7 Kasım 2010 Pazar

Tofaş: 53 - Efes Pilsen: 66 (Efes Bursa'da Zorlanmadı)

Haftanın kapanış maçında Bursa'da karşılaşan iki takımın mücadelesinde kazanan taraf, ikinci periyotun ortasında Cenk Akyol'un Can Altıntığ'ın savunmasında sağ dipten yolladığı iki üçlükle sağladığı marjı maç sonuna kadar koruyan Efes Pilsen oldu. 19-13 Efes üstünlüğü ile geçilen ilk çeyreğin ardından maçta ilk kez çift haneli farkı görmemizi (17-29) sağlayan bu dönemin ardından tüm maçı 8-10 sayı civarında önde götürdü konuk takım. Devre sonunda bitime 9 saniye kala gelen Perasovic molasının ardından güzel çizilmiş bir setle bulduğu basketle soyunma odasına 36-23 önde giren Efes Pilsen, son on dakikaya da 50-42 önde girmeyi başardı. Tofaş'ın ilk üçlüğünü 29. dakikada Onur Aydın'ın elinden bulduğunu ve maçı o isabetle yay gerisinden 1/16 ile kapattıklarını da söylemek gerekiyor. Yapılan 15 top kaybı da cabası. Bu performans hafta içinde Milano'yu deviren ve bugün rölantide oynayan Efes Pilsen'i zorlayamadı bile elbette. Oysa maç boyunca bu noktada bir çok şans yakaladı Tofaş. Roberts'ın 23 sayısıyla maçın en skoreri olduğu Efes Pilsen'de Nachbar kadroda yer almazken 11 kişilik kadroda süre almayan tek isim de Erwin Dudley oldu.

2.çeyreğin ortasındaki o kısa süreli konsantrasyon kaybından sonra rakibini hiç yakalamayan Tofaş'ta Ruzic 14 sayısıyla takımının en skoreri olurken çift haneye çıkan 2. isim Can Altıntığ'ın Cenk Akyol ile olan gerginliği de dikkat çekiciydi. Tempoyu ele geçirdikleri anda Cenk'e yay gerisinden şutu attıktan sonra yaptığı faul de önemliydi bu arada, 3 sayı ile neticelendi. Final periyotunda bugün kötü şut atan İlkan'ın ikisi Roberts'a olmak üzere yaptığı 3 blok maçın en güzel hareketleriydi bana kalırsa. Tribünleri de ateşledi, farkı tek haneye çekerek maçın içine döndüler. Fakat Bursa ekibi bugün takım halinde o kadar basit hatalar yaptılar ki Efes gibi, bugün rölantide takılsalar da, bir rakip karşısında galibiyet şanslarını yok ettiler. Sezon başından beri takımın en skoreri olan Rakocevic'in bugün yalnızca 11 dakika parkede kalıp sayı üretemediğini de söylemek gerekiyor. Saha içi isabeti bulamayan bir diğer isim de yaklaşık 11 dakika süre alan Ender Arslan'dı. Malum şu günlerde gündemin sıcak maddelerinden biri de o.

Maç boyunca oyunu sadece Efes Pilsen açısından yorumlayan ve Tofaş'ı nezaketen birkaç cümle ile geçiştiren, Efes bunu yapsa, böyle oynasa tarzı cümleleriyle beni rahatsız eden Nur Germen'i de anmadan bitirmeyeyim yazıyı. Süre ve skor koymadan basketbol yayını yapan tek kuruluş olarak bir ilke imza atan Spormax'ten bu konuda bir iyileştirme beklemek de iyimserlik olur gerçi de biz yine de yazmış olalım, karınca misali.

Tofaş (53): Jason Rowe 4 (5 ribaund- 6 asist), Osman Orçun Göllü 2 (1 ribaund), Austin Melvin Nichols 13 (5 ribaund- 3 asist), Can Altıntığ 10 (2 ribaund- 2 asist), İnanç Koç 3 (9 ribaund- 1 asist), Tomislav Ruzic 14 (9 ribaund), Can Özcan, İlkan Karaman 4 (5 ribaund), Selim Saygın, Onur Aydın 3 (2 ribaund)

Efes Pilsen (66):
Andrew John Wisniewski 4 (3 ribaund- 3 asist), Cenk Akyol 11 (4 ribaund- 1 asist), Igor Rakocevic (1 asist), Lawrence Edward Roberts 23 (11 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 2 (4 asist), Bootsy Thornton 4 (5 ribaund- 1 asist), Kerem Gönlüm 9 (7 ribaund), Ender Arslan 4 (1 ribaund- 1 asist), Nikola Vujcic 7 (4 ribaund- 1 asist), Sinan Güler 2 (2 ribaund- 3 asist)

10 Yorum Yapılmış:

Johnny dedi ki...

1)Ben katılmıyorum. Resmen rezalet oynayan bir Tofaş'a karşı son 2 dakikaya kadar maçı koparamadılar. Roberts olmasa bitmişlerdi.

2) Nihat İziç'e şükretmeliler. Kendisi uzak ara bu ligin en kötü koçudur. Yine döktürdü.

3)Hakemler ortadaki her pozisyonda Efes lehine çaldılar.

4)Sözde Tofaş seyircisi arkadaşları normalde bu sayıda salonda göremiyoruz. Tesadüf mü Efes mi ?

Luke dedi ki...

Öncelikle, Spormax'in yayını konusunda yazılanlara tüm kalbimle katılıyorum; tabi Nur Germen yerine Nur Gencer yazılması hariç! Taraflılığını bilemem (öyle de zannetmiyorum) ama Nur Germen'in geçen yıl sık sık Efes için tekrarladığı, oyun kurucunun tempoyu düşürmesi ve yavaş ayaklı uzunlar meseleleri, Efes adına bu sene çözülmüş olmasına rağmen, bu konulardan hiç bahsetmemesi düşündürücüydü.
Maça gelince, Nachbar sakatlanmasa kenarda oturacak olan Roberts olmasa Efes bu maçta çok daha fazla zorlanırdı. Perasoviç'in Vujcic-Roberts-Nachbar üçlüsünü aynı anda sahada tutabilecek Kerem T.-Sinan gibi savunmacı bir guard ikilisi varken bu formülü hiç denememesini çok yadırgıyorum. Wisniewski meselesi benim algı sınırlarımı zaten aşmakta. Son olarak da, bu takımın hücumda bu kadar zorlanmasını çözebilecek bir formül bulunması şart (ben olsam Thornton ve Rakoçeviç'i anında gönderip, yerlerine savunma yapmasa da istikrarlı skor bulabilecek Drew Nicholas gibi bir ismi almaya çalışırım). Rakoçeviç'in günlük performansları ile bu iş yürümeyecektir.

Giray Özkan dedi ki...

Ben bu Wisniewski'ye taktım.Adam blok yeme ve top kaybı krallığına oynuyor ama hala basından çatlak ses yok.Geçen sezon Ömer Onan'ın aldığı süreler nedeniyle Tanjevic'i eleştiren yorumculardan (Perasovic'in tercihini) eleştiriyi bırakın onu çağrıştıracak ses seda yok. Neden acaba?

dilemma dedi ki...

nihat iziç sadece tofaşa zarar verse yine iyi.o ve ekibi altyapı milli takımlarının da başında.orda da yine düşük skorlar ve şut yüzdeleri mevcut.tesadüf değilmiş.bugünde 1 tane üçlük atarak ünvanlarını korudular.tofaşta basketbolu bilmeyen birileri olsa anlayacağım ama efe aydan başkan üstelik.bu da benim algı sınırlarımı aşıyor.spormax efese ntvspor fenerbahçeye çalışıyor şaşırmayalım artık.

numberonebasket dedi ki...

tofaş gençlere hizmet etmek için basketbola devam etti türk basketboluna dev isimler kazandırdı.şimdi ilkan ve can altıntığ ilerde kenan sipahi ,burak uğur dokuyan türk basketbolunda önemli isimler olacak.
efes pilsen thornton ,rako ile bu sene devam edecek.bu takıma k.langford,g.dragiç,pocius,tipinde oyuncuları almalı.roberst,raduljica kalmalı.m.lampe tipinde uzun olarak takıma kazandırılmalı.ben olsan vineyi hemen gönderiririm .bu adamı seyredince basketbol adına üzülüyorum. yoksa pera nın çocuğumu akrabasımı anlayamdım.

ozan_kartal dedi ki...

bilginiz dahilinde mi bilmiyorum ama skyturkteki programda efes maçıyla ilgili bölümde direkt arak(bilginiz dahilindeyse alıntı diyelim) yapılmış bu yazıdan...

saLsa dedi ki...

Ne yazik ki bilgimiz dahilinde degil ozan_kartal. Biz de saskinlikla izledik vallahi, bugun gerekli action i alacagiz..;)

saLsa

Sarıkaya dedi ki...

Santiago olmasa Rytas maçını da alamazdı Efes!:-))Hatta MTA maçını da Efes kazanmamıştı geçen sene! MTA çok kötü oynamıştı.. Tunçeri olmasa Fener maçını, Bootsy olmasa Valencia maçını, Rako olmasa Milano maçını, Roberts olmasa Tofaş maçını da alamazdı, Efes..

Ufak bi' kolaj yaptım, eksik kalan var mı?:-))

Cakivu dedi ki...

efes kesinlikle daha iyi olacak, bu bölümü özellikle euroligi en az kayıpla geçerse daha iyi tabii ama efes pilsen gibi altyapıdan yetiştirdikleriyle de ünlü bir takımın kadrosunda genç oyuncuları görememek üzücü, cenk akyol 23 oldu onu saymıyorum...

Burada Sarıkaya ya yüzde yğz katılıyorum, kinayesinde (kinayesi diyince aklıma kinsey geldi aynı harfler oluşuyor haydaa :) kesinlikle haklı, o olsaydı bu olmasaydı ile olacak işler değil bunlar, doğal olarak birgün birisi çıkıp sazı eline alabilir ama o olmazsa başka birşey olur, takımlarda çok yönlü oyuncular olduktan sonra o günkü form ve ruh hallerine göre değişik senaryolar çıkabilir...

Sarıkaya dedi ki...

@ Cakivu : Yüzde yüz katıldığın için sağol.

Cenk Akyol konusunda da ben sana katılıyorum. Ve hatta bu konuya kafayı da takmış vaziyetteyim. Hayır yani, laf olsun diye değil, iki oğlum Efes'in 2000 kadrosunda. Efes'ten önce 3 yıl Fenerbahçe'nin Ataköy'deki basketbol okuluna gitmişlerdi. Ataköy'de iken 2000 doğumlularda yenmedik takım bırakmamışlardı. Buna 41-13'lük Efes maçı da dahil. O kadrodan iki çocuk şu an Fenerbahçe altyapısında. Ben de çocuklarımı, Efes'i düzeltsinler diye!:-)) Efes'e verdim.. Eh bakalım, yaşayıp göreceğiz neden altyapıdan adam çıkmıyor.. Kafanızı şişirmek bahasına, bu süreci burada paylaşmayı düşünüyorum.