31 Ocak 2011 Pazartesi

Sunter: Hedefimiz 8 Galibiyet Daha Almak

Bu hafta evinde aldığı Antalya BŞB galibiyetiyle galibiyet sayısını dörde yükselten Mersin BŞB'de koç Ercüment Sunter, hedefi kalan 13 maçta 8 galibiyet olarak belirledi. Koçun maç sonu açıklamaları şu şekilde:

'Antalya Büyükşehir Belediye ters takım. Buna karşın kazandık. Aramıza yeni katılan Anthony Grundy kalitesini belli etti. Ancak tam hazır değil. İlerde takıma katkı yapacağına inanıyorum. Son bir ayda oynadığımız 6 maçtan üç tanesini kazanmayı başardık. Elbette daha fazla maç kazanmak isterdik ancak olmadı. Zor rakipler ile oynadık. Artık hedefimiz, önümüzde kalan 13 maçtan 8 galibiyet çıkarmak. Bunu da başarabilecek güçteyiz.'

Türkiye Kupası'nda Eşleşmeler Belli Oldu

9-13 Şubat tarihleri arasında Kayseri'de düzenlenecek olan Türkiye Kupası'nda eşleşmeler belli oldu. Bugün İstanbul'da çekilen kura neticesinde eşleşmeler şu şekilde oluştu:

9 Şubat 2011 Çarşamba
Efes Pilsen - Beşiktaş Cola Turka
M.P. Trabzonspor - Aliağa Petkim

10 Şubat 2011 Perşembe
G.Saray Cafe Crown -Olin Edirne
F.Bahçe Ülker - Banvit

Bu sezon değiştirilen statüyle birlikte Çarşamba gününün galipleri yarı finalde, Perşembe gününün iki galibi de diğer yarı finalde karşılaşacak. Geçen yıllardan farklı olarak finalden önce bir gün boşluk olacak ve 13 Şubat Pazar günü de final maçı oynanacak.

Kura tahminlerine baktım ama tutturan yok. Beşiktaş Cola Turka'nın Efes Pilsen'i çekme geleneği devam ediyor. Ergin Ataman, ligdeki ilk maçta Efes Pilsen'i elinden kaçırmıştı yine çok zorlayacaktır. Fakat Efes Pilsen'in yer aldığı taraf diğer tarafa göre epeyce zayıf kaldı. Bütün sert ve dişli takımlar karşı tarafta. F.Bahçe Ülker - Banvit ve G.Saray Cafe Crown - Olin eşleşmeleri çok keyifli, zorlu ve renkli geçmeye aday maçlar. Bu iki maçın galibinin yarı finalde karşılaşacak olması da 2.günü daha da zor hale getirmiş gibi gözüküyor. Trabzonspor'dan kurayı çeken Ersin Görkem ise olabilecek ihtimaller arasından en güzelini seçti, günün şanslı takımı onlar.

edit: Karşılaşmalar Sports-Tv'den canlı olarak yayınlanacak.

30 Ocak 2011 Pazar

Eurobasket 2011'de Rakiplerimiz Belli Oldu

Bu yıl Litvanya'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası'nda gruplar bu akşam çekilen kuralarla belirlendi:

A Grubu: İspanya-TÜRKİYE-Litvanya-Büyük Britanya-Polonya-Elemelerden gelecek
B Grubu: Sırbistan - Fransa - Almanya - İsrail - İtalya - Letonya
C Grubu: Yunanistan-Hırvatistan-Karadağ-Makedonya-Bosna Hersek-Elemelerden gelecek
D Grubu: Slovenya-Rusya-Belçika-Gürcistan-Bulgaristan-Ukrayna

Her turnuvanın ölüm grubu vardır da bizim grup o tanımı ayrı bir boyuta çekti. Klasiğimiz olduğu üzere ev sahibi Litvanya da bizim grupta yer aldı. Elemelerden gelecek takımlar ise Finlandiya-Portekiz-Macaristan üçlüsünden ikisi olacak. Dünya ikincisi olarak katılacağız, evi dışında başarısı olmayan takım hüviyetinden kurtulmaya çalışacağız bu turnuvada tamam da grup da fena oldu yani. D grubuna bakıyoruz, orası bambaşka bir dünya. Her grubun en zayıf halkası da orada toplandı. Değişik bir kura sisteminden böyle dengesiz bir kura çıkıyor haliyle.

Çarşamba günü Milli takımın yeni teknik ekip yapılanması açıklanacak. Orayla birlikte 'Vira Bismillah' diyeceğiz, hayırlısı olsun.

Bornova Bel: 84 - O.Renault: 73 (Bornova'dan Altın Galibiyet)

Haftanın kapanış karşılaşmasında galibiyete şiddetli ihtiyacı olan iki takım karşı karşıya geldi. Maç boyunca farkın iki taraf adına çok fazla açılmadığı karşılaşmada konuk takım son 6 dakikaya 71-68 önde girmesini bildi. Takip eden iki pozisyonda Ümit Sonkol'un Tyler Smith'in asistleriyle yolladığı iki üçlükle oluşan 6-0'lık seri ev sahibini 74-71 öne taşıayarak koç Yücel Platin'e molayı aldırdı. Mola dönüşünde o ana kadar berbat bir yüzdeyle şut atan Collins, önce 2 sayıyı yolladı, ardından da yay gerisinden yazdığı üçlükle seriyi 11-0'a taşıyarak maçı noktaladı. 71-68 önde girdiği son 6 dakikada yalnızca 2 tane serbest atıştan sayı bulan ve saha içi isabeti sağlayamayan Reno, bu 6 dakikada 16-2'lik bir seri yiyerek karşılaşmadan mağlup ayrıldı.

Ümit Sonkol'un 25 sayı-8 ribaund ile yıldızlaştığı Bornova'da Tyler Smith 18 sayı-7 ribaund-6 asist ile sezon ortalamalarını devam ettirirken yeni transferlerden Kimani de 14 sayı-12 ribaund ile 2.maçında da üzerine düşeni yapmış oldu. Bir diğer yeni transfer Collins ise 5/15 saha içi isabetine rağmen maçı kopartan 16-2'lik seride 7 sayısıyla önemli bir katkı verdi. Fakat Trabzon deplasmanının ardından bugünkü berbat yüzdesi de dikkat çekici doğrusu. Bu galibiyetle birlikte 7 maçlık mağlubiyet serisini sonlandıran Bornova, lige verilecek ara öncesinde nefeslenme imkanı buldu.

Geçen hafta aldığı Aliağa galibiyeti sonrası deplasmanda alacağı galibiyetle bunu perçinlemek isteyen Bursa ekibinde ise Conroy'un 20, Mays'ın 14, Kerem Özkan'ın 13, Umut Yenice'nin 11 sayısı bulunuyor. Yeni transfer Ogün Sevinç de 8 syaı-2 ribaund ile katkı verdi. Maçın büyük bölümünü de istedikleri gibi oynadılar aslında, son 6 dakikaya da önde girmeyi başardılar. Fakat o noktada ayakta kalmalarını sağlayacak bir isme ihtiyaç duydular, bu ismi de bulamayınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu onlar için. Waller, 5 faulle kenara gelmemiş olsaydı bu sorunun çözümü olabilirdi belki. Ribaundlardaki 45-33'lük Bornova üstünlüğü de bir diğer belirleyici kriter olarak söylenebilir. Fakat tüm bu kriterler bu yana şiddetle galibiyete ihtiyacı vardı Renault'un. Mersin'in de kazanmasıyla dipte yalnız kaldılar, 3 galibiyette. Ara sonrası Trabzon(d)-F.Bahçe Ülker- Beşiktaş Cola Turka(d) gibi bir fikstürleri var ki 20. hafta sonunda halen 3 galibiyette kalmaları çok olası. O noktadan sonra toparlayabilir mi, göreceğiz.

Bornova Bel. (84): Serdar Yavuz, Umutcan Özyıldırım 7 (3 ribaund), Murat Kaya (1 asist), Pertev Öngüner 2 (2 ribaund), Ümit Sonkol 25 (8 ribaund), Mardy Collins 14 (4 ribaund- 4 asist), Kimani Ffriend 14 (12 ribaund- 1 asist), Tyler Smith 18 (7 ribaund- 6 asist), Soner Şentürk 4 (4 ribaund- 3 asist)

Oyak Renault (73): James Conroy 20 (5 ribaund- 2 asist), Serkan İnan (3 ribaund), Ogün Sevinç 8 (2 ribaund), Nedim Dal (3 ribaund- 2 asist), Antabia Waller 7 (5 ribaund- 3 asist), James Mays 14 (7 ribaund- 2 asist), Kerem Özkan 13 (2 ribaund- 1 asist), Umut Yenice 11 (3 ribaund)

Aliağa: 71 - F.Bahçe Ülker: 94 (F.Bahçe Rahat Kazandı)

Yeni koç Burak Bıyıktay'ın takımını tribünden takip ettiği karşılaşmada hafta arasında Valencia ile mücadele gücü üst düzey bir maç oynayan ve Emir Preldzic'in aynı pozisyonda arka arkaya yaptığı iki blokla maçı kazanan F.Bahçe Ülker, Aliağa'ya konuk oldu. Gerald Fitch'in takımdan ayrılmasının yanı sıra Barış Güney de sakatlığı nedeniyle forma giyemezken yeni transfer Ufuk Kaçar ise Aliağa formasıyla ilk maçına çıktı. Hava atışından itibaren eksik ve kendine göre zayıf olan rakibi karşısında üstünlüğünü çok net şekilde hissettiren F.Bahçe Ülker, ilk periyodu 31-22, devreyi de 59-36 önde kapattı. İki Euroleague maçı arasında ligin en güzel deplasmanlarından birinde oldukça rahat, idman temposunda bir maç oynayan sarı lacivertlilerde süre bulan 11 oyuncu da en az 1 basket üretirken tam 6 oyuncu 10 ve üzerinde sayı buldu. En skorer isim ise 16 sayısıyla yine Ömer Onan. Maçın sonunda çok az süre alan Maxim Mutaf'a basket attırmak için gösterilen çaba da önemli bir detay aslında F.Bahçe Ülker için, nitekim Maxim de 2. denemesinde üçlüğü buldu.

Yardımcı koçlar Alkım Ay ve Tuğrul Taşkıngenç yönetiminde maça çıkan Aliağa'da ise Hayes, 18 sayısıyla takımın en skoreriydi. Levent Bilgin 17, Kambala da 17 sayısıyla ona destek vermeye çalıştılar ama yeterli olmadı tabii. Mücadele güçleri beklentilerin üstündeydi bence fakat şanssızlıkları bugünkü rakiplerinin F.Bahçe olmasıydı. Formda bir F.Bahçe için 2. periyodun başında maç çoktan idman temposuna dönmüştü bile. Kaan Üner'in neredeyse hiç çıkmadan oynadığı Aliağa'da yeni koç Burak Bıyıktay ile birlikte bir de kısa transferi gerçekleştirilecek. O transferin ardından Hayes-Hunter-Kambala üçlüsüyle birlikte özellikle evlerinde tehlikeli bir takım olacaklar bence. Levent Bilgin, Polat Kaya, Barış Güney gibi yerlilerin katkıları çok önemli olacak 3 yabancının yanında. Burak Bıyıktay'ın oynatacağı sisteme alışık olmaları da uyum sorununu çabuk çözecektir. Özellikle Hayes, bu yeni Aliağa'da öne çıkan isim olur; not edelim.

Aliağa Petkim (71): Erdem Türetken 2 (1 ribaund), Polat Kaya 10 (4 ribaund – 3 asist), Levent Bilgin 17 (4 ribaund), Jarvis Hayes 18 (5 ribaund – 2 asist), Kaan Üner 5 (1 ribaund – 5 asist), Kaspars Kambala 16 (8 ribaund – 2 asist), Brandon Hunter 3 (5 ribaund)

F.Bahçe Ülker (94): Roko Ukic 11 (7 ribaund – 3 asist), Mirsad Türkcan 11 (9 ribaund – 3 asist), Ömer Onan 16 (1 ribaund – 1 asist), Darjus Lavrinovic 7 (5 ribaund – 1 asist), Sarunas Jasikevicius 14 (1 ribaund – 3 asist), Kaya Peker 2 (3 ribaund), Oğuz Savaş 15 (3 ribaund – 1 asist), Can Maxim Mutaf 3 (1 ribaund), Marko Tomas 3 (3 ribaund – 5 asist), Sean May 2 (2 ribaund), Emir Preldzic 10 (4 ribaund – 2 asist)

29 Ocak 2011 Cumartesi

Banvit: 82 - Beşiktaş CT: 68 (Banvit Kartal'ı Dışardan Vurdu)

Haftanın kritik karşılaşmalarından bir diğerinde Banvit, evinde Beşiktaş Cola Turka'yı ağırladı. 21-18 ev sahibi üstünlüğüyle tamamlanan ilk periyodun ardından, ikinci çeyrekte takım halinde çok yüzdeli dış şut isabeti sağlayan Banvit, periyodu 26-15 devreyi de 47-33 önde kapatarak önemli bir avantaj elde etti. Devrede yay gerisinden 7/8 isabetle üç sayı üreten bir Banvit'e karşı hele ki Bandırma'da direnmek pek kolay değil haliyle. Üstüne bir de Chatman'ın ilk yarıda henüz maça gelmemiş olduğunu da eklersek, ruh gibiydi Beşiktaş ilk yarıda. Bu fırsatı iyi değerlendirerek, rüzgar estiği anlarda maç boyunca koruyacağı farkı elde etmeyi başardı Orhun Ene'nin öğrencileri. İkinci yarıda geri dönme adına ufak çaplı çabaları oldu Beşiktaş'ın ama buna izin vermeyerek galibiyeti almayı başardı Banvit. Geçen hafta aldıkları F.Bahçe Ülker yenilgisinin ardından ikinci bir mağlubiyete tahammülleri yoktu bu hafta. Kazanarak galibiyet sayılarını 14'e yükselttiler. Galibiyette yerlilerin bulduğu 50 sayı oldukça önemli. Evlerinde kazanma serisi de 8 maça çıktı böylece, o da değerli bir seri kesinlikle.

Takım halinde 11/15 üçlük, 20/39 iki sayılık isabet bulan Banvit'te en skorer isim 6/7 üçlükle oynayan Mutlu Akpınar oldu. Bir haftalık aranın ardından parkeye dönen Barış Ermiş de 3/4 üçlükle 18 sayı-8 ribaund-3 asist-1 blokla tamamladı maçı. Chuck Davis, yine orta mesafeden 14 sayı çıkarmayı başardı. Lance Williams'ın maçın krize girebileceği anlarda, özellikle 3.çeyrekte arka arkaya 6 sayı olmak üzere 9 sayıyla tamamladı maçı. İzzet'in 17 dakikadaki 9 sayı - 2 ribaund - 1 asisti oldukça değerli fakat bir an önce kilo alması lazım, çok çok ince gözüküyor. 21 dakika sahada kalarak 4 faul yapan ve skor üretemeyen Graves ise Banvit adına günün en zayıf halkasıydı. Devre sonundaki gereksiz teknik faulü de aynı şekilde çok gereksizdi. Keith Simmons'ın sakatlık nedeniyle forma giymediği Banvit'te Bora Hun Paçun - İbrahim Yıldırım ve Şafak Edge üçlüsü de süre almadı bugün.

Beşiktaş Cola Turka'da ise Cüneyt Erden ve Serkan Erdoğan forma giymedi. Yeni transfer Serkan, bir gün önce hastalanmış sanırım. Chatman'ın 30 dakika sahada kalıp 1/8 isabetle 4 sayı üretebildiği bir Banvit deplasmanında Beşiktaş galibiyeti yazmak pek mümkün değil bu kadroda. Nitekim öyle de oldu, erken koptu maç. Chatman'ın maç başındaki moralsiz hali dikkat çekiciydi, sebebini bilmemekle birlikte. Mustafa Abi'nin erken faul problemine girmesi, kenardan gelen Hüseyin Beşok'un aynı şekilde kötü bir gününde olması, Ignerski'nin 3/11 üçlüğü derken ayakta kalan tek isim Cevher Özer oldu 24 sayısıyla. Ama haliyle o da yetmedi galibiyete. Bu arada skor yanıltmasın, 82-62 idi bitime 80 saniye kala. İsmail Çevik ve Murat Kutlu'nun yer aldığı parkedeki beş 6-0'lık seriyle farkı 14'e indirerek tamamladı maçı. Beşiktaş Cola Turka'nın 7. mağlubiyeti oldu bu. Ergin Ataman döneminde ise bilanço 5 maçta 3 galibiyet.

Banvit (82): Barış Ermiş 18 (8 ribaund-3 asist), Mutlu Akpınar 20 (1 ribaund), Charles Davis 14 (5 ribaund-4 asist), Yiğitcan Turna (2 ribaund-4 asist), İzzet Türkyılmaz 9 (2 ribaund-1 asist), Erol Can Çinko 3, Vladimir Golubovic 9 (4 ribaund), Antonio Graves (1 ribaund-2 asist), Lance Williams 9 (3 ribaund-3 asist)

Beşiktaş Cola Turka (68): İsmail Çevik 2, Bekir Yarangüme 2 (2 ribaund-1 asist), Mustafa Abi 3 (4 asist), Hüseyin Beşok 4 (5 ribaund-1 asist), Murat Kutlu 2, Serhat Çetin 2 (1 ribaund-3 asist), Michal Ignerski 13 (6 ribaund), Mire Chatman 4 (8 ribaund-3 asist), Cevher Özer 24 (6 ribaund), Andrew Oglivy 12 (2 ribaund-1 asist)

Mersin BŞB: 73 - Antalya BŞB: 71 (Mersin Son Topta Kazandı)

Haftanın sonucu merakla beklenen karşılaşmalarından Mersin BŞB-Antalya BŞB mücadelesinde kazanan taraf bitime 25 saniye kala Alex Scales'in bulduğu basketle 73-71 öne geçen ev sahibi Mersin BŞB oldu. Maçın son hücumunda Muratcan Güler'i bloklayan Nedim Yücel de galibiyeti getiren isim oldu. Yeni transfer Anthony Grundy'nin Mersin'e merhaba dediği karşılaşmada Christmas kadroda yer almazken, bu oyuncunun artık takımda olamayacağını söylemek de yanlış olmaz herhalde. Alex Scales'in 30 sayıyla yıldızlaştığı maçta Nedim Yücel 14 sayı-15 ribaund ile yine ortalamalarını tuttururken galibiyeti getiren isim de oldu maç sonundaki bloğuyla. Grundy'nin ilk maçında 2/12 gibi berbat bir saha içi isabetle mücadele ettiğini de ekleyelim hemen. Hakan Köseoğlu'nun 1/6 saha içi isabeti aynı şekilde. 5/7 üçlük yazan, hatta devrede 5/5 üçlük yazan Alex Scales ile Nedim Yücel ikilisi fişi çekmiş gibi gözüküyor. Mutlak kazanması gereken maçı alarak galibiyet sayısını dörde çıkardı Mersin.

Serbest düşüşteki takımlardan Antalya'da ise Buckman maç kadrosunda yer alırken Dewan Downey kadroda yoktu. Onun da artık takımla beraber olamayacağını söyleyebiliriz sanırım. Faul problemlerine rağmen oyuna tutunan Antalya'da Buckman ilk maçında 22 sayısıyla takımın en skoreri olurken takım halinde yakalanan 5/21'lik üçlük yüzdesi ve serbest atışlardaki 24-12'lik Mersin üstünlüğü kafa kafaya geçen bu maçta galibi belirlemiş. Antalya ekibinin arka arkaya aldığı 6. mağlubiyet oldu bu. Kupa ve All-Star arası en çok onlara yarayacak sanırım.

Mersin BŞB (73): Asım Pars 2 (4 ribaund- 4 asist), Nedim Yücel 14 (15 ribaund), Alex Scales 30 (1 ribaund- 1 asist), Hakan Köseoğlu 3 (5 ribaund- 5 asist), Vincent Grier 10 (4 ribaund- 1 asist), Anthony Grundy 8 (2 ribaund- 4 asist), Andrej Stimac 6 (3 ribaund- 2 asist)

Antalya BŞB (71):
Muratcan Güler 9 (12 ribaund- 4 asist), John Prince 10 (2 ribaund- 2 asist), James Christopher 10 (3 ribaund- 1 asist), Hadi Doğan (2 ribaund), Gökper Gen 3 (2 ribaund- 3 asist), Barış Hersek 9 (4 ribaund), Bradley Buckman 22 (12 ribaund), Polat Kocaoğlu 8 (2 ribaund)

Efes Pilsen: 78 - Erdemir: 71 (Erdemir Yine Salladı Ama Yıkamadı)

Hafta arasında Lamar Johnson ile yolları ayıran Erdemir, Sinan Erdem'de Partizan'dan zaferle dönen Efes Pilsen'e konuk oldu. Ligin ilk yarısında olduğu gibi yine güçlü rakibi karşısında ayakta kalan ve onu zorlayan bir Erdemir vardı bugün. İlk periyodu 21-15 önde kapatan konuk takım, 2. periyotta tam 29 sayı yiyerek devreye 45-36 yenik girse de son 10 dakikaya girerken 56-54 ile yine de ayakta kalmasını bildi. Son 3 dakikaya 68-68 beraberlikle girilen karşılaşmada Kerem Tunçeri-Rako-Thornton üçlüsünden gelen 7-0'lık seri ise maçı tamamlayan seri oldu. Bu rüzgara cevap veremedi Erdemir ve karşılaşmadan 78-71 mağlup ayrıldı.

Rotasyonda sürelerin oldukça geniş dağıldığı Efes Pilsen'de tam 4 oyuncu 13 ve üzerinde skor üretirken hafta arasında Partizan maçına harika başlayan Rakocevic, 20 sayısıyla takımın en skoreri oldu. Ender Arslan'ın sakatlığı nedeniyle forma giymediği karşılaşmada Kerem Tunçeri 13 sayıyla mücadele ederken yine karşılaşmanın en kritik anında üçlüğü yollayan isim oldu. Maç boyunca tam 23 kez çizgiye giden Efes Pilsen, rakibine en önemli farkı da burada attı zaten. 23-7'lik bir istatistik söz konusu.

Erdemir cephesinde ise yine tam 4 oyuncunun 10 ve üzerinde skor ürettiğini görüyoruz. Kadro kaliteleri ve rotasyonları belirli bir noktada tıkansa da takım olmayı becermiş ve bununla birlikte sahaya keyifli oyun yansıtan bir takım Erdemir. Hastalığı bulunan Barbour'un 6/16 şut yüzdesi biraz daha kendi ortalamalarına yakın olsaydı maça da daha sıkı tutunabilirlerdi belki ama son bölümde kaybettikleri maçlar halkasına bir maç daha eklemiş oldular bugün. Emre Ekim'in 8, Melih Sevda'nın 7, geçen haftanın yıldızı Altan Erol'un 6 sayısı da yine önemli. Az az gözüken ama bir araya geldiğinde değerlenen performanslar bunlar. Maç boyunca iki ekibin toplam 9 kez top kaybettiğini de ekleyelim son olarak.

Efes Pilsen (78): Andrew Wisniewski 3 (2 ribaund- 5 asist), Cenk Akyol (1 ribaund), Igor Rakocevic 20 (1 ribaund- 1 asist), Lawrence Roberts 3 (4 ribaund), Kerem Tunçeri 13 (1 ribaund- 1 asist), Bootsy Thornton 14 (6 ribaund- 1 asist), Kerem Gönlüm 15 (9 ribaund- 2 asist), Nikola Vujcic 4 (3 ribaund- 1 asist), Sinan Güler 4 (2 ribaund- 1 asist), Ersin Dağlı 2 (4 ribaund- 2 asist)

Erdemir (71):
Oktay Yılmaz, Altan Erol 6 (5 ribaund- 3 asist), Melih Yıldız 7 (3 ribaund), Berent Kavaklıoğlu 3 (1 ribaund), Eren Beyaz (2 ribaund), James Thomas 10 (10 ribaund), Antwain Barbour 13 (7 ribaund), Erkan Veyseloğlu 12 (4 ribaund- 4 asist), Hakan Demirel 12 (1 ribaund- 3 asist), Emre Ekim 8 (1 ribaund- 4 asist)

G.Saray C.C: 80 - P.Karşıyaka: 67 (Eksik Cimbom'a 10 Dakika Yetti)

Hafta arasında Avrupa Kupası mücadelesi veren iki ekibin İstanbul'daki mücadelesi öncesinde son dönemde özellikle sakatlıkların etkisiyle form düşüklüğü yaşayan bir G.Saray ve EuroChallenge Cup'da liderliğe yükseldiği gibi ligde de son 9 maçta 7 galibiyet elde etmiş bir Pınar Karşıyaka bekliyordu bizi. Tahmin edildiği üzere yüksek mücadele içinde geçti karşılaşma. 38-35 G.Saray üstünlüğü ile tamamlanan devrenin ardından 26.dakikayı da 48-48 berabere geçtik. Bu anda koç Mahmuti'den önemli bir hamle geldi. Jerry Johnson-Evren Büker değişikliğiyle 1 numaraya Evren geçti ve Evren-Göksenin-Shipp-Shumpert-Kuqo beşiyle parkede kaldı G.Saray. Bu ana kadar deplasmanda önemli bir karakter koyarak direnç gösteren Karşıyaka, bu beş karşısında çaresiz kaldı. Ki hafta içinde oynadıkları ve kazandıkları önemli KRKA maçının fizyolojik ve psikolojik etkilerini de gördük bu sekansda. Takip eden 10 dakikanın skoru 22-6 G.Saray lehine oluştu, bitime 3 dakika kala 70-54 ile maçtaki en yüksek farkı gördük.

Tutku Açık, Caner Topaloğlu ikilisinin sakatlıklarının devam ettiği G.Saray'da gıda zehirlenmesi geçiren Rancik de süre almadı bugün.Rochestie de kontenjana takılan isim oldu. Fakat bu 10 dakikalık bölümde savunmayı insanüstü bir boyuta çekerek hücumda özellikle Kuqo'nun yürek koymasıyla, Göksenin'in muazzam baskısıyla sonuca gitti G.Saray. Bu dönemde Evren Büker'in 1 numarada oynuyor olması da önemli bir detay zira hafta içinde de onu 1 numarada denedi koç. Geçen yıl Cem Akdağ ile o bölgede harika bir performans göstermişti Evren. Kuqo'nun ve Shumpert'ın 16'şar, Haluk Yıldırım'ın 20 dakikada 7/7 ile 14 sayı ürettiği G.Saray'da tribünlerden en büyük alkışı alan isim ise tam 31 dakika sahada kalarak maçı 5 sayı - 2 ribaund - 2 asist - 3 top çalmayla tamamlayan Göksenin Köksal oldu. Maçı koparan seride Ahmet Erdoğan'dan çaldığı topu smaçla bitirerek yangını başlatan isim olması kadar G.Saray altyapısından uzun zaman sonra çıkan ilk oyuncu olması da alkışların temel nedeniydi bana kalırsa. Sonlarda ufak bir sakatlık atlattı ama sanıyorum ki ciddi birşey yok. Bugün en büyük alkışı hakeden oydu kesinlikle.

Karşıyaka ise 25 dakika ayakta kaldığı ve bu sezon diğer yılların aksine deplasmanda nasıl oynaması gerekiyorsa öyle oynadığı bir deplasmanda son bölümde yıkıldı. Bunun sebebi de hafta arasında oynanan karşılaşma olabilir kanısındayım açıkçası. 3. çeyrekteki o savunma direncine karşılık veremeyerek koptular maçtan. Oysa, o ana kadar bu sezon deplasman fobisini yıkan ve dışarda da kazanabilen Karşıyaka gibi oynuyorlardı. Holston 19, maça iyi başlayan Osiris 15, Kaptan Smith de 13 sayıyla çift haneye çıkan isimler oldular ama galibiyete yetmediler. Emre Bayav'ın maç başındaki 2 sayı -1 ribaund - 3 asist-1 blokluk başlangıcı da kariyerinin en iyi maç başlangıcı olabilir ama devamını getiremedi.

Bu galibiyetle birlikte 13. galibiyetini alan G.Saray, nefeslenme imkanı bulurken yakaladığı 13 farkla da olası bir beraberlik durumunda avantajı cebine koyduğu gibi yine olası bir play-off eşleşmesi durumunda serinin beraberlikle başlamasını sağladı. Karşıyaka ise bu sezonki 7, deplasmanlarda ise 6. mağlubiyetini almış oldu.

G.Saray Cafe Crown (80): Joshua Shipp 6 (10 ribaund), Jerry Johnson 9 (4 ribaund- 3 asist), Göksenin Köksal 5 (2 ribaund- 2 asist), Preston Shumpert 16 (5 ribaund- 3 asist), Luksa Andric 8 (7 ribaund), Haluk Yıldırım 14 (1 ribaund- 3 asist), Evren Büker 6 (2 ribaund- 4 asist), Ermal Kurtoğlu 16 (3 ribaund- 2 asist)

P.Karşıyaka (67):
Osiris Eldridge 15 (4 ribaunt- 1 asist), Uluğ Kaçaniku (2 ribaunt), Birkan Batuk 7 (3 ribaunt- 2 asist), Jovo Stanojevic 9 (4 ribaunt), David Holston 19 (4 ribaunt– 4 asist), Andre Smith 13 (6 ribaunt – 1 asist), Ahmet Erdoğan (2 asist), Alper Saruhan (5 ribaunt – 1 asist), Emre Bayav 4 (3 ribaund- 4 asist)

Tofaş: 78 - M.P. Trabzonspor: 64 (Tofaş Evinde Affetmedi)

Yeni antrenörünün gelişiyle çıkış yakalayan Trabzonspor, bu hafta Bursa'da Tofaş'ın konuğu oldu.

Hatrı sayılır bir taraftar desteğini arkasına alan Tofaş, Trabzonspor'un savunmadaki zaafından yararlanıp Austin Nichols-Jason Rowe merkezli hücumlarla maçı koparmaya çalıştı. İki takımın da faul hakkını erken doldurmasıyla faul çizgisi çoğu kez ziyaret edilmiş oldu, bu da ilk çeyrekte yüksek bir skor çıkardı ortaya. İkinci çeyreğin başlamasıyla Trabzonspor biraz silkelenecek gibi gözüktü. Sonrasında gelen birkaç top kaybı ve kaçan şutla o ivme yine kaybolmuş oldu. Tofaş'ta uzunların erken faul problemine girmesi, Mahalbasic-İnanç Koç ikilisini pota altı rotasyonunda beraber oynamaya itti ve size olarak ince kaldı Tofaş. Trabzonspor, bütün dişlilerinin merkezi olan adam Aleks Rasic'in çok etkisiz kalmasıyla bu durumu avantaj haline getiremedi. Neticede Tofaş soyunma odasına 42-30 önde gitti.

Devre arasında soğumamış gözüken Tofaş, üçüncü çeyreğe 3'er 3'er sayarak başladı. Fark 20'ye dayandığında gelen Trabzonspor molasından sonra konuk ekip bir alan savunmasına başladı. Bu strateji değişikliği en fazla, ikinci devre başındaki Tofaş rüzgarını durdurmaya yetti. Devamında Tofaş'ın maçı rölantiye alarak Trabzonspor'u tamamen sistem dışı bırakması galibi belirlemiş oldu.

Trabzonspor'da zaten maça etkili başlayamamış, suya sabuna dokunmayan bir oyun sergileyen Aleks Rasic'in hafif skatlığı nedeniyle kenara gelmesiyle takım iyice dağıldı. Michael Wright'ın (Ali Karadeniz) boyalı alanda yalnız mücadele etmesi düşünülmesi gereken bir önemli nokta daha. Alwin Snow-Goran Cakic ikilisinin etkisizliği, mağlubiyeti perçinledi Trabzonspor'da. Tofaş tarafında da taşlar nihayet yerine oturmaya başlıyor gibi. Bu maç ne kadar Nichols-Rowe üstüne kalmış olsa da, oyuna giren her oyuncu üzerine düşeni yapmaya çalışıyor.

Tofaş (78): Jason Rowe 26 (3 ribaund-8 asist), Orçun Göllü, Austin Nichols 18 (3 ribaund-3 asist), Can Altıntığ 5 (2 ribaund-1 asist), Rasid Mahalbasic, İnanç Koç 7 (5 ribaund-1 asist), Tomislav Ruzic 11 (9 ribaund-2 asist), Can Özcan (1 asist), İlkan Karaman 9 (9 ribaund-2 asist), Kenan Sipahi 2 (1 ribaund), Onur Aydın (2 ribaund-1 asist)

Medical Park Trabzonspor (64): İlker Türel (3 ribaund-5 asist), Aleksandar Rasic 5 (2 asist), Ali Karadeniz 17 (5 ribaund), Hadi Özdemir 12 (7 ribaund-3 asist), Ersin Görkem (1 asist), Goran Cakic 9 (4 ribaund), Derrick Obasohan 15 (5 ribaund-3 asist), Alwin Snow 6 (4 asist)

Timuçin Meriç: Ribaund Üstünlüğümüzle Kazandık

Olin Edirne'yi normal süresi 68-68 biten maçın uzatma dakikaları sonunda 77-72 ile geçen Türk Telekom'da koç Timuçin Meriç'in açıklamaları şöyle: 'Bugün maça gelen seyircilerin basketbola doyduğuna inanıyorum. Seyircimizin desteğine gerçekten çok ihtiyacımız var. Son iki maçımızda iyi oynayarak kaybetmiştik. Bu bizde biraz moral bozukluğu yaratmıştı. Ancak her galibiyet play-offda bizim için önemli. Uzatmada 10’a 1’lik ribaund üstünlüğü kazanmamızı sağladı. İyi savunma yaptık. Verilecek arayı iyi değerlendirerek play-off için iyi bir yer edinmeye çalışacağız.'
Sıralama için kritik bir galibiyet aldı Telekom. Timuçin Meriç yönetiminde çıktıkları 10 maçta 6. galibiyetleri oldu bu. Bu da önemli bir detay.

Burak Bıyıktay F.Bahçe Ülker Maçını Tribünden İzleyecek

Aliağa Petkim'in yeni koçu Burak Bıyıktay, takımının yarın F.Bahçe Ülker ile oynayacağı maçta benchte değil tribünde olacak ve takımını oradan izleyecek. Randle ve Fitch'in ayrılmasından sonra kısa rotasyonunda ciddi bir kriz yaşayan takıma en kısa sürede bir Amerikalı oyun kurucu takviyesi yapılacak. Şu an takımdaki çalışmalar bu yönde. Koçla dün yaptığım hayırlı olsun görüşmesinde, Aliağa'da gördüğü ilgiden çok memnun olduğunu öğrendim, ayrıca insanların da çok sıcak ve beraber çalışılması keyifli olduklarını belirtti koç. Hayırlısı diyelim.

Erkek Milli Takımı'nın Teknik Yapılanması Açıklanıyor

Bu yaz bizlere yaşattığı Dünya 2.'liği başarısıyla hepimizi sevince boğan Erkek Basketbol A Milli Takımı'nın Bogdan Tanjevic sonrasında nasıl bir yapılanma içinde olacağı önümüzdeki hafta resmen açıklanıyor. Türkiye Basketbol Federasyonu; 2 Şubat 2011 Çarşamba günü Sheraton Ataköy Otel'de saat 12:00'de Erkek Milli Takımlar Teknik yapılanmasına ilişkin detayların açıklanacağı ve 2011 Avrupa Şampiyonası kuralarının değerlendirileceği bir basın toplantısı organize edecek.

Eurobasket 2011 Kuraları Yarın Çekiliyor

Bu yıl 31 Ağustos - 18 Eylül 2011 tarihleri arasında Litvanya’nın evsahipliğinde gerçekleştirilecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın kura çekimi, 30 Ocak Pazar günü Litvanya’nın Vilnius kentinde TSİ 19:30’da başlayacak. Kura çekimine Vilnius’deki Litvanya Uluslararası Drama Tiyatrosu’nun evsahipliği yapacak.

Türkiye'nin Fransa, Rusya ve Hırvatistan ile birlikte 2. torbadan katılacağı kura çekiminde takımların torbalara dağılımı şöyle:

1. Torba: İspanya - Sırbistan - Yunanistan - Slovenya
2. Torba: Fransa - Hırvatistan - Rusya - Türkiye
3. Torba: Almanya - Litvanya - Karadağ - Belçika
4. Torba: Büyük Britanya - Makedonya - İsrail - Gürcistan
5. Torba: İtalya - Bulgaristan - Polonya - Bosna Hersek
6. Torba: Ukrayna - Letonya - 1. Eleme Takımı - 2. Eleme Takımı

Spor Toto Türkiye Kupası 8'li Final Kuraları Pazartesi Çekiliyor

Sezon başında oynanan eleme grubu maçları sonunda son 8'e kalmayı başaran F.Bahçe Ülker, Efes Pilsen, G.Saray Cafe Crown, Beşiktaş Cola Turka, Banvit, Medical Park Trabzonspor, Aliağa Petkim ve Olin Edirne'nin mücadele edeceği 8'li final maçları Kayseri'de oynanacak malum. 9-13 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek organizasyonun ilk gününde oynanacak çeyrek final maçlarının kuraları 31 Ocak Pazartesi çekilecek, eşleşmeler belli olacak. Tahminlerinizi alabiliriz, sonra bakarız kim kaçta kaç yaptı diye.:)

T. Telekom: 77 - Olin Edirne: 72 (Salondan İzlenimler)

Maçtan bir gün önce gerçekleştirilen ve çok sıcakkanlı karşılandığım Olin idmanından sonra koç Gökhan Taştimur, bu maçın play-off için kritik öneme sahip maçlardan biri olduğunu özellikle vurguluyordu. Her maç olduğu gibi mücadeleleri dibine kadar parkeye yansıtacakları muhakkaktı. Aynı şekilde kaybetme haklarını çok önceden kullanmış bir Telekom'un varlığı da maçı keyifli kılmaya adaydı açıkçası. Tempoyu seven Telekom, galibiyetlerine savunma damgasını vuran Olin. Sonucu kestirmek pek kolay değildi. Fakat herşeyden önce takımının yanında olmak için kilometrelerce yol gelen ve formalarıyla, bayraklarıyla, tezahüratlarıyla salona renk katan Edirne taraftarına kocaman bir alkış gitsin buradan. Ellerine, ayaklarına sağlık hepsinin. Bu lige önemli bir renk veriyorlar kesinlikle.

Günü yüksek ateşli geçiren Can Akın maça kenarda başlarken Caner Ercan, ilk beşte yer aldı bugün. Geçen haftanın yıldızı Samardizski'nin çok erken iki faul almasının ardından ikinci periyotta üçlemesi ve 2.yarının hemen başında da çok gereksiz bir faulle dörtlemesi ise maç öncesi planlarını çöpe attırarak maçın tüm öyküsünü baştan yazdırdı. Maçın büyük bölümünü 4 kısa ile oynadı Edirne ekibi. Bu 4 kısalı sistemde Caner Ercan'ı savunmayı bir türlü beceremedi Telekom, Seibutis ile oynadığı ikili oyundan 4/5 üçlükle tam 12 sayı çıkardı Caner. (Sonlarda 2 atışı kaçırdı dışardan) Bu 4 kısalı sisteme karşı Wesson'ı daha etkin kullanması beklenen Telekom, nedense(?) hiç tercih etmedi bunu. İçeriye inen nadir toplarda da Caner, Wesson'ı hem önden almaya çalıştı hem de fizik dezavantajına rağmen arkasında çok iyi durdu. Maç kazanılmamış olsa da günün adamı Caner Ercan diyebilirim kendi adıma. Pozisyonunun gereklilikleri taşımasının yanı sıra çok yumuşak bir bileğe sahip ki bu onu önümüzdeki dönemde, orta vadede, farklı bir kariyere doğru taşıyabilir kesinlikle.

Rasim Başak'ın son hücumda bulduğu üçlükle 33-27 Telekom üstünlüğüyle tamamlanan devrede farkın çift hanelere çıkma olasılığını Ginevicius'un üçlüğüyle sonlandıran ve maça tutunan Olin'i 2.devrede de benzer bir problem bekliyordu. Jagla'nın 2 üçlüğüyle 44-34'ü gördük 3. periyotta, ilk kez çift haneli farktı bu aynı zamanda. Evinde oynadığı maçlarda giyotini 3. çeyreğe saklayan Olin, takip eden 10 dakikada 27-9'luk bir seri yakalayarak bitime 5.30 kala skoru 61-53'e taşımayı başardı. Bu seride Caner 9 ,Seibutis 6, Can Akın da 4 sayısıyla öne çıkan isimler oldular fakat tam 6 farklı isimin seriye katkı vermesi ve savunmayı insanüstü boyuta taşıması muazzamdı. Bu 10 dakikalık sekansda Telekom'ın yalnızca 2 saha içi isabeti olduğunu da eklemek lazım. 61-53'ün ardından ise Randle ve şutları ile oyuna tutunmaya çalışan Telekom, serbest atış çizgisine de sıkça uğrayarak oyunu yeniden ortaya getirdi. Randle'ın Olin savunmasına karşı şut kaçırmadan 8 sayı üretmesi bu geri dönüşün ateşini yaktı. Seçilmiş şutlar olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Rasim Başak'ın tıpkı geçen hafta olduğu gibi takımı satan bir üçlük yollamasına karşın galibiyete yaklaştı Telekom. Bitime 6 saniye kala o ana kadar 8-8 serbest atış atan Seibutis, çizgiye geldiğinde skor 68-67 Telekom lehineydi. Atışlardan ilkini sayıya çeviren Seibutis'in elinin titrediğini net olarak hissettik tribünden. Nitekim ikincisi kaçtı ve maç uzatmaya gitti (68-68). (10/10 serbest atışla 21 sayı Randle, tam 34 serbest atış da Telekom'un toplamı)

O kaçan serbest atış, tüm takımın moral seviyesini birkaç kademe aşağı çekti. Bu da çok net şekilde okundu yüzlerden. Üstüne bir de 5 dakikalık bölümde ribaundlarda 11-1'lik bir Telekom üstünlüğü izledik ki fişi çeken nokta da burası oldu. Zaten maç sonunda 46-27'lik bir üstünlüğü vardı ev sahibinin, tam 15 hücum ribaundu. Samardizski'nin yokluğu, Dixon'ın formsuz oyunu bunda ana etkenler tabii. Uzatma periyodunda Olin'in tek isabeti skoru belirleyen üçlük oldu, üzerine fazla söze gerek yok. Seibutis'in maçı bitireceğine inanmıştı herkes, onun altından kalkamadılar bence. (25 sayı-5 ribaund- 4 asist Seibutis, atlamayalım.)

Bugüne kadar bu sayfada herhangi bir hakem yorumu görmediniz diyebilirim herhalde rahatlıkla. Bundan sonra da çok zor okursunuz muhtemelen. Fakat bugün Ankara'daki hakem üçlüsünün berbattan öte bir performans göstererek maçı ilk yarıda her iki taraf, devamında ise Olin Edirne aleyhine raydan çıkardığını söylemeliyim. Panyanın altına çarpan topta 24 saniyeyi yeniden başlatmalar, derslik hatalı yürümeler, perdelerde 3. Dünya Savaşı çıkarken es geçmeler, tekme tokatlara devamlar film şeridi gibi geçti gözümüzün önünden. Her kararın ardından gelen yoğun itirazlara da cevap veremediler. Maçın altında ezilip kaldılar. Özellikle Gökhan Taştimur'un yoğundan öte itirazlarına tek bir uyarı yapıp teknik faul çalamamaları bile durumun özeti aslında. Normal bir yönetimde oyundan atılırdı koç kesinlikle, kararlara çıldırdı resmen. Ama dengeyi öylesine kaybettiler ki Olin adına, dengelemek imkansız bir hal aldı. İlk yarıdaki düdükler bilhassa karşılıklıydı ama 2. devrede Olin Edirne lehine tek bir karar çıkmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kendileri ezilirken Edirne'yi de arada götürdüler bence ve sonucun belirlenmesinde kimsenin istemediği şekilde önemli bir rol oynadılar.

Hem Gökhan Taştimur'a hem de Olin benchine gösterdiği ahlak dışı tepkilerle farkını yarattı bugün yine Telekom taraftarı da. Yayın masasının üstüne çıkmalar, herkesin gözünün içine bakarak küfretmeler. Teknik komiser çıtını çıkaramıyor, güvenlik kaçıyor, polis bana ne diyor. Federasyondan da bir ceza gelmeyeceği kesin, yok sayıyorlar onlar burayı zaten. Taraftar başkanı, başkan taraftarı, taraftar oyuncu, oyuncu taraftarı alkışlıyor. Düzen de böyle devam ediyor işte Başkentte. Ankara basketbolu elbirliğiyle katledildi, katlediliyor; ellerinize sağlık.

Türk Telekom (77): Ray Wesson 13 (10 ribaund), Jerome Randle 21 (3 ribaund-2 asist), Sani Becirovic 16 (2 ribaund-2 asist), Rasim Başak 5 (6 ribaund ), Mehmet Yağmur 6 (4 ribaund-2 asist), Jan Jagla 6 (6 ribaund-1 asist), Yunus Çankaya 1 (4 ribaund-1 asist), Greg Stiemsma (1 ribaund), Ceyhun Altay 9 (4 ribaund-1 asist)

Olin Edirne (72): Can Akın 7 (1 asist), Erdal Bibo 8 (3 ribaund-1 asist), Vidas Ginevicius 5 (3 ribaund-5 asist), Renaldas Seibutis 25 (5 ribaund-4 asist), Caner Ercan 14 (1 ribaund – 1 asist), Predrag Samardjiski 1 (2 ribaund-1 asist), Tufan Ersöz 1 (1 ribaund), Reha Öz (2 ribaund), Seth Doliboa 11 (3 ribaund), Ömer Ünver (2 ribaund), Davud Kamer (1 ribaund)

28 Ocak 2011 Cuma

Erdemir'de Yeni Transfer: Mike Hall

Lamar Johnson ile yolları ayıran Erdemir'de yeni isim Mike Hall olarak belirlendi. Geçtiğimiz yıl İtalya ligi'nde Armani Jeans Milano forması giydikten sonra sezonu yine İtalya'da Teramo formasıyla açan Hall, bu kulüpte yalnızca 1 ay kadar forma giyebildi. Sportando'nun geçtiği habere göre D-League takımlarından Dakota Wizards'da forma giyen oyuncu Erdemir'in teklifini kabul etti. Teramo formasıyla çıktığı 5 maçta 10.8 sayı - 8.2 ribaund ve 1.8 asist ortalamaları ile mücadele eden Hall, D-League'de de 9.5 sayı-7.5 ribaund ortalamaları tutturdu.

Spahija: Sezonun En Zor Maçını Oynadık

Son üç dakikasında sayı bulamamasına rağmen bugüne kadar Euroleague'de hiç blok yapamamış Emir Preldzic'in arka arkaya yaptığı iki muazzam blokla galibiyete ulaşan F.Bahçe Ülker'de koç Neven Spahija'nın 'istatistiklere baktığımız bu maçı kazanmamız imkansızdı' dediği maç sonu görüşleri şu şekilde:

'İyi oynamadığımız bir maçtan galibiyetle ayrıldık. Maçtan önce gerçekten zorlu bir mücadelenin bizi beklediğini tahmin ediyorduk ve bu tahminimizde de yanılmadık. Dürüstçe söylemek gerekirse, bu maç bizim için sezonun en zorlu mücadelesi oldu. Maalesef sahaya gerçek gücümüzün ve kimliğimizin %30’unu bile yansıtamadık

Rakibimiz mükemmel bir savunma ortaya koydu ve bu da 17 top kaybı yapmamızın ana sebebiydi. Valencia aynı zamanda 18 hücum ribaundu aldı ki böyle bir istatistiğe karşı galibiyet alabilmek neredeyse imkansız. Tarence Kinsey ve Gasper Vidmar’ın yokluğunda her iki oyuncumuzu da aradık. Fiziksel sertlikte bizim için çok önemli. Valencia 51 kez iyi sayılık atış kullanırken, biz sadece 34 tane kullandık. Bu da istatistiklerde aleyhimize olan bir başka durum.


Diğer yandan, taraftarımızla ne kadar gurur duysak azdır. Galibiyette bize çok yardımcı oldular. Stevislav Pesic ile birlikte Valencia'nın çok güçlü bir takım haline geldiğini söylemek zor değil. Hiçbir zaman maç sonuna kadar mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Zalgiris ile oynayacağımız maçtan da galibiyetle ayrılabilirsek, Olympiakos maçına final gözüyle bakabiliriz.'

Ömer Onan: Müthiş Bir Galibiyet Oldu

Bu sezon hücumunu inanılmaz bir noktaya taşıyan ve dün 9-11 saha içi isabetiyle tam 22 sayı üreterek sahanın en skoreri olmayı başardığı gibi savunmada da yine takımın ruhani lideri olmayı başaran Ömer Onan'ın maç sonu görüşleri şu şekilde:

'Çok iyi savunma yapıyorlar. Maç içinde hep öndeydik, ama bir türlü skoru koparamadık. Sonunda 9 sayı öne geçtik, biraz daha dikkatli olsak bu maçı 10-12 sayı galibiyetle kazanabilirdik. Ama bizim için müthiş bir galibiyet oldu. Bugün çok hücum ribaundu verdik. Bugünkü en büyük hatamızdı. Maçı hiç bırakmadık. Müthiş coşkuyla oynadık. Fenerbahçe seyircisine teşekkür ediyoruz. Bu maçın sonunda her şeyi elimize aldık. Zalgiris maçlarını kazandığımız takdirde Olympiakos ile burada final oynarız.'

Fenerbahçe futbol takımının Ziraat Türkiye Kupası'nda Gençlerbirliği ile yaptığı maç yerine taraftarların Sinan Erdem'e gelmeleriyle ilgili bir soru üzerine Ömer, 'Aramızda paslaşmamız lazım. Hangisi önemliyse herkesin ona doğru birbirini desteklemesi lazım. Tabii ki futbolda grupta şansımız olmadığını herkes biliyordu. Yedek takımla çıkacağımız söylendi. Bu maç da bizim için önemli maçtı. Taraftar bizi yalnız bırakmadı. Şimdi biz de Trabzonspor maçına desteğe gideriz.' diye konuştu.

Aliağa'nın Yeni Koçu: Burak Bıyıktay

Aliağa'da koç arayışları başlayınca, takımın sahip olduğu kimyaya en uygun koç olarak run&gun basketbol uygulayıcılarından Burak Bıyıktay ismi aklıma gelmişti hemen. Aklıma gelen başıma gelir misali, Burak hoca geçmiş takımın başına. Bence güzel bir haber. Basketbolun doğru insanlara, güzel insanlara ihtiyacı var. Iverson'a kurban edilen Burak Bıyıktay'ın Beşiktaş macerasıyla ilgili çok şey yazmıştık zamanında zaten. Artık kafası daha rahat olacaktır. İstediği basketbolu daha da rahat oynatacaktır. Lige yeniden hoşgeldin koç.

P.S.: Fotoğraf bir Aliağa deplasmanından. Artık Bıyıktay'ı o panonun önünde daha sık göreceğiz.

Fenerbahçe Ülker: 75 - PE Valencia: 73 (Krizi Preldzic Bitirdi)

Top16'e Pire'de Olympiacos'u hatıralara kazınacak bir biçimde mağlup ederek başlayan Fenerbahçe Ülker, grubun bir diğer önemli takımı Power Electronics Valencia'yı ağırladı Sinan Erdem'de.

Maça iyi bir ivmeyle başladı Fenerbahçe. Sonrasında Dusko Savanovic'in oyununu yay dışına taşımasıyla, pota altında bir boşluk oluştu. Bununla beraber bir ribaunt problemi baş verdi. Bu problemi ortadan kaldırmaya, ribaunttan sorumlu devlet bakanı Mirsad Türkcan yetti yine. Marko Tomas'ın çok erken faul problemine girmesi de dış savunmayı zorladı. Kinsey'nin yokluğunda Tomas'ın da bu duruma düşmesi, yükü Ömer Onan'ın omuzlarına yükledi. Ayrıca oluşan bu boşlukta Emir Preldzic'den gelen performans da sevindirici. İkili oyun savunmasındaki büyük zaaf tekrar gözler önüne serildi Fenerbahçe'de. Top kayıpları da can sıkıcı boyutta olunca iyi başlayan Fenerbahçe, devreyi sadece 4 sayıyla 37-33 önde kapadı.

Üçüncü çeyreğin başlamasıyla kenarda oturmaktan bıktığını yeterince belli etti Marko Tomas. Bulduğu üçlüklerle takım bir anda maçı alıp götürme eşiğine geldi, çift haneli farklarla. Fakat hep bir top kaybı, yenen bir üçlük, beklenmeyen bir ters düdük bu amaçtan alıkoydu Fenerbahçe'yi. Sonrasında da çeyrek başındaki rüzgar kaybolmuş oldu. Bu dakikalarda çıkış için aranan ivme, Litvanyalı yıldız Sarunas Jasikevicius'tan geldi. Bulduğu basketler ve yaptığı asistlerle istenen hava tekrar oluştu fakat Pesic'in aldığı mola yine ayakbağı oldu temsilcimize. Oluşan geri koşma sorunuyla da Valencia tekrar maça ortak oldu ve bir kriz ortamı oluştu. Bunda Fenerbahçe'nin son 3 dakikada sayı bulamaması da büyük etken oldu. Son hücumda bir şey üretemeyen Valencia'da Rafa Martinez'in iki şut demesine karşı koyan Emir Preldzic kalabalığı sevince boğmuş oldu.

İlk hafta Pire'deki büyük galibiyet sonrası bunun tesadüf olmadığını göstermiş oldu Fenerbahçe, zor da olsa. Ömer Onan tek kelimeyle mükemmel oynadı bu akşam. Hem hücumda hem savunmada sorumluluk alması, bu yaşında bu performansı göstermesi muazzam. Marko Tomas'ın da tekrar form bulması ve Emir Preldzic'in oyunu sevindirici detaylar. Son dakikalarda oluşan krizden kurtulmak da bir diğer artı yön oldu. Bu kadar top kaybı ve verilen hücum ribaunduna rağmen kazanmak da takımın karakterini oluşturduğunun göstergesi.

Fenerbahçe Ülker (75): Roko Ukic 4 (1 ribaund- 1 asist), Mirsad Türkcan 14 (7 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 22 (2 asist), Darjus Lavrinovic 2 (9 ribaund- 2 asist), Sarunas Jasikevicius 4 (1 ribaund- 2 asist), Kaya Peker (5 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 4 (2 ribaund), Marko Tomas 15 (1 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 10 (2 ribaund- 3 asist)

Power Electronics Valencia (73): Omar Cook 4 (1 ribaund- 7 asist),James Augustine 6 (3 ribaund), Victor Claver 10 (3 ribaund- 1 asist), Serhiy Lishchuk 8 (4 ribaund), Rafa Martinez 14 (1 ribaund- 1 asist), Florent Pietrus 4 (2 ribaund), Dusko Savanovic 11 (7 ribaund- 1 asist), Nando de Colo 7 (1 ribaund- 3 asist), Robertas Javtokas 9 (7 ribaund- 1 asist)

27 Ocak 2011 Perşembe

Erdemir'de Lamar Johnson İle Yollar Ayrıldı

Geçtiğimiz hafta sonu G.Saray Cafe Crown karşısında aldığı galibiyetle birlikte galibiyet sayısını beşe yükselten Erdemir'de Lamar Johnson ile yollar ayrıldı. Koç Ahmet Çakı, yapmış olduğu açıklamada 'Johnson, çalışmasıyla bize ışık verse de, bir davranış bozukluğu nedeniyle onu kadro dışı bırakmaya karar verdik. Efes Pilsen maçında bizimle beraber olmayacak.' ifadesini kullandı. Lamar Johnson'ın yerine oyuncu arayışları da başladı Ereğli ekibinde. Bu hafta oynayacakları Efes Pilsen maçının ardından verilecek arada bir takviye olacaktır herhalde.

Bornova Cephesinden Nagys Haberine Cevap Geldi

Tomas Nagys'in ayrılık haberinde Bornova kulübünün cevap hakkını kullanmak istemesi halinde olayı bir de onların penceresinden dinlemek istediğimizi belirtmiştim. Takım menajeri Mert İldeş, hafta sonu oynayacakları çok önemli bir lig karşılaşması olduğunu ve akabinde konuyla alakalı olarak resmi bir açıklama yapacaklarını ekleyerek konu hakkındaki düşünceleri paylaştı bizimle. Tomas Nagys'in iddialarına cevap veren Mert İldeş'in sıcağı sıcağına yaptığı açıklamalar şu şekilde:

'Öncelikle kulüp olarak takım ruhu, birliktelik gibi psikolojik faktörlere büyük önem veren ve elde ettiğimiz başarılara da bu ufak detaylarla ulaşan bir takımız biz. İki sezondur sorun yaşadığımız hiçbir oyuncumuz olmadı, aksine herkesle sorunsuz diyalog halindeyiz. Tomas Nagys'in anlattıkları ise tamamen kendi hayal ürünüdür. Geçmiş dönem alacaklarından 1000 dolarlık cüzi bir miktarı alamayan Tomas, 20 Ocak'ta Vestel ile oynanan hazırlık maçından önce 'Paramı ne zaman alacağım?' diye sorduğunda kendisine 'Takıma yeni katılan isimler var, onların işlemleri vs durumu var, halledeceğim.' cevabını verdim. Günün devamında kontrol ettiğimde de paranın Nagys'in banka hesabına yatırıldığını da gördüm. Ki bizden alacağı olan herhangi bir oyuncumuz yok, o konularda hiç sorun yaşamadık bugüne kadar.

Ödemeyi halledeceğimi söylememin ardından Tomas Nagys, 'hastayım, Vestel maçına gelemeyeceğim' cevabını verdi. Fakat asıl vermek istediği mesaj hafta sonu Trabzon maçında da oynamayabileceği mesajıydı. Bizimle birlikte Manisa'ya geldi ve halsiz şekilde maçı kenardan izledi. Dönüşte de teknik ekipten Alkım Cebbar ile birlikte sponsorumuz olan ve tüm işlemlerimizi ücretsiz gerçekleştiren Şifa Hastanesi'nde serum verildi kendisine. İlaç alma konusunda söyledikleri de kesinlikle doğru değildir. Takım olarak medikal işlemlerimiz bu hastanede ücretsiz gerçekleştiriliyor zaten, o açıdan para sorunu olması mümkün değil.

Kendisiyle ilgilenmediğimiz ve durumunu hi. sormadığımız açıklaması da yine doğru olmayan bir ifade. Zira kendisini hem İzmir'deyken hem de Trabzon'dan defalarca aradım. Telefonu kapalıydı. Daha sonra konuştuğumuzda ise şarjının bittiğini söyledi bana. Trabzon yolculuğu öncesi evine gittiğimde hasta olduğunu söyleyerek kafileye katılmadı, kendisine doktor ve başhemşire yollayacağımı söyleyerek ayrıldım evden. Hasta ve ateşli bir insan için hayli şık giyinen Nagys'in evine o gece 2 kez doktor ve hemşire yollamama rağmen evde kimseyi bulamadılar. Bunu dillendirme niyetinde değilim fakat bu noktaya geldiğimize göre söylememde sakınca yok sanırım. Birkaç gece önce de dışarda geç saatlerde karşılaştığımızda arabasının farlarını dahi yakmadan kaçarcasına uzaklaştı Nagys. Hasta olmasına rağmen o gece de evden çıkacak gibi giyinmişti açıkçası. Doktor ve hemşirenin geç saatlerde iki kez evine gitmesine rağmen evde olmadığının altını çizeyim.

Hem koçla hem de başkanımızla yaptığımız görüşmeler sonrası aldığımız ayrılık kararını ilettim kendisine. Fakat söylediğinin aksine, her konuşmamızda önce durumunu sordum. Bu ayrılık kararında Nagys'in takım arkadaşlarını paralarını alamamaları, geç almaları nedeniyle ateşlemeye, ayaklandırmaya çalıştığını da ekleyeyim son olarak. Yeni gelen Amerikalılarla da aynı şekilde görüşerek, kulübü kötülemeye çabalıyor. Hoş değil bunlar tabii. Bu noktadan sonra kendisiyle çalışmamız mümkün değil. Yaşananların ardından ufak bir özür, koçla yapacağı görüşme olayı tatlıya bağlayabilirdi belki ama Nagys direkt olarak 'sözleşmenin devamı halinde ödenmesi gerekecek paramı verin, ayrılacağım' yolunu seçti. Konu hakkında kulübümüz de resmi bir açıklama yapacak zaten fakat şu anda önemli bir lig maçımız var. Takım olarak ona odaklanmış vaziyetteyiz, daha sonra gerekli açıklama yapılacak. Fakat haber üzerine cevap hakkımı da kullanmak istedim.' Salsabasket özel haberidir.

Tomas Nagys - Bornova Ayrılığının Perde Arkası

Trabzon deplasmanında oynadıkları son lig karşılaşmasında Bornova'nın Tomas Nagys'siz bir kadroyla mücadele etmesinin ardından bugün Litvanya merkezli Krepsinis sitesinde oyuncunun finansal sorunlar nedeniyle takımdan ayrıldığı haberi yer aldı. Akşam üzeri gördüm bu haberi fakat son bir hafta içinde iki yabancı transferi gerçekleştirmiş Bornova'nın finansal sorunlar nedeniyle sezon ortasında aldığı ve geçen yıldan da tanıdığı Nagys gibi bir oyuncuyu gönderebileceği açıkçası pek aklıma yatmadı. Sitenin orijini sebebiyle ayrılık haberine ikna olsam da bu ayrılığın gerçek nedeninin bu olamayacağı fikrimi doğrulayacak bilgilere ulaştım. Tomas Nagys ile Bornova kulübü arasında yaşanan ve ayrılıkla sonuçlanan çok ilginç olaylar silsilesi şu şekilde gelişti:

- 20 Ocak Perşembe günü kendini halsiz ve hasta hissetmesine karşın sabah idmanına katılan Nagys, akşam oynanacak hazırlık maçında oynamak istemediğini Ümit Sonkol vasıtasıyla koça iletiyor. Termometre 38 dereceye dayanmış durumda o anda. Takımla beraber 1 saat yolculuk yapan Nagys, hasta ve ateşli şekilde kenardan maçı izliyor. İzmir'e dönüşte kulüpten bir yetkiliyle birlikte Acil'e giden Nagys'e 2.5 saat süren testler yapılıp, kan alınıyor ve reçete yazılıyor. Fakat kapsamlı reçetede yazılanlar yerine sadece bir antibiyotik alıyor yanındaki kulüp görevlisi ve diğerleri için parasının olmadığını söylerek Nagys'i evine bırakıyor.

- Ertesi günü evde yüksek ateşli ve halsiz geçiren Nagys, kulübü aradığında adam yollayacaklarını ve onunla beraber hastaneye gidebileceği cevabını alıyor. Ama gün boyunca gelen giden olmuyor. Akşam takım menajeri Mert İldeş, Nagys'in evine gelerek Trabzon yolculuğuna katılmasını istiyor. Gün boyunca eve gelen tek kulüp yetkilisi Mert İldeş, altını çizelim. Nagys'in o andaki ateşi ise 40 derece. Kulübün vaziyeti bildiğini ve söz vermelerine rağmen kimsenin yardıma gelmediğini ve acilen hastaneye gitmesini gerektiğini söylüyor Nagys. İldeş ise takımın aşağıda havaalanına gitmek için onu beklediğini ama kulüpten yaşlı bir görevlinin eve gelerek onunla ilgileneceğini söylüyor. Söz konusu yaşlı kişi de karşıdan geleceği için süre uzuyor haliyle. Nagys de İzmir'deki Türk arkadaşlarından birini arayarak hastaneye kendi imkanlarıyla gidiyor. Durum kötüleşmişken hastaneye vardığını da söylemek lazım.

- Ertesi gün de mesajlarına rağmen kulüpten kimse Nagys'e dönmüyor, durumunu sormuyor. Takım Trabzon'da o gün. İki günü yüksek ateşli geçiren Nagys'in pazar gecesi çalan telefonunda karşı taraftaki isim yine Mert İldeş. 'Sabah sana geliyorum, konuşmalıyız.' diyor Nagys'e ve durumunu bile sormadan kapatıyor telefonu. Trabzon dönüşü pazartesi sabahı Nagys'in evine gelen Mert İldeş, kulüp başkanı Mustafa İduğ'un Nagys'in Trabzon'a gelmemesine çok sinirlendiğini, kontratınının feshedildiğini ve İzmir'den ayrılabileceğini iletiyor oyuncuya.

Perşembe gününden itibaren çok ciddi bir rahatsızlık geçiren Nagys, kulübün bu tavrına oldukça bozuluyor haliyle. Herşeyden önce insani ve vicdani bir gereklilik olarak halinin sorulmasını bekliyor ama aradığı karşılığı bulamıyor. Şu anda üzüntülü olmasının temel nedeni de bu, takımdan ayrılmaktan öte. Ayrıca oldukça tepkili şu anda. Ki ufak bir empatiyle sinirini anlamak mümkün sanırım. Kulübün düzenli olarak çalıştığı hastaneden aldığı raporlar elinde, ateşli bir hastalık geçirdiği yazıyor bu raporlarda. 10 günlük raporu da bulunuyor. Ve an itibariyle alınan fesh kararının ardından kulübe ihtarnameyi yollamış durumda Nagys. Bu ayrılık kararının kurallara uygun olmadığını söylüyor ve hakkını arıyor. Sakatlığının geçmesinin ardından antremanlara katılmak isteyen Nagys, kendisine teklif edilen para almadan gönderilme opisyonundan memnun değil. Alacaklarını istiyor.

Devam eden günler neyi gösterir, ne tür gelişmeler yaşanır bilinmez ama Nagys-Bornova arasındaki ayrılığın nedeni tam olarak bu. Ne eksik ne fazla. Haberde adı geçen Mert İldeş'in de Bornova kulübünün de cevap hakkı mevcuttur elbette. Bize ulaştıklarında olayı bir de onların ağzından dinleyip, konuyla alakalı açıklamalarına yer veririz. Salsabasket özel haberidir.

Partizan: 76 - Efes Pilsen:79 (Efes Sonunda Deplasmanda da Galip)

Bir tarafta Belgrad sınırları içinde normal performansının üstünde oynayan bir Partizan; diğer tarafta ise temsilcimiz, bu sezonki deplasman zaafiyetinden çok çeken Efes Pilsen. Ama bu sefer, sezon başından beri parke üzerinde görmek istediğimiz oyun sahaya yansıtıldı.

20 bin çılgın Sırp'ın baskısını arkasına alan Partizan, Vujcic'ten yararlanarak boyalı alanda büyük bir üstünlük kurdu maç başında. Ribaundlardaki ezici üstünlük de bunun meyvesi olarak gösterilebilir. Özlenen adam Miroslav Raduljica, Vujcic'in yerini doldurabilir fakat hala hiç hazır değil genç oyuncu. Yine de bu hali bile Vujcic'ten hareketli (Oyun zekası hakkında ise Hırvat uzuna saygım sonsuzdur, o ayrı). Buna karşılık, Kızılyıldız'da parlayan Igor Rakocevic karşı koydu Efes adına. Bunu daha önce de söylemişimdir, daha da çok söyleyeceğim, Rakocevic düzen içinde skor ürettiği sürece çok daha değerli bir parça haline geliyor takımı için. Partizan tarafında ise sivrilen isim James Gist oldu.

Yardım savunması hakkında master yapma yolunda adım adım ilerleyen Lawrance Roberts, dış şutunu da geliştirmeye başlamış. Ceza şutlarında isabet bulması bir alternatif yol demek olur Efes hücumu için. Roberts'ın yanına Kerem Gönlüm'ün eklenmesiyle oluşan pota altı rotasyonu ne kadar ince gözüküyor olsa da, mücadele ve sertlik adına sınıfı geçiyor bu ikili ve önemli bir güç oluyor rotasyon için. Kısalarda ise Kerem Tunçeri durgundu, ta ki sevdiği dakikalar (son çeyrek) gelene kadar. Flip Murray için ise soracağım tek soru var; Neden? Daha alışamadı tabii ki ama bu kadar suya sabuna dokunmayan ve rahat bir oyunu stili göze batıyor (Rakocevic'in varlığı da göz önüne alındığında). Devre sonunda gelen ve etkili olan alan savunmasıyla Efes devreyi 34-40 önde kapadı.

Üçünçü çeyreğin başlamasıyla beraber beklenen Partizan dalgasını yine Rakocevic'le kırdı Efes Pilsen. Bootsy Thornton da tam ısınmaya başlamıştı ki gelen faul problem yarattı kendisi adına. Yerine Murray'nin oyuna girmesiyle ise bir anda Igor-Murray ikilisi beraber oynadı bir süre. Bu süre kısa olduğu için bir şey söylemek güç. Genç Jan Vesely'nin son periyotta uyanmasıyla galeyana gelen Belgrad Arena bir anda takımı tekrar maça ortak etmeye yardımcı oldu. Bu dakikalarda alev alan ve takımın performansına büyük katkı veren James Gist, bir problem durumunu geldi. Son dakikalarda taktik savaşı sonucundaki karşılıklı faullerde, Euroleague'in o çizgideki en iyilerinden olduğunu kanıtladı Efes Pilsen ve maçı kazandı.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, kontrol altındaki Rakocevic'le sistem dışı Rakocevic arasındaki fark büyük. Sırp skorerin ardından ise Thornton-Gönlüm-Roberts savunma birlikleri geliyor, ki onlar da mücadele gücünü 3 seviye yukarı çıkartıyor. Diğer parçalar aksasa da, bu temel üzerinde yükselebiliyor takım. Sinan Erdem'de yıkılmayan Efes deplasmanlarda kaba tabirle nal topluyordu. Bu şanssızlığı Partizan deplasmanında kırmak ise bir başka başarı. Bu galibiyet Top-8 için önemli bir anahtar anlamına geliyor. Efes grupta avantajlı bir konuma geliyor bu neticeyle.

Partizan (76): Curtis Jerrells 15 (1 ribaund – 7 asist), Dusan Kecman 9 (6 ribaund – 1 asist), Jaka Klobucar, Vladimir Lucic (1 ribaund), Dragan Milosavljevic 8 (3 ribaund – 2 asist), Rasko Katic 6 (3 ribaund), Nathan Jawai 10 (6 ribaund – 1 asist), Petar Bozic (2 asist), James Gist 19 (6 ribaund – 1 asist), Jan Vesely 9 (4 ribaund)

Efes Pilsen (79): Andrew Wisniewski 2 (1 ribaund – 3 asist), Igor Rakocevic 23 (4 ribaund – 2 asist), Lawrence Roberts 9 (5 ribaund – 1 asist), Kerem Tunçeri 13 (2 ribaund - 3 asist), Bootsy Thornton 5 (2 ribaund – 3 asist), Kerem Gönlüm 14 (4 ribaund), Miroslav Raduljica, Nikola Vujcic (1 asist), Bostjan Nachbar (1 asist), Flip Murray 6 (1 ribaund), Sinan Güler 4 (3 ribaund)

26 Ocak 2011 Çarşamba

Serkan Erdoğan İdmanda

Fotoğraf çiçeği burnunda Beşiktaş'lı Serkan Erdoğan'ın yeni takımındaki ilk idmanından.

Trabzonspor'a Yeni Otobüs

MAN imzalı 2011 model Trabzonspor otobüsü..

Tammy Sutton Brown F.Bahçe'de

Diana Taurasi ve Penny Taylor'ın ayrılıkları sonrası Angel McCoughtry ve Jekabsone Zagota hamlelerini yapan F.Bahçe'de, değiştirilmek zorunda kalınan yeni sistemde uzun oyuncu eksikliği çok net şekilde hissediliyordu. Bu sorunu çözmek için harekete geçen koç Ratgeber'in tercihi daha önceki yıllarda da F.Bahçe formasını giymiş, ortamı ve takımı iyi tanıyan Sutton Brown'dan yana oldu. Geçtiğimiz yıllarda yine Final Four hedefiyle yola çıkan ve düzenli olarak Rus takımlarına takılan sarı lacivertliler için o dönemlerde yeterli bir isim değildi Sutton Brown. Fakat bugünün F.Bahçe'sinde, bu yeni sistemde üstleneceği rolü başarıyla kotaracaktır. Zira bugün ondan istenen Ivana Matovic - Nevriye Yılmaz ikilisini yedekleyebilmek ve parkede olduğu anlarda uzun rotasyonundaki açığın boyutunu azaltmak. Bunu çok rahat şekilde yapabilir Sutton Brown.

Kıta dışı kontenjanın doldurulduğu bu transferle birlikte sezon başında takıma katılan Anna Vajda da İstanbul'dan ayrıldı ve Prag ile anlaştı. Penny ve Taurasi'nin yer aldığı takımda istenilen katkıyı veremeyenlerden biriydi o da. Bu nedenle beklenilen bir gelişmeydi bu ayrılık.

Sutton Brown transferiyle birlikte uzun rotasyonundaki açığını da kapatan F.Bahçe, son 16 ile birlikte yeni bir yola başlıyor. Sezon başına göre yavaşlayan bir tempo ve bireysel performansları öne çıkarmaktan ziyade takım oyununu daha efektif oynayan, savunmada daha diri ve birlikte birşeyleri başaracak bir Fenerbahçe izleyeceğiz önümüzdeki dönemde. Koç Ratgeber'in bu sorunlarla boğuşmak zorunda kalmaktan mutlu olmadığını biliyorum ama bu sezon onun İstanbul'da olması F.Bahçe için ciddi anlamda bir şans. Sezon sonunda bunu çok daha iyi anlayacağız.

Hakan Demir: Bu Galibiyet Yolumuzu Açacak

Belçika deplasmanında kazanarak başladığı 2. gruplarda Arena'daki ilk maçta kupanın güçlü takımlarından KRKA'yı 94-74 gibi çok farklı bir skorla geçmeyi başaran ve liderlik için önemli bir adım atan Karşıyaka'da koç Hakan Demir'in maç sonu açıklamaları şu şekilde:

'Geçtiğimiz hafta Belçika deplasmanında aldığımız galibiyet bugün daha değerli bir hal aldı. Galibiyetin yanında rakibimiz karşısında önemli bir sayı avantajı da elde ettik. Bu turdan da çıkacağız. Takıma, taraftarlarımıza ve yönetimimizle teşekkür ediyorum, iyi bir sonuç aldık. Pınar Karşıyaka tarihinde önemli bir galibiyet aldık. Bu sonuç, yolumuzu açan bir galibiyet oldu. Bu galibiyet, bizi hedeflerimize ulaştıracak.'

25 Ocak 2011 Salı

P.Karşıyaka: 94 - KRKA: 74 (KSK Adım Adım Liderliğe)

Geçen hafta Belçika deplasmanında aldığı galibiyetin moraliyle bu hafta kupanın önemli takımlarından KRKA'yı İzmir'de ağırlayan Pınar Karşıyaka, kontrolü sürekli olarak elinde tuttuğu karşılaşmadan 94-74 gibi bir skorla farklı galip ayrılarak liderlik yolunda dev bir adım attı. Bu kupaya katılma kararı aldıkları andan itibaren hem takım kalitesi hem de seyirci potansiyeli noktasında kupanın renkli takımlarından biri olabileceklerini ve başarının da çok uzak olmadığını yazdık, yazıyoruz. Sağolsun, onlar da yanıltmıyorlar. Hafta sonunda rölantide oynadıkları bir Tofaş maçının ardından önemli bir galibiyet daha eklediler haneye. Yürümeye devam ediyorlar, yürüyedurun!

Tam 8 oyuncunun skor katkısı verdiği Pınar Karşıyaka'da Jovo, 23 sayı-12 ribaundu ile double-double'lara devam ederken Holston 22, maça ilk beş başlayan Osiris de 16 sayıyla çift haneye çıkan diğer isimler olarak gözüküyor. Faul problemine giren kaptan Andre, 9 sayı-4 ribaund ile bu kez çift haneleri göremezken Birkan Batuk'un, Alper Saruhan'ın, Ali Erdoğan'ın ve hatta Emre Bayav'ın değerli katkıları yer alıyor istatistik kağıdında. Bu da galibiyeti ayrıca keyifli kılıyor bana kalırsa.

İki maçta alınan iki galibiyet ve KRKA'ya yapılan 20 fark liderlik için büyük bir adım. Şimdi takip eden 3. ve 4. maçlar yine Arena'da oynanacak. Deplasman turu öncesi 4/4 ile çeyrek finali garantileyen bir Karşıyaka, hepimizin ortak dileği.

Pınar Karşıyaka (94): Osiris Eldridge 16 (1 ribaund-1 asist), Emre Bayav 5 (5 ribaund-1 asist), Uluğ Kaçaniku (1 ribaund-1 asist), Birkan Batuk 6 (3 ribaund), Jovo Stanovic 23 (12 ribaund-1 asist), David Holston 22 (4 asist), Andre Smith 9 (4 ribaund), Ahmet Erdoğan 6 (3 ribaund-1 asist), Alper Saruhan 7 (2 ribaund-1 asist)

KK Krka Novo Mesto (74): Goran Ikonic 9 (4 ribaund-6 asist), Simon Petrov 5 (2 ribaund), Edo Muric 4 (3 ribaund), Smiljan Pavic 12 (5 ribaund-1 asist), Dusan Djordjevic 13 (5 ribaund-6 asist), Zoran Dragic 4 (3 ribaund-2 asist), Christopher Booker 10 (5 ribaund), Bojan Krivec (2 ribaund), Dragisa Drobnjak 2 (3 ribaund-1 asist), Jure Balazic 15 (4 ribaund-1 asist)

G.Saray CC: 57 - Estudiantes: 68 (Cimbom Tur Şansını Zora Soktu)

Geçen hafta İtalya deplasmanında uzatmalarda aldığı şanssız mağlubiyetle 2. tura başlayan G.Saray Cafe Crown, ilk hafta evinde Nymburk'u zorlanmasına rağmen geçmeyi başaran Estudiantes'i ağırladı bugün. Sakatlıkları devam eden Tutku ve Caner ikilisinin forma giymediği G.Saray, kazanması gereken karşılaşmada 41-39 geride kapattığı devrenin ardından 3.periyotta savunma karakterini koydu ortaya. Aslında ilk yarıdaki %75 ikilik, %45 üçlük isabetleriyle maçı bitirebilirdi İspanyollar ama tam 15 top kaybı yaptılar ilk yarıda. İşin savunma kısmında başarılı olsalar da rakip sahada ne yapacağını bilemeyen, sezon başından bu yana çok sıkı şekilde bağlı kaldığı doğrularını terkeden bir G.Saray gördük. Yay gerisinden 2/23 gibi bir yüzdeyle hücum etmeleri kadar şut sayısı ve tercihler de bir o kadar önemli. Mağlubiyetin hazırlayıcısı da bu oldu zaten. Estudiantes, bu hatayı affetmedi ve pasör bir takım olmanın avantajını kullanarak gruptaki 2. galibiyetini almayı başardı.

Sakatlıkların epeyce can sıktığı sarı kırmızılılarda koç Mahmuti maça Rochestie-Johnson-Shipp-Rancik-Andric gibi tamamı yabancı bir beşle başladı. Maçın ilk yarısında iyi savunma yapmasa da 3. periyotla birlikte hareketlenen G.Saray'ın hücum sahasında neler yapabileceği önemliydi. Zira Tutku'nun uzunlarla oynadığı ikili oyunlar ve karşı sahadaki üstün görüş meziyeti hücumun temel direklerindendi. Tutku'nun yokluğunda bu düzeni en azından belirli ölçülerde devam ettirmesi beklenen Jerry Johnson, 4-12, Rochestie ise 2-6 saha içi isabetleriyle oynadı. Toplamda 6-18 isabet, 4 asist/4 top kaybı. Takım arkadaşlarını oynatmaktan ziyade kendisini oynamayı seçen bu ikili, bilhassa Jerry Johnson, takımın hücum ritmini kaybetmesine neden oldular. Yüzdelerin düşük olması bir yana diğer parçaların da oyuna girmesine mani oldu bu oyun tarzı. Koç Mahmuti'nin sevmediği bir tarz olsa da bugün yüzdeli sokarak kötü gübü kurtarabilirlerdi. Özellikle Jerry Johnson, çok gereksiz zorladı maç boyunca. Shumpert, 1-7 ile düşük performansını devam ettirirken bu oyun tarzının da etkisi büyüktü açıkçası. Bütün bunlara rağmen bugün maçı kazanbilecek noktaya kadar geldi G.Saray, son 3-4 dakikada. Fakat takım halinde 3/22 üçlük atıp, 8 serbest atış kaçırdıkları maçta ribaund sorununu da halledemeyince bunu gerçekleştirmeleri imkansız bir hal aldı.

Rochestie-Jerry Johnson ikilisinin varlığına rağmen bugün Evren Büker de zaman zaman 1 numaraya kaydı. Geçen yıl koç Cem Akdağ'ın başarılı G.Saray'ında gördüğümüz bir denemeydi bu. Koç Oktay Mahmuti ilk kez bugün net olarak bu düşüncesini göstermiş oldu. Bu da önemliydi. G.Saray'ın düşüş trendine girdiği ve bu trendde yaşanan sakatlıkların da tetikleyici olduğu aşikar. Hafta sonu da zor bir Pınar Karşıyaka maçı bekliyor onları. Ayağa kalkmak için çabuk hareket etmeliler.

Grubun diğer maçında Pepsi Caserta'nın deplasmanda Nymburk'u mağlup etmesiyle iki takım ikişer galibiyete ulaştı grupta. G.Saray ve Nymburk'un ise henüz galibiyeti yok. Bu da gruptan çıkma adına şansın epeyce azaldığını işaret ediyor. İtalya deplasmanı telafi edilebilirdi ama bugünkü mağlubiyetin telafisi hiç kolay değil. Kalan dört maç artık çok daha önemli.

G.Saray Cafe Crown (57): Josh Shipp 2 (2 ribaund- 2 asist), Jerry Johnson 11 (2 ribaund- 2 asist), Preston Shumpert 2 (2 ribaund- 1 asist), Taylor Rochestie 4 (3 ribaund- 2 asist), Luksa Andric 14 (2 ribaund- 1 asist), Radoslav Rancik 8 (4 ribaund), Haluk Yıldırım (6 ribaund), Evren Büker 6 (6 ribaund- 3 asist), Ermal Kuqo 10 (2 ribaund)

Asefa Estudiantes (68): Albert Oliver 4 (1 ribaund- 3 asist), Tyrone Ellis 2 (1 ribaund- 2 asist), Josh Asselin 16 (4 ribaund), Jiri Welsch 2 (3 ribaund- 3 asist), Daniel Clark 10 (5 ribaund- 1 asist), Jayson Granger 4 (3 ribaund- 6 asist), German Gabrıel 7 (5 ribaund), Sergio Sanchez 9 (2 ribaund- 1 asist), Marc Blanch 9 (3 ribaund), Nik Caner-Medley 5 (5 ribaund- 2 asist)

Gerald Fitch Unicaja Malaga İle Anlaştı

Koç Halil Üner'le olan sözleşmenin feshedilmesinin ardından beklenmedik bir gelişme daha yaşandı bugün Aliağa cephesinde. Takıma sezon ortasında katılan Gerald Fitch, ACB takımlarından Unicaja Malaga ile anlaşarak takımdan ayrıldı. Malaga cephesi haberi resmi sitesinden duyurdu. Randle da Telekom yollarına düşmüşken çok ilginç ve beklenmedik bir haber kesinlikle. Görevi kabul edecek koç skorer kısasını da yanında getirecek demektir.

Aliağa'da Halil Üner Dönemi Resmen Sona Erdi

Koçun sağlık durumuyla alakalı son bilgiyi dün geçmiştik. Aliağa yönetiminin yeni bir isme yönelebileceğini de ekleyerek. Beklenen resmi açıklama az önce geldi ve Aliağa'da Halil Üner dönemi resmen sona erdi. Gündemde olan birkaç isim geldi kulağıma ama beklemekte fayda var şimdilik. Kulüpten yapılan açıklama şu şekilde:

'Alınan karar doğrultusunda sağlık sorunları sebebiyle Halil Üner ile sözleşmemizi karşılıklı feshettik. Halil Üner'e kulübümüze bugüne kadar yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür eder, bir an önce sağlığına kavuşmasını dileriz.'

Gerrod Henderson ve Brad Buckman Antalya BŞB'de

İyi başladığı ligde son 5 haftadır kazanamayan Antalya BŞB, yabancı kadrosuna 2 yeni takviye yaptı: Gerrod Henderson ve Brad Buckman. Buckman'ı zaten geçen yıl formasını giydiği Kepez'den hatırlıyoruz. Dışarı çözülebilen, şutu ortalamanın üzerinde olan, vücut vücuda oyunu seven, ribaundlarda etkinlik sahibi bir oyuncu. Antalya BŞB'nin olmayan pota altı sertliğine mutlaka ki katkı yapacaktır. Gerrod Henderson ise takımdaki diğer Amerikalılar gibi hareketli, skor gücü yüksek bir oyuncu. Kariyerinde Panionios, Hemofarm, Kızılyıldız, Anwil Wloclawek, Azovmash Mariupol gibi takımlar var. Geçen yıl formasını giydiği Ukrayna’nın Budivelnyk takımında 13.3 sayı, 3.3 ribaund, 3.1 asist ortalamalarını tutturdu. Her iki oyuncu da bu akşam Antalya'da olacaklar.

Bu transferlerin ardından Antalya BŞB'de Devon Downey ve Wayne Chism ile yollar ayrıldı. Kadroda Henderson, Buckman, JP Prince ve Christopher'dan oluşan 4 kişilik bir yabancı rotasyonu oluştu. 3 yabancı ile oynayacağını sezon başında belirten güney ekibi, bundan ötürü her maçta bir yabancı oyuncusunu tribüne çıkartacak.

Serkan Erdoğan: Kariyerimde İlk Kez Kulüp Takımında Oynayacağım

Beşiktaş Cola Turka'nın 1.5 yıllık sözleşme imzaladığı Serkan Erdoğan, kulübün resmi sitesine verdiği demeçte 'Çok büyük bir kulübe geldim. Şimdiye kadar hep müessese takımlarında oynamıştım. Kariyerimde ilk kez Beşiktaş gibi bir kulüpte ve camiada oynayacağım. Oldukça da heyecanlıyım. Bir an önce takımla birlikte antrenmanlara başlayıp hafta sonu oynanacak Banvit maçında forma giymek istiyorum. Umarım, Beşiktaş formasıyla büyük başarılara imza atarım' dedi.

24 Ocak 2011 Pazartesi

All-Star Oylamaları Başladı

6 Şubat'ta Ankara Arena'da düzenlenecek Beko All Star için oylamalar başladı. Michael Wright, Erwin Dudley, Emir Preldzic gibi devşirme oyuncuların Türk oyuncular kategorisinde yer aldığı oylama 31 Ocak'a kadar devam edecek. Yeni yıl öncesinde Oyak Renault'tan ayrılan Jonathan Gibson'ın da kendine yer bulduğu listede Olin Edirneli Caner Ercan da pivot kategorisinde oylanıyor. Kullanılan oy sayılarının yine açıklanmayacağını düşünürsek, bir kez daha 'adet yerini bulsun'dan öteye gidemeyecek bir oylama bekliyor bizi. Kendi beşimi oylarım, gerisi beni ilgilendirmez diyenleri şöyle alalım.

Timuçin Meriç: Hedefimiz Kesinlikle Play-Off

Dün Akatlar'da aldığı 82-75'lik mağlubiyetle bu sezonki 9. yenilgisini alan Türk Telekom'da koç Timuçin Meriç, maç sonunda hedeflerinin kesinlikle play-off olduğunu söyledi. Parke üzerinde oynanan oyundan öte oyuncuların birbirleriyle ve koçla olan iletişimlerinin pek sağlıklı olmadığı gözüküyor yalnız Telekom cephesinde. Koçun ilk olarak düzeltmesi gereken nokta da burası bence. Aslında bu konuda da en masum kişi koç Meriç zira bu kadroyu o kurmadı ve elinde hayli geniş bir kadro var. İşi oldukça zor ve stresli. Dünkü yenilgi sonrası koçun açıklamaları şu şekilde:

'Beşiktaş Cola Turka maçına iyi hazırlanmaya çalıştık, yinede tam kadro olarak çalışamadık. Bu bahane değil. Gerçekten maçı çok kazanmak istiyorduk. Belli periyotlarda isteğimiz oyunu sahaya yansıttık. İkinci periyot sonu ve üçüncü periyot sonu rakibimize sayı avantajı verdik. Bu kontrolümüzü kaybetmemize neden oldu. Oyundan kopmadık ve savaştık bu benim için olumlu. Önümüzde 14 tane maç var. Türk Telekom olarak kesinlikle hedefimiz play off. Elimizden geleni yapacağız. Bu haftaki Edirne Olin maçı bizim için önemli.'

Halil Üner'e Anjiyo Yapıldı, Aliağa Yeni Bir Koça Yönelebilir

Aliağa Petkim koçu Halil Üner dün akşam saatlerinde göğüs ağrısı nedeniyle apar topar kaldırıldığı Karşıyaka Kent Hastanesi'nde anjiyo geçirmiş ve ana damarlarından birine stent takılmış. Daha önce de benzer bir operasyon geçiren ve bir stenti daha bulunan Üner'in en az 1 ay dinlenmesi gerekiyormuş.

Akşama Aliağa Petkim kulübünde yönetim kurulu toplantısı yapılacakmış ve mevcut durum gözden geçirilecekmiş. Artık damarlarında iki stent bulunan Halil Üner'in sağlığı herşeyden önemli tabii onlar için. Bu durumda yeni bir koç getirilebilirmiş takımın başına. Hayırlısı diyelim. Tecrübeli koça da büyük geçmiş olsun.

D.Hakyemez: Önümüz Açık

Dün Bornova Belediyesi karşısında sahadan galip ayrılarak ligdeki galibiyet serisini 4 maça çıkaran Medical Park Trabzonspor'da Genel Menajer Doğan Hakyemez'in Salsabasket'e özel verdiği demecin tamamı şöyle:

'3 haftadır süren çıkışımızı bu hafta da sürdürdük. Bornova karşısında hem savunma hem de hücumda oldukça iyi bir görüntü sergiledik. Yeni transferleri ile güçlenen Bornova, son haftalardaki görüntüsünden çok daha farklıydı. Bundan sonraki maçlarda basketbolseverler bambaşka bir Bornova seyredeceklerdir diye düşünüyorum. Bizim için çok önemli bir galibiyetti. Bundan sonraki her maçımız final niteliğinde olacak. Hedefimiz olan Play-Off için bu şart çünkü. Önümüz şu anda açık. Haftaya Bursa deplasmanında Tofaş ile karşılaşacağız. Bizi yalnız bırakmayacak seyircimizin de desteği ile galip gelmek niyetindeyiz. Tofaş maçından sonra da evimizde bir diğer Bursa temsilcisi Oyak Renault ile karşılaşacağız. Hedefimiz 2 maçta 2 galibiyet. Bornova maçını kazanma başarısını gösteren oyuncularımı, teknik heyeti ve en büyük destekçimiz taraftarımıza tekrardan teşekkür ediyorum.' Salsabasket özel.

Mersin BŞB Anthony Grundy İle Anlaştı

Ercüment Sunter'in göreve gelişinin ardından 1-2 numaraları oynayabilen, skorer bir Amerikalı arayışını sürdüren Mersin BŞB'de, bu isim Anthony Grundy olarak belirlendi. 1979 doğumlu ve 1.91 boyundaki oyuncu, iki hafta önce ayrıldığı AEK'da maç başına 14.4 sayı - 3 asist - 2 ribaund -1.9 top çalma ortalamalarıyla mücadele etti. Aynı ligde iki sezon önce yakaladığı 21.5 sayı ortalamasıyla 'Sayı Krallığı' ünvanını da elde eden Grundy, hafta sonu oynanacak kritik Antalya BŞB maçında sahada olacak. Her maç çok önemli Mersin için, acilen galibiyet gerekiyor. Grundy hamlesiyle birlikte son kurşun da atılmış oldu böylece.

Takımdaki 5. yabancı olacak Grundy'nin takıma katılmasının ardından Mersin'in her hafta bir oyuncuyu tribüne çıkartması ya da yolları ayırması da olasılıklar arasında tabii. Christmas ya da Grier ikilisinden birine vurabilir sanırım piyango. 5. yabancı için gerekli miktarı federasyona yatırıp yola bu şekilde devam etmek de bir diğer ihtimal.

Can Akın vs. Nedim Yücel

Cumartesi günü oynanan Olin Edirne - Mersin BŞB maçında yakalanan hoş bir kare.

23 Ocak 2011 Pazar

MP Trabzonspor: 95 - Bornova Bel: 83 (Trabzon Seriyi Dört Maça Çıkardı)

İkisi deplasmanda olmak üzere son 3 maçını kazanan Trabzonspor, sakatlıklar sonrası yaptığı yeni hamlelerle yeni bir düzen oturtmak niyetinde olan Bornova'yı ağırladı. Yeni transferler Kiman, Ffriend ve Collins'in ilk beşte yer aldığı Bornova'da sakatlığını atlatan Tyler Smith de maça başlayan beşteydi. Thomas Nagys ise maç kadrosunda yoktu. Maça iyi başlayan ev sahibi ilk periyodu 24-18, devreyi de 46-35 önde tamamladı. Rasic, Snow ve Cakic'in 2'şer faul aldığı ilk periyotta maçın devamı için bir soru işareti oluşturdu aslında bu durum ama devrede 8 farklı oyuncudan en az 1 basket bulmayı başardı Trabzonspor. 4 farklı oyuncu da asist üretti ilk 20 dakikada. Karadeniz'deki temel değişiklik de bu esasen.

Yeni transferlerin ilk maçında ilk dakikadan itibaren kovalayan taraf rolünü üstlenen Bornova, 3.periyodun bitime 3 dakika kala skoru 56-52'e getirmeyi başardı. Uzun zaman sonra ilk kez farkı 4 sayıya kadar indirseler de takip eden 6 dakikada 22-7'lik bir Trabzonspor serisine şahitlik ettik. Ersin Görkem'in üçlüğü sonrası bitime 7 dakika kala skor 78-59'a geldi ve kapı kapandı. Söz konusu 22-7'lik seride Wright 9, Ersin Görkem 6 sayısıyla fark yaratan oyuncular oldular. Wright, 19'u 2.yarıda olmak üzere 25 sayıyla maçın en skoreri olurken Ersin Görkem, 18 sayısıyla en büyük yardımcısıydı bugün. Rasic ve Snow 12'şer sayılık oyunlarıyla son haftalardaki formlarını devam ettirirlerken Hadi Özdemir'den gelen 10 sayı-5 ribaund- 6 asist-2 blok-1 top çalmalık oyun maçın X faktörü olarak galibiyette aslan payını aldı.

Bornova'da ise yeni transfer Kimani Ffriend ayağının tozuyla çıktığı bu karşılaşmanın ilk 11 dakikasında tam 10 sayı üreterek etkili olabileceğinin sinyallerini gönderdi. Maçı da 19 sayıyla tamamlayarak takımının en skoreri olmayı başardı henüz ilk maçında. Bir diğer yeni transfer Collins ise 3/18 gibi berbat bir yüzdeyle merhaba dedi Bornova kariyerine. Üstelik sadece 21 dakika sahada kalarak. Bu takım için 2 yıldır en önemli parça konumundaki Tyler Smith de hiç oyundan çıkmadan 17 sayı-7 asist-9 ribaund ile yine triple-double kıyılarında gezindi. Soner'in 17 sayı-7 asist-6 ribaundlık oyunu da yine haftanın not düşülmesi gereken detaylarından. Ümit Sonkol'un 17 sayı-11 ribaundlık double-double'ını da atlamayalım. Bütün bu iyi rakamlara karşın evine mağlubiyetle dönüyor Bornova. Üstelik ribaundlarda 43-32, hücum ribaundlarında da 18-5'lik muazzam bir üstünlük sağlamışken. Mağlbuiyet serisi 7 maça çıkmış oldu böylece, çanlar çalmaya devam ediyor. Haftaya ne yapıp edip Reno'yu mağlup etmek isteyeceklerdir.

Trabzonspor ise arka arkaya 4., toplamda ise 7. galibiyetini aldı. Sakota'lı dönemin hesabı 7 maçta 5 galibiyete yükseldi böylece. Toparlanmış vaziyetteler artık ve Trabzon'u zor deplasman olarak kafalara yerleştirmeye başladılar. Galibiyet kadar değerli olan bir diğer gelişme de bu aslında. Aşağı tarafın girdabından bir nebze olsun kurtuldular. Haftaya Tofaş deplasmanı, ardından içerde Reno ile oynayacaklar.

M.P. Trabzonspor (95): İlker Türel, Igor Milosevic 8 (1 ribaund- 4 asist), Aleksandar Rasic 12 (2 ribaund- 4 asist), Michael Wright 25 (6 ribaund- 1 asist), Hadi Özdemir 10 (5 ribaund- 6 asist), Ersin Görkem 18 (4 ribaund), Goran Cakic 4 (4 ribaund), Derrick Obasohan 6 (2 ribaund), Alwin Snow 12 (2 asist)

Bornova Belediyesi (83): Umutcan Özyıldırım, Murat Kaya 3 (2 ribaund), Pertev Öngüner 3, Erdi Gülaslan, Kimani Ffriend 19 (6 ribaund), Ümit Sonkol 17 (11 ribaund), Çağdaş Erdoğan, Maurice Rodney Collins 8 (4 ribaund), Tyler Smith 16 (9 ribaund- 7 asist), Soner Şentürk 17 (6 ribaund- 7 asist)

Beşiktaş CT: 82 - T.Telekom: 75 (Chatman & Ogilvy A.Ş.)

Mehmet Yağmur, Beşiktaş Cola Turka'nın karavana üçlüklerine nispet yaparcasına iki isabetli üçlükle girdi oyuna. Dışarıdan çalışan Mehmet'e içeriden de Wesson destek verdi. Siyah beyazlıların tüm etkinliğini ise Avustralyalı uzun A.J. Ogilvy sağladı. Daha ilk çeyrekte 11 sayı üreten Ogilvy'e bir türlü çözüm üretemedi Telekom, ikili oyunların hepsinde başarı geldi Beşiktaş adına. İlk çeyreğin sonunda 20-14'lük skorla öndeydi evsahibi ama sürpriz yumurtadan çıkan iki uzun menzilli Rasim Başak üçlüğü ilk periyot skorunu 20-20 olarak tayin etti. İlk çeyrekte Telekom cephesinde yeni transfer Jerome Randle ve bu sezonun kayıp adamı Fatih Solak da forma giydiler. Fatih Solak'ın blok hastalığının devam etmiş olduğunu da gördük bu sırada. Girmeyecek bir topu iniş halindeyken sırf havada diye kesip, Beşiktaş tarafına sayı olarak yazdırdı.

İkinci çeyrekte rakibin zaten çok sağlam olmayan düzenini bozan Beşiktaş Cola Turka, oyunu istediği ortama çekti, Chatman, Ignerski ve özellikle de Cevher ile sayılar üretip farkı açtı. Soyunma odasına 43-36'lık üstünlükle giden siyah beyazlılarda tamamı ilk çeyrekte olmak üzere 11 sayı üreten Ogilvy en skorer isimdi. Onu 10 sayı ile Cevher, 9 sayı ile Chatman ve 7 sayı ile de Ignerski takip etti. Bekir sayı üretemedi ama kaçırdığı bomboş turnike ile ciddi bir hayran kitlesi kazandı(!). 1/11 üçlük atışla oynayan Beşiktaş Cola Turka, bir de onları soksa ne olacaktı acaba? Telekom cephesinin sayı üretemeyen isimlerinden Jan Jagla ise devrenin son pozisyonunda itildiğini ve hücum faul çalınması gerektiğini (haklıydı) hakemlere anlatırken itirazın dozunuu kaçırınca maç bittikten sonra teknik faul ile cezalandırıldı. Gözümü kapatıp düşününce 3 tane benzer ve çalınmayan net hücum faulünü hatırlayabiliyorum. Adam patladı en sonunda.

Maçın ikinci yarısına hızlı girdi evsahibi. Farkı çift hanelere çekti hemen. Sonrasında Wesson sahneye çıktı. Attığı bir faul atışından sonra tribünlere sus işareti yapan Amerikalı uzun, sakin sakin maçını izleyen taraftarı galeyana getirdi, kendine sövdürdü, hem kişisel hem de takım olarak performanslarını dibe vurduran sürecin başlangıcını oluşturdu. He o kadar süre boyunca edilen küfürlere anca 10 dakika sonra anons yaptıran hakemlere de ayrıca bir tebrik. Beşiktaş Cola Turka üçlük atışlardaki berbat yüzdesine inat, boyalı alandan Ogilvy ile idmanda bile bulunmayacak boşlukta sayılar bulup farkı açtı, son periyoda 66-50 önde girdi. Ogilvy 20 sayı barajını aşarken, Telekom cephesinde oyun planından çıkmaya müsait kırılgan yapı hortlayıverdi. Keskin şutör(!) Rasim voleybol çizgisinden falan salladı, o derece.

Son çeyrekte tabiri caizse cıvıyan bir Beşiktaş Cola Turka vardı. Farkı 19 sayıya çıkarttıktan sonta helva gibi dağılmış Telekom'u yeniden hayata döndürdüler. Telekom maçın sonlarında farkı tek hanelere kadar indirmeyi başardı bu vesileyle. Chatman'ın son 8 dakikada 1 ribaund daha alamayıp triple-double'ı tek ribaund ile kaçırmasına üzüldüm. Hak etmişti. 15 sayı - 9 ribaund - 12 asist. Maşallah. Ogilvy'nin 24 sayısı da alkışlık. Takımca atılan 3/20 üç sayılıklara ise ne diyeyim bilemedim. Peki 3/20 ile üçlük atan rakibine bu kadar kolay bir galibiyet aldıran Telekom'a ne demeli? Onu hiç bilemedim. :) Telekom takımı toparlanmış durumda sezon başına göre ama hala çok kırılgan bir yapıları var. Özellikle oyuncuların birbirlerine karşı olan tutumları, kritik yerlerde onları sinirle hata yapmaya teşvik ediyor. Buna çözüm üretmeliler takımca.

Beşiktaş Cola Turka (82): Bekir Yarangüme (1 asist), Mustafa Abi 7 (3 asist), Hüseyin Beşok 4 (3 ribaund), Serhat Çetin 6 (1 ribaund - 1 asist), Michal Ignerski 12 (6 ribaund - 1 asist), Mire Chatman 15 (9 ribaund - 12 asist), Cevher Özer 14 (8 ribaund - 2 asist), AJ Ogilvy 24 (9 ribaund - 2 asist)

Türk Telekom (75): Ray Wesson 18 (11 ribaund - 2 asist), Jerome Randle 5 (1 ribaund - 3 asist), Sani Becirovic 11 (2 ribaund - 2 asist), Rasim Başak 6 (3 ribaund ), Mehmet Yağmur 9 (4 ribaund - 1 asist), Fatih Solak (1 ribaund ), Adem Ören (1 ribaund), Jan Jagla 7 (1 ribaund - 1 asist), Yunus Çankaya 14 (5 ribaund - 1 asist), Greg Stiemsma 2 (2 ribaund), Ceyhun Altay 3 (5 ribaund - 1 asist)

F.Bahçe Ülker: 83 - Banvit: 70 (F.Bahçe Uygun Adım)

Hafta içinde Olympiakos deplasmanından çıkarttığı kritik ötesi galibiyetle moralini tavan seviyeye çeken F.Bahçe Ülker, ligdeki en ciddi rakiplerinden Banvit ile çıktığı liderlik mücadelesinden 83-70'lik skorla galip çıktı. Özellikle ilk yarıda muazzam bir basketbol oynayan sarı lacivertliler, ikinci yarıda oyunu da tempoyu da kontrol altında tutmaya çalıştılar. Banvit'te ise Barış Ermiş'in eksikliği hissedildi. Ama hepsinden önemlisi ilk yarıdaki defansif performanslarının berbatlığı idi. Bu yılki ligde ilk kez devrede 50 sayı gördüler potalarında.

Eve girdiğimde 16-15 olan skoru Jasikevicius, Tomas ve Kinsey imzalı sayılarla yakalanan seri neticesinde farklı bir şekilde kendine eviren sarı lacivertliler ilk çeyreği 25-17 önde kapattılar. Olympiakos deplasmanına önce yaptığı top kayıpları, sonra da en kritik süreçte yolladığı üçlükle damga vuran isimlerden olan Jasikevicius'un etkinliğini arttırması ile farkı çift hanelere çeken lig liderine karşı Orhun Ene'nin hamlesi genç silahlar Şafak ve İzzet'i oyuna sürmek oldu. Şafak'ın üçlüğü ve yakalanan seri ile farkı 6 sayıya indiren Banvit, Emir ve Ömer'in sayılarına engel olamayınca fark yeniden çift haneleri gördü. Bandırma ekibi sonra bir hamle daha yapıp farkı tek hanelere çektiyse de devrenin sonunda Keith Simmons'a çalınan -bana göre ucuz- kasti faulü 5 sayıyla cezalandıran sarı lacivertliler soyunma odasına 50-37 önde gittiler. F.Bahçe Ülker'in hücum akışkanlığı ve ahenki, bize her hücumda ayrı bir keyif yaşatırken, Banvit'in o meşhur savunma becerisi bugün ilk yarı itibariyle sahada yoktu pek. Rakip yarı sahada da sık kullandıkları boyalı alan yerine, normalde seçerek oynadıkları dış atışlarla nefes alıp verdiler. Yiğitcan'ın 3/3, Şafak'ın da 1/1 ile attığı üçlükler olmasa çok daha kötü bir skor çıkabilirdi Banvit adına. Ömer Onan 10, Lavrinovic, Jasikevicius ve Preldzic ise 8'er sayıyla oynadılar. Konuk takımda ise Lance 10, Yiğitcan da üçlüklerden bulduğu 9 sayıyla bitirdiler ilk devreyi.

Devre sonunda yakaladığı 5-0'lık serinin bir benzerini ikinci devre başında da yakalayan F.Bahçe Ülker farkı açmaya başladı. 61-42'lik skor, maç içindeki farkı en yüksek seviyesine çekerken, herkes maçın daha 23. dakikada koptuğunu düşündü. Banvit kolay teslim olmayan karakterini sahaya koyarak 8-0'lık bir seri yakaladı, farkı 11 sayıya kadar indirdi ve maçın koptuğunu sananlara buradayım mesajını verdi. Fakat çeyrek sonunda bu kez de Graves'e çalınan kasti faul ile hızları kesildi. Final periyoduna 67-53 F.Bahçe Ülker üstünlüğü ile girildi. Koç Orhun Ene Simmons'un pozisyonunda olduğu gibi Graves için de yoğun itiraz etti. Bu maçın olası sertliği düşünüldüğünde ucuz çalınan düdüklerdi kesinlikle. Final bölümünde oyunu rölanti bir tempoda, kontrolü altında tuttu F.Bahçe Ülker. Banvit'i kendilerine yaklaştırmadılar, Banvit de ekstra bir çaba içinde değildi zaten. Sahadan 83-70'lik skorla galip ayrılan sarı lacivertliler, ligdeki liderliklerini devam ettirdiler, pekiştirdiler. Hafta içinde oynayacakları önemli Valencia maçı için moral depoladılar. Son çeyrekte sakatlanıp çıkan Kinsey'in inşallah önemli bir şeyi yoktur.

Neven Spahija ve Orhun Ene'nin birbirlerine ve rakip benchlere duydukları saygı, bunu beraber girdikleri karelerde kinetik enerjiye dönüştürüşleri ise 'Güzel oyun' felsefesine cuk oturan detaylardı. Yazmadan geçmemek lazım.

F.Bahçe Ülker (83): Roko Ukic 7 (5 asist), Mirsad Türkcan, Ömer Onan 14 (1 ribaund), Darjus Lavrinovic 8 (9 ribaund- 3 asist), Sarunas Jasikevicius 10 (2 asist), Kaya Peker 8 (11 ribaund), Oğuz Savaş 8 (4 ribaund- 1 asist), Tarence Kinsey 10 (2 asist), Marko Tomas 6 (3 ribaund- 4 asist), Emir Preldzic 12 (3 ribaund- 3 asist)

Banvit (70): Şafak Edge 5 (2 ribaund), İbrahim Yıldırım, Mutlu Akpınar 5 (2 ribaund- 2 asist), Chuck Davis 8 (3 ribaund- 2 asist), Yiğitcan Turna 16 (2 ribaund), İzzet Türkyılmaz (1 ribaund- 1 asist), Keith Simmons 3 (2 ribaund-1 asist), Vladimir Golubovic 15 (5 ribaund), Antonio Graves 4 (2 ribaund- 4 asist), Bora Hun Paçun 2 (5 ribaund), Lance Williams 12 (6 ribaund- 2 asist)