31 Mart 2010 Çarşamba

Tanjevic Taburcu Oldu

Başarılı bir ameliyat, 1 hafta hastanede kalış ve şimdi de taburcu olup eve dönüş. Herşey planlandığı gibi gidiyor şimdilik. Hiçbir aksilik yok. Artık evinde dinlenmede koç. Bakalım söz verdiği gibi 1,5 ay sonra geri dönebilecek mi başına? Tüm dualarımız onla.

D.Bank Skyliners: 76 - Efes Pilsen: 79

Play-off'lara doğru hızlı adımlarla yaklaşırken geçen sezon olduğu gibi bu sezon da yurtdışında hazırlık maçları ayarlamış Efes Pilsen. Anormallikler olmadığı taktirde liderlik garantiye yakın, kalan beş maçın tamamı ligin yedinci sırasında ve daha altında yer alan rakipler. Durum böyle olunca, Murat Didin'li Deutche Bank Skyliners ile bir hazırlık maçı yapmak üzere Almanya yollarına düşmüşler. 54-50 ile dört sayı geride girdikleri son çeyrekte takımın en skorerleri Smith, Thornton, Ender Arslan üçlüsünün dış atışları ile 29 sayı bularak 79-76 galip ayrılmışlar maçtan. Charles Smith 22 sayı, Thornton 18, Ender 14. 79 sayının 54'ü bu üçlüden. Rako 2 sayıda kalmış, gündemdeki isimlerden Bostjan Nachbar ise 8 sayılık bir oyun ortaya koymuş. Gündemdeki bir diğer isim Popoviç ise kadroda yok. (Fotoğraf ve bilgiler efesbasket.org'dan.)

Mario Kasun 1 sayı - 6 ribaunt, Charles Smith 22 sayı, Igor Rakocevic 2 sayı, Preston Shumpert 2 sayı, Kerem Tunçeri 3 sayı, Bootsy Thornton 18 sayı, Kaya Peker 9 sayı - 7 ribaunt, Bostjan Nachbar 8 sayı, Ermal Kurtoğlu, Sinan Güler, Ender Arslan 14 sayı.

Giderci Rancik

24. haftada oynanan G.Saray Cafe Crown - Darüşşafaka CT maçından iki benzer kare. Radoslav Rancik önce Uluğ Kaçaniku'ya, sonra da hakem Rüştü Nuran'a gideri koyuyor.

Orhun Ene Röportajı (TBF)

TBF.org.tr Orhun Ene ile bir röportaj gerçekleştirmiş. Yiğitcan Turna'nın Abdi İpekçi'de G.Saray Cafe Crown karşısında maçı uzatmaya götüren üçlüğü ile alakalı olarak yöneltilen soruya verdiği: 'Biz, antrenmanların sonunda toparlanıp, takım olarak orta sahadan atış yapıyoruz. Bazen ben de onlara dahil oluyorum ve ortaya bir para koyarak kazananı ödüllendiriyoruz. İşte bu zamanlarda Yiğitcan’ı bu oyuna dahil etmiyoruz. Eğer o oynarsa ben de oynamıyorum. Çünkü Yiğitcan, hakem masasının önünden üst üste hem sağ hem de soldaki potaya atabilen bir oyuncu.' cevabıyla, hoş bir detayı da aktarmış koç bizlere. Röportajın tamamını şuradan okuyabilirsiniz.

30 Mart 2010 Salı

Roko Ukic 4 Hafta Yok

Mersin maçının son periyodunda sol elinin yüzük parmağından sakatlanarak kenara gelen ve oyuna devam edemeyen Roko Ukic'in durumu umulandan daha ciddiymiş. Maçın en kritik döneminde direksiyonu Greer'e bırakmak zorunda kalan Hırvat oyuncunun, sol el yüzük parmağında kırık varmış ve bugün İstanbul'da ameliyat olmuş. Dönüş süresi için bir ayı bulacağı söyleniyor ki bu da hemen hemen play-off'ların ilk turuna denk geliyor. Anormal gelişmeler olmadığı taktirde lig sıralamasındaki yeri değişmeyecek olan F.Bahçe Ülker için bu sakatlık haberi çok büyük şanssızlık elbette. Kırığın şut elinde olmaması duruma biraz olsun iyimser bakmamızı sağlasa da play-off'larda sağlam bir Roko Ukic lazım sarı lacivertlilere. Bu haftasonu Mersin'de izlediğimiz son on dakikada net olarak bir kez daha gördük bunu.

29 Mart 2010 Pazartesi

Aynı Maçta 2 Farklı Fair-Play Profili

Dünkü Beşiktaş Cola Turka - Erdemir maçını izleyenlerin gözünden kaçmamıştır ama yine de yazmakta fayda var. Aynı maç içinde iki farklı fair-play profili görünce insan not ediyor tabii bu durumu bir şeyler karalayabilmek adına. İlk profil ikinci çeyreğin hemen başlarında yanlış karar verdiğini gördüğü hakeme 'Top benden çıktı' diyerek topun Erdemir'e verilmesini sağlayan Kerem Özkan. İkinci profil ise maçın sonunda Beşiktaş Cola Turka'lı oyuncuların topu rakibe kaptırmamış olsa bir basketle maçı uzatabileceği pozisyondan hemen önce Ümit Türkoğlu'ndan çıktığı net bir biçimde görülürken, bu pozisyonu görme konusunda sıkıntı yaşamayacağı bir pozisyonda bulunmasına rağmen Beşiktaşlı oyuncuların 'Sen de gördün, söylesene' tarzı baskılarına 'Yok hayır, sizden çıktı, gördüm' şeklinde cevap veren Hakan Köseoğlu. Sonra uzaklardan Mehmet Keseratar yine kararı değiştirtip yardımcıya doğru kararı verdirtti ama biz yazdık tabii bu notu bir kenara.

Tabii bu iki farklı profili karşılaştırırken birinin maçın 11. dakikasında, diğerinin ise 40. dakikada olduğunu da hesaba katmak lazım. Ama yine de ilginç bir detaydı, paylaşmak lazımdı. Sonuçta kazanan Hakan Köseoğlu'nun takımı oldu ve Hakan da maç boyunca takımını iyi organize ederek ofansif anlamda üretkenliğin bir numaralı hazırlayıcısı oldu. Alkışı da hak etti. İkinci yarıdaki sorumluluk aldığı dakikalar takımı maç içinde ayakta tuttu. Diğer tarafta Kerem Özkan'ın son maçlardaki olumlu performansı da bu maçta biraz azalarak da olsa devam etti. Burak Bıyıktay ona şans veriyor ve karşılığını da görüyor bu yıl. Yerli rotasyonunda bir oyuncusu daha var işte elinde, fena mı? Darısı buna cesaret edemeyen koçların başına. Aynı şekilde Melih Yıldız'a da değinmek lazım Erdemir cephesinden. Olumlu işler yapıyor o da. Dakikaları az da olsa.

Ömer Aşık Neden Hala Oynamıyor?

Ben idmanlara gidemedim uzun süredir ama gidenler, bilenler söylüyor: Ömer Aşık birkaç haftadır idmanlara çıkıyor, son haftalarda gayet iyi durumda diye ama maç kadrosunda hala yok genç oyuncu. Neden peki?

Öncelikle şunu söylemek lazım ki Ömer Aşık'ın çektiği ihtarname kulübün kolay kolay hazmedebileceği bir şey değil. Ve öğrenebildiğim kadarıyla bu durumun altında yatan birinci neden de işte bu bahsi geçen ihtarname. Oyuncunun yetişip bu günlere gelmesinde büyük pay sahibi olan kulüp kolay kolay hazmedemiyor tabii bu gördüğü karşılığı. Ama genç oyuncuların kafalarına giren menajerlerin suçlarını pas geçemeyiz burada. Bir yazımda yazmıştım Türk Basketbolu menajerlerin oyuncağı olmuş durumda diye, burada da benzer bir sona doğru gidiyoruz. Ömer Aşık'ın kafasını karıştıranlar, onu F.Bahçe Ülker'den uçurmak isteyenler var sizin de tahmin edeceğiniz üzere. Haliyle ona belki de kendi başına yapmayacağı şeyleri yaptıranlar da var. Bu durumdan muzdarip, bu durumdan şikayetçi en az 10 takım sayarım size bir çırpıda. Peki düzeltebilir miyim bu durumu? Elbette gücüm yetmez. Mantaliteleri, kafaları değiştirmek lazım.

Kulübün yaptığı normal mi peki? Değil. Ama Enes Kanter mevzusunda sağlam bir kazık yiyen takımın bir kazık yemeye daha niyeti yok, bu da açık. Menajer oyuncağı olmaya da niyetleri yok. Kendi duruşlarını sergiliyorlar, bazı değerlere sahip çıkarak, belki de yeri geldiğinde bazı yaptırımlar uygulayarak. Doğrudur, yanlıştır, o haklıdır, bu haksızdır, bilemem. Bildiklerim de fikirlerim de yukarıdadır.

28 Mart 2010 Pazar

Bayanlarda Kupa Galatasaray'ın!

Bandırma'da düzenlenen 18. Bayanlar Türkiye Kupası'nı kazanan takım çekişmeli geçen finalin ardından ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 57-55 mağlup eden Galatasaray oldu. Bu sezon ligde oynanan iki karşılaşmayı da kaybeden ve son yıllarda Fenerbahçe'nin dominasyonunda devam eden ligde kupaya bir türlü ulaşamayan Galatasaray, geçen sezon başında yine Fenerbahçe'yi yenerek elde ettiği Cumhurbaşkanlığı kupasının ardından bugün 2. kupasını almayı başardı. 12 yıl aradan sonra gelen ilk Türkiye Kupası bu aynı zamanda Galatasaray adına.

İki takımdaki yıldız oyuncuların fazlalığından ve bu isimlerin sonuca direkt olarak etki edebileceğinden bahsetmiştik maç öncesinde. Bugün sahneye çıkan isim önce ilk yarıyı sayı atamadan tamamlayan Katie Douglas oldu. Ardından da Tamika Catchings. Bütün bir devreyi önde götüren Fenerbahçe'yi, 3. çeyrekte Katie Douglas'ın üstüste bulduğu 2 üçlük ile yakaladı Galatasaray ve hemen ardından Yasemin Horasan'ın basketiyle de skorda üstünlüğü ele geçirdi. İkinci yarıda ilk kez. O dakikanın ardından oyunu daha fazla isteyen taraf kesinlikle Galatasaray'dı. Özellikle savunma bunaltıcı boyutlara ulaştı zaman zaman. Tamika Catchings - Katie Douglas - Sophia Young - Yelena Leuchenka'dan oluşan yabancı rotasyonuna bu kez 15 sayılık bir katkı sağladı Galatasaray'ın yerlileri. İki takım arasındaki farkı oluşturan en önemli faktörü bu katkıyla nötralize ederek kupaya ulaştı Sarayın Sultanları. 14 sayı 4 ribaund ile maçı tamamlayan Yelena Leuchenka, kazanan takımın en skoreri olarak finalin en değerli oyuncusu seçilirken, onun bu performansı Zafer Kalaycıoğlu'a Galatasaray'ın başında ilk kupa zaferini de yaşatmış oldu böylece.

Galatasaray (57): Emine Tuğba Palazoğlu 3 (1 ribaund- 1 asist), Nilay Yiğit 2 (1 asist), Bahar Çağlar 2 (3 ribaund), Yelena Leuchanka 14 (4 ribaund- 2 asist), Yasemin Horasan 8 (5 ribaund- 1 asist), Kathryn Elizabeth Douglas 8 (2 ribaund- 1 asist), Tamika Devonne Catchings 13 (9 ribaund- 5 asist), Sophia Yvonne Phienola Young 7 (6 ribaund- 5 asist), Esra Şencebe ( ribaund)

Fenerbahçe (55): Birsel Vardarlı (3 ribaund- 1 asist), Esmeral Tunçluer 8 (2 ribaund- 3 asist), Nicole Kristen Powell 13 (7 ribaund- 3 asist), Nevriye Yılmaz 8 (5 ribaund- 4 asist), Penelope Jane Taylor 13 (5 ribaund), Tamara Kim Sutton-brown 13 (3 ribaund- 2 asist), Ebony Vernice Hoffman (4 ribaund- 1 asist)

Darüşşafaka CT: 81 - Pınar KSK: 92 (Daçka Artık Zor)

Son 8 haftada içerde kazanıp dışarıda kaybeden Daçka tam 4 maçtır yenilmediği Ayhan Şahenk'te Pınar Karşıyaka'ya yenilerek bu ünvanını kaybetti, kümede kalma yolundaki umutlarının büyük bir kısmını yitirdi. Üstündeki en yakın 2 takımla arasında 3 galibiyet farkının bulunduğunu (ki Kepez'e karşı ikili averajda kötüler, onlarla aralaında 4 fark var denebilir) ve kümede kalabilmeleri için en az 2 takım geçmeleri gerektiğini söylersek bu yorumun hissi değil de matematiksel verilere dayandığını da belirtmiş oluruz. Bazı kişiler için.

Maça iyi başlayan ve skorda da öne düşen Daçka, ikinci çeyreğin ortasında rakibine devrettiği üstünlük bayrağını bir daha geri alamadı. Üçüncü çeyrekte açılan farkı son çeyrekte kapatmaya çalışsalar da Play-Off'a iyi bir yerden girebilmek adına bu galibiyete fazlasıyla ihtiyacı olan Pınar Karşıyaka bu teşebbüse izin vermedi. Aradaki farkı korumayı başaran KSK, sahadan galip ayrılmayı bildi. Bu ligdeki 13. galibiyetleriydi ve onları 6. sıraya taşıdı. Ki zaten 6.'lık koltuğu isteyecekleri konumdur diye düşünüyorum, hem Banvit'in ilk 2 sıradaki takımlara göre daha göze kestirilebilecek bir takım olması hem de olası bir eşleşmede 0-0'lık eşitlikle başlanacak olmasından ötürü.

Bugün ribaund konusunda müthiş bir üstünlüğü vardı Pınar Karşıyaka'nın. 47-28 ile ezdiler Daçka'yı. 20 hücum ribaundu topladılar. Ki bu istatistiğe bu fark biraz az kaçıyor yine matematiksel olarak düşününce. Daçka'da Douby'nin 32 sayısı tek başına galibiyete yetmezken, Karşıyaka'da 20+ yapan tek bir kişi olmamasına rağmen tam 6 oyuncu (4 yabancı + Furkan + Birkan) çift haneli sayılara ulaştı.

Darüşşafaka C.T (81): Quincy Douby 32 (1 ribaund- 5 asist), Melih Mahmutoğlu 12, Uluğ Kaçaniku 5, Bora Hun Pacun, Cevat Özcan (1 ribaund), Polat Kaya 4 (7 ribaund- 4 asist), Haris Mujezinovic 9 (3 ribaund), Jermareo Dorsey 19 (10 ribaund- 1 asist)

Pınar Karşıyaka (92): Serkan Menteşe, Birkan Batuk 14, Ryan Toolson 18 (1 asist), David Holston 10, Andre Smith 15 (12 ribaund), Furkan Aldemir 13 (13 ribaund), Alper Saruhan 4, Ray Wesson 18 (7 ribaund- 2 asist)

Aliağa Petkim: 62 - Kepez Bld: 66 (Kepez Darbe Yaptı)

Ligin alt sıralarını direkt olarak etkileyecek maçta iç sahada iyi performans gösteren Aliağa Petkim'i uzatma dakikalarının sonunda 62-66 ile geçen Kepez Belediyesi galibiyet sayısını 8'e çıkartıp Renault'yu yakaladı. Aliağa'nın cepten yeme olayı da tam gaz devam ediyor. Bakalım ne olacak onların da sonu.

Maçın ilk çeyreği oldukça kısır geçti. Karşılıklı top kayıpları ve isabetsiz şut yüzdelerinin neticesinde 8-13 Kepez üstünlüğü ile tamamlanan ilk çeyrekte farkı yaratan oyuncu 6 sayı - 5 ribaund ile oynayan son maçın kahramanı Jovo idi. 10 dakikaya sığan toplam 15 top kaybının 9'u Kepez'e, 6'sı ise evsahibi Aliğa'ya aitti. İkinci yarıda da bu gidişat bozulmadı başlarda. Devreye 06:34 kala maça son maçta olduğu gibi bu maçta da benchte başlayan Hall'un isabetli üçlüğü geldi ve Kepez 12-18'e getirdi skoru. Vladan Vukosavljevic'in başlattığı direniş, Hosley, Gordon, McClinton derken bütün Aliağa yabancılarını etkisi altına aldı. Devre bittiğinde skorbordda 29-23'lük bir Aliağa üstünlüğü vardı, ki bu da son 6 dakika skorunun 17-5 ile Aliağa lehine olduğunu işaret etmekteydi. 17 sayının 9'unu üç sayı çizgisinin gerisinden bulan İzmir temsilcisinde Vladan'ın bile üçlük soktuğunu düşünürsek rüzgarın ne denli büyük olduğunu daha rahat kavrarız. Son 6 dakikadaki yüksek yüzdeli oyun ikinci yarı öncesi Aliağa için hem moral hem de avantaj kaynağı olurken Kepez'de umutlar ikinci yarıdaki performansa bağlandı.

İkinci yarıya Jovo ve Barış Güney'in 4'er sayısı ile giren Kepez, 31-31'le skoru erkenden dengeledi. Maçın başlarındaki kısır döneme yeniden geçişin yapıldığı kalan dakikalarda son çeyreğe girmeye az kala Mazutis ve Barış Güney'in iki isabetli üçlüğü skoru bu kez de 44-44'te dengeledi. Ama son sözü bir önceki hücumda üçlük kaçıran McClinton söyledi. İsabetli üçlüğü ile takımının son çeyreğe de önde girmesini sağladı (47-44). Final periyoduna bir kez daha Jovo'nun sayıları ile girdi Kepez ve skoru bir kez daha dengeledi. Fazla şans bulamayan Padius'un üçlüğü ile de bitime 7 dakika kala ikinci çeyreğin ortasından beri ilk kez öne geçti Antalya ekibi (49-50). Maçın genel kısırlığı oyunun en kritik bölümlerine de sirayet etti haklı olarak. 5 dakikadan fazla sürede sadece 5 sayı görebildik bunun sonucunda. Ama en kritik zamanda, 5 dakikada toplam 5 sayının üretildiği bir ortamda 25 saniyede 4 sayı üreten Ceyhun Altay takımını 01:33 kala 55-53'lük skorla maçta avantajlı konuma getirdi. Maç boyunca sayı bulamayan ama 10 ribaund çekmeyi başaran ve işin savunma kısmında aktif rol alan Erdem Türetken, bir isabetsiz üçlük bir de top kaybı yaparak skorda dengeyi sağlama fırsatını teperken bu şeref Jovo'ya nasip oldu. Ceyhun'un top kaybının ardından yapılan hücumda Vladan'dan blok yemesine rağmen sayıyı yapmayı başardı ve 55-55 ile maçı uzatma dakikalarına taşımayı başardı.

Karşılıklı basketlerle skor üstünlüğünün bir Aliağa'ya bir Kepez'e geçtiği uzatma dakikalarında Erdem ve Jovo'nun araya Aliağa basketi almadan üst üste bulduğu 2 basket, skoru 61-64'e getirdi 01:20 kala. Hosley'nin 1/2 atmasıyl farkı 2 sayıya çeken Aliağa, son topu kullanma şansını da eline geçirdi ama McClinton tıpkı normal sürenin sonunda olduğu gibi isabetsiz bir üçlükle takımını yaktı, maçı Ersin'in iki isabetli fulüyle Kepez aldı (62-66).

Mersin dün kazanıp 9 galibiyet olmuştu, Aliağa 9'da kaldı bugünkü skordan sonra. Renault zaten 8'de kalmıştı, şimdi Kepez de 8 oldu. Sona yaklaştıkça yarış iyice kızışıyor. Hangisinin şanslı hangisinin şanssız olduğuna yarın değiniriz genel bir toparlama yazısıyla.

Aliağa Petkim (62): Jack McClinton 8 (3 ribaund- 1 asist), Quinton Hosley 19 (7 ribaund- 4 asist), Vladan Vukosavljevic 11 (6 ribaund), Ceyhun Altay 17 (8 ribaund- 1 asist), Kaan Üner 2 (4 ribaund- 2 asist), İsmail Çevik, Lorenzo Gordon 5 (1 ribaund), İlkay Okay (1 ribaund)

Kepez Belediyesi (66): Erdem Türetken 2 (10 ribaund), Marcus Hall 8 (1 ribaund- 4 asist), Jovo Stanojevic 21 (14 ribaund), Levent Bilgin (2 ribaund), Andrius Mazutis 6, Nikolay Padius 3 (1 ribaund), Barış Güney 11 (9 ribaund- 7 asist), Ersin Görkem 10 (9 ribaund- 2 asist), Mesut Ademoğlu 3 (1 ribaund)

Antalya BŞB: 58 - G.Saray Cafe Crown: 91 (Play-Off İnadı Sürüyor)

Uzun zamandır ligde kalma mücadelesi veren ekipler arasında gözükse de birçoğumuz G.Saray Cafe Crown'ın bu takımlar arasından kolaylıkla sıyrılıp ligde kalacağını tahmin ediyorduk. Fakat sarı kırmızılı oyuncular daha fazlasını isteyerek play-off'a kalmak istediklerini söylüyorlar her fırsatta. Bu yarış içerisinde yer alabilmek için önemli bir deplasmandaydılar bugün. Geçtiğimiz hafta F.Bahçe Ülker'e İstanbul'da son topta yenilen Altar Tunçkol, 'Play-off istiyorsak eğer bu iki maçtan bir ekstra galibiyet çıkartmamız lazım.' demişti. İlk üç buçuk dakikada 13-2 öne fırlayan Antalya BŞB, geri kalan otuz altı buçuk dakikada yalnızca 45 sayı üretebilince konuk G.Saray Cafe Crown, savunma sahasında ortaya koyduğu iştah ile sezonun en farklı galibiyetini almayı başardı bu zor geçmesi beklenen deplasmanda. Antalya cephesinde ise Umut Yenice haricinde ayakta kalan isim yoktu bugün. Takım halinde çok çok kötü bir günlerine denk geldiler ki maçın 25.dakikasında kopan oyuna rağmen ikinci yarıda yalnızca 24 sayı bulabilmeleri herşeyi özetliyor aslında.

Kenardan gelerek 22 sayılık bir oyun ortaya koyan Washington, son çeyreği pas geçmesine rağmen 15 sayı 8 ribaund 6 asist ile triple double'a yaklaşan ve oyun aklı ile bir kez daha kendine hayran bırakan Simas Jasaitis ile ilk yarı sadece 4 dakika oyunda kalıp, 8'i maçın koptuğu 23-7'lik üçüncü çeyrekte olmak üzere 13 sayı 4 ribaund 2 asist ile oynayan Evren Büker öne çıkan isimlerdi bugünkü galibiyette. Bütün bu rakamların ötesinde maçın kahramanı ise kesinlikle Fatih Solak'tı. Savunması ile boyalı bölgeyi karartarak, savunmanın seviye atlamasını sağlayan isim olan Fatih, 7 sayı - 10 ribaund(5'i hücum) - 3 top çalma ile galibiyetin altına büyük bir imza çaktı.

Play-off inadını sürdüren G.Saray Cafe Crown Caner - Evren - Simas Jasaitis - Rancik - Wilkinson beşiyle sahaya gelirken koç Altar Tunçkol 3 Amerika'lısının yanına sakatlıktan dönen Umut Yenice ve bu sezonki başarıda önemli pay sahiplerinden Önder Külçebaş ile başladı maça. Umut Yenice'nin sırtı dönük oyunundan çıkardığı sayılara, Thompson'ın hızlı hücumlarda bulduğu sayılar eklenince üç buçuk dakikada 13-2'lik bir seri ile giriş yaptı maça Antalya temsilcisi. Bu sekansda sadece Wilkinson'ın elinden bir basket bulabilen G.Saray Cafe Crown, henüz maça ısınamadan çift haneli farkla geri düşünce molayı da hemen aldı Cem Akdağ. Moladan bir önceki pozisyonda oyuna giren Can Akın ve Fatih Solak'ın ardından Washington'ın da oyuna girmesiyle bir anda oyunu sertleştirdi sarı kırmızılılar. Savunmada kazandıkları topların Jasaitis'in uzun paslarıyla Washington tarafından asiste çevrilmesiyle birlikte çeyrek sonuna kadar 18-3'lük bir seri yakalayarak ilk çeyreği 20-16 önde kapattılar. Tamamı fast-break'lerde olmak üzere 4/4 ile 8 sayı bulan Washington ve Antalya BŞB'nin takım halinde 3 asist yapabildiği çeyrekte tek başına 3 asist yapan Jasaitis ilk on dakikanın dikkat çeken isimleriydi. Hepsinden önemlisi ise 13-2 geride başladıkları deplasmanda, Can Akın ve Fatih Solak tarafından sertleştirilen savunmanın altı buçuk dakikada yalnızca Önder Külçebaş imzalı bir üçlüğe izin vermesiydi.

İkinci çeyreğe de ilk periyottaki geri dönüşü yapan beş ile başlayan Cem Akdağ, son haftalardaki galibiyetlerin elde edilmesinde önemli pay sahiplerinden Evren Büker ve Caner Topaloğlu'nu yanında oturtmayı tercih etti. Can Akın ve Fatih Solak'ın savunma direnişine, Jasaitis'in oyun aklı ve Washington'ın da hareketliliği eklenince tüm çeyreği önde geçerek soyunma odasına 40-34 önde girmeyi başardı sarı kırmızılılar. Önce tam sahada baskı, ardından 1-2-2 alan savunması silahlarını çeken Altar Tunçkol'a karşılık konuk takımın Can Akın- Simas Jasaitis - Washington ve hatta Murat Kaya gibi topu yere vurabilen isimlere sahip olması da bu silahın etkisini oldukça azalttı. Hiç oyundan çıkmadan 11 sayı 5 ribaund 4 asist ile devreyi tamamlayan Jasaitis'in önderliğinde, Washington'ın da hızlı hücumlardaki 11 sayısı ile kötü başladığı maçta soyunma odasına 8 sayı önde girdi G.Saray Cafe Crown. Antalya cephesinde ise 5/5 ikilik, 1/5 üçlük isabeti ile 13 sayı üreten Umut Yenice haricinde maçın içine girebilen oyuncu yoktu. Devrenin en güzel hareketi ise son hücumda Caner Şentürk'ün Washington'a yaptığı bloktu açık ara.

2.çeyrekte tam yedi hücum ribaundu almasına karşın bu topları daha çok üç sayı çizgisinin gerisinden kullanmayı tercih eden ve dış şutlarda bu çeyrekte 2/9, toplamda ise 4/15'de kalan Antalya BŞB'de, sekiz tane de top kaybı eklenince bu rakamlara devre sonundaki fark makuldu aslında. Fakat üçüncü çeyreğe hızlı başlayan ve rüzgarı arkasına alarak önüne geleni deviren taraf bu kez G.Saray Cafe Crown oldu. İlk yarıda hiç alışık olmadığı şekilde yalnızca dört dakika oyunda kalan Evren Büker, sekiz sayı ürettiği bu çeyrekte skoru sürükleyen isim olurken kenarda oturduğu dakikaların ardından enerji getiren isim oldu takımına. Savunma sahasındaki hareketliliği bu çeyrekte de devam ettiren G.Saray Cafe Crown'lu oyuncular, yalnızca 7 sayıya izin verdikleri bu çeyrekte Evren Büker'in sürüklediği hücumlarla 23 sayı üreterek farkı 20 kapısına çekmeyi başardılar. Ve son çeyreğe 63-41 ile farklı şekilde önde giren taraf oldular.

Maçın son periyoduna 22 sayı önde girmesine karşın savunmalarını hiç bozmadı sarı kırmızılılar. Bu anlayış sayesinde play-off yarışındaki zor deplasmanlardan birinden 33 sayılık bir farkla galip ayrılmayı başardılar. Cezasını geçtiğimiz hafta tamamlayan ve Daçka karşısında kadroda kendisine yer bulan Tufan Ersöz de bitime altı dakika kala oyuna girerek fiilen takıma dönmüş oldu. Aynı şekilde sezonun az süre bulan isimlerinden Eren Beyaz da son dört dakikada oyuna giren isimlerdendi. Bu kritik galibiyetle birlikte üstüste beşinci galibiyetini alan G.Saray Cafe Crown, play-off mücadelesini son haftaya kadar kovalayacağını da göstermiş oldu bir bakıma.

Antalya BŞB (58): Brian Greene 2 (7 ribaund- 2 asist), DJ Thompson 8 (2 ribaund- 2 asist), Serkan İnan, Aaron Jackson 12 (5 ribaund- 4 asist), Patrick Femerling 5 (4 ribaund), Jonathan Can Özbek, Önder Külçebaş 3 (5 ribaund), Caner Şentürk 6 (2 ribaund- 1 asist), Salih Uğraşan 3, Oktay Yılmaz 3, Umut Yenice 16 (4 ribaund- 1 asist)

G.Saray Cafe Crown (91): Darius Washington 22 (6 ribaund- 1 asist), Tufan Ersöz 1, Caner Topaloğlu (1 ribaund), Murat Kaya (1 asist), Mike Wilkinson 7 (5 ribaund- 4 asist), Radoslav Rancik 14 (7 ribaund- 2 asist), Evren Büker 13 (4 ribaund- 2 asist), Can Akın 7, Simas Jasaitis 15 (8 ribaund- 6 asist), Fatih Solak 7 (10 ribaund), Eren Beyaz 5

Beşiktaş CT: 66 - Erdemir: 69 (Misafirperver Beşiktaş)

Kadro dışı bırakılan Baxter ve sakat Perry - Engin ikilisinin yokluğunda herşeye inat Arın ile başladı Burak Bıyıktay. Uzun pozisyonunda ise Likholitov'u tercih etti. Buna karşın sakat Funk'ın alternatifi Alex Gordon benchteydi Erdemir cephesinde. Zor bir pozisyonda üçlük isabeti bularak maça giren Arın, işin savunma kısmıyla pek aakası olmayan Hakan Köseoğlu'nun gölge eskortluğu sayesinde Kepez maçındaki kabustan çok farklı bir oyun ortaya koydu. Topu yere vurabildi herşeyden önce. Ancak Likholitov içeride çok bozuktu. Eline verilen 3 topun 3'ü de canlanıp kontrolünden çıkınca Burak Bıyıktay tarafından kenara çekildi Rus oyuncu. Yerine Adem Ören dahil oldu. Erdemir cephesinde zorlamadan uzak, pasa ve organizasyona dayalı oyun planı takım halinde en takdir ettiğim yönleri. Bugün de bunları gördük. Ama daha 5. dakika bitmeden 2 faulle kenara gelen Leon Williams planları fazlasıyla bozdu onlar adına. Erkan'ın boş üçlükleri kaçırması ve moralinin düşmesiyle Erdal Bibo'yu kattı rotasyona Ahmet Çakı. Bu sırada Adem Ören 2 hücumda trailer olarak gelmenin ekmeğini yiyerek 7. sayısına ulaştı ki, Erdemir'in Alex Gordon hamlesi de geliverdi hemen. Alex, Melih ve Erhan'ın 3 başarılı penetresinden sayılar çıkartan Erdemir, çeyrek biterken 20-19 gerideydi ama Leon'un çıkışından sonra yaşanan krizden çabuk sıyrılmaları sevindiriciydi kendileri için.

2. çeyreğin hemen başında Likholitov'a hoş bir pas indiren Kerem Özkan, asıl hoşluğu hemen bir sonraki hücumda hakemin verdiği yanlış kararı 'Benden çıktı' demeciyle düzelttirerek yaptı. Oyunuyla büyüdüğü kadar adamlığı ile de dikkat çekti tabii genç oyuncu. Leon'suz kalınca savunmanın tüm dikkatinin kendisine odaklanmasıyla katkı veremez hale gelen Kone'yi kenara alıp Leon'u yeniden saldı oyuna Ahmet Çakı ama 30 saniye içinde Leon 3. faulünü alınca yıldız oyuncusunu yeniden benche çağırmak zorunda kaldı. Elif İnci'nin uyuyup Fedor'a çalınması gereken hücum faulü es geçip rakibe faul çalması, oradan 2 sayı gelmesi ve üstüne de Fletcher'ın şut denemesinde isabet bulması maçtaki en yüksek farkı gösterdi bize. Bitime 06:25 kala 28-21 olan skor, Ahmet Çakı'ya hemen bir mola aldırttı doğal olarak. Ümit Türkoğlu'nun basket-faulü, Erkan'ın şut şanssızlığını kırdığı uzak mesafeli basketi ve son olarak da Emre Ekim'in mecburiyetten attığı üçlüğün giresiyle geri dönüşü tamamlayan Erdemir, 7-0'lık seriyle skoru 28-28'e getirdi. Ama Beşiktaş bu Erdemir rüzgarına 8-0'lık bir seri ile cevap verip skoru 36-28'e taşırken, burada Erdemir'in isabetsiz şutlardan sonra geriye koşamayışı ve hızlı hücumlarda üçlükle bitirme yoluna giden Beşiktaş Cola Turka'lı oyuncuların isabeti şutlar attığını sebep olarak gösterebiliriz. Normalde geriye koşma sıkıntısı yaşamazdı Erdemir ama oyunda uzun oyuncu olarak Emre Ekim - Ümit Türkoğlu ikilisinin olduğunu düşününce bu sonun neden gerçekleştiğini de hemen anlayabiliyor insan. Ama burada Ümit'in sete sette verdiği defansif katkıyı ve Emre Ekim'in zor zamanda kazandırdığı sayıları da unutmuyoruz tabii. Devreye çift haneli farklarla mı gireceğiz yoksa diye düşündüğümüz sırada önce Erdal Bibo, sonra da Alex Gordon sol çaprazdan iki isabetli üçlük yollayıp takımlarına rahat nefes aldırdı. Devre skoru da 38-34 olarak belirlendi.

İkinci yarıya ofansif kısımda Hakan'ın etkin organizasyonuyla başlayan Erdemir, Erdal Bibo ve Ümit Türkoğlu'nun sayılarıyla skor üretimini gerçekleştirdi. Ümit Türkoğlu oyuna ofansif anlamda verdiği sürpriz katkının yanında defansta da Tamer Oyguç misali boyalı alanı kapattı, yetmedi pas arası yaptı, yetmedi blok yaptı. Kahraman gibi oynadı. Ama bu sırada Beşiktaş da boş durmadı, Cevher ve Newley ile skorun kafa kafaya gitmesini sağladılar. Üçüncü çeyrekte yakın şekilde geçen skorda araya fark koyan Fletcher oldu. Çeyreğin sonlarında aynı yerden bulduğu iki isabeti üçlükle takımının final kısmına 6 sayı farkla önde girmesini sağladı (56-50).

Son çeyreğe Hakan - Alex - Melih - Leon - Kone beşiyle başladı Erdemir. Melih dışında ideal beş diyebiliriz onlar için. Melih hamlesi de Alex'ten doğacak defansif zaafiyeti kapatmak için olsa gerek diye düşündüm. Bundan önceki maçlarda yabancı oyuncu sınırına takılan Alex Gordon, bugün Funk'ın yokluğunda bu kez iyi oynayan Erdal Bibo'ya takılmıştı ama son çeyreğe iyi girdi. Üst üste bulduğu iki penetre sayısı farkı 2'ye indirirken Beşiktaş Cola Turka bir türlü bu çeyrekteki ilk sayısına kavuşamadı. Maçın en kritik çeyreğinde tam 4 dakikayı sayı üretemeden geçiren Beşiktaş Cola Turka'nın imdadına Adem Ören yetişti, süre biterken bulduğu sayıyla kendisin 9. sayısına ulaşan Adem takımını da uyandırmak için üzerine düşeni yaptı. Savunmada rakiplerine ribaund izni vermeyen Kone & Leon ikilisi faul problemi nedeniyle beraber oynayamanın acısını çıkarır gibilerdi. Nitekim Hakan da Leon'u özlemiş olacak ki üst üste 3 kere o bildiğimiz Hakan - Leon A.Ş sayılarından izledik. Üstüne bir de Alex Gordon'un üçlüğü gelince bitime 03:40 kala skor 58-63 ile Erdemir tarafını işaret etti. Ama Kone önce boş bir turnikeyi kaçırarak, sonra da gereksiz bir hücum faulü yaparak takımının farkı 7-8 sayı mertebesine çıkartma şansını elinin tersiyle itti, sonra Alex isabetsiz hücumlar ve top kayıplarıyla takımını zor durumda bıraktı. Newley ve Kerem ile 6-0'lık bir seri yakalayan evsahibi bitime 01:15 kala skoru 64-63 yaparak maçı yeniden kendi lehine çevirdi. İşte tam burada geçen hafta Baxter'ın biletinin kesilmesine neden olan rakibe hücum ribaundu aldırma fobisi girdi devreye Beşiktaş Cola Turka'da. Önce Hakan'ın ilkini atıp ikincisini kaçırdığı faul atışlarının ribaundunu aldı Leon, sonra da Erdal'ın isabetsiz üçlüğünün sonrasında ortalığı karıştırıp topun siyah beyazlı oyunculardan çıkmasını sağladı. Sonuçta 43 saniye kala top Erdemir'de idi, skor ise 64-64'te dengelenmişti. Moladan sonra Erkan ile tepeden isabetli bir üçlük bulan Erdemir, maçı kazanma konusunda kocaman bir adım attı. İsabetsiz Beşiktaş Cola Turka hücumundan sonra Hakan yine 1/2 attı. Fark 4 sayı iken Leon'un Cevher'e üçlük esnasında gereksiz bir faul yapması ile maç yeniden değişti. Cevher ilk 2'sini attı, sonuncusunu kaçırdı, top Ümit'ten çıktı ama Mehmet Serdar Ünal topu Erdemir'e verdi. Mehmet Keseratar yoğun tartışmalar sürerken kararı değiştirip topu yeniden siyah beyazlılara verdi ama onlar da kenardan soktukları topu Erdemir'e verdi. Erdemir yine 1/2 atınca, bir umut daha diyerek gelip, doğru bir pas trafiğiyle Newley'i bomboş bir pozisyonda bıraktılar ama o boş ve müsait üçlük girmedi. Maç da Erdemir'in oldu (66-69).

Ligin son 11 haftasında sadece 3 galibiyet çıkartabilen Erdemir, bu kritik galibiyetle derin bir oh çekerken genç koç Ahmet Çakı neden bu kadar takdir edildiğini bu maçta bir kez daha uygulamalı olarak gösterdi herkese. Müdahaleleri yerindeydi sürekli. Erkenden faul problemine giren ve maçın büyük kısmını kenarda geçiren Leon son çeyrekte Kone ile birlik olup içeriyi karattı, rakibe sayı şansı vermedi. Diğer tarafta guardsız bir şekilde yola devam eden Beşiktaş Cola Turka ise üst üste 3. yenilgisini alıp son haftalardaki misafirperverliğine kaldığı yerden devam etti.

Beşiktaş Cola Turka (66): Arin Soğancıoğlu 3, Brad Newley 15, Haluk Yıldırım 3, Cevher Özer 10, Fedor Likholitov 4, Adem Ören 14, Muratcan Güler 4, Kevin Flecer 8, Kerem Özkan 5

Erdemir (69): Hakan Köseoğlu 5, Erdal Bibo 12, Erkan Veyseloğlu 8, Leon Williams 12, Mohamed Kone 4, Ümit Türkoğlu 8, Alex Gordon 12, Melih 3, Erhan 2, Emre Ekim 3

Engin Atsür Bugün de Yok

Son 2 haftada ligin alt sıradan kurtulmaya çalışan iki takımı Renault ve Kepez'e iki altın değerinde galibiyet kazandıran Beşiktaş Cola Turka, bu iki kritik yenilgiyle ligde sağlama aldığını zannettiği dördüncülük koltuğunu Telekom'a kaptırma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Bugün bu bağlamda hem 2 haftalık galibiyet hasretine son vermek hem de dördüncülük koltuğuna tutunabilmek için çok önemli bir maça çıkacaklar Erdemir karşısında. Normalde Cumartesi programında yer alan bu maç, Beşiktaş'ın olası bir yabancı transferi düşünülerek yapılan ricası ile Pazar günü 14:00'e alınmıştı. Bugün Beşiktaş Cola Turka'da Engin Atsür yine yokmuş. Sabah aldığım taze bilgidir. Erdemir cephesinde de Nate Funk yok buna karşılık. Düşününce onlar için de her maç çok değerli. Son 11 haftada 8 yenilgi alıp rahat pozisyonlarını epeyce riske soktular. Hele geçen hafta normal sürenin son 7 dakikasında sadece 4 sayı üretip, 2 uzatma sonrasında kaybettikleri Telekom maçı takım adına hiç de iyi olmadı. Keyifli bir maç olacak bugün, SkyTürk ekranlarından da canlı yayınlanacak maç. Kaçırmayın derim.

Smith, Oğuz ve Preldzic Ödüle Aday Oldular

Mali vermiş haberin detaylarını. Euroleauge'deki takımların koçları tarafından verilen oylarla belirlenen 'Yılın En İyi Savunmacısı' ve 'Yılın En İyi Genç Oyuncusu' ödülleri için bizim takımlardan da 3 aday çıkmış. Charles Smith savunmasıyla, Preldzic ve Oğuz ise gençlikleriyle ilgili kategorilerde aday olmuşlar. Gerçi genç oyuncu kategorisinde Rubio varken şu oylamanın ne önemi var diyor insan ama olsun ne yapalım. :)

Günün İlk Derbisi Bayanlarda

Malum bu akşam Galatasaray - Fenerbahçe derbisi var Sami Yen'de. Ülkenin ciddi bir kesimi için doksan dakikalığına da olsa, hayat durma noktasına gelecek saat 19.00'da. Bandırma'da gerçekleştirilen Bayanlar Teknosa Türkiye Kupası'nda dün oynanan yarı final karşılaşmalarının ardından iki ezeli rakip Samiyen'den önce kupa finalinde Bandırma'da karşı karşıya gelecekler saat 16.30'da. Yani bayan basketbolunu takip edenler için iki buçuk saat erkene çekiyoruz zamanı hatta yaz saati uygulaması ile üç buçuk. :)

Bu sezon 18.cisi düzenlenen Bayanlar Türkiye Kupası'nı 9 kez ile en fazla kazanan takım Fenerbahçe. Kupanın düzenlenmeye başlandığı 93 sezonundan itibaren 99'a kadar altı kez üstüste kupayı müzesine götüren ekip ise Galatasaray. Ki bu dönem Galatasaray'ın ' Yenilmez Armada' olduğu, yedisinde hiç kaybetmeden dokuz sezon üstüste şampiyonluklar elde ettiği döneme denk geliyor. 1999 senesinde Balıkesir'de düzenlenen Türkiye Kupası ile tarihinde ilk kez bayanlarda bu kupayı elde eden Fenerbahçe, o tarihten bu yana yaptığı ciddi yatırımların karşılığını son 11 sezonda 9 kez bu başarıyı tekrarlayarak elde etmiş durumda. 9'u Fenerbahçenin. 6'sı Galatasaray'ın. Aradaki iki kupa ise 2002 ve 2003 sezonlarında Ceyhun Yıldızoğlu yönetiminde ülkede fırtınalar estiren Botaş'a ait.

Bugüne kadar Türkiye Kupası finallerinde 5 kez karşı karşıya gelen iki takımın mücadelelerinden 4 kez kupayla ayrılan taraf Fenerbahçe oldu. Galatasaray'ın ezeli rakibine karşı finallerdeki tek galibiyeti 1995 yılında almış olduğu 74-50'lik farklı galibiyet. Bunun haricinde 99 senesinde yine Balıkesir'de düzenlenen kupada, Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 72-53 ile farklı şekilde mağlup ettiğini hatırlatalım. Geçen sezon Eurocup zaferinin hemen ardından dinlenme fırsatı bulamadan Kayseri'ye giden ve finalde Fenerbahçe ile karşılaşan Seimone Augustus'lu, Okan Çevik'li Galatasaray sahadan 63-60 mağlup ayrılan taraf olmuştu.

Bu sezon ligde oynanan iki karşılaşmayı da 84-77 ve 76-62'lik skorlarla Fenerbahçe kazandı. Özellikle ligin ikinci yarısında, bu ayın başında, Caferağa'da oynanan karşılaşmada, geriden gelen ve bir çeyrekte yalnızca dört sayıya izin veren Fenerbahçe savunması dikkat çekiciydi. Ligde iki takım arasında oynanan son 29 karşılaşmanın 25'ini kazanarak ezici bir üstünlüğe sahip olan Fenerbahçe, yarın için de avantajlı gözüken taraf mevcut saha içi şartlarında. Geride bıraktığımız iki günün oyuncular üzerindeki yansıması ise sonuca en fazla etki edecek faktör. Fenerbahçe'nin ligdeki hegamonyası kırmak adına, kupa koleksiyoneri betimlemesiyle göreve gelen Zafer Kalaycıoğlu'nun ise kazanmaktan başka çaresi yok yarın. Zira Caferağa'da kaybedilen maçın ardından tepkiler daha da gür çıkmaya başladı. Geliş amacı ortada iken, üstüste alınacak üçüncü Fenerbahçe mağlubiyeti işleri içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır Kalaycıoğlu için. Bu nedenle ne yapıp edip kazanmak isteyecektir diye düşünüyorum. Maçın tarafsız sahada olması sebebiyle de daha hareketli bir Zafer Kalaycıoğlu profili beklediğimi söylemeliyim.

Penny Taylor - Nicole Powell - Sutton Brown - Ebony Hoffman'ın karşısında Sophia Young - Tamika Catchings - Katie Douglas'ı izlemek. Galatasaray - Fenerbahçe derbisi özelinde, üstelik ucunda kupa varken. Keyifli bir akşamüstü bizi bekliyor, akşamki maç öncesi fazlasıyla havaya girmenizi sağlayacaktır. Tavsiye ederim.

27 Mart 2010 Cumartesi

Kupada Finalistler Belli Oldu

Galatasaray: 74 - Mersin BŞB:64

Ligin dokuzuncu haftasında evinde Galatasaray'ı 97-68'lik skorla farklı şekilde mağlup eden ve bu mağlubiyetin ardından bir anlamda sarı kırmızılı takımın menajeri Mihriban Oğuz'un takımdan ayrılmasına sebebiyet veren Mersin BŞB ile ligin rövanşını almak isteyen Galatasaray karşılaştı günün ilk maçında. Maça hızlı başlayan taraf Mersin BŞB olurken, Larkins ve Latta ile skoru sürüklemeyi başardı Ceyhun Yıldızoğlu'nun takımı. Hızlı ve tempolu oyununu sahaya yansıtmaya çalıştı Mersin ilk yarıda, başarılı da oldular aslında bunda. Devre sonunda altı farklı oyuncusunun elinden 38 sayıyı yollamayı başarmışlardı Galatasaray potasına. Buna karşılık Galatasaray'da Katie Douglas - Sophia Young - Tamika Catchings üçlüsü skoru bireysel performanslarıyla sürükleyen isimler oldular. Bu anlamda Mersin'in daha karakterli bir oyun ortaya koyduğunu ve sezon başından bu yana gösterdiği form grafiğini bozmadığını söyleyebiliriz. Maçın ikinci yarısında ise sertleşen bir Galatasaray savunması izledik. Sadece dokuz baskete izin vererek 26 sayı yediler ikinci devrede ve bu savunma performansları ile galibiyete ulaşan taraf oldular. Sophia Young ve Yelena Leuchenka'nın savunma performansına hücumdaki Sophia - Katie Douglas - Catching üçlüsünün 45 sayı 8 asist 19 ribaundluk oyunu eklenince 10 sayılık bir farkla finale uzanmayı başardı sarı kırmızılılar. 20 dakikalık iyi savunma, bireysel performansları daha da değerli kıldı elbette.

Mersin cephesinde ise görmeye alışık olmadığımız bazı acemilikler vardı bugün. Dünkü maçın yorgunluğu olarak düşünülebilir ilk bakışta fakat fazla zorlanmadılar dün. Ama pek bildiğimiz Mersin gibi değillerdi bugün, skordan da gayet iyi anlaşılıyordur bu. 15 top kaybı var ki bazıları çok çok kritik anlarda gelen kayıplar ki dün bu konuda bir uyarı gelmişti aslında Samsun maçında. Onun devamı olarak yorumlamak daha doğru olacaktır sanırım. Latta - Larkins - Barbara Turner - Şaziye İvegin karesinde hata veren Şaziye oldu bugün. 34 dakikada 1/7 saha içi isabeti ile yalnızca 3 sayı üretebildi geçen yıl formasını giydiği takıma karşı. 2 ribaund 1 de asisti var sadece altı dakika benchde oturabildiği karşılaşmada. Mersin'in işleyen sisteminde önemli bir dişli Şaziye. Yerli olması açısından belki de en önemlisi. Onun bu kadar silik olduğu karşılaşmada, Galatasaray'ın ikinci yarıdaki savunma performansı finalistin belirlenmesini de fazlasıyla kolaylaştırdı.

Fenerbahçe: 72 - Beşiktaş Cola Turka: 61

Günün ikinci ve son maçında bu sezon ligde oynanan iki derbiyi de farklı skorlarla kazanan Fenerbahçe ağır favoriydi elbette. Dün üç yabancısını ortalama 33 dakika sahada tutmak zorunda kalan koç Aziz Akkaya'nın elinde sihirli değnek olması lazımdı bugün biraz olsun şanslı olan taraf olabilmek için. Maçın ilk hücumunda Santos'un basketiyle ilk ve son kez öne geçen Beşiktaş Cola Turka, en fazla 54-50'de üçüncü çeyreğin ortasında yaklaşabildi Fenerbahçe'ye. Bu dakikadan itibaren beş dakikalık sekansda sayı yemeden 9-0'lık bir seri yakalayan Fenerbahçe, maçı da bitirme noktasına getirdi. Dünkü galibiyetin altına imza atan Zellous - Santos - Sales üçlüsünün 14/45 şut performansını, dünün yorgunluğunun üzerine bugün toplamda sadece üç buçuk dakika kenara gelmeleri üzerinden değerlendirmek gerekiyor şüphesiz. Özellikle Sales'inki büyük özveri, hiç çıkmadan oynadı bugün ve sezon başından bu yana neredeyse bu tempo ile oynuyor. 34 yaşında olduğunu ve ciddi bir sakatlık atlattığını hatırlatayım. Durum böyle olunca, fazla da zorlanmadı Fenerbahçe. Dünkü yazıda tahmin ettiğim gibi, Ajavon'u yeniden tribüne yollayıp Nicole Powell ile başladı bugün koç Haydar Kemal Ateş. 3 günlük maratonda bu avantajını kullanması elini de güçlendiriyor koçun. Esmeral - Nevriye - Penny Taylor üçlüsünü ortalama 30 dakika tutarak kupanın bir ucundan tutmayı başardı sarı lacivertliler.

Tofaş: 67 - Efes Pilsen: 86 (Aynı Tarifeden Devam)

Lige dönüş sonrası oynadığı son üç karşılaşmada rakip potalara ortalama 102 sayı atıp, maç sonunda da rakiplerine ortalama 26 sayı fark yapan Efes Pilsen, Bursa deplasmanındaydı bugün. Nachbar - Popovic ikilisinden birisinin gönderileceğini söylemişti Ufuk Sarıca haftaiçinde yaptığımız röportajda. Tribüne çıkan isim ise sezonun formsuz isimlerinden Shumpert'tı bugün Efes Pilsen'de. Maç öncesinde Mersin'den gelen Mersin galibiyeti haberinin ardından liderlikteki yerini sağlamlaştırmak için iştahlanmıştır elbette Efes Pilsen. 7-0'lık bir seriyle başaldıkları karşılaşmada Tofaş'a hiç öne geçme şansı vermeden, kadrodaki 12 oyuncuya da süre vererek rahat bir galibiyet aldı Ergin Ataman. Ali Işık ve Dusan Cantekin skor katkısı yapamasalar da 2 ve 4'er dakika olmak üzere sahada kaldılar. 21 dakika sahada kalan Kaya Peker ve Igor Rakocevic en fazla süre alan isimler olmuşlar Efes Pilsen'de. Çift hanede skor üreten tam beş oyuncu var ve üçlük yüzdesi 10/21 ile %47 lacivert beyazlıların. Son dönemdeki oyunlarınıın devamında son halka olarak değerlendirebilirmek yanlış olmayacaktır herhalde bugünkü Bursa deplasmanını.

Tofaş cephesinde ise söylenebilecek fazla birşey yok aslında. Hedef maçları değil elbette Efes Pilsen maçı. Bowman haricinde çift haneye çıkabilen bir isim olmayınca da skorboardda yazan 19 fark gayet normal gözüküyor. 15. mağlubiyetleri oldu bu. Bursa'daki 8. mağlubiyet.

Tofaş (67): Mehmet Yağmur 7 (4 ribaund-4 asist), Osman Orçun Göllü 8 (1 ribaund- 1 casist), Brandon Kyle Bowman 13 (5 ribaund-2 asist), Melih Sevda 1 (1 ribaund-1 asist), Can Altıntığ 4 (4 asist), Lamar Edward Butler Jr 5, Cihad Şahin 2 (4 ribaund-3 asist), Mehmet Nezih Özbakır 2 (2 ribaund), Sean Morgan Denison 8 (7 ribaund), Marko Kolariç 9 (9 ribaund), İlkan Karaman 6 (4 ribaund), Fırat Toz 2 (2 ribaund-3 asist)

Efes Pilsen (86): Mario Kasun 13 (7 ribaund), Charles Smith 13 (1 ribaund- 1 asist), Igor Rakoçeviç 10 (3 ribaund-3 asist), Mehmet Kerem Tunçeri 9 (1 asist), Marvis Linwood Thornton (1 ribaund-3 asist), Kaya Peker 10 (3 ribaund-3 asist), Dusan Cantekin (1 ribaund), Bostjan Nachbar 8 (3 ribaund), Ermal Kurtoğlu 4 (5 ribaund-3 asist), Sinan Güler 8 (6 ribaund-1 asist), Ender Aslan 11 (1 ribaund-3 asist), Ali Işık (2 ribaund)

Bornova Bel: 92 - Oyak Renault: 63 (Bornova Fırtınası)

Son üç maçını kazanarak İzmir'e geldi Oyak Renault. Üstüste gelen Telekom, Beşiktaş Cola Turka ve Aliağa galibiyetlerinin ardından bugün de kazanarak biraz olsun rahatlamak ve bu üç galibiyeti taçlandırmak istiyorlardı fakat ev sahibi Bornova Belediyesi, Can Terzioğlu'nun 5 sayısı ile 7-0'lık giriş yaptığı maçta henüz beşinci dakikada çift haneli farkı yakaladı. Ve Oyak Renault'un direnmesi izin vermedi hiç. 35 dakika çift haneli farklarla önde götürdüğü karşılaşmayı farklı şekilde kazanarak 12. galibiyetlerini almayı başardılar. Daha diri, daha istekli bir Oyak bekliyordum, geçen üç haftanın ardından ama fena ters köşe ettiler beni.

Üç haftadır elde edilen galibiyetlerde başrolde yer alan isimlerden Alex Scales, 1/9 saha içi isabeti ile yalnızca 3 sayı üretip, 3 tane de top kaybedince Oyak Renault'un deplasmanda maç kazanması için bir oyuncunun çıkıp 40 sayı falan atması lazım. Zaten dar olan rotasyon, Alex Scales'in bu kötü oyununu kaldırabilecek durumda değil. Maçın başından itibaren oldukça dirençsiz gözüktüler, bunun neticesinde de skorboardda yazan skor tesadüf değil. 25 sayı 9 ribaund 2 asist ile oynayan Heytvelt, tek başına neredeyse hücumun yarısı üstlenmiş durumda. Fakat ne Famutimi'den ne de Alex Scales'den o istenen katkı gelmeyince o da eriyip gitti Bornova'nın etkili hücumları karşısında.

Tyler Smith ve Joshua Shipp ile kendi evinde ligin en tempolu oynayan takımlarından biri Bornova Belediyesi. Bugün de hava atışından itibaren sürekli olarak hızlı hücumu ve potayı düşündüler. Tabii bunda Cüneyt Erden gibi tecrübeli ve hızlı düşünebilen bir guardın varlığı da önemli bir katkı yapıyor. Bu fırtınaya karşı direnemedi Oyak Renault, direnmekten öte kafasını bile kaldıramadı demek daha doğru olacak sanırım. 24 sayı 11 ribaund 7 asist ile bir kez daha triple-double'ın kıyısından dönen Tyler Smith ile 19 sayı 4 ribaund 2 asist ile maçı tamamlayan Shipp'in rakamları da bu hızlı oyunun oluşturduğu rakamlar. Bu ikiliye destek ise 6/7 isabet ile oynayıp 12 sayı 9 ribaundu yazdıran Frank Elegar ile 20 dakika sahada kalıp 3/3 üç sayılık isabet ile 13 sayı3 asist 5 ribaund ile oynayan Can Terzioğlu'ndan geldi. İkisi de birbirinden değerli katkılar Aclan Kavasoğlu için. Özellikle Can'ın maçın başındaki oyunu, maçın kopması anlamında çok değerliydi. İlk yarıda neredeyse kaçırdığı her topun ribaundunu alan, alamasa da oraları karıştıran Bornoca takımının ribaundlarda kurduğu 42-29'luk üstünlük de maçın skoruna doğrudan etki etti diyebiliriz.

Mersin'in sürpriz galibiyetinin ardından Bornova deplasmanında kaybetmek iyi olmadı Oyak için. Haftaya da Efes Pilsen ile karşılaşacaklar İstanbul'da. Onlar için kritik olan maç ise bir sonraki hafta, Bursa'da Kepez ile. O maç düğümü epey çözecek bence, onu alıp ligde kalma durumu oluşabilir Oyak için gelecek haftalarda. Bornova ise play-off yarışına tam gaz devam ediyor. Lige de ciddi anlamda renk katıyorlar, oynadıkları keyifli oyun ile.

Bornova Bel: (92): Joshua Ian Shipp 19 (4 ribaund-2 asist), Umutcan Özyıldırım 6 (1 ribaund), Umut Durmuş (3 ribaund), İhsan Yalçın Azizmahmutoğulları 5 (3 ribaund-1 asist), David Tyler Smith 24 (11 ribaund-7 asist), Can Terzioğlu 13(5 ribaund-3 asist), Orhan Buğra Dağ, Çağdaş Erdoğan (1 asist), Frank R Elegar 12 (9 ribaund), Serdar Yavuz 8 (1 ribaund), Tomas Nagys (3 ribaund), Cüneyt Erden 5 (1 ribaund-5 asist)

Oyak Renault(63): Berkay Yunu, Ahmet Ali Erdoğan 3 (2 ribaund-5 asist), Alex J Scales 3 (3 ribaund-3 asist), Mehmet Ufuk Kaçar 6 (1 ribaund-2 asist), Alpaslan Uruk 2 (2 ribaund), Olumuyiwa Famutimi 9 (6 ribaund-2 asist), Nedim Dal 4, Tufan Önen 2 (2 ribaund), Joshua Rolin Heytvelt 25 (9 ribaund-2 asist), Mutlu Demir 9 (4 ribaund-1 asist)

Mersin BŞB: 81 - F.Bahçe Ülker: 80 (Kaptan Gemiyi Sevince Boğdu)

Cumartesi programının ilk maçında son haftaların en formda takımı Mersin BŞB ile Tanjevic'siz ilk maçına çıkan F.Bahçe Ülker karşılaştı. Maçın ilk yarısında James Baron ve Vincent Grier'in sayıları ile oyuna tutunmayı başaran ve ilk yarıyı 44-43 önde kapatan Mersin BŞB, savunma dozajını arttırarak başladığı ikinci yarının ilk beş dakikasında yakaladığı 10-2'lik seri sonrası skorda 54-45 öne fırlayan taraf oldu. Bu dakikada alan savunmasına dönmeyi tercih eden Ertuğrul Erdoğan, bu tercihin karşılığını fazlasıyla aldı. Ve final periyodunun ilk hücumunda Greer'in üçlüğünü de dahil edersek 26-5'lik muazzam bir seri izledik sarı lacivertlilerden. Bu seride başrolde olan isim ise çok iyi başladığı maçın ikinci çeyreğini, Tanjevic sahada olmasa da onun alışık olduğumuz rotasyonundan kesiği yiyen Gordan Gricek idi. 5 dakika içerisinde 9 sayı önde iken 12 sayı geriye düşen Mersin yine de ayakta kalmayı başardı. Ukic'in yüzük parmağında oluşan sıkıntı ile de direksiyona Greer'in geçmesi ile aradığı fırsatı bulmuş oldu Mersin takımı. Vincent Grier önderliğinde yeni bir direniş başlatarak, son altı dakikasına 74-64 ile 10 sayı geride girdikleri karşılaşmanın son topunu kullanma şansı elde ettiler.

Bu şansın yaratılmasını sağlayan isim ise 21 sayı 6 ribaund ve birbirinden kritik 3 top çalma ile oynayan Vincent Grier idi. Bitime 20 saniye kala 80-79 geride iken mola alan Mete Babaoğlu, son topu günün sıcak ismi Grier'e hazırlamıştı doğal olarak. Fakat İnanç Koç'a da hücum ribaunduna gir telkininde bulunmayı ihmal etmemiş tecrübeli koç. Vincent Grier'in el üstünden üçlüğü isabetsiz olurken Mersin'in ikinci yarıda takım halinde aldığı 3 hücum ribaundunun altında imzası olan İnanç Koç, maçın en önemli ribaundunu alarak topu tiplemeyi başardı. Ve bütün maç boyunca bir dakika olsun geri adım atmayan inançlı takımına çok çok kritik bir galibiyet hediye etmiş oldu.

Grier'in Kinsey'i savunmada oldukça başarılı başladığı ilk çeyrekte, Roko Ukic de Dominic James'e karşı fizik üstünlüğünü sayıya çevirmeyi başardı. İyi savunma yapmaya çalışan ve tempolu oynamaya çalışan bir Mersin izledik ilk on dakikada. Ömer Onan'ın sakatlığı nedeniyle oynayamadığı karşılaşmaya iyi başlayan isim ise uzun bir arada sonra Gordan Gricek idi. Oldukça sıcaktı eli ilk on dakikada, ürettiği 8 sayı ile sahanın en skorer ismiydi. Kenardan gelerek el üstü iki şut sokarak beş sayılık bir katkı yapan James Baron da maçın devamı adına olumlu sinyaller vermişti ev sahibi adına. İkinci çeyrekte James Baron'u etkisiz hale getirmeyi başardı F.Bahçe Ülker savunması fakat buna karşılık Mersin cephesinde de Altan Greer'i bezdirdi resmen. İlk on dakikada potaya yönelmeyi tercih eden Mersin'li oyuncular, ikinci çeyrekle birlikte topu potaya atma tercihine yönelip bunda da 5/8 ile oldukça iyi bir yüzde yakalayınca devreyi bir sayıyla da olsa 44-43 önde kapatmayı başardılar.

İlk yirmi dakikanın en keyifli pozisyonu Emir Preldzic - Semih Erden ikilisin alley-oop'u olurken, Ukic'in kenarda olduğu anlarda Greer'in takımı istenilen düzeyde idare edememesi ile birlikte Preldzic'in sorumluluk alması dikkatlerden kaçmadı. Bir diğer dikkat çekici durum ise, maça çok iyi başlayan Gordan Gricek'in sekiz sayıyla tamamladığı çeyreğin ardından ikinci on dakikayı benchde geçirmesi idi. Soyunma odasından aynı savunma direnci ile dönen Mersin BŞB; ilk beş dakikada yakaladığı 10-2'lik seri ile farkı dokuz sayıya kadar çıkarmayı başardı. 52-45'de mola alan ve alan savunmasına dönen Ertuğrul Erdoğan'ın bu hamlesinin ardından sudan çıkmış balık modunda hücumlar yapan Mersin BŞB, oldukça çaresiz gözüktü. Ki savunmanın dozajı da o kadar yüksek değildi F.Bahçe Ülker'de. Normal bir zone deniyorlardı, gidişatı değiştirebilmek için. İnanç Koç'un uzun mesafeli iki üçlüğü ile boş dönülen hücumların ardından 26-5'lik bir seri izledik. Ki bu seride de başrolde olan isim üç hücumda üstüste bulduğu üç isabetli üçlük ile Gordan Gricek'ti. Alan savunması, Gordan Gricek'in bu 9 sayılık hücum performansı ve Mirsad Türkcan'ın ateşlemesi bileşkesinde farkın çift hanelere çıktığı dönemlerde 1 numarada Roko Ukic'in varlığı dikkat çekiciydi.

Final periyoduna Greer'in üçlüğü ile başlayarak farkı 12 sayıya kadar çıkardı F.Bahçe Ülker. İşler oldukça zor gözüküyordu Mersin cephesinden. 9 sayı öndeyken beş dakika içerisinde 12 sayı geriye düşmek hele ki rakip F.Bahçe Ülker iken hele bir de Mersin gibi sıralamada zor bir durumda bulunurken. Buradan dönebilmek için iyi oynamak yetmez, şans da lazım biraz. O şans Roko Ukic'in parmağından sakatlanıp kenara gelmesi ile vücud buldu sahada. Ve Greer 1 numar oynamaya başladı. Vincent Grier'in baskılı savunması ile yeniden canlandı Mersin ve James Baron'un üç serbest atışının arkasından Grier'in Preldzic'in çalıp smaçla bitirdiği pozisyonun ardından da fark yeniden tek hanelere çekilmiş oldu(69-74).

Bitime altı dakika kala 74-69'a gelen skorun ardından son saniyeye kadar bir an olsun vites düşürmedi Mersin. Savunmada Asım Pars, Onur Aydın ikilisi ile boyalı bölgeyi kapattılar. Dışarda da Altan ve Grier ikilisi nefes aldırmadı F.Bahçe Ülker'li uzunları. Günün konuk takım adına en sıcak ismi Gordan Gricek de bitime 2.30 kala beş faulle kenara gelince ibre yavaş yavaş ev sahibine dönmeyi başladı. Hemen bunun öncesinde Greer'in Dominic James'e yaptığı hücum faul de maçın kırılma anlarıydan biriydi bana göre. Çok gereksiz bir faul yaptı Greer ve son beş dakikada sadece Grier ve İnanç Koç'un skor üretebildiği Mersin takımı bitime 20 saniye kala son topu oynamaya hak kazandı(79-80). Molada Grier'a çizilen set esnasında hücum ribaunduna yönelmesi sölenen İnanç Koç, kendisine söyleneni fazlasıyla yerine getirerek kaçan şutun ribaundunu alan ve maçın bitiş düdüğüyle birlikte basketi bulan isim oldu. Aynı zamanda gemisini kurtaran kaptan da tabii.

21 sayı 6 ribaund 4 top çalma ile maçı son topa taşıyan Vincent Grier ile 26 dakikada 20 sayı üreten James Baron'un bu oyunları çok çok değerli elbette ama İnanç Koç'un Mersin takımının bugün almış olduğu 3 hücum ribaundunun (ilk yarıda hücum ribaundu alamadı ev sahibi takım)altında imzası olan isim olarak son pozisyonda tip-in yapması Mersin adına günün belki de sezonun en önemli olayı. Ukic'in tek başna 7 asist yaptığı bir maçta, Mersin'in takım halinde 9 asist yapmasına karşın maçı kazanmasını sağlayacak kadar değerli bir galibiyet bu. Kupanın ardından Mersin ligde kaldı diyebiliriz demişti Anıl, bu yolda çok büyük bir adım attılar bugün. F.Bahçe Ülker ise Tanjevic'siz çıktığı ilk maçta mağlubiyet alarak lider Efes Pilsen'i rahatlattı Bursa deplasmanı öncesinde.

Maç öncesinde Özhan Canaydın anısına yapılan saygı duruşunda, hafta arasında Kadıköy'de olduğu gibi rahmetli Canaydın'ı alkışlayan Fenerbahçe taraftarının oluşturduğu görüntü ise bugünün en güzel görüntüsüydü açık ara. Maçı kazandıran basketi atan İnanç Koç'un, F.Bahçe Ülker benchiyle ağız dalaşına girmesi ve Rasim Başak ile de işi fiziki boyuta taşımasına ramak kalması ise hoş değildi elbette.

Mersin BŞB (81): Asım Pars 7 (5 ribaund-3 asist), Nedim Yücel 4, Altan Erol (1 asist), Vincent Grier 21 (6 ribaund- 1asist), İnanç Koç 17 (7 ribaund), Onur Aydın 6 (4 ribaund-2 asist), James Baron 20(1 ribaund-1 asist), Dominic James 6 (1 ribaund-1 asist), Goran Nikolic (1 ribaund)

F.Bahçe Ülker (80): Roko Leni Ukic 11 (1 ribaund-7 asist), Mirsad Türkcan 12 (8 ribaund-1 asist), Semih Erden 9 (5 ribaund), Gordan Giricek 23 (3 ribaund), Damir Mrsiç (1 asist), Lynn Greer 7 (1 ribaund-2 asist), Tarence Kinsey 5 (2 ribaund-1 asist), Emir Preldzic 2 (5 ribaund-2 asist), Oğuz Savaş 11 (3 ribaund-1 asist), Serhat Çetin

Galatasaray 'SK'da' Seçim Süreci

Galatasaray'lılar için en az yarın akşam oynanacak derbi kadar önemli olan bir seçim var bugün. Mevcut başkan Adnan Polat ve başkan adayı Adnan Öztürk'ün kuruldaki son konuşmalarının ardından saat 10.30 itibariyle oylama başlamış durumda. Seçim 2010 sürecinde başkanlık koltuğunu elde edebilmek için çalışmalarını sürdüren iki ismin de çeşitli platformlarda yaptıkları konuşmalarını dinleme fırsatım oldu. Görev yaptığı iki yıl boyunca, vizyonunu fazlasıyla gösterme imkanı bulan Adnan Polat'a karşın, aynı şekilde ve belki daha geniş bir vizyonla cevap veren Adnan Öztürk'ü gördük Seçim 2010 sürecinde. Ki tek başına Peter Kenyon, Thomas Kurt ve Esteve Calzade hamleleri bunu göstermeye yetip de artan isimler. Şu an görevde bulunan Frank Rijkaard - Johan Neeskens ikilisinin yanı sıra bu üç ismi düşündüğümüzde iki ismin de futbolda büyük düşündüğü aşikar. Peki basketbol?

Ocak ayının sonunda gerçekleştirilen Beşiktaş kongresinde başkan adayı Murat Aksu ile başkan Yıldırım Demirören'in seçim öncesi son konuşmalarını dinleme fırsatım olmuştu. Saatler süren konuşmalar boyunca basketbolun b'si anılmazken, seçimi farklı şekilde kazanan Yıldırım Demirören olmuştu. Yaklaşık bir aylık süreçte de Galatasaray özelinde yaşanıyor bu tablo. Kasım ayının sonunda ortaya çıkan ve pek çok ismin kulüpten ayrılmasına neden olan Cemal Nalga skandalının ardından görevinden istifa eden Yiğit Şardan'ın bugün yeniden Adnan Polat'ın listesinde yer bulması haricinde adı anılmıyor basketbol şubesinin. Ki muhtemelen Yiğit Şardan isminden dolayı pek çok beyaz oy göreceğiz akşam. 'Basketbolda karanlık bir sezon yaşadık, önümüzdeki sezon bunu telafi edeceğiz.' haricinde bir söz çıkmadı Polat'ın ağzından basketbol şubesi için. Adnan Öztürk ise şehrin merkezi bir yerinde, salon arazisi için gerekli işlemlerin tamamlandığını ve göreve gelmeleri halinde salon inşaatının başlatılacağını söyledi. Ki bu da, Galatasaray için bir seçim vaadi değil zorunluluktur bana kalırsa.

Bu açıklamaların dışında Galatasaray'lıların en fazla muzdarip olduğu konu, erkek takımının Cafe Crown sponsorluğu konusunda edilmiş tek söz yok. Önümüzdeki sezon takımın yapılanması nasıl olacak, önemli işler başaran Cem Akdağ - Cihansever Yeşildağ ikilisi takımın başında kalacak mı, belirsiz. Bayan basketbol takımının Avrupa şampiyonluğundan ligde 3. sıralamaya gerilemesinin ötesinde, taraftarın artık gönül rahatlığıyla 'Bizim takımımız' diyemediği bir hale evrilmesi özelinde hiçbirşey söylenmiyor. Takımın menajeri istifa ediyor, oyuncular koçtan memnun olmadıklarını belirterek imza topluyorlar, bunlar çok kişi tarafından biliniyor fakat kanayan bu yara hakkında tek kelam edilmiyor ne toplantılarda, ne de basının önünde. Yokmuş gibi davranılıyor adeta. Adnan Öztürk'ün görevi daha çok profesyonel ellerle yürütme çabasında olacağını yakinen biliyorum fakat Cemal Nalga olayının ardından hemen hemen tüm maçlara gelmeye çalışan Adnan Polat'tan bu konuda daha doyurucu, daha tatminkar bir sunuş bekliyordum açıkçası.

Futbolda önümüzdeki beş sezonun orta vadeli planları yapılırken, basketbol şubesinde beş günün ardından neler yaşanacağının kapalı kutu olması tesadüf değil elbette. Ve tabii bu anlayışın devamında yapılan bu açıklamalar da. Yeni dönem için seçilecek başkanla birlikte, son iki sezonda gösterilen vizyonun futbolda devam edeceği aşikar isim farketmeksizin. Kaybeden ise Adnan'lardan biri değil basketbol olacak yine.

26 Mart 2010 Cuma

Kupada İlk Günün Ardından

Mersin BŞB: 71 - Samsun Basketbol: 54

Günün ilk çeyrek final karşılaşmasında güçlü rakibine yarım devre direnebildi Samsun. 37-33 önde tamamladığı devrenin ardından oluşan üçüncü çeyrek skoru 23-7 Mersin BŞB lehine. Orada kopardılar maçı ve rölantide oynayarak tamamladılar kalan dakikaları. Sezon boyunca ligde rotasyonu en geniş ve en efektif şekilde uygulayan koç Ceyhun Yıldızoğlu 12 oyuncusunu da kullanarak ulaştı bu galibiyete. En fazla süre alan isim 27 dakika ile Latta oldu ki en az galibiyet kadar önemliydi bugün oyuncuları yormamak. İlk yarıdaki akıllı Samsun oyununun karşılığı Latta'nın karşısında yazan 27 dakika. Rakiplerini top kayıplarına zorlayan önalan baskısını karakteristik özelliği haline getiren Mersin'in büyük kısmı ilk yarıda olmak üzere yaptığı 23 top kaybı ise maçın en dikkat çekici rakamı kesinlikle. Maçın en skorer ismi 18 sayı ile Samsun'dan Gaither olsa da 5/9 üçlükle 17 sayı üreten Şaziye İvegin maçın en değerli performansını ortaya koydu demek yanlış olmaz herhalde.

Beşiktaş Cola Turka: 89 - Panküp Kayseri Şekerspor: 64

Günün ikinci karşılaşmasında Kayseri temsilcisini favori gördüğümü yazmıştım. Fakat son antremanda ciddi şekilde sakatlanan ve koç Ayhan Avcı'nın açıklamalarına göre büyük ihtimalle sezonu kapatan Latoya Pringle maç öncesindeki tüm tahminleri kaldırıp çöpe atacak kadar değerli bir oyuncu Kayseri cephesi için. Vickie Johnson'ın transferi sonrası son iki ayda 25 sayı - 10 ribaund civarı ortalamalar yakalamış durumdaydı Pringle. Onun oynamadığı karşılaşmada hücumu sürükleyebilecek Vickie Johnson - Tangela Smith ikilisi 11/34 gibi felaket bir yüzdeyle hücum edince, sezon başından bu yana takımı adeta tek başına sürükleyen Sales, yeni yabancı Santos ve Shavonte Zellous'dan bu kez gereken desteği alınca maçı da çok rahat şekilde kazandı siyah beyazlılar. Bu üçlünün toplam skoru 60. Yani rakipten sadece dört sayı eksik. Takımın temelini oluşturan üç oyuncunun ortalama 33 dakika sahada kalması ise yarın için elbette büyük soru işareti onlar adına. Yarı finale kalan dört takım arasında rotasyonu en dar takım olmaları şanslarını elbette çok azaltıyor ama kupada olduğumuzu ve turu geçen tarafın tek maçla belirlendiğini hatırlatarak devam edelim günün diğer maçlarına.

İstanbul Üniversitesi: 61 - Fenerbahçe: 83

Altısı üstüste olmak üzere son 11 senede 9 kez kupaya uzanan Fenerbahçe, ikinci yarısında yalnızca 19 sayı yediği karşılaşmadan bu savunma performansı ile 22 sayılık farkla galip ayrıldı. İlk yirmi dakikada idman modunda oynayan ve kendini fazla yormayan sarı lacivertliler, ikinci yirmi dakikada yalnızca 19 sayı yiyerek bir anlamda mesaj vermiş oldular rakiplerine. Fakat bu mesajdan önce İstanbul Üniversitesi'nin de hakkını vermek lazım. İyi hazırlanmışlar maça, güzel de bir taktik belirlemişler kendilerine. Dört kısa ile oynayıp, sık sık savunma değişikliğine giderek rakiplerinin kafasını karıştırdılar fazlasıyla. Fakat karşınızda Fenerbahçe gibi bir takım olunca bunun 40 dakika boyunca karşılık vermesi pek mümkün olmuyor. Nitekim bugün de öyle oldu, kilidi ikinci yarıda savunmaları ile açtı sarı lacivertli oyuncular. Fenerbahçe'de yabancı kontenjanından dolayı tribüne çıkan isim Nicole Powell olurken, ligde fazla şans bulamayan Matee Ajavon ise bugün 37 dakika ile en fazla süre alan isimdi. Muhtemelen yarını pas geçecektir o da. Kadrosundaki bu avantajı mantıklı bir tercih ile etkili bir koza çevirmek istiyor Haydar Kemal Ateş. 26 dakika sahada kalıp, 8/9 saha içi isabeti ile 18 sayı üretip 7 ribaund çeken Nevriye Yılmaz takımın en efektif ismi oldu yine. İki takım arasındaki seviye farkını anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama ribaundlardaki 42-27'lik F.Bahçe üstünlüğü ve sarı lacivertlilerin hiç üçlük isabeti bulamadan maçı 22 sayı farkla kazanmaları yoruma gerek bırakmıyor zaten.

Ceyhan Bel: 59 - Galatasaray: 84

Günün son çeyrek final karşılaşmasında, ikinci çeyreğin başından itibaren maçı çift haneli farklarla önde götüren ve rakibinin direnmesine hiç fırsat tanımayan Galatasaray, sahadan 84-59'luk skorla farklı şekilde galip ayrılmayı başardı. Sezon içinde son dakikalarda taraftarın tezahüratları ile biraz da zoraki şekilde oyuna giren Gizem Başaran(8) ve Dilara Kaya'nın(5) oyunda kalma süreleri üzerinden dahi tek cümlede özetlenebilecek bir maç oldu. Koç Zafer Kalaycıoğlu'nun en fazla süre verdiği isim 25 dakika ile Bahar Çağlar olurken, fazlaca dinlenme imkanı buldu sarı kırmızılılar yarın için. Maçın ve aynı zamanda günün en skorer ismi 25 sayı 17 ribaund(8'i hücum) ile oynayan Lauren Ervin olurken, bu performansın 25 sayılık farkı engelleyememesi de ilginç bir detay elbette.

Latoya Pringle'ın sakatlığı sonrası ibrenin Beşiktaş Cola Turka'ya döndüğü düşünürsek, ilk günün sonunda kupada sürpriz yok diyebiliriz. Yarı final eşleşmeleri ise şu şekilde oluştu:

18.30
Mersin BŞB - Galatasaray
20.45
Fenerbahçe - Beşiktaş Cola Turka

Mehmet Okur'un Açıklamaları (Sansürsüz)

Çarşamba gecesi Mehmet Okur ile Hidayet Türkoğlu'nu karşı karşıya getiren Türk gecesinde gülen taraf, maçı 16 sayı 8 ribaund ile tamamlayan Mehmet Okur'lu Utah Jazz olmuştu. Amerika'da yaşayan Türkler'in gerçekleştirdiği organizasyonun yanı sıra, Türkiye'den de misafirler varmış maça. Milli Takımlar İdari Menajeri Barbaros Akkaş ve A Milli Takım Menajeri Harun Erdenay karşılaşmayı yerinden izlemişler. Onun öncesinde de Ersan İlyasova ve eşi ile yemek yemişler hatta. Akkaş ve Erdenay, Mehmet Okur ile de görüşmüşler maçın ardından. Milli oyuncu Mehmet Okur'un maç sonundaki görüşleri şu şekilde yer bulmuştu kendine federasyonun resmi sitesinde dün. Haberde kaynak olarak gösterilen Deseret News'in internet sitesindeki haber ise şurada.

'Dürüst olmak gerekirse ben artık 18 yaşında değilim. 30 yaşındayım ve ben %100 hazır olarak Milli Takımda yer almak istiyorum. NBA'de sezon öncesi hazırlık karşılaşmaları dahil 100'e yakın maç oynuyorum' diyor Mehmet Okur, TBF'nin resmi sitesine göre. Evet, açıklamaların bu kısmı doğru. Fakat eksik. Deseret News'de bu açıklamaların devamında: 'Dışarda koşmak, dağda hoplayıp zıplamak gerçekten zor. Çünkü burada sezon öncesi, normal sezon dahil 100'den fazla maç oynuyorum. Bunu söyledim teknik ekibe. Benim %100'ümü istiyorlarsa, bu konuda bana güvenmeliler' diye de ekliyor Mehmet Okur. Bu kısım sansüre uğramış resmi sitede. Haber kaynağını yazıp da açıklamaların önemli kısmını kırpmak ilginç bir tercih gerçekten. Mehmet Okur'un açıklamaları gibi tıpkı.

Türk Telekom: 83 - Banvit: 76 (Goran Jeretin'den Keyifli Başlangıç)

25. haftanın açılış karşılaşmasında hafta arasında Goran Jeretin transferini gerçekleştiren Türk Telekom ile üçüncülük koltuğunun sahibi Banvit karşılaştı. Ligi dördüncü sırada tamamlamak için mücadele eden Telekom'un öne fırladığı ilk çeyreğin ardından ikinci çeyrekte oyunu dengeleyerek, soyunma odasına 42-42 eşitlikle girilmesini sağladı Banvit. İki takım adına da farkın iki-üç basket aralığının dışına çıkmadığı ilk yarının ardından ikinci yarının beşinci dakikası 53-49 Banvit üstünlüğü ile geçildi. Ve koç Merih Çakıroğlu'ndan Goran Jeretin hamlesi geldi o anda. Bu dakikadan sonra sadece iki dakika kenara oturan Goran Jeretin, 8 sayı 4 asist 1 ribaund ile maçın skoruna direkt olarak etki eden isim oldu. 13 dakika sahada kalan Jeretin galibiyeti getiren isim olurken, bu kısa sürede beş faul ile oyun dışı kalması da maçın ilginç notlarından. Bitime beş dakika kala gelen Bekir Yarangüme üçlüğü ile maçta ilk kez çift haneli farka ulaşılırken, bu basketle kapıyı da yavaşça kapatmış oldu Telekom.

Başkentte tribüne çıkan isim Lamayn Wilson oldu bugün yine. Hüseyin Beşok ve Tutku Açık sakatlıkları nedeniyle forma giyemeyen isimler. Özellikle Hüseyin uzun zamandır oynayamıyor, can sıkıcı tabii onlar için. Goran Jeretin transferi sonrası gönderilebilecek listesine ilk sıradan yazdığımız Mallet 14 sayı 3 asist ile tamamlamış maçı. Tutku'nun dönüşü sonrası bileti kesilecektir muhtemelen. Bekir Yarangüme - Lang ikilisi 16'şar sayı ile takımlarının en skorerleri olurken, Bekir'in 6 ribaund 8 asisti gözden kaçmamalı. Takım halinde de asistlerde 22-13'lük bir Telekom üstünlüğü var. Bir diğer yeni transfer Ricky Davis 2/9 ile şut atıp yalnızca 5 sayıda kaldı, onu da not düşelim.

Banvit cephesinde ise sezonun belki de en formda ismi olan Barış Özcan'ın 24 sayısı bu sezon özelinde alışık olduğumuz bir durum. Fakat Lance Williams - Chuck Davis ikilisi 10/22 şut yüzdesinde kalıp üstüne dört de top kaybedince, ki Chuck Davis'in son çeyrekteki sportmenlik dışı faulü de kapıyı tamamen kapattı, deplasmanda galibiyet almak zorlaşıyor onlar için. Goran Cakic ve Keith Simmons da sessiz kalınca bugün, elleri boş dönüyorlar Ankara'dan. Haftaya üçüncülük koltuğu için en kritik karşılaşmada, Bandırma'da Beşiktaş Cola Turka ile karşılaşacaklar.

Türk Telekom (83): Kris Lang 16 (8 ribaund, 3 asist), Bekir Yarangüme 16 (8 ribaund, 6 asist), Goran Jeretin 8 (1 ribaund, 4 asist), Ricky Davis 5 (5 ribaund, 3 asist), Soner Şentürk 4, Ersin Dağlı 14 (5 ribaund, 1 asist), Ümit Sonkol 6 (1 ribaund, 3 asist), Demond Mallet 14 (3 ribaund, 2 asist)

Banvit (76): Barış Ermiş 13 (6 ribaund, 5 asist), Lance Williams 11 (7 ribaund, 1 asist), Chuck Davis 13 (1 ribaund, 2 asist), Yiğitcan Turna 2 (2 ribaund), Barış Özcan 24 (4 ribaund, 3 asist), Barış Hersek (3 ribaund), Keith Simmons 7 (3 ribaund, 1 asist), Goran Cakic 3 (2 ribaund, 1 asist), Yunus Çankaya 3 (2 ribaund)

Bıyıktay: Radivojevic İle Anlaşmadık

Ceza ve sakatlıklar nedeniyle içi boşalan guard pozisyonuna takviye yapma amacındaki Beşiktaş Cola Turka'da görüşlerini aldığımız koç Burak Bıyıktay şu anda hiçbir oyuncu ile anlaşılmadığını belirtti. İlk olarak 2-3 gün önce bu satırlarda yazdığımız Jamon Lucas ve Vuk Radivojevic isimleriyle ilgilendiklerini doğrulayan Bıyıktay, 'Hiçbir oyuncuyla anlaşmaya varmadık. Bu haftaki Erdemir maçında yeni bir oyuncumuz olmayacak aramızda. Ancak önümüzdeki hafta transferi bitirmek niyetindeyiz' dedi.

Bu arada geçen hafta Kepez maçında sakatlığı nedeniyle takımındaki yerini alamayan Engin Atsür'ün bugün de idmana katılamadığı, Pazar günkü Erdemir maçında oynamasının zor olduğu, şayet oynarsa bunun sadece 1 günlük idmanla olacağı bilgisini de verelim ve öyle kapatalım postu. Salsabasket özel haberidir.

Kerem Gönlüm'ün Cezası 2 Yıla mı Çıkıyor?

Kerem Gönlüm'ün malum 'Cathine' davasından sonra TBF Disiplin Kurulu tarafından '1 yıl hak mahrumiyeti' cezası aldığını ve sonra bu cezanın '1 yıl resmi müsabakalardan men' şekline döndürüldüğünü hepimiz biliyoruz. Aylar önce Kerem'in cezası ilk açıklandığında şöyle bir yazı yazmışım. Ve yazımda Kerem'e verilmesi gereken cezanın 2 yıl olduğunu, bunda indirime gidilmesi için gerekli şartlarının da yine açık ve seçik ortada olduğunu belirtmişim. Ama sevgili TBF bunu 'Kerem'in geçmişi çok temiz' safsatasıyla 1 yıla düşürmüştü kafasına göre.

Ufak bir flashback yapalım, bilgilerimizi güncelleyelim. Bu davranışın cezası 2 yıl mı? 2 yıl. Peki bu ceza hangi şartlar gerçekleşirse oyuncuya indirimli tarifeden uygulanabilir?

1) Doping kuralı ihlaline sebep olan maddenin WADA tarafından yayımlanan Belirlenmiş Maddeler listesinde yer alması.
2) Sporcunun bu maddenin vücuduna nasıl girdiğini ortaya koyması.

3) Sporcunun bu maddenin performans arttırıcı başkabir maddenin kullanımını gizlemek amacı taşımadığını ortaya koyması.


Peki Kerem 2. maddeyi açıklayabildi mi? Hayır.
Aslında 'Ben tüm takımın aldığından farklı hiçbir şey almadım' diyerek bir şeyler açıklamaya çalıştı ama sustu sonra. Net bir şekilde ortaya konamadı bu madde.
Peki cezası indirildi mi? Evet.
Bu kararın arkasındaki birinci sebep neydi? 2010 Dünya Şampiyonası'nda yer almasını sağlamak.

Peki FIBA yedi mi bunu? Ya da yer miydi?
Yemezdi.
Yememeli de.
Yemeyecektir de.

Kerem'e acı haber gelebilir yakında. 'Cezanız 2 yıla çıkarılmıştır, bilginiz olsun' diye.

Ufuk Sarıca Röportajı (Salsabasket Özel)

Her röportaj ayrı bir keyif, ayrı bir heyecan. Tabii karşındaki insan senin ortaokul lise yıllarında maçlarını kovaladığın, her isabetli üçlüğünde 1-2 sıra öne yıkıldığın kişi olunca heyecanı da farklı bir boyutta oluyor. Ufuk Sarıca başarıyla tamamladığı oyunculuk kariyerinden sonra şimdilerde Efes Pilsen yardımcı koçu olarak görev yapmakta. Beşiktaş Cola Turka tecrübesinin ardından Ergin Ataman'la birlikte o da yuvaya döndü. Biz formalı şortlu Ufuk Sarıca'dan ziyade takım elbiseli Ufuk Sarıca'yı incelemeye çalıştık bu röportajda. Daha güncel, daha beklendiği gibi olsun istedik. Beğeneceğinizi umduğum, her Salsabasket röportajında olduğu gibi yine oldukça samimi cevapların bulunduğu bu keyifli röportajı şuradan okuyabilirsiniz.

Tanjevic'ten Son Haberler

Kolon kanseri teşhisi konulan ve bu haberle tüm basketbol camiasına üzüntüye boğan Bogdan Tanjevic'ten gelen son haberler oldukça pozitif. Dün başarılı bir ameliyat geçiren koçun bağırsaklarındaki kanserli iki nokta başarıyla alınmış. Artı olarak, ileride sıkıntı yaratabileceği öngörülen bazı kısımlar da lazer ile yakılmış. 24 saat yoğun bakımda tutulması gereken Tanjevic, bugün yoğun bakımdan çıkıyor. Problemin yaşandığı yer bağırsak olduğundan sıkı da bir diyet (yağsız, şekersiz, tuzsuz, bol lifli gıdalar yenmeli) yapması gerekiyor. Bunun için 6-7 gün daha hastanede kalacakmış. Hastane sonrasındaki safha ise 4-5 haftalık bir ev istirahati. İşine geri dönebilmesi için F.Bahçe resmi sitesinin de yaptığı açıklama gibi takribi bir 1,5 ay var kabaca.

Gördüğü destek çok duygulandırmış koçu ve ağzından 'Bu hastalık iyi ki Türkiye'de başıma geldi' cümlesi bile dökülmüş. 'Burada gördüğüm desteği ve sıcaklığı hiçbir yerde göremezdim' demiş Karadağlı koç. Hazır onun Türkiye'ye olan sevgisinden dem vuruyorken, koçun Türkiye'den bir ev satın aldığını ve hatta işlemlerinin bu hafta bittiğini de söyleyeyim.

İşin içine sağlık olayı girdiği zaman ne kadar duygusallaştığımızı ve herşeyi bir kenara bırakabildiğimizi birçok kez deneyimledik ülke olarak. Tanjevic olayında da birçok insan pozitif enerji sahibi oldu koça karşı. Bir an önce iyileşip sahalara dönsün istiyorum ben de herkes gibi. Dayan koç, keçi gibi inatçısın sen, herşeyi aştın da bunu mu aşamayacaksın.

Son olarak bir İtalyan tarafından Tanjevic için kurulmuş Facebook grubunun da linkini verelim. Şu anda 1123 üyesi var, ben de tıklıyorum ve 1124 oluyor. Salsabasket özel.

Sportmen'in Bu Haftaki Konuğu Kaya Peker

Hakan Artış ve Neslihan Yavuzcan’ın bu haftaki konukları Efes Pilsen Basketbol Takımı’nın başarılı basketbolcusu Kaya Peker. Kaya Peker, bilinmeyen yönlerini, anılarını ve gelecekte Basketbol sporuna nasıl bir hizmet vereceğini Artış ve Yavuzcan’a açıkladı. Kaya Peker’in’in muhteşem smaç görüntüleri ve Ali’nin köşesinde, sokak röportajlarında Kaya Peker hakkında ki soru ve görüşler yer alacak. Hakan ARTIŞ ve Neslihan YAVUZCAN'ın hazırlayıp sunduğu “SPORTMEN” 28 Mart Pazar saat 18:10'da SkyTürk'te.

Bandırma'da İlk Günün Programı

Bugün başlayacak olan Teknosa Bayanlar Türkiye Kupası'nda ilk günün programı şu şekilde:

14:00 Mersin BŞB - Samsun Basketbol
16:15 Beşiktaş Cola Turka - Panküp Kayseri
18:30 İstanbul Üni. - Fenerbahçe
20:45 Galatasaray - Ceyhan Bel.


Kupaların sürprizlere her zaman için müsait olduğunu çok değil bundan bir ay kadar önce Mersin örneğinde gördük bir kez daha. Buna karşın ilk günde üç favorinin de fire vermesi çok zor gözüküyor. Hani olur da biri yenilirse yarın, gerçekten büyük sürpriz olur. Beşiktaş'lı dostlar tarafından sıkça dile getirilip, yakınılan kura şanssızlığı burada da devam ediyor onlar için. Vickie Johnson transferi sonrası seviye atlayan Kayseri ile ligde ciddi anlamda sıkıntılar yaşayan siyah beyazlıların mücadelesi açık ara günün en keyifli maçı olmaya aday. 20.45'de oynanacak son maç olan Galatasaray - Ceyhan Belediyesi maçının ardından yarı final kuraları çekilecek ve yeni eşleşmeler belirlenecek.

Son 11 yılın dokuzunda kupaya uzanan ve bunu gelenek haline getiren Fenerbahçe. Hukuki ve etik yönleri fazlaca tartışma konusu olan Zafer Kalaycıoğlu transferinin ardından bu transferi yaparken hedeflediği başarıyı bir türlü yakalayamayan ve ligdeki kötü sonuçların ardından menajerini bırakıp, buraya kazanmaktan başka çıkar yolu olmadan gelen bir Galatasaray. Ve bu iki ezeli rakibin gölgesinde, büyük işler başarıp bayan basketbolunda önemli yatırımlar yapan Ceyhun Yıldızoğlu'nun Mersin'i. Üç günün sonunda bu üçgenden kupayla çıkacak olan taraf bakalım kim olacak.

24 Mart 2010 Çarşamba

Enes Kanter Kentucky Üniversitesi'nde

Washington Üniversitesi'ne gideceğim diyordu, Raphael Chillious'un da etkisiyle orayı tercih etmişti. Dönmüş kararından, Kentuck Üniversitesi ile anlaşmış Enes Kanter. Takımdaki mevcut uzunların 2010 NBA draftında iyi bir yerlerden seçileceklerini, bu nedenle de Enes'in önünün açık olduğunu yazmış Can. Fotoğraf da o yazıdan. Yazıya gelen yorumlarda da değerli bilgiler var. Bir göz atın derim. Hayırlısı olsun Enes için. Bir an önce şu cezası falan da netleşsin de, gerisi kolay. Şüphemiz yok kendisinden.

Beşiktaş'ta Lonny Baxter Kadro Dışı Bırakıldı

Bir iki kez direkten dönmüştü, son Kepez maçında takımın guardsız haliyle geriden dönüp öne geçtiği (ki takımı öne geçiren basket de sallama bir hook ile ondan gelmişti) maçta özellikle son bölümde Jovo'ya kaptırdığı ribaundlar ve takım arkadaşlarının çok aşağısında kalan galibiyet isteğinin üstüne bir de idmandaki disiplinsizliğini ekleyince kestirtmiş koça biletini.

Efsane mi Dediniz? (Selçuk Ernak İmzalı Vujosevic Yazısı)

Saha içine yönelik yaptığı hamleler ve bunun neticesinde ortaya koyduğu oyun ve elde ettiği başarı ile bu sezonun en dikkat çekici takımlarından biri Banvit. Onlara farklı bir gözle bakmamı sağlayan ise sadece saha içinde yaptıkları değil kesinlikle. Bu çerçevede saha dışında gerçekleştirilen operasyonlardan biri de takımın eski koçu Selçuk Ernak'ın altyapı koordinatörü olarak göreve devam edişi. Çalışmaları esnasında ilk olarak Sırbistan'da Partizan efsanesini yerinde deneyimleyen Selçuk Ernak, bu kapsamlı çalışmaların ikinci ayağına ise Amerika'da devam ediyor. Sırbistan turunun ardından yaşadıklarını, gördüklerini paylaşmış koç. Uzun zamandır aklımızdaydı bu yazıyı yayınlamak fakat Vujosevic'in takımını top16'a taşımasının ardından deplasmanda zor maç kazanırlar görüşünün hakim olduğu bir seride, İsrail gibi bir deplasmanda 21 sayılık farktan dönerek galibiyet almayı başarmaları ile tam zamanı diyebiliriz sanırım yazı için. Ellerine sağlık koç.

EFSANE Mİ DEDİNİZ?


Yaratıcı bir milletiz biz; efsane, polemik, skandal, bir günde “star”...Kolay üreten, çabuk tüketen ve malesef hiç hafızada tutamayan ama çok çok yaratıcı bir millet. Onun içindir ki “efsane” diye anılan biri varsa dudak bükmek doğaldır bizim için, zaten hak ederek bu sıfatı alabilen varsa, bunu kabul etmeyen ve rahatsız olandır ancak. Ama demiştim ya; her köşede bir sihirbaz, imparator yada efsane çıkabilir karşınıza, en basit açıklamasıyla “burası Türkiye”.

Efsaneleştirilmek hatta putlaştırılmak istenen bir adamı daha yakından tanıma fırsatı buldum son 3 haftada. İşin enteresan yanı sadece basketbol sahasında değil sosyal kimliğiyle de topluma yön veren, öğretisi olan ve sonsuz sevgi kazanmış bir adamı…

Kulübüm Banvit Basketbol Kulübü’nün üst yönetiminin öngörüsü ve desteğiyle, tüm senesini Belgrad’da geçirecek Türk altyapı antrenörü, Dusko Vujosevic’ in Türkiye’ deki manevi oğlu Kemal Vatan’ ın aracılığıyla, 20 Şubat’tan itibaren 2 haftamı Partizan takımıyla geçirdim. Basketbolla ilgili eklediğim birikim bir yana, kafamda antrenör ya da daha belirginleştireyim “Yugoslav kökenli antrenör” imajına oldukça aykırı bir resimle karşılaştım bu süre zarfında. Sizlerle bu farklı, her zaman rastlayamayacağımız yönlerini paylaşmak istedim, özellikle de basketbol sahasının dışında olanları.

Hep anlatılan ve birçoğumuzun şahit olduğu bir hikaye vardır aslında. Hikaye şöyle başlar; ”Dule sahaya girdiğinde ona duyulan saygı o kadar büyüktü ki, Pionir Salonu’nun dolu tribünleri onu ayakta elleri patlayıncaya kadar 15 dk alkışladılar… ” Evet, Pionir Salonu’nda Belgrad’ın göbeğinde böyledir, ama Radivoj Korac Kupası için Niş’te FMP Zeleznik takımına karşı oynanacak finalden önce salonda yerlerini alan taraftarlar niçin, ondan önce salona giren ve tribünde yerlerini alan Bora Stankovic, Dusan Ivkovic, Sasa Djordjevic, P.Danilovic, Dejan Tomasevic gibi ülkelerini, sahalarda, uluslar arası saygın kurumlarda, dünyanın en güçlü lig ve kulüplerinde temsil etmiş, evlerindeki vitrinleri altın madalyalarla dolu bu generallerin toplamından daha çok alkışla ödüllendirmişti? Bunu kuşkusuz sadece kazandığı şampiyonluklar, gurur verici galibiyetler ve yetiştirdiği oyuncularla açıklamak bana çok mantıklı gelmiyor. Çünkü ertesi gün gazeteleri süsleyen kupa fotoğraflarının üstünde “eğer ihtiyacı olsaydı salondaki 6 bin kişi o gün Dule için böbreklerini vermeye hazırdı” yazmazdı bence.

"Sırbistan’ ın %60’ ı Kızılyıldız’ lı, %30’ u Partizanlı, %10’ u da ateisttir” şeklinde tarif edilen bir ülkede, Karadağlı olup, Karadağ milli takımını çalıştırıp, kendine yöneltilen gayet spekülatif “vatanınız hangisi?” sorusuna “benim vatanım PARTIZAN” cevabı veren bir adamdan bahsediyoruz. Belgrad’ daki en büyük 2 kitapçının en önemli müşterisi olan bir adamdan… Son 2 sezonda 1300 civarı kitap satın alan derin bir adamdan… Oyuncularını ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarına göre okumaya mecbur bırakan, onları kitaplarla durmaksızın ödüllendiren ve görevlendiren bir adamdan… Hatta Pekovic’e verdiği ve okunmayacağından emin olduğu kitabın arasına 500 Euro koyup, kitapla beraber geri aldığı anlatılan bir adamdan… Onların zihinlerini kontrol edebilmek ve geleceklerini ellerine teslim etmiş bu gençlerin doğru yoğrulabilmeleri için saha dışında da eğitimi bırakmayan bir adamdan… Rakip kulübün başkanını veciz küfürleriyle taciz eden ateşli taraftarın üstüne yürüyen bir adamdan… Sosyal demokrat fikirlerini maç sonrası röportaj ve basın toplantılarında söylemekten kaçınmayan bir adamdan… Resim sanatı konusunda bilgisine başvurulan bir basketbol adamından… Sırbistan ve Karadağ cumhuriyetleri ayrıldıkları sene “sizce yılın en önemli politik olayı nedir?” sorusuna “Fidel Casto’ nun hayatta kalması” cevabı veren bir adamdan. Haydi Türk gibi bitireyim “adam gibi bir adam” dan bahsediyoruz.

Bir çok iyi antrenör tanıma ve beraber çalışma fırsatım oldu ama kendi yaşadığı topluma bu kadar etki edebilen biriyle ilk defa tanışma fırsatı buldum. Yaptığınız işin ne olduğundan çok çevrenizi ve toplumunuzu ne kadar etki altına alabileceğiniz sorusu ilk defa kafamda bu kadar kalın harflerle yazıldı. Spor veya başka bir iş kolunda ne kadar büyük bir aura yaratabilirsiniz? Evet haklısınız cevap arayacağımız çok soru var . Teşekkürler Dusko Vujosevic; ta oradan bizi bu kadar etkileyebildiğin için, biliyorum ki 11 Mart akşamı senin tur atlamanı isteyecek bir çok insan var burada.

Selçuk Ernak