5 Mart 2011 Cumartesi

Taşındık.. www.salsabasket.net adresindeyiz..

Blogspot'un geçici süre ile erişime engellenmesi ile bizde ne zamandır aklımızda olan tam bağımsız siteye geçiş planımızı hayata geçirdik. Yeni dizayn, yeni logo, yeni site, yeni sunucu, yeni arka fon.. Ama değişmeyen blog havası, değişmeyen ekip ve değişmeyen tarz..

www.salsabasket.net adresindeyiz. Blogspot uzantılı sitemiz artık güncellenmeyecek. SalsaBlog Arşivi olarak yeni siteden link vereceğiz, eski yazıları okumak isteyenleri blogspot'ta ağırlayacağız.

Haydi rast gele!!!!!

Not: Salsabasket.net yazdığınızda hala blogspot'a yönlendiriliyorsanız, cookielerinizi temizlemeniz gerekiyor bilgisayardan.

4 Mart 2011 Cuma

Oyak Renault: 49 - Optimum TED: 65 (Hazırlık Maçı)

Dipten kurtulmak adına çok önemli bir viraja giren ve geçtiğimiz hafta F.Bahçe Ülker karşısında gösterdiği direnişle çok kuvvetli olmasa da bir umut ışığı yakan Oyak Renault, TB2L takımlarından Optimum TED Ankara Kolejliler ile oynadığı hazırlık maçını 65-49 gibi farklı bir skorla kaybetti. İlk periyodu 12-8 önde kapatan TED, devreye de 36-24 önde girmeyi başardı. Üçüncü periyot sonunda 57-34 olarak oluşan skor maç sonunda da 65-49 olarak yansıdı skorborda. Hacettepe maçında saha içi isabeti bulamayan Knight, 16 sayısıyla maçın en skoreri olurken Reno'da Tufan, 49 sayının 15'ine imza atan isim oldu.

Valencia: 82 - F.Bahçe Ülker: 68 (Avrupa'da Yolun Sonu)

Geçen hafta Olympiakos karşısında alınan berbat yenilginin ardından sezonun en kritik maçında iki sayılık avantajı cebine koyarak Pesic'in takımını yenmek mottosuyla Valencia'daydı F.Bahçe Ülker. Korakor başlayan maçta 2.periyodun ikinci diliminde oyun aklını yitiren sarı lacivertlilere cezayı anında kesti İspanyollar. Maçın geri kalan kısmı buradaki farkı eritmek için kovalamaca şeklinde geçti. Sonlarda Emir'in bireysel performansıyla dönüş ateşi yakılsa da Sinan Erdem'de Emir'den arka arkaya yediği 2 blokun acısını unutmayan Rafa Martinez, peşpeşe yolladığı iki üçlükle kapıyı kapattı.

Geçen sezonun iki finalistini deplasmanda mağlup ettikten sonra Top-16'da Avrupa'ya veda etmek can sıkıcı her koşulda. Yaşanan sakatlıklar, talihsizlikler, formsuzluklar, belki teknik hatalar, koç tercihleri, taraftarın parkeye etkisi diye uzuyor liste. Bu son yasak sonrası siteye erişebilen, yazılanları okuyabilen ve yorum bırakma şansını elde edenlerin sayısı hayli azaldı. Yeterince tadsızız zaten. Üstüne bir de buralara dalmayalım, kısa bitirelim bu seferlik.

Power Electronics Valencia (82): Omar Cook 6 (3 ribaund- 11 asist), James Augustine 8 (5 ribaund), Jeremy Richardson 5 (4 ribaund), Serhiy Lishchuk 6 (8 ribaund), David Navarro 5 (1 ribaund), Rafa Martinez 8 (3 ribaund- 3 asist), Florent Pietrus (2 ribaund), Dusko Savanovic 14 (4 ribaund), Nando de Colo 15 (1 ribaund- 1 asist), Robertas Javtokas 15 (5 ribaund- 1 asist)

F.Bahçe Ülker (68):
Roko Ukic 13 (2 ribaund- 4 asist), Ömer Onan (1 asist), Darjus Lavrinovic 11 (6 ribaund), Sarunas Jasikevicius 4, Kaya Peker (3 ribaund- 2 asist), Oğuz Savaş 11 (2 ribaund- 1 asist), Tarence Kinsey (2 ribaund- 2 asist), Marko Tomas 5 (8 ribaund- 1 asist), Sean May 4 (2 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 20 (2 ribaund- 3 asist)

Efes Pilsen Mağlubiyetle Veda Etti

Geçen hafta Siena deplasmanında aldığı mağlubiyetle Avrupa defterini rafın en üstüne, diğerlerinin yanına, kaldıran Efes Pilsen, rakip Partizan için de formaliteden başka bir anlam taşımayan maçta rakibine 67-65 mağlup olarak sezonu yenilgiyle kapattı. Bugüne dair söylenebilecek birşey yok, söylenilmesi gerekenleri Siena deplasmanının ardından geçmiştik genel çerçevede. Keyifsiz gecenin havasına Efes Pilsen de uyum sağladı denilebilir kısaca. Sinan Erdem'de son saniye basketleriyle özdeşleşen Kerem Tunçeri, son topta yolladığı üçlüğü soksaydı daha keyifli bir son olabilirdi elbette.

Efes Pilsen ismiyle Euroleague'de yer alınılan son sezondu bu ayrıca, onu da atlamayalım. Bundan sonra ne olur ne biter, halen muallak.

Efes Pilsen (65): Igor Rakocevic 19, Lawrence Roberts 9 (7 ribaund - 2 asist), Kerem Tunçeri 6 (3 asist), Bootsy Thornton 6 (8 ribaund), Kerem Gönlüm 8 (8 ribaund - 3 asist), Ender Arslan 2 (1 ribaund - 2 assist), Nikola Vujcic 4 (4 ribaund - 4 asist), Flip Murray 3 (1 ribaund - 1 asist), Sinan Güler 8 (1 ribaund -1 asist), Ersin Dağlı (1 asist)

Partizan (67): Curtis Jerrells 8 (7 ribaund - 7 asist), Dusan Kecman 8 (5 ribaund - 5 asist), Jaka Klobucar 5 (2 ribaund -2 asist), Vladimir Lucic 4 (1 ribaund - 1 asist), Dragan Milosavljevic (1 ribaund), Rasko Katic 8 (8 ribaund), Nathan Jawai 6 (3 ribaund - 1 asist), James Gist 3 (5 ribaund - 2 asist), Jan Vesely 23 (6 ribaund -1 asist), Branislav Djekic 2 (1 ribaund)

3 Mart 2011 Perşembe

Salsabasket 2010 Yılında da TSYD Internette Spor Gazeteciliği 1.'si

Salsabasket sitesi olarak geçen yıl 'Cemal Nalga Skandalı' ile kaptığımız TSYD Internette Spor Gazeteciliği kategorisi birinciliğinden sonra bu yıl da aynı kategori de birinciliği kaptık, 'Devşirme Yönerge' başlıklı haberle koltuğumuzu kimselere bırakmadık. Herkese ama herkese çok teşekkürler.

Beşiktaş CT: 80 - Torku Selçuk Üni: 81 (Hazırlık Maçı)

Yeni koçu Halil Üner ile TBL'ye yükselme hedefini gerçekleştirmek isteyen Torku Selçuk Üniversitesi, İstanbul'da Beşiktaş Cola Turka ile oynadığı hazırlık maçından 80-81'lik skorla galip ayrıldı. Konya temsilcisi Perşembe günü G.Saray Cafe Crown, Salı günü Genç Telekom, Çarşamba günü de Türk Telekom ile hazırlık maçları oynayacak. Halil hoca takımı üst seviye ekiplerle çarpıştırarak güçlendirmek istiyor, belli.

Beşiktaş Cola Turka (80): Fedor Likholitov 16, İsmail Çevik 3, Mustafa Abi 1, Cüneyt Erden 11, Hüseyin Beşok 3, Nuri Kutlu 2, Mire De Juan Chatman 15, Cevher Özer 29

Torku Selçuk Üniversitesi (81): Eric Devendorf 9, Caner Şentürk 11, Fırat Aydemir 4, Murat Yolcu 14, Alican Güney 7, Melih Kabakçı 10, Brian Boddicker 11, Emre Boztepe 6, Azizcan Özdemir 7, Kaan İşbilir 2, Mustafa Güçyetmez, Mustafa Ünlü

2 Mart 2011 Çarşamba

Gerçek ve Hakikat (Bir Yiğiter Uluğ Yazısı)

Güzel Türkçemizin gözünü seveyim… Sözcükler arasına ne de güzel görünmeyen sınırlar koymuştur. Gündelik kullanımda onları pek fark etmeyiz de, birinin ağzından yanlış bir şey çıktığında sağdan-soldan itirazlar yükselir. Sözgelimi gerçek ve hakikat. İlk bakışta aynı şeyden söz ediyor ikisi de, ama öyle mi? Gerçek ile hakikatin aynı anlama geldiğini, hayatımızda bire bir aynı yerleri doldurduğunu kim söyleyebilir?

Gerçek şimdiki zamandır, hakikat geniş zaman… Gerçek bir kabulleniştir, hakikat sürekli bir arayış… Birinin ayaklarını yere basmasını istediğimizde “Gerçekçi ol” deriz mesela… Ama “hakikatçi” olunmaz. Hakikatin peşinden koşulur sadece…

Yaklaşık üç buçuk aydır içinde debelenip durduğumuz doping çukurunu düşününce, sözcükler arasında böylesi kılcal farklara daha çok ihtiyaç duyduğumuza inanıyor insan…

Modafinil: Amerika’da serbest, Avrupa’da yasak
Her şey 13 Kasım 2010 günü başladı. O gün Fenerbahçe kadın basketbol takımının İstanbul Üniversitesi ile oynadığı maçtan sonra doping kontrolü vardı. Kurada 12 ile 13 numaralar çıktı ve sarı-lacivertlilerin bu numaraları giyen iki oyuncusu, Anna Vajda ile Diana Taurasi’den idrar numuneleri alındı. Her zaman olduğu gibi, numuneler kargo yoluyla Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi Doping Merkezi’ne gönderildi. Aralık ayında Taurasi’nin Fenerbahçe maçlarında forma giymediğine şahit olduk. Sakatlığı yoktu ama oynamıyordu. “Takım içinde bazı sorunlar var” dedikoduları yayılırken, 23 Aralıkta bomba patladı: Doping!

O noktadan sonra her şey çok hızlı gelişti. B numunesi de pozitif çıktı, Basketbol Federasyonu durumu Fenerbahçe’ye bildirdi ve oyuncuyu tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk etti, bu tip durumlarda verilen cezanın iki sene olacağı öne sürüldü… Ve Avrupa’da şampiyonluk hedefiyle yola çıkan sarı-lacivertli kulüp en önemli kozundan vazgeçti, Ocak ayı başında Taurasi’nin sözleşmesini feshetti. Taurasi’nin takımdaki en iyi arkadaşı Penny Taylor da bir haftaya kalmadan İstanbul’u terk etti.

Analiz sonuçları, Taurasi’nin Modafinil adlı uyarıcıyı kullandığını söylüyordu. Bu Amerika’da reçetesiz satılmayan ama özellikle jet pilotları arasında kullanımı yaygın bir ilaç. Dikkati yoğunlaştırıyor. Bir özelliği daha var: Taurasi’nin yazları oynadığı WNBA Ligi’nin yasaklı ilaçlar listesinde yer almıyor!

Taurasi ilk günden itibaren kesinlikle böyle bir ilaç kullanmadığını ve bir hata yapıldığını söyledi. Doğrusu, ben de yüreğimin bir yanıyla hep ona inandım. Karşımızda “günümüz kadın basketbolunun Michael Jordan’ı” diyebileceğimiz, olağanüstü bir yıldız vardı ve böyle büyük bir sporcunun böyle küçük bir hataya kurban gitmesi hiç akla yakın gelmiyordu.

Krizi yönetmek
Fenerbahçe yönetimi, Taurasi’nin yalvarışlarından etkilenmemiş olacak ki, iki hafta gibi kısa bir sürede kontratı feshetme yoluna gitti. Aslında onları eleştirmek de kolay değil çünkü peş peşe zorlu maçlarla dolu bir takvimleri vardı. Daha da önemlisi, geçmişte adı dopinge karışan sporcularıyla hemen yolları ayırmışlar ve bunu kulübün yazısız bir kuralı haline getirmişlerdi (Kambala örneği). Ancak şu soruları da sormak mümkün: Taurasi sakatlansa, diyelim kasında bir yırtık tespit edilse ve 3-4 hafta sahalardan uzak kalmak durumuna düşseydi, Fenerbahçe onun yerine birini arayacak mıydı? Madem ki, en çok güvendiğiniz sporcunuz masum olduğuna kuvvetle inanıyor ve vereceği mücadele sonunda haklı çıkacağını söylüyor, ona birkaç haftalık bir süre verilemez miydi? O sürede Taurasi antrenmanlarını İstanbul’da sürdürse, Penny Taylor kaçar mıydı? Günlük kaygılar ve panik sonucu krizin iyi yönetilemediği aşikâr. Basketbol Federasyonu’nu suçlamak da yersiz çünkü WADA tarafından kabul edilmiş 35 laboratuardan biri “Doping testi pozitif çıkmıştır” derken, o oyuncunun sahaya çıkmasına değil Turgay Demirel, Muammer Kaddafi bile izin veremezdi.

Bu kısa zaman diliminde Taurasi’nin avukatı Howard Jacobs ile bu dava için özel olarak tuttuğu ünlü anti-doping uzmanı Lauren Vivier, Ankara’ya geldiler, Hacettepe yetkilileriyle beraber B numunesini tekrar incelediler, sonra da teşekkür edip gittiler. Ardından, Jacobs WADA’ya bir itiraz dosyası gönderdi, içine Vivier’in “Modafinil analizinde numunede üç noktadan ölçüm yapmak gerekiyor. Oysa Hacettepe, bu ölçümü tek noktadan yapmış ve elde ettikleri veri ile rapor sonucu uyuşmuyor” görüşünü de koydu.

Sonrası malum… WADA, Hacettepe’ye “Raporunuzu geri çekin” dedi, onlar da çekti. Türkiye’nin en saygın bilim ve spor adamlarından Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener, 21 Şubat günü ne yazık ki hiçbir şeyi açıklayamayan açıklamalar yaptı ve hatayı kabul etti. Bu arada Hacettepe cephesinden “A ve B numunelerinde varılan sonuçlar doğru. Ancak prosedürde hata yaptığımız için raporları çekmek zorunda kaldık” cümleleri de duyuldu.

Kargoda geçen 9 gün
Dopingle Mücadele Ekibi’nin, Diana Taurasi’den idrar numunesini aldığı 13 Kasım Cumartesi günü, Türkiye uzun bir tatile adım atmıştı. 16 Kasım Salı günü Kurban Bayramı’nın ilk günüydü. Pazartesine denk gelen arife günü pek çok yer gibi Hacettepe Doping Merkezi de kapalı olduğu için, kargoyu İstanbul’dan Ankara’ya taşıyan şirket teslimatı yapamadı. Numuneler, bayram tatilinin bittiği 22 Kasıma kadar kargo şirketinde kaldı.Hangi koşullarda bekletildiği belli olmayan bu numuneler üzerinden Hacettepe’nin analizde sağlıklı sonuçlara ulaşamayacağını söyleyenler var. Ancak Taurasi’nin avukatı Jacobs’un itiraz dilekçesi bu teze dayanmıyor.

Baştan başlamak mümkün mü?
Geldiğimiz noktada iki ayrı tez çarpışıyor…
Birinci grup, Fenerbahçe’nin bir komplo ile karşı karşıya olduğu görüşünde. Doping Kurulu’nun Taurasi-Taylor ikilisini özellikle baskı altına almaya çalıştığını, Basketbol Federasyonu resmi açıklama yapmadan doping haberlerinin ve bu durumda verilecek olası cezaların medyaya sızdırıldığını, Hacettepe’nin de hatasıyla resmi tamamladığını öne sürüyorlar. Onlara göre, federasyonun şu anda Taurasi’nin dönüşüne özel izin (çünkü Fenerbahçe’nin yabancı hakkı dolmuştu) vermesi bile timsah gözyaşlarından başka bir şey değil. Zaten takım Avrupa’dan elendi. Üstelik olup bitenlerden sonra Taurasi’nin İstanbul’a dönmesi de düşük bir olasılık.

Karşı görüş, öncelikle Taurasi’nin masum olmadığına inanıyor. Kontrolde bir hata varsa, aynı gün numune veren Anna Vajda’da niye bir şey çıkmadı? Üstelik Hacettepe, bir yöntem hatası yapmışsa, bu hatadan dönmek mümkün. Neticede numuneler hâlâ ellerinde. Taurasi’yi suçlayanlar, Amerika’da kadın basketbolunun sevilmesinde, yayılmasında ve para kazanmasında büyük pay sahibi olmuş, WNBA’in marka değerine katkı yapmış bu yıldızın, ülkesinin gücü sayesinde kollandığı görüşünde. Taurasi’nin sportif saygınlığını koruması, gelecek yıl göğsünde “USA” yazılı formayla olimpiyatlarda yer alabilmesi, bizim şu an içinde bulunduğumuz kayıkçı kavgasından daha “derin” bir mevzu. Amerika, yetiştirdiği en büyük sporculardan birinin, adını telaffuz bile edemedikleri bir “üçüncü dünya laboratuarı” tarafından verilen raporla iki yıl zorunlu tatile çıkarılmasına razı olmadı. WADA’ya bastırdılar, o da Hacettepe’yi sıkıştırdı. Çalınan minareye de uygun bir kılıf bulundu. Bilimsel anlamda Hacettepe’nin başına “çuval geçirildi.”

***

Peki, bunca toz dumanın ortasında hakikati istiyor muyuz? Cevabınız evetse Taurasi’den alınan numuneler hâlâ orada, Hacettepe’nin kilitli kasalarında duruyor. İster orada, ister başka bir merkezde bu defa analizi doğru yöntemle yapıp, hakikate ulaşmak mümkün. Numuneler bozulmuşsa ve analize uygun değilse, en azından bir bilim adamı tarafından yapılacak tatmin edici bir açıklamayı hak ediyoruz herhalde…

Yok, “Hayatın gerçekleri, dünyanın güç dengesi çok başka, onlara karşı çıkmak bize mi kaldı?” diye düşünüyorsanız hakikatle alâkanız yok demek ki…

Dexia Mons Hainaut: 76 - P.Karşıyaka: 87 (Merhaba Çeyrek Final)

EuroChallenge'da mücadele eden temsilcimiz Pınar Karşıyaka, çeyrek finale yükselebilme umuduyla gittiği Belçika deplasmanından mutlu dönüyor. 2. ve 3. çeyreklerde rakibe sağlanan 10'ar sayılık üstünlüğünü son çeyrekte korumayı başaran Kaf-Kaf, sahadan 76-87'lik skorla galip ayrılmayı başardı. Ve grubunu ikincilikle tamamlayıp, çeyrek finalde Rusya'nın Spartak St.Petersburg takımıyla eşleşti.

Dexia Mons Hainaut (76): Shan Foster 11 (5 ribaund – 3 asist), Alexandre Libert 10 (1 ribaund - 1 asist), Quincy Taylor 8 (1 ribaund - 3 asist), Justin Cage 15 (4 ribaund – 1 asist), Benjamin Mc Cauley 2 (1 ribaund), Ronald Lewis 18 (6 ribaund – 4 asist), Marcus Hatten 1 (2 ribaund – 2 asist), Sebastien Bellin (4 ribaund), Ahmad Nivins 11 (5 ribaund)

Pınar Karşıyaka (87): Osiris Eldridge 20 (2 asist), Emre Bayav 3 (3 ribaund – 1 asist), Birkan Batuk 5 (2 ribaund), Jovo Stanojevic 15 (5 ribaund – 2 asist), David Holston 13 (8 ribaund – 6 asist), Andre Smith 23 (12 ribaund – 4 asist), Ahmet Erdoğan 6 (4 ribaund – 3 asist), Furkan Aldemir 2 (4 ribaund – 1 asist), Alper Saruhan (2 ribaund)

Estudiantes: 71 - G.Saray Cafe Crown: 69 (Veda)

G.Saray Cafe Crown için bir üst tur ümitleri geçen hafta bitmişti zaten. Bu maç Avrupa'ya veda maçı idi sadece, yani bir formalite maçı. Estudiantes tarafında ise grup liderliği için mutlak kazanılması gereken bir maçtı. İlk yarıyı 42-34, 3. çeyreği ise 57-49 önde kapayan İspanyol ekibi, son çeyrekte Shumpert ve genç Sertaç önderliğinde başlayan direnişe karşı koyamayınca skor üstünlüğünü sarı kırmızılı takıma kaptırdı. Son dakikaya 67-69 önde giren temsilcimiz, bu üstünlüğünü koruyamayarak sahadan 71-69 yenik ayrıldı. Avrupa'ya mağlubiyetle veda etti.

Asefa Estudiantes (71): Albert Oliver 5 (3 ribaund- 2 asist), Tyrone Ellis 3 (1 asist), Josh Asselin 22 (8 ribaund- 1 asist), Jiri Welsch 2 (4 ribaund), Danıel Clark 5 (2 ribaund), Jayson Granger 4 (4 ribaund- 6 asist), Hernan Jasen 4, Sergıo Sanchez 5 (4 ribaund- 3 asist), Nık Caner-Medley 21 (5 ribaund)

G.Saray Cafe Crown (69): Josh Shipp 5 (4 ribaund- 1 asist), Jerry Johnson 8 (2 ribaund), Caner Topaloğlu 7, Preston Shumpert 18 (7 ribaund- 1 asist), Tutku Açık 8, Luksa Andric 2 (1 ribaund), Radoslav Rancik 1 (3 ribaund), Haluk Yıldırım 3 (4 ribaund), Evren Büker 3 (4 ribaund- 1 asist), Sertaç Şanlı 8, Ermal Kuqo 6 (2 ribaund)

1 Mart 2011 Salı

F.Bahçe ve Ceyhan'a Ek Kontenjan Hakkı

'Türkiye Basketbol Federasyonu, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 23.02.2011 tarihli dilekçesini 26.02.2011 tarihinde yaptığı Yönetim Kurulu Toplantısı’nda değerlendirmiş, bahse konu kulüp ve sporculara yönelik kararlar almış ve doping testi öncesindeki haklarını iade ederek yaşanan olağanüstü koşullar da gözetilerek bir defaya mahsus Fenerbahçe ve Ceyhan Belediyesi kulüplerine “ilave bir oyuncu ile sözleşme yapma hakkı” tanımıştır.'

Federasyon kanadından beklenen açıklama sabah saatlerinde geldi. Açıklamanın tam metni burada. Başkan Aziz Yıldırım'ın Spartak maçı sonrası yaptığı sert açıklamalara da ''gezmek ve tozmak” şeklinde haddini aşan ifadelerle gündeme getirilmesi kabul edilemez bir tutumdur' cevabı verildi yazılı açıklamada.

F.Bahçe ve Ceyhan Belediyesi için ek kontenjana resmi olarak izin veriyoruz diyor Basketbol Federasyonu. Coker'ı kaybeden Ceyhan'ın ivedi şekilde o açığı kapatacak transferi yapabilecek finansal güce sahip olamadığını ve bu süreçte oynadığı tüm maçları kaybettiğini bilmiyor mu da 'hadi bakalım, bir defaya mahsus izin verdik, oyuncu alabilirsiniz' diyor TBF? Elbette biliyorlar lakin yaşanan skandalın ardından kimse sorumluluğu üstlenmediği için hata yine hatayla kapatılmaya çalışılıyor. Muhtemelen de başarılı olacaklar bunda. Eşlenik olmasa da benzer bazı olaylarda da gördük bunu, unutulup gidecek bu yaşananlar da.

Euroleague'e çeyrek finalde veda eden F.Bahçe'ye de 'ek kontenjan' verdik diyor TBF. Elimden gelen budur diyor bir bakıma. Testte yaşanan skandal, Hacettepe cephesi, Doping Kurulu, idareciler, Federasyon kanadı; onlara birşey olmuyor. Oyuncu alabilirsin, hadi bakalım diyorlar. Üstelik, bana kalırsa bu hak sadece 'Taurasi dönerse kontenjan sorun değil, oynayabilir' şeklinde açıklanmalıydı. Bugün açıklanan bu kararla yaşanan haksızlığın üstüne katmer yapılıyor. Olay zaten yeterince haksızlık barındırıyordu bünyesinde, bu da kaymağı olacak üstüne. Yetmez, daha fazla haksızlık. Ne yüzle ve nasıl tescil edileceğini bilmediğim bu sezonda kendini işin içinden kurtartmaya çalışıyor Federasyon. Bu kararın tek açıklaması budur. Fakat bu o kadar basit değil, olmamalı en azından.

Bu süreçte oynanan maçlarda alınan sonuçlar, play-off sıralamaları, play-off finalindeki ev sahibi avantajı, oyunculara ödenen paralar, elenilen Avrupa Ligi, kaybedilen motivasyon, kaybedilen prestij, kaybedilen inanç..Şeklinde uzuyor liste. Fakat bunların hiçbirinin değeri yok bu kararın altına imza atanlar için. 'Ek kontenjan' açtı ya onlar, daha ne yapsınlar?

Bloguma Dokunma !!!!!



İnsanı bu ülkede yaşıyor olmaktan nefret ettiren tüm tepedekilere inat: #blogumadokunma !!!

Wisniewski Ayrıldı, Raduljica Alba'ya Kiralandı

Euroleague'e veda eden lacivert beyazlılarda Türkiye Ligi'nde kontenjana takılan 2 yabancı oyuncuyla yollar ayrıldı. Sezonun şu ana kadar geçen kısmının en büyük tartışma konusu olan Wisniewski, Partizan maçını beklemeden takımdan ayrılırken Raduljica da Alba Berlin'e kiralandı. Uzun oyuncuyla sezon başında 5 yıllık sözleşme imzalanmıştı hatırlanacağı üzere. Sezonun kalan kısmını orada geçirdikten sonra takıma geri dönecek Raduljica. Türkiye ve Avrupa mücadelesi için farklı takımlar kurmanın bir getirisi bu ayrılıklar. Hayırlısı olsun Efes Pilsen adına.