18 Kasım 2010 Perşembe

GasTerra Flames: 65 - G.Saray C.C: 66 (Maç Yazısı)

Eurocup elemelerinde Spartak St.Petersburg'u devre dışı bırakarak son anda eline gelen fırsatı iyi değerlendiren ve grup aşamasına kalmayı başaran G.Saray Cafe Crown, E grubundaki ilk mücadelesinde Hollanda ekibi Flames ile Groningen'de karşılaştı. Maçın tamamını dün gece seyredebildiğim için maç yazısı da bugüne kaldı haliyle. Buğra 'Eurocup'ta Bu Gece' başlığında temsilcilerimizin performanslarını yazmıştı kısaca. İzleyebildiklerimi detaylandırmaya çalışacağım ben de.

Maç öncesinde havaalanında çalışma izniyle alakalı sorun yaşayan Rochestie ve Shipp'in ilk beş başladığı karşılaşmada maça başlayan diğer üç isim Göksenin-Rancik ve Andric şeklinde oldu. Hollanda basketbolu denildiğinde hepimize manasız geliyor muhtemelen ama ağzına kadar dolu bir salonda oynandı karşılaşma. Maçın başında kaçırdığı 6 topun 5'inin hücum ribaundunu almaya başaran Flames, çok zor pozisyonlarda üstüste bulduğu basket faullerin yanı sıra yay gerisinden yüzdeli başlayarak bir anda öne fırladı. İlk 8 dakika sonunda Rochestie kenara geldiğinde skor 20-8 ev sahibi lehineydi. Bu dakikadan sonra Tutku girdi oyuna. Zaman zaman Evren kaydı 1 numaraya fakat Rochestie hiç oyuna girmedi. Gördüğüm kadarıyla da herhangi bir sakatlık problemi yoktu. Belli ki koç Mahmuti'nin de hoşuna gitmeyen şeyler var bu noktada. Genelde Tutku'nun oyununu da pek beğenmem ama hem ikili oyunlardaki başarısı hem de iştahıyla Rochestie'nin fersah fersah önünde şu anda.

2. çeyreğe Tutku'nun Ermal'la ikili oyunları sayesinde iyi başladı aslında G.Saray fakat hücum ribaundlarındaki sorunun çözülememesi ve ev sahibinin yüksek yüzdeli oyunuyla, bolca da şansıyla 30-13'ü gördük. Her ne kadar rakip güçlü olmasa da deplasmanda buradan dönebilmek, bu karakteri gösterebilmek önemliydi. Shumpert ve Shipp'in bireysel performanslarıyla 43-34 geride girilen devrenin ardından ikinci yarının başındaki zone tercihi maçın tüm ritmini değiştirdi. Shipp-Caner-Evren üçlüsünün öndeki hareketli savunmasına Rancik hücumda geçen yıldan bir esintiyle 7 sayı-1 asistle katkı verince 0-0'dan sonra ilk kez 43-43'ü yakaladı sarı kırmızılılar. İlk 7 dakikada rakibine sayı izni vermeden istenilen savunma sertliğini yakalamışken, ev sahibi takımdan bir oyuncu yerdeyken Ermal'ın basket faulüne hakemlerden birinin sayı+faul çalıp diğerinin oyunu durdurması belki de maçın kırılma anlarından biriydi. Bu dakikanın ardından son 3 dakikalık dilimin skoru 9-1 ev sahibi lehine oluştu. Hafta sonunda da gördüğümüz üzere maç içerisinde iniş çıkışlar yaşıyor G.Saray. Üstelik keskin oluyor bunlar. Bunu zaman içerisinde minimize etmeleri gerektiği kesin, edeceklerdir de bence.

Finale Tutku-Evren-Shipp-Shumpert ve Rancik beşiyle başlayan G.Saray, 3. periyotun sonundaki o konsantrasyon kaybını bertaraf etmekle uğraştı bu son çeyrekte. Maça kötü başlangıcı 3.çeyreğin 7 dakikalık dilimindeki performansla yok etmişlerdi. Aynı şeyi 2. kez başarmaları gerekiyordu aynı maç içinde. Etkili savunmayı devam ettirip, kenardan gelen Caner Topaloğlu'nun kritik anlardaki 5 sayısı ve bir o kadar kritik asistiyle oyuna tutunmayı başardı sarı kırmızılılar. Bu periyotta 7'şer sayı üreten Rancik ve Shumpert da takımı sürükleyen isimler oldular. Özellikle Rancik, geçen yıldan aşina olduğumuz bir performans ortaya koydu. O'nun bu oyunu çok çok mühim koç Mahmuti için. Son 1 dakikaya deplasmanda moral bozucu bir üçlükle 64-59 geride girmesine rağmen ayakta kalarak galibiyeti koparmak da ayrıca değerli G.Saray için. Sondaki taktik faullerde rakibin 0-2'sini cezalandırıp alınan bu galibiyetle birlikte gruplara galibiyetle başladı sarı kırmızılılar. Hem de kötü başlayarak, 30-13 geriye düştükleri bir deplasmandan çıkardıkları galibiyetle.

19 hücum ribaundu vererek bu istatistikte toplamda 43-33 geride olan G.Saray'da 2. yarıda yenen yalnızca 22 sayı muazzam bir savunma performansı. Rochestie'nin ilk 8 dakika sonunda 20-8'de kenara gelip bir daha oyuna girmemesi maçın en önemli notu. Genç Göksenin'in burada ilk beş başlaması da önemliydi, her ne kadar daha sonra hiç tercih edilmese de. Caner Topaloğlu'nun bu sezon kendisini ilk 5'e yerleştiren bir performans sergilemesi ve belki de kimsenin beklemediği katkıları vermesi de bence maçın ve sezonun şu ana kadar olan kısmının önemli detaylarından. Shumpert'ın pasaport sorunu nedeniyle gerçekleştirilemeyen Türk olma işinin ardından uzun rotasyonunda can çekişmeye devam ediyor G.Saray. Mevcut kadroyla bu sorunun çözülemeyeceği kesin. Daha fazla gecikmeden bir hamle şart diye düşünüyorum. Bakalım teknik ekibin tercihi ne yönde olacak?

3 Yorum Yapılmış:

Aytunc dedi ki...

Transfer sezonu ne zaman bitiyor ??

dejavu dedi ki...

Yerli transferi kapandı şu anda, kiralıklar haricinde. Yabancı transferi ise halen devam ediyor.

Çağlar..

Cakivu dedi ki...

Mahmudi ile Galatasaray çok iyi olacaktır ama yabancı seçimleri (rancik ve shumpert hariç) bence zayıf oldu.