30 Kasım 2010 Salı

Roko Leni Ukic Röportajı (RealGM.com)

RealGM.com sitesi adına Litvanyalı Erildas Budraitis, geçen haftaki Rytas maçı sonrasında F.Bahçe Ülker'in başarılı oyun kurucusu Roko Leni Ukic ile keyifli bir röportaj yapmış. Orjinal metnine şuradan ulaşabileceğiniz röportajın, Türkçe'ye çevrilmiş hali de aşağıda. F.Bahçe Ülker'in şimdiki durumu, F.Bahçe Ülker'e transferi, NBA, Milli Takım gibi birçok konuda oldukça samimi açıklamalar yapmış Ukic.

Sana göre L.Rytas karşısında aldığınız galibiyetin kilit noktası neydi?

Üçüncü çeyrekte defansif anlamda oldukça iyiydik ve bu sayede farkı yakalayıp, maçı koparttık. Oradan geriye dönmeleri çok zordu. Avrupa'nın defensif yönü en kuvvetli takımlarından biriyiz ve bunu daha da geliştirmek için çalışıyoruz.

Sarunas Jasikevicius'a karşı oynamanın senin için ayrı bir anlamı var mıydı? Yoksa diğer maçlardan farksız bir maç mıydı?
Elbette diğer maçlardan farklı değildi ama ona saygı duyuyorum. Gittiği her takımı değiştirebilecek bir oyuncu, Avrupa basketbolunun efsanelerinden biri. Ona karşı oynadığım için mutluyum. Yeniden basketbola dönmesine sevindim. Bence hala üst seviye basketbol oynayabilecek durumda.

F.Bahçe Ülker ile Euroleague finaline erişebilecek misiniz?
Maç maç gitmeye çalışıyoruz, ne olacağını hep beraber göreceğiz. Kötü oynadığımız Cholet maçı dışında Avrupa'da ve Türkiye liginde herşey mükemmel. İyi oynuyoruz. Herkesin bildiği gibi F.Bahçe Ülker çokça para harcamasına rağmen iyi sonuçlar alamamış bir takım. Biz bunu değiştirmek istiyoruz. Buna da defansif anlamda kendimizi geliştirme kısmından başladık. Her maçta iyi bir defansif performans sergiliyoruz. Hedeflerle ilgili konuşacak olursak ise: Şu anda grupta ikinci sıradayız ve Top-16 oynamak bizim için yeterli bir başarı gibi görünmüyor. En iyi olmaya çalışacağız. Limitlerimiz nedir bilmiyorum ama çıkabileceğimiz en üst noktaya çıkmak için uğraşacağız.

Belki çok erken olacak ama Euroleague'de şampiyonluk adayların hangi takımlar?
İki Yunan takımı gerçekten iyi, kaliteli ve tecrübeliler. Regal Barcelona'nın bazı problemleri var ama onları da her zaman hesaba katmalısınız. Bu üçlünün dışında bir de biz varız. Şu anki tabloya baktığımızda mevcut performanslarla bizden daha yakın bir takım yok.

Biraz da NBA'den konuşalım. Raptors tarafından draft edildiğin günü hatırlıyor musun?
Elbette, hayatımın sonuna kadar da hatırlayacağım. O dönemde biraz moralim bozuktu aslında. Çünkü herkes benim 1. turdan draft edilmemi bekliyordu. Doğruyu söylemek gerekirse iyi bir draft öncesi dönem geçirmedim, çok fazla çalışmalara gidemedim. 16. sıradan seçme hakkı vardı Toronto'nun ve herkes benim seçileceğimi düşünüyordu. Ama seçilmedim. Diğer takımlar da beni pas geçti, çünkü çok yakından tanımıyorlardı. Ayrıca yüksek de bir bonservisim vardı, beni seçmeye çekindi çoğu takım. Sonra 41. sıradan seçildim Toronto tarafından. NBA kariyerimin her anı için mutluyum. Belki çok mükemmel değildi ama oyunculuğumu geliştirme ve basketbol adına yeni şeyler öğrenmemi sağlayarak kariyerime yardımcı oldu diyebilirim.

Ne oldu da Avrupa'ya geri dönme kararı aldın?
Aslında ilk yılım gayet iyiydi. 72 maçta maç başına 15 dakika süre aldım, mutluydum. Elbette bazı iniş çıkışlarım oldu. Bazen çok iyi oynadım, bazen çok kötü oynadım ama bunlar hep gelişimimin bir parçasıydı. Bence en olumsuz nokta takımın iyi bir sezon geçirememiş olmasıydı. Misal Goran Dragic de ilk yılında benim gibi iniş çıkışlar yaşadı ama şu anda iyi bir back-up guard olarak hala o ligde. Biz kötü bir sezon geçirince takımı komple değiştirdiler. Calderon, Bosh ve Bargnani dışındaki tüm oyuncularla yollarını ayırdılar. Milwaukee'ye trade edildikten sonra baktım ki onlar da beni trade edecekler, Avrupa'ya dönme kararı aldım.

Psikolojik olarak NBA'i bırakmak zor oldu mu?
Hayır. Çünkü ben gerçekten oynamak istiyordum. Ben her an rekabet etmek isteyen, mücadele etmek isteyen biriyim. Bunun nerede olduğu çok da önemli değil. Euroleague bence yüksek seviye basketbolun oynandığı bir organizasyon. Buraya iyi birer NBA oyuncusu olarak gelip de bir şey yapamayan kişi var. Euroleague'de oynamak gerçekten zor.

F.Bahçe Ülker'in teklifini ve İstanbul'da oynamayı neden kabul ettin?
Ben %100 oynayabileceğim bir takıma gitmek istiyordum. Elbette F.Bahçe Ülker bana finansal açıdan önemli bir teklif sundu ama o dönemki asıl nokta point-guardlarının olmayışıydı. Biliyordum ki maç başına en az 30 dakika sahada kalabileceğim. Bu yüzden de kabul ettim, çünkü buna ihtiyacım vardı. Başka takımlara gitsem belki 10-15 dakika oynayacaktım. F.Bahçe Ülker'in iyi bir takımı ve iyi bir koçu var. Yönetim gitgide iyiye gidiyor. Ve harika bir taraftarımız var. Avrupa basketbolunda bir şey olabilmek için gerekli herşey var F.Bahçe Ülker'de.

Kendini NBA oyuncusu olarak görüyor musun yoksa kariyerinin kalan kısmını Avrupa'da mı geçireceksin?
Tekrardan NBA'de oynayabileceğimi umut ediyorum. Çünkü orası en iyi oyuncuların oynadığı en iyi lig. Umarım oynayabilirim. Eğer Toronto'daki gibi bir ortam bulursam, eğer 15-20 dakika süre alacağıma inanırsam yeniden düşünebilirim. Bu saatten sonra sadece gitmiş olmak için gitmem, bunu bir daha yapmam.

Hırvatistan Milli Takımı iyi bir kadroya sahip olmasına rağmen 2010 Dünya Şampiyonası'nda başarılı olamadı. Nedeni neydi?
Medya bilmiyor ama ben ayak bileğimde iki bağ yırtığı ile oynadım bütün turnuvayı. İyi bir performans sergileyemedim, çünkü ciddi anlamda canımı yakıyordu sakatlığım. Bu nedenle de takımımı doğru ritme sokup sürükleyemedim. Herkes benden bunu bekledi ama yapamadım, çünkü yavaştım. Sonra zaten takımdaki herkes gerginleşmeye başladı ve kendi oyunumuzu oynayamadık. Sonuçta kötü oynadığımız ve kötü sonuçlar aldığımız bir turnuva oldu. Gelecek turnuvalarda daha iyi olacağımızı umuyorum.

Hırvatistan Milli Takımı'nı oluşturan oyuncuların çoğu 2010-11 sezonuna iyi başladılar. Buradan yola çıkarak 2011 Avrupa Şampiyonası'nda madalya için savaşacağınızı söyleyebilir miyiz?
Bunu söylemek çok zor. Birçok iyi takım olacak ve takımlar tam kadro olacak. Çünkü Londra Olimpiyatları'nın elemesi olacak o turnuva. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. 2010 yazında yaptığımız yanlışları tekrarlamayarak daha iyi bir netice almak için çabalayacağız.

Bazı oyuncular Milli Takım için oynamayı reddediyorlar. Sen ne düşünüyorsun? Her yaz Milli Takım için oynamak zor geliyor mu?
Mental olarak zor değil. Kalbime soracak olursanız, ben yürüyemediğim güne kadar Milli Takım için oynarım. Ama bazen 70 maç oynadığınız zorlu bir sezondan sonra toparlamak kolay olmuyor. Bu nedenle bazı oyuncular 1-2 sene ara veriyorlar Milli Takım kariyerlerine. Ben burada kızılacak ya da kötü olan bir şey görmüyorum. İnsanlar bazen unutuyor ama oyuncular da birer yarış atı değiller. Yılın 11 ayında basketbol oynayamazlar. Bazen bir yazı boş geçirme ihtiyacı hissedilebiliyor. Ama oyuncuları anlamıyor kimse bu noktada. Böyle bir şey olduğunda dua etmeniz lazım ki, insanlar sizi anlayabilsin.

Benim için 2011 Avrupa Şampiyonası'nda oynamamak gibi bir şey yok şimdilik. Sağlıklı olmak istiyorum sadece. Eğer sağlıklıysam %100 orada olacağım. Ama şayet sakatsam 2010 yazındaki gibi bir duruma düşmek istemiyorum. Çünkü bu hem benim için hem de takımım için kötü oluyor. Dediğim gibi eğer %100 olarak sağlıklıysam, orada olacağım.

(Çeviri: Anıl Aksaç)

6 Yorum Yapılmış:

Selami dedi ki...

aklı başında bir adam,hayallere kapılmıyor,uçmuyor,alçakgönüllü ayrıca,geçen seneye göre takımı daha iyi idare ediyor,takıma ve ülkeye iyice alıştı zannedersem,umarım uzun süre takımda kalır.

Johnny dedi ki...

Yürüyemediğim güne kadar Milli Takımda oynarım demiş. "Maddi manevi lay lay loy" diyenlere duyurulur...

Selami dedi ki...

@ johnny

aynen katılıyorum,ne kadar rezil bir sahneydi,ben izlerken utandım,o utanmadı.

fdlmania dedi ki...

Roko Ukic seneye tekrar NBA'e gider gibi geliyo bana.Bence yeri de orası..

Cakivu dedi ki...

aynen öyle "maddi manevi laylaylom" muhabbeti gerçekten çok çirkindi ve daha final maçı bile oynanmamıştı, ukiçin 30 dk. süre almasından memnunuz ama kendisini efektif olarak yedekleyecek safkan bir 1 numaraya ihtiyaç var. Engin Atsür'ün bir an evvel takıma katılmasını bekliyoruz, Erbil de arada aldığı sürelerle kendini yavaş yavaş geliştirecektir.

sinan dedi ki...

lay-lay-loy çok önemli bir açıklama sahnesi.. Türkiye de aslında milli forma aşkının bittiğini gösteren en büyük göstergeydi bir milat oldu an.
tam bir rezaletti.
diğer yandan futbol takımındaki prim skandalından bahsetmiyoum bile.