17 Şubat 2011 Perşembe

Efes Pilsen: 60 - Real Madrid: 77 (Sinan Erdem'de İlk Mağlubiyet)

Kayseri'de kupaya çeyrek finalde veda eden Efes Pilsen, Madrid'de uzatmalar sonunda çok talihsiz şekilde yenildiği Real Madrid'i ağırladı bugün. Belindeki sakatlık nedeniyle forma giyemeyen Igor Rakocevic'in yokluğunda nasıl bir performans göstereceği merak konusu olan lacivert beyazlılar, düşük tempoda ve kısır skorlu geçen ilk 17 dakika sonunda 24-22 gerideydi. Devrenin son 3 dakikasında 6'sı Tomic'in elinden olmak üzere 11-2'lik bir seri yakalayan Real Madrid, devreye 35-24 önde girmeyi başardı. Maç boyunca ritm bulamayan Efes Pilsen hücumu bu sekansda o kadar tıkandı ki atılabilen 2 sayı da serbest atışlardan geldi. Bu seriye noktayı koyan isim ise süre biterken çok ilginç bir stille yolladığı üçlüğü sayıya çeviren Llull oldu. Salondan da tepkiyi aldı tabii.

35-24 tamamlanan devrede rotasyonu çok geniş kullanan Messina, İspanya Kupası'nda 3 maç oynamanın yorgunluğunu tolere etmek isterken Perasovic'in ekibinin de bu maça kadar olan arada ritm kaybettiğini gördük. Mutlak kazanılması gereken maçta 2. yarı başındaki ilk 2-3 dakika önemliydi, zira maçı geri dönülemez noktalara götürebilirdi muhtemel bir kötü başlangıç. Bu kötü senaryo gerçekleşirken Perasovic'in alacağı bir mola rüzgarın şiddetini azaltabilirdi bence, o mola da gelmeyince 26. dakikada farkı 20 kapısına dayayan Real Madrid, çok rahat bir galibiyetle gruptaki 4. galibiyetini alarak namağlup ünvanını korumayı başardı. Maça dair söylenebilecek fazla birşey de yok açıkçası. Uyutarak oynadılar, devre sonundaki 3 dakika ipi çekti.

Rakocevic'in yokluğunda Murray'i ilk beşe kaydıran Efes Pilsen, maç boyunca Real Madrid'in istediği tempoya ayak uydurdu. Hücumun ritm kaybettiği ve Rakocevic'in de olmadığı bir günde bu zinciri kıramamak ve o düşük tempoya mahkum oynamak da doğrudan sonucu belirledi. Real Madrid'in 14'ü hücum olmak üzere tam 40 ribaund çekerek bu noktada sağladığı 40-28'lik üstünlük ve Sergio Llull'un sezonun kendi adına en iyi maçını oynaması skorbordu doğrudan etkileyen faktörler oldu. Ki bu istatistiklerin 3. çeyrek sonundaki hali felaketti gerçekten. İdman temposundaki 4. çeyrekle birlikte düzelen rakamlar bunlar. Fakat herşey bir yana, maç sonunda Kerem Tunçeri'nin de vurguladığı gibi 'kötü oynayan, galibiyeti hak etmeyen bir Efes Pilsen' vardı bugün sahada. Şimdi hesaplar çok daha karıştı. Sinan Erdem'deki ilk mağlubiyetini alan Efes Pilsen, önümüzdeki hafta Siena deplasmanından galibiyet çıkartmalı.

Rakocevic bağımlılığının takıma zarar verdiğini her fırsatta söyleyen biri olarak, Rakocevic'siz günde, idman temposunda geçen son periyodu saymazsak, 3 periyotta atılan toplam sayının 37 olduğunu söylemem lazım. Tek ele bağlı kalmanın, isim kim olursa olsun, yanlış olduğu aşikar. Eleştirilerin temeli de bu zaten. İsim mühim değil. Bu örnekte Rekocevic sadece. Sistemin tek el üzerine kurulmasıydı temel sorun. Geçmişindeki başarıları sistemiyle ve takım olgusuyla elde eden bir kulübün bugün getirildiği nokta can sıkıcı, moral bozucu. Sonuç ise elbette normal. Rakocevic'in oynamadığı lig maçında Türk Telekom'a kaybeden Efes Pilsen'i de hatırlayalım. İlaveten, 23-24 dakika civarında biten bir maçta Cenk Akyol'un maçta süre alamayan tek isim olduğunu da hatırlatayım. Neden kadroda, kim istedi, kim oynatmıyor, akibeti ne olacak; bilinmiyor.

Madrid deplasmanındaki şovunun ardından Efes Pilsen'in maçlarında halen Melih Gümüşbıçak'ın tercih edilmesine ses çıkarmamasını da anlamlandıramıyorum. Valencia - Olympiakos maçına geçerek son periyotu izlemedim. 'Rako olsaydı keşke' minvalinde birşeyler söylemiş sanırım Gümüşbıçak. Müstehaktır Efes Pilsen'e. Halen bu anlatım tarzına izin verdiği için.

Efes Pilsen (60): Andrew Wisniewski 3, Lawrence Roberts 2 (7 ribaund – 2 asist), Kerem Tunçeri 14 (2 ribaund – 1 asist), Bootsy Thornton 10 (7 ribaund), Kerem Gönlüm 8 (1 ribaund), Ender Arslan 3, Miroslav Raduljica 3, Nikola Vujcic 7 (6 ribaund), Bostjan Nachbar 6 (2 ribaund), Flip Murray 2 (1 ribaund – 2 asist), Sinan Güler 2 (1 asist)

Real Madrid (77): Ante Tomic 14 (6 ribaund), Pablo Prigioni 6 (4 ribaund – 4 asist), Carlos Suarez 5 (6 ribaund), Felipe Reyes 10 (2 ribaund – 1 asist), Nikola Mirotic 2 (4 ribaund), Sergio Rodriguez 8 (4 ribaund – 2 asist), Novica Velickovic 1 (1 ribaund), Mirza Begic 5, Sergi Vidal 3, D’or Fischer 2 (7 ribaund), Sergio Llull 17 (2 ribaund – 5 asist), Clay Tucker 4 (1 ribaund – 2 asist)

12 Yorum Yapılmış:

Yusuf dedi ki...

abi boşver takma melih gümüşbıçak'ı
sondan bir önceki paragrafın süper olmuş.efes neden başarısız veya bir iki maç iyi gitmesine rağmen sonunda başarısızlığa mahkum olacağının nedenini süper yazmışsın.tek adama mahkum olmak.
fenerbahçe ülker onca sakata ve özellikle de guardının olmamasına rağmen çok zor bir deplasmandan galibiyete çok yakındı.her ne kadar kötü savunma yapıp tam motive gözükmeseler de.

takım oyunu ve tek adamcılık arasındaki fark bu olsa gerek...

Luke dedi ki...

@ dejavu

Kesinlikle harika bir yorum yapmışsın. Çok teşekkürler. Üzerine eklenebilecek fazla bir şey de yok.

Sadece, yıllardır bu takımın sadık bir taraftarı olarak, izlediğim 'şey'den (buna basketbol dememek lazım bence) utanç duyduğumu ve (yine) Perasoviç'in Efes Pilsen tarihindeki en kötü coach olduğunu belirtmek istiyorum.

Çok ayıp ve çok yazık.

...S.f.R... dedi ki...

Ben maçı tam olarak izlemedim ama Semih Erden'in Türkiyede ve maçta ne işi vardı bilen varmı?

Giray Özkan dedi ki...

Efes ruhu yok ortada.Karma bir takım var sadece.O nedenle istikrarsızlık çok normal...

Cevad Zort dedi ki...

rakocevic tau da ,real madrid de de oynadı ama orada oyun tamemen onun üstüne kurulmuyordu.. genelde şu iki şey bence karıştırılyor : çoğunluk top kayıpları ,savunma zaafı ve oyun planına etkisi sebebiyle rokocevic in takıma yararından çok zararı var diyor ki bence bu doğru değil , bir kere o olduğunda efes maç başlarında ardarda sayılar buluyor,daha tempolu oynuyor ,potaya gidiyor ,faul alıyor , üstünlük sağlıyor, bu yerli yerinde kullanıldığında çok etkin bir silah, yanlış olan takımı tamamen bu tek silahın üstüne kurmak , ya da eksik olan cepten bunun dışında bir iki kurgu daha çıkaramamak, rakocevic varken ya da yokken.

sinan dedi ki...

katılıyorum rakosuz bir takım sistemi yaratmazsan olacağı bu daha ilk devreden efes'in yenileceği çok belliydi. bu yüzden çok siirlendim ikinci devreyi izlemedim iyiki izlememişim. Fbülker ile efes arasında şu an çok fark var fbülker gerçektende takım olarak oynuyor efes kişiye dayalı oynamaya devam ediyor. Aslında efes'in yanlış tercihleride gerçekten çok kötü bu radulija bence hayal kırıklığı.
ne kabus bir haftaydı hem basketbolda hem futbolda biri hariç tüm takımlarımız yenildi. çok üzüldük umarım haftaya güzel geçer.

murat ozen dedi ki...

Macta benim icin en guzel sey Ender'in süre almasıydı. İlk girdiğinde A takıma alt yapıdan yeni çıkmış genç görüntüsü verdi.

Bence Efes'in asıl sorunu ruhunu kaybetmiş olması...

strwind dedi ki...

@...S.f.R...
Ben de seyretmedim,Semih Erden maçta mıymış?Kolunda bi sakatlığı vardı onla ilgili ameliyat olması gerekiyordu ama cok ciddi bi şey olmadığı için erteliyordu doğru zamanı bekliyordu, belki onun içindir ya da all-star arasında gezmeye gelmiştir:)

Eralp Onat dedi ki...

Takım oyunundan uzak olmaları ve tek bir kişinin eline bağlı olmaları yenilgiyi getirdi onlara.O tek bir kişide yoktu sahada ve olan oldu...

Sinan Doğan dedi ki...

intihar olmuş bu yenilgi. Siena'yı deplasmanda yenmeleri gerek turu geçmek için...

lazfatih61 dedi ki...

efes deplasmanda sieanayı yener ve 2.olarak çeyrek finale çıkar

Yusuf dedi ki...

efes deplasmanda sienayı yensin; ben de bir daha basketbol maçı izlemem...
çok büyük konuştum ama göz var nizam var.
o deplasmandan fb ülker de dahil 30dan aşağı fark yemeden döndük mü var mı hatırlayan? bir tane var galiba fener top 8 de sienayla eşleşmişti yakındı galibiyete ama olmamıştı.