14 Kasım 2010 Pazar

Efes Pilsen: 78 - G.Saray CC: 73 (Rako'suz Beş Kazandı)

Haftanın sonucu merakla beklenen karşılaşmasında çekişmeli ve heyecanlı maçın galibi son 5 dakikaya 69-60 geride girdiği anda Rakocevic'i kenara alıp Thornton'ı parkeye yollayan Efes Pilsen oldu. 35 dakikayı oldukça düzenli oynayan G.Saray Cafe Crown, baskılı ve sert Efes savunması karşısında son beş dakikada yalnızca skoru belirleyen bir saha içi isabeti bulabildi. Bu dönemde Sinan Güler&Roberts ikilisi tam 16 sayı üretirken, bütün maç oyun aklı rakibinden daha güçlü gözüken G.Saray bu önemli virajda, hem parkede hem de kenarda, kontrolünü kaybetti. Bu dönemi Rochestie ile oynama tercihi ilginçti açıkçası. Buraların oyuncusu olmadığını bağırıyor resmen parkede, en azından şu an için. C.Başkanlığı'ndaki dönüşün bir benzerini gerçekleştiren ve üstelik bu kez Kerem Tunçeri ve Vujcic'den yoksun olarak bunu yapan Efes Pilsen'de maçın en önemli notu ise kesinlikle bu geri dönüş esnasında Rakocevic'in kenarda olmasıydı. Sezonun devamı adına kırılma noktası olur umarım.

Maça klasikleşen Rochestie-Shipp-Caner-Rancik-Kuqo beşiyle başlayan koç Mahmuti'ye karşılık Kerem Tunçeri ve Vujcic'den yoksun olan Efes Pilsen'in ilk beşi Ender-Rako-Thornton-Kerem G.-Roberts şeklindeydi. Kerem, Atina'da aldığı darbeye bağlı olarak bir sakatlık yaşarken Vujcic'in dışarda kalması koç tercihiydi ki bu da ilginç bir tercih bana kalırsa. Bu iki eksikten sonra G.Saray'ın maçı kazanma şansının arttığı kesindi. Oyuna boyalı bölgede Ermal'ı besleyerek başladı sarı kırmızılılar, başarılı da oldular bunda. Maç toplantısında hedeflenen nokta, ilk çeyrek sonunda 14 topun 12'sinin içerden kullanımıyla gerçekleştirildi diyebiliriz sanırım. Maç boyunca da oyunu daha çok içerden oynadı konuk takım. 30 dakika geride kaldığında yalnızca altı dış kullanmışlardı ki bunların 2'si de süre biterken yapılan zorunlu atışlardı. Bu disiplin ve sisteme sadık oyuncular, savunma sahasında da büyük emek gösterince önemli işler çıkıyor ortaya. Nitekim 2.çeyreğin sonundaki 13-2'lik seriyi 2.yarının başında devam ettiren ve kontrolü ele geçiren G.Saray, son beş dakikaya 69-60 önde girmeyi başardı. Bu sekansda Kuqo'nun muazzam oyunu, Shipp'in skorer yapısı ve Tutku'nun Ender üzerinden bulduğu 5 sayı kritik noktalardı.

Finalin son beş dakikasına 69-60 geride giren Efes Pilsen'de koç Perasovic'den kritik bir tercih geldi. Maçın ilk 6 dakikasında 9 sayıya ulaşıp maçı 13 sayıyla tamamlayan Rakocevic'i ve Ender'i yanına alıp, Thornton-Wisniewski ikilisini oyuna sürdü. Wisniewski-Sinan-Thornton-K.Gönlüm-Roberts beşiyle savunmada sertleşen ve atletik meziyetlerini de arttıran Efes Pilsen, hücumda da topu çok iyi paylaşarak Sinan&Roberts ikilisinin muazzam hücum performansıyla önce 12-0, toplamda da 18-4'lük seriyle galibiyete ulaştı. Bu dönemde Sinan&Roberts 16 sayıyla galibiyeti getiren isimler olurken, Evren'in skoru belirleyen son saniye basketinin G.Saray'ın bu dönemdeki tek saha içi isabeti olması Efes Pilsen'in her iki alanda da üstünlüğünü işaret ediyordu. G.Saray'ın bu dönemde maç genelinin aksine dış şutu tercih etmesi de kırılma anlarını oluşturdu. Sinan'ın atletik özellerini bir kez daha koçunun gözüne soktuğu ve 24 dakikaya 14 sayı-5 asist-4 ribaund (2'sihücum)-1 top çalma sığdırması günün değerli performanslarından biriydi. Belki de en değerlisi. Kuqo'nun 19 sayısının galibiyete dönüşmesi engellemesi de cabası elbette.

Vujcic'in yokluğuna rağmen 14 hücum ribaundu çekip, toplamda 37-27'lik bir üstünlük sağlayan ve rakibine nazaran topu potaya daha fazla atma şansı yakalayan Efes Pilsen'de Cenk ve Ali Işık haricinde 9 isim süre alırken benchden gelen 30 sayılık katkı maçın sonucunu belirledi diyebiliriz. Tabii ki öncelik Rakocevic'siz beşin yaptığı savunma ve Sinan&Roberts kaynaklı hücum performansıydı. G.Saray Cafe Crown cephesinde ise müthiş disiplinli bu takımın uzun rotasyonunda sıkıntılar yaşadığını bir kez daha gördük. Önemli bir test maçıydı onlar için. Sonuna kadar da getirdiler maçı fakat bu uzun rotasyonunun yeterli olmadığı kesin. Shumpert'ın pasaport durumunun beklenmedik sıkıntılar tarattığını tahmin etmek zor değil. Onlar için bu noktadan sonra en hayırlı hareket Rochestie ile yolları ayırıp yeni bir uzun aramak gibi gözüküyor. Zira bugün Wisniewski ile birlikte buraların oyuncusu olmadığını gösteren isim Rochestie idi. Ki finalde de parkede yer alması bu sonun hazırlayıcı oldu diye düşünüyorum.

Dört periyotun sonunda da son topların basketle sonuçlanması, Ender'in ilk çeyrekteki şutu nizami olmadığı için kabul edilmedi, maçın keyifli notlarından biriydi. Maça dair bir diğer önemli not da, skor 69-60 iken Shumpert'ın farkında olmadan çizgi ihlali yaptığı pozisyonda soktuğu üçlüğün haklı olarak iptaliydi. Orada fark 12 olsaydı, maç daha farklı bir sonla bitebilirdi belki de.

Efes Pilsen (78): Andrew Wisniewski 2 (2 Rİibaund), Igor Rakocevic 13 (4 ribaund-2 asist), Lawrence Roberts 10 (4 ribaund-1 asist), Bootsy Thornton 8 (5 ribaund-3 asist), Kerem Gönlüm 13 (6 ribaund-2 asist), Ender Arslan 4 (2 ribaund-4 asist), Bostjan Nachbar 8 (3 ribaund), Sinan Güler 14 (4 ribaund-5 asist), Erwin Dudley (6 sayı- 2 ribaund)

G.Saray C.C (73): Josh Shipp 16 (6 ribaund-1 asist), Caner Topaloğlu 6 (4 ribaund-3 asist), Preston Shumpert (2 ribaund-1 asist), Taylor Rocheste 7 (2 ribaund-2 asist), Tutku Açık 5 (1 ribaund-4 asist), Luksa Andric 2 (3 ribaund), Radoslav Rancik 10 (2 ribaund-2 asist), Evren Büker 8 (2 ribaund-1 asist), Ermal Kurtoğlu 19 (2 ribaund-1 asist)

4 Yorum Yapılmış:

Luke dedi ki...

İki vasat coachtan elinde daha kaliteli kadro olanının kazandığı bir maç olduğu görüşündeyim. GSCC'un pota altı oyunlarını unutup anlamsız şutlar attığı (ve Mahmuti'nin maç elden giderken -yine- mola almayı unuttuğu) son dönem dışındaki oyun-aklı üst düzey gözükse bile, bence bunun en önemli nedeni Efes Pilsen kenar yönetiminin müthiş hatalarıydı. Sezon başında uzun oyuncularının yokluğundan yakınan Perasoviç, Vujcic'ten sonra da Wisniewski-Rakocevic-Thornton'dan oluşan fazlalığı kesme kararı almadığı için, Efes Pilsen hala uzun sıkıntısı yaşıyor. Korkarım, Raduljcia döndükten sonra da, onu, bugünün kahramanlarından Roberts'ı veya o oynadığında Efes Pilsen'in çok daha organize bir basketbol oynadığı Vujcic'i yine kenarda göremeyeceğiz. Nachbar'dan dört numara yaratma fantezisi bu sene de işe yaramayacak. Rakocevic'in üzerine oynanan karşı takım hücumlarını durdurmanın tek yolu onu tribüne yollamak gibi görünüyor. Zaten, Kerem T.-Sinan-Nachbar-Roberts-Raduljcia gibi sağlam ve uzun bir beşin arkasına, Ender-Thornton-Cenk-Kerem G.-Vujcic gibi yine sağlam ve savunma da yapabilen oyuncuları bulundurmak yerine, Wisniewski ve Rakocevic saçmalıkları ile Efes Pilsen'e hem zaman hem de maç kaybettiriyor Perasoviç. Başta Engin Özerhun olmak üzere, Efes Pilsen idari ve kenar yönetiminin bir an önce bu takımdan uzaklaştırılmasının en iyi çözüm olduğunu düşünen, bir tek ben miyim?

Erol Kaya dedi ki...

@Luke
Efes Pilsen'in olması gereken beşleriyle ilgili söylediklerine imzamı atıyorum.

futbas dedi ki...

oktay mahmuti vasat koç oluyor ya vallahi süperiz.

engin Karsiyakali dedi ki...

oktay mahmutı vasat koçsa
faruk akagün ve dierleri ne oluyr merak edıyrm walla:):)