11 Kasım 2010 Perşembe

Koşar Adım Devam (F.Bahçe Ülker - M.Siena Maç Yazısı)

Saat 8 buçuğa selam etmişti dün ben salona girdiğimde. Basın tribünündeki yerimi alıp laptopun fişini masanın altındaki prize sokmakla cebelleşirken bir yandan da tribünleri kesmekteydim. Eee hani bitmişti biletler? Maça kalmış 15 dakika, tribünlerin %60'ı dalan anca dolu. Dışarıdaki kalabalığı gördüydüm Allah'tan, onların içeri girmesiyle %100 olmasa da %90 mertebesine erişeceğinden şüphem yoktu. Dün F.Bahçe Ülker'in kazanacağından da şüphem yoktu benim.

Ukic - Ömer Onan - Tomas - D.Lavrinovic - Vidmar beşiyle başladı Spahija. Siena'nın daha maç başında bir hücum zone bir hücum adam adama savunma yapıyor oluşuna fazla bir anlam veremedik açıkçası. İki zorlama üçlük dışında çok bir tahribatı olmadı zaten o zone denemelerinin (ki onların da hücum ribaundlarını aldı takım zaten). Ukic'in aynı Barça maçında olduğu gibi delici oyun ile başlaması, üst üste penetreler yapması takım için önemliydi. İlk 6 dakikada Kaukenas'ın üçlüğü dışında sayı yemeyen F.Bahçe Ülker, 1 dakika içinde rakibine skoru eşitleme şansı verdi. 8-3'ü yakaladıktan sonra tam 5 hücumda sayı üretemeyerek hem de. Derken Vidmar çıktı sahneye, boyalı alanda görmeye pek alışkın olmadığımız düzeyde akıllıca feykinin ardından iki uzunu uçurarak çaldırdı basket-faulü. Oradan kazanılan faulle birlikte üst üste toplam 3 faul kaçırıp bir de üstüne K.Lavrinovic'ten üçlük yiyerek 10-13 ile geriye düştü sarı lacivertliler. Şut sokamayan ve Vidmar ile birlikte daha ilk çeyrekten faulleri ikileyen D.Lavrinovic'in yerine giren Mirsad vardı Allah'tan. 5 sayı o, sonra 4 sayı da Ukic'ten gelince ilk periyodu 19-15 F.Bahçe Ülker üstünlüğüyle geçtik. Ukic 8 sayı ile ilk periyodun en skoreriydi. Maçın başındaki olumlu performansından sonra arada zorlamalara kalkışıp biraz saçmalasa da (arada bu yıl Euroleague'deki ilk top kaybını da yaptı) sonrasında o da toparladı.

İkinci çeyrekte McCalebb'i ilk kez gördük parkede. Beklenmedik işlerin adamı hemen yolladı soldan üçlüğü zaten. F.Bahçe Ülker'de ise Oğuz Savaş sahadaydı ve belli ki bu bölümdeki taktiğin baş kahramanıydı. Her top ona değdi. Sayılar buldu, hatalar yaptı ama takımın bu çeyrekteki ilk 12 sayısının 9'una imza koymayı başardı. Ayrıca aynı dakika içinde K.Lavrinovic'e de iki faul aldırttı. Sonra düşündüm kendi kendime, acaba Tanjevic döneminde yaptığı post-up sayısına Spahija ile çıktığı 10 maçta ulaşmış olabilir mi Oğuz? Bence olası. Neyse canım geçmiş geçmişte kaldı biz maça dönelim. Mirsad aldığı 2 hücum ribaundundan sonra eline geçecek ilk topu nereden olursa olsun potaya atma hakkına sahip olmuştu kafasında ve biz de onu takip ediyorduk. Buluştu, bizi yanıltmadı, şuta kalktı ve soktu üçlüğü. Ribaundlara hakimiyet kurunca merak ettik istatistiksel görüntüyü, baktım 15 dakikada 20-9 üstünlüğü vardı sarı lacivertlilerin. Tomas'ın ayak düzeneğini kurup gönderdiği ve daha şuta kalktığı anda gireceğini hissettiğimiz üçlüğüyle açılan, çift hanelere yaklaşan farkı Carrareto'nun üçlüğü çevirdi yolundan. F.Bahçe Ülker daha farklı bir skorla yönelebileceği soyunma odasına 40-34 ile giderken Oğuz tamamını bu çeyrekte bulduğı 9 sayıyla takımın en skoreri, Ukic ve Mirsad 8, Tomas ise 6 sayı ile onun takipçileri idi. Yalnız sonda güme giden Tomas'ın smacına ne demeli? Adam şanssız arkadaş. Ligdeki Aliağa maçında da Hunter'a deli bir blok vurmuştu, tertemiz olduğu halde faul diye kesilmişti. Jeneriklik, posterlik hareketleri hep hakemlere takılıyor. Olsun en azından göz görüyor.

Maçın ikinci yarısına ilk beşin aynısıyla başladı Spahija. Siena'nın olası geri dönüş hamlesine karşı dik durmak gerekliydi. Ve öyle de oldu. McCalebb'in üçlüğüne Ömer Onan ile, Stonerook'un üçlüğüne ise D.Lavrinovic ile verilen iki cevap ve hepsinden önemlisi savunmada boyalı alanı rakibe dar ediş, bu direnci fazlasıyla gösterdi bizlere. Hücumda tıkanıklık yaşansa bile savunmadaki o üstün gayret, o peşpeşe inen bloklar bu maçın kaybedilmeyeceğini bir kez daha belgeledi hepimize. Öyle ki üçüncü çeyreğin son bölümünde sayı çıkmadı neredeyse ama çeyrek sonunda 10 sayılık üstünlüğü hala devam ediyordu sarı lacivertlilerin (58-48). Hem de ilk yarının en skorer 4 isminin (Oğuz, Ukic, Mirsad, Tomas) skora tek bir sayı dahi katkı yapmadığı bir periyotta. Skoru üstlenme sırası Ömer Onan, Vidmar ve Lavrinovic'te idi çünkü. Tıpkı savunma sahasında olduğu gibi.

Koçun final periyoduna Greer'la başlanması Ukic'i maç sonuna diri taşımak adınaydı belli ki, ama planlar tutmadı. Zira maçın son 2 dakikasında oyuna giren Ukic'e gerek bile duyulmadı. Greer tıpkı Barcelona deplasmanında olduğu gibi Ukic kenardayken ayakta tuttu takımı ofansta, katkısını yaptı skora. Tomas'ın iki, Greer'ın (seke seke), Mirsad'ın ve maç sonunda Ukic'in birer üçlüğü var bu bölümde. Ki zaten Mirsad'ın normalde yapsa delilik olacağı üçlük denemesinin girip salondaki herkesi coşturması ve ardından aynı Mirsad'ın hafif çembere de değerek potanın üstünden aldığı top maçı salondaki herkes için de bitirdi. Gerçi kameraman arkadaş da maçı kafasında bitirmiş olacak ki Mirsad'ın üçlüğünde kamerayı alakasız bir yerden pozisyonun içine sokunca potaya giden üçlüğü blokladı. Evet, Sabri'nin Spider Cam'i vuracağı fantezisi farklı bir spor dalında, farklı bir isimle, farklı bir kameraya uygulandı. Komikti ama aklıma da gelmedi değil, ya bu top son top olsaydı ve takım 2 sayı geride olsaydı? Uç bir senaryo oldu ama neden olmasın? Maçın sonunda 19 sayılık farkı erittirip 13 sayı ile yetinmek zorunda kalma dışında dün kötü olan bir şey yoktu (81-68). Takımın an itibariyle kayıpları Preldzic ve Kaya dün de kayıptılar, bir değişiklik yoktu onlar adına da. Tomas'ın sisteme dahil olduğu ve motorunun açıldığı gibi onlardan da katkı bekliyorum, yalan yok. Peki McCalebb'e ne diyorsunuz? Euroleague kariyerindeki 25 maçta sadece 9 isabetli üçlüğü vardı, dün 3 tane yolladı. 20.000 $ fazla verilemediği için Mersin cephesinde elde tutulamayan oyuncunun şimdi atıyorum Final-4'da giydiği formasını açık arttırmaya soksak, 20.000 $'dan gitmez mi? Hayat değişik. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanlarla beraber olmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyor insan bir kez daha. İşin olumlu tarafına bir örnekti McCalebb. Peki olumsuz tarafının örneği? Onu da siz düşünüp bulun, bu takımın boynunda yıllardır takılı olan boyunduruktur ipucum.

Barcelona'da başlayan karakter gösterisi dün Sinan Erdem'de de devam etti. 15.000'i aşkın insanın salona gelmiş olması da geçen yıl Euroleague'de takımları gibi sonuncu olan taraftar için de önemli bir karakter gösterisi. Siena'lı oyuncuların ne hissettiğini merak ettim açıkçası. Yahu biz buraya kaç sezondur geliyoruz, geçen yıl 945 kişi vardı Abdi İpekçi'de, bu 15 bin de nereden çıktı diye düşünmüş olmaları uzak bir ihtimal değil. Dün CSKA'nın Olimpija'yı devirmesinin ardından Euroleague'in tek namağlup takımı kaldı, o da F.Bahçe Ülker. Hem de 4'te 4 yaparken Barça ve Siena'yı da devirdi. Bu karakter gösterisini bize yaşatan takıma, koça, oyunculara, Aydın Örs'e, herkese teşekkür etmek gerekir. Geçen yıl ikiye katlandığımız takımı, bugün 20 farkla nasıl yenemedik diye konuşuyoruz. Gülsek mi ağlasak mı?

11 Yorum Yapılmış:

Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş abi, ellerine sağlık

HotRod dedi ki...

eline saglik...

euroleague.net 'teki mac yazisinda,
attandence sayisinin tanina not dusmusler,
(tentative)(belirsiz/kesin olmayan) anlaminda..
gecen seneki sonunculuktan sonra yonetim bi dalavere yapmis midir resmi satis rakamlari konusunda..

peki umrumuzda olur mu ?
o tribun dolsun da,
'basketbol seyircisi' doldursun da,
gerisi teferruat... simdilik :)

ךurQuoisé 7 ` dedi ki...

@HotRod

Euroleague sitesindeki butun match boxscore'larinda Attandance tentative olarak yaziyor, ilk basta 13 bin kusur yaziyordu dun aksam tentative olarak sonra 14750 olarak degistirdiler. Yani secimlerdeki "resmi olmayan kesin sonuc" gibi, yanilma payi neredeyse yok, varsa da atiyorum 14612 kisi 14750 kisi yuvarlanmistir.

tuna54 dedi ki...

tüm oyuncular o kadar yeteri kadar oynadıki diyecek hiçbirşey yok.iyi olan yorulana kadar sabada kaldı.saçma sapan rotasyon kavramlarıyla bu takıma fark yedirenler utansın.

Selami dedi ki...

salsa,eline sağlık,çok güzel yazı olmuş.Eklemek istediğim bir iki husus var.Hoca Kaya'ya haksızlık yapıyor.Dün ikinci çeyreğin son 5 dakikası oynadı,savunmada inanılmazdı,blok,yardımlaşma,her şey vardı,daha fazla oynamayı hak ediyor,Emir ise çok donuktu,moralini bozmadan devam etmeli,Kinsey dün savunma dahil bozuktu,gereksiz fauller yaptı,Vidmar'a ne demeli,parmak hassasiyeti az,ama savunmadaki duruş nedir öyle? Ksistof Lavrinovic'e pota altında hayatı dar etti,bir adım geri atmadı,Mirsad fizik olarak çok iyi durumda,kendine iyi bakıyor zaten,3 yıl daha rahat oynar,kim akıl etti bilmiyorum ama,pota arkasındaki basın tribünün 10 sıranın 6 sırası kaldırılmış,o bölüme koltuk konmayarak,Genç FB ve Maraton tribünü tayfası alınmış,gerçi maçla alakaları yoktu( herzamanki gibi),en azından koltukların üzerinde zıplamadılar,bir de bizim oyuncular faul atarken sessiz durmayı öğrenseler iyi olacak.Eve gelince FB TV açtım,haberlerde maçtan sonra soyunma odasına giriş görüntüleri vardı,Aydın Örs kapının önünde durmuş,hoca dahil herkesin sırtını sıvazlıyarak içeri gönderdi,sihir bence burada.

saLsa dedi ki...

@Selami

Son detay müthiş. Kolay değil, Aydın Örs'ün geri gelişiyle başlayan bu yükseliş şans eseri olamaz..

saLsa

orkun dedi ki...

Yine müthiş keyifli bir geceydi. Bu senenin temel ayrım noktaları olan savunmamız ve Oğuz Savaş'ın performansı başroldeydi.

Kamera işi de gerçekten ağlasan mı gülsen mi şeklinde bir durumdu. Ben daha vahim bir senaryodan bahsedeyim, ya biz iki sayı önde ve onlar hücum ederken olsaydı, ayıkla pirincin taşını...

serpil dedi ki...

bu arada Murat Kosova da harikaydı :)

nikosmahlas dedi ki...

Kaya'ya bence biraz haksızlık etmişsin. Dün savunmada bir ara geleni geçeni tokatlıyordu. Bu uzun rotasyonunda 10dakika civarı bence fena değil Kaya için.

Kapkankağan dedi ki...

Mirsad gerçektende FBÜLKER takımını sıkıştığı anda ateşleyen yeri geldiğinde sertlik ve ribaunt zenginliği ve rahatlığı katan çok önemli bir oyuncu takım adına. Kişilik çok kötü ama performans çok iyi.
Barca'dan sonra Siena galibiyeti her iyi gidişin en önemli göstergesi.

dilemma dedi ki...

herkes geçen sene şu kadar fark yiyordu şimdi müthişler diyor ama kimse tanjevici ağzına almıyor sanki herşey kendi kendine oldu geçen sene.niye tanjevicte ısrar edildi demek ki yanlışmış diyen çıkmadı galiba.yönetim taraftara bi özür borçlu bence.oğuz savaşı oynatmak riskli.hücumda iyi ama savunmada bu sefer turnike yiyoruz.o dengeyi ayarlamak zor olucak.