25 Kasım 2010 Perşembe

E. Pilsen: 84 - U. Olimpija: 78 (Tunçeri ve Sinan'dan Sinan Erdem'de Bir Şov Daha)

Avrupa'da sezonun kendi adına açılış maçında Slovenya'da iki uzatma sonunda 95-90 kaybeden Efes Pilsen, ikinci devrenin ilk karşılaşmasında Olimpija'yı Kerem Tunçeri'nin son saniye turnikesiyle 84-78 mağlup ederek ikili averajda üste çıkmayı başardı. Wisniewski komutasında maça savruk şekilde başlayan Efes Pilsen, Kerem Tunçeri'nin oyuna dahil olmasıyla birlikte oyunu toparlayarak ilk çeyreği 22-16 önde tamamlamasına karşın, 2.çeyreğin son bölümünde oyundan düşerek soyunma odasına yalnızca 1 sayı önde girebildi (36-35). 2.yarıya da tıpkı maça olduğu gibi dağınık başlayan Wisniewski -Rakocevic - Thornton - K.Gönlüm - Vujcic beşi ilk 4 dakikada skor üretemeyerek 41-36 geriye düştü. Bu beşte savunması yetersiz iki ismin aynı anda bulunması sıkıntıların temeli olarak gözüküyor elbette. Bu noktada koç Perasovic'den sezonun geride bıraktığımız kısmından aşina olduğumuz bir hamle geldi. Hırvat koç Igor Rakocevic'i yanına aldı, skorbordda 41-36 gerideyken.

Rako'suz Efes Yine Kazandı

Bu anda oyuna dahil olan Kerem Tunçeri, kalan 5 dakikada 3 sayı-4 asist ile oyunu kontrol altına alan isim oldu. İkili oyunlarla Kerem Gönlüm'ü sayıya uzandırırken, ki birinde steps kokan muazzam bale hareketleri geldi Kerem'den, penetre üstü pasla Roberts'a da bir üçlük yazdırdı. Bu sekansdaki oyun finale 54-52 geride girmemizi sağladı. Fakat en önemlisi, Kerem takımın ve tribünlerin şok etkisine gerek duyduğu bir günde oyuna dönmemizi sağlayan isim oldu. Finale de Rakocevic'siz başlayan Perasovic'in parkeye yolladığı Kerem-Wisniewski-Sinan-K.Gönlüm-Nachbar beşi önce 56-56'da eşitliği sağladı, ardından 60-58'de uzun bir aradan sonra öne geçmemizi sağladı. Kerem Tunçeri'nin ateşini yaktığını bu geri dönüşü alevlendiren isim ise Milli takımın enerji kaynağı Sinan Güler oldu. Son 10 dakikaya 9 sayı - 2 asist - 2 hücum ribaundu- 3 top çalma - 1 blok sığdırdı Sinan ve o kocaman yüreğiyle bir kez daha Sinan Erdem'i ayağa kaldırmayı başardı. Galibiyet için gereken herşeyi büyük bir sadelikle yapan Sinan'a, Nachbar da sağ ve sol dipten arka arkaya yolladığı iki üçlükle yardımcı olurken, Kerem Tunçeri de son 15 dakikasına 9 sayı - 7 asist sığdırdığı karşılaşmada son saniye turnikesiyle Sinan Erdem'de anılarımızı canlandırdı.

Hem maça hem 2. devreye iyi başlayamadığımız bir günde, bitime 15 dakika kala omuzlar düşmüşken ayağa kalkıp maçı almak önemliydi bugün. Son saniyede gelen altı fark da aynı şekilde değerliydi sıralama için. Son 15 dakikayı Rakocevic'siz oynayan Efes Pilsen'in maçı alması ise hepsinden bir adım öne çıkan faktör bana kalırsa. 4-4 ikilik, 1-2 üçlük ile 13 sayı üreterek istatistik kağıdında öne çıkan Wisniewski, 31 dakikayla rotasyonda en fazla süre alan isim olurken açık ara günün en düşük performanslı ismiydi. Her pozisyonda rakibine geçilen ve en önde olduğu için tüm dengeleri bozan oyuncu savunmada takımı ciddi manada etkiliyor. Ki Rakocevic ile birlikte sahada olduklarında işin boyutu apayrı bir noktaya kayıyor. Hücumda da tipik Ender Arslan hareketlerinden öteye gidemiyor ne yazık ki.

Kenardan gelen Kerem Tunçeri - Sinan Güler - Kerem Gönlüm ve Roberts'ın elinden tam 44 sayı bulan Efes Pilsen, ilk maçın aksine tam 11 hücum ribaundu çekerek bu alanda rakibine 37-27'lik bir üstünlük sağlarken tüm takımın ribaundlardaki hassasiyeti de maç toplantısında nelerin konuşulduğunu gösterdi az çok. Roberts'ın 14 sayı-8 ribaundu ve boyalı bölgedeki mücadelesi de alkışlıktı gerçekten. Bu arada bench sayılarında da 44-19'luk ezici bir üstünlüğü var lacivert beyazlıların. Vujcic'in yalnızca 12 dakika süre alması da ilginç geldi bana açıkçası, sakatlık sorunu vardır belki de. Bu sonuçla birlikte 100. galibiyetini evinde alan ve İstanbul'da bu sezon oynadığı 4. Euroleague maçını da kazanan Efes Pilsen, altı maç sonunda dördüncü galibiyetini almayı başardı.

15 Yorum Yapılmış:

Utku61 dedi ki...

Vallahi Sinan ve Kerem gerçekten muhteşemdiler

Ahmet Karadag dedi ki...

Sinan'in oyunu gurur vericiydi. Maci adeta rakibin elinden koparip aldi. Azim ve konsantrasyonun ne denli önemli oldugunu yine gösterdi. Efes'in belki de gelmis gecmis en pahayli oyuncusu Rakocevic 1 1/2 yildir iki tane önemli mac kazandirmadi takima. Faydasindan cok zarari dokunuyor. Gecen sene Ataman'a onun yüzünden yüklenmeyen kalmamisti. Ama anlasilan sorun coachta degil, oyuncuda. Oyuna konsantre olamiyor ve eline gecen her topu sayiya cevirmeye calisarak sacmaliyor. Onun oyuncan cikmasiyla takim, takim gibi oynamaya basliyor genellikle.
Insallah bir mucize olur da beni yaniltir. Ancak 18 aydir bu mucizeyi bekliyoruz.

Ahmet Karadag dedi ki...

Bu arada Efesli bazi oyuncular, bench arkasinda bulunan Efesliler grubundan rahatsiz olmuslar. Bazi hassas Türk oyuncular davul sesinden rahatsiz olmuslar ??? Daha "sessiz" olmasi istenen Efesli arkadaslar da oradan uzaklasip, formalari cikararak pankartlarini baska bir yerde ters asarak tepkilerini göstermisler.
Elin adami salona bando halinde gelip konserler veriyor, bizim citkirildim oyuncular bir davuldan rahatsiz oluyorlar. Gecenlerde Ender Arslan bir söyleside taratarlardan bahsederken saniyelerce düsünmesine ragmen "Efesliler" kelimesini telaffuz edememisti. Aslinda bu oyuncular Efeslier'den ziyade kirmizi tisörtlü, alkollü tombis abilermizi hak ediyorlar.

Selami dedi ki...

Ergin Ataman şu maçı seyrederken acaba vicdan azabı çekmişmidir?2 yıl boyunca Sinan'ı bırak oynatmayı,çoğu maçta kadroya bile almayarak nasıl hata yaptığını anlamıştır inşallah ve bence Sinan'a telefon açıp 2 yıl için özür dilemesi gerekir.

Johnny dedi ki...

@Ahmet Karadağ

Ender'in Efesliler diyememesini gayet iyi anlıyorum. Bu bana garip gelmedi.

ali ulaş dedi ki...

efesin başarısındaki yerli oyuncuların başarılı performansı ülke basketbolu açısından oldukça sevindirici

Bapsteba dedi ki...

bu maçı izlerken efes pilsen'in geleceğini pek parlak görmedim.

Sarıkaya dedi ki...

Walla Wişne'nin en kötü maçı böyle olsun!:-))

Union Olimpija bu performansını daha ne kadar devam ettirir bilemiyorum ama güzel top oynadılar. Uzunlarının en az Vujcic kadar akıllı ve de daha az hantal olması, Vujcic'in sahadaki süresini azalttı bence.

RevoLveR dedi ki...

eldeki yabancılarla gidilebilecek maksimum nokta top 16 olur ilerisi tamamen hayal thorntonun hücumda hiçbir özelliği katkısı yok vujcic ölmüş ağlayanı yok vişi tam bir saatli bomba rakodan bahsetmeye bile gerek yok elle tutulur nachbar ve robertsdan başka yabancı yok kerem sinan nachbar gönlüm ve sağlıklı radulija 5 ini sahada görmek isteriz ama perasoviçin vişi ve thornton takıntısı buna izin vermez

Luke dedi ki...

Union Olimpija bu sezon FBÜ'den sonra şüphesiz Euroleague'in en sürpriz takımı ve gerçekten rakiplerine ters gelen bir oyun oynuyorlar. Hemen hemen her pozisyondan şut bulabiliyor ve ortalamanın üzerinde bir oyun zekası ile sahaya dağılıyorlar. İlk maçta da benzer bir yorum yapmıştım ama bu halleriyle bana Erman Kunter'in Daçka'sını hatırlattılar ve bu yolda devam ederlerse, Avrupa basketboluna yeni bir şablon kazandırabileceklerini düşünüyorum. Efes Pilsen'e gelince; öncelikle dün yapılan açıklamaya göre, Efes Pilsen Spor Kulübü kapatılıyor ve bir takıma sponsor olması isteniyor. Bu (skandal) ruh hali takıma veya yöneticilere yansıdı mı bilemiyorum ama dün son derece ruhsuz bir takım vardı sahada. Hafta sonu Trabzon'da bile çok daha kararlı gözüküyordu oyuncular. Sahada görünen ise yine aynıydı. İdeal olduğunu düşündüğüm Kerem T.-Sinan-Nachbar-Roberts-Vujcic beşi yine sahada yoktu; ama buna yakın bir şekilde Kerem T. ve Sinan'ın yer aldığı ilk beş ile maç kazanıldı. Wisniewski Efes'in el freniydi ama asıl kontrol Perasoviç'te olduğu için artık ona (ve Rakoçeviç'e) kızamıyorum. Bu takımın acilen yabancı oyuncu sayısını 5 ile sınırlamak konusunda bir karar vermesi ve ona göre hareket etmesi gerekiyor. Raduljica gelince, bütün yeteneklerini tribüne çıkarması fikri bana hiç iç açıcı gelmiyor. Artık bir mucize olmazsa, bu gruptan çıkılacaktır ama Top 16'da neler yapılabileceği tam bir soru işareti.

Johnny dedi ki...

Antalya BŞB Efes'i yenebiliyorsa, Olimpija'nın yaptığı bence sürpriz değildir. Euroleague'in bu en güçsüz grubunda Olimpija elbette kafaya oynar...

Cemal dedi ki...

Efes kazandı ama yine de güven vermiyor. Grupları ilk bakışta en zorlu gruptu ama cska ve valencia o kadar kötülerki bir anda en zayıf grup oluverdi . Efesin pana siena olimpiakos maccabi barcelona real madrid gibi takımlara karşı direnebilecek durumda olmadığını düşünüyorum. Tabi raduljicanın önüşü bazı şeyleri değiştirebilir

numberonebasket dedi ki...

luke,
olimpija ble 5 den fazla yabancı ile oynuyor eğer siz eroligde başarılı olmak istiyorsanız çok oyuncu ile oynamalısınız raduljica sakatlandıda vujcic alındı.diğer takımlarda aynı problem var hemen yerine bir yabancı alıyorlar yoksa avrupda averaj takımı olursunuz çünkü kaliteli türk elimzde fazla yok.

Luke dedi ki...

@numberonebasket

Benim söylemek istediğim, Efes Pilsen kadrosunun derinliğinin azaltılması ya da Türk basketbolundaki yabancı sayısının değişmesi gibi bir şey değildi. Ligde ve Avrupa'da oynayan farklı kadrolar, David Blatt döneminden bu yana Efes Pilsen kadrosunun ana negatif yönü olarak duruyor. Her lig maçında tribüne giden en az bir yabancı (ki bu sene muhtemelen Raduljica'nın da içinde yer alacağı iki yabancı olacak!), Efes Pilsen'in takım kimliğinden uzaklaşmasına, birbirine alışmamış oyuncular bulundurmasına ve daha önemlisi takım kimyasının bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle de, tribüne çıkartılacak ve yalnızca Avrupa'da oynayacak oyuncular (mesela Wisniewski, Rakoçeviç ve Thornton'dan ikisi) ile ligde oynayacak beş yabancı (Nachbar, Raduljica, Roberts, Vujçiç + 1) arasında muhakkak bir ayrım yapılması ve buna göre kadro seçimi yapılması gerekiyor. Böyle bir ayrım yapılırsa, kadrodaki yabancı sayısının bence de bir önemi olmaz!

Bilge dedi ki...

Savunmanın ön planda olduğu basketbol euroleague'de etkinliğini kaybederken, Efes'te sonunda bu değişime ayak uydurmuş görünüyor. Olimpija da anormal sinir bozucu bir takım. Bu yıl euroleage'i hücumcu bir takım kazanacak, ama Caja olur, Maccabi olur, Efes olur Fener olur o kadarını bilemem.