31 Aralık 2010 Cuma

Yeni Yıl Hediyesi F.Bahçe'den: Saras!!

2010'un son gününde öğle saatlerinden bu yana konuşulan haber az önce F.Bahçe resmi sitesinden gelen açıklamayla gerçeğe dönüştü ve Sarunas Jasikevicius ile prensipte anlaşma sağlandığı duyuruldu. Bu harika, müthiş, tanımı zor haberle karşılıyor bizi 2011, hep birlikte en az bu muhteşem haber kadar güzel bir yıl geçiririz umarım. Yılın son postu da bu olsun. Herkese yeniden mutlu yıllar!!

Herkese İyi Yıllar !!!!

Garip, hızına yetişmek kolay olmuyor hayatın. Her hafta başında Cuma gelse de 2 gün tatil yapsak diye diye, kendimize ufak çaplı hedefler koya koya farkında olmadan ömrü bitiriyoruz. Önemli olan bu hızlı geçen vakti 'keyifli' geçirebilmek.

Hayatın benim adıma ve tahmni ediyorum ki burada yazan diğer tüm arkadaşlarım adına da keyifli yanlarından biri Salsabasket. Burada sizlerle oluşturduğumuz ailenin her geçen gün biraz daha büyümesi, hatta camiayı da içine alır hale gelmesi beklemediğimiz bir durumdu ne yalan söyleyeyim. Ama oldu, iyi de oldu.

Ancak işin yorum kısmında biraz sıkıntılıyız. Ben öğlen girdiğim postta buna değindim ama oradaki serzenişimi bile anlamayıp 'Dodo tehdit etti, Dodo'dan tırstı' diye yorumlayanlar var. Öncelikle şunu söyleyeyim, eğer birilerinden korkmak gibi bir durumum olsa 'Cemal Nalga Skandalı' sonrasında, içinde evimin adresinin, eşimin iş adresinin yazılı olduğu tehdit maillerinden sonra kapatır giderdim. Neyse yine de takdir yorumlayanlarındır. Sağolsunlar, varolsunlar.

Ama bizim şikayetimiz biraz daha farklı. Burada yorum kontrolü iyice can sıkıcı bir hal almaya başladı. Benim ve ekibimin kişisel şikayeti önüne geçemediğimiz 'Sidik yarışı'. Biri bana laf soktu, benim laf sokmamı niye yayınlamıyorsunuz diye bize serzenişte bulunan mailler almaktan bir hal olduk. Huyum kurusun, hiçbirine de 'Amaaan' deyip es geçemiyorum, tek tek cevap veriyorum. Ama belki biliyorsunuz belki de bilmiyorsunuz benim tek işim bu site değil. Hatta bu site benim işim de değil. Ekmeğimi başka bir sektörden kazanıyorum. Belki de o yüzden bu kadar güzel bu site. Kimseye eyvallahımız olmadığı için. Birilerine göbek bağımız olsa, birileri olmasa biz de olmasak böyle olmazdı buralar. Neyse işte, keyif almak için var olan bir şeyin sizden ekstra ekstra zamanlar çalması ve bunu ipe sapa gelmez yorumlar için yapıyor olması bazen can sıkıyor. Hak verin bize. İşi, gücü, hayatı, eşimizi, dostumuzu bırakıp 24 saat burada yorumcuların yorumlarını didiklemek çok da akıl karı bir iş değil.

Burada biz ne yaparsak yapalım caydırıcı olamayız. Bunun oto kontrolünü hep beraber sağlamalıyız. Ben basketbol camiasındaki insanların çoğunun eleştiriye kapalı olduğunu bizzat biliyorum ve kabul ediyorum. Salsabasket'in getirdiği o farklılık, çoğu kişiyi rahatsız eder vaziyette bakmayın siz. Ama yorumlarda bazen kişisel anlamda sınırın da aşıldığını düşünüyorum. Dediğim gibi bunun kontrolünü biz arttıracağız mutlaka ama o kontrolü arttırmak da bizim hayatımızdan çalıyor işte. Atıyorum ayda 2 kitap az okuyoruz, 2 film az izliyoruz. Ne için? Bir hiç için. Gelin el birliğiye biraz daha dikkatli olalım. Çok komik ama misal geceyarısı saat 3'te adam yorum yazıyor, 10 dakika sonra bir yorum daha 'Yorumumu neden yayınlamıyorsunuz lan?'. E sence neden? Uyuyoruz çünkü o saatte. Sabah kalkınca yayınlayabiliyoruz anca, şayet ekipten birinin uykusu kaçmamış ve o saatte ayakta değilse.

Neyse efendim.. 2011'de yeni bir yılda, hep beraber biraz daha dikkatli olalım. Eleştirel yorumlara nasıl 'Yapmayın!' diyebilirim ki ben? Bu siteyi bu hale getiren detaylardan biri de okuyucuların yorumlarıdır. Ama bazen bizim de gözden kaçırabildiğimiz edep sınırlarını aşan yorumlar yapılıyor. Sonuçta adam 120 satır yorum yapıyor, araya bir kelime sıkıştırıyor. Febe, 6s, 8taş gibi hitapları saymıyorum bile. Düşünsenize akıl işi mi her yorumda didik didik bu tarz hitapları aramak? Siteyi kapatıp gidesim geliyor lafım bir tehdit ya da gözdağı değildi. Bu siteyi artık ben kapatamam. En fazla ceketimi alır çeker giderim, ekip ya da bir başkası burayı devam ettirir. Benim bu projedeki hissemin bana verdiği hak maksimum budur. Ceketimi almak ve gitmek. Herkese nice yıllar. Sağlıkla, sıhhatle, sevdiklerinizle, en önemlisi de keyifle!!!

Anıl Aksaç (saLsa)

TB2L'de Transfer Hareketliliği

TB2L'de ilk devrenin ardından takımlar kadrolarındaki eksikleri gidermek için çalışmalara başladılar. Torku Selçuk Üniversitesi'nde teknik patron Altar Tunçkol'un raporu doğrultusunda takımdan gönderilmesine karar verilen Onat Akış Akhisar Belediyesi ile anlaşırken Sertay Gürsu da Manisa Vestel ile anlaştı ve resmi imzalar birkaç güne kadar atılacak. Torku Selçuk Üniversitesi ise takımdan gönderilen önemli parçaların yerine takviye yapmak için kolları sıvamış durumda. Şu günlerde TBL'de yaşadığımız hareketliliği TB2L'de de görüyoruz, ikinci yarı bambaşka bir mücadele bizi bekliyor olacak.

Taurasi'siz All-Star için Oylama Zamanı

TBF oy kullanımını daha cazip hale getirebilmek için güzel bir yöntem uyguluyor ve 100. oy kullanan basketbolsevere organizasyon için 2 bilet, 2100. oyun sahibine bir DVD Player, 4100. oyun sahibine de Eskişehir'de iki gün konaklama ve organizasyon esnasında sporcularla birlikte bulunma imkanı sunuyor. Sadece basketbolla sınırlı kalmayacak olan içeriğin diğer kısmı da önümüzdeki günlerde açıklanacak. Fakat ülkemizde bu iş 'adı yaptı olsun diye yapmak' kıvamının ötesine geçemediği için yine sınıfta kalan bir organizasyon olacaktır. En azından geçmiş yıllarda yapılan tüm organizasyonlar 10 üstünden 1'i göremedi bile, rahatlıkla söyleyebilirim bunu. Hem parkede, hem parke dışında, hem de canlı yayın konusunda. Üstelik elde muazzam bir oyuncu havuzu varken. Umarım bu kez yanıltırlar.

16 Ocak'ta Eskişehir Anadolu Üniversitesi Spor Salonu'nda düzenlenecek olan 'Kadınlar All-Star 2011' için halk oylaması başladı. Devşirme oyuncuların Türk oyuncularla aynı kategoride oylandığı ve bir çok pozisyon hatasının yapıldığı listeyi görmek ve oy vermek için burayı kullanabilirsiniz. 9 Ocak'a kadar devam edecek oylama.

Renault Shammond Williams'ı Alıyordu, Olmadı

Oyun kurucu arayışlarında son noktaya gelen Oyak Renault, transferini bitirme noktasına geldiği Shammond Williams'tan son dakika golü yedi. Kariyerini ekstra cümlelerle anlatmaya gerek duymadığım, merak edenleri ise şuraya alabileceğim Shammond Williams, dün son dakikada çark ederek transferi suya düşürdü. Verdiğim Wiki linkinde bile takımı Oyak Renault olarak gözüküyor. :)

Bu yenen son dakika golünün ardından, hafta sonunda oynanacak kritik Mersin BŞB maçına yine 2 yabancı ile çıkacak Oyak Renault.

Kepez'de Aynı Tas Aynı Hamam

Kepez'de yaşanan maddi sıkıntılar ve ödenmeyen maaşlarla ilgili yazdığımız yazının üstünden 1 ay geçmi. Ne değişmiş? Yarım maaş dışında hiçbir şey. Oyuncular hala 3'er maaş içerideler. Geçen hafta liderlik maçına çıktı bu takım. Yine bir Türk yönetici klasiği olarak sözler verildi, paralar ödenecek dendi ama yine ödenmedi. 2011'e parasız giriyor Kepezli oyuncular. Ama manevi olarak kafaları rahat hepsinin, görevlerini fazlasıyla yaptılar zira. Ah bir de yöneticiler yapsa!!!

Jan Jagla İmzayı Attı

Sezon başından bu yana transferi kapatmayan takımlardan Türk Telekom'un sondan bir önceki yabancı transferi Jan Jagla, Ankara'ya gelerek imzayı attı. Şüphesiz önemli transfer Türk Telekom için. 2006-07 sezonunda kariyerinin en başarılı yıllarından birini, belki de en iyisini, Ankara'da geçirmişti Alman oyuncu. Bu başarısını tekrarlamaya çalışacak şimdi. Bu arada son bir hamle şansı kaldı Telekom'un, bakalım takıma katılacak son yabancı oyuncu kim olacak?

Dodo: Salsabasket İyi, Yorumlar Kötü

Doğan Hakyemez geçen hafta Salsabasket okuyucuları ile buluştu, yemek yedi, asıl isteği kendisini sanal ortamda -ona göre- acımasızca eleştirenlerle oturup konuşmak, tanıdıkları gibi biri olmadığını onlara anlatmaktı ancak buluşmaya o kişiler katılmadılar.

Görüşmenin ses kaydını sağolsun Önder abi (Sarıkaya) çekti, yolladı bana. 2 saate yakın bir ses kaydı var ve bir türlü fırsat bulup da dinleyemedim. Bugün Doğan abi ile konuştuk ve olayın özetini şöyle çıkarttık. Salsabasket Türkiye Basketbolu için müthiş bir platform, ancak yapılan yorumların bazıları sınırlarını aşan cinsten. Bu da sitenin değerini düşürüyor ister istemez. Tam metin şöyle:

'Salsabasket Türkiye Basketbolu'na müthiş bir renk getirdi. Anıl ve ekibini bu açıdan kutlamak gerekiyor. Farklı tarzı, haberlere erkenden ulaşması, detaylı maç yazıları ve değindiği özgün konularla önemli bir marka yaratıldı. Ancak bu markanın marka değerini düşüren bazı okuyucu yorumları oluyor. Bunların bir süzgeçten geçirilmesi gerekiyor. Şayet geçiriliyorsa, o zaman da biraz daha dikkat edilmesi gerekiyor. Zira insanlar hakkında sanal ortamda atıp tutmak çok da akıllıca bir şey değil. Ben yarın öbür gün buradan bir dava açsam, hem o yorumu yazanın, hem de hiçbir maddi kazancı olmadan bu işi yapan Salsabasket ekibinin başı yanar. Bu sadece benim için değil, herkes için geçerli. Herkes herkese dava açabilir bu tarz bir iftiradan, hakaretten ötürü.

Burası sizlerin de dediği gibi çok özel bir platform. Buradaki yorumlarda saçma sapan konuları konuşacağımıza, ona buna iftira atıp hakaret edeceğimize gerçekten basketbol konuşalım. Camianın büyük bir çoğunluğu bu siteyi takip ediyor. Yorumların da bu minvalde, saygı çerçevesinde ve yapıcı olması gerekiyor. Benim görüşüme göre.'


Yorumlardaki sıkıcı durumun biz de farkındayız. Bununla ilgili en kısa süre içerisinde bir eylem planı hazırlamayı düşünüyoruz. Bir ara ben de içimdekileri dökmeliyim bir yazıda. Öyle zaman oluyor ki, insanların sidik yarışları beni ve ekibimi bu siteden soğutuyor. Yorumları tamamen kapatasım, hatta komple siteyi kapatasım geliyor. Hayırlısı bakalım, bir ara ben de bir post atarak kendi düşüncelerimi paylaşacağım. -saLsa-

G.Taştimur: Doğru Yoldayız

2010'un son TBL maçında deplasmanda Pınar Karşıyaka'ya kaybeden Olin Edirne'nin baş antrenörü Gökhan Taştimur, maç sonu değerlendirmesinde takımının gidişatından memnun olduğunu belirtti. Koçun hakem üçlüsünü de övdüğü açıklamalarının tam metni şöyle:

'Her şeyden önce galibiyetlerinden dolayı Pınar Karşıyaka takımını kutluyorum. Sonra bu maçın keyifli ve heyecan içinde geçmesine büyük katkı sağlayan hakem üçlüsünü kutluyor ve teşekkürlerimi iletiyorum. Sahada oyuncularla bütünleşerek maçın baştan sona zevkli ve heyecanlı geçmesine büyük katkıları oldu. Maçı en iyi şekilde yönettiler. Hakem yönetimi açısından, 12 hafta içinde benim gördüğüm en kaliteli maçtı.


Maça gelince, kendi basketbol anlayışımızı sonuna kadar sahaya yansıtmaya çalıştık ve bunda da başarılı olduk. 11 haftadır takımızın önemli yükünü çeken Samardziski’nin bu maçta biraz tutuk kaldığını söyleyebilirim. Samardziski’nin performansı bu maçta, heyecan ve maçın atmosferinin getirdiği gerginlikten dolayı tam olarak oyuna yansımadı. Ahmet Kaplan ve Davut da bu maçta eksikti. Yeterli performansı gösteremediler. Önemli bir oyuncumuz olan Ahmet Kaplan henüz bu tür maçların atmosferine alışık değil. Davut Kamer’in sakatlığının ve ameliyatının izleri henüz silinmiş değil ve sahaya tam performansını yansıtamıyor. 5 numara bizim için, bizim sistemimiz için çok önemli. Burada yaşadığımız sıkıntı bizi aşağı çekti. Ama buna rağmen çok sert savunma yaptık. Birinci periyot tamamen bizim kontrolümüzde geçti. İkinci periyotta kontrolü Pınar Karşıyaka alır gibi oldu. Üçüncü periyotta daha iyi olan taraf rakibimizdi ve bu performanslarıyla farkı 10 sayıya kadar çıkarmayı başardılar. Son periyotta maçı kontrol eden taraf biz olduk. Özellikle son 2.5 dakikada oyunu lehimize çevirme fırsatları yakaladık. Renaldas Seibutis ile pota altında iki turnover’ı kullanabilseydik maçın skoru farklı olabilirdi. Bomboş pozisyonda bu iki turnover’ı kullanamayınca da maçı 74-72 kaybettik.


Maçı kaybetmiş olmamız hiç önemli değil. Kazanmak veya kaybetmekten öte önemli olan kurumsal yapımızın, oyun sistemimizin yükselmesidir. Bu maçla birlikte doğru yolda olduğumuzu gördük. Tabii bununla birlikte Pınar Karşıyaka’yı kendi saha ve seyircisi önünde yenebilmek kolay bir şey değil. Basketbolu bilen, takımını ateşleyen 2000 kadar seyirci maç başa baş geldiğinde takımı lehine ne yapması gerektiğini biliyordu ve bunu da en iyi şekilde yerine getirdiler ve maç üzerinde etkili oldular. Daha önce bu salonda Fenerbahçe Ülker, Galatasaray Cafe Crown gibi iki güçlü rakiplerini bertaraf etmişlerdi.

Maçla ilgili olarak son sözümü oyuncularım için söylemek istiyorum ve onları kendi oyun sistemimizi baştan sona kadar maça yansıtarak, iyi bir performans sergiledikleri için kutluyorum.


Bu maç bitti ve Edirne’ye döner dönmez hemen, Pazartesi günü oynayacağımız TOFAŞ karşılaşması hazırlıklarına başlayacağız. Bütün isteğim Pazartesi günü Mimar Sinan’da takımıyla, seyircisiyle, taraftarıyla bütünleşen bir atmosferin oluşması. Pozitif çizgimizin giderek yükselmesiyle de sitayişle bahsedilen bir takım haline geldik. Deplasman fobimizi de en kısa zamanda aşarak bunun üstesinden geleceğimize inanıyorum. Maçla ilgili düşüncelerimi burada noktalarken tüm basketbol camiasının ve taraftarlarımızın yeni yıllarını kutluyor, 2011’in sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu geçmesini temenni ediyorum.'

30 Aralık 2010 Perşembe

P.Karşıyaka: 74 - Olin Edirne: 72 (Yılın Son Maçı Karşıyaka'nın)

2010'un kapanış maçında İzmir'de karşılaşan iki takımın baştan sona çekişmeli geçen mücadelesinde kazanan taraf 74-72'lik skorla ev sahibi Pınar Karşıyaka oldu. İlginç şekilde son 2 dakikasında sayı çıkmayan maçta ev sahibinin son basketi Alper Saruhan'ın elinden üçlük olarak gelirken Seibutis'in iki sayılık basketi bitime 2 dakika kala maç skoru da belirledi. 6/18 saha içi isabetine rağmen maçı 19 sayı-8 asist ile tamamlayan Holston, takımının en skoreri olurken kaptan Smith 16, Birkan 14 ve Jovo da 10 sayıyla çift haneye çıkan diğer isimler oldular. Konuk takımda Can Akın ilk 3 periyotta ürettiği 20 sayısıyla karşılaşmanın en skoreri olurken final periyodunda sessiz kalması önemliydi. Seibutis'in 16 sayı-7 asist-3 ribaundu aşina olduğumuz bir istatistik fakat Doliboa'nın 17 sayısı son 10 lig maçındaki en yüksek sayısı aynı zamanda. Üstelik 8-12 gibi yüksek bir yüzdeyle üretilmiş 17 sayı. Onun da ses vermesi kritik Edirne hücumu için. Caner Ercan'ın 7 dakika sahada kalıp 3-4 üçlükle 9 sayı yazması da ayrıca dikkat çekici.

2010'un son maçında aldığı bu galibiyetle İzmir'de 5, toplamda ise 7. galibiyetine ulaşan Karşıyaka'nın Furkan Aldemir'in yokluğunda evini savunmaya devam etmesi önemli bir detay.Geçen haftayı pas geçtiklerini düşünürsek, Furkan'sız ilk maçta alınmış ilk galibiyet. Üstelik ilk andan itibaren kopmayan bir maçta. Olin Edirne ise açılış haftasında aldığı Mersin galibiyetinin ardından arka arkaya 5. deplasman mağlubiyetini aldı bugün. Toplamda ise 6. mağlubiyetleri oldu bugün. Bir kazanıp bir kaybetme serisi de devam ediyor, o da bir diğer önemli detay.

Pınar Karşıyaka (74): Osiris Eldridge 1 (2 ribaunt), Uluğ Kaçaniku (1 ribaunt), Birkan Batuk 14 (3 ribaunt – 1 asist), Jovo Stanojevic 10 (6 ribaunt - 1 asist), David Holston 19 (3 ribaunt - 8 asist), Andre Smith 16 (4 ribaunt – 1 asist), Ahmet Ali Erdoğan 7 (4 ribaunt - 4 asist), Alper Saruhan 7 (5 ribaunt - 1 asist)

Olin Edirne (72): Can Akın 20 (1 ribaunt - 3 asist), Erdal Bibo 3 (5 ribaunt), Vidas Ginevicius 1 (1 asist), Renaldas Seibutis 16 (3 ribaunt - 7 asist), Caner Ercan 9, Ahmet Kaplan, Predrag Samardjiski 2 (8 ribaunt – 2 asist), Reha Öz 4 (1 ribaunt – 1 asist), Seth Doliboa 17 (6 ribaunt – 1 asist), Ömer Ünver (1 ribaunt), Davud Kamer (2 ribaunt)

Beşiktaş'tan Chatman Açıklaması

Sebebini net olarak bilmemekle birlikte finansal odaklı tahmin ettiğimiz Mire Chatman'ın kadro dışı bırakılma haberini girmemizin ardından Beşiktaş Spor Kulübü'nden yazılı bir açıklama geldi. Kulübün internet sitesinde yapılan açıklama şu şekilde:

'Kulübümüzün maddi tüm vecibelerini yerine getirmesine karşın, iki kez antrenmana çıkmayan ve takım içinde disiplinsiz hareketlerde bulunan Mire Chatman, Coach Burak Bıyıktay tarafından süresiz olarak kadro dışı bırakılmıştır.

Chatman ile ilgili nihai karar Yönetim Kurulumuz tarafından verilecektir.

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.'

Beşiktaş JK

Son Dakika!!: Mire Chatman Kadro Dışı Bırakıldı

Beşiktaş Cola Turka'da sular durulmuyor. Hafta başında oyuncuların maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle idmana çıkmamasından sonra bugün de Mire Chatman'ın kadro dışı bırakıldığı haberini aldık siyah beyazlı camiaya dair. Sebebinin ne olduğunu net olarak bilmiyorum ama sorunun para kaynaklı olduğunu tahmin etmek için de medyum olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Salsabasket özel haberidir.

E.Sunter: Oyuncularım Bana Hoşgeldin Hediyesi Verdiler

Salı günü akşamüstü görevden ayrılan Mete Babaoğlu yerine jet hızıyla göreve getirilen Ercüment Sunter, Serdoğan Sözlü ile birlikte Mersin takımının başında çıktığı ilk maçta ilk galibiyeti almayı başardı. Hafta sonunda Bursa deplasmanında önemli bir maça çıkacak olan koçun maç sonu açıklamaları şu şekilde:

'Bazen basketbolda böyle değişiklikler olabiliyor. Bugün de tamamıyla Mete Babaoğlu'nun kurduğu takımla galibiyete ulaştık. Oyuncular bana hoş geldin hediyesi verdiler. Bu maç bizim için moral oldu. Bornova Belediye ligin iyi takımlarından biri ve çekişmeli bir maç olacağını biliyordum. Üç periyotta başa baş oynadık. Aynı performansı son periyotta da göstererek kazandık. Yapabildiğim tek şey takımı biraz diri tutabilmek adına rotasyon yapmak, oyuncu değiştirmekti. Antrenör değişikliğinin yaşandığı takımlarda ilk maçlarda böyle sonuçlar olabiliyor. Ama bunun devamını getirmemiz lazım. Yıllardır baş antrenörlük yapan Serdoğan Ersözlü'ye de yardımcılığımı kabul edip Mersin'e geldiği için teşekkür ediyorum.'

Kaspars Kambala Aliağa'da

Coleman'ın takımdan ayrılmasının ardından Gerald Fitch takviyesini gerçekleştiren Aliağa'da uzun oyuncu arayışının devam ettiğini söylemiştik. Daha önce ligimizde Efes Pilsen ve F.Bahçe formaları giyen ve F.Bahçe döneminde Aris ile oynanan maçta idrar örneğinde yasaklı maddeye rastlanması nedeniyle kulüpten yollanan Kambala, aldığı 2 yıllık ceza sürecinde profesyonel olarak boksla uğraşmıştı. Son olarak Bulgaristan'da Lukoil Akademik takımında geçen yıl Tofaş'ta oynayan Brandon Bowman ile birlikte forma giyen Kambala ile sezon sonuna kadar sözleşme imzalandı İzmir ekibinde. Pota altında Hunter'ın yanına o bölgeyi kapatacak bir isme ciddi anlamda ihtiyacı vardı Aliağa'nın. Kambala şu anda fizik ve sağlık anlamında ne durumda bilemiyorum fakat bu sistemde, bu takımda çok iyi işler yapabilir. Onu yeniden Türkiye'de izleyecek olmak da ayrıca güzel.

Mahmuti: Seyircimizle Birlikte Kazandık

G.Saray Cafe Crown ile birlikte bu sezon ilk derbi galibiyetini elde eden koç Oktay Mahmuti'nin Florya'da başlattığı basketbol devriminin boyutları ve taraftar üzerindeki etkisi gün geçtikçe genişliyor. Bu etki sezon sonunda bizi F.Bahçe-G.Saray finaline taşıyabilir ki bunun ülkede basketbol anlamında yaratacağı atmosfer de çok değerli olur. Bunu konuşmak için çok çok erken elbette ama ihtimali bile heyecanlandırıyor insanı. Yolun çok başında ve henüz ilk sezonunda bu denli başarılı bir başlangıç yapan koçun G.Saray'ın başında kazandığı ilk F.Bahçe derbisinin ardından maç sonu açıklamaları şu şekilde:

'Ben düzene inanan, çalışmaya inanan bir antrenörüm. Maç içerisinde çok fazla hamle yapmıyorum aslında, çalıştıklarımızı gerçekleştiriyoruz sadece. Amacımız her zaman için sahaya maksimumu koyabilmek. Bazen başarabiliyoruz bunu, bazense başaramıyoruz. Belki çok iyi bir basketbol oynamadık bugün ama mücadelemiz çok iyiydi. Maçın başında çok istekli ama tutuk başladık. Buna rağmen savunmada iyiydik. Ama hücumda istediğimiz akıcılığı yakalayamadık. Son çeyrekte boş atışları değerlendirerek potaya daha agresif hücum ettik ve keyifli bir basketbol oldu. Her zaman söylediğim gibi keyifli ve kaliteli basketbol için de nitelikli 2 takım gerekiyor. F.Bahçe Ülker'in ne kadar iyi bir kadro olduğunu söylemeye gerek yok. Seyircinin de yoğun bir desteğiyle kazandığımız için mutluyum. Seyirci desteğimiz yadsınamaz. Ancak sadece bir maç kazandık. Pazar günü de önemli bir maçımız var.'

Spahija: Kazanmayı Hak Etmedik

F.Bahçe Ülker koçu Neven Spahija'nın dünkü maçın ardından sıcağı sıcağına Spormax ekranlarında yaptığı özeleştirel, sağduyulu ve o atmosfer sonrası sakin kalabilen açıklamasından bahsetmiştim maç yazısında. Basın toplantısında da hemen hemen aynı şeyleri söylemiş koç. Bir kez daha tebrik etmek gerekiyor bence. İşte o açıklamalar:


Beko Basketbol Ligi'nde Galatasaray Cafe Crown'a 67-56’lık skorla mağlup olan Fenerbahçe Ülker'de Baş Antrenörü Neven Spahija, kötü oynadıklarını ve kazanmayı hak etmediklerini söyledi.

Spahija, maçtan sonra düzenlenen basın toplantısında, Galatasaray Cafe Crown'ın çok iyi oynadığını vurgulayarak, ''Onları tebrik ediyorum. Biz çok kötü oynadık. Neden konsantrasyonumuz bozuldu anlayamadım'' dedi.

Serbest atışların yüzde 56'sını attıklarını, 12 serbest atış kaçırdıklarını vurgulayan Spahija, bu tarz maçlarda serbest atışların çok önemli olduğunu söyledi.

Maçın en önemli noktalarından birinin son periyodun başında kendisine çalınan teknik faul olduğunu anlatan Spahija, ''Maçın en önemli noktalarından biri Ömer'e çalınan faul ve bana çalınan haklı teknik fauldü. Pınar Karşıyaka maçında da benzer şeyler oldu. Ama en büyük fark Pınar Karşıyaka maçında çok iyi oynadık, ama bu maçı kazanmayı hak etmedik. Oktay Mahmuti ve Galatasaray'ı tebrik ediyorum'' diye konuştu.

Mete Babaoğlu'ndan Teşekkür Mesajı Var

Geçen yıl mucizevi bir dirilişe imza attığı Mersin BŞB'den, bu yılki kötü tablo yüzünden ayrılmak durumunda kalan Mete Babaoğlu, ayrılığının ardından Salsabasket'e yaptığı açıklamada herkese teşekkür etti. Tecrübeli koçun açıklamaları şöyle:

'Öncelikle Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Macit Özcan'a, yöneticilere, teknik ekibime, oyuncularıma, başta SunTV olmak üzere tüm Mersin medyasına ve bizi her koşulda canı gönülden destekleyen Mersin halkına teşekkürü bir borç bilirim.

Son ana kadar yanımda olan oyuncularıma bundan sonraki hayatlarında başarılar diliyorum. Bu açıklamayı ayrılığımın hemen ardından yapacaktım ancak kritik Bornova maçı öncesinde takımın konsatrasyonunu başka yöne çekmek istemedim.


Basketbolda bu tarz istemsiz ayrılıklar olabiliyor. Benim Mersin BŞB yöneticilerinden ricam: Kendilerine yazılı olarak verdiğim raporda da belirttiğim gibi; Kulaklarını dışarıya kapatmaları ve şayet bir sorun varsa bu sorunu aile içinde çözmeye çalışmalarıdır.


Yine de sevenime sevmeyenime, herkese herşey için tekrar tekrar teşekkürler.'

Salsabasket özel.

29 Aralık 2010 Çarşamba

G.Saray C.C: 67 - F:Bahçe Ülker: 56 (Yeni Lider G.Saray)

12. haftanın kapanış maçında, 2010'un son derbisinde karşılaşan iki ezeli rakibin mücadelesinde kazanan taraf final periyodunun ilk 7.30'luk diliminde rakibine basket izni vermeyen G.Saray Cafe Crown oldu. 25-12'lik son çeyrek skoruyla 67-56'lık galibiyete uzanan ev sahibi takım, bu galibiyetle birlikte arka arkaya 7. galibiyetini alırken toplamda elde ettiği 10. galibiyetle de liderlik koltuğuna oturmayı başardı. Liderlikten daha mühim olanı ise kesinlikle Oktay Mahmuti'nin Florya'da başlattığı basketbol devrimi. Henüz çok genç bir takım olmalarına rağmen 12. hafta sonunda bu önemli savunma galibiyetiyle liderlik koltuğuna oturdu sarı kırmızılılar.

Rochestie-Shipp-Caner-Rancik-Kuqo klasikleşmiş beşiyle maça başlayan G.Saray Cafe Crown'a karşılık koç Spahija'nın ilk beş tercihi Ukic-Ömer-Emir-Lavrinovic-Kaya şeklindeydi. Ukic'in Rochestie'e sağladığı üstünlükle maça hızlı giren taraf F.Bahçe Ülker oldu ve kısır başlayan maçta Ömer Onan'ın 8 dakikadaki 8 sayısı skorbordda 15-5'i görmemizi sağladı. Bu anda ilk hamlesini yapan koç Mahmuti, Rancik'in tek uzun olduğu 4 kısalı sisteme dönerek ön alanda baskıya başladı. Ve son 57 saniyeye kadar yalnızca 5 sayı üretebilen G.Saray, bu sekansda yakaladığı 7-0'lık seriyle periyot sonunda oyunu dengeledi (12-15). İlk periyotun en önemli notu Marko Tomas'ın Andric'e yapmış olduğu iki muazzam bloktu. İlk rüzgarı bu hamleyle dindirmeyi başaran G.Saray, 2.çeyrekte Shumpert'ın 4 numarada yarattığı eşleşme problemini skorborda 9 sayı olarak yazdırınca maçta ilk kez öne geçmeyi ve kontrolü ele almayı başardı. Bu dönemde Ukic'in kenarda olduğunu ve Greer'in direksiyonda olduğunu da söylemekte fayda var. Düzeni bozulan F.Bahçe'ye karşı Tutku ile burayı çok iyi işledi G.Saray. Shumpert'ı durduramayan Spahija, bu sezon Emir'i ilk kez 4 numaraya çekti devre sonunda. Tanjevic'in sık kullandığı ama Spahija'nın hiç tercih etmediği bir tabloydu bu. Shumpert'ı savunamayan F.Bahçe, hücumda ise Oğuz ve Ukic ile rakibinin zayıf karnına saldırarak devreye 29-27 önde girmeyi başardı. Oğuz'un boyalı bölgeden çıkardığı 8 sayının yanı sıra G.Saray uzunlarına sırayla faul problemine sokması da önemliydi.

İki takımın da hücumda yanlış tercihler yaptığı ama savunma sertliğini mümkün mertebe üst seviyede tutmaya çalıştığı 3.çeyrek karşılıklı basketlerle geçildi. Bu periyodun son 1 dakikasına girdiğimizde liderlik 6 kere el değiştirmiş ve aynı dönemde 2 kez de beraberlik anına tanıklık etmiştik. Bu çekişmeli döneme 7-0'lık bir seri sıkıştıran F.Bahçe, başlangıcın ardından ilk kez farkı açmak üzereyken Greer'in faul hakları olmasına rağmen periyot sonunda faul yapmamasını cezalandıran Tutku, yolladığı son saniye üçlüğüyle final öncesinde heyecanı yeniden had safhaya çekti (42-44). Bu 10 dakikada G.Saray'ın tam 3 kez son saniye üçlüğü bulması da onları maçta tutan bir diğer faktör oldu. Koç Spahija da periyot arasında hayli kızgındı Greer'e. Devre sonunda olduğu gibi uzunlardaki faul problemi de devam ediyordu final öncesinde G.Saray'da. Üstelik bu periyodu takım düzenlerini inkar edercesine 0 asistle geçmeleri de önemli bir not. Buna karşılık F.Bahçe Ülker, 2. kez vurup geçme şansını kullanamadı, bu da kritikti.

Final periyodunun ilk F.Bahçe hücumunda Ömer Onan'a Haluk tarafından yapılan müdahaleye düdük çıkmamasının ardından Shipp'in hızlı hücumdaki basketiyle skor 44-44'de eşitlenirken yoğun şekilde itiraz eden ve pota altına giden Spahija'ya teknik faul kararı geldi. Yorumlarda uyarı gelince pozisyonu tekrar izledim, kaçırmışım ben o kısmı. Naçizane faul olduğunu düşünüyorum orada. Ardından Spahija'nın aldığı teknik faul ise, koçun da maç sonunda kabul ettiği gibi, net şekilde doğru karardı. Bu anı 4-0'lık seriyle geçen G.Saray, rüzgarı arkasına almayı başarırken salonda da beklenen kıvılcım çakılmış oldu. Ardından gelen zorlama F.Bahçe hücumuyla birlikte ipler iyice ev sahibinin eline geçti. Taraftarı arkasına alarak ritmlenen G.Saray, bu periyodun ilk 7.30'unda saha içi isabete izin vermeden yakaladığı 17-5'lik seriyle, hatta 3.çeyrek sonuna da katarsak 20-5'lik seriyle, galibiyete uzandı. Kapıyı sert şekilde kapatan isim ise bitime 2.50 kala yolladığı üçlükle Shumpert oldu.

Maçın hemen başında Ermal ile başlayan uzunların faul problemi G.Saray'da maç boyunca devam ederken kenardan gelen, Kuqo deyişiyle, Tutku 'Nash' Açık 12 sayı- 7 şık asist - 6 ribaund ile maçın öyküsünü yazan isimlerden biri oldu. İlk 5 başlayan Rochestie, 0-5 ile 0 sayı-1 asist-1 top kaybıyla tamamladı maçı. Takımın özgür ismi Shumpert, 16 sayı ile takımın en skoreri olurken F.Bahçe'yi takım halinde 56 sayıda tutmaları maçın kilidiydi kesinlikle. F.Bahçe Ülker cephesinde ise Ukic'in kenara geldiği anlarda yaşanan sorun, koça çalınan teknik faulle başlayan finalde ayakta kalan bir ismin olamaması, ev sahibinin 13 kere gelebildiği çizgiden yakalanan 15/27'lik serbest atış yüzdesi ve G.Saray'ın maçı isteyen hevesli direnişine cevap verememeleri onlar adına maçın dikkat çeken notlarıydı. Burada kaybedilen maçın sene sonu için çok büyük anlamlar taşımadığı kesin fakat Euroleague-TOP 16 öncesi hamle sırası geldi de geçiyor bence. Üstelik her takım açıklarını yamamak için iyi kötü bir hamle yapıyor şu sıralarda. Zira orada telafi şansı pek yok. F.Bahçe Ülker'in sorunlarını bir kez daha net olarak gördük bugün.

Maç sonunda iki koçun önce rakibini tebrik ederek başladığı maç sonu konuşmaları ve sağduyulu, özeleştirili açıklamaları da bir o kadar önemliydi. Bu zevkli, çekişmeli mücadeleye, uzun zamandır rafa kaldırılan ezeli rekabet geleneğine de yakışan türdendi. Son olarak alkışlar iki koça gitsin.

G.Saray Cafe Crown (67): Joshua Shipp 11 (8 ribaund), Caner Topaloğlu 2 (1 ribaund), Preston Shumpert 16 (4 ribaund-1 asist), Taylor Rocheste (2 ribaund- 1 asist), Tutku Açık 12 (6 ribaund- 7 asist), Luksa Andric 5 (2 ribaund), Radoslav Rancik 11 (3 ribaund- 2 asist), Haluk Yıldırım (1 ribaund- 1 asist), Evren Büker 5 (3 ribaund), Sertaç Şanlı, Ermal Kurtoğlu 5 (4 ribaund)

F.Bahçe Ülker (56): Roko Ukic 8 (1 ribaund- 3 asist), Mirsad Türkcan 3 (3 ribaund), Ömer Onan 16 (2 ribaund- 1 asist), Lynn Greer (1 ribaund), Darjus Lavrinovic 1 (7 ribaund- 2 asist), Kaya Peker 6 (9 ribaund), Oğuz Savaş 14 (4 ribaund- 1 asist), Tarence Kinsey 2 (5 ribaund- 1 asist), Marko Tomas 3 (3 ribaund), Emir Preldzic 3 (1 ribaund- 1 asist)

T. Telekom: 97 - Aliağa: 94 (Telekom Son Topta Kazandı)

Efes Pilsen galibiyetinin ardından deplasmanda arka arkaya 2 maç kaybeden Türk Telekom, Ankara'da Fitch'li Aliağa'yı ağırladı. Tempoyu seven, işin savunma kısmıyla pek alakası olmayan iki takımın mücadelesinden beklendiği gibi bol skor çıktı. 2. periyotta 52, final periyodunda da tam 62 sayı olan karşılaşmada son 5 dakikaya 82-69 önde giren Telekom, Fitch'in bitime 18 saniye kala gelen üçlüğünün ardından yalnızca 1 sayı öndeydi (95-94). Taktk faullerin 2'sini birden kaçıran Becirovic, kaçırdığı serbest atışın ribaundunu alıp 2. taktik faulde ikide iki yaparak takımına galibiyeti getirdi. Maç öncesinde 4 galibiyeti bulunan 2 takımdan Telekom 5. galibiyetine ulaşmayı başardı. Aliağa ise deplasmanlarda kazanamama serisini devam ettirdi.

Rasim Başak, 5-6 isabetle ürettiği 18 sayıyla takımının en skoreri olurken Mehmet Yağmur'un 16 sayı-7asist-4 ribaundu dikkat çekici. Wesson 14, Sani Becirovic 13, Ceyhun da 11 sayıyla çift haneye çıkan diğer isimler. Aliağa cephesinde ise Fitch'in 30 sayısı galibiyete yeterli olmadı fakat onun bu dönüşü, bıraktığı yerden devam edişi önemli Aliağa için. Maç sonunda Ankara'da yine kulaklarımız çınlatılmış, onu da atlamayalım.

Türk Telekom (97): Ray Wesson 14 (8 ribaund), Heiko Schaffartzik 3 (1 ribaund), Sani Becirovic 13 (2 ribaund-2 asist), Rasim Başak 18 (6 ribaund), Mehmet Yağmur 16 (4 ribaund-7 asist), Adem Ören 3 (2 ribaund), Yunus Çankaya 17 (4 ribaund-6 asist), Ceyhun Altay 11 (1 ribaund), Gregory Stiemsma 2 (4 ribaund)

Aliağa Petkim (94): Polat Kaya 10 (1 ribaund – 1 asist), Ersan Özseven (1 asist), Levent Bilgin 2 (1 ribaund), Barış Güney 8 (3 ribaund - 1 asist), Hüseyin Beşok 11 (2 ribaund – 1 asist), Jerry Randle 16 (1 ribaund -4 asist), Gerald Fitch 30 (9 ribaund – 3 asist), Kaan Üner (1 ribaund - 2 asist), Lamar Hunter 17 (4 ribaund)

M.P. Trabzonspor: 62 - Banvit: 73 ( Banvit Zorlanmadı)

Trabzon deplasmanında Bora Hun Paçun'un sayı ve ribaundlarıyla maça 8-0'lık bir giriş yapan Banvit, 40 dakikanın tamamını önde götürerek rahat bir galibiyet aldı. Dragojlovic ve Jamison'ın sakatlıkları nedeniyle forma giymediği Trabzonspor'da Obasohan da 10 dakikada yalnızca 2 sayıda kalınca onlar için maç kazanmak pek de kolay olmuyor haliyle. Wright'ın 18 sayısı bilindik, tanıdık. Yardımcı olan çıkmayınca galibiyete dönmüyor haliyle. Banvit ise aşina olduğumuz şekilde tam 12 oyuncudan faydalanarak, beklenmedik şekilde rahat bir galibiyet çıkarttı Trabzon deplasmanından. Barış Ermiş'in 15 sayı-5 asist-3 ribaundlık oyunuyla skorer kimliğini devam ettiriyor oluşu önemli onlar adına. Bora Hun Paçun'un maça hızlı başlayıp kilidi açan isim olması ve karşılaşmayı da 9 sayı-8 ribaund ile tamamlaması da bir o kadar önemli. Yeni koçla birlikte Telekom galibiyetiyle defteri açan Trabzon'un arka arkaya aldığı ve direnç koyamadığı 2. karşılaşma bu. Toplamda da 9. mağlubiyet. Banvit'in ise 10. galibiyeti, dolu dizgin devam ediyorlar yollarına.

M.P. Trabzonspor (62): İlker Türel (1 ribaund- 1 asist), Aleksandar Rasic 11 (1 ribaund- 3 asist), Ali Karadeniz 18 (6 ribaund), Hadi Özdemir 3 (1 ribaund- 2 asist), Ersin Görkem 7 (5 ribaund-3 asist), Goran Cakic 5 (4 ribaund-1 asist), Caner Öner, Serhat Büker (2 ribaund), Derrick Obasohan 2 (2 ribaund), Alvin Snow 16 (4 ribaund-3 asist)

Banvit (73): Şafak Edge, İbrahim Yıldırım (1 ribaund), Barış Ermiş 15 (3 ribaund- 5 asist), Mutlu Akpınar 3 (3 ribaund), Charles Davis 12 (4 ribaund- 4 asist), Yiğitcan Turna 3 (1 asist), İzzet Türkyılmaz (1 ribaund), Keith Simmons 8 (6 ribaund- 2 asist), Vladimir Golubovic 6 (3 ribaund), Antonio Graves 4 (3 ribaund- 1 asist), Bora Hun Paçun 9 (8 ribaund), Lance Williams 14 (4 ribaund- 2 asist)

Mersin BŞB: 83 - Bornova Bld: 68 (Yeni Koçla İlk Maç Kazanılır)

Mete Babaoğlu'nun ayrılmasının ardından dün göreve getirilen Ercüment Sunter'in ilk maçında evinde Tyler Smith'siz Bornova'yı ağırlayan Mersin BŞB, 50-50 beraberlikle girilen final periyodunda tam 33 sayı üreterek karşılaşmadan 83-68 galip ayrılmasını bildi. 'Yeni koçun ilk maçı kazanılır.' trendini devam ettiren Mersin'de son çeyrekte önce Christmas arka arkaya 10 sayı üretti, ardından da Alex Scales, şut kaçırmadan arka arkaya 2'si üçlük olmak üzere tam 14 sayı yazdı. Bu ikilinin performansına cevap verebilecek bir Tyler Smith olmaması da Mersin ekibinin 2. galibiyetini almasını sağladı.

14'ü son 5 dakikada olmak üzere 24 sayıyla karşılaşmanın en skoreri olan Alex Scales'e Christmas 18 sayı, Stimac 13 sayı ve Grier da 10 sayı-9 ribaund ile katkı verirken Nedim Yücel 0-7 ile saha içi isabeti bulamadığı karşılaşmada tam 15 ribaund çekti. 19'u hücum olmak üzere 50 ribaund alan ev sahibi takım, bu alanda rakibine 50-37'lik önemli bir üstünlük kurdu. Bu galibiyetle birlikte üstündeki ölü toprağını atan ve 2. galibiyetini alan Mersin'i hafta sonunda çok kritik bir Reno maçı bekliyor. Hedef maç orası şimdi. Bornova ise arka arkaya 5. deplasman mağlubiyetini almış oldu.

Mersin BŞB (83): Asım Pars 8 (4 ribaund), Nedim Yücel 1 (15 ribaund-1 asist), Orhun Güngören (1 ribaund), Alex Sacales 24 (2 ribaund-2 asist), Hakan Köseoğlu 7 (3 ribaund-5 asist), Vincent Grier 10 (9 ribaund-1 asist), Andrej Stimac 13 (5 ribaund-1 asist), Dionte Christmas 18 (7 ribaund-1 asist), Mutlu Demir 2 (3 ribaund)

Bornova Bel. (68):
Serdar Yavuz 3 (6 ribaund-3 asist), Tomas Nagya (1 ribaund-2 asist), Murat Kaya 5 (6 asist), Pertev Öngüner 2 (1 ribaund), Torin Francis 14 (7 ribaund), Ümit Sonkol 11 (8 ribaund-1 asist), Çağdaş Erdoğan 4 (1 ribaund), Michael Roll 19 (4 ribaund-2 asist), Soner Şentürk 10 (5 ribaund-2 asist)

Erdemir: 77 - Antalya BŞB: 62 (Erdemir'den Önemli Galibiyet)

Ligin flaş ekibi Antalya BŞB, Ereğli deplasmanındaydı bugün. Onlar için zor bir deplasman olacağını tahmin ediyordum fakat 1-23 üçlük isabetleriyle(?) galibiyeti Kaf Dağı'nın arkasına attılar adeta. Düşük şut yüzdelerine rağmen 28-27 önde kapattıkları ilk yarının ardından 2'si Melih Yıldız, biri Erkan Veyseloğlu'na ait olmak üzere gelen 3 üçlük ve Barbour'un basket faulüyle 12-2'lik bir seri yakalayan ev sahibi takım finale 51-41 önde girmeyi başardı. Son periyotta da oyunu kontrol altında tutarak sahadan 77-62 galip ayrılmayı başardılar.

Bu sezonki 3. galibiyetini almayı başaran Erdemir'de Barbour 21 sayısıyla maçın en skoreri olurken Erkan Veyseloğlu'nun 15 sayı-6 ribaund-4 asistlik oyunu ve Hakan Demirel'in 10 sayı-7 asisti göze çarpıyor. En dikkat çekici olan istatistik ise Melih Yıldız'ın şut kaçırmadan ürettiği 10 sayı-2 ribaund-1 top çalma. Ki sayıların tamamı kritik anlarda, kırılma noktalarında geldi. Antalya cephesinde ise 1-23'lük üçlük isabeti herşeyi açıklıyor zaten. Asistlerdeki 21-9'luk Erdemir üstünlüğü, takımın abisi Polat'ın 2-12 saha içi isabeti, Antalya'nın 25 atış kullandığı serbest atış çizgisine Erdemir'in yalnızca 7 kez gelişi ve Muratcan'ın 0 asisti maçın notları. Önemli bir galibiyet oldu Erdemir için, iyi oynayarak kaybediyorlardı son zamanlarda.

Erdemir (77): Lamar Johnson 5 (3 ribaund – 1 asist), Altan Erol 7 (7 ribaund – 4 asist), Melih Yıldız 10 (2 ribaund), Berent Kavaklıoğlu 2 (1 ribaund – 1 asist), James Thomas 4 (7 ribaund), Antwain Barbour 21 (5 ribaund – 2 asist), Erkan Veyseloğlu 15 (6 ribaund - 4 asist), Marcus Norris 3 (2 ribaund – 2 asist), Hakan Demirel 10 (1 ribaund – 7 asist)

Antalya BŞB (62):
Muratcan Güler 9 (9 ribaund), John Prince 12 (8 ribaund – 5 asist), James Christopher 15 (6 ribaund – 1 asist), Hadi Doğan 2, Gökper Gen 4 (3 asist), Barış Hersek 11 (7 ribaund), Polat Kocaoğlu 9 (4 ribaund)

Tofaş: 94 - Beşiktaş CT: 72 (İdman Boykotu Maça Taşınmış Gibiydi)

Günün açılış maçında Bursa'da karşılaşan iki ekibin mücadelesinde kazanan taraf maçın başında yakaladığı 29-6'lık seriyle ilk periyodu 33-13 önde kapatan Tofaş oldu. Iverson'ın 2 sayı, 1 asist, 1 top çalma sığdırdığı ilk 2 dakikayı 7-4 önde geçen Beşiktaş'a karşılığı Nichols-Rowe-İnanç Koç üçlüsünün 5-6 üçlüğüyle veren Tofaş, takım halinde insanüstü şut soktuğu ilk çeyrekte farkı 20'e dayadı. Maç boyunca da burada yakaladığı farkı korumayı başararak karşılaşmadan 94-72 galip ayrılan taraf oldu. Bu ciddi serinin yakalandığı dönemde Beşiktaş'ın takım halinde gözlerle savunma yapması da en az bu yüksek yüzde kadar önemliydi. Hafta başında paralarını alamadığı için idman boykotu yaptıkları haberini vermiştik. Onun üzerine bu oyun hoş olmadı tabii. 33-13 geride başladıkları maça, ki suni bir farktı bu, dönebilmeleri için savunma yapmaları gerekiyordu ama oyunun o kısmında etkili ve istekli olmadıklarını da biliyoruz.

Salonu ağzına kadar dolduran Bursaspor taraftarının taşkınlıkları nedeniyle hakem üçlüsünün anonsların ardından yaklaşık 20 dakika kadar içeriye gittiği 2.devreyi de çok rahat şekilde oynayan Tofaş'ta 11 ve üzerinde skor üreten tam 6 oyuncu bulunurken en skorer isim 19 sayısıyla Nichols oldu. 33 sayı ürettikleri ilk periyodun ardından takım olarak güvenleri de yerine geldi tabii. Sezonun kendi adlarına en keyifli maçını oynadılar. En dikkat çeken isim ise 21 dakikada 18 sayı-6 ribaund-2 blok ile oynayan İlkan Karaman oldu. Bir ara her iki pota altında da yükseklerden inmedi genç oyuncu. İlk periyotta kopan oyunda 3. çeyreğin sonunda ve 4. çeyreğin başında takımı sürüklemeye çalışan Iverson'ın 26 sayı-5 asist-3 ribaundu onu maçın en skoreri yapmaktan öteye geçemedi. 19'u hücum olmak üzere 47 ribaund çektiği karşılaşmadan 94-72 galip ayrılan Tofaş, bu sezonki 4. galibiyetini almayı başardı.

Tofaş (94): Jason Rowe 18 (3 ribaund-5 asist), Austin Melvin 19 (3 ribaund-3 asist), Can Altıntığ 13 (3 ribaund-5 asist), Rashid Mahalbasic 2 (6 ribaund), İnanç Koç 11 (11 ribaund-3 asist), Tomislav Ruzic 13 (12 ribaund-3 asist), İlkan Karaman 18 (6 ribaund), Onur Aydın (3 ribaund-1 asist)

Beşiktaş C.T (72):
Allen Iverson 26 (3 ribaund – 5 asist), Bekir Yarangüme 1 (3 asist), Mustafa Abi 3 (2 ribaund), Serhat Çetin (1 ribaund – 1 asist), Michal İgnerski 2 (3 ribaund), Mire Chatman 11 (4 ribaund - 5 asist), Cevher Özer 11 (3 ribaund-2 asist), Andrew Ogilvy 18 (8 ribaund – 1 asist)

2010'un Son Derbisi: G.Saray - F.Bahçe

G.Saray Cafe Crown ile F.Bahçe Ülker, 2010'un basketboldaki son derbisinde bu akşam 20.00'da Abdi İpekçi'de karşı karşıya gelecek. Son 6 lig maçını kazanarak bu akşama gelen G.Saray ile son 11 lig maçından 10 galibiyet çıkartan F.Bahçe'nin mücadelesinden çıkacak sonuç 12. haftanın liderini de belirleyecek. Bu sezon başında koç Oktay Mahmuti ile yola çıkarken orta ve uzun vadeli planları olduğunu söyleyen G.Saray cephesi için bugün elde edilecek liderlik aşırı önem taşımıyor elbette. Fakat hem kısa vadede gelinen nokta, hem de play-off'lar açısından bu maçın her iki takım için de net bir 'mesaj maçı' olduğunu ortada. Tanjevic döneminde deplasmanlarda oynadığı derbileri kaybeden(G.Saray'a karşı son 3 deplasman maçı kaybedildi) bir görüntü çizen F.Bahçe Ülker'in Spahija ile yaşadığı akıl devriminin burada da varlık göstermesi açısından da ayrıca önemli bir maç bu. Nitekim aynı dönemde son 3 yıldır kaybettiği Akatlar'da, Iverson'ın ilk maçında, Beşiktaş'ı mağlup etmeyi başarmıştı bu sezon sarı lacivertliler.

Geride kalan 11 maçtan 9 galibiyet çıkartıp, aynı dönemde Eurocup'da da lider olarak gruptan çıkmayı başaran G.Saray Cafe Crown'un istim üstünde olduğu ve ritmli şekilde bu maça geldiğini söylemek lazım. F.Bahçe Ülker, Barca ve Siena galibiyetleriyle Avrupa arenasında sükse yaratarak başladığı sezonda önce talihsiz şekilde Vidmar'ı, ardından da kısa süreliğine Ukic'i kaybederek türbülansa girdi ve bu sekansda biri lig, biri Euroleague olmak üzere 2 mağlubiyet aldı. Başlangıçtaki o ritmin kaybolduğu düşüncesi ve kadro kurulurken giderilemeyen back-up guard sıkıntısı dillendirilmeye başlanırken Ukic'in dönmesiyle birlikte işler yeniden sezon başındaki kıvama döndü. Hırvat guardın elleriyle yönetilen akı(l)cı hücum ve önde yine Ukic'in baskısıyla başlayan savunma aksayan noktaların düzelmesini sağladı F.Bahçe Ülker'de.

G.Saray Cafe Crown'un Rochestie özelinde yaşadığı oyun kurucu problemi ve uzun rotasyonundaki eksikliği sezon başından bu yana herkes tarafından bilinen noktalar. Son beş lig maçında 20 ve üzerinde asist üreten Mahmuti'nin takımı, bu takım oyunuyla beraber bu sorunları kapatmaya çalışsa da, oyuncuların da zaman zaman vurguladığı gibi, yüksek seviyelerde bu eksikliklerin can yakıcı olabildiğini biliyoruz. Nitekim F.Bahçe Ülker, Ukic ile bu noktada bir büyük adım öne çıkıyor. Koç Mahmuti'nin Ukic'i savunmada Rochestie ile eşleştirmeyeceği kesin. Evren ya da Caner kullanılacaktır bu tercihte. Aynı şekilde Kaya-Oğuz-Mirsad ve Lavrinovic dörtlüsüyle birlikte rakibinin zayıf karnı boyalı bölgede de önemli bir zenginliğe sahip sarı lacivertliler. Hepsinden önemlisi ise bu avantajlarını kullanabilecek oyun aklına sahip artık Spahija'nın F.Bahçe Ülker'i.

2010 model yeni G.Saray Cafe Crown'da en büyük değişiklik ise şüphesiz oyunun savunma alanında yaşandı. Dakikadan ve skordan bağımsız olarak her an çok sert savunma yapan G.Saray, kaybettiği 2 lig maçında 77 ve 78 sayı yerken geri kalan 9 maçta ortalama 65.8 sayıya izin verdi. İkili ve hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar, çok yükseğe çıkan show-up'larla birlikte rakiplerini de genellikle 50-65 aralığında tutmayı başardı. F.Bahçe Ülker'in aynı dönemde Barcelona'dan deplasmanda yalnızca 61, Siena'dan ise Sinan Erdem'de 68 sayı yemesi de Euroleague'de işin savunma boyutunda zaman zaman tarifi zor noktalara çıktığını gösteren rakamlar. Bu verilerle ve sezon başından bu yana izlediğimiz takımlarla beraber, bugün sahada kemik seslerinin duyulacağı bir mücadele olacağı kesin. İşin savunma boyutuna büyük önem veren iki takımın maçında savunmaların kazanananı belirleyeceği de bir o kadar ortada. Fakat bu sert savunmalara karşı hücum etmekte rakibine nazaran daha tecrübeli bir F.Bahçe Ülker olacak parkede. Bu da maçın önemli ve sonucu doğrudan etkileyecek detaylarından biri bana kalırsa. G.Saray'ın Shumpert'ı dört numaraya çekerek yaratacağı ters eşleşmeden çıkarabileceği sayılar da mühim. Zira kaybedilen Efes Pilsen maçında sayı üretememişti Shumpert. Her zaman için cepte duran silahlardan biri de bu G.Saray için.

Yaklaşık 1 ay kadar önce Abdi İpekçi'de oynanan G.Saray C.C-Banvit maçında bir G.Saray taraftarına küfreden ve daha sonra da kulüp yöneticilerini arayarak bu konuda özür dileyen Engin Kennerman'ın bugünkü derbiye başhakem olarak atanması iki taraf için de nahoş sonuçlar doğurabilecek bir tercih. Gündemdeki u-17 maçı, 'Sporda Şiddet' yasası derken 2010'un sonunda, son derbisinde maç sonunda sadece parke üzerindekileri konuşmayı becerebiliriz umarım.

Biri Euroleague'de, diğeri Eurocup'da yoluna dolu dizgin devam eden ve bunu başarırken de bir kişiye bağlı olmadan takım oyununu mükemmele yakın oynayan iki ekibin, (her iki organizasyonda da sayı, asist, ribaund listelerinde takım arkadaşlarından ayrılan bir isim yok) iki ezeli rakibin mücadelesi için saatlerimizi 20.00'a ayarlıyoruz. Liderlik mücadelesi, yılın son derbisi, bu sezon basketbolda atağa geçen G.Saray'ın evindeki ilk önemli maçı, biletlerin bir gün önceden tükenmesi, geçen sezon uzatmada kaybettiği Banvit maçından bu yana Abdi İpekçi'de maç kaybetmiyor oluşu, Spahija ile Akatlar fobisini bitiren F.Bahçe'nin 3 sezondur kazanamadığı deplasmanda bir seriyi daha noktalamak istemesi.. Keyifli maç olacak akşam, keyfini çıkartalım.

Euroleague'de Devrim Senesi (mi?)

Euroleague 2010-2011 sezonu ilk tur grupları sürpriz skorlarla başladı, sürpriz sıralamalarla sonuçlandı. “Sürpriz” nitelendirmemizi en çok destekleyen olgularsa geçtiğimiz sezon gruplarını son sırada tamamlayan Fenerbahçe Ülker ve Union Olimpija’nın bu sezon gruplarını ikinci sırada bitirerek devleri yerinden oynatmaları ve Zalgiris’in geçtiğimiz sezon başlayıp bu sezon süren çıkışı oldu.

Geçen sezonki grubunun son maçında evinde Zalgiris’e kaybederek dörtlü averajın en zayıf halkası olup grubu sonuncu tamamlayan Fenerbahçe Ülker sezona hem kadro kalitesi hem de taraftar ufku açısından kendini “revize etmeye çalışan” bir camia görüntüsünde başladı. Gruba Rytas zaferiyle başlayan ve Rytas ile Cibona’yı iki maçta da yenen Fenerbahçe Ülker, ilk maçlar rallisinde deplasmanda son Euroleague şampiyonu Barcelona’yı devirip 1 hafta sonra da İstanbul’da Montepaschi’yi farklı geçince “Normal Sezon” maçlarının en görkemli takımı haline geldi. Yükselen yıldızı genç Sloven pivot Gasper Vidmar’ın sakatlığı sonrası pota altında sıkıntılar yaşayan temsilcimiz Barcelona ve Montepaschi rövanşlarından yeni efsaneler yaratamasa da Rytas’ın Barcelona’yı Litvanya’da yenmesi aracılığıyla bu zorlu gruptan 2. olarak çıkmayı başardı. En skorer 80 oyuncu içerisine yalnızca Roko Ukic’i sokan Türkiye şampiyonu, bu orantılı skor paylaşımı ve taraftarıyla bütünleştiğinde olağanüstü sertleşen savunmasıyla final-four için adı geçen takımlar arasına girdi.

Slovenya şampiyonu Union Olimpija ise kuralar çekildiğinde Panathinaikos ve CSKA gibi 2 final-four gediklisi, Efes Pilsen gibi marka bir Euroleague takımı, güçlenen kadrosuyla İspanyol Power Electronic Valencia ve evinde Avrupa’nın en “aktif” seyircilerinden biriyle oynayan Armani Jeans Milano karşısında şanssız görülen bir ekipti. Ancak ilk 3 maçında peş peşe gelen Efes, Milano ve Panathinaikos galibiyetleriyle tüm otoritelerin saygısını kazanan Sloven ekibi tüm maçlar sonuçlandığında sahasındaki tüm maçları kazanmış olarak grubu tamamladı ve özellikle Siskauskas, Smodis, Khryapa gibi yıldızlarının sakatlıklarında büyük güç kaybettiği için başarısızlığı mazur görülen Rus devi CSKA’yı bu oyuncularının varlığında yenerek tur boyunca aldığı övgüleri perçinledi. Son maçta Valencia deplasmanında Savanovic’in “buzzer-beater” üçlüğüyle gelen mağlubiyet de Olimpija’nın havasını bozmadı ve Olimpija Top 16 kura sürecine heyecanını kaybetmeden girdi.

2 sezondur Litvanya şampiyonluğunu Rytas’a kaptıran Zalgiris, Euroleague’de ise geçtiğimiz sezon Top 16’yı gören tek Baltık ekibiydi. Bu sezona da geçtiğimiz sezon Final Four’a yükselerek yeni milenyumdan beri bu seviyeye en düşük bütçeyle ulaşan takım olan Partizan’ı yenerek başlayan Zalgiris, sezonun favorisi ve tüm takımlar arasında galibiyet sıralamasında zirvede olan Maccabi dışındaki tüm rakiplerinden galibiyet almayı başardı. Özellikle de son İspanya şampiyonu Caja Laboral’i deplasmanda devirerek büyük sükse yapan yeşil-beyazlılar Rus oligarkların yeni gözdesi BC Khimki’yi evinde ve Polonya şampiyonu Prokom’u da her iki maçta da yenerek grubu son maça kadar 2. Sırada götürdü ancak son maç Kalnietis’in destansı oyununa rağmen Khimki’ye uzatma sonucunda kaybederek ikinciliği güçlü Caja’ya kaptırdı, ancak 5’er galibiyetli Partizan ve Caja’dan “daha iddiasız olmayarak” Top 16 kuralarını beklemeye başladı.

Sonuç olarak Euroleague’de ilk tur grupları Maccabi, Olympiakos, Panathinaikos ve Montepaschi gibi favorilerin kendilerini bekleneni yapıp gruplarını lider bitirmelerinden çok; CSKA gibi bir başka favorinin grubunu son sırada tamamlaması ile Fenerbahçe Ülker, Olimpija ve Zalgiris’in takdire şayan zaferleriyle sonuçlandı. Şimdi Avrupa basketbol dünyası, bu 3 flaş takımdan herhangi birinin geçen sezon Partizan’ın yapamadığını yapabilme ihtimalini sorguluyor: Euroleague’in geçen sezon çeyrek finali dahi görmemiş yeni bir şampiyonunun olmasını.

Oğuz Özdaş

Karşıyaka'nın Eurochallenge Fikstürü

Eurochallenge Cup'da ilk tur aşamasını grup lideri olarak tamamlayan Pınar Karşıyaka'nın 2. turda Antwerp Giants-Dexia Mons Hainaut ve KRKA Novo Mesto takımlarıyla oynayacağı maçların programı belli oldu. Arka arkaya üç iç saha maçımızın yer aldığı fikstür şu şekilde:

18 Ocak Salı
Antwerp Giants - Karşıyaka
25 Ocak Salı
Karşıyaka - KRKA
1 Şubat Salı
Karşıyaka - Dexia Mons

15 Şubat Salı

Karşıyaka - Antwerp Giants
22 Şubat Salı
KRKA - Karşıyaka
1 Mart Salı
Dexia Mons - Karşıyaka

Keşke Kaynak Gösterseydin Be Basketfaul!

Burada kendimize ait olmayan bir haberi paylaşırken haber sahibine gönderme yapmaya bilhassa özen gösteriyoruz. Takip edenler biliyor zaten bu konudaki hassasiyetimizi. Akşam üzeri G.Saray Cafe Crown'un Eurocup fikstürü paylaşırken 4 satırlık, sıradan bir giriş cümlesi yazdım. Bu benim yazdığım, bu da haberin ardından Basketfaul'un girdiği haber. Benzer değil, devre arasında bıraktığım boşluğa kadar copy-paste haber. İlk değil bu, son da olmayacak biliyorum. Daha önce benzer durumlar başka sitelerde, hatta SkyTürk özelinde Tv'de de yaşandı. Altına 'Salsabasket'ten alıntıdır' yazmak bu kadar zor olmasa gerek. Gün içerisinde düzelteceklerini umut ediyorum.

Burada ya da diğer (ç)alıntılarda ismimizin yazılmaması çok da mühim değil esasen bizim için. Reklam, hit kaygısı ya da isim yapma gibi bir derdimiz, beklentimiz yok. Tek sorun 5 dakika da olsa zaman ayırıp yazıyorsam eğer, o emeğe saygı gösterilmesi gerekliliği. Üniversite eğitimim habercilik üzerine olmasa da naçizane bunun bir haber etiği olduğunu düşünüyorum. Gerçi bu salt haberciliğin değil, bütünüyle hayatımızın kuralı zaten. O da ayrı bir durum.

28 Aralık 2010 Salı

Telekom Jagla'yı Bitirdi

Dün bu transfer hikayesini ucundan azıcık çıtlatmıştık. Bugün öğrendiğime göre bitmiş iş. Jagla Çarşamba günü Ankara'da olacakmış. Evrakları hafta sonuna yetiştirilebilirse, Bornova deplasmanında eski formasını yeniden giyecekmiş. Severim Jagla'yı, gözümü kapatıp Telekom kariyerini hatırladığımda gayet iyi şekilde anıyorum onu. Dengesiz kadro içerisinde nitelikli yabancı oyuncu sayısını arttırma yönündeki ilk kesin adımı hiç de fena değil bence Telekom'un.

Efes Pilsen: 101 - O.Renault: 54 (Farklı Kazanmaya Devam)

Cuma günü kaybedilen G.Saray Cafe Crown maçından sonra, aynı maçın ikinci yarısını kenardan seyreden Jonathan Gibson ile yollarını ayıran Oyak Renault, iki yabancılı kadrosuyla Efes karşısındaydı bugün. Efes Pilsen'in son lig maçlarındaki farklı skorlarını, Oyak Renault'nun dar kadrosunu ve Bursa temsilcisinin asıl hedefinin haftasonu iç sahada oynayacağı Mersin BŞB maçı olduğunu düşününce farklı bir skor beklentisindeydim.

Yanılmadım. Hava atışıyla birlikte idman maçından bile kötü bir forma büründü maç. Guard bölgesinde tek başına kalan Alper Özcan'a sağlam bir baskıyla girdi oyuna Efes. Alper zaten oyun anlamında pısırık, iyice sindi. 32-17'lik skorla biten ilk çeyreğin en skoreri 13 sayılı Roberts idi. İkinci çeyreğin ilk 9 dakikasında sadece 2 sayı izleyebildik Renault'dan. Rakocevic'siz Efes Pilsen, rakibi karşısında Roberts, Sinan, Vujcic, Cenk, Nachbar derken, hiç zorlanmadan ve oldukça yüksek bir yüzde ile hücum etti ilk yarı boyunca. Bunun sonucu olarak da 60-22'lik bir tablo ile karşı karşıya kaldık. Nachbar 13, Vujcic de 12 sayıya ulaşarak Roberts'ı yakaladılar. Evsahibinin ilk 20 dakika itibariyle saha içi yüzdesi 23/36.

İlk yarıya 22 sayı sığdırabilen Renault, ikinci yarıya Waller önderliğinde nispeten azıcık daha üretken başladı. Sinan Güler dış şutlardaki başarısıyla üçlük isabet yüzdesini 4/5'e çıkarttı. Son çeyreğe girilmesine 1 dakika kala, fark Perasovic'i tatmin etmiş olacak ki, kadrodaki tek genç olan Burak Yacan Yüksel'i oyuna dahil etti. O da hemen ilk sayılarını üretti. Üçüncü çeyrekte 15'i Tay Waller imzalı 18 sayı bulabilen Renault, farkın açılmasına mani olamadı belki ama farkın açılış hızını kesti bir şekilde (80-40).

Final periyodunun ilk 5 dakikasında bu maça ait olması zor olacak bir şekilde 10-0'lık bir Oyak Renault serisi izledik. Bu seri ile skor 80-50'ye geldi. Ama kalan sürede işler yine normale döndü ve maç 101-54 bitti. Böyle bir maçta Efes cephesinde 6 farklı ismin çift hanelere ulaşmış olmasına rağmen, sahanın en skorerinin Renault'nun Twitter delisi ismi Tay Waller olması ilginç detay. Kişisel anlamda yüksek tatmin duymuştur, gece tweetleriyle kutlar bunu artık. :) Şaka bir yana, Waller'ın iyi durumda olması onlar için çok çok önemli.

Ancak Renault için en önemli nokta: Oyun kurucu bölgesine yapılacak takviye. Hem skor üretebilecek hem de takımı çekip çevirecek bir adama ihtiyaçları var. Kısa sürede bu özellikte birini bulabilirler mi acaba? Ufuk Kaçar'ın yokluğunda Serkan İnan'ın katkısızlığı da onlar için büüyük sorun. Ligde 1-2-3 galibiyetli çok takım olduğundan Renault için hiçbir şey bitmiş değil. Haftasonunda oynayacakları Mersin BŞB maçı onlar için çok kritik. O maç olumlu/olumsuz çok şeyi değiştirebilir. Son yıllarda sezon sonlarında bir şekilde ligde kalmayı başaran ve bu konunun uzmanlarından olan Oyak Renault, bakalım bu yıl da bunu başarabilecek mi? Yücel Platin ve öğrencilerini takipteyiz.

Pekiii, şöyle bir maçta dahi oyun kurucu bölgesinde ağırlık koymayı beceremeyen Wisniewski'ye ne demeli? Yıllarca Ender'i eleştirmiş bizlere, verebilecek daha iyi bir hediyen yok muydu be Perasovic? Çürük yahu bu Vişne !!!

Efes Pilsen (101): Andrew Wisniewski 2 (3 ribaund-3 asist), Cenk Akyol 8 (2 ribaund-4 asist), Lawrence Roberts 16 (9 ribaund-2 asist), Bootsy Thornton 10 (5 ribaund-6 asist), Ender Arslan 3 (2 ribaund-2 asist), Burak Yacan Yüksel 2, Nikola Vujcic 12 (8 ribaund-2 asist), Bostjan Nachbar 17 (5 ribaund-1 asist), Sinan Güler 18 (3 ribaund-3 asist), Erwin Dudley 13 (7 ribaund)

Oyak Renault (54): Serkan İnan (1 asist), Alper Özcan (2 ribaund-4 asist), Nedim Dal 9 (4 ribaund), Tufan Önen (4 ribaund), Tay Waller 20 (1 ribaund-3 asist), James Mays 15 (12 ribaund-1 asist), Kerem Özkan 7 (1 ribaund), Umut Yenice 3 (3 ribaund)

F.Bahçe'den Atasü'ye İstifa Çağrısı

TFF Futbol Doping Kurulu ve TBF Sağlık Kurulu Başkanlığı görevlerini yürüten Prof.Dr. Turgay Atasü'nün Diana Taurasi'nin pozitif çıkan ilk test sonucunun ardından yapmış olduğu açıklamayı sabah paylaşmıştım. Açıklamanın ilginç ve sert olduğu notuyla birlikte. Bu açıklamaya karşılık olarak F.Bahçe resmi sitesi de az önce yazılı bir açıklama yaparak Prof.Dr. Atasü'yü istifaya çağırdı: 'Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hukuku ayaklar altına alan, tarafsızlığını yitirmiş Sayın Atasü’yü hiç vakit geçmeden ilgili Federasyonlardaki görevlerinden istifa etmeye davet ediyoruz.' Açıklamanın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

G.Saray'ın Eurocup Fikstürü Belli Oldu

Eurocup'da grup lideri olarak yoluna devam eden tek temsilcimiz G.Saray Cafe Crown'un, 2.turda Pepsi Caserta-Estudiantes ve Nymburk takımlarıyla vereceği çeyrek final mücadelesinin fikstürü belli oldu. 18 Ocak'ta İtalya deplasmanında başlayıp 1 Mart'ta İspanya'da sona erecek grup mücadelesinin fikstürü şu şekilde:

18 Ocak Salı
Pepsi Caserta - G.Saray Cafe Crown
25 Ocak Salı
G.Saray Cafe Crown - Estudiantes
1 Şubat Salı
G.Saray Cafe Crown - CEZ Nymburk

15 Şubat Salı
CEZ Nymburk - G.Saray Cafe Crown
22 Şubat Salı
G.Saray Cafe Crown - Pepsi Caserta
1 Mart Salı
Estudiantes - G.Saray Cafe Crown

Mersin'de Mete Babaoğlu Görevden Ayrıldı, Yeni Koç Ercüment Sunter

Geride bıraktığımız 11 haftada ligde yalnızca 1 galibiyet alabilen Mersin BŞB'de koç Mete Babaoğlu ile yollar ayrıldı. Takımın başına getirilen yeni isim ise Telekom'daki görevinden ayrıldıktan sonra bir süre inzivaya çekilen Ercüment Sunter oldu. Koç Babaoğlu'nun koltuğunun sallantıda olduğunu bilmeyen yoktu ama bu tercih her halükarda ilginç bir tercih. Koçun yardımcılığını da Serdoğan Ersözlü üstlenecek. Geçen yıl Mete Babaoğlu takımı 18. haftada devraldığında 4 galibiyeti vardı Mersin ekibinin. Sezonun kalan kısmında tam 8 galibiyet almalarının yanı sıra kupada da final oynama başarısı göstermişlerdi. Koç Ercüment Sunter de 12. hafta öncesinde 1 galibiyeti bulunan takımı devralıyor. İşi hiç kolay değil.

Haberi ilk olarak Basket Dergisi'nden Can İşbakan geçti, ardından Mersin'den gelecek haberi bekledik. O da az önce geldi. Hayırlısı olsun herkes adına. Bu arada koçun yarın oynanacak Bornova maçında takımın başında sahaya çıkması bekleniyor.

Prof.Dr. Turgay Atasü: Taurasi 2 Yıl Ceza Alır

Diana Taurasi olayında herkes sükunetle B numunesinin açılacağı günü beklerken sessizliği bozan isim TFF Doping Kurulu Başkanı ve aynı zamanda TBF Sağlık Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Turgay Atasü oldu. 'B numunesinde bir değişiklik olmaz, Taurasi 2 yıl ceza alır.' diyen Atasü'nün Anadolu Ajansı'na yapmış olduğu açıklama sert ve bir o kadar ilginç açıkçası. Taurasi'nin ilk testinde çıkan Modafinil maddesinin ABD'de pilotlara verildiğini ve ayrıca uyku bozukluğu yaşayan kişilerin de bu ilacı kullandığını söyleyen Atasü'nün açıklamaları şu şekilde:

'Aslında Taurasi’nin B numunesinin 10 gün içinde test edilmesi gerekirken, Ocak ayının içine atıldı. Zaten oynayamadığı için de buna hoşgörüyle bakıldı. Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Ben bugüne kadar böyle bir değişiklik görmedim. Çünkü bu testleri gerçekleştiren laboratuvar, pozitif çıkan sonuçları bir kaç kez tekrarlıyor. Taurasi bu duruma göre normalde 2 sene ceza alır. Dünya basketbolunun zirvesinde biri ama ne yapalım, o da kullanmasın. Hiçbir suçlu (Ben yaptım) demez. B numunesi çıktığında göreceğiz. Tüm yapanlar inkar eder.'

Yeni kurallara göre, doping maddesine rastlanan sporcu veya takımlarla ilgili olarak tüm itirazlar sonuçlanana kadar bilgi verilmediğini, ancak bazen basın yoluyla konunun kamuoyuna yansıdığını dile getiren Turgay Atasü, kendisinin açıklıktan yana olduğunu aktardı.


Taurasi’nin durumunun ancak 25 gün sonra duyulduğunu söyleyen Atasü, 'Eğer daha önce duyulsa belki sonrasında çıkan doping olaylarına da örnek olacaktı. Doping ifşa edilmeli. Tabi şimdi futbolda ve basketbolda bir anda olaylar patlayınca, biraz buna meyil eden sporcuların gözü korkmuştur.' şeklinde konuştu.

Futboldaki doping olaylarına da değinen Atasü, 'Futbolda 2,5 yıl aradan sonra bir anda doping vakalarıyla karşılaştık. İki hafta içinde 5 doping olayı oldu. Bunlardan 2'si organize doping olayı. Bana göre bir takımda iki oyuncuda birden doping çıkarsa, orada organize bir olay vardır. Ben futbolda ilk kez organize doping vakasıyla karşılaşıyorum. Adını söyleyemiyoruz yeni kurallar gereği, cezalar kesinleşinceye kadar konuşulması yasak. Bana kalırsa da caydırıcılık için çıkar çıkmaz duyurmak lazım'. dedi.

Taştimur: Fast-Break Yapmamak, Tempo Düşürmek Lüksümüz Yok

Edirne'de Erdemir'e karşı aldığı 88-61'lik farklı galibiyetle bu sezonki 6. galibiyetine imza atan Olin Edirne'de koç Gökhan Taştimur'un maç sonu açıklamaları şu şekilde:

'Geçen hafta ciddi bir sayı farkıyla kaybettiğimiz Antalya maçından sonra, tekrar kendi sahamızda Erdemir gibi, son haftalarda son derece iyi basketbol oynayan, lig lideri F.Bahçe Ülker’e son saniyede kaybeden bir takıma karşı çok çabuk toparlanarak ve maçı baştan sona kontrolümüz altında tutarak kazanmamız bizi son derece memnun etti. Bir kez daha gördük ki, kendi basketbol anlayışımızı sahaya yansıttığımız takdirde başarılı sonuçlar alıyoruz. Birinci ve ikinci periyotlarda baskıyı başlattığımızda son periyotta farkın açılmasını sağlıyoruz. Bunu da Erdemir maçında bir kez daha en iyi şekilde başardık.

Daha öncede belirttiğim gibi, bizim basketbol programımız sert ve takım halinde iyi savunma yapmak ve bu savunma emeğinin karşılığını hücum organizasyonlarında israf etmemek, disiplinli bir şekilde takım halinde hücum etmeye dayanıyor. Bizim fast break yapmamak, oyunun temposunu düşürmek gibi bir lüksümüz yok. Zaten kadromuzda Can Akın, Renaldas Seibutis, Vidas Ginevicius gibi ‘Opencourt’ özelliği olan oyuncularımızla tempoyu düşürmek, fastbreak yapmamak imkansız. Sadece takım olarak oyunun kontrolünü sağlamayı düşünüyoruz. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman da yüksek sayılara, farklı sonuçlara ulaşıyoruz.

Artık Erdemir maçını geride bıraktık ve Perşembe günü İzmir’de Pınar Karşıyaka ile oynayacağımız maçın hazırlıklarına başlıyoruz. Oyuncularım Pazar gününü pazartesi sabahını dinlenerek geçirdiler ve bugün(P.tesi) akşam üstü antrenmanlara başlıyoruz. Salı akşamı da İzmir’e hareket edeceğiz ve çalışmalarımıza orada devam edeceğiz. Bilindiği gibi Pınar Karşıyaka takımı da bizim gibi kendi prensiplerini ön planda tutan, kendi oyun düzeni olan bir takım. Bu açıdan da baktığımızda Perşembe günü iki takımın çok keyif verici bir mücadele sergileyeceğini düşünüyorum. Çok keyifli bir maç izleteceğimize inanıyorum. Artık bütün konsantrasyonumuzu İzmir’de oynayacağımız Pınar Karşıyaka maçına vermiş durumdayız. Zor bir dönemin başladığının bilincindeyiz. Perşembe günü Pınar Karşıyaka, dört gün sonra evimizde Tofaş, ardından deplasmanda Galatasaray Cafe Crown ve akabinde ilk yarının son maçında Mimar Sinan’da Efes Pilsen ile karşılaşacağız. Bu süreçten azami kazançla çıkmayı hedefliyoruz.'

27 Aralık 2010 Pazartesi

Pota Programı Pazartesi Gününe Alındı

TRT'nin yıllardır devam eden basketbol emekçisi programı 'POTA', bundan böyle Pazartesi günleri yayınlanacak. Prime-time denilen zaman aralığında 20:30 - 21:30 saatleri arasında yayınlanacak olan programı TRT-3 ekranlarından takip edebilirsiniz.

Naçizane fikrim, yayıncı kuruluş Spormax'in programı Basketmax ile çakışmış, kötü olmuş.

Hakan Yapar TED Kolejliler'de

TB2L'nin en iddialı takımlarından TED Kolejliler, sezon öncesi kurduğu güçlü kadroya önemli takviyeler yapmaya devam ediyor. Medical Park Trabzonspor kadrosunda yer alan ancak sezon başından beri istediği dakikaları alamayan Hakan Yapar, bundan böyle başkent temsilcisi için ter dökecek. Geçen yıl Trabzon'da TBL biletini kapma sevinci yaşayan oyuncu, aynı başarıyı bu kez de TED Kolejliler çatısı altında yaşamaya çalışacak. Salsabasket özel haberidir.

Jan Jagla Yeniden Telekom'a (mı?)

Yabancı oyuncu kadrosunda değişikliğe gitme amacında olan Türk Telekom'da eskiye rağbet devam ediyor. Bir ara El-Amin ve Bajramovic'le adı anılan Türk Telekom için şimdi de Jagla ismi telaffuz edilmekte. Hem de bir hayli sesli.

Rytas Top-16 vizesini kapınca El-Amin ve Bajramovic'in çıkışları zorlaşabilir ama Jagla'nın Euroleague'den elenen Prokom'dan çıkışı çok da zor olmaz. Salsabasket özel haberidir.

Erman Kunter Röportajı (Can İşbakan)

Hafta arasında F.Bahçe Ülker ile İstanbul'da karşılaşan Erman Kunter, Cumhuriyet Gazetesi'nden Can İşbakan ile dolu dolu bir röportaj gerçekleştirmiş. Güzel insan, büyük koç Erman Kunter, Fransız vatandaşlığına geçtiğini ve yakın zaman içerisinde Fransa Milli takımının başına geçebileceği müjdesini verirken bir kez daha burkuldu yüreğim. 'Eğer ben Türk Milli Takımı’nın başına kişisel sebeplerden dolayı getirilmiyorsam çok yazık.' diyen koç sezon başında Efes Pilsen ile anlaşamamasını da şu cümlelerle açıkladı: 'Anlaşamadığımız konular oldu. Bunun ilk nedeni kontrat süresiydi. Ben 2+1 yıllık sözleşme istedim, onlar kabul etmedi. Tabii Efes Pilsen kısa vadede başarı istiyordu. İkinci konu maddiydi. Detayına çok girmeyeyim ama duyduğum, şu an çalışan Perasovic’e bana önerilenden daha fazlası verilmiş. Ki ben para konusunda hiç pazarlık yapmadım. Efes Pilsen buna karşılık bana prim vermeyi teklif etti. Oyuncuya prim verirsin performansı artsın diye ama antrenöre neden prim verilir anlamadım. Daha çok mola aldığım zaman mı prim alacağım. Zaten antrenör heyecanlı olmalı. Bunu primle sağlayamazsın.'

Bu kısır döngülerle, kirli ilişkilerle yürüyen basketbol dünyamızda haketmiyoruz hocam belki de seni, uzaktan izlemeye, yaptığın işlere saygı duymaya devam edelim biz. Sen yine bildiğini yap, kabart göğsümüzü. Can İşbakan imzalı röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Flaş!: Beşiktaş CT'da Oyuncular İdmana Çıkmadı

Beşiktaş Cola Turka cephesinden geçmişe dönüp baktığımızda hiç de yabancı olmadığımız bir haber var: Siyah beyazlı oyuncular bu sabahki idmana çıkmamışlar. Sebep: Ortalama 3 maaş içeride oluşları. 2 ay içeride olan da var, 3,5 ay içeride olan da. Allen Iverson da 1 maaş içerideymiş galiba ama bu bilgiyi tam teyit ettiremedim. Teknik heyette de durum farksız.

Demek ki neymiş? Allen Iverson da gelse, zihniyet bir parça olsun değişmezmiş!!
Salsabasket özel haberidir.

Milli Takım'ın Yeni Koçu Orhun Ene

Geçtiğimiz hafta yaptığı Diana Taurasi haberiyle ortalığı ayağa kaldıran Ümit Avcı'nın 2. bombası da Orhun Ene'nin Milli Takım koçluğuna getirildiği haberiydi. Dün gece Skytürk'teki Basketbol Panorama programına bağlanan koç Orhun Ene, konuyla alakalı olarak geçtiğimiz hafta Başkan Turgay Demirel ile görüştüğünü ve bu teklifin kendisine iletildiğini söyledi. Koç da bu görevi üstlenmekten mutluluk duyacağını iletmiş Başkan'a. TBF tarafından resmi açıklama henüz yapılmamış olsa da koç 1. ağızdan doğruladı haberi yani. Kendi adıma bu haber için çok sevindiğimi söylemeliyim. Hayırlısı olsun.

Reno'da Jonathan Gibson ile Yollar Ayrıldı

Reno'da sezon başında transfer edilen ve geride kalan 11 haftada yakaladığı 18 sayı-3.3 asist-3.9 ribaund istatistiklerine rağmen o beklenen, istenen katkıyı bir türlü veremeyen Jonathan Gibson ile yollar ayrıldı. 11 haftada yalnızca 2 galibiyet alabilen Reno'da daha önce de Charles Garcia takımdan gönderilmişti ve yerine Mays kadroya dahil edilmişti. Karşılıklı anlaşma sonucu feshedilen sözleşmelerin ardından yarın Efes Pilsen deplasmanını iki yabancıyla oynayacak olan Reno'da, yeni transfer hafta sonundaki Mersin maçına yetiştirilmeye çalışılıyor. Henüz 12. hafta olmasına rağmen iki takım için de çok kritik bir maç. Yeni gelecek yabancı oldukça önemli olacak onlar adına.

Samardziski'nin Potadan Potaya Basketi (Video)

Haftasonu oynanan Olin Edirne - Erdemir maçının son saniyesinde Makedon uzun Samardziski'nin potadan potaya yolladığı topun basket oluşu kayıt altına alınmış tribünden. Sonrasında Seibutis ile beraber yaptıkları kısa dans da tabii. Videoyu Facebook üyeleri şuradan izleyebilirler. Bu fasulya 7,5 lira, Edirne'de basketbol aşkı bambaşka..!!!

Seibutis & Samardziski (Foto)

Erdemir'i 88-61 mağlup eden Olin Edirne'de, günün iki kahramanı Seibutis ve Samardziski maç sonunda galibiyeti kutluyor. Fondaki 'Bu Fasulya 7.5 Lira' melodisiyle. Muazzam fotoğraf. (Fotoğraf: Olin Edirne Facebook Sayfası)

Beşiktaş Cola Turka Farklı(!) Kazandı

'Beşiktaş Cola Turka, Kıbrıs Rum Kesimi’nde uğradığı saldırı sebebiyle as oyuncularını dinlendiren Pınar Karşıyaka’yı, evinde 89-65’lik skorla mağlup etti.'

Bu cümle dün oynanan Beşiktaş Cola Turka - Pınar Karşıyaka karşılaşmasının federasyonun resmi sitesinde yer alan maç yazısının başlangıç cümlesi. Başlık da: 'Beşiktaş Cola Turka Farklı Kazandı' şeklinde atıldı. Üstüne edebilecek sözü olan varsa buyursun, tarifsiz gerçekten.

26 Aralık 2010 Pazar

Aliağa: 80 - Mersin BŞB: 71 (Randle'dan 31 Sayı, Fitch'den Merhaba)

İlk 3 maçta aldığı 2 galibiyetin ardından son 7 maçtan yalnızca 1 galibiyet çıkartabilen Aliağa, ligin tek galibiyetli tek takımı Mersin BŞB ile karşılaştı bugün. Hafta arasında Coleman'ın yerine takıma katılan Fitch'in ilk beş başladığı karşılaşmaya 8'i Randle imzalı olmak üzere 10-0'lık bir seriyle giriş yaptı ev sahibi. Bu rüzgarı dindirmeyi başaran Mersin karşısında ilk çeyreği 19-17 önde kapatan Aliağa, devreye de 44-31 önde girdi. Fitch'in yalnızca 1 basket üretebildiği devrede Randle'ın 22 sayısı ise haftanın istatistiği kesinlikle. Dün Seibutis, ilk yarıda 18'de kalmıştı. Nedim Yücel'in 9, Hakan Köseoğlu'nun 7 sayı ürettiği 3.çeyrekte 23-10 ile geri dönmeyi başaran Mersin, Hakan'ın son saniye basketiyle finale 54-54 girmeyi başardı.

Bugüne kadar yalnızca 1 galibiyet alabilen Mersin'in böylesine bir sonda ayakta kalıp kalamayacağı önemliydi. Fitch ile sonuca gitti Aliağa, bir kez daha karşı koyamadı Mersin. Tam 26 sayı yedikleri bu son 10 dakikada, Fitch'in 3-3 üçlükle ve 2 serbest atışla 11 sayı üretmesi ise Randle'ın 31 sayılık performansını galibiyeti dönüştüren faktör oldu. Maç sonundaki isabet yüzdesi 5-15 olsa da korkmadan atmaya devam ediyor. Tam da istediği yerde şu anda. Kritik anlarda yine eli titremeden tam 11 sayı üreten Fitch, maçı da 15 sayı-10 ribaund-3 asist ile tamamlayarak yeni bir merhaba demiş oldu ligimize. Randle, 22'sı ilk yarıda olmak üzere ürettiği 31 sayıyla haftanın en skoreri. Hüseyin Beşok'un 5-6 isabetle ürettiği 12 sayının yanına eklediği 9 ribaund-1 asist-3 blok -2 top çalması muazzam bir katkı.

Mersin cephesinde ise Alex Scales'in 3-16'lık saha içi isabeti Nedim Yücel'in 16 sayı-17 ribaundını ve Hakan'ın 16 sayı-2asistini nötrlüyor adeta. Alex'in bu yüzdelerle 9 sayıda tamamladığı bir deplasmandan galibiyet çıkartmak zor. 4-17'lik üçlük yüzdesi de cabası. Asım'ın 4 sayı-5 top kaybı oranı da dikkat çekici. Uzun zamandır işler hiç de iyi gitmiyor Mersin'de. 10. mağlubiyet oldu bu. Hafta içinde Tyler Smith'siz bir Bornova karşısında kazanmaktan başka şansları yok. Ardından Reno deplasmanı var. Buradan 2 galibiyet şart Mersin için. Neler olacak, hep birlikte göreceğiz.

Aliağa Petkim (80): Polat Kaya 9 (1 ribaunt – 1 asist), Ersan Özseven (1 ribaunt), Levent Bilgin, Barış Güney 3 (2 ribaunt - 1 asist), Hüseyin Beşok 12 (9 ribaunt – 1 asist), Jerry Randle 31 (1 ribaunt -3 asist), Gerald Fitch 15 (10 ribaunt – 3 asist), Kaan Üner (2 ribaunt - 3 asist), Lamar Hunter 8 (10 ribaunt – 2 asist), İlkay Okay 2

Mersin BŞB (71): Asım Pars 4 (4 ribaunt – 2 asist), Nedim Yücel 16 (17 ribaunt – 2 asist), Orhun Güngören, Alex Sacales 9 (1 ribaunt), Hakan Köseoğlu 16 (4 ribaunt – 2 asist), Hazer Avcı 2 (1 ribaunt), Vincent Grier 10 (5 ribaunt – 2 asist), Andrej Stimac (1 ribaunt), Lamont Christmas 12 (1 ribaunt), Mutlu Demir 2 (1 ribaunt – 1 asist)

Banvit: 92 - Telekom: 77 (Banvit İkinci Yarıda Kazandı)

Yeni koçları Timuçin Meriç yönetiminde arka arkaya 2 galibiyet almasının ardından geçtiğimiz hafta Trabzon'da kaybeden Telekom, bugün Bandırma deplasmanındaydı. Gaffney ve 2. lige döneceği konuşulan Orhan Haciyeva'nın kadroda yer almadığı Telekom'a karşılık ev sahibi ekipte sakatlıklarını atlatan yabancı oyuncular kadrodaydı. 7-0'lık Telekom serisiyle başlayan karşılaşmanın ilk çeyreği 26-24 konuk takım üstünlüğüyle sona ererken devreye de 46-46 beraberlikle girildi. Bandırma'da bir devrede 46 sayı yemek Banvit açısından işlerin iyi gitmediğine işaretti. 2.yarının ilk 2.30'luk diliminde yakaladıkları 10-0'lık seriyle kontrolü ele alsalar da aynı şekilde yedikleri 17-7'lik seriyle 63-63'de skor yeniden eşitlendi. Periyot sonuna 9-2'lik bir seri daha sıkıştıran Banvit, finale 72-65, son 5 dakikaya da 77-73 önde girmeyi başardı. Bu dakikaya kadar rakibinin her atağına karşılık veren Telekom, son Banvit hamlesine karşılık veremeyerek 15-4'lük seri sonunda maçtan 92-77 mağlup ayrıldı.

20 sayı-8 asist-6 ribaund ile günün yıldızı olan Barış Ermiş, çift haneye çıkan tam 5 oyuncu var Banvit'te. 7-9 isabetle 16 sayı üreten ve yanına da 5 ribaund-2 blok ekleyen Golubovic'in yükselen performansı devam ediyor.( 5 top kaybı da önemli bu maç özelinde.) Son haftaların formda ismi Bora, yalnızca 4 dakika oynadı bugün, onu da not düşelim. Telekom cephesinde ise boyalı bölgeden kullanılan 30 topa karşılık tam 30 tane de üçlük denemesi var. Bu da Telekom'un farkı işte. 4-11 saha içi isabetle oynayan Becirovic, 17 sayısıyla takımının en skoreri oldu. İlk devrede 46 sayının ardından 2.yarıda yalnızca 29 sayıya, son 5 dakikada ise yalnızca 4 sayıya izin veren Banvit savunması ise maçı aldı götürdü.

Bu galibiyetle birlikte 9. galibiyetini alan Banvit, G.Saray Cafe Crown ile birlikte lider takipliğini devam ettirdi. Hafta arasında Trabzon'a gidecekler, şiddetle galibiyete ihtiyacı olan bir Trabzon'a. Timuçin Meriç yönetiminde 2, toplamda ise 7. yenilgisi alan Telekom ise Ankara'da Aliağa'yı ağırlayacak.

Banvit (92): İbrahim Yıldırım (1 asist), Barış Ermiş 20 (6 ribaund – 8 asist), Mutlu Akpınar 5 (3 ribaund – 3 asist), Charles Davis 10 (5 ribaund – 7 asist), Yiğitcan Turna 3 (2 ribaund – 4 asist), Keith Simmons 13 (7 ribaund), Vladimir Golubovic 16 (5 ribaund), Antonio Graves 15 (1 ribaund – 1 asist), Lance Williams 10 (3 ribaund – 1 asist)

Türk Telekom (77): Ray Wesson 13 (9 ribaund – 1 asist), Heiko Schaffartzik 7 (3 ribaund – 2 asist), Sani Becirovic 17 (4 ribaund – 2 asist), Rasim Başak 11 (3 ribaund), Mehmet Yağmur 7 (1 ribaund – 5 asist), Adem Ören 3 (1 asist), Yunus Çankaya 5 (1 ribaund – 4 asist), Gregory Stiemsma 6 (1 ribaund – 1 asist), Ceyhun Altay 8 (2 ribaund – 2 asist)

Beşiktaş CT: 89 - Karşıyaka: 65 (Formalite Maçının Galibi Kartal)

Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde oynadığı Apoel maçı akabinde yaşanan rezillik sonrası kendini ülke topraklarına zor atan Karşıyaka'nın Federasyon'la karşılıklı yazışmalarını takip etmiştik hep beraber. Oyuncularının psikolojik bir buhranda olduğunu ve maçın ertelenmesi gerektiğini düşünen Karşıyaka, beklediği cevabı alamayınca çok sert bir biçimde karşılık verdi ve protesto olarak genç takım takviyeli çıktı Beşiktaş deplasmanına. Hal böyle olunca maçın skoru da netleşti kafalarda.

Karşıyaka'da ciddi süre alan oyuncuların hiçbiri forma giymezken, A takım forması giyen diğer oyuncular Serkan Menteşe, Onur Kentli ve Onur Çalban bu maçta sahadaydılar. Beşiktaş'ta ise sakatlıktan dönen Allen Iverson, formsuz A.J. Ogilvy'yle beraber takımı sırtladı. Hafta içindeki Goettingen maçında şans bulan gençler Murat Kutlu ve Anıl Bergansa da bu antrenman niteliğindeki maçta fazlasıyla süre aldılar.

Tabii ki sahadaki görüntü hoş değildi. Bu maçın tam kadrolarla oynanması halinde ne kadar mücadele içinde geçeceği ortadaydı fakat birtakım anlaşmazlıklar biz basketbolseverleri bu zevkten mahrum bırakmış oldu.

Beşiktaş Cola Turka (89): Allen Iverson 20 (2 ribaunt – 3 asist), İsmail Çevik 2 (9 ribaunt - 2 asist), Bekir Yarangüme, Mustafa Abi (1 asist), Murat Kutlu 14 (3 ribaunt – 5 asist), Mustafa Bergansa 2 (4 ribaunt), Serhat Çetin 3 (6 ribaunt – 3 asist), Mire Chatman 13 (7 ribaunt - 3 asist), Cevher Özer 15 (9 ribaunt), Andrew Ogilvy 20(11 ribaunt – 2asist)

Pınar Karşıyaka (65): Güray Dalaman 17 (2 ribaunt – 4 asist), Serkan Menteşe 16 (5 ribaunt – 5 asist), Saygın Sop, Berk Yaman (1 ribaunt), Sinan Şen (3 ribaunt – 1 asist), Ersin Çilengiroğlu 2 (3 ribaunt – 1 asist), Onur Kentli 24 (11 ribaunt), Onur Çalban 6 (4 ribaunt – 3 asist)