2 Kasım 2012 Cuma

Caja Laboral: 64 - Anadolu Efes: 76 (Everything is Defense!!)

Başlıktaki söz bana ait değil, son çeyrekte maçın 18 sayıdan dönüp de artık Efes üstünlüğünü gösterdiği anlardan birinde alınan bir mola esnasında NTVSpor reklama girerken ağzından çıkan ilk cümlesi bu olan Oktay Mahmuti'nin sözü bu. Herşeyi, tüm geceyi, bu efsanevi galibiyeti özetlemek için bundan daha güzel bir söz olamaz zaten.

Oktay Mahmuti'nin işi zor. Zira geçen sene bonservislerine milyonlar saçılarak ve ikişer yıllık kontratlarla kafalanarak getirilen birçok isimle yollarını ayıramadı koç. Kendi sistemine uyacak adamları transfer etti ama asıl zor iş, sistemine uyan ve uymayan bu adamlardan bir helva yapabilmek. Efes'in bunu şu ana kadar çok da layıkıyla başarabildiğini söylemek zor. İki sükseli Euroleague galibiyetinin ardından, G.Saray karşısında duvara toslamış görüntüde olmak ve çok kolay teslim olmak onlara yakışmamıştı pek. Caja Laboral deplasmanında da acaba hangi Efes'i izleyeceğim konusunda kendime sorular soruyordum. Sağolsun Efes, hem o yüzünü hem bu yüzünü gösterdi aynı maç içinde. Ve efsanevi bir geri dönüşle Euroleague tarihinin en unutulmaz maçlarından birine imza attı, Vitoria'dan bu sezonun 3. Euroleague galibiyetini alarak döndü.

Maça kötü başlayan Efes, Jordan Farmar ile direnmeye çalıştığı Caja Laboral karşısında ikinci çeyrekle birlikte havlu atma noktasına kadar da geldi. Soyunma odasına 18 sayı farkla geride giden Efes'te, ilk 20 dakika adına söylenebilecek şeyler; 'Şapşal bir defans', 'Ne yaptığını bilmeyen bir oyuncu topluluğu', 'Bolca top kaybı' ve 'Sıfır umut' idi. Belki ekranları başındaki birçok basketbolsever de devre arasında maçı kapatıp yatağına gitmiştir. Ama ikinci yarı ile birlikte öyle bir Efes izledik ki, sanki aradan 15 dakika değil de 15 sene geçmişti, o derece değişmişti takım. İlk yarıda alan savunması ile, adam adama savunma ile, onun ile, bunun ile, her türlü şekilde sayı imkanı tanıdığı Caja Laboral'e potayı dahi göstermeyen Efes, ilk yarıda ne attıysa sokan Caja Laboral'li oyuncuların ikinci yarıda sokamıyor oluşlarına rağmen atmaya devam etme hatasını ve bolca hücum faul yapmalarını da değerlendirip adım adım farkı eritti. Gordon ve Shipp ile 2-3 numaralardaki savunma kelepçelerini bir daha açılmamak üzere kilitleyen Oktay Mahmuti, Semih Erden'in üçüncü çeyrekte verdiği katkının benzerini, daha birkaç hafta önce kapıyı gösterdiği ama Barac sakatlanınca mecburen 'Gel' demek zorunda kaldığı Batista'dan da alınca ve aynı dakikalarda Jordan Farmar da dümene iyice kurulup, iki tecrübeli Kerem de duruma ayak uydurunca 'Kal gelen' Caja Laboral'li oyunculara ve koç Ivanovic'e unutamayacakları bir ders verdi.

İlk yarısı 48-30 biten maçın ikinci yarısının skoru tam tamına 46-16. Şaka desen değil, hayal desen değil. Bildiğin gerçek! Vitoria'da gerçekleşmesi zor bir gerçek.. Ama gerçekleşen de bir gerçek.. Uzun zaman sonra bir Efes maçında, 90'lı yıllardaki o Milli Takım hissini yeniden yaşatan (en azından bana) bir maç oldu. Devrede televizyonlarını kapatmayanlar, önemli bir tarihe de tanıklık etmiş oldular istemeden. İlginç maç oldu, çok ilginç. Caja Laboral'li oyuncuların ısrarla girmeyen üçlüklere bel bağlaması ve attıkça kaçırması, kaçırdıkça ellerinin titremesi kolay kolay unutulacak bir şey değildi. İyi ki de oldu, çok da güzel oldu!

Eline sağlık Anadolu Efes ya da bu gece hissettirdikleri ile Efes Pilsen!

Tarih yazasımız gelmiş, biz ne yapalım!!!

CAJA LABORAL (64): Andres Nocioni 11 (4 ribaund), Milko Bjelica 2, Carlos Cabezas 12 (2 ribaund- 2 asist), Fernando San Emeterio 2 (1 ribaund), Tibor Pleiss 5 (3 ribaund), Thomas Heurtel 2 (3 ribaund- 5 asist), Brad Oleson 10 (3 ribaund- 1 asist), Maciej Lampe 5 (3 ribaund), Nemanja Bjelica 8 (12 ribaund- 2 asist), Fabien Causeur 7 (1 ribaund) 

ANADOLU EFES (76): Jordan Farmar 18 (6 ribaund- 3 asist), Sasha Vujacic 7 (2 ribaund- 1 asist), Semih Erden 9 (4 ribaund), Kerem Tunçeri 2 (5 asist), Joshua Shipp 6 (2 ribaund), Kerem Gönlüm 10 (1 ribaund), Esteban Batista 9 (2 ribaund), Dusko Savanovic 7 (5 ribaund- 2 asist), Jamon Gordon 6 (1 ribaund- 4 asist), Sinan Güler 2 (1 asist) 

1.PERİYOT: 19-15 2.PERİYOT: 29-15 3.PERİYOT: 7-22 4.PERİYOT: 9-24

3 Yorum Yapılmış:

emireri dedi ki...

batista tam bir mahmuti takımı oyuncusu olmasına rağmen; ruhsuz, faydasız barac'ın ona tercih edilmesinin tek açıklaması, barac'ın kontratında yazan bol sıfırlar olsa gerek... her koşulda kendisini barac'a tercih ederim, çünkü takım oyununa katkısı barac'a kıyasla tartışılamayacak kadar daha fazla.. efes geç de olsa doğruyu buldu, sene başında batista'nın beşiktaş'a transferi ile ilgili hayaller kuran benimde umutlarım bir başka bahara kaldı :) tek tesellim batistanın hakettiği değer ve saygıyı görmesi..

bahadır karademir dedi ki...

Yıllar önce Aydın ÖRS ün Efes pilseni zone savunmayla böyle geri dönüşler yapardı. Nostalji oldu bizim için. Özlemişiz.

Sarıkaya dedi ki...

Çok reklam kokan hareketler olacak ama ;

Noting is impossible!..