5 Şubat 2011 Cumartesi

G.Saray MP: 51 - F.Bahçe: 73 (F.Bahçe Çeyrek Finalde)

Serinin ilk maçını ikinci yarıdaki performansıyla kazanmayı başaran F.Bahçe, Abdi İpekçi'deki ikinci mücadeleye de Caferağa'da bıraktığı yerden başladı. Muhteşem Üçlü'den gelen 10 sayıyla ilk 7 dakikayı 14-2 önde geçen sarı lacivertliler, maçı da başlamadan bitirdi aslında. Sezon başından bu yana kırılganlığı herkesi malumu olan ve bu noktada ciddi sıkıntılar yaşayan G.Saray Medical Park, geri dönüş ateşi için hazırlık bile yapamadı. Tüm maçı çift haneli farklarla geride götürerek sahadan mağlup ayrıldılar. Farkın 20 seviyesine inmesi ise son anlarda yapılan atağın neticeseydi. O kadar rahat bir maç oldu yani. Bu sonuçla birlikte seriyi 2-0'a getirerek çeyrek finale yükselen F.Bahçe'de, ribaundlardaki 40-23, asistlerde 17-9'luk ve 8/11 üçlük yüzdesi durumu özetleyen üç temel istatistik olarak öne çıkıyor. Maça muazzam başlayarak olaya imzasını çakan Esmeral'in 16 sayı - 7 ribaund - 2 asistlik performansı ise tüm oyun içerisinde aynı bir yere konulmalı diye düşünüyorum. Çünkü bunu fazlasıyla hakediyor. Aslında hakediyorlar: Nevriye-Birsel ve Esmeral.

G.Saray Medical Park cephesinde ise söylenebilecek fazla birşey yok düne dair. Sezon başında yanlış kurulan kadro hedef maçlarda cezalandırılsa da bu mağlubiyet oldukça ağır oldu ve bu anda işi tamamen yanlış kadro, yanlış teknik kısmına bağlamak pek de doğru değil bana kalırsa. Daha ciddi ve çözülmesi gereken problemler var. Tamika Catchings transferi bu sorunun kesin çözümü olmamakla birlikte sezon sonuna kadar durumu idare etmeye yarayacaktır. Yine de özellikle bu son iki mağlubiyetle birlikte dillendirilen ayrılık konusunda yönetimin tutarlılık sergilemesi en mühimi diyerek bitireyim bu kısmı.

Son sekize kalmayı başaran F.Bahçe'nin yeni rakibi ise henüz belli olmadı. Nadezhda'nın Wisla'ya elenmesiyle 3 Rus ihtimalinin ortadan kalktığı son sekizde yeni rakip Spartak Moskova - Beretta Familia eşleşmesinin galibi olacak. Seride durum şu anda 1-1 ve 3. maç Moskova'da oynanacak. Kuvvetle muhtemel oradan gelecek ekip Spartak Moskova olacak. Son dört öncesindeki son engel olacak bu aynı zamanda.

G.Saray Medical Park (51): Tuğba Palazoğlu, Donneka Hodges 5 (3 asist), Bahar Çağlar 7 (4 ribaund- 1 asist), Işıl Alben 6 (3 ribaund- 1 asist), Gülşah Gümüşay 5 (1 asist), Gintare Petronyte 4 (2 ribaund), Melisa Can 4 (6 ribaund), Nihan Anaz 2, Seimone Augustus 4 (1 asist), Slyvia Fowles 14 (6 ribaund- 2 asist)

F.Bahçe (73): Özge Kavurmacıoğlu, Anete Jekabsone 14 (1 ribaund- 1 asist), Hana Horakova 7 (4 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı 3 (6 ribaund- 5 asist), Esmeral Tunçluer 16 (7 ribaund- 2 asist), Şaziye İvegin (1 asist), Nevriye Yılmaz 8 (5 ribaund- 4 asist), Ivana Matovic 16 (5 ribaund- 1 asist), Tammy Sutton-Brown 2 (1 asist), Angel McCoughtry 7 (6 ribaund- 1 asist)

9 Yorum Yapılmış:

Selami dedi ki...

Geçen sene Haydar Kemal Ateş kovulduktan sonra Ceyhun Yıldızoğlu'nun ismi bir ara Fenerbahçe için geçmişti,dehşete kapılmıştım,iyi ki olmadı,Ceyhun Hoca çok karakterli,efendi,saygın bir insan,ama bunlar iyi hoca olmak için yeterli değil maalesef,geçen seneki kadroda Nilay ve Yasemin gibi tecrübeli ve buralarda oynama kabiliyetine sahip oyuncuları gönderip yerine tecrübesiz ve yetersiz oyuncuları aldı,geçen sene bence gayet iyi oynayan Leuchanka'yı gönderip Petronyte'yi alması,Fowles'ı bir türlü verimli bir şekilde pota altında buluşturacak oyun düzenini sağlayamaması,savunmanın ''S'' ni bile yapamamaları,rotasyon çılgınlığı yaparak takımı çorbaya çevirmesi gibi bir çok arızası var Ceyhun Hoca'nın,bu arada Işıl'a üzülmemek mümkün değil,geçirdiği 2 çok ağır sakatlık onu o kadar geriye itmişki hiç toparlanamayacak gibi,çok yazık oldu.Fenerbahçe ise Taurasi-Taylor döneminde ki çılgın hücum oyununu bu iki oyuncunun ayrılmasıyla tamamen savunma basketboluna dönüştürdü,hoca bu konuda büyük saygıyı hakediyor,son olarak Cem Akdağ gibi bir kadın basketbolu üstadı boştayken Ceyhun Hoca ile devam edilmesinin büyük bir yönetim faciası olacağını düşünüyorum.

Cengizhan TÜRKİŞ dedi ki...

yine mi spartak moskova ya? şaka mı bu

Bilge dedi ki...

Bayan basketbol tarihimizin en önemli maçı, ne medyada ne burada kimsenin umrunda değil. Ne tvlerde haber, ne gbir köşe yazarı zahmet edip yazmış.
"Taurasi'de doping varmış", "Fenerli oyuncu gazoz" içmiş falan diye bağırsam burası gazeteci, ahlak filozofu, kimya profesörleriyle falan dolardı..

jbck dedi ki...

@bilge

Çünkü Ülker yok, Acıbadem yok, federasyon yok, hakemler yok, yani kısaca hiçbir bahane yok farklı galibiyet karşısında. Bir de burada Penny ve Hana'nın doping kullandığını bundan ötürü teste girmek istemediklerimi ima eden bir arkadaş vardı, ona da geçmiş olsun diyelim ikisi de temiz çıktı.

dahası var dedi ki...

eze eze yenmek buna deniyor herhalde...

murat ozen dedi ki...

@Bilge

Bir Fenerbahce`li olarak bana göre kadın basketbol tarihinin en önemli maçı galatasaray'ın yıllar önce oynadığı final 4.

O sezon TRT3 galatasary'ın kendi sahasındaki tüm maçları yayınlamıştı. Ama final 4 u izleyememiştik. Çünkü Cine 5 bünyesindeki supersport gibi bir abuk kanal vermişti.

dejavu dedi ki...

Bayan basketbol tarihimizin en önemli maçı olmadığı kesin de çok çok önemli bir fırsattı bu eşleşme. Elbette yine kullanılamadı. Yayıncısı olmayan bir ligden bahsediyoruz netice itibariyle, yeryüzünün en iyi isimlerini getirsek de bu ligin yayıncısı yok şu anda. Bundan daha acı bir durum yoktur herhalde. Bunu şu anda öğrenen kişilerin olduğunu da biliyorum mesela. O da işin ilgi boyutu. Taurasi ve Penny Taylor'ın da başlangıçta yer aldığı, Angel McCoughtry-Horakova-Jekabsone-Seimone-Fowles'lı bu ligin yayıncısı yok. Bu isimlerin yanına Beşiktaş'tan Sales'i de ekleriz, atak yapan Anadolu takımlarının kadrosuna kattıkları değerli isimleri de. Ve hatta 2.ligde de yapılan çok ciddi hamleler var. Büyük bir atak halindeyiz kadın basketbolunda ama izleme şansımız yok.

Bilge'nin vurguladığı nokta önemli elbette. Burada kadın basketboluna çok daha fazla yer vermek isterim(z). Bilmeyenler için kadın basketboluna ayrı bir ilgimin olduğunu ve bu bağlamda sarayinsultanlari.blogspot'ta uzun süredir yazıp çizdiğimizi de hatırlatmak isterim. Fakat burada ilgi görmeyen (ya da çok az ilgi gören diyeyim) ve bilhassa bu derbi eşleşmelerinde yorum kısmı gereksizliklerle dolu olan bir boyuta taşınıyor olay. O da can sıkıcı oluyor haliyle. Yoksa önem vermiyoruz, ilgilenmiyoruz değil mevcut durum. Bu ayki NBA-Türkiye dergisi için serinin analizini yazdım mesela. Ha kaç kişi alır okur, onu da tahmin edebiliyorum açıkçası ama 'derbiyi sallayan yok' yorumuna kendimce bir not düşmüş olayım istedim.

Gereksiz yorumlardan usandığım ve sıkıldığım için de geç yazdım bu yazıyı özellikle. Yoksa dün maçı canlı izledim zaten. Seri öncesi analizleri de, 2.maçtan önceki notları da kendi penceremden paylaştım. Ama o kadar emek verip yazdığınız yazıya 'ahaha fanatiksiniz lan siz salsa ekibi' diye yorum gelince iştah falan kalmıyor haliyle insanda.

Sevgiler,
Çağlar..

jbck dedi ki...

@Cağlar

Senin için rahat olsun, ben bir Fenerbahçeli olarak Sarayın Sultanlarını düzenli okuyorum. Bu takımın hakkını defalarca teslim ettiğini biliyorum kendi blogunda ama geri kalan her branşta her türlü başarı karşısında birşeyler bahane eden insanlara benim sözüm.

iyi akşamlar

Selami dedi ki...

@ çağlar

Sarayınsultanları'na ilk kez biraz önce baktım,çok kaliteli bir blog,tebrik ederim,devam et sen kadın basketbolunu yazmaya,ben şahsın adına desteklemeye devam edeceğim.