklarının korktuğu gibi bir baş ağrısı olmayacakmış gibi gözüküyor. Genelde doğru kararları veriyor ve sürekli çabalıyor. Ömer Aşık da sürekli çabalayan çaylaklardan. Fakat ucuz fauller ve bazen yaptığı basit savunma hataları onun adaptasyon sürecinin daha uzun zaman alacağının göstergesi. Hücumda da bir faktör olabilmiş değil... Ersan İlyasova cephesinde de ne yazık ki yeni bir durum yok.


Bu haftaki yazımızda ayrıca iki TBL eskisi Gary Neal ve Anthony Tolliver hakkında da birkaç kelam edelim. Sezon başından beri maçların akışına göre 10-15 dakikaları alan ve San Antonio gibi bir sistem takımı için ideal bir parça olmasını sağlayan oyun aklıyla güven telkin eden Neal, bir diğer çaylak James Anderson'ın sakatlanmasıyla dakikalarını 20-25 eksenine taşıyacağa benziyor. Sene başından beri doğru şutları seçen ve nihayetinde de 14/28 gibi bir üç sayı isabet oranı elde eden Neal, son izlediğim Oklahoma City maçında da en azından normal sezonda iyi bir katkı sağlayacakmış görüntüsünü verdi. "Yine San Antonio, yine Avrupa'dan çıkarılmış bir yetenek" diyebilir miyiz? Ülkerspor'daki vasat performansı sonrası Dion Glover'ı alıp yararlanabilmiş bir takım, bence diyebiliriz. Geçen sene Golden State'in çıkardığı yeni D-League mucizesi olarak adını duyuran ve bu yürüyüşün sonunda Minnesota'dan kontratı kapan Tolliver da son iki maçta aldığı 20+ dakikalarda beklenen etkiyi gösterdi. Her iki maçta da yüzdeli birer 13 sayı kaydeden Tolliver, sorunlu 'Sota pota altı rotasyonunda bu dakikaları almaya devam edecek gibi...

İyi bayramlar...

3 Yorum Yapılmış:

Miksiyon dedi ki...

Yalnız ibaka fena vurdu dün gece neal üstünden:) Neal maçlara ksk atkısıyla çıksın arkadaş:P

dilemma dedi ki...

ibaka da ne oynuyor arkdadaş.ispanya liginde dandik bi takımda 1 sene filan oynadı.en çok geliştirme gösteren oyuncu seçilir mi böyle giderse?

Miksiyon dedi ki...

gece gece koptum:))) Carmelo hava atışında topu tutup potaya fırlattı.. 0.2 saniye bu kadar yaratıcı kullanılırdı