10 Kasım 2010 Çarşamba

F.Bahçe Ülker: 81 - M. Siena: 68 (Uçan Spagetti Canavarı Kayıp)

Naçizane teşbihimi de yaptım, artık rahatlıkla maç değerlendirmesine geçebilirim sanırım. Senelerdir İtalya Ligi'ni domine eden, Euroleague'de söz sahibi olan ve (burası bizi daha çok ilgilendiren kısım) temsilcimize sürekli ters gelen bir takımdı Siena. Bu sene yeni koçuyla adından söz ettiren Fenerbahçe Ülker, bu makus talihini de yendi bu gece. Tamam Siena eskisi gibi değil; David Hawkins yok, Benjamin Eze'yi kaybettiler, Terrell McIntyre elde tutulamadı ama yerlerine gelenler de ele avuca gelir kalibrede oyuncular. Bunlara toplu bir 'ama' olarak şunu belirtmek gerek; bu sene bambaşka bir Fenerbahçe Ülker izliyoruz, izleyeceğiz.

Coach Pianigiani ilginç bir savunma varyasyonu uyguladı bu maçta. Adam adama-Zone savunma arası değişiklik fazla sık oldu, arada ev sahibinin hücum temposunu düşürmeyi başardı. Bo McCalebb'i ilk periyot kenarda oturtması fazla enteresan bir karar gibi geldi bana. Oyuna girdikten sonra tek başına canımızı yaktı sağ olsun. Hele ki 3 üçlük isabeti var, evlere şenlik. Bireysel performanslar bir kenara, takım olma yolunda emin adımlar atan Fenerbahçe Ülker, yine yüksek karakterini koydu maça. Palaublaugrana'daki galibiyetin tesadüf olmadığını kanıtladı. Ve bizi bir kez daha gururlandırdı. Maçın kahramanını Mirsad olarak düşünüyorum. Tabii ki alternatif boldur okuyucunun aklında. Kendisini kişisel olarak hiç mi hiç sevmem; fakat bu yaşta bu azim... Şarap gibi vallaha.

Spahija'nın lokomotifi raydan çıkacak gibi gözükmüyor. Biz Türk basketbolseverlere de sadece bu demiryolu seyahatini keyifle izlemek kalıyor.

Ayrıntılı maç yazısı ve analiz, yarın salsa ile sizlerle.

"Uçan Spagetti Canavarı da neyin nesi?" diyenleri de şöyle alalım.

5 Yorum Yapılmış:

Özcan Yüksel dedi ki...

geçen sene bu tarz maçlarda 20 yesek de fazlasını yemesek derdik. Bu maça kadar oynadığımız 8 resmi maçtaki özgüven ve mücadele taraftarlara bekledikleri mesajı vermiş. Müthiş bir atmosfer ve şov vardı bu gece. Yediğimiz sayılar ise hep basit hatalardan bunun anlamı da pratik yaptıkça bu hatalar da minimize edilecektir. Müthiş savunma yapıyoruz gerçekten bu sistem, kendi içinde yetişen gençler için de çok büyük bir şans

Cemal dedi ki...

Çok güzel bir oyun ve 13 sayılık galibiyet çok ama çok değerli. Geçen hafta alınan fiyakalı galibiyetin anlam kazanabilmesi için bu maç da kazanılmalıydı ve ikili hatta üçlü averajlarda da işimize yarayabilecek bir farkla galibiyet elde edildi. Gerçek anlamda tam bir takım gibi oynuyoruz . Kim kötüydü sorusuna cevap vermek için baya bir düşünmek gerekiyor herkes mücadele ediyor takımla taraftar bütünleşmiş adeta. 3 sene evvel ŞL maçlarında hissettiğim o " kim gelirse gelsin ezilmek pes etmek yok sonuna kadar mücadele ederiz her takımla başabaş oynayabiliriz " duygularını yeniden hissediyorum ki bu çok önemli . EL'deki tek namağlub takım olan Fenrbahçe Ülkeri tebrik ediyorum .
Maçtan sonra koç savunmada henüz istediğimiz seviyede değiliz demiş Allah(c.c.) rakiplere sabır versin :)

Cengizhan TÜRKİŞ dedi ki...

Eskiden basket maçlarını açmıyordum bile her açışımda sayı yemekten sıkılmıştım. Artık bu ligin en güçlü takımlarına karşı bile zevkle maç izliyorum. Teşekkürler Fenerbahçe, ayrıca bu Marko Tomas yeni favorim :)

tuna54 dedi ki...

o kadar güzel bir maçtı ki ne kadar uzun zaman oldu böyle bir maç izlemeyeli.en büyük söz tanyevice.resmen ömrümüzü yemişsin saçma sapan sistemlerinle.o aciz hiçbir oyun sistemi olmayan takım gitmiş hiç yılmayan savunmada hiç düşmeyen bir takım ortaya çıkmış.tomas ne büyük bir oyuncu.greer nasıl içten oynuyor,herkes keyif alıyor herkes mutlu.kötü isim sayamıyoruz.çok ama çok teşekkürler.

roland deschain of gilead dedi ki...

"His Noodly Appendage" le dalga geçme adamı ketçapa çevirir