5 Mart 2011 Cumartesi

Taşındık.. www.salsabasket.net adresindeyiz..

Blogspot'un geçici süre ile erişime engellenmesi ile bizde ne zamandır aklımızda olan tam bağımsız siteye geçiş planımızı hayata geçirdik. Yeni dizayn, yeni logo, yeni site, yeni sunucu, yeni arka fon.. Ama değişmeyen blog havası, değişmeyen ekip ve değişmeyen tarz..

www.salsabasket.net adresindeyiz. Blogspot uzantılı sitemiz artık güncellenmeyecek. SalsaBlog Arşivi olarak yeni siteden link vereceğiz, eski yazıları okumak isteyenleri blogspot'ta ağırlayacağız.

Haydi rast gele!!!!!

Not: Salsabasket.net yazdığınızda hala blogspot'a yönlendiriliyorsanız, cookielerinizi temizlemeniz gerekiyor bilgisayardan.

4 Mart 2011 Cuma

Oyak Renault: 49 - Optimum TED: 65 (Hazırlık Maçı)

Dipten kurtulmak adına çok önemli bir viraja giren ve geçtiğimiz hafta F.Bahçe Ülker karşısında gösterdiği direnişle çok kuvvetli olmasa da bir umut ışığı yakan Oyak Renault, TB2L takımlarından Optimum TED Ankara Kolejliler ile oynadığı hazırlık maçını 65-49 gibi farklı bir skorla kaybetti. İlk periyodu 12-8 önde kapatan TED, devreye de 36-24 önde girmeyi başardı. Üçüncü periyot sonunda 57-34 olarak oluşan skor maç sonunda da 65-49 olarak yansıdı skorborda. Hacettepe maçında saha içi isabeti bulamayan Knight, 16 sayısıyla maçın en skoreri olurken Reno'da Tufan, 49 sayının 15'ine imza atan isim oldu.

Valencia: 82 - F.Bahçe Ülker: 68 (Avrupa'da Yolun Sonu)

Geçen hafta Olympiakos karşısında alınan berbat yenilginin ardından sezonun en kritik maçında iki sayılık avantajı cebine koyarak Pesic'in takımını yenmek mottosuyla Valencia'daydı F.Bahçe Ülker. Korakor başlayan maçta 2.periyodun ikinci diliminde oyun aklını yitiren sarı lacivertlilere cezayı anında kesti İspanyollar. Maçın geri kalan kısmı buradaki farkı eritmek için kovalamaca şeklinde geçti. Sonlarda Emir'in bireysel performansıyla dönüş ateşi yakılsa da Sinan Erdem'de Emir'den arka arkaya yediği 2 blokun acısını unutmayan Rafa Martinez, peşpeşe yolladığı iki üçlükle kapıyı kapattı.

Geçen sezonun iki finalistini deplasmanda mağlup ettikten sonra Top-16'da Avrupa'ya veda etmek can sıkıcı her koşulda. Yaşanan sakatlıklar, talihsizlikler, formsuzluklar, belki teknik hatalar, koç tercihleri, taraftarın parkeye etkisi diye uzuyor liste. Bu son yasak sonrası siteye erişebilen, yazılanları okuyabilen ve yorum bırakma şansını elde edenlerin sayısı hayli azaldı. Yeterince tadsızız zaten. Üstüne bir de buralara dalmayalım, kısa bitirelim bu seferlik.

Power Electronics Valencia (82): Omar Cook 6 (3 ribaund- 11 asist), James Augustine 8 (5 ribaund), Jeremy Richardson 5 (4 ribaund), Serhiy Lishchuk 6 (8 ribaund), David Navarro 5 (1 ribaund), Rafa Martinez 8 (3 ribaund- 3 asist), Florent Pietrus (2 ribaund), Dusko Savanovic 14 (4 ribaund), Nando de Colo 15 (1 ribaund- 1 asist), Robertas Javtokas 15 (5 ribaund- 1 asist)

F.Bahçe Ülker (68):
Roko Ukic 13 (2 ribaund- 4 asist), Ömer Onan (1 asist), Darjus Lavrinovic 11 (6 ribaund), Sarunas Jasikevicius 4, Kaya Peker (3 ribaund- 2 asist), Oğuz Savaş 11 (2 ribaund- 1 asist), Tarence Kinsey (2 ribaund- 2 asist), Marko Tomas 5 (8 ribaund- 1 asist), Sean May 4 (2 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 20 (2 ribaund- 3 asist)

Efes Pilsen Mağlubiyetle Veda Etti

Geçen hafta Siena deplasmanında aldığı mağlubiyetle Avrupa defterini rafın en üstüne, diğerlerinin yanına, kaldıran Efes Pilsen, rakip Partizan için de formaliteden başka bir anlam taşımayan maçta rakibine 67-65 mağlup olarak sezonu yenilgiyle kapattı. Bugüne dair söylenebilecek birşey yok, söylenilmesi gerekenleri Siena deplasmanının ardından geçmiştik genel çerçevede. Keyifsiz gecenin havasına Efes Pilsen de uyum sağladı denilebilir kısaca. Sinan Erdem'de son saniye basketleriyle özdeşleşen Kerem Tunçeri, son topta yolladığı üçlüğü soksaydı daha keyifli bir son olabilirdi elbette.

Efes Pilsen ismiyle Euroleague'de yer alınılan son sezondu bu ayrıca, onu da atlamayalım. Bundan sonra ne olur ne biter, halen muallak.

Efes Pilsen (65): Igor Rakocevic 19, Lawrence Roberts 9 (7 ribaund - 2 asist), Kerem Tunçeri 6 (3 asist), Bootsy Thornton 6 (8 ribaund), Kerem Gönlüm 8 (8 ribaund - 3 asist), Ender Arslan 2 (1 ribaund - 2 assist), Nikola Vujcic 4 (4 ribaund - 4 asist), Flip Murray 3 (1 ribaund - 1 asist), Sinan Güler 8 (1 ribaund -1 asist), Ersin Dağlı (1 asist)

Partizan (67): Curtis Jerrells 8 (7 ribaund - 7 asist), Dusan Kecman 8 (5 ribaund - 5 asist), Jaka Klobucar 5 (2 ribaund -2 asist), Vladimir Lucic 4 (1 ribaund - 1 asist), Dragan Milosavljevic (1 ribaund), Rasko Katic 8 (8 ribaund), Nathan Jawai 6 (3 ribaund - 1 asist), James Gist 3 (5 ribaund - 2 asist), Jan Vesely 23 (6 ribaund -1 asist), Branislav Djekic 2 (1 ribaund)

3 Mart 2011 Perşembe

Salsabasket 2010 Yılında da TSYD Internette Spor Gazeteciliği 1.'si

Salsabasket sitesi olarak geçen yıl 'Cemal Nalga Skandalı' ile kaptığımız TSYD Internette Spor Gazeteciliği kategorisi birinciliğinden sonra bu yıl da aynı kategori de birinciliği kaptık, 'Devşirme Yönerge' başlıklı haberle koltuğumuzu kimselere bırakmadık. Herkese ama herkese çok teşekkürler.

Beşiktaş CT: 80 - Torku Selçuk Üni: 81 (Hazırlık Maçı)

Yeni koçu Halil Üner ile TBL'ye yükselme hedefini gerçekleştirmek isteyen Torku Selçuk Üniversitesi, İstanbul'da Beşiktaş Cola Turka ile oynadığı hazırlık maçından 80-81'lik skorla galip ayrıldı. Konya temsilcisi Perşembe günü G.Saray Cafe Crown, Salı günü Genç Telekom, Çarşamba günü de Türk Telekom ile hazırlık maçları oynayacak. Halil hoca takımı üst seviye ekiplerle çarpıştırarak güçlendirmek istiyor, belli.

Beşiktaş Cola Turka (80): Fedor Likholitov 16, İsmail Çevik 3, Mustafa Abi 1, Cüneyt Erden 11, Hüseyin Beşok 3, Nuri Kutlu 2, Mire De Juan Chatman 15, Cevher Özer 29

Torku Selçuk Üniversitesi (81): Eric Devendorf 9, Caner Şentürk 11, Fırat Aydemir 4, Murat Yolcu 14, Alican Güney 7, Melih Kabakçı 10, Brian Boddicker 11, Emre Boztepe 6, Azizcan Özdemir 7, Kaan İşbilir 2, Mustafa Güçyetmez, Mustafa Ünlü

2 Mart 2011 Çarşamba

Gerçek ve Hakikat (Bir Yiğiter Uluğ Yazısı)

Güzel Türkçemizin gözünü seveyim… Sözcükler arasına ne de güzel görünmeyen sınırlar koymuştur. Gündelik kullanımda onları pek fark etmeyiz de, birinin ağzından yanlış bir şey çıktığında sağdan-soldan itirazlar yükselir. Sözgelimi gerçek ve hakikat. İlk bakışta aynı şeyden söz ediyor ikisi de, ama öyle mi? Gerçek ile hakikatin aynı anlama geldiğini, hayatımızda bire bir aynı yerleri doldurduğunu kim söyleyebilir?

Gerçek şimdiki zamandır, hakikat geniş zaman… Gerçek bir kabulleniştir, hakikat sürekli bir arayış… Birinin ayaklarını yere basmasını istediğimizde “Gerçekçi ol” deriz mesela… Ama “hakikatçi” olunmaz. Hakikatin peşinden koşulur sadece…

Yaklaşık üç buçuk aydır içinde debelenip durduğumuz doping çukurunu düşününce, sözcükler arasında böylesi kılcal farklara daha çok ihtiyaç duyduğumuza inanıyor insan…

Modafinil: Amerika’da serbest, Avrupa’da yasak
Her şey 13 Kasım 2010 günü başladı. O gün Fenerbahçe kadın basketbol takımının İstanbul Üniversitesi ile oynadığı maçtan sonra doping kontrolü vardı. Kurada 12 ile 13 numaralar çıktı ve sarı-lacivertlilerin bu numaraları giyen iki oyuncusu, Anna Vajda ile Diana Taurasi’den idrar numuneleri alındı. Her zaman olduğu gibi, numuneler kargo yoluyla Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi Doping Merkezi’ne gönderildi. Aralık ayında Taurasi’nin Fenerbahçe maçlarında forma giymediğine şahit olduk. Sakatlığı yoktu ama oynamıyordu. “Takım içinde bazı sorunlar var” dedikoduları yayılırken, 23 Aralıkta bomba patladı: Doping!

O noktadan sonra her şey çok hızlı gelişti. B numunesi de pozitif çıktı, Basketbol Federasyonu durumu Fenerbahçe’ye bildirdi ve oyuncuyu tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk etti, bu tip durumlarda verilen cezanın iki sene olacağı öne sürüldü… Ve Avrupa’da şampiyonluk hedefiyle yola çıkan sarı-lacivertli kulüp en önemli kozundan vazgeçti, Ocak ayı başında Taurasi’nin sözleşmesini feshetti. Taurasi’nin takımdaki en iyi arkadaşı Penny Taylor da bir haftaya kalmadan İstanbul’u terk etti.

Analiz sonuçları, Taurasi’nin Modafinil adlı uyarıcıyı kullandığını söylüyordu. Bu Amerika’da reçetesiz satılmayan ama özellikle jet pilotları arasında kullanımı yaygın bir ilaç. Dikkati yoğunlaştırıyor. Bir özelliği daha var: Taurasi’nin yazları oynadığı WNBA Ligi’nin yasaklı ilaçlar listesinde yer almıyor!

Taurasi ilk günden itibaren kesinlikle böyle bir ilaç kullanmadığını ve bir hata yapıldığını söyledi. Doğrusu, ben de yüreğimin bir yanıyla hep ona inandım. Karşımızda “günümüz kadın basketbolunun Michael Jordan’ı” diyebileceğimiz, olağanüstü bir yıldız vardı ve böyle büyük bir sporcunun böyle küçük bir hataya kurban gitmesi hiç akla yakın gelmiyordu.

Krizi yönetmek
Fenerbahçe yönetimi, Taurasi’nin yalvarışlarından etkilenmemiş olacak ki, iki hafta gibi kısa bir sürede kontratı feshetme yoluna gitti. Aslında onları eleştirmek de kolay değil çünkü peş peşe zorlu maçlarla dolu bir takvimleri vardı. Daha da önemlisi, geçmişte adı dopinge karışan sporcularıyla hemen yolları ayırmışlar ve bunu kulübün yazısız bir kuralı haline getirmişlerdi (Kambala örneği). Ancak şu soruları da sormak mümkün: Taurasi sakatlansa, diyelim kasında bir yırtık tespit edilse ve 3-4 hafta sahalardan uzak kalmak durumuna düşseydi, Fenerbahçe onun yerine birini arayacak mıydı? Madem ki, en çok güvendiğiniz sporcunuz masum olduğuna kuvvetle inanıyor ve vereceği mücadele sonunda haklı çıkacağını söylüyor, ona birkaç haftalık bir süre verilemez miydi? O sürede Taurasi antrenmanlarını İstanbul’da sürdürse, Penny Taylor kaçar mıydı? Günlük kaygılar ve panik sonucu krizin iyi yönetilemediği aşikâr. Basketbol Federasyonu’nu suçlamak da yersiz çünkü WADA tarafından kabul edilmiş 35 laboratuardan biri “Doping testi pozitif çıkmıştır” derken, o oyuncunun sahaya çıkmasına değil Turgay Demirel, Muammer Kaddafi bile izin veremezdi.

Bu kısa zaman diliminde Taurasi’nin avukatı Howard Jacobs ile bu dava için özel olarak tuttuğu ünlü anti-doping uzmanı Lauren Vivier, Ankara’ya geldiler, Hacettepe yetkilileriyle beraber B numunesini tekrar incelediler, sonra da teşekkür edip gittiler. Ardından, Jacobs WADA’ya bir itiraz dosyası gönderdi, içine Vivier’in “Modafinil analizinde numunede üç noktadan ölçüm yapmak gerekiyor. Oysa Hacettepe, bu ölçümü tek noktadan yapmış ve elde ettikleri veri ile rapor sonucu uyuşmuyor” görüşünü de koydu.

Sonrası malum… WADA, Hacettepe’ye “Raporunuzu geri çekin” dedi, onlar da çekti. Türkiye’nin en saygın bilim ve spor adamlarından Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener, 21 Şubat günü ne yazık ki hiçbir şeyi açıklayamayan açıklamalar yaptı ve hatayı kabul etti. Bu arada Hacettepe cephesinden “A ve B numunelerinde varılan sonuçlar doğru. Ancak prosedürde hata yaptığımız için raporları çekmek zorunda kaldık” cümleleri de duyuldu.

Kargoda geçen 9 gün
Dopingle Mücadele Ekibi’nin, Diana Taurasi’den idrar numunesini aldığı 13 Kasım Cumartesi günü, Türkiye uzun bir tatile adım atmıştı. 16 Kasım Salı günü Kurban Bayramı’nın ilk günüydü. Pazartesine denk gelen arife günü pek çok yer gibi Hacettepe Doping Merkezi de kapalı olduğu için, kargoyu İstanbul’dan Ankara’ya taşıyan şirket teslimatı yapamadı. Numuneler, bayram tatilinin bittiği 22 Kasıma kadar kargo şirketinde kaldı.Hangi koşullarda bekletildiği belli olmayan bu numuneler üzerinden Hacettepe’nin analizde sağlıklı sonuçlara ulaşamayacağını söyleyenler var. Ancak Taurasi’nin avukatı Jacobs’un itiraz dilekçesi bu teze dayanmıyor.

Baştan başlamak mümkün mü?
Geldiğimiz noktada iki ayrı tez çarpışıyor…
Birinci grup, Fenerbahçe’nin bir komplo ile karşı karşıya olduğu görüşünde. Doping Kurulu’nun Taurasi-Taylor ikilisini özellikle baskı altına almaya çalıştığını, Basketbol Federasyonu resmi açıklama yapmadan doping haberlerinin ve bu durumda verilecek olası cezaların medyaya sızdırıldığını, Hacettepe’nin de hatasıyla resmi tamamladığını öne sürüyorlar. Onlara göre, federasyonun şu anda Taurasi’nin dönüşüne özel izin (çünkü Fenerbahçe’nin yabancı hakkı dolmuştu) vermesi bile timsah gözyaşlarından başka bir şey değil. Zaten takım Avrupa’dan elendi. Üstelik olup bitenlerden sonra Taurasi’nin İstanbul’a dönmesi de düşük bir olasılık.

Karşı görüş, öncelikle Taurasi’nin masum olmadığına inanıyor. Kontrolde bir hata varsa, aynı gün numune veren Anna Vajda’da niye bir şey çıkmadı? Üstelik Hacettepe, bir yöntem hatası yapmışsa, bu hatadan dönmek mümkün. Neticede numuneler hâlâ ellerinde. Taurasi’yi suçlayanlar, Amerika’da kadın basketbolunun sevilmesinde, yayılmasında ve para kazanmasında büyük pay sahibi olmuş, WNBA’in marka değerine katkı yapmış bu yıldızın, ülkesinin gücü sayesinde kollandığı görüşünde. Taurasi’nin sportif saygınlığını koruması, gelecek yıl göğsünde “USA” yazılı formayla olimpiyatlarda yer alabilmesi, bizim şu an içinde bulunduğumuz kayıkçı kavgasından daha “derin” bir mevzu. Amerika, yetiştirdiği en büyük sporculardan birinin, adını telaffuz bile edemedikleri bir “üçüncü dünya laboratuarı” tarafından verilen raporla iki yıl zorunlu tatile çıkarılmasına razı olmadı. WADA’ya bastırdılar, o da Hacettepe’yi sıkıştırdı. Çalınan minareye de uygun bir kılıf bulundu. Bilimsel anlamda Hacettepe’nin başına “çuval geçirildi.”

***

Peki, bunca toz dumanın ortasında hakikati istiyor muyuz? Cevabınız evetse Taurasi’den alınan numuneler hâlâ orada, Hacettepe’nin kilitli kasalarında duruyor. İster orada, ister başka bir merkezde bu defa analizi doğru yöntemle yapıp, hakikate ulaşmak mümkün. Numuneler bozulmuşsa ve analize uygun değilse, en azından bir bilim adamı tarafından yapılacak tatmin edici bir açıklamayı hak ediyoruz herhalde…

Yok, “Hayatın gerçekleri, dünyanın güç dengesi çok başka, onlara karşı çıkmak bize mi kaldı?” diye düşünüyorsanız hakikatle alâkanız yok demek ki…

Dexia Mons Hainaut: 76 - P.Karşıyaka: 87 (Merhaba Çeyrek Final)

EuroChallenge'da mücadele eden temsilcimiz Pınar Karşıyaka, çeyrek finale yükselebilme umuduyla gittiği Belçika deplasmanından mutlu dönüyor. 2. ve 3. çeyreklerde rakibe sağlanan 10'ar sayılık üstünlüğünü son çeyrekte korumayı başaran Kaf-Kaf, sahadan 76-87'lik skorla galip ayrılmayı başardı. Ve grubunu ikincilikle tamamlayıp, çeyrek finalde Rusya'nın Spartak St.Petersburg takımıyla eşleşti.

Dexia Mons Hainaut (76): Shan Foster 11 (5 ribaund – 3 asist), Alexandre Libert 10 (1 ribaund - 1 asist), Quincy Taylor 8 (1 ribaund - 3 asist), Justin Cage 15 (4 ribaund – 1 asist), Benjamin Mc Cauley 2 (1 ribaund), Ronald Lewis 18 (6 ribaund – 4 asist), Marcus Hatten 1 (2 ribaund – 2 asist), Sebastien Bellin (4 ribaund), Ahmad Nivins 11 (5 ribaund)

Pınar Karşıyaka (87): Osiris Eldridge 20 (2 asist), Emre Bayav 3 (3 ribaund – 1 asist), Birkan Batuk 5 (2 ribaund), Jovo Stanojevic 15 (5 ribaund – 2 asist), David Holston 13 (8 ribaund – 6 asist), Andre Smith 23 (12 ribaund – 4 asist), Ahmet Erdoğan 6 (4 ribaund – 3 asist), Furkan Aldemir 2 (4 ribaund – 1 asist), Alper Saruhan (2 ribaund)

Estudiantes: 71 - G.Saray Cafe Crown: 69 (Veda)

G.Saray Cafe Crown için bir üst tur ümitleri geçen hafta bitmişti zaten. Bu maç Avrupa'ya veda maçı idi sadece, yani bir formalite maçı. Estudiantes tarafında ise grup liderliği için mutlak kazanılması gereken bir maçtı. İlk yarıyı 42-34, 3. çeyreği ise 57-49 önde kapayan İspanyol ekibi, son çeyrekte Shumpert ve genç Sertaç önderliğinde başlayan direnişe karşı koyamayınca skor üstünlüğünü sarı kırmızılı takıma kaptırdı. Son dakikaya 67-69 önde giren temsilcimiz, bu üstünlüğünü koruyamayarak sahadan 71-69 yenik ayrıldı. Avrupa'ya mağlubiyetle veda etti.

Asefa Estudiantes (71): Albert Oliver 5 (3 ribaund- 2 asist), Tyrone Ellis 3 (1 asist), Josh Asselin 22 (8 ribaund- 1 asist), Jiri Welsch 2 (4 ribaund), Danıel Clark 5 (2 ribaund), Jayson Granger 4 (4 ribaund- 6 asist), Hernan Jasen 4, Sergıo Sanchez 5 (4 ribaund- 3 asist), Nık Caner-Medley 21 (5 ribaund)

G.Saray Cafe Crown (69): Josh Shipp 5 (4 ribaund- 1 asist), Jerry Johnson 8 (2 ribaund), Caner Topaloğlu 7, Preston Shumpert 18 (7 ribaund- 1 asist), Tutku Açık 8, Luksa Andric 2 (1 ribaund), Radoslav Rancik 1 (3 ribaund), Haluk Yıldırım 3 (4 ribaund), Evren Büker 3 (4 ribaund- 1 asist), Sertaç Şanlı 8, Ermal Kuqo 6 (2 ribaund)

1 Mart 2011 Salı

F.Bahçe ve Ceyhan'a Ek Kontenjan Hakkı

'Türkiye Basketbol Federasyonu, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 23.02.2011 tarihli dilekçesini 26.02.2011 tarihinde yaptığı Yönetim Kurulu Toplantısı’nda değerlendirmiş, bahse konu kulüp ve sporculara yönelik kararlar almış ve doping testi öncesindeki haklarını iade ederek yaşanan olağanüstü koşullar da gözetilerek bir defaya mahsus Fenerbahçe ve Ceyhan Belediyesi kulüplerine “ilave bir oyuncu ile sözleşme yapma hakkı” tanımıştır.'

Federasyon kanadından beklenen açıklama sabah saatlerinde geldi. Açıklamanın tam metni burada. Başkan Aziz Yıldırım'ın Spartak maçı sonrası yaptığı sert açıklamalara da ''gezmek ve tozmak” şeklinde haddini aşan ifadelerle gündeme getirilmesi kabul edilemez bir tutumdur' cevabı verildi yazılı açıklamada.

F.Bahçe ve Ceyhan Belediyesi için ek kontenjana resmi olarak izin veriyoruz diyor Basketbol Federasyonu. Coker'ı kaybeden Ceyhan'ın ivedi şekilde o açığı kapatacak transferi yapabilecek finansal güce sahip olamadığını ve bu süreçte oynadığı tüm maçları kaybettiğini bilmiyor mu da 'hadi bakalım, bir defaya mahsus izin verdik, oyuncu alabilirsiniz' diyor TBF? Elbette biliyorlar lakin yaşanan skandalın ardından kimse sorumluluğu üstlenmediği için hata yine hatayla kapatılmaya çalışılıyor. Muhtemelen de başarılı olacaklar bunda. Eşlenik olmasa da benzer bazı olaylarda da gördük bunu, unutulup gidecek bu yaşananlar da.

Euroleague'e çeyrek finalde veda eden F.Bahçe'ye de 'ek kontenjan' verdik diyor TBF. Elimden gelen budur diyor bir bakıma. Testte yaşanan skandal, Hacettepe cephesi, Doping Kurulu, idareciler, Federasyon kanadı; onlara birşey olmuyor. Oyuncu alabilirsin, hadi bakalım diyorlar. Üstelik, bana kalırsa bu hak sadece 'Taurasi dönerse kontenjan sorun değil, oynayabilir' şeklinde açıklanmalıydı. Bugün açıklanan bu kararla yaşanan haksızlığın üstüne katmer yapılıyor. Olay zaten yeterince haksızlık barındırıyordu bünyesinde, bu da kaymağı olacak üstüne. Yetmez, daha fazla haksızlık. Ne yüzle ve nasıl tescil edileceğini bilmediğim bu sezonda kendini işin içinden kurtartmaya çalışıyor Federasyon. Bu kararın tek açıklaması budur. Fakat bu o kadar basit değil, olmamalı en azından.

Bu süreçte oynanan maçlarda alınan sonuçlar, play-off sıralamaları, play-off finalindeki ev sahibi avantajı, oyunculara ödenen paralar, elenilen Avrupa Ligi, kaybedilen motivasyon, kaybedilen prestij, kaybedilen inanç..Şeklinde uzuyor liste. Fakat bunların hiçbirinin değeri yok bu kararın altına imza atanlar için. 'Ek kontenjan' açtı ya onlar, daha ne yapsınlar?

Bloguma Dokunma !!!!!



İnsanı bu ülkede yaşıyor olmaktan nefret ettiren tüm tepedekilere inat: #blogumadokunma !!!

Wisniewski Ayrıldı, Raduljica Alba'ya Kiralandı

Euroleague'e veda eden lacivert beyazlılarda Türkiye Ligi'nde kontenjana takılan 2 yabancı oyuncuyla yollar ayrıldı. Sezonun şu ana kadar geçen kısmının en büyük tartışma konusu olan Wisniewski, Partizan maçını beklemeden takımdan ayrılırken Raduljica da Alba Berlin'e kiralandı. Uzun oyuncuyla sezon başında 5 yıllık sözleşme imzalanmıştı hatırlanacağı üzere. Sezonun kalan kısmını orada geçirdikten sonra takıma geri dönecek Raduljica. Türkiye ve Avrupa mücadelesi için farklı takımlar kurmanın bir getirisi bu ayrılıklar. Hayırlısı olsun Efes Pilsen adına.

28 Şubat 2011 Pazartesi

G.Taştimur: Bu Başarı Tüm Ekibin Başarısı

Olin Edirne başantrenörü Gökhan Taştimur, Aliağa Petkim deplasmanında alınan önemli galibiyet sonrası yazılı bir açıklama yaparak maçla ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaştı.

“Her aldığımız galibiyetten sonra yaptığım yorumlardan da anlaşılacağı gibi kendi basketbol karakterimiz çok yol kat etmiş durumda” diyen Taştimur, bu galibiyetin ardında güçlü bir teknik yapılanmanın bulunduğunu belirtti.

Gökhan Taştimur’un yazılı basın açıklaması şöyle:
“Aliağa Petkim maçı istikrar yakalamamız açısından bizim için çok önemliydi. Aliağa Pektim takımı da şu anda ligde bulunduğu yerden kurtulmaya çalışıyor. Onların bu durumu da maça ekstra bir önem sağladı. Son dönemde sahaya artarak yansıttığımız performansımız bu maçta da daha maçın başından itibaren sahaya yansıdı. Oyuncularım maça çok kuvvetli bir başlangıç yaptılar ve oyunun kontrolünü tamamen ele geçirdiler. Bu da maçın sonun da net bir galibiyet getirdi. Oyuncularımı kutluyorum.

Aliağa Petkim takımına da bundan sonra ki maçlarında başarılar diliyorum.
Aliağa takımının ben de ayrı bir önemi bulunuyor. Daha önceki yıllar da başka bir ikinci lig takımını birinci basketbol ligine çıkardığımda Aliağa takımı da basketbol birinci ligine terfi etmişti. Bu yüzden Aliağa takımına özel bir sempati duyuyorum. Bugün itibariyle ligde bulundukları yerden kurtulabilmeleri için onlara tüm yüreğimle başarılar diliyorum. Şu an yeni yabancı transferleriyle de zaten çok daha güçlü bir takım oldular. Bunu bizimle oynadıkları maçta da gördüm. Eminim ki bunu başaracaklar.

Bize gelince: Her aldığımız galibiyetten sonra yaptığım yorumlardan da anlaşılacağı gibi kendi basketbol karakterimiz çok yol kat etmiş durumda. Ve bu, bundan sonra ki haftalar için daha da umut veriyor. Bu oluşumda kadro itibarıyla da o kadar güçlüyüz ki. Beraber çalıştığım Ali Burgul ve Erdem Can hocalar, kondisyoner Derya Günay, masörümüz Mehmet Üstev, malzeme sorumlumuz Kenan Yavuz, idari menajerimiz Murat Erbaş ve yardımcısı Burak Uysaloğlu hatta alt yapı antrenörlerimiz Alptuğ Akkaş, Sinan Atalay ve Onur Güler programımıza o kadar hakimler ki, bu da kendi programımızı inanılmaz derece de hızlandırıyor. Bu ekiple birlikte olmanın ayrıcalığını yaşadığımı, şanslı olduğumu düşünüyorum.


Önümüzdeki hafta sonu yine önemli bir maçımız var. Bornova Belediye ile oynayacağız. Bornova ilk devre deplasmanda yenildiğimiz takımlardan biri. Sahamızda oynayacağımız maçı kazanmak, üst üste aldığımız iki galibiyeti üçe çıkarmak için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz.

Sözlerimi Edirneli baskebolseverlere seslenerek bitirmek istiyorum. Hafta sonu Aliağa deplasmanında aldığımız parlak bir galibiyetten sonra lütfen Bornova maçında tribünlerdeki yerlerini alsınlar ve takımlarını gururla seyretmeye devam etsinler.”

Başkent Derbisinde Kazanan Hacettepe

Hafta arasında Yalçın ve Barkın'ın bıçaklı saldırıya uğramasıyla bir anda dikkatlerin üzerine çevrildiği TED Koleji, haftanın en kritik maçında, Başkent derbisinde Hacettepe'yi ağırladı. Yalçın ve Barkın'ın ellerindeki sargılarla takım arkadaşlarını hemen benchin dibinden takip ettiği bu kritik karşılaşma öncesinde Hacettepe Üniversitesi'nin 'yaşanan kötü olay herkesi etkiledi, dilerseniz maçı erteleyebiliriz' düşüncesiyle Kolej'e teklifte bulunduğunu söyleyelim hemen. İnce düşünmüşler, kendilerine yakıştığı gibi. Hacettepe taraftarının da bulunduğu salon ağzına kadar doluydu Cumartesi akşamı, park yeri için biraz dolanmak zorunda kaldık. Hacettepe'yi desteklemeye gelen genç grubun zaman zaman ufak sataşmalarına rağmen keyifli, nezih bir ortam vardı salonda. Her zaman olduğu gibi. Basketbolu bilen taraftarla dolu salonda maç izlemek büyük keyif gerçekten.

Maçta Yalçın ve Barkın'dan faydalanamayan TED Koleji, karşılaşmaya hızlı bir giriş yaptı ve skoru çift haneye doğru çekmeyi başardı. Bu anda konuk ekipten çift guard hamlesi geldi. Bu hamleyle birlikte önce oyunu, ardından da skoru dengeledi Hacettepe. 19-18 ev sahibi üstünlüğüyle geçilen ilk periyodun ardından devre skoru 41-36 konuk takım lehine tamamlandı. Caner Erdeniz'in şut performansı, Özgür Adıgüzel'in saha içindeki yönlendirmeleri ve kenardan gelen Onur Altınmakas'ın iki üçlüğüyle avantajı ele geçirdi Hacettepe. Bu hamleye karşılık olarak 2.yarının ikinci diliminde çift uzun tercihi geldi koç Hakan Yavuz'dan. Tek yabancısı McKnight'tan istediği katkıyı alamaması da önemliydi. Karavana attı Amerikalı oyuncu. Çift uzun tercihiyle bu kez zorlanan taraf Hacettepe oldu ama maçı bırakmadılar. 70-68 Hacettepe üstünlüğüyle girilen son saniyede Emre Özpulat, 2 serbest atış ile maçı uzatma şansı yakaladı. İlkini kaçıran Emre, mecburen 2.sini de kaçırdı. Fakat uzatmaya izin vermeyen Hacettepe, oldukça gergin geçen karşılaşmadan 70-68 galip ayrılarak TED'i bu sezon 2. kez mağlup etmeyi başardı. Maçın kaderini çizen serbest atış çizgisinde 31-18 geride kalan konuk takım, yay gerisinden bulduğu 11 isabetle bunu tölare etmesini bildi.

Gergin geçen maçta Hacettepe cephesine 2 kez teknik faul çalındığını da ekleyeyim hemen. 2.ligi takip etmeyenlere abartı gelebilir fakat resmen her hafta savaş var 2.ligde. Bir top için can alınıp, can veriliyor. Koçlar da ister istemez bu stresin içinde buluyorlar kendilerini. Bu açıdan 2 taraf adına da stres yoğunluğu çok yüksek olan bir maçtı. Kepez Belediyesi'nin evinde Gelişim'e kaybetmesiyle 2.lik için yeniden umutlanan Hacettepe'de Adeleke bu maçta da forma giymedi. Fiziksel olarak hazır durumda olmayan Adeleke, önümüzdeki haftadan itibaren takımla birlikte maçlara çıkmaya başlayacak. Bu konuda çokça soru vardı, cevaplamış olalım bu vesileyle. Onun da katılımıyla birlikte önemli bir destek almış olacak Başkent ekibi. Normal sezonun sonuna doğru yaklaştıkça heyecan da artıyor 2.ligde. TED Koleji ise bu sezon yeniden lige dönebilmek adına bütün fedakarlıkları yapıyor. Akılda olmadık şekilde Yalçın ve Barkın'ı kaybettiler şu an için. Fakat, hedeften sapma yok. Sezon sonunda 1.lige yükselen ekip olmak istiyorlar. Tüm çaba, tüm hamleler bu yönde.

Lee Dixon Baba Oldu

Olin Edirne'nin 1.lige çıkan kadrosunda yer aldıktan sonra bu yeni sezonda da takımda tutulan isimlerden David Lee Dixon, geçtiğimiz günlerde babalık sevincini yaşadı. Sezon başında Türk statüsüne geçerek Davud Kamer adını alan oyuncunun, Omar Taha adını verdiği bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Dixon&İdil çiftine mutluluklar, Edirne ailesinin en küçük ferdine de sağlıklı uzun ömürler dileyelim.

Preldzic 3 Yıl Daha F.Bahçe'de

Bu sezon Türk vatandaşlığına geçerek statü değiştiren Emir Preldzic ile 3 yıllık yeni bir sözleşme imzalandı. Haber Serdar Gürel ağabeye ait. Konu hakkında resmi açıklama da yakınlarda gelecektir sanırım. Tanjevic'in prensi Emir, başlangıçta Spahija'nın sisteminde kendine yer bulmakta zorlansa da özellikle Türkiye Kupası finalinde Türk basketbol tarihinde unutulmayacak performanslardan birine imza atarak kupayı kazandırmasının ardından önemli bir çıkış yakaladı. (Son 3 resmi maçta 17/19 isabetle tam 51 sayı üretti.) Birçok pozisyonu oynayabilmesi sayesinde joker görevi üstlenen Emir'in kritik anları oynayabilme noktasında sorunlar yaşadığı ise şu son dönemde net şekilde görülüyor. Kritik kararlarda halen çok genç bir oyuncunun heyecanını taşıyor Emir. Lig için yerli statüsüne geçmesi de apayrı bir avantaj. Tecrübesi arttıkça değeri katmerlenecektir. O açıdan bu üç yıllık sözleşme oldukça önemli ve rasyonel bir karar. Hayırlı olsun.

Sırp Basınına Göre Efes Vujosevic'in Peşinde

Haber ve başlık kardeşim Maliano'ya ait. Kaynak da burası. Velimir Perasovic ile Avrupa'ya bir kez daha çeyrek final öncesinde veda eden Efes Pilsen, yeni sezon için Dusko Vujosevic ile ilgileniyor diyor Sırp basını. Efes Pilsen'deki sorunun isimler değil kendisini başarıya götüren iç dinamikleri unutan genel kafa yapısı olduğunu bilsek de Vujosevic ismini not edelim bir köşeye.

Ahmet Çakı: Sonda Geri Adım Atmayışımız Önemliydi

Türk Telekom deplasmanından kritik bir galibiyet çıkartarak kümede kalma yolunda dev bir adım atan Erdemir'in koçu Ahmet Çakı, Salsabasket okuyucularına özel olarak verdiği demeçte şunları söyledi:

'Maçın başlarında bulduğumuz hızlı hücum sayılarıyla öne geçtik, farkı 10 sayıya kadar çıkarttık. İlk yarı itibariyle oyunu kontrolümüzde tuttuk. Telekom devre sonuna doğru gelir gibi oldu ama orada da Hall'un dış atışları kontrolü kaybetmememizi sağladı. 3. periyot sonunda farkı 15 sayılara kadar getirdik ama sonrasında faranjit olan James Thomas halsiz düştü, pick'n roll savunmasında aksadık, onu kenara alıp farklı alternatiflere yöneldiğimizde Wesson epey hücum ribaundu çekti, bir de Randle çok yüzdeli şut atınca yakalandık. Berent'in maçın hemen başında burnu kırılmıştı, Hakan'ı da dinlendiremedik, dar bir rotasyonla oynadık. Telekom bu konuda bize göre çok daha avantajlı bir takım. Onlara sadece bir kez öne geçme fırsatı verdik, onda da zaten maçı alabilirlerdi ama hem son hücumu hem de son savunmayı iyi yaparak maçı kazanmayı başardık.

Genelde bütün maçı önde götüren takım, sonda skor üstünlüğünü kaybedince maçı da kaybeder ama bizim takım bu deneyimi sıkça yaşamasından dolayı mıdır bilinmez, önemli bir karakter koydu, geri adım atmadı. Bu şekilde kaybettiğimiz maçlardan nihayet ders almayı başarmışız diye düşünüyoruz biz. Sonuçta bizim için önemli, ekstra bir galibiyet ile döndük Ankara'dan.'
Salsabasket özel.

Graves Sezonu Kapattı, Banvit Transfer Düşünüyor

10 gün kadar önce kırık elinden ameliyat olan Antonio Graves, sezonun kalan kısmında forma giyemeyecek. Bilgi, dün akşam Skytürk'te yayınlanan Basketbol Panorama programına bağlanan Banvit yardımcı koçu Yalçın Küçüközkan'dan. Koçun dediğine göre, o bölgede oluşan açığı kapatmak adına transfer çalışmaları da başlamış durumda. Geçen sezonki takımın sıkışılan anlarda potaya gidebilme sorununu çözebilecek bir isim olarak düşünülmüştü Graves. Fakat geride kalan dönemde özellikle hücumda yeterince katkı veremediğini düşünenlerdenim ben de. Yeni gelecek oyuncu Banvit'in sezonu nerede noktalayacağını da doğrudan belirleyebilir, o açıdan ince eleyip sık dokunan bir transfer olacak gibi bu isim.

Kavasoğlu: Takım Kimyasını Oturtmak İçin Çabalıyoruz

Beşiktaş Cola Turka karşısında aldığı mağlubiyetle son 10 maçtaki 9., toplamda ise 13. mağlubiyetini alan Bornova Belediyesi'nde koç Aclan Kavasoğlu'nun maç sonu görüşleri şu şekilde:

'Ligde daha iyi bir konuma gelmek için çabamızı sürdüreceğiz. Bizim için hayli zor olan müsabakanın ilk devresinde kötü savunma yaptık. Böyle rakipler karşısında da geri dönüşü gerçekleştirmek kolay değil. Bu süreçte hücumda yaptığımız hatalarla Beşiktaş Cola Turka da toparlandı. Bundan sonra bizim için önemli olan kendi rakiplerimize karşı oynayacağımız basketbol. Play-off şansımızı kaybetmekle birlikte, ligde daha iyi bir konuma gelmek için çabamızı sürdüreceğiz. Yabancı oyuncularımızı değiştirmemiz bizim için bir dezavantaj. Takımın kimyasını oturtmak için çabalıyoruz. Bugün, geçen maça oranla daha az pas hatası yaptık. Savunmamızla kendimizi geliştirmemiz lazım.'

Dün izlediğimiz Bornova Belediyesi, çok dağınık bir görüntü verdi her anlamda. Koçun da bahsettiği gibi yapılan yabancı takviyelerinin henüz takıma uyum sağladığını söylemek güç. Sezon başındaki yabancıların takımdan ayrılması, yeni gelenler, sakatlıklar, hastalıklar derken bambaşka bir kadro kaldı koçun elinde. Şimdi sezon ortasında o ekiple neler yapabileceğini kestirmeye çalışıyor koç ve tabii bu arada da maçlar oynanıyor. Edirne(d) - Antalya - Erdemir(d) - Karşıyaka - Tofaş(d) gibi 5 maçlık bir serisi var İzmir ekibinin. Edirne deplasmanını da pas geçebilirler fakat takip eden 4 maçta gösterilecek performans onlar adına çok çok kritik olacak.

Ataman: Zirveye Aday Bir Takım Gibi Oynuyoruz

İzmir deplasmanında aldığı rahat galibiyetle bu sezon 12. galibiyetini elde eden Beşiktaş Cola Turka, Ergin Ataman yönetimindeki 7. maçtan 5. galibiyeti almayı da başardı. Arada Türkiye Kupası'nda oynanan bir de final var 2.Ataman döneminin hemen başında. Karne şu an için gayet başarılı gözüküyor açıkçası. Koçun maç sonu görüşleri şu şekilde:

'Özellikle ilk devrede mükemmel bir basketbol oynadığımızı söyleyebilirim. Savunmada, hızlı hücumlarda ve hücum organizasyonlarında iyiydik. Bornova Belediye iyi bir takım ve yeniden toparlanan bir ekip. Böyle bir rakibe karşı dominant olmak bizim için iyi bir sinyal. Net bir galibiyet aldık. Son haftalarda zirveye aday bir takım gibi oynuyoruz. Oyuncularımı tebrik ediyoruz.'

Maçın hemen ardından Spormax ekranlarında Volkan Günak'ın sorularını yanıtlayan koç, yeni transferlerin ve bugün özelinde Kemp'in 35 sayısına istinaden 'Göreve geldikten sonra gerçekleştirdiğimiz Hüseyin Beşok, Serkan Erdoğan transferlerinde oyuncuları tanımam önemliydi. Aynı şekilde Marcelus Kemp'i de titiz çalışmalar sonucunda takıma kattık. Sistemi kurduktan sonra gelen oyuncuların katkısı da buna göre daha fazla oluyor.' şeklinde bir ek açıklama daha yaptı. Hatta Volkan Günak'ın '35 sayı ligimizde nadir görülen bir rakam' şeklinde soruya başlamasının ardından koç Ataman, kupa finalinde Emir Preldzic'in 35 sayısını hatırlattı hemen. Bizim için tatsız bir anıydı diye ekleyerek.

27 Şubat 2011 Pazar

Efes Pilsen: 65 - Tofaş: 48 (95 Ribaund Alınan Maçta Kazanan Efes)

Haftanın kapanış maçında Sinan Erdem'de karşılaşan iki takımın mücadelesinde ilk periyodu 21-20 önde kapatan konuk Tofaş, soyunma odasına 34-31 geride girdi. Avrupa'da sezonu kapatmanın moral bozukluğunu taşıdığını düşündüğüm Efes Pilsen karşısında iyi bir devre skoruydu bu Tofaş adına. Jurica Zuza ve İnanç Koç'un 9 sayı ürettiği devrede bu sezon süre bulmakta zorlanan Ender Arslan da 8 sayıyla mücadele etti. Tüm takıma şans verdi zaten Perasovic, Cenk Akyol da dahil olmak üzere.

İkinci devreye daha konsantre gelmeyi başaran Efes Pilsen, 20 dakikada yalnızca 17 sayıya izin verdiği rakibi karşısında 31 sayı üretmeyi başararak karşılaşmadan 65-48 galip ayrılmayı başardı. Moral bozucu hafta arasının ardından kazanılması gereken bir maçtı onlar için. Moral durumlarını tahmin etmek zor değil. İkinci 20 dakika yetti galibiyet için. Ali Işık hariç 11 kişinin en az süre alanı 8 dakika parkede kalırken en skorer isim 15 sayısıyla Ender Arslan oldu. Kısır maçta Kerem Gönlüm, 14 sayı-12 ribaund ile double double yapmayı başarırken konuk Tofaş'ta 15/56'lık iki sayılık isabet oranı felaket. Biraz daha derli toplu olabilseler bugünü avantaja çevirebilirlerdi belki ama bu sezonki Tofaş'ın gücü pek oralarda değil. 9 asist/18 top kaybı oranı da yine onlar adına berbat bir istatistik. İlk kez birlikte oynayan Zuza-Ruzic ikilisinin isabet oranı da 4/19. Unutulması gereken bir gün onlar için, 13. mağlubiyeti yazdılar hanelerine.

Bu kadar düşük yüzdenin olduğu maçta 50'si Tofaş'a ait olmak üzere toplam ribaund sayısı da 95. Bir rekor olabilir.

editeyşın: Sağolsun, otherside uyardı. Bu sezon oynanan Oyak Reno-Aliağa maçında tam 96 ribaund olmuş.

Efes Pilsen (65): Cenk Akyol 2 (4 ribaund), Igor Rakocevic 11 (7 ribaund- 2 asist), Lawrence Roberts 6 (5 ribaund), Kerem Tunçeri 2 (1 ribaund- 2 asist), Bootsy Thornton 6 (3 ribaund- 1 asist), Kerem Gönlüm 14 (12 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 15 (2 ribaund- 1 asist), Nikola Vujcic (1 ribaund), Bostjan Nachbar 2 (3 ribaund), Sinan Güler 7 (5 ribaund- 1 asist), Ersin Dağlı


Tofaş (48): Jason Rowe 6 (5 asist), Austin Nichols 12 (5 ribaund-1 asist), Can Altıntığ 2 (3 ribaund- 2 asist), İnanç Koç 9 (7 ribaund), Tomislav Ruzic 2 (9 ribaund), Jurica Zaza 9 (8 ribaund), İlkan Karaman 8 (9 ribaund- 1 asist), Fırat Töz (1 ribaund), Onur Aydın (4 ribaund)

Aliağa: 72 - Olin Edirne: 82 (Bibo'nun Finaldeki Üçlükleri Aliağa'yı Yıktı)

Olin oyuna hızlı bir giriş yaparak skoru 0-7, 4-12 ve 8-17 ile önde götürdü. Kambala'nın boyalı alandaki etkinliği, skor katkısı yanında Samardziski'nin faulleri ikilemesi artısını da getirdi Aliağa'ya. 10 sayı üreten Kambala'ya, birer isabetli üçlükle eşlik eden Hayes ve James, Aliağa'nın çeyrek sonunda farkı eritmesini sağladı (18-19). İzmir ekibi yakaladığı rüzgarla ikinci çeyreğin hemen başında maçta ilk kez skorda üstünlüğü eline geçirdi. Karşılıklı sayılarla geçilen ikinci çeyreğin sonunda 30-35 Olin üstünlüğü vardı skorbordda. İlk yarıda neredeyse tüm uzunların (Samardziski, Dixon, Kambala, Levent) üçer faule ulaşmaları dikkat çekiciydi. Seibutis'in 12 sayı ile en skorer olduğu ilk yarıda, Olin'in rakibi üzerinde kurduğu 24-14'lük ribaund üstünlüğü, onlar adına en ciddi artı idi. İlk çeyrekten çift hanelere ulaşan Kambala, ikinci çeyrekte hiç sayı atamadı.

2.yarının ilk 4 dakikasında yalnızca 1 baskete izin vererek skoru 32-43'e taşıyan Olin, alışılageldik 3. periyot rüzgarını da arkasına almayı başardı. Samardziski'nin dörtleyip bir kez daha kenara gelmesinin ardından Hayes ve Kambala ile skor üretmeye başlayan ev sahibi karşısında Seibutis-Ginevicius ikilisinin 10 sayısıyla ayakta kalan Edirne ekibi finale 55-49 ile 6 sayılık avantajla girdi. Final periyodunun ilk 5.30'luk bölümünde Hayes-James-Kambala üçlüsünden gelen 11 sayıyla rüzgarı arkasına alan Aliağa, mutlak kazanması gereken maçta skoru 64-65'e getirmeyi başardı. Fakat Edirne cephesinde bu çeyrek öncesinde sadece 1 üçlük kullanan ve onu da kaçıran Erdal Bibo, peşpeşe yolladığı 3 üçlükle ev sahibinin canını yaktı. En kritik şutu 64-65'de sokan ve rüzgarı dindiren Bibo, takip eden 4 dakikada oluşan 14-0'lık serinin ateşini yakarken takımına bu kritik deplasmanda galibiyeti getiren isim oldu. Bu sekansda Aliağa cephesinden mola gelmemesi de dikkat çekiciydi. Koçun mola hakkı kalmış mıydı, onu da bilmiyorum açıkçası.

Oyundaki tüm uzunların faul problemine girdiği karşılaşmada 13'ü hücum olmak üzere tam 41 ribaund çekerek bu alanda 41-27'lik önemli bir dominasyon sağlayan Edirne ekibinde Seibutis, 28 sayı-3 asist-3 ribaund ile karşılaşmanın en skoreri olurken yaptığı hücum faullerle oyunda kalmakta zorlanan Samardiski 11 sayı-6 ribaund-3 asist-2 blok ile parkede kalabildiği anları verimli geçirmeye çalıştı. Ama dediğim gibi bana göre maçın adamı finalde peşpeşe yolladığı üç üçlükle galibiyeti çekip alan Erdal Bibo'ydu. Edirne sisteminde ana parçalardan biri olan Can Akın'ın 15 sayı -4 asist - 5 ribaund ile tamamladığı maçta tam 19 asist üretti konuk takım. 8 oyuncu en az 1 basket, 7 oyuncu da en az 1 asist yapmayı başarırken Aliağa'dan yenilen 72 sayı galibiyetin temeli onlar adına.11. galibiyet oldu bu, play-off'a iyi bir yerden girebilme mücadeleleri de iyiden iyiye kızışmış durumda. Zor deplasmandan çıkardıkları galibiyetle bu hafta yine büyük bir alkışı hakettiler.

Aliağa cephesinde ise Burak Bıyıktay'ın takımın başında, İzmir'de çıktığı ilk maçtı bu. 12-0'lık kötü başlangıcına rağmen toparlanıp, oyuna girmeyi başardılar. Fakat son bölümde gelen 14-0'lık seride ayakta kalamadılar. Yeni transfer James, ilk kez forma giydiği maçta 5/12 saha içi isabetiyle 14 sayı-6 asist üretirken Hayes, 22 sayısıyla takımın en skoreri oldu. Maça çok iyi başlayan Kambala 16 sayıyla çift haneye çıkan bir diğer isim olurken serbest atışlardan yalnızca 9 sayı üretebildi ev sahibi takım. Konuk Olin'in 20/31 ile çizgde kötü bir gün yaşadığı maçta Aliağa'nın çizgiye yalnızca 11 kez gelebilmesi ve ribaundlarda ezilmesi mağlubiyetin hazırlayıcı oldu onlar için. Koç Bıyıktay'ın geçen hafta vurguladığı gibi hedef maçlardan biriydi bu maç. Kazanamadılar. Alt tarafın alevini hissetmeye devam ediyorlar.

Aliağa Petkim (72): Erdem Türetken 2 (3 ribaund- 2 asist), Polat Kaya 4 (3 ribaund-3 asist), Ufuk Kaçar 2 (1 asist), Levent Bilgin 5 (2 ribaund), Barış Güney 1 (4 ribaund-4 asist), Michael Lamont James 14 (2 ribaund-6 asist), Jarvis Hayes 22 (5 ribaund-1 asist),Fahri Kaan Üner, Kaspars Kambala 16 (5 ribaund- 1 asist), Brandon Hunter 2 (2 ribaund-1 asist), Mustafa İlkay Okay 4 (1 ribaund)

Olin Edirne (82): Can Akın 15 (5 ribaund-4 asist), Erdal Bibo 9 (4 ribaund), Vidas Ginevicius 7 (1 ribaund-2 asist), Renaldas Seibutis 28 (3 ribaund-3 asist), Predrag Samardjiski 11 (6 ribaund-3 asist), Reha Öz 3 (1 ribaund-2 asist), Seth Doliboa 5 (5 ribaund-4 asist), Davud Kamer 4 (9 ribaund)

Banvit: 95 - Antalya BŞB: 93 (Banvit Son Topta Kazandı)

Davis ve Golubovic'in sayılarıyla oyuna hızlı giren Banvit, ilk çeyreği 22-11 önde kapattı. Barış Ermiş'in ilk 10 dakikaya sığdırdığı 5 asist de o uzunlara servisi kimin yaptığını açıkça ortaya koydu. İkinci çeyrekte Antalya BŞB toparlandı, Buckman ve Henderson'un sayılarıyla farkı 3 sayıya kadar indirdiler ama Banvit yeniden ayağa kalktı ve farkı 14 sayıya çıkarttı yakaladığı 13-2'lik seriyle. Devre sonunda tabelada 44-39 Banvit üstünlüğü yazıyordu belki ama Barış Ermiş'in daha ilk yarıda 9 asiste ulaşmış olması ilk yarının en hoş detayı idi. Antalya cephesine skorda hayat veren Buckman & Henderson ikilisi toplamda 28 sayı ürettiler. Banvit 5, Antalya BŞB ise 7 isabetli üçlük buldular ilk yarıda.

İkinci devreye de tıpkı ilk yarıda olduğu gibi Buckman&Henderson ikilisinin basketleriyle başlayan Antalya BŞB, skoru 48-48'de dengelerken Polat Kocaoğlu'nun 2 dakikada şut kaçırmadan 11 sayı ürettiği sekansın ardından ilk kez skorda üstünlüğü ele geçirdi (59-55). Günün başarılı ismi Chuck Davis'in basket faulüyle krizi noktalayan Banvit, çeyrek sonundaki 90 saniyede yakaladığı 5-0'lık seriyle finale 65-62 önde girmeyi başardı. Finalin ilk 2 dakikalık bölümünde 8-0'lık ufak bir seri daha yakalayarak toplamda 13-0'ı gören Banvit, son 8 dakika öncesinde farkı bir kez daha çift haneler seviyesine çekmesini de bildi (73-62). Fakat bu da Antalya ekibin direncini kırmaya yetmedi. Mutlu Akpınar'ın teknik faulü sonrası Barış Hersek'in üçlüğü geldiğinde skor yeniden eşitlenmişti bile (75-75). Son 6 dakikalık dilim karşılıklı basketlerle geçildi. Farkı yaratan kısım ise Henderson'a çalınan teknik faul oldu. Orada yakaladığı marjı korumayı başaran Banvit, taktik faullerde de hata yapmayınca zor da olsa karşılaşmadan 95-93 galip ayrılmayı başardı.

Chuck Davis'in boyalı bölgeden 9-11 bir yüzdeyle 30 sayı ürettiği Banvit'te Barış Ermiş, 9 sayı - 15 asist - 6 ribaund - 6 top çalma gibi insanüstü bir performans sergilerken Golubovic 17, Simmons 14, Mutlu 13 sayı ile çift haneye çıkan isimler oldular. İçerden ve dışardan %66 gibi çok yüksek bir isabet oranı sağladı Banvit. Lance Williams da yalnızca 8 dakika oynadı bu arada. Bu yüzdelere karşılık ayakta kalmayı başaran konuk takımın en önemli kozu ise çektiği hücum ribaundları oldu. 14 savunma ribaundu aldığı maçta tam 13 kez hücum ribaundu alan Antalya BŞB'de Buckman&Henderson ikilisinin 50 sayısı mağlubiyete engel olamadı. Prince ve 11'i arka arkaya olmak üzere Polat da 13'er sayıyla çift haneye çıkan diğer iki oyuncu. Geçen hafta aldığı Telekom galibiyetinin ardından morallenen Antalya ekibinin rakibin ekstra bir şut gününde olmasına rağmen son topa kadar oyunda kalması onlar adına sevindirici.

Banvit cephesinde ise geçen hafta alınan Olin mağlubiyetinin ardından bugün kazanmak önemliydi. Orhun Ene'nin yine tribünden takip ettiği karşılaşmada Graves'den de yararlanamayan Bandırma temsilcisi, 15. galibiyetini alarak zirve takibini sürdürdü.

Banvit (95): Barış Ermiş 9 (6 ribaund – 15 asist), Mutlu Akpınar 13 (1 asist), Charles Davis 30 (3 ribaund – 2 asist), Yiğitcan Turna 7 (3 ribaund – 2 asist), İzzet Türkyılmaz 1, Keith Simmons 14 (5 ribaund – 2 asist), Erol Can Çinko 4 (2 ribaund – 1 asist), Vladimir Golubovic 17 (6 ribaund – 1 asist)

Antalya BŞB (93): Muratcan Güler 6 (5 ribaund - 2 asist), John Prince 13 (5 ribaund- 3 asist), Hadi Doğan 6 (2 ribaund), Gerrod Henderson 22 (3 ribaund- 6 asist), Gökper Gen (3 asist), Barış Hersek 5 (2 ribaund- 1 asist), Bradley Buckman 28 (6 ribaund- 1 asist), Polat Kocaoğlu 13 (1 asist)

Bornova Bld: 72 - Beşiktaş CT: 92 (3 Silahşörler)

Son 9 maçta sadece 1 galibiyet alabilen ve kendini kümede kalma yarışının ortasında bulan Bornova, maça tempoyu bir hayli arttırarak başladı. Ama karşısındaki takım bu tempoları bu ülkede en iyi oynayan takımlardan biri olunca planları ters tepti. Kemp, Serkan ve Chatman imzalı seri üçlüklerle rakibin kafasına balyozu daha ilk çeyrekte vurdu Beşiktaş Cola Turka. Siyah beyazlıların tam 6 isabetli üçlük (4'ü Kemp'den) bulduğu ilk çeyreğin skoru 19-32 ile kendi lehlerine idi. Kemp 16, Serkan ise 11 sayı ürettiler. Ogilvy'nin Collins'e vurduğu blok da enfesti.

Farkı erkenden açan Beşiktaş cephesi, ikinci çeyreğin tamamına yakınını ikinci beşi ile oynadı. Ignerski'nin 10 sayı ile skor üretme konusunda liderlik ettiği ikinci beş, farkı daha da geliştirerek 20 sayı kapısına dayandırdılar. Bornova ne hücumda ne yaptığını bilir vaziyette idi ne de savunmada. Her eline gelen salladı, şutlar girmedi, geri dönen olmadı. Haliyle skorun böyle olması da köküne kadar hak edildi. 33-52 biten ilk yarının en ölümcül detayı şut yüzdeleri idi kuşkusuz: 14/34 Bornova, 23/31 Beşiktaş.

Kemp'in maçtaki 5. isabetli üçlüğü ile açılan ikinci devrede fark 20 sayı sınırını da aşmışken Ergin Ataman'ın aldığı teknik faul ile bir anda 14 sayıya kadar indi. Rakibinin düşen şut yüzdesini, ribaundlardaki üstünlüğü ile birleştiren Bornova, 32 ve 20 sayı yediği ilk iki çeyreğin ardından 3. çeyreğin ilk 8 dakikasında sadece 12 sayı yediler. Bu kadar kötü oynarken, maç 30-40 olur izlenimi verirken, skoru 13-14 sayı civarında tutmaları kötü günün en iyi tarafı idi onlar için. Beşiktaş'ın alan savunmasına karşı şut atabilen 1-2 isimleri olsa farkı daha da aşağıya çekebilirlerdi. Sonkol dışında şut deneyen yok takımda, gel de Roll'u arama, gel de kadroda olmasına rağmen süre almayan Murat Kaya'yı arama. Üçüncü periyodun skorunu Chatman belirledi, isabetli üçlüğü ile: 53-69.

Son periyotta oyun yine 13-14 sayı civarında seyretti ancak bitime 5-6 dakika kala sahneye çıktı yine 3 silahşörler. Önce Chatman, sonra Kemp, ardından da Serkan yolladı peşpeşe üçlükleri, fark yeniden 19 oldu. Son dakikalara damga vuran isim ise kazandırdığı zor basket-fauller ile Marcelus Kemp'ti. Maçı 7/11 ikilik, 6/7 üçlük, 3/4 serbest atış yüzdeleri ve ürettiği 35 sayı ile tamamladı skorer oyuncu, maçın da adamı oldu. 72-92.

Bornova'nı son durumunu hiç beğenmedim, küme düşmeme yarışında ciddi efor sarfetmeleri gerekebilir. Geçen yılki takımın bu yılki takımla arasında dağlar var. Yabancı kadrosunun dağılmasından sonra yapılan takviyeler pek tutmamış. Collins tamamen kendi oynuyor, işleri çok zor bence. Beşiktaş ise Kemp ve Serkan takviyeleri ile upgrade olan kısa rotasyonunda ışıl ışıl parlıyor. Bugün de işi kısalar bitirdiler zaten. Kemp 35, Serkan 18, Chatman 13 sayı ürettiller. Ogilvy sadece 2 sayı atabildi düşünün. Gerek kalmadı ki.

Bornova Belediyesi (72): Serdar Yavuz (1 asist), Umulcan Özyıldırım 3, Ümit Sonkol 9 (11 ribaunt – 2 asist), Mardy Collins 14 (3 ribaunt – 4 asist), Kimani Ffriend 19 (10 ribaund), David Tyler Smith 13 (7 ribaunt – 4 asist), Soner Şentürk 12 (2 ribaunt – 4 asist), Julian Sensley 2 (1 asist)

Beşiktaş Cola Turka (92): Serkan Erdoğan 18 (3 ribaund – 1 asist), Fedor Likholitov 8 (4 ribaunt), Bekir Yarangüme (2 ribaunt), Mustafa Abi (1 asist), Cüneyt Erden, Hüseyin Beşok 6 (4 ribaund – 1 asist), Michal Ignerski 10 (6 ribaunt – 2 asist), Marcelus Kemp 35 (4 ribaund – 3 asist), Mire Chatman 13 (6 ribaunt – 8 asist), Cevher Özer (4 ribaunt – 3 asist), A.J. Ogilvy 2 (3 ribaunt – 3 asist)

26 Şubat 2011 Cumartesi

Telekom: 84 - Erdemir: 86 (Erdemir'den Kritik Deplasman Galibiyeti)

Son dört maçta sadece Efes Pilsen'e kaybederek önemli bir ivme yakalayan Erdemir, son dört maçta sadece bir galibiyet alabilen, Olin maçı, Telekom deplasmanındaydı bugün. Hakan - Hall ikilisinin ürettiği 11 sayıyla karşılaşmaya 13-2'lik bir başlangıç yapan Ereğli temsilcisi, ikinci periyotun başındaki hafif sendeleme haricinde tüm devreyi kontrolünde tutmayı başardı. Hakan Demirel'in 11 sayıyla yıldızlaştığı ilk periyodu 26-22 önde kapatan Erdemir, devreye de 44-38 önde girmeyi başardı. Bu arada maçın hemen başında takım arkadaşı Hall ile çarpıştığı pozisyonda burnu kırılan Berent'e de geçmiş olsun diyelim. Hemen hastaneye kaldırıldı, pazartesi ameliyat olacak. 10 gün sonra da maskeyle çalışmalara başlayacak.

Hakan'ın 13, Erkan'ın 12 ve Hall'un 9 sayı - 9 ribaund ile tamamladığı devrede Türk Telekom cephesinde ise 'topu tutan atar' felsefesi devam ediyordu. Başrolde Randle olmak üzere. Devrede tam 13 üçlük denedi Başkent ekibi. Yüzdelerin düşük olduğunu söylememe gerek yok sanırım. İkinci yarıya da iyi başlayan taraf konuk Erdemir oldu. Yeni transfer Mike Hall'un 12 sayı ürettiği periyotta Hakan Demirel 6 sayı - 3 asistle günün yıldızı olmayı sürdürdü. Kendine güvenen, takımı iyi yönlendirdiği kadar şutunu da kullanan Hakan'ı izlemeyi çok çok uzun zaman olmuştu. Koç da ona çok güveniyor, belli ki. Sayılarından sonraki iletişim bunu hissettirdi bana. Altyapı dönemlerinden kalma bir gün yaşadı açıkçası Hakan. Çok keyifliydi izlemesi. Bu takımın bana göre en önemli artılarından Barbour da bu ikiliye ciddi destek verdi. Özellikle 2 şık ve yürek burkan blok yaptı bu çeyrekte. Hall'i ilk kez canlı izledim. Takımla diyalogu, oyunu sahiplenişi ve hücum gücü dikkat çeken yönleriydi. Aranan kan belli ki o. Tüm bunların bileşkesinde rüzgarı arkasına alarak son 11 dakikaya tam 15 sayı önde girdi Erdemir (55-70).

Bu andan sonrası ise bu sezonun Erdemir klasiği oldu. Alan savunmasına ve ön alan baskısına karşı ritm kaybetti konuk takım. Topu tutma isteği de etkiliydi bence bu noktada. Ritmlerine kaybettiler, gereksiz zorlamalar başladı. Hakan'ı biraz kenara alıp sona saklamak istedi koç Ahmet Çakı, haklı olarak. Kazandığı topu 3 saniye içinde potaya atabilme yetisine sahip olan Telekom da fırsattan istifade farkı hızlıca kapattı. Wesson'ın boyalı bölgedeki üstünlüğü de önemliydi bu sekansda ki maç boyunca ribaundlar konusunda üstünlük kurdu Telekom (48-38). 30.dakikadaki 70-55'in ardından bitime 17 saniye kala Becirovic'in üçlüğüyle 84-83 öne geçti Telekom. 29-13'lük bir seri. Bu seride 4 üçlük, 8 tane de serbest atış kullandı ev sahibi. Sani 10, Randle 8, Adem Ören de 6 sayı üretti ve 17 saniye kala öne geçmeyi başardı Telekom. Fakat, maç boyunca yaptıklarından farklı birşey yapmadılar bu anlarda da. Zone biraz zorladı Erdemir'i, üstüne bir de maç sonu krizi geldi ve maç sonu iyice karıştı.

Son topta kaybedilen maçlar listesine bir ilave daha yapılmasını engelleyen isim ise skor 84-83'e geldikten sonra savunmada kaptığı topu hızlı hücumda bitiren Erkan Veyseloğlu oldu. Ardından Hakan, taktik faullerden birini soktu ve Randle'ın kaçan üçlüğüyle Erdemir 86-84 galibiyete ulaştı. Tam 4 oyuncunun çift hanelere ulaştığı Erdemir'de Hall, 23 sayı-12 ribaunduyla double double yaparken günün kahramanı ise 20 sayı - 8 asist ile oynayan Hakan Demirel'di bence. Hem oynadı hem de dişlilerin iyi dönmesini sağladı bugün. Erkan, maçı kazandıran basketi bulmasının yanı sıra 24 dakikada yüksek yüzdeyle ürettiği 18 sayıyla çok değerli bir performans sergiledi. Barbour da düşük şut yüzdesine rağmen 15 sayı-3 ribaund-3 asist-4 kritik blokla oyunun her alanında varlığını hissettirdi. Sezon başındaki hazırlık sürecinde izlediğim Erdemir'in 'takım' olduğunu ve bunun onlar adına herşeyden daha değerli olduğunu yazmıştım. Bugün bir kez daha gördüm bunu. Koç Çakı ve oyuncular keyifli işler yapıyorlar gerçekten. İzlerken büyük keyif aldım yine. Galibiyeti kaçıracaklardı belki bir kez daha, onu savunmalarıyla söküp almaları da ayrıca güzel oldu. Tüm takımın galibiyette ufak ufak da olsa pay sahibi olması ise ayrıca altı çizilmesi gereken bir konu. Eren hariç oyuna giren herkes basket buldu. Sayıda zorlananlardan James Thomas, 10 ribaund çekti. Son haftaların formda ismi Altan, hücumda sayıya gitmekte zorlansa da savunma yönüyle yine artı hanesinde bulunanlardan. 86'nın 46'sı da yerlilerden zaten. 7. galibiyetle birlikte aşağıyla bağlantı biraz daha kopmuş oldu böylece Erdemir adına, o da önemliydi.

Telekom ise kendine hedef olarak belirlediği play-off için önemli bir maça çıkmıştı bugün. Fakat toplam 27 üçlük denemeleri organizasyon yapısı hakkında fikir veriyordur sanırım. Rasim Başak, sezon başından bu yana şut idmanı yapıyor maçlarda. Wesson, önemli bir karakter koyuyor içerde, bugün de yine 11 sayı - 18 ribaund ile oynadı inatla top inmemesine rağmen. Fakat, o da bir yerden sonra bu gidişe çare olamıyor. Son 5 maçtaki 4., toplamda ise 11. mağlubiyet oldu Telekom adına. Koç Meriç, iyiniyetle takımı düzeltmeye çalışıyor ama bu sezon bu şekilde tamamlanacak artık. Yeni sezonda yeni kadroyla devamına sonra bakılacak..

Türk Telekom (84): Ray Wesson 11 (15 ribaund- 1 asist), Jerome Randle 19 (4 ribaund- 7 asist), Sani Becirovic 9 (5 ribaund- 2 asist), Rasim Başak 6 (2 ribaund), Mehmet Yağmur (4 ribaund- 5 asist), Adem Ören 8 (1 ribaund), Jan Jagla (1 ribaund), Yunus Çankaya 12 (4 ribaund- 1 asist), Gregory Stiemsma 6 (4 ribaund), Ceyhun Altay 8 (2 ribaund)

Erdemir (86): Michael Hall 23 (12 ribaund- 1 asist), Altan Erol 4 (2 ribaund- 1 asist), Melih Yıldız 2 (1 ribaund), James Thomas 2 (10 ribaund- 2 asist), Antwain Barbour 15 (3 ribaund- 3 asist), Erkan Veyseloğlu 18 (1 ribaund- 2 asist), Hakan Demirel 20 (3 ribaund- 8 asist), Emre Ekim 2 (2 ribaund)

Karşıyaka Mersin'den Galibiyetle Dönüyor (68-73)

Geçtiğimiz hafta evinde Efes Pilsen'i mağlup ettikten sonra zorlu Krka deplasmanından yenilgiyle ayrılıp grup liderliği şansını zora sokan Pınar Karşıyaka, lige tutunmaya çalışan ancak geçen hafta deplasmanda kaybettikleri Erdemir maçının ardından zor günler geçiren Mersin BŞB'yi son dakikaları büyük çekişmeye sahne olan maçta 73-68'lik skorla geçerek İzmir'e galibiyetle dönüyor. Mersin ise önemli bir iç saha maçını daha yitirdi.

Her iki takım adına büyük sayı farklarının yaşandığı maçın ilk periyodunu 27-12 önde geçen Karşıyaka, rakibinin 2. çeyrekteki daha etkileyici performansını durduramadı ve devreye ev sahibinin 40-36'lık galibiyetiyle girildi. İzmir ekibi 3. çeyrekte skoru dengeleyip öne geçse de bir kez daha Mersin'e yakalanmaktan kurtulamadı ve son 1.5 dakikaya 1 sayılık dezavantajla girdi. Son anlarda kaptan Smith ve Stanojevic'le skor bulan Karşıyaka galibiyeti kaptığı gibi 19. maçında 12. galibiyetini alarak Beşiktaş'ın önünde maç fazlasıyla 5. sıraya çıktı. Sunter ve ekibi ise 4 galibiyette kalarak, 15. sıradan kurtulma şansını kullanamadılar.

Ligin üstü kadar hatta daha da çekişmeli bir mücadele dipte yaşanmakta ve her geçen hafta çekişme artmakta. Yunanistan patentli üç yeni yabancı oyuncusuyla aslında bütçe olarak bulunduğu konumun oldukça üstünde bir takım Mersin BŞB. Her an bir çıkış yakalayıp, önlerindeki Aliağa,Tofaş, Bornova üçlüsünü yakalama şansları mevcut. Ancak o takımların da yeni takviyeleriyle Mersin ve Oyak ikilisinden kopmaya çalıştıklarını da belirtmek gerek. Eğer Mike James, Kambala'nın yanında Aliağa'ya bir hava getirebilirse Mersin adına işler biraz daha zorlaşabilir.

Karşıyaka için ise ligde her şey yolunda gidiyor. Holston'un şut anlamında berbat bir akşam geçirdiği (1/8 üçlük, 5 sayı) deplasmandan galibiyet almayı başarmaları sağlam takım olduklarının göstergesi. Onlar bir aksilik yaşamazlarsa ilk 6 içindeki yerlerini muhafaza etmeye yakın görünüyorlar. Bir de her ne kadar çok zor gözükse de gruptan lider çıkıp St. Petersburg'la eşleşmekten şimdilik kurtulmayı başarırlarsa çok daha güzel olacak her şey. Gerçi forumlarda gördüğüm kadarıyla Karşıyakalı taraftarlar çok da mutsuz değil olası bir St. Petersburg deplasmanına gitme durumundan.:)

Mersin BŞB (68): Asım Pars 4 (4 ribaund-1 asist), Nedim Yücel 6 (14 ribaund-1 asist), Alex Scales 8 (4 ribaund), Hakan Köseoğlu 5 (2 ribaund-5 asist), Vincent Grier 11 (3 ribaund), Anthony Grundy 22 (3 asist), Nestoras Kommatos 12 (3 ribaund-2 asist)

Pınar Karşıyaka (73): Osiris Eldridge 10 (8 ribaund-3 asist), Birkan Batuk 13 (4 ribaund), Jovo Stanojevic 13 (6 ribaund-1 asist), David Holston 5 (2 ribaund-3 asist), Andre Smith 17 (7 ribaund-1 asist), Ali Erdoğan 10 (1 ribaund), Furkan Aldemir 3 (3 ribaund-1 asist), Alper Saruhan (1 asist), Emre Bayav 2 (2 asist)

O.Renault: 68 - F.Bahçe Ülker: 73 (Renault Salladı, Yıkamadı)

Hafta içi bozulan moralini, kritik Valencia maçı öncesinde lig sonuncusu Renault’u geçerek düzeltmek isteyen F.Bahçe Ülker fazla sıkmadan başladı oyuna. Kinsey’i İstanbul’da bırakarak çıktıkları Bursa yolculuğunun sonunda James Mays karşıladı onları. Lavrinovic’in ayaklarını yavaştan öte bir sıfatla baş başa bırakacak kadar delici oynayan Mays, peşpeşe bulduğu sayılarla takımının skor yükünü omzuna aldı kısa sürede. F.Bahçe cephesinde ise savunmada çok efor sarf etmeyip, ofanstaki beceriyle maçı alayım düşüncesi hakim gibiydi ilk çeyrekte. Emir ve boyalı alanda yakaladığı yanlış eşleşmeleri iyi değerlendiren Oğuz’un sayıları ile ilk çeyreği 22-24 önde kapattılar. Renault savunmasına çok faul çalındığını ve sertlik kazanma konusunda beceriksiz kaldıklarını belirtmek gerek. Mays’in 11, Emir’in ise 9 sayısı ilk çeyreğin skor namına verilebilecek bireysel detaylarından.

İkinci çeyreğe Ömer Onan’ın faullerini üçlemesi ile girdik. İlk çeyrekte iyi oynayan Renault cephesinin top kayıpları ikinci bölümde bir hayli arttı. Yorulan James Mays de üretim musluklarını kapatınca, Ukic ve Jasikevicius ile çift guarda dönen F.Bahçe Ülker birçok kolay hızlı hücum sayısı buldu. Emir Preldzic’in istekli ve bilinçli oyunu sarı lacivertli takım için önemli bir bireysel performanstı. Hal böyle olunca fark da bir anda çift haneleri gördü (26-36). Devreye birkaç dakika kala skor bayrağı Jasikevicius’a geçti. Servisleriyle zaten iyi bir ikinci çeyrek geçiren Litvanyalı, skor tabelasını da hareketlendirmeye başladı. Devre skoru 32-45, Emir + Jasikevicius ikilisinden 25 sayı var.

Maçın üçüncü periyodunda iki takım da fazlasıyla kısırdılar. Hatta şöyle diyeyim, ilk 8 dakikada her iki takımın da 8’er sayısı vardı. Sean May’in çeyrek sonunda peş peşe 2 orta mesafe şut sokarak ağzımızı açık bırakmasının üstüne, uykuda olan Renault takımı da hareketlendi. Yakalanan rüzgarı, Ogün Sevinç çeyrek biterken sağ dipten bulduğu üçlükle daha da şiddetlendirdi ve son çeyreğe girerken fark 7’ye indi (50-57). Bu çeyreğin en ilginç detayı, bir pozisyonda top daha dışarı çıkmamış ve Can Maxim topu çevirmek için hamle yapmışken benchteki Nedim Dal’ın kalkıp topu tutması idi.

Son çeyrek öncesinde 2 dakika içinde maç boyunca yakalayamadığı ritmi yakalayan Renault, son çeyreğe de etkili girdi. O rüzgar, takım savunmasındaki hevesi de arttırdı. Mays, Kerem, Ogün derken fark bir anda 4 sayıya kadar indi (57-61).Emir’in kritik 4 sayısıyla farkın daha aşağıya inmesini engelledi F.Bahçe Ülker. Emir Preldzic ve Sean May’in amatörce aldıkları kasti fauller Renault için önemli şans idi ama 4 faul atışında sadece 1 isabet bulabilen, kenardan sokulan toplarda da sayıya ulaşamayan Bursa temsilcisi farkı tamamen kapatma fırsatlarını cömertçe harcadı. Gerçi bu iki fırsatın ardından önce Waller, sonra da Conroy ile farkı iki kez 3 sayıya indirmeyi başardılar ama kaçan serbest atışlar canlarını çok fena yaktı. Will Conroy’un sondaki iki satışı da onların canını yakan başka bir detaydı tabii. Maç skoru 68-73 F.Bahçe Ülker.

Hafta içinde ‘Mücadele edeceğiz’ açıklamasıyla F.Bahçe Ülker’e kolay yem olmayacaklarını belirten Yücel Platin, sözünde durdu. Takım biraz daha kapasiteli olsa Mays’in yanına bir iki kişi daha eklenebilse haftanın en büyük sürprizini de gerçekleştirebilirlerdi ama nefesleri yetmedi. Mays çılgın oynadı, sonlarda yoruldu ama performansı muazzamdı. Kerem Özkan’ın mücadelesi ve katkısı da görülmeye değerdi. Bu yılı gelişerek geçirdi Kerem, önemli bir detay. F.Bahçe Ülker farkı açıp dinlenme moduna geçerim düşüncesini üçüncü çeyrekte rafa kaldırmak zorunda kaldı, düşündüklerinden çok daha fazla efor sarf ettiler. Sonuçta kazanarak gidiyorlar Valencia’ya. Emir 25 sayı - 8 ribaund ile takımın ve sahanın en skoreri, en etkilisi.

Oyak Renault (68): Williams Conroy 10 (2 ribaund- 6 asist), Serkan İnan (1 asist), Ogün Sevinç 5 (3 ribaund- 1 asist), Nedim Dal 4 (1 ribaund), Tufan Önen 5 (2 ribaund), Antabia Waller 11 (8 ribaund), James Mays 21 (11 ribaund- 2 asist), Kerem Özkan 12 (4 ribaund- 1 asist), Umut Yenice

F.Bahçe Ülker (73): Roko Ukic 3 (2 ribaund- 3 asist), Ömer Onan 3 (1 ribaund), Darjus Lavrinovic 6 (11 ribaund), Sarunas Jasikevicius 14 (3 ribaund- 4 asist), Oğuz Savaş 10 (6 ribaund- 1 asist), Maxim Can Mutaf 2 (1 ribaund), Sean May 10 (4 ribaund), Emir Preldzic 25 (8 ribaund)

Perasovic'ten İtiraflar

Siena deplasmanında alınan mağlubiyetle Euroleague'e bir kez daha çeyrek final öncesinde veda eden Efes Pilsen'de koç Velimir Perasovic, maç sonunda itiraf tadında açıklamalarda bulundu. 'Madrid deplasmanı bizim için anahtardı, o maçı kazanabilirdik. Orada kaybettikten sonra burada işimizin çok zor olduğunu biliyorduk' dedikten sonra klişe cümlelerle maçın genel değerlendirmesini yapan koç Perasovic'in dikkat çekici açıklamaları şu şekilde:

'İyi bir durumda olduğumuzu söyleyemem. Oyuncularımız Wisniewski ve Raduljica sezonu bitirdi. Çünkü Türkiye liginde oynayamıyorlar. Avrupa Ligi'nde ve Türkiye liginde farklı takımlarla oynuyorduk. Artık bir hedefimiz var ve biz de bu alanda mücadele edecek takımla devam edeceğiz. Bu bizim için daha yararlı olacaktır. Kendimizi geliştirmemiz bu şekilde daha kolay olacak. Gittikçe daha iyi olacağımıza inanıyorum. Ligi iki ya da üçüncü olarak bitirmek istiyoruz, birinci olmak çok kolay değil. Ondan sonra finalde ne olacağını hep beraber göreceğiz.'

'Efes Pilsen ile sözleşme imzaladığımda takımın yüzde 80'i oluşmuştu. Türkiye ligindeki kuralları, özellikle yabancı oyuncularla ilgili kuralları çok iyi bilmiyordum. Türkiye ligini çok iyi tanımıyordum. Eğer şu anda başa dönebilsem değiştirebileceğim şeyler olurdu. Ama şimdi değiştiremeyeceğimiz şeylerin hakkında konuşmanın pek anlamı olmaz. Türkiye liginde başarılı olmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor, ondan sonra da kulüp en iyi kararı verecektir.'


Avrupa'ya veda sonrası, elde tek kulvar kalmışken açıkyüreklilikle yapılan, gayet net açıklamalar bunlar. Dediğim gibi itiraf tadında. Yaşanan süreci özetleyen açıklamalar bir bakıma. 'Başa dönsem değiştirebileceğim şeyler olurdu' diyor koç. Haklıdır da. Fakat, takvimi geriye aldığımızda Efes Pilsen yönetiminin Perasovic'le çalışmayı tercih edeceğini de pek zannetmiyorum.

F.Bahçe'den Avrupa'ya Veda

Sezon başlarken yolun sonu çok farklı hayal edilmişti elbette. Belki de İstanbul'da oynanacak bir Final-Four'da kazanılacak kupaydı hedef. Fakat kötü son Rusya'da karşıladı F.Bahçe'yi. Salı günü Caferağa'da çok dramatik şekilde alınan mağlubiyetin ardından Moskova'ya 'sürpriz' yapmaya ve seriyi yeniden İstanbul'a taşımaya giden F.Bahçe, devrede oyunda kalmayı başarsa da 22-10'luk 3. periyot skoruyla Euroleague'i bir kez daha çeyrek final aşamasında tamamlamış oldu. Daha kapsamlı maç yazısı ve ikinci bir göz için TIK! diyebilirim. Bugün ilk 15 dakika geride kaldığında Tammy, tam 4 dakika boyunca parkedeydi. Koç Ratgeber, ilk maçtaki ve hatta yeni sistemin en başından itibaren yaptığı hatadan dönmüş olsa da bunun faturası çok çok ağır oldu. Serinin sonucunu bu 4 dakika üzerinden bile okuyabiliriz aslında. İki takım arasında oynanan son 12 karşılaşmada alınan 11. Spartak Moskova galibiyeti bu aynı zamanda. Fakat, bu kez seri öncesinde ve hatta sezonun en başında avantajlı olan taraf F.Bahçe iken işler bir anda parke haricinde kontrolden çıktı. Sezon başında koç Cem Akdağ'ın preview tadında yazdığı bir yazıda 'Bu sezon Kadınlar Euroleague Dörtlü Finalinde Ekaterinburg ve Fenerbahçe takımlarını göremezsek büyük bir ihtimalle sene içinde beklenmedik bazı aksilikler yaşanmış demektir.' öngörüsü şu andaki durumu en iyi özetleyen cümle olabilir.

Tüm bu yaşananların üzerine Başkan Aziz Yıldırım'ın ilk maçtaki mağlubiyet sonrası yaptığı sert açıklamaların içeriğinin takımın yükünü sırtlayan çekirdek yerli kadrosunda pek hoş karşılanmadığını söylemek lazım sanırım. Koç Ratgeber de maç sonu açıklamasında mental yeterlilik vurgusuyla takıma bir mesaj yollamış. Yaşanan süreci tekrarlamaya gerek yok, herkes biliyor. Ortadaki yetersizlikler, beceriksizlikler malum. Ratgeber'in teknik hatası ve oyuncuların bu ağırlığı kaldıramaması da yan faktörler olarak eklendiğinde Avrupa'da sezon bir kez daha Moskova semalarında son buldu. Çok güç kaybetse de Aras'ın vurguladığı gibi Spartak Spartak'tır klişesini tekrarlama zamanı sanırım.

Bu serinin toplamında sonucu kimin daha çok basket attığı belirlememiş olsa da bu kadronun doğru coachingle ya da en basiti iki uzunu dinlendirip, o seri esnasında alınacak molayla bu turu geçme şansının çok çok yüksek olduğunu da unutmamak lazım. 5. kez arka arkaya çeyrek finalde kaybedilirken bu kez şans çok daha yüksekti, hem ev sahibi avantajıyla hem de eldeki kadroyla. Hatta artık son sekizde diğer takımlarda olmayan isimlerle de. Şu anda bütün tepkiler, haklı olarak, Hacettepe'ye odaklanmışken burayı da atlamayalım istedim nacizane. Zor ve travmatik bir süreç olabilir ama bu turu geçebilirdi F.Bahçe. Benim açımdan çıkış noktası burasıydı esasen. Çok güvendiğim Ratgeber de Pokey Chatman'a yenildi. Olmadı. 12 maçlık galibiyet serisine yakışmayacak bir son oldu. Dünkü 'Kara Perşembe'nin üstüne de tuz biber oldu.

Son olarak, Kadınlar Euroleague'de son dörde kalan takımlar da şu şekilde: Spartak Moskova, UMMC Ekaterinburg, Halcon ve Ros Casares. İki İspanyol, iki Rus. Kazananlar bu işe doğru yatırımları, rasyonel şekilde yapan dört takım. Kaybedenler hanesine kimi yazsam bilemedim..

G.Saray C.C: 87 - M.P. Trabzonspor: 80 (Eksik Trabzon Cimbom'u Zorladı)

Aleksander Rasic ve Igor Milosevic'in forma giyemeyeceğini öğrendikten sonra rahat bir G.Saray Cafe Crown galibiyeti bekliyordum bugün. Maç da bu beklentim paralelinde başlamış aslında fakat oyun kurucu pozisyonunda yaşadığı noksanlığa Michael Wright önderliğinde önemli bir geri dönüş sergilemiş Karadeniz ekibi. -miş diyorum, çünkü izleyemedim maçı. Şimdi yayın akışına baktım, tekrarı da gözükmüyor. O nedenle yazacaklarım istatistik kağıdından dökülenlerden ibaret olacak. Yalnız sonucu bilmeden sadece skoru görseydim Trabzon'un kazandığını söylerdim herhalde. Oynanan oyunun durumu hakkında ipucu veren bir skor. Zira G.Saray maçlarından alışık olduğumuz bir skor değil bu.

Hafta arasında olduğu gibi yine Ayhan Şahenk'te oynanan karşılaşmanın ilk periyodunu 29-17 önde kapatan sarı kırmızılılar, ikinci periyodun son 6.45'lik bölümünde 19-5'lik bir seri yiyerek devreye yalnızca bir basketle önde girmiş (43-41). Sakota ile birlikte önemli bir ivme kazanan Trabzonspor'un gösterdiği gelişimi özetleyen bir seri bu aslında. Fark 20 kapısına kadar gelmişken ve üstelik iki önemli eksiği bulunurken oyuna tutunmayı başarıyor artık Trabzonspor. Ve bunda da en önemli pay her zaman Wright'a ait oluyor. Buradaki geri dönüşü maçın dakikalarına kadar da taşımışlar. Fakat, sarı kırmızılılar sürprizin boyutunun artmasına daha fazla izin vermeyerek, final periyodunda sergilediği atakla, 87-80'lik skorla galip ayrılmış karşılaşmadan.

Hafta arasında Pepsi Caserta karşısında alan savunmasına hücum etmekte zorlanan G.Saray Cafe Crown'a karşı maçın çok büyük bölümünde zone tercihi gelmiş koç Sakota'dan. Pepsi maçını salondan izleyen koç Taner Günay'ın da payı olsa gerek. İşe de yaramış bu plan. Wright'ın oyundan çıkmadan 33 sayı - 9 ribaund - 1 top çalmayla oynadığı karşılaşmada Obasohan'ın 21 sayısı ise yeterli olmamış Trabzon için. Rasic'in açığını kapatmak bu rotasyonda kolay değil elbette. Wright'ın 9 ribaundu Cimbom'un 3 uzununun toplamından fazla yalnız, atlamayalım. G.Saray cephesinde ise yenilen 80 sayı en kritik nokta. Alışık olduğumuz üzere tam 4 oyuncu çift hanelerde yine. Hatta Jerry 9, iki oyuncu da 7'şer sayıda. Sakatlığı bulunan Haluk Yıldırım oynamamış bugün. 31 basket/20 asist oranı da yine Mahmuti sisteminin karakteristiklerinden biri olarak parlıyor kağıtta. Galibiyet sayısı 15 oldu, haftaya Abdi İpekçi'de oynanacak Efes Pilsen maçı çok çok önemli olacak onlar adına. Trabzon ise ligin ilk yarısında çok zorlandığı zorlu seriye yine mağlubiyetle başladı. Bu seride alınabilecek ekstra galibiyet(ler) ayrıca değerli olacak.

25 Şubat 2011 Cuma

Doğan Deniz: Play-Off'lar İçin Hazır Duruma Geleceğiz

TB2L temsilcilerinden Gaziantep BŞB takımının başarılı koçu Doğan Deniz'in Salsabasket okuyucuları için yaptığı değerlendirme şöyle:

'Normal sezonun bitmesine 4 hafta kala Play-Off'lar öncesi her hafta daha üst düzey basketbol oynanıyor. Her takım grubunda Play-Off'a iyi bir sıradan girip avantaj sağlamak için savaşarak maç kaybetmemeye çalışıyor.

Bizim açımızdan ilk devreyi sıralama açısından istediğimiz yerde tamamladık. 11 maçta 8 galibiyet alarak grubumuzu 4. olarak bitirdik. Devre arasını iyi değerlendirdik. 2. devreye Ankara’da TED Kolej ile oynadığımız ilk maçta şanssız bir şekilde mağlup olarak başladık ve bu mağlubiyetten sonra şanssızlıklar takımımızın peşini bırakmadı. İlk devrede bütün oyuncularımızdan tam performans aldık fakat forvet oyuncumuz Erhan Kocamış’ın Selçuk üniversitesi maçında talihsiz bir şekilde parmağının kırılmasıyla 5 hafta bizimle olmayışı, yabancı oyuncumuz Jamal Boykin’in sezon ortasında topuğunda başlayan sakatlığı giderek arttı. İlerleyen haftalarda da şanssız bir şekilde sağ ayağında da aynı sakatlık belirince mecburen 2. yabancı oyuncumuz Devon Hardin’i getirdik. Her iki oyuncumuzda background olarak iyi takımlarda oynamış oyuncular. 2. yabancı oyuncumuz Devon’un geldiği ilk haftada takıma ciddi bir enerji verdi ve geçtiğimiz hafta sonu oynadığı ilk maç olan Akhisar maçında dizine aldığı bir darbe sonucu şanssız bir şekilde sakatlandı. Yaklaşık 3 hafta bizimle olamayacağı söylendi. Oyunda kaldığı 16 dakikada 9 ribaund 5 sayı 2 blok ile tamamladı. Şanssızlık gene peşimizi bırakmadı ve hafta sonu oynanan Hacettepe maçını son 8 saniyede kaybettik. İki oyuncumuzda o maçta sakatlandı. Nikolay’ın dirseğinde ve Buğra’nın da ayak bileğinde burkulmaya bağlı problem oluştu. İki oyuncumuzu da bu hafta sonu oynayacağımız İTÜ maçına yetiştirmeye çalışıyoruz. Unutulmaması gerek ki grubumuz olan B grubunda birbirinden kuvvetli ve yıllardır bu ligde oynayan tecrübeli takımlar bulunuyor.


Çalışma tempomuzdan taviz vermiyoruz ve inanıyoruz üzerimizdeki bu şanssızlığı atıp 1. devredeki form grafiğimizi yakalayıp Play-Off'lar için hazır duruma geleceğiz.'

Spahija: Savunmaya Neden Devam Etmedik Anlayamıyorum

26.dakikada 49-37 önde olan takımının savunmayı neden bıraktığını anlamlandıramadığını söyleyen koç Neven Spahija'nın maç sonunda Kaunas'daki mağlubiyete de vurgu yaptığı sitemkar açıklaması şu şekilde:

'Deplasmanda mağlup ettiğimiz Olympiakos'u İstanbul'da 2. kez mağlup etmenin zor olduğunu biliyorduk. 15 sayı farkla kazanan Olympiakos'u tebrik ediyorum. Hücum ve savunmada çok düzgün bir sistemimiz vardı, ancak ne olduğunu anlayamadım ve 14 dakika içinde maçı kaybettik. Rakip takım önce geçmeye başladığında oyuncular boş verdi, neden savunmaya devam etmediler anlayamıyorum. İkinci kez Olympiakos’u yenmenin zor olacağını biliyordum, çünkü çok tecrübeliler ve çok kaliteli bir takım. Şimdi Kaunas’taki maçın kaybının ne kadar önemli olduğunu gördük.'

Maçın hakemlerinin yönetimiyle ilgili bir soru üzerine Neven Spahija, 'Oyuncuların bu kadar hatasından sonra hakemlere bir şey söylemek istemiyorum.' dedi.

Konya'ya 2. Yabancı: Eric Devendorf

2.ligde sezonun en çok konuşulan takımı Selçuk Üniversitesi'nde koç Halil Üner'in göreve gelmesinin ardından takıma yabancı takviyesi yapılması bekleniyordu. Boddicker'ı kadroda tutmayı tercih eden Konya ekibi, 2. yabancı olarak da Eric Devendorf ile anlaştı. 23 yaşında, 1.93 boyundaki oyun kurucu, son olarak Avusturya Ligi'nde forma giyiyordu. Konya'ya gelerek sağlık kontrolünden geçen Devendorf, önümüzdeki haftadan itibaren takımla beraber sahaya çıkmaya başlayacak. Transfer sonrası konuşan Halil Üner'in görüşleri de şu şekilde: 'Konya’da inanılmaz bir basketbol sevgisi ve yönetimin fedakarlığı gördüm. Biz de sporcularla el ele vererek kesinlikle bu sezon bu takımı yeniden Beko Basketbol Ligi’ne çıkarmak zorundayız. Bunun için de çok çalışarak sezon başından bu yana görülen aksaklıkları ve eksikliklerimizi gidermeye çalışıyoruz.'

M.Siena: 88 - Efes Pilsen: 76 (Efes Avrupa'ya Veda Etti)

F.Bahçe Ülker'in son 15 dakikasında çöktüğü ve çift haneden verdiği maçın ardından biraz rötarlı da olsa İtalya'ya çevirdik gözleri. Son iki maçı kaçıran Rakocevic'in yokluğunda 2 mağlubiyet alan Efes Pilsen, Rako'nun sakatlığı atlatıp takıma dönmesiyle iyi başladı maça. İlk periyot 25-23, devre ise 49-47 Siena üstünlüğü ile tamamlandı. Skorlardan da anlaşılacağı üzere, tutmaktan ziyade atma yanlısıydı iki taraf da. Dengeyi bozan taraf ise soyunma odasından iyi dönen Siena savunması oldu. Karakteristik özelliklerini parkeye yansıtarak bol top kaybına zorladılar lacivert beyazlıları(toplam 20 top kaybı) ve sadece 11 sayıya izin verdikleri 3. çeyrek sonunda finale 70-58 önde girmeyi başardılar. Sezonun en kritik virajında 3 periyotta 70 sayı yiyen Efes Pilsen'den bahsediyoruz. Geri dönmek için hamleler yapıldı ama faydası olmadı elbette. 88-76 kazanan Siena, 3. periyotta yakaladığı farkı korumasını bilerek Efes Pilsen'e kapıyı kapatmış oldu.

Bu sonuçla birlikte son hafta öncesinde TOP-16'a veda etmiş oldu Efes Pilsen. Sezonun en kritik maçına, rakibin en az bizim kadar tek adam düzeninde bağlı olduğu Bo McCalebb yokken üstelik, 'sürpriz yapmaya çalışacağız' açıklamasıyla çıkan koç Perasovic, son 5 sezonda Efes Pilsen'de çeyrek final göremeden elenen koçlar listesine eklenmiş oldu böylece. Listede koçların ismi değişir, gelir geçer. Çok da mühim değil o. Aynı düşünce, aynı mentalite devam ettiği sürece değişen sadece o isimler olacak. Sorun da bu esasen. Mühim olan çözümü. Fakat yarın gelecek muhtemel açıklamaları gözüm kapalı üç aşağı beş yukarı yazabilirim. Herşey olağan akışında sürüp gidecek Efes cephesinde. Aksi çok şaşırtır beni.

Savunma temelli oyunu ve kendi bünyesinden çıkardığı oyuncularıyla bu ülkenin spor tarihine adını kazıyan, basketbol sevgisini zamanın genç bünyelerine aşılayan ve herkesin gönlünde her zaman ayrı bir yeri bulunan Efes Pilsen, bugünkü 12 kişilik kadrosunda altyapıdan sadece 1 isme yer vererek(Ender Arslan, 0 dakika) ve 3 periyotta tam 70 sayı yiyerek Avrupa'ya veda etti. İç dinamiklerine bu denli ihanet eden bir kulüp için daha ileriye gitmek de basketbol tanrılarının çalışma prensibine aykırı zaten. Avrupa defteri kapanır..

M.Siena (88): Nikos Zisis 8 (3 ribaund – 5 asist), Malik Hairston 8 (5 ribaund – 3 asist), Marco Carraretto 6 (1 ribaund), Milovan Rakovic 15 (3 ribaund - 1 asist), Ksistof Lavrinovic 11 (5 ribaund – 2 asist), Rimantas Kaukenas 14 (3 ribaund - 2 asist), Tomas Ress 4 (2 ribaund), Andrea Michelori 2 (1 ribaund), Marko Jaric 4 (1 ribaund – 3 asist), Shaun Stonerook 5 (4 ribaund – 3 asist), David Moss 11 (4 ribaund - 3 asist)

Efes Pilsen (76): Andrew Wisniewski 7 (3 asist), Igor Rakocevic 24 (2 ribaund – 2 asist), Lawrence Roberts 5 (3 ribaund – 2 asist), Kerem Tunçeri 4 (1 ribaund – 2 asist), Bootsy Thornton 5 (6 ribaund – 1 asist), Kerem Gönlüm 10 (5 ribaund – 2 asist), Miroslav Raduljica 2 (2 asist), Nikola Vujcic 10 (3 ribaund), Bostjan Nachbar 3 (2 ribaund), Flip Murray 4, Sinan Güler 2 (2 ribaund)

F.Bahçe Ülker: 65 - Olympiakos: 80 (Yürek Burkan Mağlubiyet vol.2)

Ukic'in top kayıplarıyla maça soğuk başlayan F.Bahçe Ülker'e karşılık Zoran Erceg'in dışardan 3/3 isabetiyle nispeten rahat başlayan Olympiakos'u gördük ilk dakikalarda. Kenardan gelenlerin 10 sayılık katkısıyla oyuna tututan F.Bahçe, ilk periyodu 20-18 geride kapatmasına rağmen ikinci çeyrekteki Ukic-Kinsey-Ömer-Lavrinovic-Sean May doğru beşiyle önce oyunu dengeledi, ardından da skoru ele geçirmeyi başardı. Tam 6 farklı oyuncunun en az 1 basket attığı ikinci periyotta ilk çeyreğin aksine tempolanan hücum, azalan top kayıpları önemli noktalardı. Papaloukas-Teodosic ikilisinin 0-5 saha içi isabetiyle oynadığı devrede iyi oynamamasına rağmen içeriye 36-34 önde girmeyi başardı sarı lacivertliler. Önceki yıllarda bu maç başlangıcı çok daha farklı şekilde cezalandırılıyordu böylesine güçlü kadrolar karşısında. Bu kez rotasyonuyla, karakteriyle ve ikinci on dakikada düzelen savunmasıyla oyuna tutundu Spahija'nın F.Bahçe'si.

2.yarının başında savunmayı bambaşka bir boyuta çeken F.Bahçe Ülker, ilk 5.30'da günün alev alan ismi Erceg'den yalnızca bir üçlüğe izin vererek 13-3'lük muazzam bir seri yakaladı. 5.30'da Olympiakos'a karşı 13-3'lük harikulade seri herkesi, tüm salonu havaya soktu haliyle. Kinsey'in bu sekansdaki 6 sayısı dikkat çekiciydi fakat herşeyden öte savunma Olympiakos'a resmen potayı kapattı. Kinsey, bu salonda pek hoş anıları olmayan Teodosic'i de savunmasıyla ve hücumuyla yıldırıp 3 faul aldırırken rüzgar da çok şiddetli şekilde arkamızdan esiyordu. 49-37'i gördük 25.dakikanın ortasında. Bu anda Teodosic'i yanına alan Ivkovic, Papaloukas'ı da iyiden iyiye dümene oturttu. Tempo yapmaya başladılar hafiften. Bu tempoya karşılık oyunu tutması gereken F.Bahçe Ülker'de ise Emir Preldzic'in arka arkaya yaptığı 2 çok yanlış tercih 15'e doğru giden maçı akılalmaz bir noktaya taşıdı. Hızlı hücumu kesmek için top tutmak gerekirken son haftaların istim üstündeki ismi Emir, inanılmaz şeyler yaptı arka arkaya. Periyot sonunda Erceg, son saniye üçlüğünü soktuğunda skorboard 55-54'ü gösteriyordu. 17-6'lık Olympiakos serisi. 5.30'da 3 sayı yedikten sonra takip eden 4.30'da tam 17 sayı yedi sarı lacivertli savunma.Mantık kurallarıyla açıklanabilecek bir olay değil bu. Papaloukas takımı inanılmaz yönetirken Erceg dışardan vurmaya devam etti, Mavrokefalides ise içerden arka arkaya tam 8 sayı üretti. Bu ikilinin bu kadar ölümcül noktalara çıkabilmesi kalitelerinden ziyade savunmasızlıkla anlatılabilir sanırım.

Finale 55-54 önde başlayan F.Bahçe Ülker'de ne Ukic ne Saras ne de herhangi başka bir isim bu rüzgar karşısında ayakta kalmayı başaramazken Papaloukas, 25. dakikadan itibaren an be an büyüyen oyunuyla maçı domine etti adeta. Ivkovic'e gerek bırakmadan, tüm parkeyi yönetti. Her iki alanda da. 25. dakikaya kadar izlediğimiz takım Spahija'nın takımıydı. Ama o andan sonra izlediğimiz takım, tıpkı geçen sezonlarda izlediğimiz bu seviyelerde düzenli olarak, en baştan kaybeden takım gibiydi. Acele şutlar, birebir zorlamalar, oyun aklını tamamen yitiren görüntüler.(Tıklım tıklım dolu salon, bu seri esnasında tamamen eksi hanesindeydi ki bu da ayrıca konuşulmalı. Basketbol taraftarlığına fersah fersah uzağız halen..)Karşınızda Papaloukas olduğunda bunun faturası da ağır oluyor haliyle. Üstelik alınacak galibiyetin TOP-8'e saha avantajıyla başlamak anlamına geldiği bir maçta olursa bu, sonucu da böyle yürek burkan şekilde oluyor.

Çok acı bir maç sonu oldu her anlamda. 5/9 üçlükle 19 sayı üreten Zoran Erceg, 18 dakikada sezon ortalamasını 3'e katlayarak 18 sayı yazan Mavrokefalides, sadece 2 şut kaçırarak boyalı bölgeden 16 sayı çıkartan Nesterovic ve dümende 9 sayı-8 asistinin yanı sıra kocaman yüreği, muazzam oyun aklıyla halen bu kıtada bu oyunun en üst seviye isimlerinden biri olduğunu haykıran Papaloukas. Faturayı çok ağır şekilde bıraktılar masaya. Mağlubiyet olabilir elbette ama böylesi çok yıkıcı oldu. Üstelik son saniyede aldığı molanın ardından Papaloukas bitiş kornasıyla birlikte tepeden üçlüğü de yollarak farkı 15'e çekti ve liderliği garantiledi. Zalgiris'in Yunanistan deplasmanında galibiyeti şu anda ütopik gözükse de işlerini asla şansa bırakmak istemediler.Ufak bir detay belki ama bu noktada kaderi belirleyen de bunlar oluyor zaten. Bu noktayı oynamak, buralarda varlık gösterebilmek, oyun aklını koruyabilmek.

Fakat şimdi ayağa kalkıp toparlanma zamanı. Ukic, Saras, Emir, Oğuz vs..liste uzar gider, dalmamak lazım oraya. Bu takımın çok büyük şansı var devam eden yolda. Bu mağlubiyet yıkmamalı, çok genç bir takım F.Bahçe Ülker bu organizasyonda. Moral bozmamak, tek vücud durabilmek lazım. Tıpkı koç Spahija'nın maç sonunda saha ortasında yaptığı gibi. Önümüzdeki hafta Valencia deplasmanı hiç kolay olmayacak.

F.Bahçe Ülker (65): Roko Ukic 14 (1 ribaund- 4 asist), Ömer Onan 2 (2 asist), Darjus Lavrinovic 8 (5 ribaund- 1 asist), Sarunas Jasikevicius 7 (1 ribaund- 2 asist), Kaya Peker 2 (1 ribaund- 1 asist), Oğuz Savaş 4 (3 ribaund- 3 asist), Tarence Kinsey 12 (6 ribaund- 1 asist), Marko Tomas 9 (2 ribaund), Sean May 2 (3 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 5 (2 ribaund- 1 asist)

Olympiakos (80): Theodoros Papaloukas 9 (4 ribaund- 8 asist), Rasho Nesterovic 16 (9 ribaund), Vassilis Spanoulis 12 (2 ribaund- 4 asist), Michalis Pelekanos (2 ribaund), Loukas Mavrokefalides 16 (2 ribaund), Andreas Glyniadakis 2, Koskas Papanikolaou (4 ribaund), Zoran Erceg 21 (5 ribaund), Milos Teodosic 2 (3 asist), Jamon Gordon 2 (5 ribaund- 5 asist)

24 Şubat 2011 Perşembe

Yücel Platin: İşimiz Zor Ama Pes Etmeyeceğiz

Beko Basketbol Ligi takımlarından Oyak Renault'un antrenörü Yücel Platin, 26 Şubat Cumartesi günü sahalarında Fenerbahçe Ülker ile yapacakları maçta daha farklı bir anlayışla mücadele edeceklerini söyledi.

Platin, gazetecilere yaptığı açıklamada, ligde kümede kalma mücadelesi verdiklerini, işlerinin oldukça zor olduğunu ancak yılmadan, umutlarını yitirmeden son maça kadar mücadele edeceklerini belirtti.

Ligde kalan 12 maçta hedef maçların tamamını kazanıp, bir ya da iki ekstra galibiyet almaları gerektiğini ifade eden Platin, her maçı ayrı ayrı değerlendirip neticeye gitmeye çalışacaklarını bildirdi.

Platin, bu sezon mücadele anlamında çok sorun yaşamadıklarını, Banvit maçı hariç kaybettikleri diğer karşılaşmalarda yaşadıkları şanssızlıkların skora önemli etki ettiğini anlatarak, ''Biz geçen sezonlarda hep arkadan gelip maçı kazanıyorduk. Bu sezon biraz farklı. Önde götürdüğümüz birçok maçı son bölümde kaybettik'' dedi.

Fenerbahçe Ülker'in ligin en güçlü takımlarından biri olduğunu vurgulayan Platin, ''Çok zor bir maç olacak. Ama galibiyet şansımız yüzde olarak az gibi görünse de gerekli mücadeleyi sergileyeceğiz. Fenerbahçe Ülker karşısında daha farklı bir anlayışla mücadele edeceğiz. Farklı bir oyuncu rotasyonu deneyeceğiz. Sert savunma yapacağız'' diye konuştu. (Kaynak: NTVSpor)

TBL'de 19. Hafta Programı

25 Şubat Cuma
20:00 G.Saray Cafe Crown - M.P. Trabzonspor (Ayhan Şahenk S.S.) Spormax

26 Şubat Cumartesi
15:00 Oyak Renault - F.Bahçe Ülker (Bursa Atatürk S.S.) Spormax
16:00 Türk Telekom - Erdemir (Ankara Atatürk S.S.)
18:00 Mersin BŞB - Pınar Karşıyaka (Edip Buran S.S.)

27 Şubat Pazar
13:00 Bornova Belediyesi - Beşiktaş Cola Turka (Ege Üniversitesi S.S.) Spormax
16:00 Banvit - Antalya BŞB (Banvit Kara Ali Acar S.S.)
16:00 Aliağa Petkim - Olin Edirne (Enka S.S.)
17:00 Efes Pilsen - Tofaş (Sinan Erdem S.S.)