4 Şubat 2011 Cuma

Real Madrid: 89 - Efes Pilsen: 86 (Bir Eldeki Maçı Verme Hikayesi)

Uzun süren deplasman fobisini Belgrad'da yerle yeksan eden temsilcimiz Efes Pilsen, grup liderliği için önemli maçlardan ilkinde Madrid deplasmanına çıktı. Pablo Prigioni'nin dönüşüyle eski formuna dönen Real Madrid, evinde Avrupa'nın en zor ekiplerinden biri olduğunu tekrar kanıtlama peşindeydi.

Sakin başlayan maçta bir anda vites yükseltip Bootsy-Rakocevic ikilisiyle ivmeyi lehine çeviren Efes, Ettore Messina'yı hafif bir şoka uğrattı. Bunun yanında savunma sertliği ve ribaund etkinliği de sahadaki takıma güvenimizi arttıran detaylardan oldu. Gelen Madrid molası ile acil durum silahı olan keskin şütör Clay Tucker oyuna girdi. Aslında burda önemli olan oyuna girmesi değil, savunması Rakocevic'le yarışacak düzeyde olan Flip Murray'yle eşleşmesi oldu. Maç başında Felipe Reyes'den alamadığı uzun forvet katkısını da genç Mirotic'ten alan Real Madrid, maça tekrar ortak olmayı başardı. Sergio Llull'un suskun olduğu ilk yarıda, Flip Murray'nin hücum anlamında yaşam sinyalleri vermeye başlaması üstünlüğü Efes'te tutan bir diğer faktör oldu. Oyuna girdiğinde maça hareketlilik getiren Sinan Güler'in yine uzun bir süre boyunca kenarda unutulması, dış savunma hattını pekiştirmek adına gerekliydi. Boyalı alanda ise Gönlüm-Roberts ikilisi formundayken bunlara gününde olan bir Nikola Vujcic de eklenince işler bizim için iyi gitti. Neticede de soyunma odasına 40-46 önde gitmiş oldu Efes Pilsen.

Devre arası dönüşünde olası bir Messina fırçasıyla istekli başladı Real Madrid ve maçı tekrar ortaya getirdiler. Uzun olan fakat yavaş kalan Ante Tomic-Mirza Begic ikilisinden vazgeçip, Efes uzunlarına daha uygun bir stile sahip olan D'or Fischer'ı sahada tutan Messina bir kez daha bu oyunu iyi bildiğini göstermiş oldu. Topladığı ribauntlar ve bitirdiği hücumlarla, Efes pota altının bir çok yönden en iyi ikilisi olan Lawrance Roberts-Kerem Gönlüm ikilisine tek başına yetti Fischer.

Efes hücumları ise top dolaştıkça verimi artan cinstendi. Set oynamak, zoraki bire birlerden her zaman daha verimli oldu. Savunmada ise penetreci Madrid kısalarının varlığı savunmayı gereğinden fazla gömülmeye itti. Sonuç olarak da, en basit hücum düzeni olan 'penetre-pas' ile Efes savunması yıpratıldı. Kerem Tunçeri'nin son periyodun büyük kısmında kenarda oturtulması, Efes hücumunu baltalayan en önemli etken oldu. Kerem Gönlüm'ün sürpriz üçlüğünden sonra faul yapılamaması, üzerine potadan dönen topların alınması yerine seyredilmesi, sonunda Sergio Rodriguez'i faul çizgisine kadar götüren bir korku filmi gibi oldu Efes Pilsen ve ekran başındaki seyirciler için. Yararlanılamayan son hücuma da değinmek gerekirse; işin içinde biraz Ettore Messina çakallığı, biraz da Velimir Perasovic'in etkisizliği var. Bu kötü hücum tercihi de 79-79'luk normal skoru bozamadı ve maç uzatmaya gitti. Uzatmada ise üzerine konuşulacak şeyler kısıtlı. Oyunun iki tarafında da maç boyunca olduğu görüntüden çok uzaktı Efes Pilsen.

Güzel, umutlu başlayan gecenin böyle bir sonla bitmesi gerçekten üzücü. Sorumlu olarak da ne o kritik top kaybının sahibi Igor Rakocevic, ne normal sürenin sonunda yapmak zorunda kaldığı faul yüzünden Bootsy Thornton, ne de bir başkası gösterilmeli. Mücadele istenilen düzeyde olsa da, parkedeki oyun rakipten daha üstün olsa da, bazen 'coaching' faktörü gayet büyük bir etken olabiliyor.

Real Madrid (89): Ante Tomic 2 (2 ribaund), Pablo Prigioni 17 (2 ribaund), Carlos Suarez 6 (3 ribaund – 1 asist), Felipe Reyes 3 (2 ribaund), Nikola Mirotic 12 (5 ribaund – 1 asist), Sergio Rodriguez 13 (3 ribaund – 7 asist), D’or Fischer 15 (12 ribaund – 3 asist), Sergio Llull 2 (1 ribaund – 1 asist), Clay Tucker 19 (4 ribaund – 4 asist)

Efes Pilsen (86): Andrew Wisniewski (2 ribaund), Igor Rakocevic 16 (3 ribaund – 2 asist), Lawrence Roberts 10 (4 ribaund – 2 asist), Kerem Tunçeri 5 (2 ribaund – 5 asist), Bootsy Thornton 18 (8 ribaund – 2 asist), Kerem Gönlüm 13 (9 ribaund), Nikola Vujcic 9 (3 ribaund – 4 asist), Bostjan Nachbar 5, Flip Murray 10 (2 ribaund – 3 asist), Sinan Güler (1 asist)

13 Yorum Yapılmış:

Özcan Yüksel dedi ki...

Maçı veren adam maç sonu takımını yönetmekten aciz olan perasovictir. Yazık oldu maça Llull bile 2 sayıda kalmışken Rodrigez ekstra katkı yaptı. Onun gibi diğer oyun kurucusu prigioni de sonda 2 boş 3lük sokarken eli titremedi...

Son topta takım panik halindeyken çekemeyip gereksiz yaptığımız faul de ipimizi çekti... Yazık oldu yalnız bu sene gördüğüm Real istekli bir takım olsa da hiç savunma yapmıyor anlık savunma patlamaları var o kadar

oguz dedi ki...

sinir bastı maç bittiğinde. yazık çok yazık. grup birinciliği için oynadığımız takıma bak. top 16 da bir grup ancak bu kadar zayıf olabilir. Ama biz de zayıfız maalesef. Dandik yabancılarımızı ve koçumuzu sezon sonunda değiştirse yönetim çok mutlu olurum...

Yusuf dedi ki...

rakocevic yerine 2 taraflı oynayan,macı 8 ya da 10 sayı ortalamalarıyla oynayan bir kısa forvet yeterli olur bence.önce savunma önemli
bence zaten murry seneye sözleşmesi biten rakocevic yerine düşünülüyor oyunun sıkıştığı zamanlarda
yalnız gruba bir de iyi tarafından bakmak lazım.efes artık lider olmamaz bence.sienayı her ne kadar maccaleb olmasa da deplasmanda yenmek zor.efes lider olsaydı bu grupta diğer gruptan büyük ihtimalle diğer grupta 2. olacak olan olympiacos la eşleşecekti
lider fenerle işleşmesi en azından bir takımımızı final four a taşır
ama inşallah fener de lider bitirir tabii.içerde olmpiacosu yenmesi yeter buna.haa bir de deplasmanda zalgiris maçı tabii kazanılması gereken

Abdulkadir dedi ki...

Normal sürenin son hücumunda Kerem Perasoviçe bakıyor faul yapayım mı diye. Ama tık yok elemanda ve sonra malum üçlük geliyor. Bu maç gerçektende eldeki bir maç nasıl karşı takıma hediye edilir hikayesiydi. Çok yazık.....

insua dedi ki...

Efes Pilsen için öyle krıtik bir maçtıki bu, yense grup liderliği şansı %40 lara çıkacaktı, ancak şimdi işler karıştı, 2. bile olamama durumu ile karşı karşıyalar artık.

WISNIEWSKI 20 dakika sahada kalıp, topu potaya 1 kez gönderip isabet kaydedemedi; 4 faul yaptı, 2 ribaundu var(ortaya seken toplar) ve hiç ASİST yapamadı.


Murray'in gelişi, Sinan Güler'in dakikalarınıda çalmaya başladı, yazık.

Yusuf dedi ki...

wisnievski yılda ne kadar alıyor efesten cok merak ediyorum
yazık paralar

Gurcay dedi ki...

30 sayı fark yesek hûşu içinde uyuyabilecekken, pisi pisine maçı verince sinirden lastik gibi gerirdim, uyuyamadım doğru düzgün. Normal sürenin sonunda neden faul yapmayız, üst üste 2 savunma reboundunu nasıl alamayız, maçın en iyilerinden Thornton atış halinde nasıl gider faul yapar??? Düşündükçe üzülüyorum; çok yazık oldu. Şimdi Madrid'i evimizde min. 4 sayı ile yenmemiz gerekiyor ki yeneceğimize inanıyorum ama grup 1.liği için MPS'i deplasmanda yenmek zor olacak.

serpil dedi ki...

son 12 saniye kalmış kardeşim evde bağırıyor hoca mola al bola al diye ama hoca almadı.. sonuç ortada.. hocasız bu kadar.. yazık ya bu kaçıncı son dakikalarda maç verme..

Legend dedi ki...

tek başına kazandırdıgı 10 tane maç bile olsa güvenemiyorum ben rakocevice

Sarıkaya dedi ki...

Hayır yani, “slept on it” yapmışım, bardağa dolu tarafından bakmakta, “böyle yenilsinler canımı yesinler!” modundayım… A aa bi’ baktım Açık Radyo’da Alp Ulagay!.. “Son 12 saniyede topu alan Kerem Tunçeri..” diye başladığı cümlesini, “Ama bu sefer papaz pilav yemedi!” diye bitirmesin mi?:-(( ..
Meselem şu ; İçimizdeki Franco çocuklarına, Franco çocuğu demek dinen caiz midir, değil midir?!:-(( Hayır yani, daha aşağılayıcı bi’ ifade bulamadığımdan ismini zikretmekteyim!:-(( Yoksa Franco veya gayri meşru çocukları ile hiç işim olmaz!:-((
Şimdi arkadaşlar “E o zaman sen de her türlü kaçığa Açık radyoyu dinleme!” diyebilir…. Kaçıklar üzerine sosyo-psikolojik saha araştırması yapıyorum, var mı?:-)) Hem sonra tampon tampona sabah trafiğinde camdan aval aval bakınır kene yapılacak pek de fazla alternatif faaliyet yok!:-((

Luke dedi ki...

Salsabasket'te bugüne kadar yaptığım her EP yorumunda hep aynı üç şeyi belirtmeye çalışmıştım: 1- EP büyük ihtimalle Euroleague seviyesinde olan takımlar içerisinde en kötü yönetilen (bir scout mekanizması bile olmayan!) takım; 2- Perasoviç, bugüne kadar EPde görev yapan antrenörler içinde açık ara en vasat olanı; ve 3- EPde oynayan oyuncular, aldıkları devasa kontratlara rağmen, bu takımın bir parçası olmak istemiyorlar. Dün, bu üç faktörden herhangi biri değişmiş olsaydı (mesela, doğru düzgün bir yönetim Wisniewski, Murray, Dudley, Cenk gibi transferleri yapmamış; Perasoviç bu sene en az onuncu kez elinde maç giderken düzgün bir hamle yapabilen herhangi bir coach ile değiştirilmiş; veya Rakoçeviç ile Nachbar aldıkları kontratın karşılığını verebilmiş olsaydı) Real Madrid'e karşı hem de deplasmanda rahat bir galibiyet alınabilirdi. Bu saatten sonra, bu üç faktörün de değişmeyeceği gün gibi ortadayken, yapılacak en iyi şey, içeride oynanacak Real maçında üç sayı üstü bir galibiyet almak için dua etmek olacaktır herhalde. Harcanan paralara, yapılan yatırımlara ve en çok da EP taraftarlarına çok yazık oluyor.

Sarıkaya dedi ki...

@ Luke : Evet Pano Natof ile yollar ayrıldığından beri, Efes iyi yönetilemiyor, çünkü Pano Natof'un yeri doldurulamadı. Ha Pano Natof bugün Efes Pilsen'in başınd olsaydı ne değişirdi? orası ayrı bir spekülasyon konusu.

Efes Pilsen kapanacak mı yoksa Ülker toptancısı başbakan Efes Pilsen'in yazdığı basketbol tarihine gıcık mı? konularına da girmiyorum.. Mesela, David Blatt n'aaptı Efes Pilsen'de?

Son olarak, tam anlamadım hangi takım Real Madrid deplasmanında rahat bir galibiyet almış bugüne kadar?

Rakoçeviç, Nachbar gibi oyunculardan kontratlarının karşılığını almak biraz zordur, maharet ister. Ne Rako, ne de Nachbar babamın oğlu değil.. Ben CSKA'daki Vujoseviç'ten bahsediyorum..

bahadır dedi ki...

perasovic'in Wisniewski inadı bir yerde patlak vercekti zaten.Lafta zor ama top16'nın en kolay grubunda 1. olma şansı vardı ama şimdi biraz imkansızlaştı.