30 Kasım 2010 Salı

Asvel: 88 - Beşiktaş CT: 85 (Aldım, Verdim, Yenildim)

Eski günlerini deste deste mumla arayan Asvel deplasmanındaydı temsilcimiz Beşiktaş. Savunmanın lugat karşılığını bilmeyen iki takımın mücadelesi gerçekten ilginç olmaya adaydı.

Tahminlerin üzerine, maç çok tempolu ve aynı zamanda 'yol geçen hanı' savunmalarla başladı. Asvel'de tanıdık bir isim göze çarptı; zamanında Darüşşafaka ve Efes Pilsen formalarını aynı anda giymişliği bulunan (ligde Daçka, Euroleague'de Efes) atletik guard Cliff Hammonds, oyununu fazlasıyla geliştirmiş. Ignerski'nin ısınıp da geldiği aşikardı, zira art arda sayılarıyla öne geçti Beşiktaş. Ayrıca Polonyalı forvetin Cevher'le ortak bir noktası da savunmada avare dolaşmaları. Bu ikilinin yanındaki pivot, pota altı madenciliğinde hep yek kalır. Bu pota altı yalnızlığının baş kahramanı Fedor Likholitov. Tamamen sert bir oyun tarzı var. Sezon başından beri kademe kademe ilerleyen alçak post hücumu da yavaş yavaş ölümcül seviyeye gelmeye başlamış, devamını dileriz. Çılgın top kayıpları gelmesine rağmen devreyi önde kapamayı başardı Beşiktaş 46-40 ile. Devre sonunda Cüneyt Erden'in oyuna ağırlığını koyması önemliydi.

İkinci yarı Beşiktaş'ın saha içi sistemi raya oturmuş gibiydi. İçerden-dışardan bulduğu sayılarla farkı çift hanelere çıkarmıştı temsilcimiz. Fakat bir Asvel molasının neler yapabileceğini gördük o dakikadan sonra. Bu Fransız rüzgarını yavaşlatacak bir tercih geldi Burak Bıyıktay'dan; A.J. Ogilvy-Fedor Likholitov ikilisini aynı anda kullanmak. İşe de yaradı aslında, sertlik getirdi boyalı alana bu ikili. Fakat tabii ki iki kişiden koca bir takımın savunma yükünü çekmesi beklenemez. Son periyodun başlarında Matt Walsh önderliğinde öne geçti uzun aradan sonra Asvel. Maçın sonunda; yüksek post-çember arasını bir dikdörtgen alırsak, burayı tahliye etme yoluna gitti Beşiktaş. Buradan etkili olan Asvel yumrukları vurdu ve maçı kazandı. (Hakemlerle ilgili de konuşmayı planlyordum ama malum söylenecek her şey söylendi yayında.)

Enteresan Not: Fransızlar gerçekten kibar insanlar, hatta fazla kibarlar. Mire Chatman faul atarken Asvel koçu '' box out the shot, please'' diye bağırdı. Vallahi pes.

Asvel (88): Davon Jefferson 13 (10 ribaund-3 asist), Paul Lacombe 7, Cliff Hammonds 10 (1 ribaund-6 asist), Andrija Zizic 10 (3 ribaund), Leo Westermann 4 (1 asist), Bangaly Fofana 4 (4 ribaund), Matt Walsh 23 (4 ribaund-7 asist), Nebojsa Bogavac (1 ribaund-1 asist), Kim Tillie 8 (3 ribaund-1 asist), Mickael Gelabale 9 (3 ribaund-4 asist), Theo Leon, Edwin Jackson (1 asist)

Beşiktaş Cola Turka (85): Allen Iverson 4 (1 ribaund-4 asist), Fedov Likholitov 19 (5 ribaund), Bekir Yarangüme 2 (3 ribaund), Mustafa Abi 3 (1 asist), Cüneyt Erden 3 (1 asist), Serhat Çetin 5 (2 asist), Michal Ignerski 22 (2 ribaund), Mire Chatman 13 (4 ribaund-7 asist), Cevher Özer 5 (3 ribaund-1 asist), James Ogilvy 9 (11 ribaund-2 asist)

B.Netanya: 113 - T.Telekom: 89 (Ve Telekom Havlu Attı)

Faruk Akagün'le yolların ayrılmasının ardından İsrail deplasmanına Gencer Baytimur yönetiminde giden Türk Telekom, Avrupa'daki üçüncü maçını da kaybetti. Üstelik tam 113 sayı yiyerek. İsveç, Belçika ve şimdi de sıradan bir İsrail takımı. Alınan üç mağlubiyet, yenen bir araba dolusu sayı. Söylenebilecek bir şey yok. Avrupa defteri kapandı desek, zaten kapanması da gerek desek, yanlış bir şey demiş olmayız herhalde.

Barak Netanya (113): Errick Mc Collum 12, Adrian Banks 30, Christopher Watson 17, Eran Asante 6, Eliran Guetta 5, Shmuel Brenner 9, Romeo Travis 12, Elton Brown 5, Anthony Younger 17, David Asante

Türk Telekom (89): Ray Wesson 7, Heiko Schaffartzik 3, Ümit Türkoğlu, Sani Becirovic 19, Rasim Başak 13, Mehmet Yağmur 9, Diamon Simpson 10, Adem Ören 7, Yunus Çankaya 8, Greg Stiemsma 3, Ceyhun Altay 10

Oldenburg: 96 - Banvit: 73 (Banvit 2. Yarıda Çözüldü)

Zor ulaştığı Oldenburg şehrinde çok yüzdeli hücum ettiği ilk yarıyı 47-46 ile bir sayı geride kapatan Banvit için 2.yarıda işlerin pek yolunda gitmeyeceği aşikardı. %83 ikilik, %60 üçlük isabeti sağladıkları devrede yanlarına yeterli marjı alamadan gittikleri soyunma odasından kötü döndüler. Yorgunluğun etkisi var mıdır? İlla ki vardır bence. İkinci yirmi dakikanın skoru 49-27 ev sahibi lehine oluştu. Bu rüzgar karşısında ayakta kalamayan Bandırma temsilcisi, ikinci deplasman maçından da galibiyetsiz dönüyor. İkinci yarı skoru 49- 27. Le Mans bugün Rusya deplasmanında Unics Kazan'ı devirince grupta hesaplar da karıştı haliyle. Artık deplasmanda fire vermemesi gerekiyor Banvit'in. Dışardaki son maç Le Mans ile olacak.

Bu arada bugün yedikleri 96 sayı, bu sezon Banvit'in resmi maçlarda yediği en yüksek skor. Daha önce kupada Mersin'den 83 yemişlerdi. Bu da bugünün Banvit açısından özeti gibi aslında.

Ewe Baskets (96): Mindaugas Lukauskis 26 (6 ribaund – 8 asist), Aron Baynes 17 (8 ribaund), Robin Smeulders 9 (3 ribaund), Louis Campbell 14 (1 ribaund – 9 asist), Oliver Stevic 10 (4 ribaund), Daniel Hain (2 ribaund), Rickey Paulding 16 (4 ribaund – 3 asist), Chris McNaughton 4 (1 ribaund)

Banvit (73): İbrahim Yıldırım 10 (2 asist), Barış Ermiş 8 (2 ribaund – 3 asist), Mutlu Akpınar 3 (1 ribaund – 1 asist), Charles Davis 9 (4 ribaund – 3 asist), Yiğitcan Turna 2 (ribaund - asist), Keith Simmons 9 (2 asist), Vladimir Golubovic 6 (2 ribaund), Antonio Graves 13 (4 ribaund – 1 asist), Lance Williams 13 (2 ribaund – 1 asist)

P. Karşıyaka: 76 - Apoel: 68 (Karşıyaka da Üçte Üç)

Challenge Cup'ta 3. maçına çıkan Pınar Karşıyaka, tamamını önde götürdüğü karşılaşmanın 3. periyodunda bir ara rakibine yakalansa da karşılaşmadan 76-68'lik skorla galip ayrılarak namağlup ünvanını sürdürdü. İlk çeyreği 20-13, devreyi de 44-36 önde kapatan İzmir ekibi, 3. çeyrekte yediği 10-0'lık seriyle 52-52'de rakibine eşitlik şansı verirken daha sonra yeniden kontrolü ele alarak galibiyeti kopardı. Her sayının önemli olduğu bu kulvarda final periyodunda bir ara 13 farkı görsek de 8 sayılık galibiyet de oldukça değerli.

Sakatlıktan dönen Andre Smith'in 23 sayı - 12 ribaund ile double double yaptığı Karşıyaka'da, Sneed tribüne çıkarken Furkan Aldemir 15 sayı - 7 ribaund, Birkan Batuk da 10 sayı ile katkı veren diğer isimler oldular. Jovo da 6-13 gibi düşük bir yüzdeyle 12 sayı üretmeyi başardı. Karşıyaka'nın yay gerisinden 2-16 ile şut kullandığı günde Apoel'in yalnızca 6 kez üç sayılık atış denemesi de ilginç gözüküyor buradan. Andre Smith'in yıldızlaştığı maçta Buljan'ın da yalnızca 8 dakika oyunda kaldığını hatırlatalım son olarak.

Pınar Karşıyaka (76): Osiris Eldridge 7 (1 ribaund- 1 asist), Birkan Batuk 10 (2 ribaund- 1 asist), Jovo Stanojevic 12 (4 ribaund- 2 asist), David Holston 4 (3 ribaund- 3 asist), Andre Smith 22 (12 ribaund), Ahmet Erdoğan 4 (1 ribaund- 2 asist), Furkan Aldemir 15 (7 ribaund), Alper Saruhan 1(1 ribaund)

Apoel (68): Kevin Tiggs 8 (4 ribaund), Arthur Lee 15 (2 ribaund- 2 asist), Ian Hanavan 18 (8 ribaund), Georgios Neophytou, Jeremiah Davis 23 (1 ribaund- 3 asist), Augustinas Vitas 2, Dimitrios Kalaitzidis (6 ribaund), Ivan Miceta 2 (5 ribaund)

G.Saray C.C: 79 - Panellinios: 53 (Cimbom Üçte Üç)

Avrupa'daki 3. maçında evinde Yunanistan temsilcisi Panellinios'u ağırlayan G.Saray Cafe Crown, kafa kafaya geçen ilk on dakikanın ardından 2.periyodun başında yakaladığı ivmeyi son topa kadar devam ettirerek sahadan 79-53 gibi farklı bir skorla galip ayrılmayı başardı. Bu galibiyetle birlikte grupların ilk devresini mağlubiyetsiz şekilde lider tamamlayan G.Saray'da, 4 oyuncu çift hanelerde skor üretirken Shipp 19 sayısıyla takımın en skoreri olmayı başardı. 4-5 üçlük isabetiyle 15 sayı - 2 asist - 5 top çalmayla oynayan Tutku Açık da ilk yarıdaki kırılma anlarında sahneye çıkan isimdi. Maçın da yıldızıydı bana kalırsa.

Panellinios'un arka arkaya bulduğu üç üçlükle karşılaşmaya 11-5 geride başlayan G.Saray, klasikleşmiş Rochestie-Shipp-Caner-Rancik-Andric beşini çabuk terkedip Shumpert'la birlikte dört kısaya döndü hemen maçın başında. Tutku Açık'ın yüzdeli oyunuyla birlikte takımı doğru yönlendirmesi, Panellinios'un dört kısalı sistemi savunamaması ve sarı kırmızılıların beni bile ekran başından bunaltan savunması birleştiğinde 2.çeyrek skoru 19-7 G.Saray lehine oluştu ve ilk yarı 35-22 temsilcimizin üstünlüğüyle kapandı. İlk 5 dakikada yenen 11 sayının ardından, kalan 15 dakikada yalnızca 11 sayıya müsaade eden sarı kırmızılı savunma, ikinci çeyrekte rakibini tam 6 top kaybına zorlarken oyunun öteki alanında da bulduğu 4-5 üçlükle direksiyonu ele geçirdi. Ve maç sonuna kadar farkın 15 sayının altına inmesine izin vermeden 26 sayılık galibiyeti almayı başardı. 26 sayılık bu galibiyette rakibin yaptığı 25 top kaybı ve bunların bir çoğunun G.Saray savunmasından kaynaklanan hatalar sonucu oluşması maçın en önemli notu.

Koç Mahmuti'nin kurmaya çalıştığı sistem henüz yolun çok çok başında dursa da bu dönemde önemli performanslarla önemli galibiyetler alıyor G.Saray. Devamının daha da iyi gelmesi şüphesiz ortak dileğimiz. İnce ince işliyor koç takımı, bu yapıyı inşa aşamasında işlemek teknik ekip açısından ne kadar yorucuysa bizler açısından da o kadar keyifli. Evinde oynadığı ikinci, toplamda da üçüncü Eurocup maçını kazanan G.Saray Cafe Crown'da tek can sıkıcı nokta ise böylesine farklı kazanılan maçta dahi rakibe verilen 13 hücum ribaundu olarak gözüyor. Ki bu noktada Panellinios'un maç başına 5 hücum ribaundu çektiğini hatırlatmak lazım. Bu da maçın son detayı olsun.

G.Saray C.C (79): Joshua Shipp 19 (5 ribaund- 2 asist), Caner Topaloğlu 1 (3 ribaund- 3 asist), Preston Shumpert 12 (1 ribaund- 4 asist), Taylor Rochestie 4 (4 ribaund- 4 asist), Tutku Açık 15 (1 ribaund- 2 asist), Luksa Andric 5 (3 ribaund- 3 asist), Radoslav Rancik 10 (4 ribaund), Haluk Yıldırım (1 ribaund- 1 asist), Evren Büker 5 (2 ribaund- 3 asist), Ermal Kurtoğlu 8 (2 ribaund).

Panellinios BC (53): Vasılıs Xanthopoulos 1 (4 asist), Manolıs Papamakarıos 10 (1 ribaund- 3 asist), Joseph Krabbenhoft 7 (7 ribaund- 3 asist), Evangelos Sklavos 2 (4 ribaund), Andre Brown (1 ribaund), Djuro Ostojıc 15 (5 ribaund), Dımıtrıos Kompodıetas 1 (1 ribaund), Efthymıos Tsakalerıs (1 ribaund), Maurıce Baıley 9 (2 ribaund- 1 asist), Samo Udrıh 4 (1 ribaund- 2 asist)

Goettingen - Beşiktaş Cola Turka Maçı Tekrarlanacak

Her şey net olarak ortadaydı zaten. Haklı itirazının karşılığını aldı Beşiktaş Cola Turka. Goettingen maçı tekrar edilecek, resmi açıklama burada. (Foto: BjkBasket.com)

Sean May Geçer Notu Kaptı, İmza Yakında

Gasper Vidmar'ın sakatlığının ardından bir kişi azalan uzun rotasyonunu güçlendirmek için NBA patentli Sean May'i try-out olarak İstanbul'a getiren F.Bahçe Ülker, oyuncunun sağlık kontrollerinde hiçbir negatif duruma rastlanmaması ve idmanlarda gösterdiği performanstan ötürü kendisiyle resmi sözleşme imzalama kararı almış. Biraz kilo fazlası olan ve fizik olarak da tam kapasitede olmayan May, basketbol bilgisi ve parke üzerinde yaptığı doğrularla etkilemeyi başarmış F.Bahçe Ülker teknik sorumlularını. Hayırlısı olsun. Düşüşteki kariyerini burada göstereceği performansla yeniden yükseliş trendine sokabilir May. Bunun için önemli bir fırsatı var artık elinde. Bu şansı değerlendirmek konusundaki isteği de şimdilik iyi.

Banvit Maçtan 4 Saat Önce Oteline Yerleşebilecek

Eurocup’taki temsilcilerimizden Banvit, 3. maçında deplasmanda karşılaşacağı EWE Baskets maçına saatler kala Almanya’daki kötü hava koşulları nedeniyle hâlâ Oldenburg şehrine ulaşamadı.

Banvit kafilesi 29 Kasım Pazartesi günü saat 12:55 uçağıyla İstanbul’dan Münih’e hareket etmişti. Buradan yine havayoluyla Bremen’e, oradan da Oldenburg şehrine karayoluyla geçmeyi planlayan Bandırma ekibi, Münih’teki kötü hava koşulları nedeniyle Bremen’e hareket edemedi.

Sürekli ertelenen uçak seferleri nedeniyle geceyi Münih havaalanında geçirmek zorunda kalan Banvit kafilesi, Bremen’e varışında da bagaj sorunuyla karşılaştı. Valiz ve malzemeleri geç teslim alan Bandırma temsilcisi, bugün TSİ 17:00’de maçın oynanacağı Oldenburg şehrindeki oteline yerleşmeyi planlıyor. Maç saatinden 4 saat önce oteline ulaşacak olan Banvit’in karşılaşması ise TSİ 21:00’de başlayacak.

Bu arada Almanya’daki kötü hava koşulları nedeniyle Banvit’in seyahat programının aksaması, maçın ertelenmesini de gündeme getirdi. Ancak bu konuda Banvit Basketbol Kulübü yetkililerinin yaptığı görüşmeler sonucunda Eurocup yetkilileri, maçın kesinlikle oynanacağını bildirdiler. (Kaynak: TBF)

Roko Leni Ukic Röportajı (RealGM.com)

RealGM.com sitesi adına Litvanyalı Erildas Budraitis, geçen haftaki Rytas maçı sonrasında F.Bahçe Ülker'in başarılı oyun kurucusu Roko Leni Ukic ile keyifli bir röportaj yapmış. Orjinal metnine şuradan ulaşabileceğiniz röportajın, Türkçe'ye çevrilmiş hali de aşağıda. F.Bahçe Ülker'in şimdiki durumu, F.Bahçe Ülker'e transferi, NBA, Milli Takım gibi birçok konuda oldukça samimi açıklamalar yapmış Ukic.

Sana göre L.Rytas karşısında aldığınız galibiyetin kilit noktası neydi?

Üçüncü çeyrekte defansif anlamda oldukça iyiydik ve bu sayede farkı yakalayıp, maçı koparttık. Oradan geriye dönmeleri çok zordu. Avrupa'nın defensif yönü en kuvvetli takımlarından biriyiz ve bunu daha da geliştirmek için çalışıyoruz.

Sarunas Jasikevicius'a karşı oynamanın senin için ayrı bir anlamı var mıydı? Yoksa diğer maçlardan farksız bir maç mıydı?
Elbette diğer maçlardan farklı değildi ama ona saygı duyuyorum. Gittiği her takımı değiştirebilecek bir oyuncu, Avrupa basketbolunun efsanelerinden biri. Ona karşı oynadığım için mutluyum. Yeniden basketbola dönmesine sevindim. Bence hala üst seviye basketbol oynayabilecek durumda.

F.Bahçe Ülker ile Euroleague finaline erişebilecek misiniz?
Maç maç gitmeye çalışıyoruz, ne olacağını hep beraber göreceğiz. Kötü oynadığımız Cholet maçı dışında Avrupa'da ve Türkiye liginde herşey mükemmel. İyi oynuyoruz. Herkesin bildiği gibi F.Bahçe Ülker çokça para harcamasına rağmen iyi sonuçlar alamamış bir takım. Biz bunu değiştirmek istiyoruz. Buna da defansif anlamda kendimizi geliştirme kısmından başladık. Her maçta iyi bir defansif performans sergiliyoruz. Hedeflerle ilgili konuşacak olursak ise: Şu anda grupta ikinci sıradayız ve Top-16 oynamak bizim için yeterli bir başarı gibi görünmüyor. En iyi olmaya çalışacağız. Limitlerimiz nedir bilmiyorum ama çıkabileceğimiz en üst noktaya çıkmak için uğraşacağız.

Belki çok erken olacak ama Euroleague'de şampiyonluk adayların hangi takımlar?
İki Yunan takımı gerçekten iyi, kaliteli ve tecrübeliler. Regal Barcelona'nın bazı problemleri var ama onları da her zaman hesaba katmalısınız. Bu üçlünün dışında bir de biz varız. Şu anki tabloya baktığımızda mevcut performanslarla bizden daha yakın bir takım yok.

Biraz da NBA'den konuşalım. Raptors tarafından draft edildiğin günü hatırlıyor musun?
Elbette, hayatımın sonuna kadar da hatırlayacağım. O dönemde biraz moralim bozuktu aslında. Çünkü herkes benim 1. turdan draft edilmemi bekliyordu. Doğruyu söylemek gerekirse iyi bir draft öncesi dönem geçirmedim, çok fazla çalışmalara gidemedim. 16. sıradan seçme hakkı vardı Toronto'nun ve herkes benim seçileceğimi düşünüyordu. Ama seçilmedim. Diğer takımlar da beni pas geçti, çünkü çok yakından tanımıyorlardı. Ayrıca yüksek de bir bonservisim vardı, beni seçmeye çekindi çoğu takım. Sonra 41. sıradan seçildim Toronto tarafından. NBA kariyerimin her anı için mutluyum. Belki çok mükemmel değildi ama oyunculuğumu geliştirme ve basketbol adına yeni şeyler öğrenmemi sağlayarak kariyerime yardımcı oldu diyebilirim.

Ne oldu da Avrupa'ya geri dönme kararı aldın?
Aslında ilk yılım gayet iyiydi. 72 maçta maç başına 15 dakika süre aldım, mutluydum. Elbette bazı iniş çıkışlarım oldu. Bazen çok iyi oynadım, bazen çok kötü oynadım ama bunlar hep gelişimimin bir parçasıydı. Bence en olumsuz nokta takımın iyi bir sezon geçirememiş olmasıydı. Misal Goran Dragic de ilk yılında benim gibi iniş çıkışlar yaşadı ama şu anda iyi bir back-up guard olarak hala o ligde. Biz kötü bir sezon geçirince takımı komple değiştirdiler. Calderon, Bosh ve Bargnani dışındaki tüm oyuncularla yollarını ayırdılar. Milwaukee'ye trade edildikten sonra baktım ki onlar da beni trade edecekler, Avrupa'ya dönme kararı aldım.

Psikolojik olarak NBA'i bırakmak zor oldu mu?
Hayır. Çünkü ben gerçekten oynamak istiyordum. Ben her an rekabet etmek isteyen, mücadele etmek isteyen biriyim. Bunun nerede olduğu çok da önemli değil. Euroleague bence yüksek seviye basketbolun oynandığı bir organizasyon. Buraya iyi birer NBA oyuncusu olarak gelip de bir şey yapamayan kişi var. Euroleague'de oynamak gerçekten zor.

F.Bahçe Ülker'in teklifini ve İstanbul'da oynamayı neden kabul ettin?
Ben %100 oynayabileceğim bir takıma gitmek istiyordum. Elbette F.Bahçe Ülker bana finansal açıdan önemli bir teklif sundu ama o dönemki asıl nokta point-guardlarının olmayışıydı. Biliyordum ki maç başına en az 30 dakika sahada kalabileceğim. Bu yüzden de kabul ettim, çünkü buna ihtiyacım vardı. Başka takımlara gitsem belki 10-15 dakika oynayacaktım. F.Bahçe Ülker'in iyi bir takımı ve iyi bir koçu var. Yönetim gitgide iyiye gidiyor. Ve harika bir taraftarımız var. Avrupa basketbolunda bir şey olabilmek için gerekli herşey var F.Bahçe Ülker'de.

Kendini NBA oyuncusu olarak görüyor musun yoksa kariyerinin kalan kısmını Avrupa'da mı geçireceksin?
Tekrardan NBA'de oynayabileceğimi umut ediyorum. Çünkü orası en iyi oyuncuların oynadığı en iyi lig. Umarım oynayabilirim. Eğer Toronto'daki gibi bir ortam bulursam, eğer 15-20 dakika süre alacağıma inanırsam yeniden düşünebilirim. Bu saatten sonra sadece gitmiş olmak için gitmem, bunu bir daha yapmam.

Hırvatistan Milli Takımı iyi bir kadroya sahip olmasına rağmen 2010 Dünya Şampiyonası'nda başarılı olamadı. Nedeni neydi?
Medya bilmiyor ama ben ayak bileğimde iki bağ yırtığı ile oynadım bütün turnuvayı. İyi bir performans sergileyemedim, çünkü ciddi anlamda canımı yakıyordu sakatlığım. Bu nedenle de takımımı doğru ritme sokup sürükleyemedim. Herkes benden bunu bekledi ama yapamadım, çünkü yavaştım. Sonra zaten takımdaki herkes gerginleşmeye başladı ve kendi oyunumuzu oynayamadık. Sonuçta kötü oynadığımız ve kötü sonuçlar aldığımız bir turnuva oldu. Gelecek turnuvalarda daha iyi olacağımızı umuyorum.

Hırvatistan Milli Takımı'nı oluşturan oyuncuların çoğu 2010-11 sezonuna iyi başladılar. Buradan yola çıkarak 2011 Avrupa Şampiyonası'nda madalya için savaşacağınızı söyleyebilir miyiz?
Bunu söylemek çok zor. Birçok iyi takım olacak ve takımlar tam kadro olacak. Çünkü Londra Olimpiyatları'nın elemesi olacak o turnuva. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. 2010 yazında yaptığımız yanlışları tekrarlamayarak daha iyi bir netice almak için çabalayacağız.

Bazı oyuncular Milli Takım için oynamayı reddediyorlar. Sen ne düşünüyorsun? Her yaz Milli Takım için oynamak zor geliyor mu?
Mental olarak zor değil. Kalbime soracak olursanız, ben yürüyemediğim güne kadar Milli Takım için oynarım. Ama bazen 70 maç oynadığınız zorlu bir sezondan sonra toparlamak kolay olmuyor. Bu nedenle bazı oyuncular 1-2 sene ara veriyorlar Milli Takım kariyerlerine. Ben burada kızılacak ya da kötü olan bir şey görmüyorum. İnsanlar bazen unutuyor ama oyuncular da birer yarış atı değiller. Yılın 11 ayında basketbol oynayamazlar. Bazen bir yazı boş geçirme ihtiyacı hissedilebiliyor. Ama oyuncuları anlamıyor kimse bu noktada. Böyle bir şey olduğunda dua etmeniz lazım ki, insanlar sizi anlayabilsin.

Benim için 2011 Avrupa Şampiyonası'nda oynamamak gibi bir şey yok şimdilik. Sağlıklı olmak istiyorum sadece. Eğer sağlıklıysam %100 orada olacağım. Ama şayet sakatsam 2010 yazındaki gibi bir duruma düşmek istemiyorum. Çünkü bu hem benim için hem de takımım için kötü oluyor. Dediğim gibi eğer %100 olarak sağlıklıysam, orada olacağım.

(Çeviri: Anıl Aksaç)

D.Hakyemez: Michael Wright'ı Hiçbir Kulübe Vermiyoruz

Allen Iverson transferinden sonra mevcut kadrosunu takviye etmek ve daha da güçlendirmek için oyuncu arayışına girişen Beşiktaş Cola Turka, Medical Park Trabzonspor'un Türk statüsündeki oyuncusu Michael Wright için resmi teklif yapmış ancak reddedilmişti. Genel Menajer Doğan Hakyemez, Michael Wright konusundaki gelişmeleri netliğe kavuşturabilmek adına bugün kulübün resmi sitesine konuştu:

'Beşiktaş Cola Turka takımı 3 haftadır Michael Wright’ı bizden istiyor. Ancak yönetim kurulumuz basketbol takımımızın hedefleri doğrultusunda bu oyuncumuzun takımın en önemli parçası olduğu yolundan hareket ederek kendisini hiçbir kulübe vermemek kararı aldığı gibi önümüzdeki günlerde Ali Karadeniz ile uzun süreli bir anlaşmayı da yapma kararı almıştır. Bu konuyu spor kamuoyu ile paylaşıp Wright ile ilgili son noktayı koyuyoruz'.

Bu arada bu muhabbetin mezesi Michael Wright da Trabzon’da mutlu olduğunu dile getirerek, 'Zaten büyük hedefleri olan bir takımdayım ve herkes bunun daha da iyi olması için uğraşıyor. İşler şu an çok iyi gözükmüyor gibi olsa da biz iyi yoldayız ve iyi bir ekibe sahibiz' dedi.

Mutluluklar Oğuz Savaş

F.Bahçe Ülker'in başarılı oyuncularından Oğuz Savaş dün Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde düzenlenen nikah töreniyle ömürlük sözleşmesini imzaladı. Aziz Yıldırım'ın nikah şahitliğini yaptığı Oğuz-Melike çiftine biz de Salsabasket ailesi olarak ömür boyu mutluluklar diliyoruz. Düşündüm de o masada oturduğumun üstünden 7,5 ay geçmiş, hayat cidden hızlı be abi. (Foto: NTVSpor)

29 Kasım 2010 Pazartesi

Antalya BŞB'de Futbol İdmanları Başladı

Oyak Renault galibiyeti sonrasında, önümüzdeki haftasonu F.Bahçe Ülker ile çıkacakları liderlik maçına futbol oynayarak hazırlanacaklarını söyleyen Ahmet Kandemir sözünü tutmaya başladı. Takıma ilk futbol idmanını bugün salonda yaptırtan Kandemir'den, Konyaaltı Plajı idmanını da bekliyoruz. :) Salsabasket özel haberidir.

Karşıyaka'dan Halil Üner'e Kınama

Pınar Karşıyaka Basketbol Şubesi, resmi siteleri KSKBasket.net adresi üzerinden haftasonu kaybettikleri Aliağa Petkim koçu Halil Üner'i kınadı. İçinde 'Halil Üner isimli şahsın hareketleri, tavırları, söylemleri, sarfettiği argo ve küfür dolu sözler İzmir’e yakışmamaktadır' cümlesini de barındıran kınamanın tam metnini şuradan okuyabilirsiniz.

28 Kasım 2010 Pazar

B.Bıyıktay: Ben de 5 Yıldır Beraber Çalışmıyorum Allen Iverson'la

Son 3 resmi maçını kaybeden Beşiktaş Cola Turka'nın, kazanarak nefes aldığı Medical Park Trabzonspor maçından sonra siyah beyazlı takımın koçu Burak Bıyıktay basın toplantısında hem genel bir durum değerlendirmesi yapmış, hem de Allen Iverson özeline değinmiş:

'Zor günler geçiriyoruz, eleştiriliyoruz. Bu kadar ağır eleştirilmeyi hak etmiyoruz bana göre. Allen Iverson'ın gelişinden sonra tüm gözler üzerimizde artık. Yaptıklarımız, yapamadıklarımız tek tek masaya yatırılıyor. Bu eleştirilerin karşısında dik durabilmek için maç kazanmamız, seri galibiyetler almamız gerekiyor. Bu açıdan Trabzonspor karşısında aldığımız galibiyet bizim için oldukça önemli.

Allen Iverson'ın röportajını ben de okudum. Doğru demiş kendisi. Kendisine adapte olmaya çalışıyorum, sonuçta ben de 5 yıldır beraber çalışmıyorum Allen Iverson'la. 10-15 gün oldu geldiği. Zamana ihtiyacımız var. Ancak burada şöyle bir şey var, bizim takımımız zaten komple yeni bir takım. Cevher, Chatman ve Fedor dışındaki tüm oyuncularımız yeni. Takım halinde de adaptasyon sıkıntılarımız var.


Başta da söylediğim gibi tüm bunların üstesinden gelmenin tek yolu maç kazanmak. Hafta içi Lyon'da önemli bir Eurocup maçımız var. Hedefimiz bu zorlu deplasmandan galibiyet çıkartıp Avrupa'daki iddiamızı devam ettirmek.'

F.Bahçe: 74 - G.Saray MP: 68 (Derbi F.Bahçe'nin)

Hafta içinde çok önemli bir Ekaterinburg galibiyeti alan F.Bahçe ile Euroleague'de istediği sonuçları alamayan G.Saray'ın mücadelesi bugün saat 19.30'a alındığı için haliyle Sami Yen'deki son derbinin gölgesinde kaldı. En azından G.Saray taraftarları için. Caferağa'daki G.Saray ise maça Fowles-Seimone ikilisiyle iyi bir başlangıç yaparak ilk periyodu 25-11, devreyi de 39-31 önde kapattı. Augustus'un yüzdeli oyununa, maçı 24 sayıyla tamamladı, Fowles'ın boyalı bölgedeki dominantlığını ekleyen sarı kırmızılılar, 3.çeyreğin bitimine 4 dakikala 4. faulüne ulaşan Fowles'ın kenara gelişine kadar direksiyonda olan taraftı. O anda 52-40 olan skor, final periyoduna 58-49 olarak taşındı. Fakat rüzgar Kadıköy semalarından esmeye başladı o anlarda. Finale Augustus'u yanına alıp Fowles'ı parkeye göndererek başladı koç Yıldızoğlu. Son periyotta sayı atmaktan, ribaund almaktan daha önemli olan nokta ortaya koyulacak olan karakterdi. Bu sekansda bir ara 11'e kadar çıkan farkı eriten taraf ev sahibi F.Bahçe olurken ortaya koyulan karakter muazzamdı. 6 dakikada sayı yemeden tam 15-0'lık bir seri yakalayarak galibiyete ulaşan F.Bahçe'de son 10 dakikada Taurasi 9, Penny 8 sayı üretirken takımını bir kez daha başarılı yönlendiren isim ise Birsel Vardarlı'ydı. Hafta arasında Rusya deplasmanındaki kusursuz son çeyrek oyununun üstüne bir de G.Saray galibiyeti ekledi Birsel.

G.Saray'ın mevcut sorunlarıyla boğuştuğu dönemde Caferağa deplasmanında ortaya koyduğu mücadele azmi ve bunun neticesinde 35 dakikayı önde oynaması önemli. Kırılma anında bir kez daha lider oyuncu eksikliğini iliklerine kadar hisseden sarı kırmızılılarda, bu anlamda tam olarak olmasa da güvenilebilecek ellerden Fowles'ın faul problemine girmesi de maç içindeki kötü gidişatı körükledi. F.Bahçe ise Avrupa dönüşü kötü oynadığı bir maçı, son 8 dakikalık savunma performansı ve hücumda bireysel ellerle galibiyete yönlendirmeyi başardı. Bu galibiyetle birlikte ligde yenilgisiz takım kalmazken, G.Saray da ilk mağlubiyetini almış oldu. Sezon sonunda ev sahibi avantajı için önemli karşılaşmalar bunlar, son 3 yıldır çok iyi bilindiği üzere.

Bu arada, Cuma günü babasını kaybeden G.Saray koçu Ceyhun Yıldızoğlu'na başsağlığı dileklerimizi tekrar iletmiş olalım bu vesileyle. Hayatta bir insanın alabileceği en kötü haberlerden birini alıp, ertesi gün takımınla maça çıkma durumunda olmak da bu mesleğin doğasında var. Başın sağolsun koç.

Kepez'de Galibiyet Çok, Ama Para Yok

TB2L'nin zorlu B grubunda ilk 7 maçında aldığı 6 galibiyetle, namağlup lider TED Kolejliler'in ardından ikincilik koltuğunda oturan Kepez Belediyesi'nde işler puan cetvelindeki kadar iyi değil ne yazık ki. Bakmayın siz sağda solda gördüğünüz 'Kepez'de işler yolunda' temalı haberlere.

Oyuncuların 3, koç Aziz Bekir'in ise tam 5,5 aydır maaş alamadığı Antalya temsilcisi, oyuncuların ve staffın birbirine olan kenetlenmesi sayesinde bugünlere kadar gelebildi. Ancak şu anda bıçak çoğu kişi için kemiğe dayanmış durumda. Yönetim tarafından verilen içi boş sözler dışında hiçbir idari gelişmenin olmadığı kulüpte geçen yıldan kalan borçlar da bir hayli fazla.

Önümüzdeki günlerde haklı pes etmeler olabilir. Koçun görevini bırakması, şu zamana kadar tek idman aksatmayan oyuncuların idmana çıkmaması gibi sonuçlar doğabilir. Kredi borcunu ödeyemeyen, evine arabasına haciz gelme noktasında bulunan insanların alacağı her karara saygı duymak gerekir. Hep kendimden yola çıkıyorum. Çalıştığım şirket bana 2 ay para ödemeyecek ve ben hiç ses çıkartmadan maksimum eforla işimi yapmaya devam edeceğim he? Çok zor.

Olmayan para ile takım kurulmuş gibi duruyor Kepez'de. Memleketin acı ama sıradan tablolarından biri olarak çok da şaşırmıyoruz tabii buna. Bakalım bu hafta içinde nasıl gelişecek olaylar? Koç, oyuncular, maaşını alamayan herkes gibi biz de beklemedeyiz. Salsabasket özel haberidir.

Mersin BŞB: 72 - Efes Pilsen: 85 (Efes Mersin'de Zorlandı)

Beko Basketbol Ligi 7. hafta kapanış maçında Mersin BŞB evinde, Avrupa'daki temsilcilerimizden Efes Pilsen'i ağırladı. Mersin'de yeni transfer Alex Scales etkiliyken Efes'te yabancı barajına takılan isim Lawrance Roberts oldu.

Pota altında durdurulamayan bir Hırvat rüzgarı vardı Efes lehine. Nikola Vujcic, vücudunu dinlendirip aklıyla oynadı uzunca bir süre. Özellikle ilk 6 dakikada yaptığı 4 asistle guard arkadaşlarına parmak ısırttı. Ne yazık ki Mete Babaoğlu'na, Vujcic'i az bile olsa savunacak bir uzunu yok elinde. Hele ki Asım'la eşleşmesi gerçekten ilginç pozisyonlar yaratmış olmalı. Igor Rakocevic de skorer oyununa devam etti bu maçta da. İkinci periyotta farkı çift hanelere kadar çıkardı Efes Pilsen. Efes'te 'basketbolun hile kodu' (Maliano'ya selam) Sinan Güler'in faul problemine girmesi önemliydi. Devre skoru 41-50 deplasman ekibi lehine.

3. periyodun ilk dakikasında alev alan Lamont Christmas'ın art arda 3 üçlüğüyle skoru eşitledi Mersin. Bundan sonraki 3 dakikada toplam 4 sayı bulabildi iki takım da. Sonrasında Kerem Gönlüm'le öne geçen Efes Pilsen bir daha Mersin'e yakalanmadı ve maçı kazandı. Trabzon maçından sonra tekrar kendini rotasyona katan Erwin Dudley ve Ender Arslan gerekli katkıyı verdiler. Kerem Tunçeri'nin çok süre almamasına rağmen yine etkili olduğunu söyleyebiliriz. Pota altının mutlak hakimi ise tabii ki Efes Pilsen'di. Kerem-Vujcic ikilisi IQ ve pas kabiliyeti olarak şöyle bir 3 gömlek büyük geldi Mersin'e. Evsahibi son G.Saray Cafe Crown maçındaki gibi mücadele etti ama kalite farkı skoru belirledi.

Mersin BŞB (72): Asım Pars 9 (3 ribaunt – 2 asist), Alex Scales 18 (3 ribaunt – 1 asist), Hakan Köseoğlu (4 asist), Hazer Avcı (1 ribaunt), Dusan Cantekin, Vincent Grier 14 (9 ribaunt – 4 asist), Valentin Pastal, Andrej Stimac 5 (2 ribaunt – 3 asist), Dionte Christmas 22 (4 ribaunt – 1 asist), Mutlu Demir 4 (4 ribaunt)

Efes Pilsen (85): Andrew Wisniewski 5 (4 ribaunt – 2 asist), Igor Rakocevic 10 (1 ribaunt), Kerem Tunçeri 12 (3 ribaunt – 3 asist), Bootsy Thornton 10 (5 ribaunt – 3 asist), Kerem Gönlüm 16 (10 ribaunt – 2 asist), Ender Arslan 4 (1 ribaunt – 2 asist), Nikola Vujcic 19 (5 ribaunt – 7 asist), Bostjan Nachbar 3 (5 ribaunt – 1 asist), Sinan Güler 4, Erwin Dudley 2

27 Kasım 2010 Cumartesi

A.Kandemir: 'F.Bahçe Ülker Maçına Konyaaltı Plajı'nda Futbol Oynayarak Hazırlanacağız'

Antalya BŞB galip gelmeye, koç Ahmet Kandemir de keyifli açıklamalarına devam ediyor. Bu sezon ligin ilk 7 haftasının en beklenmedik performansını gösteren güney ekibinin bugünkü Bursa baskınından sonra, bakın Salsabasket'e neler dedi Ahmet Kandemir:

'Küme düşmenin en büyük adayıyız diyordum ama şu anki tabloya göre küme düşme adaylarından biriyiz demek daha doğru bir tarif olacak. Bizim takım Avrupa'nın belki de en çok hücum ribaundu veren takımı. Neredeyse hiçbir maçımızda rakibimizden daha çok sayıda top atamadık potaya. Normal şartlarda böyle istatistikleri olan bir takımın tersi sonuçlar alması gerekiyor. Ancak bizim takımda öyle bir takım ruhu ve mücadele etme durumu var ki, tüm bu defolarımızı örtüyor.

Haftaya F.Bahçe Ülker ile liderlik maçına çıkacağız. Rakibimiz bize göre çok uzun. Bu zorlu maça Konyaalltı Plajı'nda futbol oynayarak hazırlanacağız. Topu yere indirip, F.Bahçe Ülker'i yerden vurmamız lazım. Bu yönde çalışmalar yapacağız.'

Hafta içi fotoğrafları da yollayacakmış bize Ahmet hoca, bekliyoruz dört gözle. Salsabasket özel.

Aliağa Petkim: 84 - P.Karşıyaka: 82 (İzmir Derbisi Aliağa'nın)

İzmir derbisinde kazanan taraf ikinci yarıdaki oyunuyla Aliağa Petkim oldu. Canlı yayındaki arıza nedeniyle karşılaşmada ne olup bitti, bilemiyoruz. 18'i hücum olmak üzere toplam 41 ribaund alan bu alanda rakibine 41-27 gibi bir üstünlük sağlayan Pınar Karşıyaka, istatistiklerin çok kafa kafaya gözüktüğü maçta bu alandaki dominasyonunu skorborda yansıtmayı başaramadı. Sneed-Osiris-Holston üçlüsünün 1-15 ile yay gerisinden yarattığı karavana bunun ana etkeni olarak gözüküyor. Tam 4 oyuncunun çift hanelere çıktığı Aliağa'da Randle, 1-6 üçlüğüne rağmen 21 sayısıyla takımının ve maçın en skoreri olurken Hüseyin Beşok'un 12'sini üçlükten olmak üzere ürettiği 17 sayı önemli Aliağa için. Yanına eklediği 6 sayı-3asist-2 blok da aynı derecede mühim.

Geriden gelen taraf olarak rüzgarı arkasına alan ve bunu olumlu olarak kullanan Aliağa'ya karşı geçen haftanın ardından bir kez daha son topa kalan Karşıyaka, son toptan sayı çıkarmayı yine başaramayarak İzmir derbisinden mağlup ayrıldı. 3 sayı çizgisinin gerisinden 0-5 ile şut sokamayan Sneed, 9-10 ikilik isabetiyle 18 sayı üreterek takımının en skoreri olurken Furkan Aldemir de 16 sayı - 11 ribaund (6'sı hücum) ile yine double double'ını yapmasını bildi. 6-27'lik üçlük yüzdeleri maçı kaybetmelerinin temel sorunu olarak gözüküyor buradan. Ki şu ana kadar geride kalan bölümde en büyük sıkıntıları da bu bence. Gözü kapalı güvenebilecekleri bir şutör eksikliği yaşıyorlar, Ryan Toolson emsali.

Malum yayın yoktu ne olup bitti bilemiyoruz net olarak ama maç içerisinde Karşıyaka taraftarıyla koç Halil Üner arasında bazı diyalogların yaşandığı söyleniyor. Maçtan gelen arkadaşlar daha detaylı bilgiler geçecektir diye düşünmekteyim.

Aliağa Petkim (84): Polat Kaya 6, Levent Bilgin 8, Barış Güney 10, Hüseyin Beşok 17, Aubrey Coleman 16, Önder Külçebaş, Jerome Randle 21, Kaan Üner, Brandon Hunter 6

Pınar Karşıyaka (82):
Osiris Eldridge 7, Omar Sneed 1, Uluğ Kaçaniku, Birkan Batuk 12, Jovo Stanojevic 9, David Holston 7, Ahmet Erdoğan 3, Furkan Aldemir 16, Alper Saruhan 10

Banvit: 79 - Tofaş: 68 (Bandırma'dan Çıkış Yok)

Hafta arasında Rusya deplasmanında farklı kaybeden Banvit, ligin tek galibiyetli takımlarından Tofaş'ı zorlanmasına rağmen geçmeyi başardı. 22-21 Banvit üstünlüğüyle geçilen ilk çeyreğin ardından 2. periyodu 24-10 gibi farklı bir skorla önde kapatan Bandırma ekibi soyunma odasına 46-31 önde girmeyi başardı. 3.periyotta Ruzic-Can Altıntığ imzalı basketlerle 13-4'lük bir seri yakalayarak maça dönen ve son dakikalara kadar da oyun içinde kalmayı başaran Tofaş, son 3.40'a yalnızca 1 basket geride girdi (66-63). Bu dakikadan itibaren savunmada sertleşen ev sahibinin kalan sürede yediği tek basket İnanç Koç'un skoru belirlediği basket. 13-5'lik seriyle maçı kazanmayı başaran ve 6. galibiyetini elde eden Banvit'te kenardan gelen Mutlu Akpınar 20 sayı-4 ribaund - 2 asistlik oyunuyla öne çıkarken Graves de yine 20 sayı ile galibiyetin hazırlayıcılarından oldu. Bu ikili haricinde çift hanelere çıkan başka ismin yer almadığı geniş Banvit rotasyonunda yine tam 11 oyuncu süre aldı.

18'i hücum olmak üzere tam 40 ribaund alan Tofaş'ta düşük yüzdeyle 18 sayı üreten Rowe en skorer isim olurken, İnanç Koç'un 14 sayı-13 ribaund-6 asistlik verimli oyunu galibiyet noktasında yeterli olamadı. Nichols'ın 3-8 isabetle yalnızca 6 sayıda kaldığını da not düşelim. 7. maçında 6. mağlubiyetini aldı Bursa temsilcisi. Haftaya içerde Aliağa ile oynayacaklar, kazanmaları gereken bir karşılaşma onlar için de.

Banvit (79): İbrahim Yıldırım (1 asist), Barış Ermiş 2 (4 ribaund- 4 asist), Mutlu Akpınar 20 (4 ribaund- 2 asist), Charles Davis 8 (7 ribaund- 1 asist), Yiğitcan Turna (1 ribaund- 3 asist), Keith Simmons 12 (5 ribaund- 4 asist), Vladimir Golubovic 6 (2 ribaund), Vladimir Golubovic 20 (3 ribaund- 2 asist), Bora Hun Paçun 2 (3 ribaund), Lance Williams 9 (5 ribaund- 1 asist), Antonio Graves 20 ( 3 ribaund- 2 asist)

Tofaş(68): Jason Rowe 18 (1 ribaund- 3 asist), Austin Nichols 6 (1 asist), Can Altıntığ 6 (3 ribaund- 3 asist), İnanç Koç 14 (13 ribaund- 6 asist), Tomislav Ruzic 16 (8 ribaund- 2 asist), Can Özcan, İlkan Karaman 8 (5 ribaund), Fırat Töz (1 ribaund), Onur Aydın (5 ribaund- 1 asist)

O.Renault: 67 - Antalya BŞB: 76 (Antalya Rüyası Devam Ediyor)

Haftanın sonucu merakla beklenen karşılaşmasında evinde son 4 dakikaya 66-65 önde giren Oyak Renault, Gibson'ın 5 faulle oyun dışı kalmasının ardından gelen Polat Kocaoğlu'na ait 5 kritik sayıyla geriye düştü ve o noktadan sonra ayağa kalkamayarak 6. mağlubiyetini aldı. 66-65'de Jonathan Gibson'ın beş faul alıp oyun dışı kalmasıyla birlikte oyuna giren yedek guard Alper Özcan komutasında dağılan Reno, kalan 4 dakikada 11-2'lik seri yiyerek bir kez daha maç sonu oynayamamanın cezasını çekti. 7.haftada 6. galibiyetini alarak rüyayı devam ettiren ve sezonun şu ana kadar en flaş takımı olmayı başaran Antalya BŞB'de, Prince 17 sayısıyla takımın en skoreri olurken Christopher 15 sayı-11ribaund, Muratcan Güler de 14 sayı-9 ribaund - 3 asist ile ona yardımcı oldu. En kritik noktada arka arkaya 5 sayı yazan Polat Kocaoğlu ise deplasmanda galibiyeti getiren isim oldu belki de. Finansal sorunların tüm hızıyla devam ettiği Antalya'da ilk 7 maçta alınan bu 6. galibiyet bir peri masalı gerçekten. 6 galibiyetin dördünü deplasmanda alan Antalya ekibi, haftaya F.Bahçe Ülker ile liderlik maçına çıkacak. Her açıdan ilginç bir karşılaşma olacak.

Yeni transfer James Mays'in 23-12 ile double double yaptığı Reno'da Gibson 16 sayıyla mücadele ederken 1-6 üçlük kullanan Tay Waller yalnızca 9 sayı üretebildi. 23-19 geride kapattıkları ilk çeyreğin ardından devreye 38-38 beraberlikle giren ve 3. çeyrekte bir ara 46-40 öne geçen Reno, vurup geçmesi gereken anda yine tıkandı ve maç sonunda da Gibson'ın kenara gelmesiyle tamamen dağıldı. Takımın kronik sorunu tam olarak bu zaten. Asislerdeki 18-10'luk Antalya üstünlüğü ve serbest atış çizgisine rakibine nazaran 13 kez fazla gelen Renault istatistikleri de maçın dikkat çekici noktaları.

Oyak Renault (67): Alper Özcan 2 (1 ribaund), Nedim Dal 2 (1 ribaund-1 asist), Ufuk Kaçar (4 ribaund), Jonathan Gibson 16 (4 ribaund-3 asist), Antabia Waller 9 (6 ribaund-1 asist), James Mays 23 (12 ribaund-1 asist), Kerem Özkan 6 (6 ribaund-2 asist), Umut Yenice 9 (1 ribaund-2 asist),

Antalya BŞB (76):
Devon Chism 6 (6 ribaund-3 asist), Muratcan Güler 14 (9 ribaund-3 asist), John Prince 17 (2 ribaund-5 asist), James Chrisopher 15 (11 ribaund-4 asist), Hadi Doğan 8 (1 asist), Emre Bayev 1, Barış Hersek 8 (1 ribaund-2 asist), Polat Kocaoğlu 7 (4 ribaund)

Bornova: 66 - Erdemir: 65 (Bornova Son Nefeste)

Geçen sene iyi bir iç saha performansına sahip olan Bornova, İzmir'de ağırladığı Erdemir'e karşı bitime 8 saniye kala Michael Roll'un basketiyle 66-65 öne geçerken, savunmada kaldığı son pozisyonda Pertev'in Barbour'a yaptığı etkili savunmayla sayıya izin vermeyerek karşılaşmadan 66-65 galip ayrıldı. 18-18 beraberlikle geçilen ilk çeyreğin ardından, soyunma odasına 42-39 önde girmeyi başaran Erdemir, 3. çeyrekte takım halinde yalnızca 5 sayı üreterek finale 8 sayılık bir dezavantajla başadı (55-47). Deplasmanda bu zor durumda ayağa kalkmayı başaran Erdemir, Hakan Demirel-Barbour yapımı 10 sayıyla bitime 2.20 kala 65-60 ile beş sayı öne geçmesine karşın galibiyeti koruyamayarak İzmir'den 66-65 mağlup ayrıldı.

Ev sahibinde sezon başından bu yana uyum sıkıntısı çeken Murat Kaya, 11 sayısıyla çift haneye çıkan tek isim olurken tam 4 oyuncu 9 sayı üretmeyi başararak ilginç bir görüntü çıkardı ortaya. Francis'in de 8 sayısı olduğunu düşünürsek, skor ciddi manada dağılmış durumda ki bu da çok olumlu gözüküyor kağıt üzerinde. Sakatlıktan dönen Ümit Sonkol 13 ribaunduyla yine önemli bir katkı verirken, Soner'in 9 sayı - 8 asist - 5 ribaundluk oyunu göz doldurucu. Kötü geçen Telekom macerasından sonra aradığı yeri buldu gibi Soner. Galibiyeti son topta kaçıran Erdemir'de ise Barbour 16 sayısıyla yine takımının en skoreri. Maça iyi başlayan Erkan Veyseloğlu 12 sayı - 8 ribaund, geri dönüşü sağlayan isimlerden Hakan Demirel de 14 sayı - 2 asistle tamamladı maçı.

Maçın en önemli istatistiği ise, yanlış değilse eğer, Erdemir'in 6 top kaybına karşılık Bornova 40 dakikada yalnızca 4 top kaybetti. Toplam yapılan 10 top kaybı bir rekor olabilir.

Bornova Belediyesi (66): Serdar Yavuz (1 ribaund), Umutcan Özyıldırım 2 (1 ribaund), Tomas Nagys 6, Rıfat Murat Kaya 11 (3 ribaund – 1 asist), Pertev Öngüner 3 (1 asist), Torin Francis 8 (5 ribaund), Ümit Sonkol 9 (13 ribaund – 4 asist), Michael Roll 9 (2 ribaund), Tyler Smith 9 (10 ribaund – 2 asist), Soner Şentürk 9 (5 ribaund – 8 asist)

Erdemir (65): Dalron Johnson 2 (2 ribaund – 1 asist), Altan Erol 5 (2 ribaund), Melih Yıldız 3, Eren Beyaz (3 ribaund), James Thomas 8 (12 ribaund), Antwain Barbour 16 (3 ribaund – 1 asist), Erkan Veyseloğlu 12 (8 ribaund – 2 asist), Marcus Norris 5 (3 ribaund - 3 asist), Hakan Demirel 14 (4 ribaund – 2 asist)

Beşiktaş CT: 94 - M.P. Trabzonspor: 85 (Iverson'sız Beş Maçı Kazandı)

Geçen haftanın iki kaybedenini karşı karşıya getiren mücadelede kazanan taraf son çeyrekte tam 32 sayı üreten Beşiktaş Cola Turka oldu. Hafta içinde yaptığı açıklamaların ardından devrede hiç oyundan çıkmadan 10 sayı - 8 asist - 2 ribaund ile oynayan Allen Iverson'a yeni transferi Dragojlovic'in her iki pota altındaki etkili oyunu ve ikinci çeyrekte üstüste bulduğu dört isabetli üçlükle cevap veren konuk takım, devreye 41-41 beraberlikle girilmesini sağladı. İlk yarıda hiç üçlük isabeti bulamayan Beşiktaş'a karşılık yay gerisinden 4-11 ile 12 sayı çıkartan Trabzonspor, bu 4 isabeti de arka arkaya buldu ve bu sayede skora tutundu. Trabzonspor'un takım halinde 9 asist yaptığı devrede, Beşiktaş'ın yapmış olduğu 8 asistin tamamının Iverson imzalı olamsı ise bir başka değerli nottu devreye dair. Dragojlovic ve katkı vermesi muhtemel tek yerlisi Ersin Görkem'in faul problemine girmesine karşın oyuna tutunmayı başaran Trabzonspor,maçın ilk 26 dakikasında oyundan hiç çıkmayan Iverson'lı Beşiktaş'a karşı final periyoduna 62-61 geride girmeyi başardı. Bu noktada son 75 saniyeye sıkıştırılan Hakan Yapar-Hadi Özdemir imzalı 7 sayı Trabzonspor'un finale umutlu girmesini sağladı.

3. çeyreğin bitimine 3.30 kala Iverson oyundan çıktığında skor 55-53 Beşiktaş Cola Turka lehine idi fakat oyun bütünüyle ortadaydı. Iverson oyundayken topu yönlendirme insiyatifini kullanmayan ve pasifize edilmiş gözüken Chatman da yalnızca 5 sayıdaydı bu anda. Iverson'ın kenara gelmesiyle nispeten ve zaman zaman sertleşen Beşiktaş, hücumda da Chatman önderliğinde o eski, akıcı hücum gücüne kavuştu. 26 dakikayı 5 sayıyla geçen Chatman, maçın koparıldığı bu sekansa tam 14 sayı-2 asist-2 top çalmayla imzasını çakan isim oldu. Rus pivot Likholitov da boyalı bölgede etkin bir performans göstererek 20 sayı-8 ribaund ile tamamladı karşılaşmayı. Özellikle maç başlangıcında çok dominant gözüktü Likholitov. Yalnız Iverson kenardayken 55-53'den 84-70'e taşınan skor mühim bir detay bence. Zira Göttingen ve Hemofarm maçlarında da benzer senaryoları gördük. Bitime 2 dakika kala Iverson oyuna döndü, fakat oyun çoktan bitmişti. Cevher Özer'in beklenen katkıyı yapamadığı günde Ignerski, 2 kritik üçlük yollarken Ogilvy de 14 dakikaya 12 sayı sıkıştırmayı başararak değerli bir katkı verdi galibiyete.

Her geçen gün fiziki açıdan kuvvetlenen Iverson, karşılaşmayı 14 sayı - 8 asist (tamamı ilk yarıda)- 3 ribaund-1 top çalmayla tamamladı. Ki bu Türkiye'ye geldiğinden bu yana açık ara en efektif performansıydı. Maç boyunca hiç üçlük denemeyen Iverson, sayılarının tamamını yay içerisinden çıkarmayı başardı. Maçın başında kullandığı iki serbest atışı da sayıya çeviremedi, onu da not düşelim. Maç sonunda sevgili Volkan Günak'a ilk röportajını veren Iverson sahada oynanan oyuna ritm uydurmaya çalıştığını söyledi, kazanmak önemliydi diye de ekledi. Her ne kadar Volkan Günak söylenilenlerin tamamını çevirmese de. :)

Zor günler geçiren ve şiddetle galibiyete ihtiyaç duyan Trabzonspor'da ise Jamison sakatlığı nedeniyle forma giyemezken yeni transfer Dragojlovic'in takıma bir hava kattığı kesin. 7-8 isabetle 18 sayı - 12 ribaund (7'si hücum) ile tamamladı maçı. Oyunu aklıyla oynayan uzunlardan. Wright da istenen rakamları yaptı bugün, 20 sayı-10 ribaund ile. Ersin Görkem'in 14 sayısını galibiyete dönüştürecek faktör ise yabancı kısaların göstereceği şut performansıydı. Akatlar'da bu üçlünün performansıyla galibiyete yaklaşan Trabzonspor'u galibiyetten uzaklaştıran etmen ise Snow-Obasohan ikilisinin 5/24 şut isabeti oldu. 22 hücum ribaundu çektiği karşılaşmadan mağlup ayrılan Trabzonspor, seriyi 5 maça çıkardı. Haftaya evlerinde Mersin BŞB ile karşılaşacaklar. Ne yapıp edip kazanmaları gereken bir karşılaşma.

Beşiktaş Cola Turka (94): Allen Iverson 14 (3 ribaund- 8 asist), Fedor Likholitov 20 (8 ribaund), İsmail Çevik 2 (1 ribaund), Bekir Yarangüme (2 ribaund), Mustafa Abi, Cüneyt Erden 4 (1 ribaund), Serhat Çetin 6 (2 ribaund- 1 asist), Michal Ignerski 10 (4 ribaund), Mire Chatman 19 (3 ribaund - 6 asist), Cevher Özer 7 (2 ribaund - 2 asist), AJ Ogilvy 12 (1 ribaund- 1 asist)

M.P. Trabzonspor (85): İlker Türel (1 asist), Aleksandar Rasic 8 (2 ribaund- 8 asist), Ali Karadeniz 20 (10 ribaund), Hadi Özdemir 4 (2 ribaund), Ersin Görkem 14 (2 ribaund- 1 asist), Caner Öner (1 ribaund), Hakan Yapar 6 (5 ribaund- 2 asist), Serhat Büker, Derrick Obasohan 8 (2 ribaund- 1 asist), Alwin Snow 7 (1 ribaund- 2 asist), Vladislav Dragojlovic 18 (12 ribaund)

Fenerbahçe Ülker: 75 - Olin Edirne: 63 (Seibutis'i Durdur, Rahatla)

Hafta içinde Vilnius'ta Rytas'a karşı aldığı önemli galibiyetten sonra evinde bu senenin en çok dikkat çeken ekibini ağırladı Fenerbahçe. Bu seneki ani çıkışının tesadüf olmadığını bir kez daha kanıtladı Olin Edirne. Gerçekten çok sağlam bir takım olmuş, burda koç Gökhan Taştimur'u tekrar tekrar tebrik etmek gerek.

Maça çılgın başlayan Fenerbahçe'nin ilk periyottaki 9 sayılık üstünlüğünden sonra periyotlar hep başa baş geçti (İkinci-Üçüncü-Dördüncü periyot skorları sırasıyla; 16-16, 14-13, 18-16). Ev sahibi ilk yarıda Litvanyalı yıldız Renaldas Seibutis'i iyi durdurdu. Bu görevdeki isim ise tabii ki tahmini zor olmayan bir sima; Ömer Onan (onun oyunda olmadığı zamanlarda Tarence Kinsey'nin hiperaktif savunmasında daha rahattı Seibutis). Samardziski yetenek olarak olduğu kadar mental olarak da iyi bir oyuncu. Nereden baksanız 20 dakikayı 4 faulle oynadı mücadelesinden ödün vermeden. Vidmar'dan yoksun Fenerbahçe pota altının da yine çok zorlanmadığı bir maç oldu. Kaya ve Mirsad ekstra mücadele verdi. Sonlara doğru Lynn Greer'ın iki okkalı dirseğini kaçıran hakem üçlüsü de bu pozisyonlar hariç kötü bir maç çıkarmadı denebilir.

F.Bahçe Ülker (75): Roko Ukic 4 (2 asist), Mirsad Türkcan 12 (8 ribaund– 1 asist), Ömer Onan 7 (1 ribaund- 2 asist), Lynn Greer 5 (2 ribaund– 1 asist), Darjus Lavrinovic 5 (2 ribaund– 1 asist), Kaya Peker 12 (2 ribaund), Oğuz Savaş 7 (3 asist), Tarence Kinsey 5 (1 asist), Marko Tomas 6 (6 ribaund), Emir Preldzic 12 (8 ribaund- 2 asist)

Olin Edirne (63): Can Akın 10 (1 ribaund- 4 asist), Erdal Bibo (1 ribaund- 1 asist), Vidas Ginevicius 10 (2 asist), Renaldas Seibutis 16 (4 ribaund), Caner Ercan (2 ribaund- 2 asist), Predrag Samardziski 17 (13 ribaund- 1 asist), Reha Öz 4 (2 ribaund), Seith Doliboa 6 (1 ribaund)

Faruk Akagün Görevinden Ayrıldı

Dün akşamın ardından beklenen son gerçekleşti ve sezon başında yeni bir yapılanmayla göreve başlayan Türk Telekom koçu Faruk Akagün ile yollar ayrıldı. Dünkü maçın ardından yaptığı açıklamalarla görevinden kal(a)mayacağını belli etmişti zaten koç, hayırlısı olsun diyelim iki taraf için de. 7 lig maçında alınan 5 mağlubiyet ve aynı dönemde İsveç ve Belçika takımlarına kaybedilen iki Eurochallenge maçıyla veda ediyor koç. Sezon öncesi kupa karnesinde de yalnızca Oyak Renault'a karşı uzatmalarda alınabilmiş bir galibiyet yazıyor. Bu sonuçlar neticesinde görevinden ayrılan koç Faruk Akagün'ün yardımcılığı üstlenen ve sezon öncesinde araları açılan Gencer Baytimur ise görevinde kalıyor ve Salı günü İsrail deplasmanında oynanacak maçta takımın başında yer alacak.

Bu ayrılığın ardından gözler hemen yeni gelecek isme çevrildi haliyle. Bu noktada Ankaralı yöneticilerin bol alternatifli bir listesi yoktur diye tahmin ediyorum, bekleyiş çok uzun sürmeyecektir.

Tutmayan Kimya (F.Akagün - T.Telekom - Sevgisizlik )

Dün G.Saray Cafe Crown karşısında oldukça kötü bir oyun ortaya koyan ve farklı yenilgiyle sahadan ayrılan Türk Telekom'da, skordan daha utanç verici bir şey vardı ki: O da koç Faruk Akagün'e gösterilen hakaret ve adap sınırlarını aşan küfürlü tepki. Tepkiyi gösteren grup malum Ankaragüçlüler grubu. Maça bilet almadan giren, paralı asker modunda ne isterseniz onu yapan, Ankara'daki gerçek basketbol seyircisine illallah dedirten grup. Buradan sıkça eleştirdik onları, Telekom yönetimini de uyardık: 'Bu adamlara bel bağladığınız, bu adamları salondan uzaklaştırmadığınız sürece hiçbir şey olamazsınız' diye ama nafile. Dün ilk çeyreğin sonlarından itibaren maç sonuna kadar istifaya davet edilen, hakkında küfürlü tezahüratlar yapılan Faruk Akagün, böyle bir ortamda maç sonu Spormax'in kendisine uzattığı mikrofonu geri çevirmedi ve şöyle konuştu:

'Ben G.Saray'ın kazandığı son lig şampiyonluğunda antrenördüm. G.Saray'ın idman salonuna giderseniz, orada asılı olan bayraklarda benim adımı görürsünüz. Bu saatten sonra kendimi ispat etmeme gerek yok.

Ben buraya bakan torpiliyle gelmedim, cuma namazında iş bağlamadım, soyunma odasında da mafyadan kaçmadım. Ben buraya bir davet üzerine geldim. Hem de NBA'de gayet tatminkar ve onurlu bir görevim varken, şampiyonluk yüzüğümü bırakarak geldim.


Bugün beni maç boyunca istifaya davet eden seyircileri bazıları parayla kışkırttı. Bu işin arkasında kimlerin olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Bu ortamı kimlerin hazırladığını zamanı gelince açıklarım. Telekom'a yıllardır kimler gelmiş kimler geçmiş, kulüp bir türlü başarılı olamamış. Bu konunun da araştırılması gerek asıl. Neden böyle oluyor diye.


Bizler profesyonel insanlarız, profesyonel sözleşmelerle göreve gelir, profesyonel sözleşmelerin şartlarıyla da gideriz. Telekom yönetimi beni göndermek isterse oturur bir karar alır, bunu bana iletir, sözleşmemiz de yazan maddeleri de gerçekleştirir ve beni gönderir. Nasıl ki profesyonelce geldim, aynı şekilde profesyonelce de giderim. Ama bu gidiş, seyirci istedi diye olmaz, yönetim isterse olur.'


Faruk Akagün dolmuş, belli, içini döktü adeta. Ve yanlış şeyler de söylemedi aslında. Telekom kulübü yıllardır bir düzene sokamadığı kulüpçülüğü bu yıl da öğrenemedi ve sahip olduğu çiftlik görüntüsünde bu sezon maksimuma ulaştı.

Ancak, Telekom'un bu sezon özelindeki mevcut durumunda koç Faruk Akagün'ün de ciddi bir payı var. Bunu görmezden gelirsek sporun ve basketbolun doğasına aykırı davranmış oluruz. Kurulan kalabalık kadroyu, gelen-giden yabancıları, her maç 2-3 oyuncunun tribüne çıkmak zorunda kalmasını, kadronun bir türlü düzene oturmamasını, sahadaki takımın hücum ve savunma bilinçsizliğini, kötü basketbolu.. Hepsini bir kenara koyalım, asıl önemlisi bu takımda sevgi ve saygı yok. Bitik.

Sevgi ortamının oluşmadığı yerde ancak korkuya dayalı bir saygı oluşturabilirsiniz. Amma velakin onun da başarıyı her zaman getirme garantisi yoktur. Şayet sevgi varsa, saygı da vardır. Buna bağlı olarak ekstra gayret vardır, ekip olma vardır, takım ruhu vardır, sonunda da başarıya ulaşma ihtimalin fazlalaşır. Bu tarz sistemi anlatırken aklıma hep Zico, Lucescu ve hatta Aydın Örs geliyor. Söylediğim sistem onların sistemiydi.

Şimdi burada 'Türk Telekom 2010-11 Takımı' dediğimizde sezon başında tamamen Faruk Akagün'ün direktifleri doğrultusunda kurulan bir staff ve oyuncu kadrosundan bahsediyoruz. Ama koç ne kendi seçtiği yardımcısına ne de kendi seçtiği oyuncularına güvenmiyor, onlar hakkında olumlu şeyler düşünmüyor. Kalkıp da bunun üstüne, büyük bir parçasını bu kişilerin oluşturduğu ekipten başarı bekliyorsa bana göre imkansızı istiyor demektir. Zaten yıllardır üst seviye bir başarı yakalanmasa da, bir şekilde gitmeyi başaran Türk Telekom treninin bu yıl stop etmiş olmasının da bana göre nedeni budur. Mevcut haliyle de düzelecek gibi durmuyor. Sezon başında düşünülenlerin hepsi plan olarak kaldılar. Kimya tutmadı.

Kendi adıma Faruk Akagün'ün kariyerine laf söyleyememem, haddime değil, ben ya doğmamıştım ya da bildiğin bebektim onun Türkiye'deki aktif başarılarını elde ettiği dönemde. Kitaplardan, dergilerden, internetten okuduğumlayım, DVD'lerden gördüğümleyim. Ben ancak ve ancak şimdiki zamanı yorumlayabilirim, onun da yorumu yukarıdaki gibidir. Gözümün gördüklerine, kulağımın bizzat duyduklarına binaen.

26 Kasım 2010 Cuma

T.Telekom: 69 - G.Saray Cafe Crown: 97 (Yorumsuz)

Ne yazsam, ne karalasam bilemedim. Şöyle giriş yapayım o zaman: Bu zamana kadar Telekom için 'Çiftlik' tanımlamasını kullananlar büyük bir haksızlık etmişler, zira bu yıl tüm senelerin de üstünde bir sene. Bugün oynanan şeyin basketbolla nasıl bir alakası olduğunu ben küçük basketbol bilgimle pek anlayamadım. Anlayabilenlerle ufkumu genişletmek için sohbet etmeye hazırım. Bilmemek değil öğrenmemek ayıpmış, boşuna denmemiş bu laf.

Şişkin Telekom kadrosundan tribüne çıkma şerefine nail olan isimler Fatih Solak ve Diamon Simpson'dı bugün. Maç öncesi röportajında 'Kısalarımızın performansı çok önemli' diyen Faruk Akagün maça 'Rasim - Ümit Türkoğlu - Stiemsma' üçlüsünün aynı anda içinde olduğu bir beşle başlayınca, 'Herhalde koç kısaları sonraya saklıyor' diye düşündüm kendi kendime.

Telekom'un ilk çeyrekteki oyununu gören birisi -skor ve süreyi görmediğini varsayıyorum- maçın bitimine 1-2 dakika kaldığını düşünebilir rahatlıkla. Tek bir set hücumunun dahi oynanmadığı, Rasim'in muhtemelen evde NBA 2K11'de MJ Challenge oynuyormuş gibi hissettiği, Ümit Türkoğlu'nun dahi 24 saniyelik hücumun 10. saniyesinde kaldırıp üçlük yolladığı bir Telekom, saha içi organizasyondan sorumlu Heiko Schaffartzik'in de organizasyon falan yapmamasıyla helva gibi dağıldı. Savunma kısmına değinmesek bile olur, zira orada da ne yapıldığını anlamakta güçlük çektim ben. Bir baktım Rochestie ile Stiemsma eşleşmiş, bir baktım Becirovic Ermal'i durdurmaya çalışıyor. Garip. Bir de Schaffartzik'in ayırt etmeden her perdeye takılmasını şaşkınlıkla izledim. Rochestie hayatının en kolay iki üçlüğünü yolladı peş peşe.

İlk çeyreği 8-20 önde kapatan G.Saray Cafe Crown, oynaması gerektiği gibi oynayıp, zaten bizi alıştırdığı sistemli oyununa sadık kalarak ikinci çeyrekte farkı daha da açtı. Daha devrede 23-49'luk skorla 26 farkı yakaladı. Tutku, Shumpert ve Melih'le bulunan üçlükler ve pas organizasyonları dikkat çekiciydi. İkinci çeyrekte tribündeki Türk Telekom taraftarlarının Faruk Akagün'ü istifaya davet etmesi ve bunu hakaret boyutuna ulaşarak yapması çirkindi. Bu olay üzerine tek bir anaons dahi yaptırmayan hakem üçlüsüne ne demeli peki? Ya da salonda müziğin sesini kısıp küfürlere daha sessiz bir zemin hazırlayanlara?

İkinci yarı başladığında maç çoktan bitmişti. Salı günü güzel bir Cantu galibiyeti alan G.Saray Cafe Crown'un rejenerasyon idmanı başladı. Seyircinin tepkisi altında maça devam eden Faruk Akagün yerinden dahi kalkmadı. G.Saray idmanını yaptı ve maç bitti. Tam 7 maçtır Ankara'da Telekom'u yenemeyen, son galibiyetini 2004 yılında alabilen sarı kırmızılılar, bu şanssızlıklarını kırmış oldular 7. haftanın açılış maçında, Telekom'un kısa tarihinin uzak ara en kötü akşamında.

Türk Telekom (69): Ray Wesson 9 (3 ribaund), Heiko Schaffartzik 2 (1 ribaund-1 asist), Ümit Türkoğlu 11 (7 ribaund–2 asist), Sani Becirovic 18 (5 ribaund-3 asist), Rasim Başak 3 (2 ribaund), Mehmet Yağmur 10 (5 asist), Adem Ören 3 (2 ribaund), Yunus Çankaya 10 (3 ribaund-2 asist), Ceyhun Altay 3 (2 ribaund), Joseph Gaffney, Greg Stiemsma (3 ribaund)

G.Saray Cafe Crown (97): Josh Shipp 6 (1 ribaund), Melih Mahmutoğlu 13 (1 ribaund-1 asist), Göksenin Köksa, Caner Topaloğlu 12 (4 ribaund-1 asist), Preston Shumpert 18 (7 ribaund-4 asist), Taylor Rochestie 6 (3 ribaund-2 asist), Tutku Açık 5 (3 ribaund-7 asist), Luksa Andric 8 (2 ribaund), Radoslav Rancik 13 (9 ribaund-3 asist), Evren Büker (4 ribaund-3 asist), Ermal Kurtoğlu 16 (6 ribaund-1 asist)

Ergin Ataman Nereye?

Yeni sezonun buraya kadarki kısmını evinde geçiren Ergin Ataman, yavaş yavaş ısınma turlarını atmaya başladı. Dün Twitter hesabı üzerinden 'Bir yol gözüküyor ama bakalım nereye :)' mesajını gönderererek haberdar etti bizi bu durumdan. Bildiğiniz üzere şu an için 2 takımla anılıyor Ergin Ataman'ın adı. Birkaç ay öncesine kadar Partizan'da tapınılma mertebesine ulaşan Vujosevic'in hüzünlü ayrılığının ardından boşa çıkan CSKA Moskova ve Türk basınının, üzerinde bir hayli sesli düşündüğü Allen Iverson'lu Beşiktaş Cola Turka. Dünkü mesajının ardından 'Acele etmeden bekleyelim' demeyi de ihmal etmeyen Ergin Ataman'ın ricasını kırmıyoruz, beklemede kalıyoruz. edit: Bu arada bir dipnot da ekleyelim: Geçen haftalarda Ergin Ataman ile Türk Telekom yöneticilerinin bir araya geldiği dedikodusu gelmişti kulağıma. Birkaç yerden doğrulattım. Dursun kulak arkasında, zarar getirmez.

Doğan Hakyemez Röportajı (Habertürk)

Ligde zor günler geçiren, oynadığı 6 maçta sadece 1 galibiyet alabilen, son haftalarda biraz da fikstür kurbanı olan Medical Park Trabzonspor'da genel menajer Doğan Hakyemez Habertürk'e yaptığı açıklamalarda 'Sabır' istedi. Michael Wright'a Beşiktaş'tan teklifin olduğunu da öğrenme şansını yakaladığımız açıklamaların tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.

Davuldan Rahatsız Olan Efesli Oyuncular & Efesliler'in Protestosu

Efes Pilsen'in bana göre takdir edilesi taraftar grubu 'Efesliler' dün yine salondaki yerini almış, pankartlarını asmış, bayraklarını hazırlamış, davul ve megafon sistemini de devreye sokup maça hazır hale gelmiş ancak yanlarına gelen bir kulüp görevlisi ufak bir ricada bulunmuş kendilerinden. Efes Pilsen'li oyuncuların sesten rahatsız olduğunu, bu nedenle de davulların ve megafonun kaldırılmasını istemiş. Şaşmış kalmış 'Efesliler' grubu. Ama tepklerini de göstermişler. Üzerlerindeki formaları çıkartmışlar, takım benchinin arkasındaki yerlerinden ayrılıp başka bir yere geçmişler, ayrıca salondaki pankartları da ters çevirmişler. Hal böyle olunca da ortaya çıkan şey, çalışkan kardeşim Serdar Ocaksönmez'in objektifinden çıkan bu ironik kare olmuş. Efesliler grubunu sayıca fazla bulmayabilirsiniz, hatta görmezlikten bile gelebilirsiniz ama tepkilerini oldukça medeni bir şekilde ortaya koyan, bu işe kafa patlatıp, ciddi emek harcayan bir grup olduklarının altını bir kez daha çizmek isterim ben.

Iverson'dan İlk Röportaj (David Hein)

Beşiktaş Cola Turka'nın dünyaca ünlü yıldızı Allen Iverson, siyah beyazlı formayı giymeye başladıktan sonraki ilk röportajını David Hein'a vermiş. Türkiye için röportaj yasağı konan Iverson'ı elin yabancısı çat diye konuşturabiliyor tabii, onlara yasak yok. :) Gelin hep beraber bakalım, neler neler demiş Allen Iverson.

* Göttingen maçında 18 sayı üretmem benim için iyi. Ancak koçun beni nasıl kullanması gerektiğini, benim sahada neleri iyi yapabileceğimi öğrenmesi için biraz zaman geçmesi gerekecek.

* İlk 3 maçımdan öğrendiğim burada oynanan basketbolun fiziksel farklılığı ve faullü oyun. Sanırım adapte olmam gereken bir şeyler var.

* Fiziksel olarak %100'ümdeyim diyebilirim ve bu konuda tahtaya vurmalıyım. Benim tek derdim kendi ritmimi ve maç ritmini yakalayabilmem.

* F.Bahçe Ülker karşısında 2 sayı attıktan sonra Goettingen maçını 18 sayıyla bitirmem, tamamen daha fazla oynamış olmama bağlı. F.Bahçe Ülker maçında 2. periyot tamamen oturdum, sonra 3. çeyrekte girdim kısa bir süre oynadım ve 4. çeyreğin tamamında yine kenardaydım. Bu benim alışkın olduğum bir şey değil ve böyle olunca ritmimi bulamıyorum. Bugün sahada daha çok kaldım ve oyunun akışına dahil olabildim. Parkede fazla kalabilirsem bu benim için daha iyi olur.

* İstanbul çok güzel. Burada insanlar harika ve çok destekleyici. Herhalde bundan daha iyi bir yere gelemezdim.

* Oyun sistemimiz çok farklı bir şey değil. Zaten Lakers'ın üçgen hücumu dışında basketbolda ne kadar farklı sistem var ki? Herkes hemen hemen aynı şeyleri uyguluyor. Önemli olan farklı takımlara karşı farklı setleri uygulayabilmek. Şu anda takım arkadaşlarım sistemi biliyorlar, ben de bu sisteme dahil olmaya çalışıyorum.

* Maçların NBA'e göre 8 dakika daha kısa olması hissedilir derecede büyük bir fark. Saate baktığımda sanki zaman uçup gitmiş gibi geliyor.

* Buradaki performansımla yeniden NBA'e dönmek gibi bir amacım yok. Bu benim zaten zamanında ulaştığım bir hedefti. NBA'de birçok şey başardım, birçok kişinin yapma şansının dahi olmadığı şeyleri yaptım, NBA kariyerimle gurur duyuyorum. Ancak şu anda tüm kalbimle buradayım. Bu takım bana bir fırsat verdi, bir şans verdi. Ben kalkıp da NBA'e dönme konusunda odaklanırsam, onlara haksızlık etmiş olurum. Benim odaklanmam gereken şey, verebildiğim herşeyi verip bu takımı daha iyi yerlere getirmek. Düşündüğüm gibi giderse, kariyerimi burada bitirmek isterim.

* Kazanmak istiyorum. Ama kişisel anlamda değil, takım olarak kazanmak istiyorum. Ben zaten en üst seviyede kişisel olarak birçok şey başardım. Şu anda tamamen takımımı düşünüyorum. Önüme kontrat geldiğinde kişisel tek bir şey istemedim, tüm maddelerin takım odaklı olmasını istedim. Tek amacım takım olarak kazanmak. Bu nedenlede ilk 3 maçımdan yenilgiyle ayrılmış olmak ağzımda kötü bir tat bıraktı. Ama bu beni daha iyi olmam, fiziksel olarak daha iyi bir seviyeye gelmem ve sistemi öğrenmem adına teşvik ediyor.

* Taraftarlarımız müthiş. Bizi desteklemek için her maça geliyorlar. Benim burada olmam ve bu ligde mücadele etmemden dolayı gösterilen ilgi hoşuma gidiyor. Verebildiğim herşeyi vermek istiyorum onlar için.

* Adapte olmaya çalıştığım şeylerden biri de yemekler. Şu anda otelde kalıyorum ve günde 2-3 kez ızgara tavuk & patates kızartması yiyordum, haliyle sıkıldım. Ama bir Friday's keşfettim ve şimdi oradan yiyorum. Daha iyiyim. :) Eşim gelince (Bu hafta geliyor) daha da iyi olacak işler.

* Kariyerimde kaç yılın daha kaldığı tamamen ailemle alakalı. Karım, çocuklarım, benimle beraber burada olmayı istediği sürece devam ederim. Bir de tabii ki sağlık konusu var. Sağlığım benim oyun kalitemi düşürmediği, sahada yapabildiğim şeyleri engellemediği sürece oynamak isterim. Ama sahada bir şeyler veremiyorsam, takımımın maçları kazanmasını sağlayamıyorsam o zaman da üstelemem. Ne franchisingime, ne taraftarlara, ne de kendime bunu yapmam.

25 Kasım 2010 Perşembe

E. Pilsen: 84 - U. Olimpija: 78 (Tunçeri ve Sinan'dan Sinan Erdem'de Bir Şov Daha)

Avrupa'da sezonun kendi adına açılış maçında Slovenya'da iki uzatma sonunda 95-90 kaybeden Efes Pilsen, ikinci devrenin ilk karşılaşmasında Olimpija'yı Kerem Tunçeri'nin son saniye turnikesiyle 84-78 mağlup ederek ikili averajda üste çıkmayı başardı. Wisniewski komutasında maça savruk şekilde başlayan Efes Pilsen, Kerem Tunçeri'nin oyuna dahil olmasıyla birlikte oyunu toparlayarak ilk çeyreği 22-16 önde tamamlamasına karşın, 2.çeyreğin son bölümünde oyundan düşerek soyunma odasına yalnızca 1 sayı önde girebildi (36-35). 2.yarıya da tıpkı maça olduğu gibi dağınık başlayan Wisniewski -Rakocevic - Thornton - K.Gönlüm - Vujcic beşi ilk 4 dakikada skor üretemeyerek 41-36 geriye düştü. Bu beşte savunması yetersiz iki ismin aynı anda bulunması sıkıntıların temeli olarak gözüküyor elbette. Bu noktada koç Perasovic'den sezonun geride bıraktığımız kısmından aşina olduğumuz bir hamle geldi. Hırvat koç Igor Rakocevic'i yanına aldı, skorbordda 41-36 gerideyken.

Rako'suz Efes Yine Kazandı

Bu anda oyuna dahil olan Kerem Tunçeri, kalan 5 dakikada 3 sayı-4 asist ile oyunu kontrol altına alan isim oldu. İkili oyunlarla Kerem Gönlüm'ü sayıya uzandırırken, ki birinde steps kokan muazzam bale hareketleri geldi Kerem'den, penetre üstü pasla Roberts'a da bir üçlük yazdırdı. Bu sekansdaki oyun finale 54-52 geride girmemizi sağladı. Fakat en önemlisi, Kerem takımın ve tribünlerin şok etkisine gerek duyduğu bir günde oyuna dönmemizi sağlayan isim oldu. Finale de Rakocevic'siz başlayan Perasovic'in parkeye yolladığı Kerem-Wisniewski-Sinan-K.Gönlüm-Nachbar beşi önce 56-56'da eşitliği sağladı, ardından 60-58'de uzun bir aradan sonra öne geçmemizi sağladı. Kerem Tunçeri'nin ateşini yaktığını bu geri dönüşü alevlendiren isim ise Milli takımın enerji kaynağı Sinan Güler oldu. Son 10 dakikaya 9 sayı - 2 asist - 2 hücum ribaundu- 3 top çalma - 1 blok sığdırdı Sinan ve o kocaman yüreğiyle bir kez daha Sinan Erdem'i ayağa kaldırmayı başardı. Galibiyet için gereken herşeyi büyük bir sadelikle yapan Sinan'a, Nachbar da sağ ve sol dipten arka arkaya yolladığı iki üçlükle yardımcı olurken, Kerem Tunçeri de son 15 dakikasına 9 sayı - 7 asist sığdırdığı karşılaşmada son saniye turnikesiyle Sinan Erdem'de anılarımızı canlandırdı.

Hem maça hem 2. devreye iyi başlayamadığımız bir günde, bitime 15 dakika kala omuzlar düşmüşken ayağa kalkıp maçı almak önemliydi bugün. Son saniyede gelen altı fark da aynı şekilde değerliydi sıralama için. Son 15 dakikayı Rakocevic'siz oynayan Efes Pilsen'in maçı alması ise hepsinden bir adım öne çıkan faktör bana kalırsa. 4-4 ikilik, 1-2 üçlük ile 13 sayı üreterek istatistik kağıdında öne çıkan Wisniewski, 31 dakikayla rotasyonda en fazla süre alan isim olurken açık ara günün en düşük performanslı ismiydi. Her pozisyonda rakibine geçilen ve en önde olduğu için tüm dengeleri bozan oyuncu savunmada takımı ciddi manada etkiliyor. Ki Rakocevic ile birlikte sahada olduklarında işin boyutu apayrı bir noktaya kayıyor. Hücumda da tipik Ender Arslan hareketlerinden öteye gidemiyor ne yazık ki.

Kenardan gelen Kerem Tunçeri - Sinan Güler - Kerem Gönlüm ve Roberts'ın elinden tam 44 sayı bulan Efes Pilsen, ilk maçın aksine tam 11 hücum ribaundu çekerek bu alanda rakibine 37-27'lik bir üstünlük sağlarken tüm takımın ribaundlardaki hassasiyeti de maç toplantısında nelerin konuşulduğunu gösterdi az çok. Roberts'ın 14 sayı-8 ribaundu ve boyalı bölgedeki mücadelesi de alkışlıktı gerçekten. Bu arada bench sayılarında da 44-19'luk ezici bir üstünlüğü var lacivert beyazlıların. Vujcic'in yalnızca 12 dakika süre alması da ilginç geldi bana açıkçası, sakatlık sorunu vardır belki de. Bu sonuçla birlikte 100. galibiyetini evinde alan ve İstanbul'da bu sezon oynadığı 4. Euroleague maçını da kazanan Efes Pilsen, altı maç sonunda dördüncü galibiyetini almayı başardı.

Mersin BŞB: 65 - Adanaspor: 57

Mersin'de oynanan hazırlık karşılaşmasında yabancı oyuncularından sadece Andrey Stimac'ı kullanan Mersin BŞB, 25-11'lik 2.çeyrek skoruyla karşılaşmadan 65-57 galip ayrıldı. Genç uzun Dusan Cantekin'in 21 sayısıyla karşılaşmanın en skoreri olması şüphesiz ki maçın en önemli detayı. Lig maçlarında Asım Pars-Nedim Yücel ve son olarak Mutlu Demir'den süre kapması pek mümkün gözükmeyen Dusan'ın Mersin kariyerindeki en yüksek sayısı bu aynı zamanda. (İstatistikler Basketfaul'den)

Mersin BŞB (65): Orhun Güngören 6, Kadir Çıpa 7, Hazer Avcı 5, Dusan Cantekin 21, Valentin Pastal 8, Andrey Stimac 10, Mutlu Demir 8


Adanaspor BŞB (57): Ümit Köksal 9, Barış Yalman 6, Andrey Kislitsin 5, Taylan Taylancı 2, Emre Koç 8 , Volkan Tokcan 3, Jamil Anthony Terrell 13, Cemal Uysal 7, Denktaş Güney 4

Erdemir: 68 - Optimum TED Ankara Kolejliler: 75

Ereğli'de oynanan hazırlık karşılaşmasını altıncı haftası geride kalan 2. ligin tek namağlup takımı Optimum TED Ankara Kolejliler, 23-5'lik son periyot skoruyla 75-69 kazandı. Ereğli temsilcisinde Antwain Barbour bu karşılaşmada forma giymezken Hakan Demirel 12 sayı, Berent Kavaklıoğlu 10 sayıyla çift haneye çıkan isimler oldular. Yeni transfer Marcus Norris de 9 sayısıyla onları takip eden bir diğer isim. Başkent ekibinde ise geçen yıl Bornova'da geçirdiği başarılı sezonun ardından bu yıl 2.ligi tercih eden Yalçın Aziz Mahmutoğulları'nın 17 sayısı dikkat çekici. Takımın tek yabancısı Walker da 13 sayısıyla ona destek oldu. (İstatistikler Basketfaul'den)

Erdemir (68): Lamar Johnson 6, Oktay Yılmaz, Altan Erol 8, Melih Yıldız 2, Berent Kavaklıoğlu 10, Eren Beyaz 4, Erkan Veyseloğlu 8, Marcus Norris 9, Hakan Demirel 12, Melih Sevda 9


Optimum TED Ankara Kolejliler (75): Uğurcan Aksoy 4, Emre Özpulat 5, Nezih Özbakır 7, Özgün Önver 5, Burak Erol 5, Yalçın Azizmahmutoğulları 17, Mehmet Özdoğan 7, Kenneth Leroy Walker 13, Recai Öztürk 6, Serhan Kavut 6

Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür (Bir Preldzic Yazısı)

Spahija'nın F.Bahçe Ülker'inde işlemekte zorlandığı en göze batan dişli: Emir Preldzic. Sezon başında cebine koyduğu Türk pasaportu ve F.Bahçe Ülker'de her sezon biraz daha üstüne koyarak gelişi ile 2010-11 döneminde en kritik rollerden biri onun olur sanmıştım. Şimdilik yanıldım. Takımın bu yılki kimlik değişimi esnasında kimliğini kaybetmiş kadar oldu Emir.

Geçen yıl, 3. sezonunu geçirdiği F.Bahçe Ülker'de kendi zirvesini yapmış ve doğal olarak bu yıl kendinden beklenen şeyleri bir üst seviyeye taşımış olan genç oyuncunun, umulmadık bir düşüşle bizleri selamlamasını kimse beklemiyordu. Spahija'nın gelişiyle takım içi rollere çekilen ayar, Emir'i fabrika ayarlarına döndürdü. Sezonun daha başı elbette, ancak oynanan 16 resmi maçın kısa özeti bu. Tanjevic'in ona verdiği serbestliği, yetkiyi, direksiyonu törpüledi Hırvat koç. Yaptığında çok da büyük bir yanlış yok açıkçası. Zaten takım olumlu gidişatı da koçu bu yönde eleştirmemize sağlam bir engel. Ancak sıkıntı oyuncu kanadında. Yeni rolünü, sistemin içinde kendisinden istenen yeni şeyleri benimseyemeyen bir profil çizmekte Emir. Çalışkan olması, kolay pes etmemesi ve en önemlisi parke üzerinde aklını kullanabilen bir oyuncu olması onun bu kişisel düşüşü durdurabileceği yönünde umutlanmamı sağlasa da, şimdilik kendisinden herhangi bir reaksiyon göremediğimi belirtmek isterim. Trabzon karşısında geçen yılları hatırlatan küçük bir bölüm sundu bizlere ama ağzımıza çaldığı o yarım parmak bal dışında sesini duyan yok. Dünkü Rytas maçında da yine takımın en yapmaması gereken şeyleri yaptı ilk yarıda. Panik şutlar, rakibe oyunu tempolandırma şansı vermek ve defansif zaafiyet. Takımın ikinci çeyrekte yediği 11-0'lık seri esnasında Greer ile birlikte oyundalardı, kenara geldiler, takım nefes aldı.

Sözün özü; İzlemek istediğimiz, 3 yıldır alıştığımız Emir bu değil. Hele geçen yılki performansının sonrasında Türk Milli Takımı'na layık görülmüş, cebine Türk pasaportunu koyup mevcut değerini en az 1 kat daha arttırmışken, bizlere izlettiği bu tablo pek bir karanlık. Spahija'nın ona güveni yüksek, keza yardımcı koç Ertuğrul hocanın da. Taraftarın ona bakışı da 3 yıl içinde performansıyla doğru orantılı olarak inanılmaz değişti. Taraftarın sevdiği isimlerden. Anlayacağınız zemin müsait. Mirsad'ın bile yedekliği, kenardan gelmeyi, dakikalarının azalmasını kabul ettiği ve bence geçen yıldan çok daha iyi oynadığı bir güven ortamında Emir Preldzic mi toparlan(a)mayacak? En kısa sürede aydınlığı görmek dileğiyle.

24 Kasım 2010 Çarşamba

L.Rytas: 75 - F.Bahçe Ülker: 81 (Önemli Zafer)

Cholet deplasmanında ilk yenilgisini alan F.Bahçe Ülker, bugün ilk 4 maçtaki galibiyetleri daha da anlamlı kılabilmek için Vilnius sahnesindeydi. Bu zorlu deplasmanda ikinci çeyreğin ortalarındaki küçücük bir zaman dilimi dışında sürekli olarak skoru önde götürdü sarı lacivertliler. Ukic ile Oğuz'un toplam 40 sayılık katkısı ve Mirsad'ın kritik zamanlarda ortaya sunduğu sayı+ribaund desteği ile zoru kolaya çevirdiler ve 6. maçta 5. galibiyetlerine ulaştılar.

Bajramovic'in sakatlığıyla boyalı alan gücü epey bir zayıflayan ancak ilk maçtaki kadrosuna El-Amin ve Jasikevicius gibi iki önemli kısayı ekleyen Rytas karşısında dikkat edilmesi gereken noktalar belliydi. Temponun hızlanmasına izin vermemek, zayıf olan boyalı alanlarını kullanmak ve Cholet deplasmanında can yakan hücum ribaundlarına dikkat kesilmek.

Son maçlarda sahada hayaletten farksız olan Lavrinovic'e memleket topraklarına ayak basmak iyi gelmiş olacak ki, iyi başladı oyuna (4 sayı, 2 blok). Valanciunas'ı daha ilk çeyrekten 2 faule ulaştırmak, savunmada dik durmak, ribaundları kontrol etmek.. İyi başlanan periyot, fena sayılmayacak bir skorla kapandı (13-18). Tek sıkıntılı nokta olarak Ömer Onan'ın erkenden 2 faul almasını gösterebiliriz belki. Greer'in 5 sayısıyla girilen ikinci çeyrekte ise Rytas'ın maç içinde kontrolü ele aldığı ilk ve tek anı yaşadık. 11-0'lık seriyle skoru 27-23'e taşıdı evsahibi. Jasikevicius'un yaşlansa da bitmeyen yüksek organizasyon yetisi başrolde tabii bu bölümde. Spahija'nın hücumda saçmalayan takımına verdiği direktif açık ve netti: 'Oğuz'u kullanın'. Takım onu kırmadı, Oğuz da hocasını yanıltmadı. Talimatın alınışıyla devrenin son düdüğü arasına 10 sayı sığdıran uzun oyuncu, takımını soyunma odasına 36-40'lık üstünlükle götürdü.

Üçüncü çeyrek Ukic için rezerve edilmişti anlaşılan. Herkes kenara çekildi, Hırvat guard oynadı. İlk yarı bittiğinde isminin karşısında 8 yazarken, üçüncü çeyreğin ilk 5 dakikası sonunda aynı yerde 19 yazıyordu (5/6 üçlük). Oğuz ve Mirsad da boş durur mu, çeyreğin sonunu da onlar getirdiler. Final periyodu öncesinde 15 sayılık fark cepteydi artık (50-65). Rytas'ın son bölümdeki cılız gayretini, kritik sayılar ve kritik ribaundlarla bertaraf etme görevi Mirsad'ındı. Bir hücum ribaundu sonrasında Murat Kosova'nın ağzından çıkan 'Bilin bakalım orada kim var?' cümlesi efsaneler arasına girer. Farkı 18'e kadar çıkartmışken, takım savunmasının panik anafikirli Rytas hücumlarına karşı yumuşak kalması eleştirilebilir belki ama galibiyeti almanın yeter sonuç olduğu bir maçta bu kadarını da mazur görebiliriz (75-81). Jasikevicus'un Cemal'le bile ikili oyunlar oynayabiliyor olması ona olan saygımızı bir kat daha arttırdı. Maç esnasında şaka yollu 'Acaba Fatih Solak'ı da Rytas'a göndersek, onla da ikili oyun oynayabilir mi?' tweetini attım, yalanım yok. Jasikevicius'a övgülerimizi gönderdik ancak Cemal'in de kariyerinin en efektif gecelerinden birini (14 sayı (7/8 ikilik) - 8 ribaund) geçirdiğini atlamayalım. Tıpkı maçın 3. çeyreğinde Newley'in Oğuz'a vurduğu bloğun da atlanmaması gerektiği gibi. Kitap yazdırır adama o blok.

Benim terazimde en az Barça deplasmanı sonrasında çıkılan Siena maçı kadar önemli bir maçtı. Cholet karşısında alınan yenilginin ardından ayakların yere gerçekten basmış olduğunu gördük. Evet Rytas zaten kadro kalitesi olarak F.Bahçe Ülker'in yanına yaklaşabilecek bir takım değil ama maçın oynandığı atmosfer, Rytas'ın bu maça verdiği önem, Vidmar'ın yokluğunda sarı lacivertlilerde hala bir şeylerin eksik gibi olduğu düşünüldüğünde önemli bir zafer. Sakin ve akıllı oyunun, az hatanın zaferi.

L.Rytas (75): Steponas Babrauskas 3 (1 ribaund- 1 asist), Milko Bjelica 4 (1 asist), Martynas Gecevicius 16 (4 ribaund- 2 asist), Jonas Valanciunas 6 (5 ribaund), Brad Newley 5 (1 ribaund- 1 asist), Arturas Jomantas 5 (7 ribaund- 2 asist), Sarunas Jasikevicius 12 (1 ribaund- 8 asist), Cemal Nalga 14 (8 ribaund- 2 asist), Khalid El-Amin 10 (2 ribaund- 3 asist)

F.Bahçe Ülker (81): Roko Leni Ukic 24 (3 ribaund- 1 asist), Mirsad Türkcan 9 (5 ribaund- 1 asist), Ömer Onan, Lynn Greer 8 (1 asist), Darjus Lavrinovic 6 (6 ribaund- 2 asist), Kaya Peker 6 (4 ribaund- 1 asist), Oğuz Savaş 16 (5 ribaund- 1 asist), Tarence Kinsey 6 (3 ribaund- 3 asist), Marko Tomas 4 (2 ribaund- 3 asist), Emir Preldzic 2 (1 ribaund)

UMMC: 67 - F.Bahçe: 73 (F.Bahçe Rusya'dan Zaferle Dönüyor)

F.Bahçe kadın basketbol takımı bugün Rusya deplasmanında çok önemli bir galibiyet elde etti. Her iki takımın da ilk dört maçını namağlup şekilde geçmesiyle birlikte grup liderliği için büyük önem taşıyan karşılaşmanın daha üst noktadaki anlamı ise Ratgeber ile değişen F.Bahçe'nin ortaya koyacağı karakterdi. Mesaj maçıydı bir anlamda bu maç. Geçen yıllarda da kendisinden zayıf rakipleri rahatça ekarte edip, bir üst kademede yer alan rakiplerine karşı galibiyet alamayan F.Bahçe, bu kez daha kuvvetli bir kadroyla gittiği Rusya'dan çok değerli bir galibiyet çıkarmayı başardı. Diana Taurasi'nin insanüstü bir performansla başladığı karşılaşmanın son çeyreğinde rakibine yakalanan F.Bahçe'de galibiyeti getiren isim ise Birsel Vardarlı oldu. Bitime 4.45 kala skor 63-61'de tıkanmış iken oyuna giren Birsel, kalan sürede hiç çıkmadan biri orta sahadan süre dolarken üçlük olmak üzere 8 sayı-2 asist-dışarı çıkan topu nefis bir asiste döndürdü-1'i hücum 2 ribaund ile harika bir performans göstererek galibiyeti getiren isim oldu. Birsel'in en kritik anlardaki bu oyunu kadın basketbolu tarihimize geçecek bir resitaldi kesinlikle.

Ekaterinburg deplasmanında alınan bu muazzam galibiyette Taurasi hiç oyundan çıkmadan 23 sayı- 7 ribaund - 3 asist ile oynarken ilk yarıdaki çok yüksek yüzdeli oyunu kadar değerli olan bir diğer nokta ise 2.yarıda Pondexter'ın savunmasında gösterdiği direnişti. Malum ikili arasındaki rekabeti düşündüğümüzde izlenmeye değer eşleşmeler vardı 2.yarıda. Galip gelen ve bu eşleşmede rakibinin moralini bozan isim Taurasi oldu. Dengeyi bozan da tam olarka buydu aslında. Horakova'nın 0-2 ile karavana atıp, 0 asist-4 top kaybıyla oynadığı bir Rusya deplasmanından Taurasi-Birsel'in son noktaları koyduğu takım oyunuyla herkese gereken mesajı yollayarak ayrılıyor F.Bahçe. Henüz yolun çok başı olsa da uzun zamandır beklenen o yılın bu yıl olması için tüm şartlar oluşmakta. Nazar değmesin.

UMMC Ekaterinburg (67): Olga Arteshina (2 ribaund- 1 asist), Sandrine Gruda 10 (2 ribaund- 1 asist), Celine Dumerc 5 (2 asist), Maria Stepanova 8 (3 ribaund), Agnieszka Bibrzycka 10 (4 ribaund- 3 asist), Deanna Nolan 5 (2 ribaund- 1 asist), Cappie Pondexter 12 (4 ribaund- 3 asist), Crystal Langhorne 17 (6 ribaund)

Fenerbahçe (73): Hana Horakova (3 ribaund), Birsel Vardarlı 8 (4 ribaund- 2 asist), Esmeral Tunçluer 2, Nevriye Yılmaz 14 (5 ribaund- 1 asist), Diana Taurasi 23 (7 ribaund- 3 asist), Penny Taylor 13 (8 ribaund- 6 asist), Ivana Matovic 9 (5 ribaund- 1 asist), Nevin Nevlin 4 (1 ribaund)

Olin'de David Lee Dixon Ameliyat Oldu

Edirne Olin'in geçen yıl 1.lige yükselme başarısı gösteren kadrosunda yer alan ve bu sezon başında Türk statüsüne geçerek Davud Kamer adını alan Amerikalı pivotu Lee Dixon, dizinden ameliyat oldu. İstanbul'da dış menüsküs ameliyatı başarıyla gerçekleştirilen Dixon, yaklaşık 1 ay parkelerden uzak kalacak.

Beşiktaş'tan Olaylı Son Topa İtiraz Var (Video)



Goettingen-Beşiktaş Cola Turka karşılaşmasının son topunda yaşananlar malum. Maç bitiminden itibaren gündemin en sıcak maddesi bu konu. Maç bitiminde sıcağı sıcağına Twitter'da bu aksiyonun gerçekleşmesi için gereken sürenin 4-5 saniye daha fazla olması gerektiğini yazmıştım. Süreyle alakalı bir sorunun olduğu çok netti açıkçası. Nitekim videoda da sürenin önce kural dışı olarak 14 saniyeye alındığı, daha sonra da 10.1'de bir süre durdurulduğu gözüküyor. Rakibe en az 3-4 saniyelik bir avantaj yaratılıyor ki onlar da bunu kullanarak galibiyeti aldılar. Beşiktaş yönetimi konuyla alakalı olarak itirazlarını yapacaktır, itirazlardan sonuç çıkmaması ise büyük olay olur.

Bu arada rezalet Alman rejisinin bu pozisyonu yalnızca 1 kez tekrara vermesi de ayrı bir olay. Zira onlar en başında uyandılar olaya ve sessizce kapatmaya çalıştılar durumu. Aynısı bizde olsa en az 46 kere tekrarını izlerdik herhalde.

Videoyu izleyemeyenler için, tık.

G.Saray C.C: 76 - Cantu: 57 (Aslan Namağlup Devam Ediyor)

Geçen hafta Hollanda deplasmanında 17 farktan dönerek kazanan G.Saray Cafe Crown, ilk haftayı galibiyetle kapatan İtalyan Cantu'yu ağırladı bugün Abdi İpekçi'de. Tempoyu kontrol ettikleri ve direksiyonda geçirdikleri ilk çeyreği 18-16 önde tamamlayan sarı kırmızılılar, ilk on dakikada tam yedi top kaybı yaparak savruk bir görüntü çizdiler. Maçı toplam 15 top kaybıyla tamamlayan ve bunların 7'sini ilk periyotta yapan G.Saray, ikinci çeyrekte 22-22 eşitliğin sağlandığı andan itibaren ise parkenin tek hakimiydi. Maçın başından beri yaptığı sert savunmanın karşılığını rakip sahada kolay kaybettiği toplar nedeniyle alamayan G.Saray, ikinci çeyreğin son 7 dakikalık diliminde saha içi baskete izin vermeyerek tam 18-2'lik bir seri yakaladı ve soyunma odasına 40-26 önde girmeyi başardı. Bu sekansda hücumda yalnızca iki şut kaçırıp, 1 top kaybı yapan sarı kırmızılıların alan savunması ise maçın ritmini değiştiren temel faktör oldu. Andric'in erken fauller aldığı maçta henüz ilk yarıda 11 sayıya ulaşan Kuqo, devrenin en skoreri olurken 6'şar sayı üreten Shipp-Shumpert-Rochestie üçlüsünden en verimlisi kuşkusuz bu 6 sayısının yanına 3 ribaund-2 asist- 3 top çalma ekleyen Rochestie idi.

3.çeyreğin başında Maarten Launen'i savunmakta zorlanan ve bu oyuncunun elinden bu periyotta tam 10 sayı yiyen G.Saray savunması farkın altıya kadar inmesinin ardından(12-4'lük seri) alınan Oktay Mahmuti molasıyla ayağa kalkmayı başardı. 44-38'de gelen bu molanın ardından kısalarıyla, özellikle de Tutku Açık'la, boyalı bölgede Luksa Andric'i besleyen G.Saray, Andric'in son 3 dakikada şut kaçırmadan üstüste bulduğu 9 sayıya, bir de Rochestie'nin ceza üçlüğünü ekleyerek 12-4'lük seriye aynen cevap vererek finale devredeki sayı farkını koruyarak girmeyi başardı (58-42).

Zor geçmesi beklenen karşılaşmanın ilk çeyreğinde fazlaca top kaybettiği için farkı açamayan G.Saray, ikinci çeyrekteki muazzam savunma performansının ardından devrenin başında Launen merkezli bir sorun yaşasa da o dalgayı da çabuk atlatarak, rahat bir son periyot oyunuyla karşılaşmadan 76-57 galip ayrılmayı başardı. Yaklaşık 25 dakikayı çift haneli farklarla önde götürüp, son dakikalarına çok çok rahat girdiği karşılaşmada yenilen 57 sayı oldukça değerli bir istatistik şüphesiz. Ki son altı sayısını da basket faullerden buldu İtalyan takımı. Çok tartışılan isim Rochestie'nin daha takım oyununa yönelik oynadığı günde tüm dişliler hareketliydi G.Saray'da. Rochestie 1-6 iki sayılık isabetine rağmen 4-4 üçlükle 14 sayı - 6 ribaund - 4 asist - 3 top çalmasıyla istatistik kağıdında takımının en verimli oyuncusu oldu. Kuqo sırtı dönük oyunuyla bulduğu basketlerle başladı maça, Shipp ve Shumpert ilk yarıda ona destek oldular. Ayrıca Shipp, sıkıntılı nokta olan ribaundlara da ciddi destek verdi. 2.devrenin başındaki bocalamadan sonra Andric-Tutku ikilisi ise noktayı koyan isimler oldular. 26.dakikayı 2 sayıyla geçen Andric, karşılaşmayı 7-8 saha içi isabetiyle tam 19 sayıyla, 15'i arka arkaya olmak üzere, kapatarak gecenin yıldızı oldu.

Sezon başından bu yana ilk kez bir rakibine karşı ribaundlarda bu kadar üstün gözüken G.Saray, tam 10 hücum ribaundu çekerek bu alanda 40-31'lik bir üstünlük sağlarken bu galibiyetle birlikte Avrupa'da da ikide ikiyle yoluna devam etmiş oldu. Oktay Mahmuti'nin G.Saray'ının bu sezon henüz evinde maç kaybetmemiş olması da önemli ve değerli bir not.

G.Saray C.C (76): Joshua Shipp 9 (6 ribaund- 2 asist), Caner Topaloğlu (2 ribaund-2 asist), Preston Shumpert 8 (1 ribaund- 5 asist), Taylor Rochestie 14 (6 ribaund- 4 asist), Tutku Açık 7 (2 ribaund- 3 asist), Luksa Andric 19 (4 ribaund- 1 asist), Radoslav Rancik 5 (7 ribaund- 2 asist), Haluk Yıldırım (1 ribaund- 1 asist), Evren Büker 2 (6 ribaund-1 asist), Ermal Kurtoğlu 12 (2 ribaund- 1 asist)

Bennet Cantu (57): Vladimır Micov 14 (3 ribaund- 3 asist), Benjamin Ortner 8 (2 ribaund- 1 asist), Manuchar Markoishvili 5 (3 ribaund), Maarten Leunen 10 (6 ribaund), Denis Marconato 4 (4 ribaund- 1 asist), Nicolas Mazzarino (2 ribaund- 1 asist), Michele Mian 5, Arminas Urbutis 2 (4 ribaund- 1 asist), Jonathan Tabu 3 (1 ribaund- 1 asist), Mike Green 6 (3 ribaund- 3 asist)