27 Kasım 2010 Cumartesi

Tutmayan Kimya (F.Akagün - T.Telekom - Sevgisizlik )

Dün G.Saray Cafe Crown karşısında oldukça kötü bir oyun ortaya koyan ve farklı yenilgiyle sahadan ayrılan Türk Telekom'da, skordan daha utanç verici bir şey vardı ki: O da koç Faruk Akagün'e gösterilen hakaret ve adap sınırlarını aşan küfürlü tepki. Tepkiyi gösteren grup malum Ankaragüçlüler grubu. Maça bilet almadan giren, paralı asker modunda ne isterseniz onu yapan, Ankara'daki gerçek basketbol seyircisine illallah dedirten grup. Buradan sıkça eleştirdik onları, Telekom yönetimini de uyardık: 'Bu adamlara bel bağladığınız, bu adamları salondan uzaklaştırmadığınız sürece hiçbir şey olamazsınız' diye ama nafile. Dün ilk çeyreğin sonlarından itibaren maç sonuna kadar istifaya davet edilen, hakkında küfürlü tezahüratlar yapılan Faruk Akagün, böyle bir ortamda maç sonu Spormax'in kendisine uzattığı mikrofonu geri çevirmedi ve şöyle konuştu:

'Ben G.Saray'ın kazandığı son lig şampiyonluğunda antrenördüm. G.Saray'ın idman salonuna giderseniz, orada asılı olan bayraklarda benim adımı görürsünüz. Bu saatten sonra kendimi ispat etmeme gerek yok.

Ben buraya bakan torpiliyle gelmedim, cuma namazında iş bağlamadım, soyunma odasında da mafyadan kaçmadım. Ben buraya bir davet üzerine geldim. Hem de NBA'de gayet tatminkar ve onurlu bir görevim varken, şampiyonluk yüzüğümü bırakarak geldim.


Bugün beni maç boyunca istifaya davet eden seyircileri bazıları parayla kışkırttı. Bu işin arkasında kimlerin olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Bu ortamı kimlerin hazırladığını zamanı gelince açıklarım. Telekom'a yıllardır kimler gelmiş kimler geçmiş, kulüp bir türlü başarılı olamamış. Bu konunun da araştırılması gerek asıl. Neden böyle oluyor diye.


Bizler profesyonel insanlarız, profesyonel sözleşmelerle göreve gelir, profesyonel sözleşmelerin şartlarıyla da gideriz. Telekom yönetimi beni göndermek isterse oturur bir karar alır, bunu bana iletir, sözleşmemiz de yazan maddeleri de gerçekleştirir ve beni gönderir. Nasıl ki profesyonelce geldim, aynı şekilde profesyonelce de giderim. Ama bu gidiş, seyirci istedi diye olmaz, yönetim isterse olur.'


Faruk Akagün dolmuş, belli, içini döktü adeta. Ve yanlış şeyler de söylemedi aslında. Telekom kulübü yıllardır bir düzene sokamadığı kulüpçülüğü bu yıl da öğrenemedi ve sahip olduğu çiftlik görüntüsünde bu sezon maksimuma ulaştı.

Ancak, Telekom'un bu sezon özelindeki mevcut durumunda koç Faruk Akagün'ün de ciddi bir payı var. Bunu görmezden gelirsek sporun ve basketbolun doğasına aykırı davranmış oluruz. Kurulan kalabalık kadroyu, gelen-giden yabancıları, her maç 2-3 oyuncunun tribüne çıkmak zorunda kalmasını, kadronun bir türlü düzene oturmamasını, sahadaki takımın hücum ve savunma bilinçsizliğini, kötü basketbolu.. Hepsini bir kenara koyalım, asıl önemlisi bu takımda sevgi ve saygı yok. Bitik.

Sevgi ortamının oluşmadığı yerde ancak korkuya dayalı bir saygı oluşturabilirsiniz. Amma velakin onun da başarıyı her zaman getirme garantisi yoktur. Şayet sevgi varsa, saygı da vardır. Buna bağlı olarak ekstra gayret vardır, ekip olma vardır, takım ruhu vardır, sonunda da başarıya ulaşma ihtimalin fazlalaşır. Bu tarz sistemi anlatırken aklıma hep Zico, Lucescu ve hatta Aydın Örs geliyor. Söylediğim sistem onların sistemiydi.

Şimdi burada 'Türk Telekom 2010-11 Takımı' dediğimizde sezon başında tamamen Faruk Akagün'ün direktifleri doğrultusunda kurulan bir staff ve oyuncu kadrosundan bahsediyoruz. Ama koç ne kendi seçtiği yardımcısına ne de kendi seçtiği oyuncularına güvenmiyor, onlar hakkında olumlu şeyler düşünmüyor. Kalkıp da bunun üstüne, büyük bir parçasını bu kişilerin oluşturduğu ekipten başarı bekliyorsa bana göre imkansızı istiyor demektir. Zaten yıllardır üst seviye bir başarı yakalanmasa da, bir şekilde gitmeyi başaran Türk Telekom treninin bu yıl stop etmiş olmasının da bana göre nedeni budur. Mevcut haliyle de düzelecek gibi durmuyor. Sezon başında düşünülenlerin hepsi plan olarak kaldılar. Kimya tutmadı.

Kendi adıma Faruk Akagün'ün kariyerine laf söyleyememem, haddime değil, ben ya doğmamıştım ya da bildiğin bebektim onun Türkiye'deki aktif başarılarını elde ettiği dönemde. Kitaplardan, dergilerden, internetten okuduğumlayım, DVD'lerden gördüğümleyim. Ben ancak ve ancak şimdiki zamanı yorumlayabilirim, onun da yorumu yukarıdaki gibidir. Gözümün gördüklerine, kulağımın bizzat duyduklarına binaen.

15 Yorum Yapılmış:

EmreKSK dedi ki...

cok ilginc bir adam ya bu durumda bile tazminatımı odeyin demis. tamam profesyonellikte boyle bir adama ne yapmalı bilemiyorum. bu kadar para para diye sayıklayan biri için seyircinin tepkiside bence normal.

Bilge dedi ki...

Telekom'u izlemek bir basketbol işkencesi.

onurcan dedi ki...

salsa basket sız ıstedınız dıye bu tarafar gıtmez merak etmeyın bız sızın ıcın habere cıkmak ıcın degıl telekom ıcın desteklıyoruz takımızı herkez bılır bunu . bu arada faruk git artık .

Selami dedi ki...

Faruk Akagün demek istiyor ki:''Bana küfür edenler Ankaragüçlüler,bu çocukları salona biletsiz olarak salona sokanlar bizzat Telekom'un yöneticileri,küfür etmelerine göz yumanlar,hatta teşvik edenler de bizzat Telekom yöneticileri,onların bilgisi dışında böyle bir şey olması mümkün değildir,yöneticilerin istediği beni yıpratıp tazminatımı almadan istifa etmemi sağlamak,ama ben yılmam,göndermek isterseniz adam gibi bunu söylersiniz,sözleşmede yazan tazmimatı ödersiniz bu iş biter''

Söylediklerinin çevirisi budur,zaten olması gereken de budur,bu forumda bir çok arkadaşın dediği gibi bu sene sonu Telekom kapanır,Galatasaray'a sponsor olur,Ankara basketboluna ne olur onu bilmiyorum işte.

Enes GençGüçlüler dedi ki...

GoGo Dan mesaj var ;)
biz bu takımı para için sevip desteklemıyoruz.bu takım bızım takımımızdır herzaman takımımızın arkasındayız herzaman sahip çıkcaz bu takıma. salsabasket siz yönetımı uyarmaya devam edın. bız gnede bu takıma sahıp çıkcaz. bız seyırcı deılız taraftarız. biz belesci deiliz. aldgmz bıletın hakkını fazlasıyla verıyoruz... biz daha ne yapalım yönetım . faruk hoca istifa.
GoGo...

BaHa dedi ki...

Galatasarayın son şampiyon olduğundaki antrenörüyüm demekte lafmı? Vujosevicte Partizanda ilahtı ne oldu CSKA da?
Geçmişteki başarılarla karın doymuyor maalesef...
Maç sonrasında NBA'deki işimi bıraktım geldim demesi de büyük bir gaf bence. En ilginçi de bir oyuncusunun kondisyonumuz eksik demesiydi. Sayısını tam bilmiyorum ama 7-8 tane yabancı geldi gitti. Telekom tarihinin en kötü başlangıcını yaptı. Hala suçu dışarlarda arıyor. Bir Ankara basketbolseveri olarak Telekomun bu durumunu kabul edemiyorum.

giray15 dedi ki...

Faruk Akagün'ün görevine son verildi. Beklenen oldu aslında ama asıl korkum kaos ortamının devam etmesi ve Telekom'un sezon sonu kapatılması. İyi kötü şu an başkentin TBL'de tek takımı ve varlığı önemli.

N.Hakan dedi ki...

http://www.hurriyet.com.tr/spor/basketbol/16391320.asp?gid=373

hadi bakalım...

Johnny dedi ki...

Koç olmak için önce kendinle barışık olman gerekir. Faruk Beyin demecinden, önce çözümlemesi gereken sorunları olduğunu anlıyoruz. Kendi kurduğu takımla bunca başarısızlığa rağmen hala istifa etmem kendimi ispata ihtiyacım yok demesi acıdır. Artık her iş kolunda rekabet vardır. Phil Jackson olsan kendini ispata mecbursun. Faruk Bey geçmişte yaşıyor. Geçmişe mazi , bugüne Niyazi !

Cengizhan TÜRKİŞ dedi ki...

Ben hep söylüyorum bu sitede basketboldan fazla anlamam fakat NBA maçlarını sabahlara kadar izlerim, yani iyi bir izleyiciyim. Ercüment Sunter bu takımın başındayken bu takım Fenerbahçe Ülker'i Efes Pilsen'i zorluyordu, kafaya oynuyordu, hatta sanırım Fenerbahçe'yi yenip bir kupa almışlardı (tam hatırlamıyorum yanlış olmasın). Ama bu sitede genelde okuduğumda Ercüment Sunter hakkında pek olumlu yorum görememiştim. Bilmediğimiz bir şeyler mi var? Bu adam başarılı değil miydi? O zaman neden bu kadar sevmeyeni var? Niye bu takımdan ayrıldı şu an ne yapıyor? Anlatacak birisi olursa memnuniyetle okurum. Teşekkürler..

Serdar dedi ki...

@Cengizhan

Sunter zamanındaki kadro tasfiye edildi Faruk Akagün tarafından ki o kadroda o kadar iyi olmasına rağmen en iyi hali yarı final oynadı. Bugün bir Tutku, Hüseyin Beşok, Haluk Yıldırım, Erwin Dudley Amerikalılar desen hepsi euroligte mücadele eden takımlardan gelme sağlam Amerikalılardı.Akagün ne yaptı ? Kendisi NBA simsarı ya takımı sıfırladı. Baştan aşağı değiştirdi ama mesleği olan konuda amerikalılarda çuvalladı. Sonra 2. kere amerikalı alman vs aldı. Takımda ne kondisyon ne bir uygulanabilir set vs. hiçbir şey yok. Sunter ile Akagün arasındaki fark bana göre sadece kadro yapısı ve uzun yıllar beraber oynama avantajı idi. Yeri geldi sunter de oyun yapısı olarak maçı çevirisi hamlelerde hep yetersiz kaldı çok bariz oyun hataları yaparak bir sürü maçı kaybetti ki zaten rakipleri FB, GS, Efes ve bir nebze BJK idi. Bunun dışındaki takımları da yen artık.

Bence Telekoma, bu işe gerçekten gönül vermiş oyunu okuyabilen doğru hamleler yapan daha genç dinamik ve başarıya hasret biri yada birilerinden oluşan genç bir ekip gelmelidir. İsmi geçen Ergin Ataman ise bu takıma birşey veremez sadece kendisini tatmin eder.

Luke dedi ki...

Faruk Akagün ilginç bir basketbol adamı. Yurtdışı bağlantıları konusunda, muhtemelen Murat Murathanoğlu'ndan sonra, en kıdemli Türk olmasının yanı sıra, bilhassa Avrupa basketbolunun genç yetenekleri konusunda tartışılmaz bir otorite (örneğin, herkes kendisi ile alay ederken Milan Macvan'ı dünya basketboluna tanıtan adamlardan biri kendisi). Nitekim, sezon başında bu yeteneklerden bazılarını TT'a getirmiş, doğrudan bu sezonu hedeflemeyen ama bir şekilde play-off yapması kesin olan genç bir takımın başına geçmesi istenmişti kendisinden. Ancak ne olduysa da sezon başında oldu. Önce TT'un yabancı oyuncuları neredeyse tümden değişti. Ardından yönetim ve coaching staff'tan insanlar yer değiştirdiler. Yine tonlarca para harcayan bir TT takımı ve hedef olarak seçilen 'acil başarı' kaldı elde. Üstelik, yıllardan beri basketbol (hatta spor) ile hiçbir alakası olmayan, ama buna rağmen yönetimce pohpohlanan bir kitle, sözde TT taraftarı olarak desteklenmeye, tribünde yer almaya devam etti. Bu noktaya kadar Akagün'ün herhangi bir suçu olduğunu iddia etmek başlı başına bir 'hak yemek' olarak adlandırılabilir. Ama maalesef, sahada görülen oyun söz konusu olunca, Faruk Hoca da en az yöneticiler ve çürümüş TT kültürü kadar suçlu konuma düştü. Hiçbir temel planı olmayan, yalnızca oyunculara verilen 'hadi koçlarım çıkın oynayın' taktiğinden ibaret, otuz yıl önce tedavülden kalkan hücum odaklı bir şablonu yerleştirmeye çalışan ve sonuçta da ne yapacağını bilmez bir sirk kıvamından öteye gidemeyen bir oyun/şey oynuyordu TT. Oyuncuların hiçbiri ne yapmaları gerektiği konusunda fikir sahibi değilken; bir takım kimyasından çok, Hababam Sınıfı'nın kötü bir taklidi olmaktan öteye gidemeyen bir görüntü veriyordu bu takım. Faruk Akagün'ün bu gelinen yerdeki suçunun yüzdesi ne olursa olsun, bir an önce bu bozuk oluşumdan uzaklaşması gerektiği çok açıktı. Sonuçta, her iki taraf için de hayırlı olduğuna inandığım bu kararı aldığı için Faruk Hoca'ya saygılar.

Luke dedi ki...

Faruk Akagün ilginç bir basketbol adamı. Yurtdışı bağlantıları konusunda, muhtemelen Murat Murathanoğlu'ndan sonra, en kıdemli Türk olmasının yanı sıra, bilhassa Avrupa basketbolunun genç yetenekleri konusunda tartışılmaz bir otorite. Nitekim, sezon başında bu yeteneklerden bazılarını TT'a getirmiş, doğrudan bu sezonu hedeflemeyen ama bir şekilde play-off yapması kesin olan genç bir takımın başına geçmesi istenmişti kendisinden. Ancak ne olduysa da sezon başında oldu. Önce TT'un yabancı oyuncuları neredeyse tümden değişti. Ardından yönetim ve coaching staff'tan insanlar yer değiştirdiler. Yine tonlarca para harcayan bir TT takımı ve hedef olarak seçilen 'acil başarı' kaldı elde. Üstelik, yıllardan beri basketbol (hatta spor) ile hiçbir alakası olmayan, ama buna rağmen yönetimce pohpohlanan bir kitle, sözde TT taraftarı olarak desteklenmeye, tribünde yer almaya devam etti. Bu noktaya kadar Akagün'ün herhangi bir suçu olduğunu iddia etmek başlı başına bir 'hak yemek' olarak adlandırılabilir. Ama maalesef, sahada görülen oyun söz konusu olunca, Faruk Hoca da en az yöneticiler ve çürümüş TT kültürü kadar suçlu konuma düştü. Hiçbir temel planı olmayan, yalnızca oyunculara verilen 'hadi koçlarım çıkın oynayın' taktiğinden ibaret, otuz yıl önce tedavülden kalkan hücum odaklı bir şablonu yerleştirmeye çalışan ve sonuçta da ne yapacağını bilmez bir sirk kıvamından öteye gidemeyen bir oyun/şey oynuyordu TT. Oyuncuların hiçbiri ne yapmaları gerektiği konusunda fikir sahibi değilken; bir takım kimyasından çok, Hababam Sınıfı'nın kötü bir taklidi olmaktan öteye gidemeyen bir görüntü veriyordu bu takım. Faruk Akagün'ün bu gelinen yerdeki suçunun yüzdesi ne olursa olsun, bir an önce bu bozuk oluşumdan uzaklaşması gerektiği çok açıktı. Sonuçta, her iki taraf için de hayırlı olduğuna inandığım bu kararı aldığı için Faruk Hoca'ya saygılar.

telekomlu dedi ki...

Sn Akagün

Lütfen söylediklerinizi bir daha düşünün.Başarısızlığınızı lütfen başkalarına yüklemeyin.Bu takımı sıfırdan siz kurdunuz tüm transferlerini siz yaptınız.Yönetim sizin bir dediğiniz iki etmedi.Telekomun son yıllardaki en başarısız sonuçlarını aldırdınız.Unutmayın sporda dün yoktur.Bu gün vardır.Kimse sizin geçmişteki başarılarınız için bir şey söyliyemez.Ama geçmişteki başarılarınız bu günkü başarısızlığınızı örtmez.Bu başarısızlığınız başka insanlara çamur atmanızı gerektirmez.Sevgi olmayan yerde başarı olmaz.Transfer ettiğiniz tüm oyuncular sizi istemediklerini taraftar sizi istifaya çağırdığı halde açıkça soyunma odasına giderken taraftarı alkışlayarak destek veriyorsa başka bir söze hacet yoktur.Aynı zamanda yardımcıları ilede geçinemeyen ki bu olayları basın yazdı.Bu durumda nasıl oluyorda şuçlu sizin dışınızda birileri oluyor.Şunuda bilin her şey para değildir.Sizin gibi geçmişi başarılarla dolu olan bir insan sadece sözleşmelerin gereği yerine gelsin diye başkalarına çamur atmamalı.Başarılarınıza ve geçmişteki kariyerinize hiç yakışmıyor.Şunu unutmayınki sadece Türkiyede değil dünyada başarısızlıklar olunca taraftarın tepkisi olması kadar doğal bir şey olamaz.Lütfen şapkanızı önünüze alın nerde hata yaptığınızı düşünün.Ankara'daki tüm maçlarınızı izledim son maçı bereber izlediğim arkadaşımın maç sonu yaptığı yorumu anlatacağım.''15 yıl öncesinin basketbolunu oynatan bir hoca ile günümüz basketbolunu oynatan diğer hoca arasındaki farkı izledik.''Bunun üstüne yorum yapmıyorum.Geçmişinizdeki başarılarınıza saygımız sonsuz.Bundan sonraki başarılarınızı görmek dileklerimle


Saygılarımla

HotSauce21 dedi ki...

@cengizhan türkiş

ercüment sunter'le ilgili yorumlarından sonra sana sölenebilecek tek bir şey var, sabahlara kadar nba izlemeyi bırak zamanını boşa harcama