31 Ekim 2010 Pazar

Halil Üner: Parolamız 'Her Top İçin Savaş' İdi

Beşiktaş Cola Turka karşısında haftanın en fiyakalı galibiyetlerinden birine imza atan Aliağa Petkim'in baş antrenörü Halil Üner, Salsabasket'e yaptığı açıklamarda maçı nasıl kazandıklarını anlattı:

'Geçen hafta F.Bahçe Ülker karşısında aldığımız yenilgiye rağmen oyuncularımın ortaya koyduğu direnç, beni bu maç için fazlasıyla ümitlendirmişti açıkçası. Bizim bugün boarda yazdığımız parola: 'Her Top İçin Savaş' idi. Çünkü Beşiktaş Cola Turka tıpkı bizim gibi yüksek possession sayısı ile oynayan, transition basketbolunu benimsemiş, tempolu bir takım. Ve her bir top, en az maç kadar değerli onlara karşı. Biz de parolamıza uygun bir biçimde her top için savaştık, kazandık. Son periyotta farklı skorun da etkisiyle savunmada gevşedik, yapmamalıydık, dikkatli olmalıyız.

Brandon Hunter ile onlara boyalı alanda üstünlük kuracağımızı biliyorduk, onu bolca kullanmaya çalıştık maçın başında. Aubrey Coleman, Jerome Randle, Hüseyin Beşok derken de maçın ritmini tamamen elimize geçirdik. Seyircimizle bütünleşip, ihtiyacımız olan galibiyeti aldık. Bugün benchteki oyuncularımın da en az sahadakiler kadar yorulduğunu düşünürsek, ne denli bütünleşmiş bir takım olduğumuzu anlarsınız. Seyircimizle, yönetimimizle, oyuncumuzla, teknik kadromuzla önemli bir aileyiz biz. Kadromuzdaki iki rookie Amerikalının çok çabuk adapte olmaları da bunla alakalı tamamen. Hüseyin Beşok önderliğindeki yerli oyuncularımız çok paylaşımcı, çok yol gösterici. NBA tecrübeli Hunter'ın da iki çaylağımıza destekleri inanılmaz. Dedim ya işte, biz bir aileyiz. Gücümüz de buradan geliyor.'
Salsabasket özel.

TB2L'de 3. Hafta Sonuçları

TB2L'de de 3. haftayı geride bıraktık. Biz önden toplu sonuçları verelim, hafta arasında Salsabasket TB2L yazarı HotRod maçlarla ilgili gerekli analizleri paylaşacak burada zaten.

A Grubu

FMV Işık - Genç Banvitliler: 64-77
Uşak Üniversitesi - Vestel: 72-74
Orman - Pertevniyal: 73-71
Adanaspor - İstanbul BŞB: 55-58
Final Gençlik - İzmir BŞB: 78-74
Darüşşafaka - Genç Telekom: 59-66

B Grubu
Gelişim Koleji - Beykoz: 85-47
Gaziantep BŞB - Başakşehir: 86-47
İTÜ - Akhisar Bld: 87-75
Ankara Ted Kolejliler - İstanbul Spor: 76-60
Kepez Belediyesi - Selçuk Üniversitesi: 79-75
Tenis Eskrim Dağcılık - Hacettepe Üniversitesi: 55-67

Mersin BŞB'de Hafta Sıcak Geçecek

Ligin ilk 3 haftasında kendi dengi takımlara karşı, ikisi iç biri de dış sahada olmak üzere 3 yenilgi alan Mersin BŞB'de sıcak gelişmeler yaşanabilir. Koç Mete Babaoğlu'nun 'Bu hafta içinde radikal kararlar alınabilir. Oyuncu kadrosunda değişiklikler olabilir' açıklaması bu sonu görebilmek için yeterli işaret. Mevcut kadronun pozisyon açısından dengesiz olduğu ve bir iki ayar istediği aleni bir gerçek. Rotasyon da dar. Bekleyip görelim bakalım, ne olacak ne bitecek.

D.Hakyemez: Önemli Olan Lig Sonunda Hedefe Ulaşmak

Bursa deplasmanında daha ilk yarıda (45-18 devre skoru) maçı kaybeden Medical Park Trabzonspor'un Genel Menajeri Doğan Hakyemez hem Oyak Renault maçını hem de takımın genel durumunu Salsabasket'e değerlendirdi:

'Takımımıza her türlü uyarıyı yapmış olmamıza rağmen, yine tıpkı Bornova maçında olduğu gibi berbat bir ilk yarı geçirdik. Fark çok olunca ikinci yarı daha iyi oynamamıza rağmen geri gelemedik. Renault çok yüzdeliydi, özellikle Gibson çok ekstra soktu. Tabii savunmada bizim de hatalarımız fazlacaydı. Oyak Renault'u galibiyetlerinden ötürü tebrik ediyorum. Bursa'ya kadar gelip takımının yanında olan seyircimize de sonsuz teşekkürler.

Şu an için istediğimiz basketbolu oynayamıyoruz, bu kesin. Geçen hafta ilk kez beraber oynadı ilk beşimiz. Biraz zaman lazım takıma. Ama kötü olduğumuz dönemde de kazanabilmemiz gerekirdi, başaramadık. Kondisyonumuzun kötü olduğunu düşünmüyorum çünkü maç sonlarında daha iyi oynayan biz oluyoruz. Kondisyon olmasa o dakikalarda o oyunu ortaya koyamayız. Haftaya G.Saray Cafe Crown ile oynayacağız, bu maç çok önemli bizim için. Kazanıp iddiamızı ortaya koymalıyız. Ligde her maçın telafisi var, eleme maçları oynamıyoruz. Sonunda hedefe ulaşıp ulaşamayacağımız önemli olan ve ben hedefi yakalayıp Play-Off oynayacağımıza tüm kalbimle inanıyorum. Taraftarımız da güvensizliğe kapılmasınlar.' Salsabasket özel.

Aliağa Petkim: 95 - Beşiktaş CT: 80 (Coleman & Randle Böyle İstedi)

Bu sezon resmi maçlardaki tek yenilgisini geçen hafta F.Bahçe Ülker deplasmanında alan Aliağa, hafta boyunca Iverson haberleriyle gündemde yer alan Beşiktaş'ı ağırladı. Tempolu oynamayı ve bol şut kullanmayı seven iki takımın mücadelesinde hızlı ve keyifli bir oyun beklentisiyle kuruldum ekran başına. Maç öncesinde Aliağa'nın sürpriz yapabileceğini yazsam da bu hızlı ve keyifli oyun beklentim karşılıklıydı. Fakat Coleman-Randle ikilisi öyle bir oyun oynadılar ki bugün, karşılarında durmak imkansızdı gerçekten. Fast-break, el üstü, son saniye, double-team üstünden.. İlk yarıda 13/18 isabetle 35 sayı- 6 ribaund- 2 asist- 2 top çalmaya ulaşan genç Amerikalılar, takımlarının soyunma odasına 54-39 önde girmesini sağladılar. Koç Burak Bıyıktay'ın sisteminde savunmanın her zaman için göz ardı edildiğini biliyoruz fakat bugün Aliağa'nın takım halindeki bu ekstra şut performansına da yapacak birşey yoktu açıkçası. İlk yarıda boyalı bölgede üstünlük kurmasına rağmen 4/10 ile isabet bulabilen Hunter'ı da dahil edersek üç yabancının toplam skoru siyah beyazlıların takım skorundan beş sayı fazlaydı.

Savunmayı ikinci plana atıp, run & gun tercih eden bu iki takım için de 10-15 sayı aralığı büyük farklar değil kesinlikle. İlk yarıdaki bu yüksek şut performansının da devam edemeyeceğini düşünerek 2. yarıda Beşiktaş'ın bir şekilde oyunun içerisine döneceğini tahmin ediyordum. Fakat Hüseyin Beşok faktörünü hiç hesaba katmamıştım. 4/4 üçlük, 3/4 ikilikle tam 18 sayı üretti tecrübeli oyuncu. Coleman-Randle ikilisinin insanüstü performanslar gösterdiği bir günde Hüseyin'in sadece bir şut kaçırarak 18 sayı üretmesi de zaten Beşiktaş adına galibiyet kapılarını tamamen kapattı. Coleman-Randle ikilisini ilk izlediğimde bu sezon ligde, özellikle içerde, tek başına alacağı maçlar olur demiştim. Ki herkesin beklentisi bu yöndeydi. İkisinin birden sıcak gününe denk gelince işte Beşiktaş gibi bir takıma karşı maçın tamamına yakınını çift haneli farklarla önde götürdü Aliağa.

6/7 üçlük, toplamda 19/30 saha içi isabetiyle 52 sayı- 10 ribaund- 6 asist ile oynadı Coleman & Randle. Takım halinde 11/15 üçlük attılar ki şu ana kadar sezonun en iyi performansı bu. Pota altında rakiplerine üstünlük kuran Hunter, 8/17 gibi düşük bir yüzdeye rağmen 17 sayıyla çift haneye çıkan bir diğer isim oldu. Hüseyin Beşok da özellikle ikinci yarıdaki üçlükleriyle bu fırtınaya destek vererek 18 sayıyı görünce Aliağa da ligdeki 3. maçında 2. galibiyetini almış oldu. Fazla set hücumu tercih etmeden, tamamen run & gun oynayan bir takım Aliağa. Gününde olduklarında bu sahada her takımı yenebilirler. Tam tersi senaryoda da her takıma rahatlıkla kaybedebilirler. İhsan Bayülken deyimiyle 'bıçak sırtı' bir durum söz konusu. Bugün o bıçak rakiplerini kesti, sevinme zamanı onlar için.

Pazar gününde salonlarını dolduran Aliağalılar ve kendilerine ayrılan yerde takımlarını son ses destekleyen Beşiktaşlılar, günün güzelliklerindendi. Maç sonunda ise kazanan taraf Aliağa'da Başkan Metin Timurhan ve başta yabancılar olmak üzere tüm takımın göbek atışlarını izledik. Keyifliydi gerçekten. Bu görüntüleri kesmeden yayınlayan Spormax'e teşekkür ederken, ilk yarı boyunca ekrana skorbord koyamamalarını da es geçmeyelim. Aynı ilde üstüste 2. canlı yayın yapılırken böyle hatalar yapmamalılar artık. Zira her fırsatta vurguladıkları gibi bu işte tecrübe kazanmış durumdalar. Bu hatalar bu tecrübeye yakışmıyor.

Aliağa Petkim (95): Polat Kaya, Levent Bilgin (1 ribaund), Barış Güney 2 (5 ribaund- 4 asist), Hüseyin Beşok 18 (6 ribaund), Aubrey Coleman 29 (6 ribaund), Önder Külçebaş (2 ribaund- 1 asist), Jerome Randle 23 (4 ribaund- 6 asist), Kaan Üner 6 (3 ribaund- 4 asist), Brandon Hunter 17 (6 ribaund), İlkay Okay (1 ribaund)

Beşiktaş Cola Turka (80): Fedor Likholitov 8 (4 ribaund- 1 asist), İsmail Çevik 2 (1 asist), Bekir Yarangüme 9 (6 ribaund- 6 asist), Mustafa Abi 5 (3 ribaund- 1 asist), Cüneyt Erden 5 (1 ribaund- 1 asist), Serhat Çetin (1 asist), Michal Ignerski 12 (6 ribaund), Mire Chatman 16 (4 ribaund- 5 asist), Cevher Özer 14 (7 ribaund- 1 asist), AJ Ogilvy 9 (5 ribaund)

Banvit: 70 - Olin Edirne: 62 (Olin'in Gücü Yetmedi)

3. haftanın kapanış maçında sahne Banvit ve Olin Edirne takımlarınındı. Kupada çeyrek final vizesi alarak ve ligde de 2'de 2 yaparak sezona flaş bir giriş yapan Olin Edirne, ligdeki ilk yenilgisini Bandırma'da aldı. Edirne temsilcisinde Renaldas Seibutis'in sakatlığı nedeniyle kadroda olmadığı maçı, geçen haftadan Akatlar moraliyle sahada olan Banvit baştan sona önde götürerek kazandı.

İlk çeyreği Lance Williams & Chuck Davis ikilisinin toplam 15 sayısıyla 22-16 önde kapatan Banvit, üstünlüğünü ikinci çeyrekte de devam ettirdi. Olin adına günün sürpriz skoreri Caner Ercan'ın üçlüğü devre skorunu 36-30 olarak tayin etti. Üçüncü çeyrekte Barış Ermiş ve ona eşlik eden Lance Williams'ın sayılarıyla farkı giderek açtı Banvit, öyle ki 30. dakikanın sonunda skorbordda 56-39 yazıyordu. Böylesine düşük skorlu bir maç için ciddi bir farktı ve Olin bu gidişatı değiştirebilmek adına üçlüklere yönelmesi gerektiğini biliyordu. Nitekim Doliboa ve Ginevicius'un sayılarıyla istediği geri dönüşü yapmayı başardı Edirne temsilcisi. İlk 30 dakikada 39 sayı atabilmişlerdi, son çeyreğin ilk 7 dakikasında 18 sayı attılar. 65-57'ye gelen skorun konuk takım lehine dönüp dönmeyeceğini düşünüyorduk ki, güçleri yetmedi. Maçı baştan sona üstün götüren Banvit, ligdeki 2. galibiyetini almayı başardı (70-62).

Banvit (70): İbrahim Yıldırım 3 (1 ribaund- 1 asist), Lance Williams 17 (7 ribaund- 2 asist), Mutlu Akpınar 3 (3 ribaund- 2 asist), Chuck Davis 14 (6 ribaund - 1 assit), Barış Ermiş 11 (3 ribaund - 3 asist), Yiğitcan Turna 3 (1 ribaund), Vladimir Golubovic 7 (3 ribaund ), Keith Simmons 5 (2 ribaund), Bora Hun Paçun (1 ribaund), Antonio Graves 7 (2 ribaund- 4 asist)

Olin Edirne (62): Can Akın 8 (1 ribaund- 3 asist), Barkın Çınar 2, Erdal Bibo 4 (2 asist), Vidas Ginevicius 10 (1 ribaund- 1 asist), Caner Ercan 7 (3 ribaund), Predrag Samardziski 9 (8 ribaund- 1 asist), Reha Öz 3 (1 ribaund), Seth Doliboa 13 (5 ribaund), Ömer Ünver 2 (1 ribaund), David Lee Dixon 4 (2 ribaund)

Bornova Bld: 68 - F.Bahçe Ülker: 97 (Halkapınar'da Ömer Onan Şov)

Zagreb'den moralli gelen F.Bahçe Ülker, ligdeki üçüncü galibiyetini İzmir Halkapınar'da Bornova'ya karşı alırken, sahada Ömer Onan şov vardı. İlk yarının bitimine 01:42 kala sadece 1 sayıda olan tecrübeli oyuncu, üçüncü çeyrek bittiğinde 27 sayıya ulaşmıştı. Zaten dördüncü çeyrekte de dakika almadı. 11:42 dakikada sunduğu resitale benim kelimelerim kifayetsiz kalır. İzleyemeyenler çok şey kaçırdı demekle yetineyim sadece.

Oyunun ilk dakikalarında daha iyi görünen F.Bahçe Ülker, Bornova'nın 10-0'lık serisine 8-0'lık bir seriyle cevap verdi ve ilk çeyreği 14-16 önde kapadı. 5 numarada oynamaktan duyduğu memnuniyeti saha içi performans olarak da tasdikleyen Oğuz Savaş 9 sayı üreterek bireysel zorlamalarla sayıya gitmeye çalışan takımını taşıdı. Preldzic kötüydü yine, azar işitti hocasından bolca. İkinci çeyrekte geniş rotasyon sahibi olmanın avantajını kullandı Spahija. Tomas, dinlenmiş Ukic, Mirsad, Kinsey ve Kaya hamleleriyle sahadaki beşi yorulan Bornova'ya karşı oyunun iplerini ele geçirdi. İki isabetli üçlükle toplam 8 sayı üreten Tomas'a, devre biterken 1 dakika içinde 8 sayı üreten Ömer Onan eklenince fark çift hanelere çıktı. Soyunma odasına 30-41 önde giden F.Bahçe Ülker'e karşın her iki çeyrekte de 7 sayı üreten Ümit Sonkol 14 sayıyla sahanın en skoreri oldu. Ömer Onan savunmasında toz şeker gibi dağılan Roll ise potaya 2 kez top gönderip 0 (sıfır) sayıda kaldı.

Kırılma ipuçlarını ikinci çeyrekte yakaladığımız maçta hesabın tamamen kesilmesi 3. çeyreğe kısmet oldu. Gerçek bir uzunu olmadan oynayan Bornova'ya karşı sırtı dönük oyunlarla kolay sayılar üreten Mirsad & Oğuz ikilisine ciddi anlamda bir resital sunan Ömer Onan eklendi sarı lacivertlilerde. Sadece 1 şut kaçırarak 18 sayı üretti bu çeyrekte. Savunması tamam ama ofansını ve şut yüzdesini kariyerinin en iyi seviyesine çekti adam 30'undan sonra. Profesyonellik dedikleri bu olsa gerek. 47-77'lik skor ve 30 sayı farkla girilen son çeyrek nasıl geçmesi gerekiyorsa öyle geçti. Hesabı bir önceki çeyrekte kapanan maçın nihai skoru 68-97 oldu.

Ligdeki ilk yenilgisini alan Bornova'da Soner Şentürk ve Ümit Sonkol mevcut takıma cuk oturmuş durumdalar. Kendi kariyerleri için de doğru takımda, doğru sistemde olduklarını söyleyebilirim rahatlıkla. Yeni transfer, eski dost Nagys'in katılımıyla pota altında daha sert olacaklar. Ancak Murat Kaya'nın mutsuzluğu ve silik oyunu, çözülmesi mutlak bir sıkıntı onlar için. Son bir dip not ve teşekkür de Halkapınar'daki kalabalık ve coşkulu seyirci topluluğuna.

Bornova Belediyesi (69): Serdar Yavuz 3, Murat Kaya 6 (2 ribaund- 2 asist), Pertev Öngüner, Torin Francis 12 (9 ribaund- 1 asist), Ümit Sonkol 18 (3 ribaund), Şerafettin Birgen (1 ribaund), Michael Roll 4 (2 ribaund- 1 asist), Tyler Smith 17 (6 ribaund- 3 asist), Soner Şentürk 8 (3 ribaund- 6 asist)

F.Bahçe Ülker (97): Roko Leni Ukic 7, Erbil Eroğlu (1 asist), Mirsad Türkcan 9 (3 ribaund- 3 asist), Ömer Onan 27 (2 asist), Darjus Lavrinovic 17 (8 ribaund- 1 asist), Gasper Vidmar, Kaya Peker 4 (7 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 13 (8 ribaund- 2 asist), Tarence Kinsey 1 (3 ribaund- 3 asist), Maxim Can Mutaf 5 (1 ribaund), Marko Tomas 8 (2 asist), Emir Preldzic 6

Ahmet Çakı: Gergin Maçı Daha Az Hata Yaparak Kazandık

Ligdeki ilk galibiyetine kendisi gibi galibiyetsiz durumdaki Mersin BŞB deplasmanında ulaşan Erdemir'de koç Ahmet Çakı'nın Salsabasket'e verdiği maç sonu açıklamaları şöyle:

'İki takımın da ligde galibiyeti yoktu ve bu nedenle gergin bir maçtı. Bu nedenle iki taraf da kendi basketbollarını sahaya yansıtamadı. Rakibimiz oyuna iyi başladı, biz ilk çeyreğin sonlarında kenardan gelen oyuncularımızın performansıyla dengeyi kurduk. İkinci çeyrekte daha iyi oynayan taraf bizdik. Skor avantajıyla girdiğimiz üçüncü çeyrekte rakibimize 3 kez yakalandık ama öne geçip momentum yakalamalarına izin vermedik. Son bölümde az hata yapan bizdik, Antwain ve James'in skor katkılarıyla maçı kazanmayı başardık. Bu galibiyete çok ihtiyacımız vardı.' Salsabasket özel.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Oyak Renault: 79 - Medical Park Trabzonspor: 65 (Renault Ligde İlk Galibiyetini Aldı)

Beko Basketbol Ligi 3. haftasında galibiyeti olmayan Renault, ligin yeni ekiplerinden Trabzon'u ağırladı. Hafta içi Charles Garcia'nın gidişiyle pota altı mevcudu sekteye uğrayan ev sahibi ekip maça dış oyuncularından aldığı katkıyla girdi. Buna Trabzon'un kaba tabirle çember dövmesi de eklenince daha ilk periyottan maçın sonucuna dair fikirler oluşmaya başlamıştı. Uzun rotasyonunda sadece Umut Yenice, Nedim Dal ve Tufan Önen'e sahipti Renault. Arada mecburen Alpaslan Uruk'u 4 numarada da gördük. İşin ehemmiyetinin farkında olan Jonathan Gibson sazı eline aldı ve maç boyunca takımını sırtladı. Bu küçük adam için yorucu bir akşam oldu açıkçası. Devre skoru 45-18 Renault lehineydi. Son yıllarda görmeye alışmadığımız bir takım performansı geldi Bordo-Mavililerden. Bir alt skor olarak da şunu belirtmek gerek; Jonathan Gibson 18-18 Trabzonspor

Soyunma odasından istekli geldi konuk takım. Dörtte üç sahada gelen bir baskı gördük. Bir anda parladılar fakat saman alevinden öteye gidemeyecekleri hemen kendini gösterdi. Bu baskı geçildiğinde savunmanın nasıl olacağı da konuşulmamıştı sanırım içerde. Yani o set savunmasındaki dizilişin basketbol literatüründeki karşılığını bulamadım ben maç sırasında (Bahsettiğim savunmayı kafanızda canlandırmanız için ufak bir anektod; Nedim Dal iki kez penetre etti). Son periyotta Trabzonspor Renault'nun yorgunluğundan faydalanmak istese de, maçın yıldızı Jonathan Gibson son yumruğu vurdu ve maçı bitirdi. 35 sayıyla geç bir merhaba dedi Bursalı basketbolseverlere. Nedim Dal ve Ufuk Kaçar'dan gelen toplam 24 sayı; Gibson'ın performansından daha kıymetliydi belki de. Trabzonspor'da ise Alwin Snow 22 sayıyla takımının en skoreriydi.

Oyak Renault (79): Alpaslan Uruk 1, Alper Özcan 1, Nedim Dal 13 (3 ribaund- 3 asist), Ufuk Kaçar 11 (6 ribaund- 5 asist), Tufan Önen (2 ribaund), Jonathan Gibson 35 (6 ribaund- 5 asist), Tay Waller 12 (8 ribaund- 3 asist), Kerem Özkan (3 ribaund), Umut Yenice 6 (3 ribaund)

Medical Park Trabzonspor (65): İlker Türel (2 ribaund- 1 asist), Aleksandar Rasic 4 (2 ribaund- 4 asist), Michael Wright 16 (12 ribaund), Hadi Özdemir (2 ribaund), Ersin Görkem 13 (6 ribaund- 1 asist), Caner Öner, Hakan Yapar (1 asist), Derrick Obasohan 4 (1 ribaund-1 asist), Alwin Snow 22 (6 ribaund- 2 asist), Harold Jamison 4 (3 ribaund), Mutlu Demir 2

Mersin BŞB: 71 - Erdemir: 79 (Erdemir Maiden'dan Çıktı)

Ligde galibiyeti olmayan iki takımın Mersin'deki kapışmasından gülerek ayrılan taraf konuk ekip Erdemir oldu. At yarışı oynayanlar ya da ilgilenenler bilir, hiç yarış kazanmamış atlar Maiden yarışı koşar ve kazanan Maiden'dan çıkar. Bugün Erdemir bunu başardı, başarırkenki aslan payı da Antwain Barbour'undu. 35 sayıyla oynayan Amerikalıya, 2 sezon önceki silah arkadaşları James Thomas 17, Hakan Demirel de 11 sayı ile eşlik ettiler.

Mersin'in hızlı girip skorda öne fırladığı ilk çeyrekte sonlara doğru dengeyi kuran Erdemir, 10 dakikalık dilimin skorunu 19-19 olarak tayin etti. İkinci çeyreği tamamen önde götüren konuk ekip, devreyi 32-35'lik skorla bitirdi ve soyunma odasına umutlu gitti. 20 dakikada 16 sayı üreten Antwain Barbour, ilk yarı itibariyle sahanın en skoreriydi. İkinci yarının ilk kısmında da skordaki denge ve yakın takip devam etti. Hakan Demirel'in sayılarıyla farkı 5 sayıya çıkartan Erdemir'e cevap Stimac ve Nedim'den geldi. Son çeyreğe 50-50 eşitlikle girdik. Final periyoduna son 3 sezonun asist kralı Hakan Köseoğlu ile başladı Mersin BŞB ama sahada istediklerini yapan taraf yine Erdemir'di. 2 yıl öncesinin üç silahşörleri Hakan - Barbour - Thomas ile 11 sayı bulan Ereğli temsilcisi, son 5 dakikaya 55-61 önde girdi. Moladan Reese - Hakan ikilisini aynı anda sahaya sürerek dönen Mersin'e karşı Barbour'un basketfaul ve Stimac'a çalınan kasti faul düdükleriyle arayı açmaya devam etti Erdemir. Rakibinin farkı kapatma konusundaki cılız girişimlerine akşamın en sıcak eli Barbour sayesinde direndiler ve sahadan sezonun ilk galibiyetini alarak ayrıldılar. Geçen sezon Mete Babaoğlu'nun gelişiyle flaş bir yükseliş gösteren Mersin BŞB, üçüncü kazanabileceği maçı da (Olin, Antalya (d), Erdemir) kaybederek baş aşağı gidişini olanca hızıyla sürdürdü.

Mersin BŞB (71): Aubrey Reese 16 (3 ribaund - 3 asist), Asım Pars 2 (5 ribaund), Nedim Yücel 17 (9 ribaund), Hakan Köseoğlu 6 (3 ribaund – 3 asist), Hazer Avcı 2 (2 ribaund), Dusan Cantekin (2 ribaund – 1 asist), Vincent Grier 11 (4 ribaund, 2 asist), Valentin Pastal (1 ribaund), Andrej Stimac 14 (5 ribaund – 1 asist), Dionte Christmas 3 (2 ribaund - 1 asist)

Erdemir (79): Dalron Johnson 2 (6 ribaund – 2 asist), Altan Erol 2 (1 asist), Melih Yıldız (2 ribaund - 2 asist), Berent Kavaklıoğlu 3, Eren Beyaz (1 ribaund), James Thomas 17 (9 ribaund), Antwain Barbour 35 (6 ribaund - 3 asist), Erkan Veyseloğlu 9 (7 ribaund - 1 asist), Hakan Demirel 11 (2 asist), Emre Ekim

Efes Pilsen: 97 - P.Karşıyaka: 72 (Efes Rahat Ve Farklı)

Hafta içinde Sinan Erdem'de Valencia'yı deviren Efes Pilsen'in bugünkü konuğu Pınar Karşıyaka'ydı. Yeni transfer Vujcic'in ilk beş başladığı, Roberts'ın ise kontenjana takıldığı karşılaşmanın ilk çeyreğini Kerem Gönlüm'ün 8 sayısıyla 22-19 önde tamamlayan Efes Pilsen, devreye de 47-34 önde girmeyi başardı. 3. periyotta farkı ilk kez 20 sayı barajının üzerine çıkarmayı başaran lacivert beyazlılar, ikinci yarıda rahat bir oyunla 97-72 galip ayrıldılar salondan. Tam beş oyuncunun en az 11 sayı ürettiği ev sahibinde kenardan gelen Nachbar, 19 sayısıyla maçın en skoreri olurken Cenk Akyol 19 dakikada şut kaçırmadan 14 sayı-4 ribaund-1 asist ile mücadele etti. İki takımın kadro derinliğindeki fark da bench skorlarını 52-16 olarak belirledi ki maçın en önemli rakamı bu bence. Hem boyalı bölgeden hem de yay gerisinden oldukça yüzdeli hücum eden Efes Pilsen'e karşılık konuk takımda yedi oyuncunun üç sayılık denemeleri de 3/23 ile çok çok kötü bir noktada. Bu iki faktörün bileşkesinde bir Karşıyaka galibiyeti mümkün değil zaten. Furkan Aldemir-Jovo ikilisinin 19 sayı - 12 ribaundu tabii ki yeterli olmadı onlar için. Son olarak şu sıralar Efes Pilsen'deki varlığı tartışılan Wisniewski'nin ilk yarıda 8 dakika süre almasına karşın 4 faul yaptığını ve 2. yarıda da beş faulle oyun dışı kaldığını ekleyelim.

Efes Pilsen (97): Andrew Wisniewski 2 (2 ribaunt – 3 asist), Cenk Akyol 14 (4 ribaunt – 1 asist), Igor Rakocevic 11 (3 ribaunt - 1 asist), Kerem Tunçeri 8 (3 asist), Bootsy Thornton (3 ribaunt - 2 asist), Kerem Gönlüm 12 (6 ribaunt), Ender Arslan 6 (1 ribaunt – 2 asist), Nikola Vujcic 14 (2 ribaunt - 2 asist), Bostjan Nachbar 19 (5 ribaunt - 3 asist), Sinan Güler 6 (2 ribaunt - 1 asist), Ersin Dağlı 5 (4 ribaunt – 1 asist)

Pınar Karşıyaka (72): Osiris Eldridge 10 (6 ribaunt – 3 asist), Omar Sneed 17 (8 ribaunt – 1 asist), Birkan Batuk 10 (1 ribaunt - 2 asist), Jovo Stanojevic 11 (4 ribaunt – 2 asist), David Holston 11 (2 ribaunt – 2 asist), Ahmet Erdoğan 1 (3 ribaunt – 2 asist), Furkan Aldemir 8 (8 ribaunt), Alper Saruhan 4 (2 ribaunt – 1 asist)

G.Saray CC: 91 - Tofaş: 66 (Cimbom 4 Kısayla Kazandı)

Cumartesi programının açılış maçında geçen haftanın iki deplasman mağdurunu karşılaştıran mücadelede kazanan taraf dört kısalı beşiyle son periyodun ilk altı buçuk dakikasında rakibine saha içi isabeti buldurmayan ev sahibi G.Saray Cafe Crown oldu. Bu savunma direncinin yanına son on dakikada çok yüksek yüzdeyle 32 sayı ekleyen sarı kırmızılılarda, tam dört oyuncu çift hanelere ulaşırken 10/10 serbest atış isabetiyle 12'i son çeyrekte olmak üzere 22 sayı üreten Luksa Andric karşılaşmanın en skoreri oldu. Kenardan gelerek 14 sayı-7 asist-2 ribaund-2 top çalmayla oynayan Tutku Açık, takıma yavaş yavaş ısındığını gösterirken sakatlığını atlatan Shipp de ilk beş çıktığı karşılaşmada 14 sayı-6 ribaund-2asist ile mücadele etti.

Skora bakıp ev sahibinin kolay bir galibiyet aldığını düşünenleri baştan uyarayım. Son 8 dakikaya kadar başabaş bir mücadele vardı parkede. Rochestie-Shipp-Caner-Rancik-Kuqo beşiyle başlayan G.Saray Cafe Crown, taraftarını da arkasına alarak oldukça iştahlı başladı maça. İlk toptaki inanılmaz sert savunmaları gereken mesajı yollamıştı zaten. Savunma iştahı üst seviyede ve çok hareketli başladıkları maçın ilk çeyreğinde ürettikleri 7 asisti 6 farklı isimden elde eden sarı kırmızılılar, ilk çeyreği 29-17 önde tamamlarken, Tofaş cephesinde ayakta kalan tek isim 8 sayısıyla İlkan Karaman oldu. Öne çıkan bir isim olmadan kendi sisteminde başarılı olmayı beceren Tofaş, bu rüzgara karşı direnmeyi başardı. Ki savunma konsantrasyonu üst düzeyde olan ve hatırı sayılır bir seyirciyi de yanına alan G.Saray'a karşı bunu yapabilmeleri önemliydi. Ruzic-Rowe-Nichols üçlüsünün 3/14 ile şut attığı devreyi, altı serbest atış kaçırmalarına rağmen 43-32 geride kapatmaları da çok önemli değildi açıkçası. Zira bu fırtınadan çok daha yaralı şekilde çıkabilirlerdi.

İkinci yarıya Rowe'un şut kaçırmadan bulduğu sekiz sayıyla başlayan Tofaş, farkı altı sayıya kadar indirmeyi başardı. İlk yarıda çok yüzdesiz şekilde hücum etmelerine rağmen oyun karakterleriyle ayakta kalmayı başarmaları bu dakikalarda çok işlerine yaradı. Rowe'un bireysel performansıyla oyuna tutunmayı başardılar. Final periyoduna 59-51 gibi makul bir farkla geride giren rakibine karşı dört kısa silahını çekti koç Mahmuti. Tutku-Evren-Haluk-Shumpert-Andric beşiyle sahaya gelen ev sahibinin hamlesini gören Nihat İziç de aynı şekilde Onur Aydın'ı dışarı alarak dört kısaya döndü. Fakat ilk 6.30'da rakibine sayı izni vermeden 22-3'lük muazzam seri yakaladı G.Saray Cafe Crown. Son çeyrekteki 32-15'lik sekansda tam beş oyuncunun asist ürettiği sarı kırmızılılarda Luksa Andric'in 12 sayısı ve Tutku Açık'ın 5 sayı-4 asisti galibiyeti getiren değerli performanslardı kesinlikle.

Savunma karakterli bir takım olacağını bir kez daha gösteren G.Saray Cafe Crown, rakibini 66 sayıda tutarak evindeki ikinci maçında ikinci galibiyetini alırken Tofaş da üstüste 2. deplasmanından mağlubiyetle ayrılmış oldu. Maça ilk 7 dakikada bulduğu 8 sayıyla başlayan İlkan Karaman, ilginç saç stiliyle ilk devrede kenarda fazlaca otururken yeni takımına karşı 14 sayı - 7 ribaund ile mücadele etti. Asistlerdeki 25-11'lik G.Saray üstünlüğü, Tofaş'ın 14 top kaybı ve yay gerisinden 4/16'lık şut performansı da not düşülmesi gereken diğer detaylar. Kazanmasına karşın G.Saray'ın uzun rotasyonundaki eksikliğin ve Rochestie kaynaklı sıkıntıların devam ettiğini de söylemek lazım. Haftaya iki takımı da zorlu maçlar bekliyor. G.Saray, ligin en zor deplasmanlarından Trabzon'a konuk olacak. Tofaş ise evinde Efes Pilsen'i ağırlayacak.

G.Saray Cafe Crown (91):
Josh Shipp 14 (6 ribaund- 2 asist), Melih Mahmutoğlu 2 (1 ribaund- 2 asist), Göksenin Köksal (1 ribaund), Caner Topaloğlu 7 (7 ribaund-2 asist), Preston Shumpert 11 (4 ribaund- 1 asist), Taylor Rochestie 5 (5 ribaund- 3 asist), Tutku Açık 13 (2 ribaund- 7 asist), Luska Andric 22 (4 ribaund-2 asist), Radoslav Rancik 4 (1 ribaund- 1 asist), Haluk Yıldırım (1 ribaund- 2 asist), Evren Büker 5 (2 ribaund- 2 asist),Ermal Kurtoğlu 8 (3 ribaund- 1 asist)


Tofaş (66): Jason Rowe 14 (3 ribaund- 2 asist), Orçun Göllü 7 (2 asist), Austin Nichols 9 (3 ribaund- 1 asist), Uğur Dokuyan, Can Altıntığ 4 (2 ribaund- 2 asist), İnanç Koç 2 (1 ribaund), Tomislav Ruzic 6 (7 ribaund- 1 asist), Can Özcan 8 (3 ribaund- 1 asist), İlkan Karaman 14 (7 ribaund), Fırat Töz (2 asist), Selim Saygın 1 (2 ribaund), Onur Aydın 1 (1 ribaund)

Seibutis'in Banvit Maçında Oynaması Zor

Geçen haftaki Türk Telekom maçında Stiemsma'nın darbesiyle omzundan sakatlanan ve maça devam edemeyen Renaldas Seibutis, sakatlığıyla ilgili ilk aşamada yapılan '2-3 güne toparlar' demeçlerine rağmen henüz idman yapabilmiş değil. Bugün yani Cumartesi akşam idmanında denenme ihtimali varmış ama mevcut şartlarda Pazar günü Banvit'e karşı oynaması zormuş. Salsabasket özel haberidir.

Euroleague'de 2. Haftanın MVP'si: Bootsy Thornton

Geçen sezon rakiplerinden MVP yaratma konusunda epeyce hünerli olan Efes Pilsen, bu kez Euroleague'in 2. haftasından kendi bünyesinden bir MVP çıkarmayı başardı. 79-63 kazanılan Valencia maçında Kerem Tunçeri'yle birlikte maçı döndüren isim olan Bootsy Thornton, 8/9 saha içi isabetiyle ürettiği 19 sayının yanına eklediği 3'ü hücum olmak üzere 10 ribaund ve 2 asist - 2 top çalmayla ikinci haftanın en değerli oyuncusu seçildi. Bu performansıyla 29 rating puanı elde eden Thornton'la birlikte maçın bir diğer yıldızı Kerem Tunçeri'nin de 24'te kaldığını ekleyelim hemen.

F.Bahçe Üç Yıldızıyla Galibiyeti Kaptı

Kadınlar Euroleague'deki iddialı temsilcimiz F.Bahçe, İspanya deplasmanındaki zorlu karşılaşmadan 91-82'lik skorla galip ayrılarak sezonu galibiyetle açtı. Yıllardır aynı isimlerle ve benzer sistemlerle oynayan sarı lacivertlilerin, koç Ratgeber'in oyun planına ve Diana Taurasi'nin parkedeki varlığına alışmaları biraz zaman alacak elbette. Ligdeki Kayseri deplasmanı da bu anlamda önemli bir işaretti. İspanya deplasmanında bir ara oyunun kontrolünü kaybetseler de Nevriye - Penny - Taurasi üçlüsüyle oyuna tutunmayı ve daha sonra da galibiyeti kapmayı başardılar. Üretilen 91 sayının 77'sinin bu üçlü elinden üretilmiş olması maça dair en önemli not. Maçı 27 sayı-7 ribaund-4 asist ile tamamlayan Penny, ilk haftanın oyuncusu seçildi aynı zamanda. 26 sayı üreten Nevriye ve üzerindeki durgunluğu atarak İspanyolların potasına 24 sayı yollayan Taurasi haricinde çift hanelere çıkan bir isim olmadı F.Bahçe'de. Açıkçası gerek de kalmadı buna. Haftaya Caferağa'da Gospic Croatia ile karşılaşacak F.Bahçe için grubun kritik noktası Ekaterinburg ile oynanacak maçlar olacak kesinlikle. Alınacak bir grup liderliği yolun devamında çok çok önemli olacak.

Yetmez Yıldırım Demirören!

Salsabasket sitesinin değerli yazarlarından Cem Pekdoğru'nun (nam-ı diğer Sheed'in) Allen Iverson transferi sonrasında tamamen kendi fikirlerini döktüğü, gönül verdiği siyah beyazlı renklerin altından bir taraftar gözüyle bakarak kaleme aldığı, şubede yaşananları yakinen bildiğinden ötürü de içinde sitem barındıran yazısı benim için değerli, paylaşmak isterim. Hak vermeyenler çok olacaktır, ileri gidip makara yapacak olanlar da. Ama hak verip 'Doğru yazmış' diyenler de çıkacaktır. Fikirler çeşitlidir. Buyrun yazı aşağıda. Yalnız Cem'in seçtiği fotoya da ayrıca bir övgü. Müthiş.

***Akatlar'daki ilk maçta "Yetmez Yıldırım Demirören" tezahüratı duyulur mu? Ya da taraftarın yüzde kaçı eşlik eder? Betsson over/under bahislerini 85 üzerinden açmış, iyimser davranmış.

Nick Hornby'nin şurada paylaştığım, anaakım futbol üzerine söylediği sözler dahi doğru okunduğunda tek başına özetleyebilir durumu. Geçen sene -bugünün şartlarında Avrupa basketbolu için daha değerli bir oyuncu olan- Brad Newley'ye yapılanlar ve üzerine gelen seksenli yılların Yeşilçam filmlerinin söylemini taşıyan Şeref Yalçın açıklamalarından sonra, bunları görmüş birisinin hava alanına koşmasını beklememeli. Ben de koşmayacağım. Aksine bu formayı oyunun tek ve asil amacı olan kazanmak için ıslatan adamlardan sakınılan değerlerin, bugün enkazından ancak bayat bir pazarlama fenomeni çıkarılabilen bir başkasına bol kepçeden sunulması aslında daha büyük bir tepkiyi gerektiriyor. Benim tepkim bu yazıyla sınırlı olacak...

Dostlar için birkaç Akatlar seferi düzenleriz, fakat bu sezon şimdiden iki maça gittiğimi düşünürsek aynı yoğunlukta olmayacaktır. En tuhafı ise bu transferi içine sindirip "Yetmez Yıldırım Demirören" diye bağıracakların, birkaç gün sonra alaşağı edilişine alkış tuttukları Beşiktaş değerlerinden bahsedip prim yapmaya çalışmalarını izlemek olacak...***

29 Ekim 2010 Cuma

Kandemir: Oyuncularım Bana Nazire Yapıyorlar

Ligin ilk haftasında Efes Pilsen deplasmanından çıkarttığı galibiyetle sezonun ilk sürprizini gerçekleştiren Antalya BŞB, 3. haftanın açılış maçında da Türk Telekom deplasmanından önemli bir galibiyetle döndü ve 3'te 3 yaptı. Bu galibiyetin ardından Salsabasket'e konuşan koç Ahmet Kandemir şunları söyledi:

'Ben sezon başında kendi takımım için küme düşmenin 1 numaralı adayı demiştim. 3'te 3 yapmamıza rağmen halen küme düşme korkusu yaşayabileceğimizi düşünüyorum ben ama oyuncularım her maçtan sonra bana 'Düşmek yok, yola devam' diye haykırıyorlar, sanki bana nazire yaparcasına. Şaka bir yana, önemli galibiyetler alarak önemli bir giriş yaptık lige. Oyuncularımı tebrik ediyorum bu yürekli oyunlarından ötürü.' Salsabasket özel.

Allen Iverson İmza Töreni Fotoları

Fotolar bizzat New York'tan tweetleyen Oray Eğin'den.

Tomas Nagys Yeniden Bornova'da

Sezon öncesinde anlaştığı Hırvat oyuncu Buljan ile yolları ayıran Bornova'da uzun oyuncu arayışı devam ediyordu. Geçen yılın ikinci yarısında takıma katılan Litvanyalı uzun Tomas Nagys ile yeniden anlaştılar. Geçen sezon 15 maçta forma giyen Nagys, 6 sayı -3.4 ribaund ortalamaları ile mücadele etmişti. Koçu, takımı, şehri tanıması ve bu bağlamda uyum sorunu yaşamayacak olması transferin tercih sebepleri olarak gözüküyor. Hayırlı olsun diyelim. Pazar günü öğlen saatlerinde İzmir'de olacak Nagys. F.Bahçe Ülker maçını salonda takip eder, haftaya da sahada olur sanırım. Salsabasket özel haberidir.

T.Telekom: 72 - Antalya BŞB: 83 (Antalya Serileri Bozmadı)

3. haftanın açılış karşılaşmasında ligin namağlup takımı Antalya, ilk iki haftada galibiyet alamayan Türk Telekom'u Ankara'da 83-72 ile geçerek serilerin devam etmesini sağladı. Maç öncesinde konuştuğum herkeste Telekom'un galibiyete yüksek bir inanç vardı, ki ben de bu şekilde düşünüyordum, lakin parkeye gelen Uğur-Orhan-Simpson-Adem Ören-Ümit Türkoğlu beşi hepimizi şaşırttı. Burnu bandajlı şekilde kenarda yer alan Fatih Solak ve Schaffartzik'in kadroda yer almadığı ev sahibinde Becirovic-Yunus Çankaya-Rasim Başak gibi geçen haftanın en fazla süre alan isimlerinin ilk on dakikayı benchden takip etmesi sağlıklı bir yapının var olmadığının en iyi işareti aslında. Takım halinde yüksek yüzdeyle şut soktuğu (9/14 üçlük) ve hiç serbest atış kullanmadığı ilk yarıyı 43-34 önde kapatan konuk takım, üçüncü çeyrekte bocalamasına rağmen final periyodunda ayakta kalmayı başararak sahadan 83-72 galip ayrıldı. Bu galibiyetle birlikte üçte üç yapan Antalya BŞB, takımını düşmenin en kuvvetli adayı gören koçunu da yanıltmaya devam ediyor. Muazzam bir başlangıç yaptılar gerçekten. Yazının devamında Telekom üzerinden konuşacağız muhtemelen ama Antalya'nın da hakkını verelim. Sonuna kadar hakettikleri bir galibiyetle dönüyorlar evlerine.

Uzun rotasyonunu tamamen yerli oyuncularla geçmek zorunda kalan Antalya takımına karşı uzunlarıyla üstünlük kurmasını beklediğimiz Telekom'un panzehiri olarak alan savunmasını hazırlamış bugün koç Ahmet Kandemir. Maçın büyük bölümünde zone yaptılar. Telekom da bu savunmaya karşılık ortaya uzunu koyup sadece top dolaştırmayı düşününce bu savunmadan beklediklerinin çok üstünde bir verim aldı konuk takım. İlk yarıda Becirovic-Yunus Çankaya ve hatta Rasim Başak gibi zone'a karşı şut sokabilecek isimlerin kenarda tutulması da kritikti elbette. İlk yarıda sadece genç Uğur, şut sokabildi bu savunmaya karşı. Bitmek bilmeyen bir rotasyonla ilk yarıyı oynayan koç Akagün, ikinci devreye başladığı Uğur-Becirovic-Yunus-Stiemsma-Wesson beşiyle aradığı beşliyi buldu aslında. Ve ilk yarının tam aksine 3. çeyreğin tamamını bu isimlerle oynadı. İçerde iki uzun, dışardan da can yakabilecek şutörler parkede olunca koç Kandemir de mecburen adam adamaya döndü. 26-13'lük çeyrek skoruyla finale 60-56 önde girdi ev sahibi takım. Pota altından Stiemsma ve dışardan da Yunus çift haneye ulaştılar bu çeyrekte. Maçın ilk dakikalarından sonra ilk kez öne geçmeyi başaran Telekom, rüzgarı arkasına alarak girdi finale.

Son çeyreğe de aynı beşle devam eden Telekom kenar yönetimi, Downey ve Christopher'ın birebirlerinin Uğur'u çok zor durumda bırakmasıyla Mehmet Yağmur'u oyuna aldı ve 12 dakikanın ardından bu beşi ilk kez bozmuş oldu. Beşin bozulmasıyla dengeler yeniden konuk takıma kaydı. Antalya'nın toplam 25 ribaunduna karşılık 20 hücum ribaundu çeken, toplamda da 40-25'lik bir üstünlük sağlayan Telekom, pota altını unutup oyununu yeniden yay gerisinden şekillendirmeyi düşününce konuk takım salondan 83-72 galip ayrılmayı başardı. Son yedi dakikada yalnızca 9 sayı yiyerek tam 20 sayı attı Antalya. Maçın tamamında savunmadan bihaber bir görüntü çizen Telekom'un, bu finalden galip çıkması hiç olası gözükmüyordu zaten salonda. Bu sekansdaki 12-0'lık Antalya serisi maça noktayı koydu. İlk yarıda hiç oyuna girmeyen Becirovic'in ikinci yarı hiç oyundan çıkmadan oynaması, şu ana kadar takımın en aktif ismi olarak gözüken Rasim'in ilk kez bitime dört dakika kala oyuna girmesi, takımın bütünündeki savunma isteksizliği ve maç sonuna doğru oyunu adeta bırakmaları da günün dikkat çeken ayrıntılarıydı. Telekom açısından berbat geçen günün tesellisi ise Uğur Öğüt'ün istekli performansı ve 15 sayısıydı.

4 oyuncunun 30 ve üzerinde süre aldığı Antalya'da Patrick Christopher, 25 sayısıyla maçın en skoreri olurken Barış Hersek'in 5/7 üçlükle ürettiği 19 sayı - 8 ribaund-1 asist-2 top çalma oldukça değerliydi. Hiç çıkmadan oynayan Muratcan Güler'in 12 sayı-4 asist-3 ribaund-5 top çalmalık muazzam performansı da yine konuk takım adına galibiyetin anahtarlarından biriydi. Bu galibiyetle birlikte üçte üç yapan Antalya BŞB, lige çıktığı günden bu yana Telekom'la oynadığı 7. maçta 6. galibiyetini almış oldu böylece. Önemli ve hoş bir ayrıntı kesinlikle.

Türk Telekom (72): K'Zell Wesson 9 (5 ribaund), Ümit Türkoğlu 2 (4 ribaund- 1 asist), Sani Becirovic 11 (3 ribaund- 1 asist), Rasim Başak (1 ribaund), Mehmet Yağmur (1 ribaund- 4 asist), Adem Ören 2 (4 ribaund- 2 asist), Orhan Hacıyeva 2 (1 ribaund- 2 asist), Yunus Çankaya 10 ( 5 ribaund- 5 asist), Tony Gaffney 8 (3 ribaund – 1 asist), Diamon Simpson 2 (5 ribaund - 1 asist), Uğur Öğüt 15 (2 ribaund), Gregory Stiemsma 11 (6 ribaund- 1 asist)

Antalya BŞB (83): Muratcan Güler 12 (3 ribaund - 4 asist), JP Prince 7 (4 ribaund- 3 asist), Patrick Chrisopher 25 (4 ribaund- 3 asist), Emre Bayav 2 (2 ribaund- 2 asist), Barış Hersek 19 (8 ribaund- 1 asist), Devan Downey 14 (4 ribaund- 5 asist), Polat Kocaoğlu 4

Iverson Artık Resmen Beşiktaş'ta

İmzalar atılmış, TSİ 21:00'de New York'ta basın toplantısı düzenlenecekmiş. NTVSpor'da canlı yayın olabilir bu basın toplantısından, kesin değil, takipte kalmak lazım, kaçırmamak için. Tekrardan hayırlısı olsun. Sabahki yazım için TIK: 'Rüyaydı Gerçek Oldu: Allen Iverson'

Oyak Renault Traktör'den Vazgeçti

Beklenti altı kalan Charles Garcia ile yollarını ayırdıktan sonra yeni yabancı arayışına başlayan Oyak Renault, birinci hedef olarak yöneldiği 'Traktör' lakaplı Robert Traylor'dan vazgeçmek zorunda kaldı. Amerikalı menajerlerin fiyat yükseltmesi neticesinde Bursa temsilcisinin ayırdığı bütçenin üzerine çıkmış oyuncunun ücreti. Bu nedenle de vazgeçilmiş.

Yarın Bursa'da Medical Park Trabzonspor ile karşılaşacak olan Oyak Renault, maça 2 yabancılı (Gibson & Waller) kadrosuyla çıkacak. Rakipte ilk 5'in 4'ünü yabancı oyuncuların oluşturacak olması ve en güçlü tarafının boyalı alan olması onlar için büyük dezavantaj olacak elbette.

Yabancı Oyuncuların İsimlerini Doğru Yazmak

Bu konuya geçen sene de değinmiştik burada. Ligimizde oynayan yabancı oyuncuların isimlerini başta TBF olmak üzere çoğu mecra, yanlış yazmakta. TBF yıllardır oyuncunun pasaportunda yazan kilometrelerce uzun isimleri tercih ediyor. Preston Anthony Shumpert'lar mı istersiniz, Charles Edward Davis'ler mi istersiniz? Geçen yıllarda çok daha komikleri de vardı bunların. İnsan ilk bakışta yeni bir transfer mi geldi diye düşünüyor ister istemez. Bir de şu yerli statüsüne geçen oyuncuların isimlerini değiştirme olayı var. J.R. Holden da Rus vatandaşlığına geçtiydi, onun adını Holdonov falan yaptılar mı? Yapmadılar. Ama biz seviyoruz. Ali Karadeniz, Ersin Dağlı, Davud Kamer isimlerini bulmayı matah bir şey sanıyoruz. Hatta daha eskilerde Reşat Fırıncıoğlu yaptığımız Ricky Winslow bile var. Ve sonra da her yerde böyle geçirtmeye uğraşıyoruz. Yanlış yapıyoruz. Zira bu adamlar yıllarca kendi isimleriyle oynamışlar ve Edirne'den ötede kimse tanımaz Ali Karadeniz'i onu bunu. Adam Türk statüsüne geçmiş işte, daha niye ismini değiştiriyorsun? Michael Wright kalsın, olmaz mı? Damir Mrsic gibi, Emir Preldzic gibi onlar da kendi adlarıyla anılsa?

Bu yabancı oyuncu isimlerini yanlış yazılmalarıyla ilgili olarak Yiğiter Uluğ ustanın hoş bir örneği var. Şöyle der usta: 'Tremaine Townsend diye bir adamcağız vardı mesela... Çek Cumhuriyeti'nde oynuyordu. Oranın basını Townsend soyadını uzun mu buldu, düzgün yazmayı mı beceremedi, nedendir bilinmez adamı Tremaine Ford yapıverdiler. Şimdi adam yeni ismiyle iş arıyor. Biz de koskoca Vincent Grier'i Sheldon yapmayalim, yıllardır Tay diye yazılan Waller'ın ön adını değiştirmeye kalkmayalım.'

Şu anda ligimizdeki yabancıların isimlerini şöyle bir toparlayayım ben. Hem siz, hem sizin ulaşabildiğiniz insanlar, hem de bizim ekip, ne olur böyle analım bundan gayrı bu adamları. TBF'nin bu sese kulak vereceğini sanmıyorum, o nedenle onlara seslenme gereği duymuyorum.

Fenerbahçe Ülker: Roko Leni Ukic, Marko Tomas, Lynn Greer, Tarence Kinsey, Gasper Vidmar, Darjus Lavrinoviç, Emir Preldzic
Efes Pilsen: Andrew Wisniewski, Igor Rakoceviç, Bootsy Thornton, Bostjan Nachbar, Lawrence Roberts, Erwin Dudley, Miroslav Raduljica
Banvit: Antonio Graves, Keith Simmons, Chuck Davis, Lance Williams, Vladimir Golubovic
Beşiktaş Cola Turka: Mire Chatman, Michal Ignerski, Fedor Likholitov, AJ Ogilvy, Allen Iverson
Galatasaray Cafe Crown: Taylor Rochestie, Josh Shipp, Preston Shumpert, Radoslav Rancik, Luksa Andric
Türk Telekom: Heiko Schaffartzik, Sani Becirovic, Tony Gaffney, Greg Stiemsma, K’Zell Wesson, Diamon Simpson
Pınar Karşıyaka: David Holston, Osiris Eldridge, Andre Smith, Omar Sneed, Jovo Stanojevic
Erdemir: James Thomas, Antwain Barbour, Dalron Johnson
Mersin BŞB: Aubrey Reese, Vincent Grier, Dionte Christmas, Andrej Stimac
Antalya BŞB: Devan Downey, Patrick Christopher, JP Prince
Oyak Renault: Jonathan Gibson, Tay Waller
Tofaş: Jason Rowe, Austin Nichols, Tomislav Ruzic
Aliağa Petkim: Jerome Randle, Aubrey Coleman, Brandon Hunter
Bornova Belediyesi: Michael Roll, Tyler Smith, Torin Francis
Olin Edirne: Renaldas Seibutis, Seth Doliboa, Predrag Samardziski, David Lee Dixon, Vidas Genevicius
M.P. Trabzonspor: Aleksandar Rasic, Alvin Snow, Derrick Obasohan, Harold Jamison, Michael Wright

edit: Yabancı oyuncular için isim mevzusunu gündeme taşımışken bizim yerli oyuncuları da unutmamak gerekir. TBF onları da nüfus kağıtlarında ne varsa atlamadan yazıyor maşallah. İsmail Hakan Demirel, Nihat Emre Ekim, Rıfat Murat Kaya, Ömer Faruk Aşık gibi oyuncuların da istemediği tanımlar oluşuyor, ki bu da hayli trajikomik.

Rüyaydı Gerçek Oldu: Allen Iverson

Gelmez dedik, hadi canım dedik, yok artık dedik.. Ama geldi. Hem Şeref Yalçın hem de yabancı kaynaklardan alınan müjdelerin ortak noktası: Iverson Cuma günü, tam da 29 Ekim'de New York'ta sözleşmeyi imzalayacak. Şaka gibi. Iverson artık Beko Basketbol Ligi'nde. Şu noktada söylenebilecek tek bir şey var, o da: 'TADINI ÇIKARTIN'.

Transferin getirilerini götürülerini, kontratta hangi maddeler olduğunu, sportif başarı anlamında mantıklı bir hamle olup olmadığını, Beşiktaş kulübünde yıllardır yaşanan sıkıntıları vs. bolca yazar konuşuruz zamanı gelince. Ama şimdi tadını çıkartmaya bakın. Ben öyle yapacağım çünkü.

Beşiktaş Cola Turka kadrosundaki oyuncuları düşünsenize bir, ya da teknik heyeti. Allen Iverson ile takım arkadaşı olacaklar, onla eğer bir sıkıntı çıkmaz ise 2 sezon geçirecekler. Aynı şekilde koç, yardımcı koç, menajer, hatta masör için bile büyük bir gurur. Kariyerleri adına, kendi hisleri adına, büyük bir nokta, büyük bir detay. Sadece Beşiktaş'la da sınırlı olmaz bu. Diğer takımlardaki oyuncular için de aynı şey geçerli. Atıyorum X takımının bir oyuncusu olsam, Allen Iverson'ı savunacak (ya da savunamayacak) olmaktan, onla eşleşmekten duyabileceğim hazzı düşünebiliyor musunuz? Uzun oyuncu bile olsam sık sık show-up'a giderdim ki yandaki fotoğrafçıların yakaladığı bir iki fotoda onla yan yana görünebileyim. Diyorum ya işte, tadını çıkartmaya bakın, diğer detayları zaten bolca konuşuruz. Şimdilik bu şovun tadını çıkartmak lazım. Türk Basketbol Tarihi'nin uzak ara en büyük transferi Allen Iverson. Hoş geldin ligimize.

28 Ekim 2010 Perşembe

Cibona Zagreb: 68 - F.Bahçe Ülker: 73 (Fener 2'de 2 Yaptı)


Maç öncesi favori gözüken taraf deplasman ekibi olan temsilcimiz Fenerbahçe Ülker'di. Fakat maçın oynanacağı yerin Hırvatistan gibi basketbol ekolü bir ülkenin kara sınırları içinde, bir basketbol efsanesinin ruhunu barındıran bir salonda olması (Drazen Petrovic Arena), maçın kolay geçeceği düşüncelerini bir kenara bırakmak gerektiğinin bariz nedenleriydi.

FB Ülker maça savunma temelli bir oyunla girdi. Marko Tomas savunmada ne kadar etkiliyse, Darjus Lavrinovic de bir o kadar etkisizdi. Bu nedenle de Bojan Bogdanovic maça suskun başladı. Bu boşluğu da Drago Pasalic ilk çeyrekte bulduğu 10 sayıyla doldurdu. Cibona Zagreb mali sorunlar nedeniyle yetersiz bir kadroya sahip olabilir fakat kalite eksiğini mücadeleyle kapatmakta kararlılar. Bunu da yaptıkları sert savunmadan görmek mümkün.

İkinci çeyrekte FB Ülker'in dümenine Tarence Kinsey geçti. Hücumda sorumluluk alması ve savunmada gösterdiği eforla göz doldurdu. Oğuz Savaş da savunmasından ziyade hücumda aldırdığı faullerle durdurdu Cibona pota altını. Savunma her ne kadar Hırvatların yeni yıldız adayı Bojan Bogdanovic üzerine yoğunlaşsa da, bir şekilde sahneye çıkmayı başardı Bogdanovic. Buna rağmen FB Ülker ilk yarıyı 40-42 önde kapamayı başardı.

İki takım da devre arasında fazla dinlenip soğumuş olacak ki, ikinci yarı skor olarak kısır geçti. Bunda iki takımın yaptığı yüksek dozdaki savunmalar etkiliydi. Kaçan şutlar ve basit top kayıplarıyla da tempo bir hayli düştü.

Lynn Greer bu sene fazla süre alamayabilir. Fakat bu tip performanslarla dakikalarını artırma olasılığı yüksek. Evet savunmada aksıyor ama tam da ihtiyaç olan anlarda verdiği skor katkısı onu rotasyonda daha önemli kılıyor.

Son çeyrekte Tarence Kinsey ve Roko Ukic'le ayakta kalan FB Ülker bu Hırvat cehenneminden yara almadan dönüyor. Ev sahibi ekipte Leon Radosevic'in 16, Bojan Bogdanovic'in 15 sayısı galibiyet için yeterli olmadı. Temsilcimizde ise uzun süredir ortalıkta gözükmeyen Tarence Kinsey'nin 17 sayısının yanında buraların yabancısı olmayan Roko Ukic'in 14 sayısı dikkat çekiyor. Mirsad Türkcan'ın aldığı 9 ribaund ise hala bu seviyede oynayabileceğinin en büyük kanıtı olsa gerek.

Cibona Zagreb (68): Marcus Johnson (3 ribaund), Rok Stipcevic 12 (3 ribaund- 6 asist), Bojan Bogdanovic 15 (3 ribaund- 3 asist), Tomislav Zubcic 11 (7 ribaund), Drago Pasalic 12 (5 ribaund), Karlo Vragovic (1 asist), Goran Vrbanc, Leon Radosevic 16 (4 ribaund), Mario Delas 2 (5 ribaund)

F.Bahçe Ülker (73): Roko Leni Ukic 14 (2 ribaund- 4 asist), Mirsad Türkcan 3 (9 ribaund), Ömer Onan 7 (4 ribaund), Lynn Greer 11 (1 asist), Darjus Lavrinovic 6 (2 ribaund), Gasper Vidmar 3 (4 ribaund), Kaya Peker (2 ribaund), Oğuz Savaş 5 (4 ribaund), Tarence Kinsey 17 (1 ribaund- 1 asist), Marko Tomas 7 (3 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic

KSK Artık SunExpress İle Uçacak

SunExpress firması, Beko Basketbol Ligi takımlarından Antalya BŞB ve Medical Park Trabzonspor'dan sonra Pınar Karşıyaka'ya da sponsor oldu. Dün tüm oyuncuların ve koçun da hazır bulunduğu törenle imzalanan sözleşmenin, Pınar Karşıyaka takımının hem yurtiçi hem de yurtdışında oynayacağı maçları kapsayacağı ve kulübe 100.000 $ civarında katkı sağlayacağı belirtildi. (Bilgiler ve fotoğraf KSKBasket.net'ten)

Iverson Formaları Hazırlanmaya Başladı

Biz Türk Basketbol Tarihi'nin uzak ara en büyük transferi olma yolunda ilerleyen Allen Iverson'dan gelecek kesin haberleri bekleyeduralım, Beşiktaş Cola Turka takımının bu yılki spor malzemeleri markası Hummel kendi web sitesinden formaların hazırlanmaya başladığını duyurdu bile. Heyecan giderek artıyor, heyecan giderek büyüyor.

Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Büyük Skandal (Vol:2)

Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Büyük Skandal başlığıyla verdiğimiz haber beklediğimiz gibi büyük ses getirdi. Habertürk, Milliyet ve Vatan gazetelerinde sitemizin de ismini geçirerek bu olaya değinilmesi hoş bir jestti. Gelin isterseniz ilk haberimizde değinmediğimiz birkaç noktayı daha sizlerle paylaşalım:

-Sedat Hoca yıllardır federasyona profesyonel sözleşmeye geçilmesini teklif etmiştir fakat fe derasyon sürekli 'kem,küm,ama,fakat' gibi sözcüklerle hocayı oyalamaya çalışır.

- Ülkemizde bugüne kadar sadece birinci ve ikinci kademe ile ilgili antrenörlük kursu açılmış. Normalde bildiğiniz üzere beş kademe antrenörlük seviyesi var. Ne yazık ki hiçbir antrenör Süper Lig ve Milli Takım seviyesinde takım çalıştıramaz bu şartlarda fakat federasyon bu konunun da kolayını bulmuş. Yönetmeliğe bir alt madde eklemişler ve beşinci kademe antrenörü yoksa dört, dört yoksa üç, üç yoksa iki, iki yoksa birinci kademe antrenörü takım çalıştırabilir diyerek işin içinden çıkmayı başarmışlar. Malum, iş bitirici milletiz vesselam.

- Şimdi de fıkra tadında bir olay geliyor. Bir gün Sedat Hoca'yı aramışlar, demişler ki "hocam seni beşinci kademe antrenörü yapıyoruz", bu şartlarda da çok önemli ya beşinci kademe antrenörü olabilmek, hoca şaşırmış. Sormuş nasıl oluyor bu iş diye, karşıdan gelen yanıt "başarılı oldun ya işte, falan filan" olmuş. :) Hoca anlatmaya çalışmış elinden geldiğince antrenörlük kursu açılmadan bir antrenörün kademe atlayamayacağını ancak anlayan çıkmamış ve yeni yönetmelik Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'ne (GSGM) yollanmış. Yazık ki GSGM yönetmeliği kabul etmemiş. Tabii değerli federasyon yetkilileri bir hayli sinirli, yaşananların ardından GSGM'nin bir şey bilmediğini iddia ediyorlar.

- Sedat İncesu federasyonun para yok iddialarına karşılık olarak son beş yılda federasyonun basketboldan sorumlu asbaşkanına ayrılan uçak bileti ve harcırah paralarını nazara veriyor. Bunun araştırılmasını istiyor.

- Sedat Hoca, yurtdışı gezilerine kadro dışında olmasına karşın giden kişilerin yaptıkları masraflarla neredeyse tüm takımın sandalyelerinin yenilenebileceğini belirtiyor. Gezmek, eğlenmek tatlı tabii...

- Sedat İncesu yardımcı antrenörlük görevine ilk getirildiğinde kendisine verilen görevlerden de bahsedelim. Bir kağıt içerisinde o dönem federasyonunda yer alan alkolik bir isim kendisine görevlerini bildirir. Sedat Hoca kağıdı eline aldığında kendisine yanlış kağıdın verildiğini düşünüp geriye döndüğünde o alkolik şahıs hayır bu görev senin görevindir der. Ne mi yazmaktadır o kağıtta; 1 kg antep fıstığı, 1 kg çok kavrulmuş fıstık, 1 kg leblebi ve daha niceleri. Altına da not düşülmüş, hepsi Kızılay'daki meşhur kuruyemişçiden alınacak. Yardımcı antrenörün başka ne işi olabilir ki zaten?

- İspanya'ya gidilecekmiş takımla birlikte, havaalanında A Milli Takım yardımcı antrenörüne çok önemli bir görev daha verilmiş. Sedat İncesu'ya bir çanta verilmiş, bunu bagaja vermemesi ve gözünün önünde ayırmaması söylenmiş. 57 kilo gelmiş çanta ve içerisinde sadece alkol varmış.

Evet, olan-biten bu şekilde. Tabii Sedat Hoca'nın anlattıklarından fazlası da var. Burada yaşananlardan sorumlu olan kişilerin isimlerini de vermenin vakti geldi. Biz yeterince araştırma yapmadan insanları zan altında bırakmak sorumluluğunun altına giremezdik. Bu yüzden iki gün önce isimleri sizlerle paylaşmadık fakat gerek Sedat Hoca ile, gerekse camianın içerisinde yer alan diğer insanlarla yaptığımız görüşmelerin ardından kanaatimiz netleşti ve bu isimlerin bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.

Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Genel Sekreteri Mehmet Turan, meşhur "boynuz" olayının müsebbibidir. Mehmet Turan beyefendi dün Habertürk gazetesine yaptığı açıklamalarda iddiaların tamamını reddediyor, ancak açıklamasının sonunda da Sedat İncesu'yu tehdit etmekten geri kalmıyor: Milli Takım'daki görevinden sonra Galatasaray'daki antrenörlük hayatı sona erer. Sağolsun varolsun... Bu yaşananlara katkı(!) sağlamış bulunan isimler arasında Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Tekerlekli Sandalye Basketbolundan Sorumlu Asbaşkanı Ali Duran Karakaya, Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Eğitim Dairesi Başkanı Emin Bayramlar da yer alıyor.

Bu dakikadan sonra top bizde olduğu kadar aynı zamanda da kamuoyunda, biz aldığımız bilgileri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Belli bir tepki oluştu şu an için bu yaşananlara dair, yazılı ve görsel medya bu işin üstüne gitmeye başladı. Ümit ediyoruz ki bu olayı tam olarak açıklığa kavuşturabileceğiz. Zaten Sedat İncesu konuyu mahkemeye taşımış bulunuyor. Ümit ediyoruz ki hak yerini bulacak, adalet tecelli edecektir. Salsabasket Özel.

Ülker'in Stratejisini NBA Türkiye Ağustos Ayında Yazmıştı

Dün sabah gündeme düşen 'Ülker'in tek bir kulüple yola devam edip, diğer kulüplerle olan sponsorluk sözleşmesini yenilememe fikri'ni, NBA Türkiye dergisi olarak Ağustos ayında yazmıştık aslında. Hatta bizzat Yıldız Holding Kurumsal İletişim Direktörü Zuhal Şeker'in kendi ağzından dökülen cümlelerle. İşte Mete Aktaş'ın gerçekleştirdiği röportajın bu konuyla ilgili kısmı:

Mete Aktaş: Futbolda 4, basketbolda da 3 büyük kulübümüzle sponsorluk anlaşmanız bulunuyor. Takımları daha da önemlisi taraftarlarını küstürmeden bu dengeyi kurmayı nasıl başarıyorsunuz? Kaldı ki bir tarafı küstürmek Ülker’in marka değerine zarar verecek hadiseler de yaratabilir.

Zuhal Şeker: Bu sponsorluk anlaşmaları ben gelmeden başlatılmış projeler ve çok doğru bir strateji ile yürütüldüğünü vurgulamak istiyorum. Ancak Türkiye’de bir kurumun markalarının bütün kulüplerle eşit olması gerektiği gibi bir algılama var. Fakat dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Çünkü çok pahalı sponsorluklar bunlar ve bir kurumun, futbolda, basketbolda 3-4 kulübe birden sponsor olma algısı gelecek yıllarda değişecek. Çünkü Avrupa’da hatta dünyada böyle bir şey yok. Türkiye’de de sermayeler kuvvetlendikçe daha fazla marka futbola, basketbola yatırım yapacaktır. Biz de daha fazla markanın kulüplere destek vermesini çok istiyoruz. Böylelikle rekabet de artacaktır. Kulüpler daha da güçlenecektir. Kulüplerin güçlenmesi özellikle salon sporlarında seyircinin artmasını sağlayacaktır. Şimdi sadece Ülker bu tür sponsorlularla kulüplere destek olmaya çalışıyor ama bu dengelerin artık değişmesi lazım.

Mete Aktaş: Mevcut sözleşmeler bittiği zaman Ülker’in tek bir kulüple hareket etmek gibi bir düşüncesi olduğunu algılayabilir miyiz?

Zuhal Şeker: Henüz bir karar almadık ancak tabii ki yaptığımız yatırımlar ve sponsorluk anlaşmalarımız üzerine çalışıyoruz. Tüm takımlarımıza, spora en doğru desteği vermek için elimizden gelen her şeyi yapacağız ancak, şu anki sponsorluk anlaşmalarımızı da sonsuza kadar sürdüremeyiz. Bunların hepsi son derece titiz ve detaylı bir şekilde üzerinde düşünülen konular. Örnek verecek olursak bir GSM markası, Anadolu Kulüpleri ile 7 yıldır sürdürdüğü anlaşmayı sonlandırdı. Şimdi bu kulüplerin mutlaka başka bir marka ile anlaşması gerekiyor. Bunlar çok önceden planlanması ve düşünülmesi gereken konular. Bence burada da tek bir marka olmamalı, neden birden fazla marka olmasın ki, bu Anadolu kulüplerinin gelişmesine daha fazla katkıda bulunacaktır. Kulüplerin kendi içlerinde pazarlama birimleri kurarak, sürekli yeni sponsorluklar bulmaları lazım. Firmalardaki pazarlamacılar kadar kulüplerdeki pazarlamacıların da bu konuları çok iyi biliyor olması lazım. Dört büyük kulüpte bu anlayış var, kuvvetli pazarlamacıları bulunuyor ve önemli stratejiler oluşturuyorlar. Ancak Anadolu kulüplerinin de en azından birlikte hareket ederek pazarlama ve strateji konularına, kendi çıkarları için daha fazla önem vermesi gerekiyor.

Tufan Ersöz Olin'de Kaldı

Birkaç hafta önce Olin Edirne'den ayrılma kararı alan ve Edirne temsilcisinin de bu ayrılığa onay vermesinin ardından takım arayışlarına başlayan Tufan Ersöz, Olin Edirne yönetimiyle bir araya gelip sürpriz bir şekilde Edirne takımında kalmaya karar verdi.

Bu konuda Olin Edirne Genel Menajeri Serdar Yiğitsoy tarafından yapılan açıklamada 'Tufan'a yeni bir şans daha vermek istedik. Koçumuz Gökhan Taştimur da oyuncuyu kaybetmektense kazanmaya çalışmanın daha iyi olacağını belirtti ve bu kararımızı almamız konusunda bizi etkiledi' dendi.

Bu arada Tufan atroskopi olmuş ve o çok şikayetçi olduğu ağrılarından kurtulmuş. Birkaç gün daha fizik tedavi yaptıktan sonra bireysel antrenmanlarına başlayacakmış. Hatta İstanbul'da bir 2. lig takımıyla idmanlara çıkma planı da varmış. Tamamen hazır hale geldikten sonra da 2010'un son günlerine doğru takımla birlikte antrenmanlara katılacakmış.

Hayırlısı olsun. Reha Öz hamlesini yaptıktan sonra o bölgedeki açığını kapatan Olin'de nasıl bir dakika dağılımı olacak göreceğiz. Tabii Tufan'ın gerçekten bu anlatıldığı plan doğrultusunda sağlıklı bir biçimde geri dönüp dönemeyeceğini de. Şanssız yıllar geçirdi Tufan, şanssız bir sakatlık illeti yüzünden. İnşallah bir an önce toparlar.

Ülker'den Sponsorluk Açıklaması

Dünün en çok konuşulan olayıydı Ülker'in sponsorluk mevzuusu. Bu kadar çok konuşulunca oluşan bilgi kirliliğini yok etmek amacıyla konuyla alakalı olarak bir açıklama geldi Ülker'den. 'Basketbol bizim DNA'mızda var. Desteğimizi çekmemiz söz konusu olamaz. Geçmişte ve bugün olduğu gibi gelecekte de basketbolla ilişkimiz devam edecek.' cümleleriyle başlayan açıklamada dünkü haber doğrulandı ve yapılan toplantılarda basketboldaki sponsorlukların yenilenmeme ihtimalinin gündeme taşındığı belirtildi. Açıklamanın tamamı şöyle:

- Her dönem basketbolu farklı stratejilerle yönetiyoruz. 1993’ten 2006 yılına kadar, takımımız Ülkerspor Basketbol 1. Ligi’nde mücadele etti. Şimdi de Fenerbahçe Ülker olarak yoluna devam etmektedir. Galatasaray ve Beşiktaş Basketbol takımlarına Galatasaray Cafe Crown ve Beşiktaş Cola Turka olarak isim sponsorluğu yapmaktayız.

- Kulüp sponsorluklarının yanı sıra, basketbolda değer yaratan pek çok projeye de katkı sağlamaktayız. Türkiye Basketbol Federasyonu’yla beş yıldır birlikte gerçekleştirdiğimiz ve bugüne kadar 5.000’i aşkın çocuğumuza basketbol sevgisi kazandıran “Minikler Şenliği” projemiz her yıl büyüyerek sürmektedir.

- Ülker, geçtiğimiz Eylül ayında ülkemizde gerçekleştirilen FIBA Dünya Şampiyonası’nın da ana sponsorluğunu üstlenerek basketbola desteğini sürdürdü. Yine Dünya Basketbol Şampiyonası kapsamında gerçekleştirilen “Children of the World-Dünya Çocukları” projesiyle 110 ülkeden gelen 300 çocuğu bir hafta boyunca İstanbul’da ağırlayarak ülkemizin tanıtımına, çocukların basketbolu sevmelerine katkıda bulundu. Yine şampiyona öncesi NTV’de yayınlanan ve çocuklara basketbolu sevdirmeyi amaçlayan “Sahaya Çık” basketbol programı da, Ülker’in basketbola olan ilgi ve desteğinin göstergesidir.

- Galatasaray ve Beşiktaş kulüpleriyle olan basketbol sözleşmelerimiz 2010- 2011 sezonunun sonuna kadar devam edecektir. Kulüplerle yapılan toplantılarda, bu tarihten sonra basketbol sponsorluklarının yenilenmeme ihtimali gündeme taşınmıştır. Bu durumu “Ülker potadan çekiliyor” diye yansıtmak doğru değildir.

G.Saray MP: 84 - Tarbes: 68 (Cimbom Galibiyetle Başladı)

Euroleague'deki ilk maçında Fransa şampiyonu Tarbes ile karşılaşan sarı kırmızılılar, hücumda çok yüzdeli başlayarak ilk yedi dakikasını 25-5 önde tamamladıkları maçta rakiplerini son iki dakikaya kadar oyunun içerisinde tutsalar da Abdi İpekçi'den 84-68'lik skorla galip ayrılmayı başardılar. Sakatlığının ardından yavaş yavaş oyuna ısınmaya başlayan Işıl Alben 10 sayı-10 asist-4 ribaund-2 top çalmayla eski günlerine dönüş sinyalini çaktı, sevenlerini de mutlu etti. Bolca şut kullanan Seimone 20 sayısıyla maçın en skoreri olurken halen çok aktif şekilde kullanılamayan Fowles ise maçı 16 sayı - 11 ribaund - 3 blok ile tamamladı. Maç sonunda koç Ceyhun Yıldızoğlu ve kaptan Işıl Alben'in açıklamalarında söylediği gibi henüz hazır değil G.Saray. Ama yeni bir yapılanmayla çok taşlı bir yola girdiklerini biliyoruz zaten, henüz yolun çok başındalar. Herşeye rağmen ilk maçlarında alınan bu farklı galibiyet de önemli.

Bu arada son şampiyon Spartak Moskova, Lauren Jackson ve Sue Bird'den yoksun olarak gittiği Litvanya deplasmanında uzun süre çift haneli farklarla geride götürdüğü karşılaşmayı son topta 71-69 kaybederek lige mağlubiyetle başladı. Bu sezonki Avrupa mücadelesi açısından önemli bir not kesinlikle. Haftaya Moskova deplasmanında olacak G.Saray.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Efes Pilsen: 79 - P.E. Valencia: 63 (Sihirli Değnek Etkisi)

Turkish Airlines Euroleague 2. haftada temsilcimiz Efes Pilsen, İspanyol ekibi Valencia'yı ağırladı Sinan Erdem Arena'da. Kötü gidişat içindeki Efes çıkış ararken, şanssızlığının kurbanı olan Valencia ise Euroleague'deki ilk galibiyeti için İstanbul'daydı.

Maç başı için konuşuyorum; Valencia coachu dersine az biraz çalışmış gibiydi. Hemen Efes'in zayıf karnı olan pota altına odaklandı ve Robertas Javtokas'ı oraya mevzilendirdi. İlk çeyrekte 8 sayı kaydeden Litvanyalı pivot bu görevi kısa bir süre için yerine getirmiş oldu. Bu katkı ve dış şutlardaki yüksek yüzdesiyle beraber misafir ekip ilk çeyreği 14-16 önde kapadı.

Javtokas'ın kaldığı yerden Ukraynalı Serhiy Lishchuk devam etti ikinci periyotta. Nikola Vujcic takıma ve oyuna ısınana kadar sürdü Valencia'nın boyalı alan üstünlüğü. Skorer Rafa Martinez'in 3 faul alıp kenara gelmesi bir diğer kırılma anıydı ilk yarı için. Kerem Tunçeri ve Bootsy Thornton'ın etkili oyunuyla Efes soyunma odasına 34-29 önde gitti.

15 dakikalık dinlenme süresi içinde ne oldu bilinmez, ikinci yarı başladığı gibi momentum ibresi bir anda bozulmuşcasına Efes Pilsen'i işaret etti. Sadece Vujcic'in takıma alışması bu kadar farklılık yaratmış olamaz. Fakat sanki bir sihirli değnek gelip Mavi-Beyazlılara dokundu ve bu devrede her şey değişti. Perasovic'in takımı bir anda makine nizamında oynamaya başladı. Gerçek Efes Pilsen gibi, izlemek istediğimiz Efes Pilsen gibi. Rüzgara da sırtını veren ev sahibi ekip arkasına bir daha bakmadı ve maçı 79-63 kazandı. Valencia'da Dusko Savanovic'in 15 sayısı, Efes fırtınasında yok olup gitti. Ev sahibinde ise Igor Rakocevic yine maçın en skorer ismi 20 sayıyla. Fakat burdaki esas başkahramanlarımız Kerem Tunçeri ve Bootsy Thornton. Kerem 16 sayı - 4 ribaund - 4 asist, Thornton ise 19 sayı - 10 ribaund ile galibiyeti takımlarına getirdiler.

Ülker Sponsorluktan Çekiliyor mu?

Haber bugünkü Akşam gazetesinde Kenan Karcı imzasıyla çıktı. Habere göre Üç Büyüklerle sponsorluk anlaşması Mayıs 2011'de sona erecek olan Ülker, bu sponsorlukları yenilemek niyetinde değil. Zor durumda kalmasınlar düşüncesiyle bunu da kulüplere şimdiden bildirmiş durumdalar. Basketbolda tüm sponsorluklar bizim üzerimizde, artık çeşitlenmeli düşüncesinden hareketle böyle bir karara vardıkları söyleniyor haberde. Ülker'in diğer iki kulübe sponsor olup F.Bahçe ile birleşmesi bu noktada nasıl bir ayrım yaratır sorusuna cevap olarak da, Euroleague'de yer alma haklarını F.Bahçe'ye kullandırmaya devam edecekleri yazıyor. Herhangi bir Ülker yetkilisinin adı geçmiyor haberde, bu nedenle haberin kesinliği konusunda temkinli olmakta fayda var. Şimdilik haberi geçmiş olalım buraya, gerçeklik payını ve detaylarını da öğrenmeye çalışırız.

edit: Fuat Akdağ Spor Servisi programında Ülker yetkilileriyle konuştuğunu ve F.Bahçe ile olan birlikteliklerini devam ettireceklerini, çünkü orada sponsorluğun değil ortak bir çalışmanın söz konusu olduğu bilgisini aldığını belirtmiş. Bitecek olanlar diğer sponsorluklarmış. Teşekkürler bilgi için Ali Emre Dedeoğlu.

Kadınlarda Euroleague Heyecanı Başlıyor

Son dönemde kadın basketbolunda yaşadığımız ilerlemenin devamında bu yıl yine iki takımla boy göstereceğimiz Kadınlar Euroleague organizasyonu bugün başlıyor. Avrupa'nın en geniş bütçeli takımlarından ikisine, hatta Ruslar'ı devre dışı bırakırsak en geniş bütçelilerine, sahip olduğumuz bu sezonda hedef en azından bir takımımızı dörtlü finallerin içine atabilmek. Uzun yıllardır burada oynamanın vermiş olduğu tecrübe, oturmuş yerli rotasyonu ve kaliteli kadrosuyla bu noktada öncelik elbette F.Bahçe'ye ait. Fakat G.Saray Medical Park da Augustus-Fowles transferleriyle son dörde kalabilmek için önemli adaylardan biri. İlk haftada G.Saray, İstanbul'da Fransız Tarbes'i ağırlayacak. F.Bahçe ise İspanya deplasmanında Rivas Ecopolis ile karşılaşacak.

Kadın basketboluna ilgi duyanların uğrak yeri Sarayın Sultanları'nda iki takımımızın rakipleri hakkında güzel bir çalışma hazırladı Aras. Şu günlerde zaman darlığı nedeniyle ona pek yardımcı olamasam da tek başına keyifli işler çıkarmaya devam ediyor kardeşim. Merak edenleri şöyle alalım.

Kadro Dışı Bırakılan Serhat Büker Affedildi

Trabzonspor'da idmanlarda&maçlarda surat asması ve sorumsuz davranışları sebep gösterilerek kadro dışı bırakılan Serhat Büker, affedildi. Dün katıldığı tv programında konuyla alakalı olarak bir açıklama yapan Doğan Hakyemez, 'Serhat Büker konusunda yönetim kararı bize bıraktı, biz de affettik. Ama gözümüz üzerinde olacak, eğer ki antrenmanlarda ve maçlarda surat asmaya devam ederse bizimle beraber olamaz.' şeklinde konuştu. (Haber: Trabzonbasket)

26 Ekim 2010 Salı

Renault'da Traktör Sesleri

Kupa ve ligde oynadığı 5 maçı da kaybederek sezona istediği gibi bir giriş yapamayan Oyak Renault'dan önemli bir transfer hamlesi gelmek üzere: Robert Traylor. 2008-09 sezonunda Kepez forması giyen ve Antalya ekibinin ligde kalmasında Gerald Fitch ile birlikte önemli rol oynayan nam-ı diğer Traktör, bu kez Bursa ekibini ligde tutmakla görevli olacak. Geçen sezon Napoli'den ayrıldıktan sonra Porto Riko ligi takımlarından Vaqueros de Bayamon'la anlaştı Traylor. Ve burada tam 42 maça çıkıp, maç başına 30.9 dakika sahada kalarak 9.9 sayı - 10.1 ribaund - 2.4 asist ortalamalarını yakaladı.

Antalya'da Pope Transferi Gerçekleşemedi

Antalya BŞB için 20 Ekim'de duyurduğumuz HerB Pope transferi, son anda çıkan pürüz nedeniyle gerçekleşemedi. Tarafların her konuda anlaşmıştı ancak oyuncunun henüz 3. sınıfta olduğundan önce okulundan ayrılmalıydı. Pope bu konuda istekliydi ancak okuldan çıkmayı beceremedi. Böylelikle de transfer suya düştü. An itibariyle durum şudur: Lige ikide iki yaparak giren Antalya BŞB, şimdilik kadrosunda bulundurduğu 3 kısa Amerikalı ile yoluna devam ediyor. Downey, Christopher ve Prince.

Holston'dan Sevindirici Haber

Dünkü maçta sakatlarak oyuna devam edemeyen David Holston'un durumunu merak ediyorduk hepimiz. Dün akşamın sıcak ismi Holston'un ayağına kramp girdiği ve o nedenle oyuna devam edemediği bilgisini aldık. Önemli bir şeyi yokmuş. Bugün önlem amaçlı dinlendirilecekmiş.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Büyük Skandal!

Başlık bir hayli iddialı ancak aşağıda yazanları okuyunca olana-bitene inanamayacaksınız. Tekerlekli Sandalye Basketbolu'nda Türkiye'nin bu noktalara gelebilmesini sağlamış; Milli Takım'a Avrupa İkinciliği, Galatasaray'a ise Kıtalar Arası Şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Şampiyonlukları kazandırmış olan sayın Sedat İncesu'dan çok ama çok önemli açıklamalar var. Belki şu an "Amaan tekerlekli sandalyeyse ben okumam" diyeceksiniz ama birazcık zahmet edin, bu ülkede ne gibi pislikler var görün. Bu kadar büyük iğrençliklerin yaşandığı bir ortamda kalıp savaşmaya devam eden Sedat Hoca'ya destek olmayı bir basketbolsever olarak değil, bir insan olarak boynumun borcu biliyorum. Tahminlerinizin çok ötesinde pisliklerle karşılaşacaksınız. "Türk Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Haysiyetsizliğin Tarihi" olarak adlandırabileceğimiz yaşananlar ve hocanın bu bağlamda anlattıkları o kadar uzun ki, madde madde veriyorum yaşanan pislikleri.

- Avrupa İkincisi Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımı Dünya Şampiyonası'ndan önceki son kampında kampta fizyoterapist ve sağlık görevlisi olmadığı için 15 gün boyunca idman yapamamış.

- Yine yukarıda bahsi edilen kamptan önce takımdaki oyuncuların sandaleyelerine 20 TL kaynak parası verilmemiş federasyon tarafından. Böyle bir şey bizde değil başka yerde olsa direk yeni sandalye alınır oyunculara, biz de sandalyeler tamir edilmiyor bile.

- A Milli Takım Oyuncuları federasyon ilaç paralarını ödemediği için, ilaç ücretlerini kendi ceplerinden vermek zorunda kalmışlar.

- Genç Milli Takım Kampı esnasında, kadrodaki 17 yaşında olan bir sporcu aynı gün iki kez mide kanaması geçirmiş. Ancak kampta, diğer kamplarda olduğu gibi, herhangi bir sağlık görevlisi bulunmamaktadır. Ölüm noktasına gelen oyuncunun hayatını antrenörleri kurtarmıştır. Bu esnada yetkililer 48 saat süresince telefonlarına bakmamış.

- Sedat İncesu'nun kuyusunu kazmak için 3-5 antrenör bir araya gelip Mili Takım'daki bazı oyuncularla anlaşmışlar. Sonradan bu durumu takım içerisindeki bazı oyuncular gereken yerlere bildirmiş. Sedat Hoca'nın ifadesiyle "İhanete ne Allah razı olur, ne kader, ne de alın teri döken Milli oyuncular."

- Oyuncuların sandalyelerine 20 TL vermeyen adamlar İngiltere'ye gitmiş, normal harcırahla da yetinmeyip sporcularınkinin yüzde elli fazlasını almışlar. Utanıp arlanmadan, İngiltere'den dönüşlerinin bir gün sonrasında ölüme terkettikleri sporcuyla birlikte İtalya'ya uçmuşlar. Genç Milli Takım için (!).

- İtalya'ya gitmişler o kadar masraf edip ama oyuncuların sandalyeleri kırık-dökük. Oyuncular kırık sandalyelerle turnuva oynamak zorunda kalmış. Beyefendiler paraları ceplere indirmeye devam ededursunlar.

- A Milli Takım'daki önemli oyuncuların ikisinin sandalye parasını Sedat Hoca ödemiş, başına gelecekleri bile bile... Gariban oyuncular da sandalye parasının dörtte birini ödemiş. Yeni sandalyeye sahip oyuncuların performansı uçmuş ancak takımın geri kalanı kırık sandalyelerle oynamaya devam etmek zorunda kalmışlar. Öyle bir duruma gelinmiş ki takımın oyun kurucusu Ali Asker'in sandalyesi kaynak tutmamaktaymış. Yine hocanın tabiriyle "Garibim asker itmeye, kurmaya çalışır oyunu; sandalye bir sağa gider, bir sola..."

- Utanmaz-arlanmaz adamın biri varmış federasyonda, başkalarının karılarıyla kafayı bozmuş. Bu adam ağza alınmayacak espiriler yapmış. Hoca uyarmış olmamış, as başkana gitmiş, o hallederiz demiş, yine olmamış ve nihayet... Nihayet bu ar-namus kavramından bihaber, utanmaz adam gitmiş iki milli sporcunun yanına, hem de takım finale doğru adım adım yürürken, ne söylemiş biliyor musunuz? Siz sakatsınız, eşlerinizi tatmin edemezsiniz onlar da sizi boynuzlar sakın evlenmeyin. Yahu bu nasıl bir laftır? Oyuncular ağlayarak gelmişler ve olanı-biteni hocaya anlatmışlar, hoca da asbaşkana gitmiş ama sonuç var mıdır sizce?

- Bu ar-namus kavramından bihaber zat, federasyonun her kampına gidermiş. Ama öyle bir gidermiş ki, akşam takımla beraber otobüse biner, sabah kahvaltısını yapıp biletini alıp geri dönermiş. Minimum iki yol parası, üç günlük harcırah da cebine kalırmış.

- Birmingham'da takım turnuva esnasında savaşmaktaymış. Yönetici beyefendilerse Londra'da alış-veriş, gezme, eğlenme sefasındalarmış. Takımın en değerli oyuncusu lobide acı çekerken bir tane yetkili yokmuş yanında. Sedat Hoca ambulans da getirtememiş, oyuncuyu taksiyle hastahaneye götürmek zorunda kalmış.

- Kampa bir masör bile gelmemiş, oyuncuların kasları taş tutmuş. Hoca bari bir masör gelsin, en olmadı psikolojik olarak rahatlasın sporcular demiş, o da yapılmamış. Sonrasında yetkilinin söylediklerini söylemekten ben utanıyorum ama o adam bu lafı etmekten utanmamışsa da yapacağım bir şey yok. Demiş ki değerli yetkili, bir masör bir de fizyoterapist yollayalım ikisini de fizyoterapist olarak tanıtalım ve bakalım oyuncuların gerçekten ihyitaçları var mı yoksa yalan mı söylüyorlar. Muazzam plan vallahi, tebrikler.

Hasılı, durumlar bu şekilde. Yazılacak bir kısım şeyleri yarına sakladık. Merak eden takipçilerimiz Sedat İncesu'nun facebook hesabına bakabilir. Bizim sizlerden istediğimiz bu yaşananlara kayıtsız kalmamanız, bunları bir yerlerde bir şekilde duyurmanız, konuyla ilgisi olmayan bir adama bile neler olmuş neler milli takım kampında diyerek kamuoyu oluşturmanız. Bizi bir şekilde takip eden değerli basın mensupları varsa aramızda, lütfen onlar da ellerindeki imkanları kullansınlar. Bu gibi insanlardan kurtulmamız gerekiyor bu ülkede. Bu noktada gayretlerinizi esirgemeyiniz.

Pınar Karşıyaka: 77 - G.Saray CC: 66 (35,5 Kere Maşallah)

İkinci haftanın son maçında İzmir'de, belki de ülkemizdeki en iyi basketbol atmosferinde karşı karşıya geldi Pınar Karşıyaka ve Galatasaray Cafe Crown.

Maç başında dikkat çeken ilk şey, ev sahibinin savunmada top çalma hamlelerinden sonra yediği basketlerdi. Ayrıca geri dönme konusunda da biraz yavaş kaldılar. Rochestie ilk haftadaki performansını aratmayacak gibi durdu maça başlangıcıyla. Çeyrek sonunda konuk ekip 18-20 önde idi.

İkinci çeyrek başlarında vidaları sıkmak adına Oktay Mahmuti'den bir mola geldi ve ardından takımda 8-0'la gelen bir itici güç. Hakan Demir'in aldığı teknik faul, erkenden paydosa götürebilirdi olayı. Preston Shumpert atışları kaçırdı ve dindi Galatasaray Cafe Crown rüzgarı. Ne kadar serbest atışları kaçırmış olsa da bu çeyrekte oyuna dahil olmasıyla birlikte takımını ayağa kaldırdı hücum performansıyla Birleşik Devletli forvet. Tempolu geçen ilk yarıda bir sayılık konuk ekip üstünlüğü görüldü (37-38).

Soyunma odası ziyaretinden sonra Karşıyaka'nın dişlileri kusursuz nizamda işlemekteydi ve fark bir anda 15'e kadar çıktı. Üçüncü çeyrekte taraftarının çılgın desteğini arkasına alan Karşıyaka, Holston'ın kroşeleriyle Mahmuti'nin takımını abandone etti. Hakem saymaya başladı. Çeyrek skoru 59-48 ev sahibi lehineydi. Bunu da minik bir anektod olarak vermek isterim; Furkan Aldemir fazla göz alıyor. Bu müthiş performans çok fazla scout getirir İzmir'e.

Son periyoda girilirken coach Oktay Mahmuti'nin oyuncularını silkelediği net bir şekilde seçildi. Takım ayağa kalktı ve maça tekrar ortak oldu. Ermal Kuqo kötü bir gün geçirirken (0/5) bir anda küllerinden doğdu. Bulduğu peşpeşe sayılar ve cut yapan oyunculara bıraktığı al da at asistleriyle takımın geri gelişindeki aslan payını kaptı. (15 sayıya çıkan fark 2'ye indi bir anda). Galatasaray Cafe Crown'ın ayağa kalkması evsahibinin pek hoşuna gitmemiş olsa gerek; Holston'un bulduğu üçlük ve kaptığı toplar maçı yeniden evsahibine getirirken, Rochestie'nin yaptığı kritik top kayıplarını da göz ardı etmemek gerek. Bu galibiyetle iç sahada ne kadar 'misafir sevmez' yapıda olduğunu bir kez daha ortaya koydu Karşıyaka. Maçın kahramanlarından David Holston'un son bölümde sakatlanıp, oyuna devam edememesi inşallah ciddi bir sakatlığın habercisi olmaz.

Pınar Karşıyaka (77): Osiris Eldridge 10 (5 ribaunt), Omar Sneed 11 (5 ribaunt – 3 asist), Uluğ Kaçaniku 4 (1 ribaunt), Birkan Batuk 12 (2 ribaunt - 4 asist), Jovo Stanojevic 6 (5 ribaunt – 1 asist), David Holston 19 (4 ribaunt – 4 asist), Ahmet Erdoğan 4 (3 ribaunt – 3 asist), Furkan Aldemir 9 (6 ribaunt), Alper Saruhan 2 (1 ribaunt – 1 asist)

G.Saray Cafe Crown (66): Josh Shipp (4 ribaunt – 1 asist), Göksenin Köksal (1 ribaunt), Caner Topaloğlu 11 (6 ribaunt), Preston Shumpert 13 (4 ribaunt – 1 asist), Taylor Rocheste 6 (4 ribaunt – 1 asist), Tutku Açık 6 (1 ribaunt - 2 asist), Luksa Andric 4 (2 ribaunt – 1 asist), Radoslav Rancik 11 (2 ribaunt – 2 asist), Haluk Yıldırım (2 ribaunt), Evren Büker 9 (4 ribaunt – 2 asist), Ermal Kuqo 6 (3 asist)

Oyak Renault Charles Garcia'yı Yolladı

İlk iki hafta sonunda ligin galibiyet alamayan takımlarından biri olan Oyak Renault, yeni transferlerinden Charles Garcia'nın sözleşmesini fesh etti. İlk iki maç sonunda %46 saha içi isabetiyle oynayıp, 8.5 sayı - 4.5 ribaund ortalamalarını tutturan Amerikalı oyuncunun performansından memnun olmayan teknik ekip bu yönde bir karar aldı. Haber Murat Aşık'ın Twitter hesabından. Garcia'nın takımdan ayrılmasının ardından şimdilik iki yabancı kaldı takımda. En kısa sürede uzun rotasyonuna takviye gelecektir.

Trabzonlu Basketbolseverler Tepkili

Beko Basketbol Ligi'nde iç sahada ilk maçına çıkan ve sahadan galibiyetle ayrılmayı başaran Medical Park Trabzonspor'da maça giden taraftarlar biraz tepkili. Sebepler şöyle:

- Biletlerin maçtan 1 saat önce satışa sunulması.
- Binbir zorlukla bilet alan ve yine binbir zorlukla salona girenlerin içeride oturacak yer bulamaması. Hatta kimilerinin girememesi.
- Salonun en güzel yerine 'Burası kombinelilerin' diyen görevliler tarafından kimsenin alınmaması.
- O bölüme maçın başlamasına 5 dakika kala Farozlu taraftarlardan oluşan bir grubun alınıp oturtulması. Ve bu kişilerin bilete para vermemesi.

Forumlarda konuşulanlar bunlar, şikayetlerini bana da mail yoluyla ulaştırdıkları ve hiç de azımsanmayacak sayıda oldukları için yazmak gerekir diye düşündüm. Zira daha ilk maçtan, sonraki maçlar için tövbe edenler var aralarında. İlgililer gerekeni yapacaklardır diye umuyorum.