31 Ekim 2012 Çarşamba

TBL'den Pazar Notları

F.Bahçe Ülker: 74 -  Mersin BŞB: 50
Hafta arasında Real Madrid karşısında mağlup olan F.Bahçe Ülker, ligde oynadığı iki maçı da son topta kazandıktan sonra 3. hafta mücadelesinde Mersin BŞB’i ağırladı. Salonundaki yapım çalışmaları nedeniyle ilk yarı tüm maçlarını deplasmanda oynamak zorunda kalan Güney ekibi, bir yandan bu durumun yarattığı dezavantajla boğuşurken öte yandan da dar rotasyonu genişletebilmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Willie Solomon ile anlaştılar, sağlık kontrolünden geçen Amerikalı oyuncu bu karşılaşmayı tribünden takip etti. Önümüzdeki hafta parkede olması bekleniyor. F.Bahçe cephesinde ise Bo, Madrid karşısında sakat sakat oynadığı için bu maçı da pas geçti. Sakatlığı bulunan bir diğer isim Sato ise sadece 4 dakika parkede kaldı.

Çok düşük tempo, daha da düşük yüzdeli şutlar, tadsız&tutsuz bir maç izledik doğrusu. 3.periyodun sonlarına doğra J.P.Prince – David Andersen’in yüze darbeye kadar ilerleyen münakaşasında Prince diskalifiye edilirken Andersen de teknik faul aldı (Koç Babaoğlu maç sonunda bu olay hakkında serzenişte bulundu, nacizane görüşüm iki oyuncunun da diskalifiye edilmesi yönünde idi). Bu olay salondaki taraftarı hareketlendirirken bu kızışma parkeye de yansıdı ve F.Bahçe Ülker biraz olsun hareketlendi. O hareketlilikte başrolü alan isim ise Bremer oldu: 10 sayı – 3 asist. İlkan Karaman 20 dakikada 15 sayı – 10 ribaund – 2 blok ile verimliliğin tavanında bir maç çıkartırken bir kez daha kenardan enerji getiren isim oldu. Portföyüne dış şutu eklemeye çalıştığını bağırıyor adeta İlkan, bu karşılaşmada da iki denemesinden bir isabet çıkardı. 7 sayı – 3 asist – 5 ribaund ile oynayan Barış Ermiş’in adını da maç yazısına eklemek lazım. Olimpija deplasmanının son bölümünden itibaren iyi oynuyor Barış. Pianigiani’in ön alanda istediği sert, sürekli baskıyı da başlatabilecek bir kimliğe sahip.

Mersin takımının kulüp tarihindeki 215 TBL maçında ürettiği en düşük skor: 49 (special thx tblstat). F.Bahçe Ülker potasına yollayabildikleri ise 50 sayı. Willie Solomon hamlesi David Holston’lı oyun kurucu bölgesini muhakkak ki rahatlatacaktır fakat boyalı bölgedeki savunma sorunu ile forvet pozisyonundan skor katkısı alabilme sıkıntısı halen devam edecek gibi duruyor. Mete Babaoğlu’nun işi yine çok zor..Takımda Holston – Solomon – Michael Wright gibi değerli parçalar var lakin büyük resim şu an için epeyce parçalı. Birleştirmek için tutkaldan fazlasına ihtiyacı var koçun. Tabii ilk yarıyı deplasmanda geçirecek olmaları da çok zorluyor onları.

Aliağa Petkim: 74  - Antalya BŞB: 92
Son olarak Chalmers – Caner Şentürk hamlelerini gerçekleştirerek kulüp tarihinin en bütçeli kadrolarından birini kuran Aliağa Petkim, ‘Farmar’ın ücretinin yarısından daha azına takım kuran’ Altar Tunçkol’un Antalya’sını ağırladı. Boyalı bölgeden 30/48, yay gerisinden 7/22 ile isabet bulurken 18 asist üzerinden 37 isabet sağlayan Antalya BŞB, dar rotasyonunda 8 farklı isimden skor, 6 farklı isimden asist katkısı alarak Aliağa potasına tam 92 sayı yolladı ve bu sezonki ilk galibiyetini aldı. Sezona girmeden yabancısını değiştiren Tunçkol, iki haftadır takım olarak iyi durumda olduklarını söylüyordu, nihayet kazanarak morallendiler. Atmaya geldikleri İzmir’de üretilen 92 sayı bu takımın koşması durumunda neler yapabildiğini göstermesi açısından değerliydi. Carter 23 sayısıyla takımın en skoreri oldu.

Adını şu an hatırlayamadığımız bir Fin takımına elendikten sonra Kupa’ya da veda eden Aliağa, ligdeki 3. maçında 2. yenilgisini aldı. Koç Bıyıktay, maç sonunda bir kez daha oyuncularından bazılarını suçlar açıklamalarda bulundu. Sözleşme yenilenen Ratkovica, sanırım bu isimlerden en tepeye yazılacak olanı. Lakin yenilen 92 sayıyı ona yıkmak da doğru değil. Savunma yapmadan bu ligde, hele ki bu sezon, ekmek olmadığını görüyor olmalı Aliağa cephesi. Shumpert’ın dönüşünü bekliyorlar fakat onun da yavaşlayan ayakları ile savunmayı toplaması mümkün değil. Ki Aliağa’nın hücumda zaten sorunu yok. Takımın lideri yok, en önemli sorun bu. Orhan Haciyeva'nın 26 sayısı iyi istatistik, hepsi o.

Beşiktaş: 72 - Tofaş: 55
Hafta arasında Barca deplasmanında 40 dakika boyunca karakterli bir top oynayan, son 5 dakikaya yalnızca iki basket geride giren Beşiktaş, Euroleague temposundan lige dönüşte Karşıyaka'da sorunlar yaşamıştı. Bu haftaki rakip Tofaş, pek zorlayamadı onları. İki tarafın da tutuk başladığı maçta farkı yaratan isim bir kez daha kenardan gelen Tutku Açık oldu. 6-1 Tofaş üstünlüğü ile geçilen bölümü takiben oyuna giren Tutku Açık ile 20-3'lük Beşiktaş serisi izledik ve maç koptu gitti.17 dakikaya 3/5 üçlükle 9 sayı - 5 asist - 3 top çalma - 2 ribaund sığdıran Tutku Açık, Tofaş'ın 55 sayı üretebildiği günde maçı aldı götürdü. Christopher'ın 20, Jerrels'ın yine dağınık tarzıyla 14 sayı ürettiği günde kilidi açan Tutku, maçı bitirdi. Tutku'nun dümende olduğu bölümde, Muratcan Güler'in parkede ne yapılması gerekiyorsa onu yaptığı anlarda Jerrels da rahatlıyor ve skora daha rahat gidiyor. Beşiktaş için sezonun en kritik eşiği buradaki paylaşım olacak gibi duruyor. Tutku'nun maçı bitirmesinin ardından kalan bölümde Tofaş kovalamak için birazcık uğraştı ama kapı çoktan suratlarına kapanmıştı bile. Asistlerdeki 18-7 Beşiktaş, top kayıplarındaki 20-14'lük Tofaş üstünlüğü skorborda doğrudan yansıyan rakamlar oldu maç sonunda.

Tofaş, 3. hafta sonunda 2.yenilgisini almış oldu böylece. Yenilgilerden daha mühimi ise parkede görülen mutsuzluk. Bu izlediğimiz takım, ki ilk hafta Ankara'da çıplak gözle izledim, pek Ahmet Çakı takımı değil gibi. Geçen yılki kadrodan çok da büyük değişiklikler olmamasına rağmen takım kimyası sorunlu. Listenin tepesine Burtt yazılacak sanırım ama sorun onunla bitmiyor. Rolleri belirleme konusunda Erdemir kariyerinde epeyce beğendiğim bir isim olan Çakı, Bursa'da henüz bunu başaramamışa benziyor. Bunu ne zaman, ne ölçüde başarabilecekleri onlar adına oldukça kritik.Dediğim gibi neşter Burtt'ten vurulmaya başlanabilir.

1 Yorum Var:

bonzo dedi ki...

Mete Babaoğlu'nun her iki oyuncu da diskalifiye edilmeliydi serzenişini ve bunun maça etki ettiği şikayetini anlayamadım çünkü Andersen o andan itibaren sanki diskalifiye edilmiş gibi hiç oynatılmadı.