26 Ekim 2012 Cuma

Perşembe Akşamından Notlar


Fenerbahçe Ülker - Real Madrid

Fenerbahçe'nin ilk devrenin genelinde yaptığı savunmanın açıklanabilir bir yanı yoktu doğrusunu söylemek gerekirse. Sanki Real Madrid'e hiç çalışmamışlar, hangi oyuncunun sahada ne yapacağını bilmiyorlar gibi bir görüntü vardı sarı lacivertlilerde. Begic'in pota altındaki etkinliği, Fernandez'in istediği açık alanı çoğu hücumda bulması, Carroll'un üç sayı çizgisinin arkasından yüzdeli oyunu bu durumun kanıtıydı. Oğuz'un erken ikilemesi, yerine giren Kaya'nın pota altı savunmasında ortaya hiçbir şey koyamaması ribaundlarda ivmenin net bir şekilde Madrid tarafına kaymasına sebep oldu. McCalebb'in de sakatlığından dolayı o bildiğimiz aktifliğinde olmaması Fenerbahçe'nin maçta hakimiyeti eline almasını engelledi.

Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen devre skoru sadece 6 farkla Madrid lehineydi. Bunda da Andersen'in takıma dahil olduğundan beri ilk kez maç içinde aktif olması (ilk devre 2/2 3 pt - 10 sayı) ve Bogdanovic'in ısrarla çemberi zorlayarak hücumu rahatlatmamasının payı büyüktü elbette. Soyunma odasından dönüşte Madrid'in istediği maç zeminini yaratmaya devam etti Fenerbahçe. Top kayıpları ve verilen hücum ribaundlarında bir değişiklik olmaması üçüncü çeyrek ortalarında farkı bir ara 15'e kadar çıkardı. 25 dakikadır devam eden gidişatı  bozan ilk durum ise Pianigiani'nin 4 kısa hamlesi oldu. Bo - Sato - Bojan - Emir - Oğuz beşi rüzgarın ilk kez Fenerbahçe'nin arkasından esmesini sağladı. 11-0'lık seri ile kopmaya izin vermediler ve tekrar maçın içine dahil oldular. Pianigiani'nin son çeyrekte bu maç için en yüksek verimi veren pota altı ikilisini (Andersen - İlkan) sahada tutmasıyla daha düzenli bir performans ortaya koydu sarı lacivertliler, ancak Rodriguez - Rudy - Carroll üçlüsünün 3. çeyrekte sekteye uğrayan hücum ritimini tekrar canlandırması maçı Madrid'e getirdi.

Fenerbahçe Ülker'in -TBL dahil- son 5 maçta potasında ortalama 80 sayı görmesi Pianigiani'nin canını sıkan bir noktadır büyük ihtimalle. Khimki maçında her ne kadar kötü savunma yapsalar da yüksek tempolu hücumlarının katkısıyla sahadan galip ayrılmayı bilmişti sarı lacivertli ekip. Ancak bu kez karşılarında açık alanda kendilerinden daha etkili bir rakip bulunca işler istedikleri gibi gitmedi.


Barcelona Regal - Beşiktaş

Maça içeride Markota - Vidmar ile başlamayı tercih etti Erman Kunter, ancak Vidmar her ne kadar etkili olsa da Markota'nın pota altındaki mücadelede Vidmar'a yeterli desteği verememesi Barcelona'nın ilk dakikalarda buradan fazlaca sayı bulmasına sebep oldu.  Fark daha 6 dakika içinde çift haneli seviyelere geldi ancak Falker - Markota değişikliği ve Christopher - Jerrells ikilisinin hücumda bire bir üzerinden de olsa devreye girmesi maçı tekrar dengeye getirdi. Temponun iyice düştüğü ikinci çeyrekte Beşiktaş, savunmasını da oturtmasının katkısıyla öne geçmeyi başardı. Barış Hersek 2. çeyrek itibariyle Muratcan Güler'den X factor görevini devraldı ancak ikinci devrede, özellikle seçeneklerin azaldığı son çeyrekte tercih edilmemesi sorgulanabilir bir tercihti. 

Erman Kunter'in de maç sonu açıklamalarında sıkça değindiği üçüncü çeyrek performansı sonuca direk etki etti belki de. Artan top kayıpları, düşen şut yüzdesi ve her şeyden önemlisi hücumda Vidmar - Christopher - Jerrells üçlüsünün yanına alternatif bir isim gelmemesi duraklama süresinin iyice uzamasına sebep oldu. Üçüncü çeyrek sonlarında Vidmar'ın 4. faulünü alması son çeyrekte uzun bir süre Dasic - Cevher - Markota rotasyonuna 'mahkum etti' siyah beyazlıları. Tabi bu dakikalarda Barış H. ve Falker seçeneklerinin hatırlanmaması da ilginçti, en azından berbat bir performans ortaya koyan Cevher Özer'de bu kadar ısrar edilmesini ben anlamadım. Pascual'in de Beşiktaş'taki bu fizik dezavantajının üzerine Tomic'in yerine Jawai'yi oyuna alarak gitmesi maçı koparan nokta oldu. 

Bu kadar kötü bir şut gününde olmasına rağmen (17/37 2pt - 5/19 3pt) son 3 dakikaya kadar maçın içinde kalan Beşiktaş'ı tebrik etmek lazım. Belki Barcelona'nın çok iyi bir maç çıkaramamasının da bunda etkisi büyük ancak işin mücadele kısmında diğer etkenlerden bağımsız çok iyi bir Beşiktaş vardı sahada. 3. çeyrek performansı bir tık daha üst seviye olsaydı sonuç farklı olabilirdi.

Henüz Yorum Yapılmamış