1 Aralık 2010 Çarşamba

F.Bahçe Ülker: 100 - Cibona: 70 (Taraftar 100 Dedi, Oğuz Kırmadı)

Rakip bu sezon Euroleague'e şöyle bir arkadaşa bakmak için gelmiş Cibona olunca, herkesin ortak görüşü ve beklentisi farklı galibiyetti. Yumruğunu gevşek tutmadan, sanki Barça deplasmanından gelinmiş de Siena maçına çıkılmış gibi başladı maça F.Bahçe Ülker. Savunmadaki istek had safhadaydı, oradaki başarı da hızlı hücum ve kolay basketler olarak geri dönüyordu zaten. Ömer Onan'ın Bogdanovic üzerinde yoğunlaşmış savunmasının yanına koyduğu 4 dakikaya sıkışmış 10 sayı değerliydi. Ama asıl değerli olan iyi bir sezon girişi yapan F.Bahçe Ülker takımında -performans olarak- en zayıf halka durumunda görünen Kaya ile Preldzic'in performanslarıydı. Emir savunma ve ribaund konularında istekliydi, hücumda da Ukic'e ikinci guard olarak koltuk çıktı. Kaya ise skor anlamdaki etkinliğiyle öne çıktı. Euroleague kariyerinde 991 sayı atmış olarak bu maça gelen Kaya, daha ilk çeyrekte 1000'i buldu. Ne yazık ki o sevince fileden çıkacak 'Çuf' sesi eşlik edemedi, çünkü top inişe geçmişken kesildi. İlk çeyreği 30-13 önde kapatan F.Bahçe Ülker'de bir güzel detay da daha ilk periyotta oyuna genç Erbil'in dahil olmasıydı.

Cibona iç-dış savunmasının hiçbirini beceremeyince mecburen alan savunmasına döndü. Maç başındaki isteğinin erkenden 3 faul almasını engelleyemediği Preldzic ve heyecandan pek bir şey yapamayan Erbil kenara geldiler, yerlerine Ukic ve bir başka genç Maxim oyuna dahil oldular. İlk çeyrekteki yüzdeli oyununu bu çeyreğe taşıyamayan sarı lacivertliler, bı defolarını Mirsad önderliğinde toplanan hücum ribaundlarıyla kapattılar. Birçok hücumu 3-4 kez tekrar etme şansı yakaladılar. 20 dakika sonunda ribaundların 27-14 lehimize olduğu (hücum ribaundlarında da 9-1 üstünlüğümüz var) gibi skor da 49-29 ile F.Bahçe Ülker'i işaret etmekteydi.

İkkinci yarıya savunma yelkenlerini suya indirerek başladı sarı lacivertli takım. İlk yarının Kaya ile beraber 11 sayılı skoreri Ukic'in açtığı kapıdan, Kinsey geçti. Ama ne geçmek? Muazzam bir smaç, iki hoş basket-faul. Geçen yıl Cibona'da Marko Tomas'ın soyunduğu 'Tek adam' rolünün bu yılki sahibi Bogdanovic'in sayıları farkı bir ara 17 sayıya kadar çekmişti ama final periyodu öncesinde yeniden açıldı o fark. Bu arada adı geçmişken: Marko Tomas bugün hiç oynamadı. 3. çeyrek skoru: 74-51. İlk devrede yediği 29 sayıyı neredeyse tek çeyrekte yedi F.Bahçe Ülker.

3. çeyrekte Spahija'nın ısrarla oyunda tutmasına rağmen oyuna dahil olma işini başaramayan Lavrinovic kenardaydı, yerine hafta içinden moralli Oğuz vardı. İyi başladı. Mirsad da üretime devam etti, Greer imzalı ikramlarla. Devam edenlerden biri de Kinsey'di. Aldığı sert darbeye rağmen yılmadı, uçtu, kaçtı, smaçladı, gözleri okşadı. Son çeyrekte yeniden sahaya sürülen Erbil ve Maxim, süre almayan Tomas dışında sayı üretemeyen iki isimdi. Maxim faulleri sayıya çevirip sayıya ulaştı ama Erbil 0/2 attığı fauller ve şanssızca kaçırdığı boş turnike ile sayısız kaldı. Kestiği 4'e 2 hücumdu onun da yanına kar kalan. 95 sayının görüldüğü her maçta olduğu gibi bu maçta da '100 100' haykırışları duyuldu bir Türk salonunda. Oğuz kırmadı taraftarını, çekti ayağını geri, yolladı üçlüğü. (100-70) Kolay bir galibiyet oldu, iki koç da mola almadılar, TV molaları yetti de arttı bile.

Haftaya Barça maçı dolar ama bu maç idare edecek kadar bir kalabalık olur diye düşünenleri yanıltacak bir sayı anons edildi bugün Sinan Erdem'de: 15.168. Seyircideki bu olumlu değişimin formülünü sevgili Serdar abi (Serdar Gürel) çok güzel özetledi: Doğru salon (Sinan Erdem) + Ahde vefa (Aydın Örs) + Mücadele eden mutlu takım. Bilmem üzerine söz söylemeye gerek var mı? 7'de 6 oldu takım. Kalan 3 maçın da ikisi içeride. Liderlik mi? Neden olmasın.

Maçı TV'den izleyenler için dipnot: Bizim evlilik cüzdanı da hanımda. :)

F.Bahçe Ülker (100): Roko Leni Ukic 17 (1 ribaunt - 4 asist), Erbil Eroğlu (2 ribaunt – 2 asist), Mirsad Türkcan 13 (9 ribaunt – 1 asist), Ömer Onan 13 (1 asist), Lynn Greer 2 (4 ribunat - 4 asist), Darjus Lavrinovic 9 (4 ribaunt – 3 asist), Kaya Peker 11 (4 ribaunt – 1 asist), Oğuz Savaş 8 (6 ribaunt – 1 asist), Tarence Kinsey 20 (5 ribaunt - 1 asist), Emir Preldzic 5 (7 ribaunt – 1 asist), Can Maxim Mutaf 2 (2 ribaund - 1 asist)

Cibona Zagreb (70): Marcus Johnson, Rok Stipcevic 3 (3 ribaunt - 5 asist), Bojan Bogdanovic 23 (4 ribaunt - 2 asist), Toni Brnas (2 ribaunt), Sven Smajlagic, Tomislav Zubcic 5 (6 ribaunt – 2 asist), Drago Pasalic 12 (5 ribaunt), Karlo Vragovic 4 (1 ribaunt - 1 asist), Goran Vrbanc 2 (1 asist), Leon Radosevic 15 (6 ribaunt – 3 asist)

13 Yorum Yapılmış:

Legend dedi ki...

valla ben onu bunu bilmem.
bugün biletixe gittim kardeşimle. fb taraftar kart olduğu halde 1 bilet alabildik. fenercell'liyim ama ya olmasaydım ?
taraftar kartı olmayanlar hiç alamayacak ÇOK SAÇMA GELDİ BANA bari bir değil iki bilet alınabilse... :S

cibona maçı için tebrikler

LEGEND..

Gündüz Feneri dedi ki...

inanılmaz bir takım olmaya doğru gidiyoruz. sezon başındaki bütün beklentilerimiz de tek tek gerçekleşiyor. hatta kosova'nın da dediği o "kolej havası", bütün beklentileri de aşan en güzel detayı bu sezonun.. aydın örs faktörü bunda çok önemli bir etken elbette, sizin de değindiğiniz gibi..

emir'in katkı sağlamak için yılmadan mücadele ettiğini görmek güzel. atsür ve vidmar gibi iki çok önemli oyuncunun kaybına rağmen kaya ve greer'ın "boşluk dolduran" performansları da öyle.. şu hâliyle bile ilk 8'e sancı yaşamadan ulaşabilecek bir görüntü var. sean beklentileri karşılayabilirse final four hayal değil..

not 1: seyirci her maç bu ciddiyetini korumalı, bu takıma sonuna kadar sahip çıkmalı.

not 2: dipnotta belirttiğiniz cümle hepimize tebessüm ettirdi. kosova her maç bir flaş cümle sar etmeye devam ediyor. baqyülken'in yorumculuğunu da çok fena bulmuyorum ben. daha kötülerini gördük daha önce..

demivole dedi ki...

Maçta olan bizler Kosova'nın sözünü duyamadık! Ne dedi caba?

dejavu dedi ki...

Oğuz Savaş'ın hafta içindeki düğününe bir gönderme vardı, evlilik cüzdanının kimde olduğuna yönelik. :)

Çağlar..

Özcan Yüksel dedi ki...

bayülgen her defasında zibona zagrep diyerek bizi koparttı

engin Karsiyakali dedi ki...

c.zagrep in kocu eskiden antalya muratpasa da oynayan kişimiydi!
yoksa ben salladım mı:):):)

demivole dedi ki...

@ Dejavu

Teşekkürler...

Gurcay dedi ki...

Can Maxim'in istatistikleri unutulmuş...

inan dedi ki...

@Özcan Yüksel

ihsan bayülgen'in telaffuz konusunda sıkıntısı devam ediyor, telekom - fb playoff finalinde Erwin Dudley'e 3 maç boyunca "Dunley" diyerek bizi ihya etmişti, sonra nedense 4. maç dudley demeye başladı...

saLsa dedi ki...

@Gurcay

TBF'den aldık istatistikleri, onlar unutmuş. Ekledim, sağolasın.

saLsa

canarykodi dedi ki...

M. Kosova: "Bizim evlilik cüzdanını da Şebnem'e vermişlerdi"

Selami dedi ki...

Maç için bir şey yazmayacağım,gerek yok,fakat salona giriş rezaletini yazmadan edemeyeceğim.Sezon başında kombinemizi yeniledik,istediğimiz zaman salona rahat girelim diye,fakat maçın başlamasına 20 dakika kala salona geldiğimizde giriş kapımızda mahşeri bir kalabalık karşıladı bizi,1 metrelik bir kapının önünde yaklaşık 150 kişi içeriye girmeyi bekliyordu,insanlar birbirini sıkıştırmaya başladı,kapıda sadece tek görevli elindeki optik okuyucu ile tek tek insanları içeri almaya çalışıyor,25 yıldır her türlü maça giden birisi olarak tecrübemi kullandım ve büyük çaplı bir protesto hareketi başlattım,bağırış çağırış derken güvenlik pes etti,kontrol etmeden herkesi içeriye aldı,tam bir rezaletti,haftaya Barcelona maçında 16000 kişi beklendiğini düşünürsek aynı görüntülerin yaşanmaması için önlemlerin alınması gerekir,duyan olacak mı acaba?

Cakivu dedi ki...

Takım gerçekten çok iyi bir çizgi yakaladı ama hala son 4 takım olmak için bazı eksiklikler var. Yinede ilk senesinden böyle bir uyum ve enerji yaratması harika hırvat koçun. Sakat olan engin atsür de takıma katılınca ukiç de biraz rahatlamış olacak ama işin en güzel tarafı erbil ve can mutafın aldığı uzun dakikalar. Bu oyuncular özgüvenlerini arttırdıkça hem kısa, hem de uzun vadede çok şeyler kazandıracaklar.