30 Nisan 2010 Cuma

F.Bahçe Ülker: 94 - Bornova Bel: 90 (Benchden Gelenler İşi Bitirdi)

Serinin ikinci maçında yine Abdi İpekçi'de karşı karşıya geldi iki takım. 25 sayıyla biten ilk maçın ardından bugünkü skora bakarak Bornova'nın F.Bahçe Ülker'i zorladığını söyleyenler olacaktır illa ki. Fakat son beş dakikaya girerken Mirsad Türkcan'ın asistinde gelen Emir Preldzic'in üçlüğü ile skorbordda 82-66 F.Bahçe Ülker üstünlüğü yazıyordu. Son beş dakikanın skoru 24-12 Bornova lehine oluştu. 35 dakikada 66 sayıya izin veren sarı lacivertli savunma yaklaşık beş dakikada tam 24 sayı yedi. Bu istikrarsızlık ve sahadaki maç seçme durumu da zaten F.Bahçe Ülker'in son dönemde kronikleşen bir problemi. Hani Bornova'nın bu sürprizi yapmaya ne niyeti ne de gücü var mevcut şartlarda ama o vurdumduymaz tavır ilginç gerçekten. Maçın başından itibaren katlanarak gelen farka güveniyor oyuncular, bunu da anlayabiliyorum bir yere kadar ama bu kadarı fazla geliyor bana. Son dakikalarda Tyler Smith sakatlanıp kenara gitmese ortalık daha da kızışabilirdi aslında.

Kenardan gelen Kinsey 7/9 saha içi isabeti ile ürettiği 25 sayı ile takımının en skoreri olurken Shipp'in düşük yüzdeyle ürettiği 26 sayı onu maçın en skoreri yaparken, Elegar ve Cüneyt Erden ikilisinden aldığı 44 sayılık katkıya rağmen sahadan mağlup ayrılmaktan kurtulamadılar.

İki takım arasındaki kadro kalitesi ve genişliği farkı kendini çok acımasızca ortaya koyuyor bu seride. Bornova takımının enerjisi ve isteği ile sarı lacivertlileri biraz olsun zorlayabileceğini düşünüyordum seri öncesinde. Fakat buna pek niyetli değil gibi gözüktüler iki maçın ardından. Belki salonun o ilginç boşluğundan play-off havasına giremediler, bilemiyorum. Play-off'larda ve üstelik deplasmanda iken sen at ben atayım modunda maç almaya çalışıyor Bornova. Bu sistemin işlerliği tartışılır zaten de F.Bahçe Ülker gibi bir takım karşısında iş yapması hiçbir koşulda mümkün değil. Bugün benchden gelen katkılarda 57 -11'lik F.Bahçe Ülker üstünlüğü var ki bu posta da noktayı koyacak bir istatistik gerçekten.

Serinin üçüncü maçı pazartesi akşamı Bornova'da oynanacak. Play-off'larda iki takım ile yer alan İzmir'de iki saat arayla play-off maçları oynatan zihniyeti de anlayabilmiş değilim. Koy bir gün sonraya, bir gün önceye. Nereye koşuyorsak böyle, hızlı hızlı. Enerjisini, isteğini kendi seyircisi önünde göstermek üzere saklamış gibi duruyor Bornova. İlk maçı Bornova alır, ikinci maçta İzmir'de seri sonlanır gibi geliyor bana. Bakalım tutturabilecek miyiz?

F.Bahçe Ülker (94): Roko Ukic 11 (1 ribaund- 5 asist), Mirsad Türkcan 13 (8 ribaund- 3 asist), Ömer Onan 6 (2 asist), Rasim Başak, Semih Erden 4 (3 ribaund- 2 asist), Damir Mrsic (1 asist), Gasper Vidmar 5 (4 ribaund), Lynn Greer 12 (1 ribaund- 1 asist), Oğuz Savaş 8 (4 ribaund- 2 asist), Tarence Kinsey 25 (4 ribaund), Emir Preldzic 10 (7 ribaund- 2 asist)

Bornova Bel. (90): Josh Shipp 26 (1 ribaund- 2 asist), Umutcan Özyıldırım 8 (6 ribaund- 2 asist), Umut Durmuş, Yalçın Azizmahmutoğulları 3 (4 ribaund), Tyler Smith 6 (2 ribaund- 1 asist), Can Terzioğlu, Çağdaş Erdoğan (1 asist), Frank Elegar 23 (9 ribaund- 4 asist), Serdar Yavuz 3 (1 ribaund- 1 asist), Cüneyt Erden 21 (3 ribaund- 6 asist)

Banvit: 82 - P.Karşıyaka: 71 (Banvit Yolu Yarıladı)

Chuck Davis'in son saniye basketi ile biten ve sezonun en iyi maçları arasına yukarılardan giriş yapan ilk maçın ardından bugün de aynı çekişmeyi, aynı heyecanı yaşamak için oturdum televizyonun başına. Fakat ilk periyotta süre dolarken topu potaya doğru savuran Cakic'in ve girmeyen topun ribaundunu alan Yiğitcan'ın şutunu saymazsak eğer 11/14 gibi akılalmaz bir yüzdeyle hücum etti Banvit, ilk on dakikada. Tam 31 sayı yolladılar Karşıyaka potasına ve 6'sı Toolson'ın perde sonrası üçlüğünden olmak üzere sadece 12 sayıya izin verdiler. 31-12'lik bu Banvit dalgasının ardından geri dönmek pek de kolay değildi Karşıyaka için. Bu fırtına sayesinde tüm maçı farklı şekilde önde götüren Banvit, üçüncü çeyrekte sakatlanarak kenara gelen Barış Ermiş'in yokluğunda bocalasa da farkın en fazla dokuza kadar inmesine izin verdiler. Ve kırk dakika sonunda sahadan 82-71 galip ayrılarak seriyi 2-0'a taşımayı başardılar.

İlk beş dakikayı geride bıraktığımızda maça başlayan beş oyuncusu da skor üreten Banvit, bu sekansda kaçırdığı ik şutun birinin de hücum ribaundunu almaya başararak 13-5'e taşıdığı skor sonrası maçın ilk molasını aldırmayı başardı Hakan Demir'e. İlk maçta boyalı bölgeyi iyi kapatarak maça başlayan Karşıyaka'da bu kez boyalı bölgeden yenilen sayılar dikkat çekiciydi. Savunmanın kötü oluşu hücumun da ritmini bozdu haliyle. Moladan ilk çeyreğin sıcak ismi Yunus Çankaya'nın üçlüğü ve Chuck Davis'in orta mesafeden Furkan Aldemir'in faulüne rağmen soktuğu şutla döndü Banvit. 18-5'de bu kez reklam molası yetişti Karşıyaka'nın imdadına. İkinci moladan Alper Saruhan - Andre Smith ikilisi ile dönerek sertleşmek istediğini gösterdi koç Hakan Demir. Fakat bu çeyrekte şut kaçırmadan 11 sayı, 1 asist ile oynayan ve tek başına Karşıyaka takımı kadar skor üretimi yapan Yunus Çankaya ve arkadaşlarının durmaya pek niyeti yok gibiydi. İlk çeyreği 31-12 önde tamamladı ev sahibi takım. İlk on dakikada Karşıyaka'nın yalnızca bir savunma ribaundu alabilmesi şüphesiz maçın en önemli detayıydı. Bu çeyrekte takım halinde 11/16 ile hücum eden Banvit, kaçırdığı beş topun ikisinin ribaundunu almayı başarmıştı. Son dönemde gördüğümüz en efektif hücum performanslarından biriydi bu kesinlikle. Skora katkı yapan tam altı Banvit'li oyuncu olması da bu performansın değerine değer katıyor elbette.

Bu dakikadan sonra senaryo belliydi. Banvit kaçacak, Karşıyaka kovalayacaktı. Ev sahibi takımın maç boyunca yüksek yüzdeyle hücum etmesine rağmen dakikalar geçtikçe oyunun içerisine girmeyi başardı Karşıyaka. Savunma dengesi oturmaya ve akabinde daha doğru hücum etmeye başladılar. Üçüncü çeyreğin bitimine 01.19 kala Barış Ermiş sakatlanarak kenara geldi. Sekerek çıktı oyundan Barış. 70-52'den 78-63'e taşınmıştı onun yokluğunda skor. Son çeyreğe Alper - Toolson - Holston imzalı 3/3 üçlük isabeti ile başlayan Karşıyaka, ufak da olsa bir kıvılcım yaktı ve bitime iki buçuk dakika kala Holston'ın üçlüğü ile farkı ilk kez tek haneye indirmeyi başardı. Muhteşem başlangıcın ardından deplasmanda bu geri dönüşü yapmak önemliydi onlar için. Bu üçlüğün ardından savunmada Barış Ermiş'e basit bir faul yaparak üç atışa neden olan isim de yine Holston'dı ve Barış'ın serbest atış çizgisinden üçte üç yapması ile fark yeniden psikolojik eşik diyebileceğimiz, on sayı barajının üstüne çıktı. Kapı da kapanmış oldu böylece.

Takım halinde 23/31 ile ikilik kullanan bir Banvit hücumundan bahsediyoruz. Bugün hangi takım olursa olsun, bu yüzdelerin karşısında durabilecek gibi değildi zaten. 7/22 üçlük yüzdesi, ki bunlardan üç tanesi periyot sonlarında orta sahanın gerisinden potaya sallanan toplardı. Yunus Çankaya - İbrahim Yıldırım - Chuck Davis üçlüsünün dış şut yüzdesi: 6/9. Maçı 6/9 saha içi isabeti ile 16 sayı üretip, bunun yanına eklediği 3 asist 5 ribaund 3 top çalma ile tamamlayan Yunus Çankaya açık ara maçın yıldızıydı. İlk maçta yaptığı gibi bugün de orta mesafeden çok yüzdeli şut kullanan Chuck Davis de 20 sayısı ile maçın en skoreri olmayı başardı.

Karşıyaka cephesi için ise maçın başındaki o kötü savunmanın çok pahalıya mal olduğunu söyleyebilirim sadece. Tüm dişlilerin gününde olduğu bir Banvit'e karşı ilk on dakikada çaresiz kaldılar. Kaptığı toplarla seride ilk kez açık sahada istediği oyunu oynamayı başardı ev sahibi takım ve 31-12'lik çeyrek skoru sonrası da direksiyonu eline geçirdi. Üçüncü çeyrek sonunda biraz bocalar gibi olsa da bu hakimiyeti kaptırmayarak, İzmir'e gitmeden önce çok çok büyük bir adım attı tur için Banvit. Kalan üç maçta alacağı bir galibiyet yarı finalist yapacak onları. Karşıyaka ise kendi evinde alacağı iki maçla rüzgarı ve taraftarını arkasına alarak yeniden Bandırma'ya dönme hesapları peşinde. Üçüncü maç pazartesi günü Karşıyaka'da oynanacak. Beklediğimize değdi, güzel bir seri oluyor gerçekten.

İkinci çeyrekte skor 46-26 iken, Karşıyaka hücumunda Barış Ermiş'in top çaldığı pozisyonda hakemlerin topu Banvit'e vermesine karşın itiraz edip teknik faul alan Orhun Ene'nin bu hareketi ve birkaç dakika sonra Wesson'ın her maç görmeye alışık olduğumuz tarzda yaptığı basit bir faule çalınan sportmenlik dışı faul bu güzel günden geriye kalan hoş olmayan görüntülerdendi.

Banvit (82)
: İbrahim Yıldırım 5 (1 asist), Barış Ermiş 13 (5 ribaund- 5 asist), Lance Williams 9 (9 ribaund), Charles Davis 20 (3 ribaund- 2 asist), Yiğitcan Turna 5 (2 ribaund), Barış Hersek, Keith Simmons 11 (5 ribaund- 1 asist), Goran Cakic 3, Yunus Çankaya 16 (5 ribaund- 3 asist)

P. Karşıyaka (71): Birkan Batuk 6 (2 asist), Ryan Toolson 19 (4 ribaund- 3 asist), David Holston 12 (3 ribaund- 2 asist), Andre Smith 7 (1 ribaund- 2 asist), Furkan Aldemir 7 (9 ribaund), Valentin Pastal (1 ribaund), Alper Saruhan 5, Ray Wesson 15 (12 ribaund- 2 asist)

Olin Gençlik: 58 - Trabzonspor: 62 (Düşük Tempoda Kazanan Trabzon)

Gökhan Taştimur'un kendi düşük tempolu oyununu rakibine kabul ettirdiği karşılaşmada oldukça yavaş bir basketbol ve korakor mücadele izledik. Maçın hemen başındaki 5-0'lık Olin Gençlik serisi hariç farkın iki taraf adına da beş sayıyı hiç geçmediği ilk çeyrek 12-12 eşitlikle tamamlandı. Kerem Öztoprak'ın 6 sayısı ve İlker Türel'in üç asisti çeyreğin en dikkat çekici rakamlarıydı. İkinci çeyrekte Jamison'ı etkili kullanmaya başlayan Trabzonspor, bu oyuncunun ürettiği üstüste ürettiği yedi sayı ile bitime bir dakika kala skoru 19-27'e taşıdı. Bu ana kadar gördüğümüz en yüksek farktı bu. Son elli saniyeye Derya Yannier ve Ömer Ünver imzalı altı sayı sığdıran Olin Gençlik, içeriye yalnızca üç sayı geride girdi böylece. İki takımın da yay gerisinden 1/8 ile şut kullandığı devrede, 5'i Fırat Aydemir imzalı olmak üzere 10 top kaybı yapan Trabzonspor'un içeriye üstün girişi ise asistlerdeki 9-3'lük üstünlüğünün altında gizli idi. Topu rkaiplerine nazaran daha iyi paylaştıkları bu yarıda skoru da paylaştı bordo mavili oyuncular. İkinci yarı ise kelimenin tam manasıyla ' karşılıklı basketlerle' geçti. Farkın en fazla dört sayıya kadar çıktığını gördük ki bu da sadece saniyeler sürdü. Son çeyrekte Ömer Ünver'in sekiz sayısı ile galibiyete uzanmaya çalışan Olin'e Jamison - İlker Türel - Hakan Yapar imzalı 19 sayı ile cevap verdi Trabzon. Ve sahadan 62-58'lik skorla galip ayrılan taraf oldu.

Son çeyrek Banvit maçı ile çakışınca dönüşümlü olarak izledim. Maçın son topa kalacağı kendini belli ettikten sonra da Yozgat'a odaklandık tabii. Bitime 12 saniye kala skor 61-58 Trabzonspor lehine iken top da Olin'de idi. Derya Yannier ile İlker Türel arasında sol forvette, Trabzonspor benchi önünde, yaşanan top kapma mücadelesinde bana sanki İlker faul yapmış gibi gözüktü. Ama hakemlerin kararı Derya'nın faul yaptığı yönündeydi. O faule yoğun itirazlar geldi Derya'dan fakat sonuç değişmedi elbette. Kazanan 62-58'lik skorla Trabzon oldu. 11'i hücum olmak üzere 32 ribaund çeken ve ribaundlarda 32-22 üstünlük sağlayan Trabzonspor, 2/18 ile çok kötü dış şut kullandığı düşük tempolu maçta 21 sayı gibi oldukça iyi bir rakama ulaşan Ömer Ünver'in bu performansına karşın galibiyete ulaşan taraf oldu.

Hacettepe Üni: 65 - Torku Selçuk Üni: 56 (Üçlük Sokaraaak Mahmure)

TB2L Dörtlü Final Grubu'nda günün ilk maçında Hacettepe Üniversitesi, Torku Selçuk Üniversitesi'ni 65-56 ile geçti ve grubun Yozgat ayağına galibiyetle başladı. Maçın ilk çeyreğinde tam 7 isabetli üçlük sokarak 13 sayılık farkı yakalayan başkent temsilcisi, son çeyreğe kadar da farkı arttırarak götürdü. Ancak 19 sayı farkla önde girdiği son çeyrekte rakibin farkı eritme hamlesine cevap veremeyen Hacettepe'nin imdadına Kemal Tunçeri yetişti. Bitime 2 dakika kala bulduğu üçlükle farkı 4'ten 7'ye çıkaran tecrübeli oyuncu, maçı da takımında tutmayı başardı. Maç boyunca tam 12 üçlük isabeti bulan Hacettepe, ikiliklerde sadece 7 isabet bulabildi. Farkı açan da, maçı alan da üçlüklerdi yani.

Hacettepe Üniversitesi oyuna Berent Kavaklıoğlu önderliğinde yağmur misali yağdırdığı üçlüklerle başlayıp rakibinin ne olup bittiğini anlamasına fırsat vermeden ilk çeyreği bitirdi. 10 dakikada 3'ü Berent'ten olmak üzere tam 7 isabetli üçlük bulan başkent temsilcisi ilk periyodu 23-10 önde kapadı. Takımın üçlükler dışındaki tek sayısını Caner Erdeniz kaydederken, bu aynı zamanda maçın da ilk basketiydi. İkilik yüzdesinde 1/5 gibi oldukça garip bir yüzdede kalan Naci Özonay'ın öğrencileri üç sayı çizgisinin gerisinden yakaladığı yüzde ise korkunçtu: 7/13. Buna karşılık Torku Selçuk Üniversitesi'nin 10 dakika sonundaki toplam şut yüzdesi karnesi sadece 3/11 idi.

İkinci çeyreğe de hız kesmeden girdi Hacettepe. 4 dakika içerisinde yakaladığı 10-3'lük seriyle farkı 20 sayıya çıkartırlarken, Torku Selçuk Üniversitesi koçu Hasan Özmeriç'i tıpkı fark 10 sayıya çıktığında olduğu gibi yine mola almak zorunluluğunda bıraktılar. Molanın ardından bu çeyrekteki ikinci üçlüğünü sokan Onur Altınmakas ve James Dearman'ın basketleriyle fark 25'e kadar çıktı. Konya ekibinde kısır skor içerisinde ayakta kalmaya çalışan Meeking'in gayretleri ve İbrahim iel Nikolay'ın isabetli üçlükleri Selçuk Üniversitesi adına maçtaki ilk olumlu serinin yakalanmasını sağlarken fark da 20'nin altına düşüverdi. Devreyi 41-23 ile önde kapatan Hacettepe Üniversitesi bu çeyrekte sadece 2 isabetli üçlük bulurken (ikisi de Onur'dan) ilk çeyrekteki 7 isabetlik performansının biraz gölgesinde kaldı. Ama Özgür ve Berent'e üç sayılık atışlar esnasında yapılan fauller ve bu iki oyuncunun %100 ile atıp faul çizgisinden çıkarttığı 6 sayıyı da ekleyecek olursak idare de etmediler değil hani. Ribaundlara gözüm çarptı bu arada, oradaki tablo da skordan farklı değildi. Hacettepe'nin 22 ribaunduna karşın sadece 10 ribaund çekebilmiş Selçuk Üniversitesi. Maçla ilgili bir diğer ilginç not da Hacettepe takımının maç kadrosundaki 12 isimden 10'unun ilk yarıda en azı 6 buçuk dakika olmak üzere görev yaptığı, bunlardan 9'unun da skora katkı yaptığıydı. Hatta işi biraz daha abartayım, tam 6 farklı isim üçlük isabeti buldu Hacettepe'de.

Maçın ikinci kısmına Hakan Üsküplü ve İbrahim Öztürk'ün iki isabetli üçlüğü ile giren Konya temsilcisi, aradaki farkın baş mimarı olan üçlüklere mi başvuracaktı yoksa? Fark da 12 sayıya kadar indi tabi bu iki üçlükle. Ama Hacettepe boş durur mu? İlk yarıda oynayıp da skor üretemeyen tek isim olan Sercan Ergin yolladı üçlüğü, toparladı hemen durumu. Yetmedi 4'ü faulden, 3'ü de yine bir üçlük isabetinden olmak üzere 7 sayı daha bulup, skoru 54-33'e, farkı da yeniden 20'nin üzerine çıkarttı. 55-36 kapanan üçüncü çeyrekte Hacettepe'nin bulduğu 15 sayının 10'unda imzası olan Sercan Ergin, bir anda Berent'in ardından sahanın en skorer ikinci oyuncusu konumuna geldi. Bu arada şaka gibi belki ama Hacettepe 30 dakikada sadece 4 isabetli ikilik bulabilmiş olmasına rağmen, son çeyreğe 19 sayı farkla önde giriyordu.

Üçüncü çeyrekteki geri dönüş hamlesi Sercan tarafından püskürtülen Selçuk Üniversitesi, moral bozmadı ve dördüncü çeyreğe şansını bir kez daha denemek üzere çıktı. Ve nitekim bu kez geri dönmeyi başardı. Murat Yolcu'nun üçlüğüyle bitime 5 dakika kala farkı uzuun bir aradan sonra tek haneye çeken Konya ekibi, aynı oyuncunun elinden bulduğu basket ile farkı 4 sayıya indirdiğinde son çeyreğin ilk 7 dakikasının tablosu 4-18 Torku Selçuk Üniversitesi lehineydi. İkinci yarıda bulduğu üçlüklerle takımına can vermeye çabalayan İbrahim Öztürk'ü de es geçmeyelim bu arada. 7 dakikalık dilimde yakalanan seriye 6 sayılık katkısı vardı yine iki isabetli üçlükle. 30 dakikadır oyunu tatlı tatlı götürürken bitime 3 dakika kala stres içinde kalan Hacettepe'nin imdadına yine bir üçlük yetişti. Takımı adına maçtaki 12. isabetli üçlüğü rakip takım potasından geçiren Kemal Tunçeri, en kritik yerde sahneye çıkıp takımına gerekli nefesi aldırdı (61-54). Kalan kısa sürede bulunan karşılıklı basketler aradaki farkı değiştirmeyince sahadan 65-56'lık skorla galip ayrılan Hacettepe Üniversitesi rahat götürdüğü maçı son çeyrekte sıkıntıya soksa da TB2L Dörtlü Final grubuna galibiyetle başlamayı başardı. 12'şer sayı bulan Berent ve Sercan takımın en skorer iki ismi olurken, Berent'in sayılarının tamamının ilk yarıda, Sercan'ın sayılarının tamamının ise ikinci yarıda gelmesi ise hoş bir detaydı.

TB2L Final-4 Maçları Canlı Yayınla WebTV'de

Yozgat'ta bugün başlayacak olan dörtlü finallerin ilk gününde oynanacak iki karşılaşma SkyTürk'ün yanı sıra http://www.tbl.org.tr/tb2l/ adresinden de canlı olarak yayınlanacakmış. Erkekler Teknosa Türkiye Kupası'nda finale kadar iyi işlemişti bu sistem. Bandırma'da düzenlenen Bayanlar Türkiye Kupası'nda ise sık sık kesinti olmuştu yayınlarda. Yine de televizyondan seyretme imkanı olmayanlar için bir fırsat. Bizden duyurması.

Engelsiz Aslanlar Roma'da

Beşiktaş'ın Andre Vergauwen Kupası'ndaki ikinciliğinin ardından gözlerimizi Engelsiz Aslanlar'a çevirdik. İki yıldır üstüste kazandıkları Şampiyonlar Ligi'ni üçüncü sezonda da kazanabilmek için Roma'da sarı kırmızılılar. Bugün başlayacak grup karşılaşmalarının ardından hafta sonunda oynanacak maçlar ile şampiyon belli olacak. Galatasaray, yine kupanın en büyük favorilerinden biri olarak gitti Roma'ya. Sarı kırmızılıların Türkiye'de bu alana gösterilen ilgiyi arttırma çabaları henüz tam karşılığını alamamış olsa da, Avrupa'da Galatasaray'ın hegamonyasını kırmak için uğraş veren takımlar var. Bu takımlara karşı üstüste üçüncü kez kupayı kaldırmak istiyor Sedat İncesu ve öğrencileri. İlk maç bugün 16:45'te. Akşam seansında 21:15'te de günün ikinci karşılaşmasını oynayacak Engelsiz Aslanlar. Kocaman yürekleri ile kazanacakları bir kupa daha bekliyoruz.

Wilson Over Beşiktaş Cola Turka

Dün akşam Akatlar'da 12/19 saha içi isabeti ile 33 sayı üretip Türkiye'deki en yüksek skoruna ulaşan Lamayn Wilson, bu skorun yanına eklediği 4'ü hücum olmak üzere 11 ribaund, 2 blok ve 1 top çalma ile kendi adına sezonun en efektif performansını ortaya koydu. Sezon başından bu yana oynadığı karşılaşmalarda izlettiği eline gelen her topu potaya yönlendirme tercihinde dün de ısrarlıydı aslında Amerikalı oyuncu. Zaten maçı 0-sıfır- asist ile tamamlaması bu oyununun bir yansıması. Tek fark şutları yüksek yüzdeyle sokmasıydı. Hareketliliği ve şutları ile Beşiktaş Cola Turka savunması en fazla zorlayan isimdi dün. Fotoğraf durumu fazlasıyla özetliyor zaten.

F.Bahçe'den Taraftara Otobüs Hizmeti

Bornova Belediyesi ile oynanan Play-Off 1. tur ilk maçında tribünler bomboş olunca F.Bahçe yönetimi olaya el koymak istemiş, üniversite kampüslerinin ve bazı merkezi yerlerin önüne otobüs seferleri koymuş Abdi İpekçi'ye rahat ulaşım için. Saat 18:00'de 6 farklı noktadan hareket edecek otobüslerin kalkış yerleri şöyle:

Kadıköy Evlendirme Dairesi Önü (Eski Salı Pazarı)
Taksim AKM Önü
Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Kampüsü Kampüs Kapısı Önü
İTÜ Maslak Kampüsü 75. Yıl Öğrenci Kültür Merkezi Önü
İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü İNSA Meslek Lisesi Önü
Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Önü

Serkan Erdoğan İki Yıl Daha Alicante'de

İşin içine Avrupa girdiği için kaynağımız yine Mali. Sezon ortasında ligde kalma yarışı içerisindeki Alicante'nin yolunu tutan Serkan Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda sakatlanmıştı. Ligde aldığı 12 galibiyet ile 13. sırada bulunan Alicante, ligde kalmayı garantilemiş durumda. Play-off için de pek umutları olmadığından sezonu resmi olarak olmasa da kapatmış durumdalar. Bu tabloda yeni sezonun hazırlıkları yapmaya başlayan İspanyol'lar, Serkan Erdoğan'a iki yıllık bir anlaşma önermişler. Serkan da bu anlaşmayı memnuniyetle kabul etmiş ve imzayı atmış. Resmi açıklama burada. Önümüzdeki sezon ACB'deki temsilcimiz olmaya devam edecek yani Serkan. Hayırlı olsun diyelim.

D-Wash Roma'da (Resmi Açıklama)

Beklenen resmi açıklama geldi Roma'dan. Darius Washington sezon sonuna kadar Roma forması giyecek. İtalya'da göstereceği performans sezon bittiğinde kariyerine vereceği yön üzerinde doğrudan etkili olacaktır şüphesiz. İtalya'da play-off'lar sona erdiğinde yeniden Türkiye'ye döner mi dönmez mi, belli değil henüz. Bu sorunun cevabı için biraz beklememiz gerekecek. Bu öyküde kesin olan tek şey, bu sezonun Darius Washington ve Galatasaray taraftarları için şimdiden gönüllerde çok ayrı bir yere koyulduğu. Yolun açık olsun D-Wash.

Beşiktaş CT: 90 - T.Telekom: 100 (Avantaj Telekom'a Geçti)

Tutku Açık, Kris Lang ve Ümit Sonkol'dan yoksun olarak Akatlar'a gelen Türk Telekom, hava atışından itibaren skor üstünlüğünü elinde bulunduran taraftı. 52-46 önde tamamladığı devrenin ardından ikinci yarıda ev sahibi takımın bir kez dahi öne geçmesine izin vermedi. Maç boyunca geriden gelen taraf rolünü oynayan Beşiktaş Cola Turka'nın her atağına kritik anlarda kritik şutlarla karşılık veren Ankara temsilcisi, 100-90'lık skorla sahadan galip ayrılan taraf olurken, Ankara yollarına düşmeden önce turu 1-1'e getirerek avantajı cebine koymuş oldu.

Lang'ın yokluğunda yabancı oyuncu kontenjanına takılmayan ve 6/10 ikilik, 6/9 üçlük yüzdeleri ile 33 sayı üretip yanına 11 ribaund 2 blok ekleyen Lamayn Wilson sahanın en skoreri olurken, takımı adına da sezonun en kritik galibiyetlerinden birinin altına imza attı. Brad Newley'in Ricky Davis'e nefes aldırmayışı ile uzunca bir süre sadece Wilson'ın eline bakan Telekom hücumu, Beşiktaş Cola Turka'nın sayısız geri dönüş çabalarına karşı bir yere kadar direnebildi. Bitime yaklaşık yedi dakika kalmış iken skor 82-81 Telekom lehine idi fakat rüzgar, taraftarı ile birlikte geri dönen siyah beyazlıların yanındaydı. Bu dakikada kritik bir hamle geldi koç Merih Çakıroğlu'ndan. Ricky Davis'i yanına alıp, Jeretin'i parkeye yolladı koç. Goran Jeretin - Mallet - Bekir - Wilson - Dudley beşi ile sahada kaldı Telekom. Jeretin-Mallet ikilisi ile oyunda sakin kalmayı başaran Telekom, Goran Jeretin'in 2 sayı 2 asist sıkıştırdığı üç dakikalık sekansda 10-0'lık bir seri yakalayarak skoru 92-81'e taşıdı. Bitime üç dakika kala bu kritik galibiyet için yeterli farkı yakalayan konuk takım, bu avantajını kullanarak sahadan 100-90 galip ayrılan taraf oldu.

Fedor Likholitov'un ilk üç dakikada iki faul alması ile boyalı bölgeden maç boyunca verim almakta zorlandı Beşiktaş Cola Turka. Kritik eşiklerden biri de burasıydı kesinlikle. Hücumda zorlanmalarının yanı sıra savunmada da epey açık verdiler oradan. Dudley mancınığını kurdu ve 7/11 ile 23 sayıyı yolladı yine, yüzü dönük olarak. Sezon geneline nazaran daha geniş bir rotasyon vardı ev sahibinde ama Wilson'ın yüksek şut performansına karşın doğru beşi bulmakta zorlandılar maç boyunca. Sürekli olarak geriden gelip, hamle yapmak zorunda olan taraf durumunda kalmak da yordu onları. Burak Bıyıktay'ın Ricky Davis'i Newley ile durdurma fikri fazlasıyla işe yaradı aslında. 33 dakikada 2/10 ile yalnızca beş sayı üretebildi Davis. Nefes bile aldırmadı ona Newley. Üstelik Davis'in savunmayı pek önemsememesinden dolayı hücumda da 22 sayıyı yolladı rakip potaya Newley. Günün kritik eşleşmesi buraydı ve bu eşleşmede avantajı alan taraf da Beşiktaş Cola Turka idi. Ama bütün bu dengeyi Telekom lehine bozan isim Wilson oldu. Cayır cayır yanıyordu resmen. Sağ forvetten, sol forvetten, ortadan, dipten..Her köşeden soktu şutunu. Çok ekstra oynayarak tur için önemli bir galibiyeti hediye etti takımına.

Wilson'a yardımcı olan isimler ise son çeyrekte 9 sayı 5 asist ile oynayarak kilidi çözen Goran Jeretin - Mallet ikilisi oldu. Özellikle Jeretin'in son çeyrekte oyuna girip takımı toplayışı çok çok kritikti. Maçtan önce sakatlığı bulunan Bekir'in de 12 sayı 6 asist 6 ribaundlık oyunu ile önemli bir katkı verdiğini ekleyelim. Telekom'da, Dudley'i dahil etmezsek, yerlilerin toplam 16 sayısı var, 12'si Bekir'in. Beşiktaş Cola Turka ise bugün sezon boyunca ortaya koyduğu oyun iştahından uzaktı. Bu sezon belki de ilk kez masaya karakter kozunu vuran, istekli bir Telekom'a karşı yeterince silahları olmasına ve kendi masasında olmasına karşın cevap veremediler. Sezon genelinde ligin en akışkan hücum setlerine sahip siyah beyazlıların asistlerde 18-9 ile ikiye katlanışı da bugün bu akışkanlığı kaybettiklerinin ve Wilson'ın zaman zaman insanüstü boyutlara ulaşan şut yüzdesine karşı cevap veremeyerek oyunu fazlasıyla bire bire bırakışlarının bir yansıması. Sakatlıktan döndüğü ilk maçta iyi bir oyun çıkartan Perry'nin final döneminde sakatlığının nüksedip kenara gelmesi de maçın sonucunu etkileyen etkenlerden bir diğeriydi.

Bu galibiyetle birlikte seriyi Ankara'da bitirme şansı doğdu Türk Telekom için. Wilson her maçta böyle atar mı? Mümkün değil. Newley, Ricky Davis'i serinin her maçında bu kadar iyi tutabilir mi? Bu da pek makul gelmiyor kulağa. Likholitov, Cevher, Engin üçlüsü bu kadar sessiz kalır mı bir maç daha? Üçü birden oyunun içerisine girmekte zorlandılar bugün. Çarklar da bozuldu haliyle Beşiktaş Cola Turka'da. Rüzgarı arkasına alarak evine dönen taraf Türk Telekom. Bu kez hamle sırası Burak Bıyıktay ile Beşiktaş Cola Turka'da olacak.

Beşiktaş CT (90):
Fedor Likholitov 4 (5 ribaund), Muratcan Güler 13 (5 ribaund), Engin Atsür 6 (3 ribaund, 2 asist), Marque Perry 17 (2 ribaund, 1 asist ), Brad Newley 22 (5 ribaund, 1 asist), Haluk Yıldırım 5 (2 ribaund, 4 asist), Adem Ören 2 (2 ribaund), Cevher Özer 8 (1 ribaund), Kevin Busaka Flecer 11 (5 ribaund)

T.Telekom (100):Lamayn Willson 33 (11 ribaund), Bekir Yarangüme 12 (6 ribaund, 6 asist), Goran Jeretin 7 (2 ribaund, 5 asist), Hüseyin Beşok 2 (2 asist), Ricky Davis 5 (3 ribaund, 1 asist), Soner Şentürk 2, Ersin Dağlı 23 (5 ribaund, 1 asist), Demond Mallet 16 (5 ribaund, 3 asist)

Efes Pilsen: 101 - Erdemir: 81 (Efes Tarifeyi Bozmadı)

Günün ilk play-off karşılaşması Ayhan Şahenk'de Efes Pilsen ile Erdemir arasındaydı. İlk çeyreğin bitimine sıkıştırılan 7-0'lık seriyi ikinci çeyreğin başında da devam ettiren ve 13-0'lık seri sonrası maçta ilk kez çift haneli farkı yakalayan Efes Pilsen, arkasına bakmadı bir daha. Farkın sürekli olarak açıldığı karşılaşmanın sonlarını Dusan Cantekin ve Ali Işık ile oynayan Efes Pilsen, 101-81'lik skor ile seride durumu 2-0'a taşımış oldu. Ligde oynadığı son dokuz karşılaşmada rakiplerine ortalama 24.4 fark atan lacivert beyazlılar, play-off çeyrek final ilk turunda da yirmi fark uygulamasını devam ettirmiş oldular böylece.

Erdemir'in bu seride maç alabileceğini düşünenlerin sayısı parmakla gösterilebilecek kadar az iken 23/39 ikilik ve 12/18 üçlük Efes yüzdelerine karşı direnç gösterebilmeleri mümkün değil zaten. Efes Pilsen'in faul yüzdesi üçlük yüzdesinden düşük, iki sayılık yüzdesi ile de kafa kafaya neredeyse(19/31). Smith - Rakocevic - Thornton - Shumpert Kerem beşlisinin saha içi isabet yüzdesi: 29/38. Bunun Erdemir potasına yansıması tam 81 sayı. Erdemir'in 40 dakikada takım halinde sekiz top çalabildiği karşılaşmada Charles Smith'in 21 dakikada tek başına 8 top çalışı da not düşülmesi gereken bir diğer rakam bu karşılaşma özelinde. Top çalma spesiyalisti olduğunu biliyoruz zaten Smith'in, bu sezon TBL'deki en yüksek rakamına ulaştı böylece. Erdemir cephesinde ise Alex Gordon'ın yokluğunda Leon Williams'ın berbat şut yüzdesinin yanı sıra erken faul problemine girip yirmi dakika sahada kalması ve bu sırada Kone'nin de yalnızca altı dakikada oyunda kalıp hiç şut kullanmadan kenara gidişi bu sonu hazırlamış. Maç kopunca forma şansı bulan genç isimlerden Volkan Aydın'ın da 91 doğumlu bir kardeşimiz olduğunu hatırlatalım. Muhtemel bir isim karışıklığını engellemek için. :)

Geçen sene play-off'larda İstanbul dışına hiç çıkmayan Efes Pilsen, pazar günü 13.30'da serinin ikinci karşılaşması için Ereğli'de olacak. Hafta sonunda keyifli bir Ereğli gezisi ile seriyi sonlandıracaklardır.

Efes Pilsen (101): Mario Kasun 6 (6 ribaund), Charles Smith 14 (1 ribaund- 3 asist), Igor Rakocevic 19 (3 ribaund), Preston Shumpert 13 (6 ribaund- 3 asist), Kerem Tunçeri 16 (1 ribaund), Bootsy Thornton 19 (3 ribaund- 5 asist), Kaya Peker 5 (2 ribaund- 3 asist), Dusan Cantekin (1 ribaund), Ermal Kurtoğlu 2, Sinan Güler (1 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 7 (2 ribaund- 1 asist), Ali Işık (1 ribaund)

Erdemir (81):
Melih Yıldız 3 (1 asist), Nate Funk 17 (3 ribaund), Ümit Türkoğlu 12 (5 ribaund- 2 asist), Erdal Bibo 3 (2 ribaund- 3 asist), Hakan Köseoğlu 12 (1 ribaund- 12 asist), Erhan Yetim 10 (7 ribaund), Mohamed Kone (1 ribaund), Volkan Aydın, Leon Williams 7 (6 ribaund), Serhat Uğur (1 asist), Erkan Veyseloğlu 9 (1 ribaund- 3 asist), Emre Ekim 8 (1 ribaund)

29 Nisan 2010 Perşembe

Wesson'dan Simmons'a Ağır Hasar (Fotolar)

Dün oynanan Banvit - Pınar Karşıyaka maçının son çeyreğinin başında olan malum Wesson - Simmons vakasından sonra Keith Simmons'un aldığı hal, yukarıdaki fotolardan açıkça belli oluyor. Adamın alnı dağılmış epey. 10 dikiş atılmış, Cuma günkü maçta oynaması zormuş. Ayrıca Bandırmalı baskebolseverlerden hem Wesson için hem de şube başkanı Ünal Tuncer için bir kınama yazısı yayınlandı. Wesson'ı yumruk olayını onlara göre bilinçli yaptığı halde 'Elim çarptı' demesinden, Ünal Tuncer'i ise maç esnasında ve maç sonrasında kendilerine küfürler yağdırıp tehdit etmesinden ötürü kınıyorlarmış. Onlardan iletmesi, bizden bilgilendirmesi.

Vladan Vukosavljevic'e 3 Maç Ceza

Son maça kadar dipteki ateşi hisseden üç takımdan biri olan Aliağa Petkim'de, deplasmanda farklı kaybedilen Pınar Karşıyaka maçı bitiminde maçın başhakemi Serkan Emlek'in kulağına İngilizce olarak küfür eden Vladan Vukosavljevic'e üç maç men ve 5.000 Tl para cezası verilmiş Disiplin Kurulu tarafından. Gemiyi limana sorunsuz şekilde ulaştırmanın mutluluğunu yaşayan Aliağa'da yada Türkiye'de başka bir takımda forma giymeye devam ederse önümüzdeki sezon bu cezasını tamamlayacak Vladan. Kimbilir belki haberi bile yoktur bu cezanın varlığından. :) Kararın detaylı açıklaması burada.

AS'a Göre Neven Spahija F.Bahçe'ye Gelebilir

İspanyol AS gazetesinin haberine göre bu yıl 2 numaralı kupa olan Eurocup'ta şampiyonluğa ulaşan Power Electronics Valencia takımının Hırvat koçu Neven Spahija ile ilgileniyormuş F.Bahçe Ülker. Haberde daha önce Valencia'da kalmak istediğini belirten koçun bol sıfırlı bir kontrat karşılığında yeni sezonda iyi bir takım kurmak isteyen F.Bahçe Ülker'in başına geçebileceği yazılmış. 1962 doğumlu koçun kariyerinde Rytas'la kazandığı Uleb Cup, Tau ile kazandığı ACB şampiyonluğu gibi birçok başarı daha bulunuyor. Efesliler'e teşekkürler haber için.

G.Saray'da Cem Akdağ Kalıyor, Avrupa Vizesi de Geliyor

Bu sezon çalkantılı dönemeçten kulübün çocuğu diyebileceğimiz Cem Akdağ ve ekibi yönetiminde kurtulan G.Saray Cafe Crown'da yeni sezon öncesinde neler yaşanacağı merakla bekleniyordu. Efes Pilsen koçu Ergin Ataman'ın takımın başına geçeceği, hatta pazarlıkların bile başladığı, bütçenin Telekom desteği ile büyüyeceği dedikoduları basketbol kulislerinde gayet sesli bir biçimde konuşuluyordu. Ancak şu an için tablo pek de bu maddeleri işaret etmiyor. Çünkü bu yıl hem takımına oynattığı basketbolla hem de takımın içinde bulunduğu olumsuz ruh halinin defedilmesindeki payıyla taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan koç Cem Akdağ'a yeni sezonda da head coach olarak kalması için teklif gitmiş. Cem Akdağ'ın da cevabı 'Evet' olmuş tabii ki. Zaten o kulübün çocuğu değil mi? Git denirse gider, gel denirse gelir. Bundan önce de yaptığı gibi. Kendi adıma bu gelişmeye çok sevindiğimi belirtmeliyim açık açık ve inşallah G.Saray yönetiminin fikrinde son dakikada bir değişiklik olmaz diye de eklemeliyim. Çünkü resmi imzalar atılmamış henüz.

İyi haberler bu kadarla da sınırlı değil sarı kırmızılı takımda. Bu yıl katıldıkları Eurocup'da kişisel istatistik kategorilerini domine eden takım olarak G.Saray Cafe Crown'un önümüzdeki yıl da 'Wildcard' alarak bu kupada oynaması durumu söz konusu. Başvuru yapılacakmış en kısa sürede, ki zaten organizasyon yetkilileriyle yapılan görüşmelerde de gayet olumlu geri dönüşler alınmış. Onlar da G.Saray gibi renkli bir takımı organizasyonda görmek istediklerini belirtmişler.

Ancak böyle güzel bir posta yakışmayacak türden bir de kötü haber var kulağıma gelen. O da bütçenin bu yılkine oranla biraz daha düşeceği yönünde. Umuyorum ki böyle olmaz, kulüp - taraftar - takım üçgeninde yakalanan bu muazzam sinerjiye yapılabilecek en kötü şey olur herhalde bu. Dediğim gibi umuyorum ki olmaz ama aldığım duyumlar bu yönde.

Bakalım yeni sezonun G.Saray'ı neleri getirip koyacak önümüze? Bütçe artacak olsa bile koç tercihinin değişmemesi gerektiği fikrimizi hala koruyoruz. Kulübün fikrinin bu yönde olduğunu ve Cem Akdağ'a teklifin gittiğini bilmek sabah sabah çok mutlu etti beni. Doğru işleri yapan insanları, doğru yerlerde görmek, onlara doğru değerlerin verilmesi.. Özlemişiz yahu şu tabloyu...Salsabasket özel haberidir.

Beşiktaş CT - T.Telekom (Play-Off 1.Tur Analizi)

Ligdeki Maçlar:
Beşiktaş CT - T.Telekom: 88 - 69 T.Telekom - Beşiktaş CT: 78 - 95

Karşılaşma Tarihleri:

29 Nisan Perşembe @ Akatlar 2 Mayıs Pazar @ Ankara 4 Mayıs Salı @ Ankara (Gerekirse) 7 Mayıs Cuma @ Akatlar (Gerekirse)

Ligi aynı galibiyet yüzdeleri ile tamamlayan iki takımdan, sezon içinde oynanan maçların ikisini de kazanan Beşiktaş Cola Turka dördüncü, Türk Telekom ise beşinci olarak kapattı normal sezonu. Ligde oynanan iki karşılaşmayı ortalama 18 sayı farkla kazanan siyah beyazlılar, 4-5 eşleşmelerinin doğası gereği çekişmenin en üst düzeyde olması beklenen bu seriye 1-0 önde başlıyor.

Beşiktaş Cola Turka için 2009-10 sezonunu çeşitli dilimler halinde incelemek en mantıklı tasnif olacaktır herhalde. Bu ayrımlar arasında en keskini ise şüphesiz ki Mire Chatman'ın ot kullandığının ortaya çıkışı ile ceza alışı ve bu boşluğun doldurulması için transfer edilen Marque Perry'nin sadece üç maç oynayıp sakatlanışı. Mire Chatman önderliğinde 19 karşılaşmada maç başına 91 sayı ortalaması ile ligin en skorer takımı olan siyah beyazlılarda bu ortalama son 11 maçta 80.7'e kadar gerilemiş durumda. Burak Bıyıktay'ın oyuncularına özgürlük tanıdığı sisteminde muazzam hücum performansları izletiyordu bize Chatman. Sakatlığını atlatan Perry antremanlara başlamış ve play-off'larda sahada olması bekleniyormuş. Engin Atsür, Chatman'ın gidişi ile daha fazla sorumluluk almaya ve hücumu sürüklemeye çalışıyor. Son dokuz lig maçında 15.2 sayı 5.1 asist 3.3 ribaund ortalamaları yakalamış durumda. Biraz olsun dinlenerek oynayabilmesi bu performansını daha da arttıracaktır. O nedenle Perry'nin dönüşü kritik bir öneme sahip bu seri için.

Türk Telekom cephesinde ise uzun süredir değişen hiçbir şey yok. Takvimimizle biraz oynayıp iki sene kadar geriye alalım zamanı, yine aynı cümleleri kurarız Telekom özelinde. Üç, dört, beş diye de geriye doğru uzayarak gider bu seri. İşin eğlenceli kısmı ise zaman makinemizle ileriye doğru bir hareketlilik yaratıp bakma şansımız olsa 2018 senesinde yine aynı cümlelerle tasvir edeceğiz Telekom'un durumunu. Zihniyet değişmediği müddetçe gidişat sürekli daha kötüye doğru. Ki değişmesi yönünde atılan en ufak bir adım dahi yok ufukta. O nedenle pas geçme hakkını kullanıyorum bu kısımda. Sadece Beşiktaş Cola Turka için yaptığımız dilimlere ayırma kısmını Telekom'a da uygulamamız gerekirse Goran Jeretin'den önce ve sonra olarak yapmamız gerekiyor bunu. Takımı derleyip topluyor Karadağ'lı oyuncu, bu kadar dağınık bir takımı kalifiye bir guardın maksimum düzeyde toparlayabileceği ölçüde.

Akatlar'da oynanacak ilk maç çok çok kritik iki taraf için de. Bıyıktay, Ankara'ya 2-0 ile gelip iki maçtan birini daha alıp seriyi sonlandırmak isteyecektir. 'Beşiktaş Cola Turka'yı deplasmanda yenemeyeceksek play-off'a hiç girmeyelim' diyerek adeta meydan okuyan koç Merih Çakıroğlu ise İstanbul'dan alınabilecek muhtemel bir galibiyeti turun ve belki de önümüzdeki sezon için de koç koltuğunun kendisinde kalmasının bir teminatı olarak görüyor. Ricky Davis başta olmak üzere tüm oyuncularına top kullanma konusunda büyük bir rahatlık veren Çakıroğlu ile Burak Bıyıktay'ın sistemi birbirine çok yakın sistemler temel olarak. Bu sistemlerde belirli dönemler için sertleşmeyi başarabilen taraf kendisine büyük avantaj sağlayacak bu seride. İlk maçı Akatlar'da oynayacak olması ve bu sertliği pratiğe dökmeye daha yakın olan taraf olması sebebiyle ipler bence Beşiktaş Cola Turka'nın elinde seri öncesinde.

Tutku Açık'ın elindeki rahatsızlık nedeniyle muhtemelen sezonu kapattığını ve Karşıyaka deplasmanında sakatlanan Ümit Sonkol ve Kris Lang'in play-off'lara yetiştirilmeye çalışılacağını da ekleyelim Telekom cephesi için. Beşiktaş Cola Turka'da ise anlık pek çok gelişme yaşandığı için yoğurdu biraz üflüyoruz ama şu an için sakat ya da eksik oyuncu yok gibi gözüküyor. Takımdan ayrılan Lonny Baxter haricinde.

İstanbul'daki ilk maçın turun galibini büyük ölçüde belirleyeceğini düşündüğüm bu turda gözlerle yapılan savunmalar neticesinde yüksek skorlar, tempolu bir basketbol bekliyorum. Eli sıcak olduğunda bu seviyelerde maç alabilecek birdan fazla isim var iki takımda da. Kris Lang - Erwin Dudley - Ümit Sonkol ve yaşına rağmen Hüseyin Beşok uzun rotasyonunu savunmakta zorlanacaktır siyah beyazlı uzunlar. Boyalı bölgeyi verimli kullanabildiği taktirde tura yaklaşır Türk Telekom. Tempolu oyunu seven iki takımdan tempoyu yaparken oyun aklını korumayı başarabilen taraf turun da galibi olacaktır.

Efes Pilsen - Erdemir (Play-Off 1.Tur Analizi)

Ligdeki Maçlar:
Efes Pilsen - Erdemir: 98 - 83
Erdemir - Efes Pilsen: 78 - 87

Karşılaşma Tarihleri:
29 Nisan Perşembe @ Ayhan Şahenk
2 Mayıs Pazar @ Ereğli
4 Mayıs Salı @ Ereğli (Gerekirse)
7 Mayıs Cuma @ Ayhan Şahenk (Gerekirse)


Normal sezonu 27 galibiyet 3 mağlubiyetlik derecesi ile en yakın takipçisi F.Bahçe Ülker'in dört, üçüncü Banvit'in ise yedi galibiyet önünde açık ara lider olarak tamamlayan Efes Pilsen, çeyrek final ilk turunda ligi 13 galibiyet ile sekizinci sırada kapatan Erdemir ile eşleşti. Ligde iki takım arasında oynanan iki karşılaşmayı da kazanan lacivert beyazlılar seriye 1-0 önde başlama avantajına sahip.

Euroleague defterini kapatıp ligde de rahat bir konuma ulaşmasının ardından play-off'lara tıpkı geçen yıl olduğu gibi Avrupa'da ayarladığı maçlar ile hazırlandı Efes Pilsen. Hafta aralarında Almanya, Rusya ve İtalya'da hazırlık maçları oynayan Efes Pilsen, bu dönemde ligde oynadığı son dokuz karşılaşmada da rakiplerine maç başına ortalama 24.4 fark atmış durumda. Son sekansda çoğunlukla ligin ilk sekiz sırasının dışında yer alan takımlarla karşılaşmış olmaları elbette ki bu farkı yaratan temel unsur. Fakat tıpkı geçen yıl olduğu gibi hem takımın rehavete girmesini engellemek hem de play-off'lara en hazır şekilde gelebilmek için ayarlanan bu yurt dışı turnelerinin faydasını, son dokuz maçını kazanıp çeyrek finale formda ve sorunsuz şekilde gelerek kısmen de olsa görmüş durumda Ergin Ataman. Tabii ki bu yurtdışı turnelerinin amacı ligde Daçka'yı, Antalya'yı farklı şekilde mağlup etmek değil. Ama play-off'lara en hazır şekilde gelip, buradaki maç temposuna adapte olabilmek adına önemliydi bu maçlar. Bu emeğin karşılığını da finale kadar serileri bir an önce bitirip, enerjilerini ve zamanlarını efektif şekilde kullanarak almak isteyeceklerdir.

Erdemir ise geçen yıl sekizinci haftada sadece bir galibiyet alabilmiş takımın başına getirdiği genç koç Ahmet Çakı ile bitime üç hafta kala dokuzunculuk koltuğuna kadar yükselmeyi başarmıştı. Bu sonucun ardından takımda normal olarak ortaya çıkan rahatlama durumu olmasaydı şayet hani belki play-off'u bile zorlayacaklardı o kötü başlangıca rağmen. Ligdeki bu başarının yanı sıra geçtiğimiz sene Türkiye Kupası'nda da finale kadar yürümeyi becermişti genç koç ve öğrencileri. Bu başarılı sezonun ardından yeni yılda hedef kesinlikle play-off olarak belirlenmişti Ereğli'de. Ligin ilk 18 haftasında tam on galibiyet almayı başaran Erdemir, iyi bir yerden play-off mücadelesine katılabilecek gibi duruyordu. Fakat son 12 haftada yalnızca üç galibiyet alıp, içerde/dışarda kümede kalma yarışı veren takımlarla oynadıkları maçları kaybetmelerinin ardından normal sezonu toplam 13 galibiyet ile sekizinci sırada tamamladılar. (Erdemir özelinde değindiğimiz bir Alex Gordon sorunsalı vardı ki onu da şuradan okuyabilirsiniz. Tekrara girmeyeyim burada) Bu sezon tam dört maçı uzatmada kaybeden Ereğli temsilcisi, Telekom'a ise evinde iki uzatma sonucunda kaybetti. Sekizinci sıradan play-off'a girip lider Efes Pilsen'e karşı 1-0 geride başlayacakları bir seri öncesinde, bu kaçan galibiyetlere çok daha fazla üzülmüşlerdir sanıyorum ki.

Avrupa'da İspanyol kıyağı ile geçen yılki kulüp tarihinin en büyük başarısızlığını tekrarlamaktan kılpayı kurtulan ve Türkiye Kupası'nı da F.Bahçe Ülker'e kaptıran Efes Pilsen'in elle tutulur tek amacı kaldı: Lig şampiyonluğu. Başarısızlıkların ve herşeyden önce Efes'i Efes yapan ve sevgimizi & saygımızı kazanmasında temel nokta olan kulüp kültürünün aşınması sorunsalının önüne geçmemesini dilediğim bu yerel başarı için şüphesiz ki en güçlü aday Efes Pilsen. Hele ki Tanjevic'in rahatsızlığı sonrası bocalama devresi yaşayan F.Bahçe Ülker'in durumu da ortada iken, bu ihtimal daha da kuvvetleniyor. Parça parça alıp incelediğimizde ya da şöyle bir iki adım geriye çıkıp büyük resme baktığımızda Erdemir'in Efes Pilsen'den maç alabilmesi için çok ekstrem yüzdeler, performanslar görmemiz gerekiyor iki taraftan da. Bir taraf için olumlu diğeri için olumsuz olmak koşuluyla elbette. Her noktada rakibinden kat be kat güçlü Efes Pilsen. Sezon başından bu yana süregelen Rakocevic & Nachbar odaklı saha içi sorunları da minimize etmiş durumdalar bu arada. İki ismin de önümüzdeki sezon Efes Pilsen forması giymeye devam etme ihtimali Ergin Ataman görevde olduğu sürece çok çok düşük olsa da dediğim gibi sorunlar minimalize edilmiş durumda bence. Saha içinde kafa kafaya geldikleri İsrail deplasmanınını hareket noktası alacak olursak, etraf süt liman bile diyebiliriz hatta.

Efes Pilsen'in geçen sezon olduğu gibi finale kadar maç kaybetmeden ilerlemesini bekliyorum ben de pekçoğumuz gibi. Çeyrek finalde bir günlük Ereğli gezisi ile işi bitirip yarı finaldeki rakiplerini beklemeye başlayacaklardır. Erdemir için ise oldukça güzel başlayan ama devamında bocalanan bir sezonu geride bıraktılar diyebiliriz sanırım. Bu noktadan ilerisi ne yazık ki mümkün gözükmüyor onlar için. Fakat Ahmet Çakı yönetiminde devam edecekleri ligdeki üçüncü sezonlarında daha bilinçli bir seyirci kitlesi, daha tecrübelenmiş bir organizasyon yapısı ile lige renk katmaya devam edecekleri de aşikar.

Tomas Nagys'e 3 Maç Ceza

Normal sezonun son haftasında oynanan G.Saray Cafe Crown - Bornova Belediye maçının ilk periyodunun sonlarına doğru başhakem Mehmet Keseratar'ın vermiş olduğu bir kararın ardından yapmış olduğu itirazla teknik faul almıştı Nagys. İtirazlarınının şiddetini arttırarak Keseratar'ın üzerine yürümesiyle birlikte de diskalifiye edilmişti karşılaşmadan. İlgili karar bugün açıklanmış: 3 maç men ve 6.000 TL para cezası. İlk maçı bugün oynamayarak tamamladı Litvanya'lı oyuncu, serinin diğer iki maçında da forma giyemeyecek. Kararın detaylı açıklaması burada.

28 Nisan 2010 Çarşamba

F.Bahçe Ülker: 83 - Bornova Bld: 58 (İlk Raund Fener'in)

Bugün başlayan bir diğer çeyrek final serisinde maça hızlı giriş yapıp ilk 13 dakikada farkı yirmi kapısına kadar yaklaştıran F.Bahçe Ülker'e, devrenin kalan altı buçuk dakikasında hızlı oyunuyla yarattığı 22-9'luk bir seri ile cevap verdi Bornova Belediye. Fakat aynı senaryoyu ikinci yarının başında da oynayan F.Bahçe Ülker, bitime yedi dakika kala skoru 67-47'e taşıyarak maçı koparma noktasına getirdi yeniden. Öldürücü darbeyi vurduğu bu ikinci seriyi oluştururken Bornova'nın elinden Shipp kozunu alışı da muhtemel bir ikinci cevap olasılığını ortadan kaldırdı F.Bahçe Ülker için. Maçın başındaki ilk yumruktan sonra sersemleyen ama hemen ayağa kalkmayı başaran Bornova, ikinci sert yumrukta ise nakavt olmaktan kurtulamadı bugün (83-58).

Bandırma'da tıklım tıklım dolu salonla yaratılan keyifli basketbol ortamında yılın en zevkli maçlarından birini izledikten sonra bomboş Abdi İpekçi'ye adapte olabilmek pek kolay olmadı açıkçası. Ben ekran başında bu sorunu yaşarken parkede de Bornova ekininin ilk on dakikada henüz play-off havasına giremediğini gördük. İkinci çeyreğin başında sakatlıktan dönen Ukic'in de sahaya girişi ile karşı sahada verimliliğini arttıran F.Bahçe Ülker, 13 buçuk dakika geride kaldığında 32-16 önde olan taraftı. Serinin sonucunu etkileyecek en önemli faktör olarak söylediğimiz topun boyalı bölgeye inmesi gerekliliğine iyi çalışmış sarı lacivertliler. Bunu gördük bu dönemde. Onüç dakikada yaratılan onaltı sayılık marj yeterli olarak görülebilirdi F.Bahçe Ülker için eğer rakip Bornova Belediye olmasa idi şayet. Zira sezon boyunca skorborddan bağımsız olarak kendi oyun şablonunu sahaya yansıtan takımlardan biriydi Bornova. Bugün de yaptılar bunu. Ve devreye kadar olan altı buçuk dakikalık sekansda 22 -9'luk bir seri yaratarak devreye sadece üç sayı farkla, 41-38 yenik girdiler. Onüç dakikada üretilen 16 sayının ardından, altı buçuk dakikada gelen 22 sayı. Bu sekansda Yalçın ve Serdar Yavuz'dan gelen 8 sayılık oyun da etkiliydi tabii. Seri öncesinde dikkat çektiğimiz noktalardan biri de buydu.

Maça oldukça yüksek şut yüzdesiyle başlayıp maçı koparma imkanını yakalamışken soyunma odasına yalnızca üç sayı farkla önde girmek ev sahibi takımın beklediği ve istediği senaryolardan biri değildi şüphesiz. Ama koç Aclan Kavasoğlu'nun da bunu pek istediğini söylemek doğru olmaz herhalde. Rakibin istim üstünde olmasını sağlayacak bir skor bu. Onlar için gerekli olan şey ise rakibi uyutmaktı bana kalırsa. Devre boyunca tempoyu düşüren ve sezon boyunca oynadığı oyunun aksine açık sahada değil rakip yarı sahada yarısaha hücumu yapan bir Bornova vardı sahada. Gerçi farkı kapattıkları dönemde biraz olsun kıpırdandılar. Kendi sistemlerinin epey dışında oynadıkları bu devrede Shipp yalnızca bir isabet bulabilmişken maçın içinde kalabilmeleri de önemliydi onlar adına. F.Bahçe Ülker cephesinde ise tam dokuz oyuncunun bir şekilde skora katkı verişi ise iki takım arasında kadro genişliği hakkında söylenebilecek herşeyi fazlasıyla özetliyordu.

Soyunma odasının duvarları ' Savunma yapıyoruz beyler..!' diye çınlamış olacak ki ikinci yarının başlaması ile kendi çemberine giden yolların tamamında ilk devreye göre birkaç kat sert savunma gördük F.Bahçe Ülker'den. Üst düzey bir savunma değildi belki ama bu seviye için de fazlasıyla yeterliydi demek yanlış olmaz bu savunma düzeyi için. Hücumda zorlanmaya başlayan Bornova'nın en etkili hücum silahı Shipp, önce Ömer Onan'ın sportmenlik dışı faul aldığı pozisyonda teknik faul alıp ardından da Ukic'e üç sayı çizgisinin gerisinden şuta kalkmış iken müdahalede bulununca dört faul ile kenara geldi. En etkili hücum elemanını kaybeden Bornova, bu çeyrekte yalnızca yedi sayı üretebildi. Buna karşın F.Bahçe Ülker'de 6 sayı 3 asist ile oynayan ve bu çeyrekteki 21 sayının yarısının yaratılmasında pay sahibi olan Ukic - Preldzic ikilisi dengeyi ev sahibi lehine bozan isimler oldular.

Greer'in turnikesi ile bitime 07.30 kala skorbordda 67-47'i gördük. 12 buçuk dakikada 26-9'luk bir F.Bahçe Ülker serisini işaret ediyor bu skor bize. Bitime yedi dakika kala kapıyı kapatmış oldu böylece sarı lacivertliler. Kalan dakikalarda oyunun bitse de gitsek modunda olmasına karşın Bornova'nın ikinci yarıda yalnızca yirmi sayı üretebilişi ve sezonda maç başına 76.9 olan hücum ortalamalarının bu maçta yalnızca 58'de kalışı maçın da ufak bir özeti aslında. Son çeyreğin ortasına gelmeden beyaz havluyu attı zaten koç Aclan Kavasoğlu da. Yabancı oyuncularını yanına aldı ikinci maçı düşünerek. İkinci yarıdaki savunması ile seride 1-0 öne geçmeyi başaran F.Bahçe Ülker ile Bornova Belediye arasındaki ikinci maç cuma akşamı yine Abdi İpekçi'de olacak.

F.Bahçe Ülker (83):
Roko Ukic 15 (1 ribaund- 5 asist), Mirsad Türkcan 15 (7 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 8 (1 ribaund), Semih Erden 10 (1 ribaund), Damir Kaan Mrsic, Gasper Vidmar 9 (9 ribaund), Lynn Greer 11 (1 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 2 (2 ribaund), Tarence Kinsey 2 (3 ribaund), Emir Preldzic 11 (8 ribaund- 5 asist)

Bornova Bel. (58): Josh Shipp 13 (1 ribaund), Umutcan Özyıldırım (1 asist), Umut Durmuş 4, Yalçın Azizmahmutoğulları 7 (6 ribaund- 3 asist), Tyler Smith 10 (5 ribaund- 2 asist), Çağdaş Doğan 5, Frank Elegar 14 (4 ribaund), Serdar Yavuz 5 (1 ribaund), Cüneyt Erden (2 asist)

Banvit: 80 - P. Karşıyaka: 79 (Davis'ten Son Saniye Öpücüğü)

Play-Off'ların açılış maçında gülen taraf Chuck Davis'in son saniyedeki basketi ile Banvit oldu. İlk yarıda konuk takımın üstünlüğüyle geçen maçın ikinci yarısında farkı birçok kez açma şansını yakalayan Banvit, hepsinde rakibine yakalandı. Hatta son çeyrekte Holson & Toolson ikilisinin bulduğu 4 isabetli üçlük maçı az kalsın Pınar Karşıyaka'ya getiriyordu ki, Cakic'in girmeyen üçlüğünde hücum ribaundunu alan Chuck Davis, sayıyı da yaparak son sözü söyledi.

Chuck Davis'in daha 1,5 dakika olmadan 2. faulünü almasıyla biraz sıkıntılı şekilde maça giren Banvit, savunmadaki hareketli ve istekli oyununun karşılığını -KSK'nın sayı üretimine engel olamayarak- alamayınca ilk çeyrekte istediklerini pek yapamadı. Savunmada dışarıyı riske edip, içeri gömülerek oynayan Pınar Karşıyaka, Birkan ve Holston'la yaktıkları savunma ateşinin de etkisiyle skoru forse etti. 6. dakika henüz geçilmişken Lance Williams'ın da 2. faulünü alıp kenara gelmesinin ardından Hakan Demir'den de Wesson - Andre Smith değişikliği hamlesi geldi gecikmeden. Böylece 2 ağır abinin oyundan çıkmasıyla biraz daha açık saha oyununa döndü oyun. 15-22 konuk takım üstünlüğüyle kapanan ilk çeyrekte savunmalarının yanında 6'şar sayılık katkılarıyla takımlarının en skorer isimleri olan Birkan & Furkan ikilisi ve 10 dakikada tam 4 top çalan David Holston en sivrilen isimlerdi. Banvit'te ise sayııların yarısına yakını (7) Chuck Davis'ten geldi.

İkinci periyoda 8,5 dakika boyunca 2 faulle oynayıp takımının en skoreri olan Chuck Davis'i kenara çekerek başladı Orhun Ene. Hakan Demir de periyot sonunda 2. faulünü alan Furkan'ı yanına oturtmuştu aynı şekilde. Ayrıca Alper Saruhan oyundaydı Toolson'un yerine. Tahminimce ilk çeyrekte sadece 1 üçlük denemesi yapan takımın dışarıdan da bir şekilde üretime başlamasını istedi Hakan Demir. Birkan'ın sağ dipten bulduğu üçlük maçtaki farkı ilk kez 10'a çekti. Toolson'un faul çizgisi üstünden bulduğu stop-jump-shot ile 22-32'ye selam eden skora o andan sonra Lance Williams etki etti. Peşpeşe bulduğu 6 sayı ve vurduğu 1 blok ile farkı 4 sayıya çekerken takımını da maçın içinde tutmak adına üstüne düşeni yapmış oldu. Banvit bu seriyi yakalamadan hemen önce Karşıyaka'da Holston'un yerine Serkan Menteşe'nin girdiğini belirtelim. Direkt Serkan'ın yüzünden diyormuşum gibi anlaşılmasın, seviyorum sadece bu tip detayları vermeyi. Ama takımın Serkan girdikten sonra hiç top çalmasının olmadığını da dip not olarak verelim. Hatta Holston dışında top çalma şerefine nail olan hiçbir Karşıyaka'lı oyuncu olmadığı detayını versem daha sağlıklı olacaktır tahminimce. Yorulan Lance Williams ve katkı vermeyen Cakic'in yerine Chuck Davis - Barış Hersek ikilisine dönen Orhun Ene, Davis'in Furkan'a 3. faulünü yaptırtması ve peşpeşe 4 sayı bulmasıyla Davis'ten istediğini fazlasıyla aldı kısa süre içinde. Ama önce Lance sonra Chuck ile kısa süreli seriler yakalayıp farkı 3 sayı civarına indiren Banvit, Andre Smith'in üst üste bulduğu sayılara engel olamayınca devre sonunda skoru kafa kafaya getirme şansını tepti. 12 sayıyla sahanınBanvit adına en skoreri olan Davis'in de Furkan gibi daha ilk yarıdan 3. faulünü aldığını, Holston'un yerine oyuna giren Serkan Menteşe'nin ikinci çeyreğin bitimine 23 saniye kalana kadar oyunda kaldığını, penetreleriyle ve enerjisiyle Banvit'in canını yakan Birkan'ın devre biterken bulduğu sayıyla 13. sayısına ulaştığını, sahanın en skoreri olduğunu ve devre skorunu 36-42 olarak tayin ettiğini belirterek bitirelim ilk yarı kısmını.

İkinci yarıya alan savunması tercihiyle giren Banvit, 7 sayısı Keith Simmons'dan olmak üzere 11-0'lık bir seri yakalayarak önce skoru dengeledi sonra da farkı 4 sayıya çıkarttı. 4 dakika boyunca skor üretemeyen Pınar Karşıyaka'nın ikinci yarıdaki ilk sayılarını ilk yarının da en skoreri olan Birkan Batuk kazandırdı. 3 faule çok erken ulaşan Furkan yüzünden Andre'yi de sahada tutmak zorunda kalan Hakan Demir, kenara çekilecek yabancıyı Holston olarak belirleyip genç guard Serkan ile devam etti. Banvit istediklerini yapmaya başlamanın ve şutların da girmesinin keyfiyle maçı dilediği gibi götürmeye başladı. Öyle ki 6 dakika geildiğinde ikinci yarının skoru 16-2 ile Banvit lehineydi. Holston'sız olmayacağını anlayan Hakan Demir, Toolson'u kenara çekip Alper'i görevlendirdi kısa forvet pozisyonunda. Böylece Holston da oyunda dahil oldu. Davis'e çalınan kolay bir hücum faulle faul sayısı 4'e yükselince hem Orhun Ene hem de Davis çıldırdı. Karmaşayı iyi değerlendiren Birkan, bir üçlük, bir de savunmada top kapıp Alper'e attırdığı basket ile berbat geçen bir çeyreğin sonunu toparlama konusunda ciddi bir hamle yaptı. Son çeyreğe girilmesine 2 dakika kala 54-50'ye gelen skor Andre Smith'in 2/2 faul atmasıyla 54-52'ye geldi. Bu arada Wesson - Smith ikilisinin uzun savunmasındaki gayreti de hayli dikkkat çekiciydi son dakikalarda. Simmons ve Holston'ın karşılıklı üçlükleri aradaki farkı değiştirmese de üçüncü çeyrek skorunu tayin etti (57-55). Kötü oynanmış bir çeyrek sonunda az kalsın maçtan koparken yeniden maça tutunmak Karşıyaka adına olumlu bir gelişmeydi kesinlikle.

Wesson'ın 3-4 kez pota altından deneyip, girmeyen toplarını alıp en sonunda da 4 kişinin arasından basketi bulup, ardından da 'İşte bu' dercesine sıkıp savurduğu yumruğuyla Keith Simmons'u yere yıkıp kaşının yarılmasına neden olunca hem saha içi hem de tribünler biraz karıştı. Kasıtlı yapılmış bir şey yoktu bence, sadece dediğim gibi onca mücadelenin sonunda sayıya ulaşılmasından ötürü yumruğunu sıkarken yanlışlıkla vurdu gibi geldi bana. Yine de sportmenlik dışı faul çalındı tabii. Furkan'ı üçüncü çeyrekte kullanmayıp son kısma saklayan Hakan Demir genç oyuncusunu 9 dakika kala oyuna soktu. Bu değişikliğin Smith ile yapılmamasının nedeni de Wesson temelli oluşan salondaki gerginliği biraz azaltmaktı sanırsam. Wesson'ın basketinden sonra 7-0'lık bir seri yakalayan Banvit, bitime 08:21 kala farkı yeniden 7 sayıya çıkartmayı başardı. Sonra Hakan Demir'in aldığı teknik faul geldi bunun üstüne ve yakalanan seri 11-0'a çıktı, fark da çift hanelere.

Toolson uzun menzilli bir üçlükle bu maçtaki ilk üçlüğüne ancak 34. dakikada kavuşup farkı yeniden tek hanelere çekti. Ve artık seri yakalama sırası Pınar Karşıyaka'ya geçmişti. Holston'dan peşpeşe gelen 2 isabetli üçlük bir anda İzmir ekibini 70-72 öne taşıdı, en kritik zamanda, bitime 3 dakika kala. Toolson'un takımı adına bu çeyrekteki 4. üçlüğü gönderip farkı 3 sayıya çıkarttı 72-75 ile ama Banvit'in 76-75 ile skoru lehine döndürmesi çok uzun sürmedi. Bitime 35 saniye kala üçlük denerken Yiğitcan'ın faulüne maruz kalan Holston 3/3 atıp üçlük sokmuş kadar olunca fark yeniden konuk takım lehine 2 sayıya çıktı. Banvit 28 saniye kala Barış'ın elinden bulduğu sayılarla skoru yeniden dengeledi ve topu Karşıyaka'ya attı. Banvit hemen bir faul yapıp 4. çeyreğin başının olay adamı Wesson'ı faul çizgisine götürdü. O da 1/2 yapıp topu Banvit'e attı. Son topu Cakic'le yollanmış bir üçlük şeklinde kullanan Banvit'in imdadına yetişen Chuck Davis oldu. Aldı hücum ribaundunu, tam süre biterken yaptı sayıyı. Ve böylece en renkli geçmesini beklediğimiz seride Banvit'i 1-0 öne taşıdı (80-79).

Banvit (80): İbrahim Yıldırım (1 asist), Barış Ermiş 9 (3 ribaund- 4 asist), Lance Williams 19 (4 ribaund), Charles Davis 20 (7 ribaund- 1 asist), Yiğitcan Turna (2 ribaund- 1 asist), Barış Hersek 2 (3 ribaund), Keith Simmons 12 (1 ribaund- 1 asist), Goran Cakic 7, Yunus Çankaya 11 (2 ribaund- 3 asist)

Pınar Karşıyaka (79): Birkan Batuk 17 (1 ribaund), Ryan Toolson 17 (2 ribaund- 2 asist), David Holston 14 (2 ribaund- 5 asist), Andre Smith 8 (4 ribaund- 2 asist), Furkan Aldemir 7 (7 ribaund), Valentin Pastal (1 ribaund), Alper Saruhan 2, Ray Wesson 13 (11 ribaund)

Ömer Aşık'a Artık İdmanlar da Kapalı

Kulübe çektiği ihtarnamenin ardından veto yiyen ve sakatlığı geçtiği halde maç kadrosuna alınmayan, yerine apar topar Gasper Vidmar'ın geri çağrıldığı Ömer Aşık, artık takımla idmanlara da çıkmayacak. Takımla çalışmasına yasak konulan genç oyuncu böylelikle tamamen kadro dışı kalmış oldu. Arada yaşanan olayda iki tarafın da kendine göre haklılıkları vardır mutlaka ama ben bir Türk basketbolsever olarak tek bir yerden bakıyorum olaya. O da yazın oynanacak Dünya Şampiyonası öncesinde en önemli silahlarımızdan birinin göz göre göre köreldiğidir. Çaresi neyse bulunmalı, öyle ya da böyle. Salsabasket özel haberidir.

John Calipari & Enes Kanter Röportajı

Study In America organizasyonundan Parla Alpan'ın yeni sezonda NCAA takımlarından Kentucky için mücadele edecek olan Enes Kanter ve onun koçluğunu yapacak olan John Calipari ile 23 Nisan'da yaptığı özel röportaja şuradan ulaşabilirsiniz. Röportajı organize eden kişi Habertürk'ten Mete Aktaş. Sorular da ona ait. Parla'ya sadece soruları iletme görevi verilmiş. Röportajın Mete Aktaş imzasıyla Habertürk'te yayımlanan hali ise şurada. Röportajın ilk kısmı John Calipari ile ve Türkçe altyazılı, ikinci kısımda ise Enes Kanter ile yapılıyor röportaj. Türkçe olarak. Öncelikle John Calipari'nin konuşmalarının ve yorumlarının Enes'e büyük bir güven verdiğini hissettiğimi belirtmeliyim. O gerçekten özel bir oyuncu ama oyuncuların kendini bu derece güvende ve moralli hissetmeleri performanslarının çok daha iyi şekillere girmesini sağlar. Enes için çok mutlu olmalıyız bence bu detaydan. Artı olarak Calipari de başına konan talih kuşunun farkında. 'Enes'in yeni bir Shaq, yeni bir Nowitzki olmasını değil, kendisi olmasını ve arkasından gelen nesillere 'Ben yeni Enes olacağım' dedirtmesini istiyoruz' cümlesi herşeyi ifade ediyor aslında. Nike Hoop Summit 2010'da Nowitzki'nin 16 yıldır kırılamayan sayı - ribaund rekorunu kırıp herkese adını duyuran Enes Kanter için keyifli bir sezon olacak önümüzdeki yıl. Calipari'nin Kentucky maçlarının Türk televizyonlarında yayınlanması konusundaki önerisine de köküne kadar katılıyorum. İnşallah akıl eder bir kanal o maçların yayın hakkını almayı. Biz de böylece adım adım takip ederiz bu aslan parçasının gelişimini. Sakatlıklardan, şanssızlıklardan uzak bir yol olur inşallah önünde. Gerisi zaten teferruat, ne kadar iyi olduğunu ve neleri başarabileceğini hepimiz gayet iyi biliyoruz.

Darius Washington Roma İle Anlaştı

Yabancılarına 2 sene üst üste aynı formayı giydirme konusunda pek de başarılı olmayan G.Saray Cafe Crown'da mevcut kadrodan ilk ayrılık haberi tez geldi. Son maçlarda sakat sakat oynayarak taraftarın gönlünü fetheden, 2 gün önce de sizlerden gelen oylar neticesinde 'Yılın 6. Adamı' ödülünü kazanan Darius Washington İtalya ligi ekiplerinden Virtus Roma ile anlaşmış. Haberi geçen Sportando. Jasaitis ve Rancik'in de birçok taliplisi olduğu biliniyor. Yeni sezonda Avrupa Kupası oynayamayacak olması G.Saray Cafe Crown'un elini biraz zayıflatıyor ama bakalım kalan yabancılardan kaçı tutulabilecek takımda? En önemlisi yıllar önce Sheron Mills'in yaptığını hangi yabancı oyuncu yeniden becerebilecek, 2 yıl üst üste sarı kırmızılı formayı giyerek.

F.Bahçe Ülker - Bornova Belediye (Play-Off 1.Tur Analizi)

Ligdeki Maçlar:
F.Bahçe Ülker - Bornova Bld: 90-69
Bornova Bld - F.Bahçe Ülker: 77-71


Karşılaşma Tarihleri:
28 Nisan Çarşamba @ Abdi İpekçi
30 Nisan Cuma @ Abdi İpekçi
3 Mayıs Pazartesi @ Halkapınar
5 Mayıs Çarşamba @ Halkapınar (Gerekirse)
8 Mayıs Cumartesi @ Abdi İpekçi (Gerekirse)


2 yıl içerisinde Bölgesel Lig'den TBL'e yükselerek orta çaplı bir mucizeye imza atan ve ligdeki ilk sezonunda yedinci sıradan play-off'lara girmeyi başaran Bornova Belediye, Tanjevic'in rahatsızlığı dolayısıyla görevi yardımcı koç Ertuğrul Erdoğan'ın devralması ile birlikte bir bocalama dönemi geçiren F.Bahçe Ülker ile eşleşti. Bitime bir hafta kala evinde 77-71'lik skorla kazandığı F.Bahçe Ülker karşılaşmasının ardından hem play-off'u garantilemiş hem de eşleşmenin 0-0 beraberlikle başlamasını sağlamıştı İzmir temsilcisi.

'2010'da Hedef Avrupa'da Final Four' mottosu ile bu topraklarda görmeye pek alışık olmadığımız uzun vadeli bir hedef belirleyen F.Bahçe Ülker yönetimi, millet olarak klasik özelliğimiz olan sadece hedefi belirleme kısmını tam yapıp geri kalan tüm noktalarda kaytarınca TOP-16'yı bile göremeden evine döndü hedef sezonunda. Üstelik son dönemin en makul grubunda yer alıyor iken başardılar bunu. İşin Türkiye ayağında ise bir sıkıntı yok. Ülker ile birleşip F.Bahçe Ülker adını aldığı 2006-07 sezonundan bu yana normal sezonu sürekli olarak ilk üçün içerisinde tamamladı sarı lacivertliler. Ve yine Efes Pilsen ile birlikte şampiyonluğun en güçlü adayı konumundalar. Fakat bu sezon işler her zamankinden daha karmaşık onlar için. Zira kolon kanseri teşhisi konan ve görevinden bir süreliğine ayrıldığı açıklanan Tanjevic'in yokluğunda son yedi maçın üçünü kaybettiler. Daçka'yı da dahil edersek eğer son sekiz maçda dört mağlubiyete yükseliyor bu rakam. Ligin ikinci yarısında kadroya dahil edilen ve takım üzerinde gözle görülür şekilde olumlu etkiler yapan Ukic'in Mersin deplasmanında parmağından sakatlanıp ameliyat olması da tuz biber ekti bu durumun üstüne. O'nun yokluğunda oyun kurucu bölgesinde çok sıkıntı çekti F.Bahçe Ülker. Ukic'in sakatlığını atlatıp play-off'larla birlikte sahalara dönecek olması en sevindirici haber kuşkusuz sarı lacivertliler için. Fakat Ukic'in sakatlığının şut elinde olmamasına rağmen nasıl döneceği de önemli. Zira Ukic'li ve Ukic'siz takım arasında gece ile gündüz kadar fark var. Ukic'in dönüşü ile birlikte tek eksik Ömer Aşık kalıyor F.Bahçe Ülker'de. Ömer'in de yönetimden cezalı olduğunu düşünürsek, oynaması zor gözüküyor play-off'larda. Fakat hem boyalı bölgedeki savunma sertliği hem de ribaundlar konusunda takımın Ömer Aşık'ın yokluğunu hissettiği de çok açık şekilde gözüküyor. Türkiye kariyeri ile Gökhan Zan'ın basketbol versiyonu ünvanını fazlasıyla hakeden Gordan Gricek'in durumu da ayrıca soru işaretleri içeriyor seri öncesinde.

Bornova Belediye'nin başarısı üzerine epeyce konuştuk bu son dönemde. Anıl güzel bir de yazı yazdı geçtiğimiz hafta Bornova Belediye'nin son üç sezondaki başarılı performansı hakkında. Bu yazıyı okumamış olanları şöyle alalım ve devam edelim biz. Bornova için sezon içinde iki kırılma noktası vardı. Bunlardan ilki Kepez'den dağılan kadrodan Cüneyt Erden'i transfer etmeleri. İkincisi ise Kedrick Brown'un sakatlığı sonrası Tyler Smith gibi bir ismi bünyelerine katmış olmaları. Bu iki başarılı hamle ile buraya gelmeyi başardı Bornova. Bitime bir hafta kala evinde F.Bahçe Ülker'i devirerek bu eşleşme öncesi de morallendiler. Aynı zamanda kendisinden kat kat fazla paralara kurulan ve kadro kalitesi olarak da oldukça önemli isimlerden oluşan rakibini yenebileceğini gördü Bornova'lı oyuncular. Hepsinden önemlisi bu. Koç Aclan Kavasoğlu oyuncularına ne kadar anlatırsa anlatsın söylediklerinin oyuncularını bu galibiyet kadar etkilemesi mümkün değil, o açıdan önemliydi bu galibiyet. Seriyi 0-0'a taşımış olması da ayrıca değerli kılıyor tabii. Joshua Shipp - Tyler Smith - Frank Elegar üçlüsünün bireysel performanslarına bağlı Bornova hücumunda, ekstra işler yapan bir oyuncu ortaya çıktığında işin boyutu çok farklı oluyor. Ki Cüneyt Erden gibi, kaptan Yalçın gibi, Serdar Yavuz gibi bu katkıyı zaman zaman verebilecek isimler var Bornova kadrosunda. Son F.Bahçe Ülker karşılaşmasında beyaz bandları ve formaları ile zaman zaman Boston Celtics'i izliyormuşuz havası veren Shipp - Smith - Elegar üçlüsüne 5/8 dış şut isabetiyle ürettiği 15 sayılık bir oyunla omuz veren Cüneyt Erden maçı getiren isim olmuştu mesela.

Normal sezonda yaşadığı sakatlıklar, saha dışı gelişmeler ve ne yazık ki can sıkıcı durumlar ile play-off'a tam ve hazır şekilde gelememesine karşın ev sahibi avantajını elinde bulunduran F.Bahçe Ülker, play-off'larda her zaman için işin ciddiyetinin farkında olan bir takım. Ve buraları da hep farklı oynadılar bugüne kadar. Bunun haricinde seri öncesinde onlar için olumlu birşey söyleyebilir miyiz diye bakınıyorum ama daha fazlası yok elimizde. Bornova ise zaman zaman rakiplerinin başını döndüren enerjisi ve isteği ile İstanbul deplasmanından bir galibiyet çıkartmanın hesabını yapıyor şu anda. Shipp - Tyler ikilisine katkı verecek isimlerin artması ve boyalı bölgedeki performansları ölçüsünde yaklaşacaklar bu galibiyete. G.Saray Cafe Crown maçında hakem Mehmet Keseratar'ın üstüne yürüdüğü için diskalifiye edilen Tomas Nagys'in ilk maçta oynamayacak olması, belki daha fazla da bir ceza alabilir, haricinde bir eksiklik yok Bornova cephesinde. Nagys'in yokluğunda Gasper Vidmar - Oğuz Savaş - Semih Erden ve Mirsad Türkcan dörtlüsü ile işlemeye çalışacaktır F.Bahçe Ülker içeriyi. Zira İzmir'deki maçta da Oğuz, Nagys'in varlığına rağmen üstünlük sağlamıştı orada. F.Bahçe Ülker'li oyuncular son maçta olduğu gibi rakiplerini dışardan mı vurmaya çalışacaklar yoksa topu üstün oldukları bölgeye, içeriye mi indirecekler? Son maçta içerden kullanılan 25 topa karşılık tam 26 dış atış denemesi vardı sarı lacivertlilerin.Serinin kaderini belirleyecek temel nokta burası kesinlikle.

Lige yükseldiği ilk sezonda altıncı olup F.Bahçe Ülker ile eşleşen ve 0-0 başladığı seriyi üçüncü maçta evinde alabildiği tek galibiyetle 3-1 kaybeden Antalya BŞB ile Bornova takımının öyküsünün benzerliği de dikkat çelici bir detay bu seri öncesinde. Zor günler geçiren rakibini bundan daha iyi bir durumda yakalayaması pek mümkün gözükmeyen Bornova Belediye bakalım bu öykünün devamını değiştirebilecek mi? Yoksa aynı senaryoyu, 2010 yapımıyla ve farklı başrol oyuncuları ile yeniden mi izleyeceğiz? Bekleyip, görelim.

Banvit - P.Karşıyaka (Play-Off 1.Tur Analizi)

Ligdeki Maçlar:
P.Karşıyaka - Banvit: 87 - 82
Banvit - P.Karşıyaka: 91 - 73

Karşılaşma Tarihleri:
28 Nisan Çarşamba @ Bandırma
30 Nisan Cuma @ Bandırma
3 Mayıs Pazartesi @ Karşıyaka
5 Mayıs Çarşamba @ Karşıyaka (Gerekirse)
8 Mayıs Cumartesi @ Bandırma (Gerekirse)

Salsabasket takipçilerinin Yılın Takımı ünvanını verdiği Banvit, play-off yarı finaline yükselebilmek için aynı ankette açık ara Yılın Genç Oyuncusu ödülüne layık görülen Furkan Aldemir'li Pınar Karşıyaka ile yarışacak. Sezon içerisinde iki takım da evlerinde oynadıkları karşılaşmaları kazandığı için seri 0-0 eşitlikle Bandırma'da başlayacak.

Gerek saha içi gerek saha dışı hamleleriyle yılın dikkat çekici takımlarından biriydi Banvit. Bandırma'da kurduğu takımın ilk beşinin yaş ortalaması yüksek olmasına karşın kenardan gelen ve ciddi süreler alıp katkı veren yerli oyuncuların varlığı Banvit'in bu sezonki başarısını daha da anlamlandırıyor. Genç Banvitliler'e verilen önem, Selçuk Ernak'ın alt yapı çalışmaları doğrultusunda yurt dışında temaslarda bulunması önemli ve üzerinde konuşulması gereken adımlar kesinlikle. Bandırma'da basketbolu seven ve takımı sahiplenen yöre halkı ile kurulan güzel basketbol ortamında yalnızca iki maç kaybedilen bir iç saha performansı var ki bunlardan biri Efes Pilsen'e iyi bir oyunla kaybedildi. Diğeri ise sıralamadaki yerin kesinleşmesi ile rotasyonun geniş tutulduğu Bornova maçıydı. İzlemesi, takip etmesi keyif veren bir takımdı Banvit tüm sezon boyunca. Lig boyunca kadrosunda değişiklik yapmayan tek takım olan Banvit, bu özelliğiyle de ayrıca dikkat çekiyor. Ama herşeyin bu kadar kusursuz gidişi sadece mutlu sonla biten eski Türk filmlerinde oluyor. En kritik dönemde Barış Özcan'ı kaybettiler üstelik amaçsız çıktıkları Renault deplasmanında. Takımın üzerine kurulduğu isimlerden biri olması bir yana zamanlama açısından da büyük sıkıntı oluşturdu bu sakatlık onlar için.

Hakan Demir ile Ocak ayında gerçekleştirdiğimiz röportajda, ' Bu sezonki hedefimiz play-off'lara girmek. Ve önümüzdeki sezonlarda da adım adım başarımızı yukarılara taşımak. Ancak bu anlayışla şampiyonluktan bahsedebiliriz.' demişti koç. Bu hedeflerden ilkini gerçekleştirmiş durumdalar an itibariyle. Barış Özcan'ın sakatlığı sonrası tur için daha da umutlandıklarını tahmin etmek güç değil. Sezon boyunca 16 galibiyet alan Karşıyaka bu galibiyetlerin 12'sini İzmir'de elde etti. Deplasmanda kazanılan sadece dört maç var ki bunların ikisi ligden düşen Kepez ve Daçka'ya karşı. Diğer ikisi de F.Bahçe Ülker ve Tofaş'a karşı. Deplasmanlarda zor kazanma durumu aslında kronikleşen bir sorun Karşıyaka için. Son beş sezonda maksimum beş deplasman galibiyeti alabildiler. Genç oyuncularla oynamanın bir dezavantajı bu tabii ki. Furkan - Birkan - Holston - Toolson kare asının yaş ortalaması sadece 22. Rakip sahada maç alabilmek için en gerekli şey olan tecrübe eksikliğini yaşadıkları ortada. Karşıyaka'da ise bu açığı taraftar kapatabiliyor fazlasıyla.

Banvit'in bu sezon evinde sadece iki mağlubiyet aldığını söylemiştim yazının başında. Karşıyaka da yalnızca üç kez yenik ayrıldı kendi salonundan. Bu üç yenilgi G.Saray CC, F.Bahçe Ülker ve Efes Pilsen'e karşı idi. İki takım için de kendi salonlarının hakimi demek yanlış olmayacaktır herhalde bu rakamlar ışığında. Bu açıdan evinde maç kaybeden takımın tur için de büyük avantaj kaybedeceği kesin. Barış Ermiş ve Keith Simmons'ın sakatlıklarını atlattığı Banvit'te, Lance Williams'ın seri boyunca göstereceği performans çok çok kritik. Zaman zaman faul problemine girebilen Williams'ın Karşıyaka'lı uzunları faul problemine sokması halinde ise takımına önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Ama iki tarafı keskin bir bıçak bu nokta, kimi keseceğini göreceğiz. Chuck Davis'in yüzü dönük orta mesafe şutları ile ligin eşleşme problemi yaratabilen uzunlarından biri olduğunu da eklemek lazım buraya. Karşıyaka ise keskin şutörleri ve bu şutörlerine Birkan - Furkan ikilisinin sağlayacağı enerji desteği ile ayakta kalmaya çalışacak seri boyunca. Savunmanın bir numaralardan başladığı görüşüne fazlasıyla inanan biri olarak Holston - Barış Ermiş eşleşmesinin de oldukça kritik olduğunu belirtmeliyim. Bu eşleşmede Holston çabukluğu ve atikliği ile Barış ise takımına daha hakim oluşu ile kendilerine avantaj sağlamaya çalışacaklar. Sezon genelinde Holston'ın rotasyon nedeniyle ya da faul problemi ile kenara geldiğinde büyük sıkıntılar yaşandığını gördük Karşıyaka'da. İzmir'deki Beşiktaş Cola Turka maçında sakatlanmasının ardından bu sorunu çözebilmek için Brewer'ı kadroya dahil etmişlerdi zaten. Ama onun da yabancı sınırına takılması ve süre bulduğu dakikalarda istenen katkıyı yapamaması sorunun çözüme kavuşmasını engellemiş durumda.

Çeyrek finallerde en heyecanlı mücadelenin bu seride yaşanacağını düşünüyorum. Hem 0-0 başlayacak olması sebebiyle hem de Barış Özcan'ın sakatlığı sonrası kazananın günlük performanslarla belirleneceğine inandığım için. Barış'ın yokluğunda Yunus Çankaya'nın o açığı ne kadar bertaraf edebileceği Banvit adına serinin kilit sorusu olarak gözükürken, Pınar Karşıyaka cephesi için ise bu soru sezon boyunca on beş maçta yalnızca dört galibiyet alınabilen deplasmanların ardından bu kez play-off çatısı altında bir deplasman galibiyetinin çıkarılıp çıkarılamayağı. Bu soruların cevaplarını göreceğimiz seri çeyrek final turunun en uzun serisi olacakmış gibi geliyor sanki bana.

27 Nisan 2010 Salı

Turgay Demirel'den Bir Kez Daha Doping İması

Dün HT Bloomberg kanalındaydı Turgay Demirel. Program geç olunca not tutmak da, ertesi gün onları metne dökmek de epey bir zor oldu ama sağolsun TBF yayınladı programda yapılan açıklamaların tam metnini. Başkanlık seçiminden Dünya Şampiyonası'na, Tanjevic'ten Türk Basketbolu'ndaki temel sıkıntılara kadar her konuya değinilmiş. Ancak yine en dikkat çeken, en sivri ve en tartışma çıkartacak açıklamalar Efes Pilsen ile ilgili. Konu doping olayına geldiğinde şöyle diyor başkan:

..Doping hadisesinde ise kazanmak için her şey yapılır felsefesi de maalesef çok yanlış. Bunun böyle olmadığını o sporcu da biliyor. Hepimizin tanıdığı ve bildiği bir sporcu. O konunun da daha farklı bir detayı var. Bu konuları açmak istemiyorum ama onun da ne olduğunu basketbolseverler yakından takip ettiler. Dolayısıyla bunun basketbola zarar verdiğini hepimiz kabul ediyoruz. Kerem Gönlüm’ün doping hadisesi sadece kendine veya kulübüne değil Milli Takımımıza da çok büyük bir bedel ödetti. Kerem Gönlüm 1 sene ceza aldı. Ve bir tek Kerem Gönlüm ceza aldı. Esasında o maddenin vücuduna nasıl girdiğini söyleseydi sadece 3 ay ceza alacaktı..

Şimdi ben ilk günde aynı şeyi söyledim, bugün de aynı şeyi söylüyorum. Detayları camiada birçok kişi tarafından öğrenilen bir olay hakkında TBF başkanı çıkıp herşeyin farkında olduğunu söyleyip sonra da 'Bu konuları açmak istemiyorum' derse komik duruma düşer. Adama sormazlar mı 'Madem öyle neden açıklamıyorsun bildiklerini?' diye. Derler, derler de kimbilir nasıl bir plan içinde başkan, ya da ne zaman çıkacak ve konuşacak. FIBA başkanı olmasına engel olur diye mi korkuyor? Yoksa Milli Takım'ın olası bir başarısızlığında gündemi değiştirmek için mi elinde tutuyor bu kozu? Yoksa kendi başkanlığı döneminde herşeyin nasıl da saçma sapan gittiğini cümle alem öğrenecek, bilmeyenler de bu gerçeğin farkına varacak diye mi düşünüyor?

Açıklamaların içinde bir de şöyle bir kısım var ki gece gece yanlış mı duydum diyerek, TV'nin sesini biraz daha açma gereği hissettim:

...Avrupa’da zaten Türk Basketbolunun yükselişiyle beraber pek çok federasyon benim Avrupa’da başkanlık yapmamı ve Avrupa basketbolunun daha da ilerlemesi için insiyatif kullanmamı bekliyordu. Bu 2010 senesine denk geldi...

Komikti bu son kısım ne yalan söyleyeyim. Turgay Demirel'in dünkü açıklamalarının tam metnine şuradan ulaşabilirsiniz. Bakalım sizin yorumlarınız ne olacak?

Zor Zamanda Ateşten Gömlek

Kasım ayının ortasında ortaya çıkan Tufan Ersöz Görünümlü Cemal Nalga skandalının ardından göreve gelen Cem Akdağ - Cihansever Yeşildağ ikilisi kariyer planlamaları farklı yönlerde iken hiç akıllarında olmayan bir görevi üstlenmişlerdi. Cem Akdağ'ın tabiriyle ateşten gömleği. Kendi kurmadıkları bir kadroyu, sezon başında kurulan kadronun temel taşı olarak nitelendirilen Cemal Nalga'sız şekilde devraldılar üstelik. Sakatlıktan dönen ve taraftarın bu skandal öncesinde en sevdiği isimlerden biri olan Tufan'ı kaybederek yola başlamak da cabası. Eksi beş puan cezası ile birlikte ligin son sırasına yerleşen bir takımı devraldılar. Camianın içerisinde bulunduğu kaos durumu Olağanüstü Divan Kurulu Toplantısına kadar evrilmişti aynı günlerde. Oyuncuların içerisinde bulunduğu psikolojik durumu tahmin etmek zor değil. Dört yabancı oyuncu da ilk kez Türkiye'de forma giyecekleri bu sezonun hemen başında hiç beklemedikleri bir durum ile karşılaştılar. Böyle durumlarda biz genellikle takımı terkeden yabancı oyuncu profillerine alışığızdır ülke olarak. Fakat Okan Çevik'in sezon başında kurduğu ve beş hafta boyunca verimli kullanamadığı Bosman odaklı kadro işe yaradı bu kez. Avrupa basketbolunu bilen, basketbol ahlâkı ve herşeyden öte giydiği formaya saygısı olan dört yabancı oyuncu Galatasaray Cafe Crown'un gelecek haftalarını şekillendiren isimler oldular.

Önce Washington'ı dizginledi bu ikili. Ocak ayında Galatasaray dergisine verdikleri röportajda ' Oyuncunun kalitesine saygı duyuyoruz; ancak bazı sıkıntılar, oyun kurucudan da kaynaklanıyor.' diyerek özetliyordu bu durumu Cihansever Yeşildağ. Ligin ikinci yarısında ise D-Wash'ı altıncı adam konumuna sokarak taçlandırdılar bu hamleyi. Ardından Jasaitis'e çizilmiş perdeden çıkıp şut attığı setleri izlemeye başladık, haftalar geçtikçe. Takımla beraber sadece beş idmana çıkıp kazandığı Daçka maçının hemen ardından sıcağı sıcağına, ' Oyuncularımı tanımaya başladıkça, onların bireysel özelliklerini daha fazla kullanmaya çalışacağız. Oyun setlerimizi buna göre şekillendireceğiz.' diyordu koç Cem Akdağ. Onu tanıyanlar için bilindik açıklamalardı aslında bunlar. Galatasaray bayan takımının altı kişilik kadrosuyla kendinden kat be kat güçlü Fenerbahçe'ye karşı play-off final serisinde deplasmanda maç alıp, son topa kadar direnebilmesinin ardında yatan temeller Sophia'ya çizilen orta mesafe yüzü dönük şutlar, Işıl Alben - Petra ikili oyunları ve saha içinde Vickie Johnson'a emanet edilen direksiyondu. Cem Akdağ'ın oyuncularının ayırt edici özelliklerinden yararlanmayı başaran bir koç olduğunu çok iyi biliyordu, onu yakından takip edenler.

Haftalar geçtikçe oyuncularını daha iyi tanıdı koç. Tanıdıkça sahada şekillenen oyun da güzelleşmeye başladı. Oynadığı oyundan keyif almaya başlayan takım izleyenlere de fazlasıyla keyif verip bolca adrenalin salgılatmaya başlayınca tribün de yavaş yavaş dolmaya başladı. Verilen cezaların ardından sarı kırmızıya gönül verenlerin dahi umutsuzluğa düştüğü bir ortamda, oyuncularını bir amaç ve inanç doğrultusunda birleştirmeyi başardı Yeşildağ&Akdağ ikilisi. Teknik adamlığın sadece parkede gördüğümüz basketbol temelli işler ile kısıtlı olmadığını, bir iletişim sanatı olduğunu da en net şekilde bir kez daha görmüş olduk bu vesileyle. Takımı sahiplenen yabancı oyuncuların profesyonel kariyerlerini tehlikeye atarak parkeye çıkmak istemeleri de bu iletişim kısmında ne kadar başarılı olduklarının bir ispatı. Adalesinde yırtık olduğu için tüm haftayı idman yapmadan geçiren, maç sabahı gelip sahaya çıkmak istediğini söyleyen ve maçın ikinci yarısını tek ayağı üzerinde sekerek tamamlayan(herhangi bir abartma yoktur) Washington'ın bu yüreğini, Avrupa'nın kalifiye şutörlerinden Jasaitis'in Aliağa maçında yüksek ateşle sahada olma isteğini normal şartlar altında açıklamak mümkün değil. Önümüzdeki yakın dönemde bu sahneleri tekrar görmemiz de pek mümkün değil ayrıca.

Karakterlerini ve yüreklerini ortaya koyan bu yabancı isimlere verdiği katkı ile atlamamamız gereken ve bu sezonun öyküsünde kesinlikle yer alması gereken bir isim daha var Florya'da. O da Evren Büker. 'Türk oyuncuların skora katkıda bulunmasından çok aktif olarak takımın içerisine girebilmesini istiyoruz. Kendilerini bu takımın sahibi gibi hissetmeleri gerekiyor. Evren Büker hariç. Evren, mükemmel bir oyuncu. Her şeyi yapıyor.' diyor koç Cem Akdağ, yukarıda bahsi geçen röportajda, Ocak ayında. Nisan ayının sonundayız ve Evren için 2009-2010 sezonunu bir kaç cümlede özetleyebilir misin derseniz, bu cümlelerin altına şu anda imza atabilirim sadece. Bursa'daki gelişiminin ardından bu gelişimi devam ettirebileceği bir takıma transfer olduğu için sevinmiştim sezon başında Evren Büker için. Elbette o dönemde kafamdaki senaryo bu değildi ama bu zor durumda bu karakteri ortaya koyabilmesi, çok farklı bir konuma soktu Evren'i G.Saray Cafe Crown taraftarları için. Uzun yıllar sonra taraftar tarafından benimsenen ve bu kadar sahip çıkılan bir kadronun en önemli Türk oyuncusu olmayı başardı. Üstelik takımda yıllarını G.Saray camiasında geçirmiş oyuncular bulunurken, henüz ilk sezonunda başardı bunu Evren.

Başlıktaki fotoğraf ise bu haftasonu oynanan G.Saray Cafe Crown - Bornova Belediyesi maçından. Bütün sezonun emeğinin son kırk dakikaya sıkışmasının sıkıntısı okunuyor iki teknik adamın da surat ifadesinden. Kırk dakikanın sonunda ise görmeye pek alışık olmadığımız şekilde kendinden yaşça büyük olan yardımcısına sarılan Cem Akdağ ile Cihansever Yeşildağ ikilisinin suratlarında uzun süren bir fırtına ortasında okyanusta kalan gemilerini limana yanaştırmanın büyük sevinci ve haklı gururu vardı. Bayan takımının ardından erkek takımında da gösterdiği bu başarı ile Galatasaray'ın basketbol şubesinin son dönemine önemli bir imza atmıştır Cem Akdağ. Bu imzanın kalıcılığı adına görevde kalması ise bir yönetim tercihi değil zorunluluk olmalıdır bana kalırsa.