4 Kasım 2012 Pazar

Eurocup'taki Rakipler (Galatasaray MP)

Euroleague kadrosuyla Eurocup'ta mücadele edecek birkaç takımdan biri de Galatasaray. Yine de kura çekimi biraz şanssız geçmiş gözüküyor. Nitekim hakikaten 'baba grup' olarak sayılabilecek üç gruptan birindeler. Diğerleri de Banvit'in olduğu A grubu ve G grubu. Fakat kupayı hedefleyen bir takım için negatif bir ifade içermemeli bu.

Lokomotiv Kuban Krasnodar
Takımın başına, geçen sene Unics Kazan'la ufak bir sürpriz yapıp F8 gören Evgeny Pashutin getirilmişti daha sezon sonunda. Hatta ben bu yatırımla onları EL wild card'ı için güçlü adaylardan biri olarak düşünsem de Eurocup'a kaldılar bu sezon da.

Yağı bol bulan Arap'la, gazı bol bulan Rus'u hep kafamda bağdaştırmışımdır. Lokomotiv Kuban da bol yatırımlı, yatırımı genelde kısaya yapan, 3-5 ana parça hariç kimin ne oynadığı belli olmayan ilginç bir Sovyet yöresi ekibi.

İlk porfesyonel yılını ülkemizde Mersin'le geçiren Jimmy Baron, her dakika üzerinde baskı kurulması gereken bir oyuncu. Çok tatlı bir şut stili var, yani rakibiniz olduğu zamanlar hariç. Çok klişe ama biraz ısındı mı Rusya'nın tüm gaz rezervini emiverir, 'ööeehh' seslerine boğulur ortalık. Keza yine tanıdık bir isim, Simas Jasaitis de Kuban'da. VTB Ligi'inde 4 oynadığı dakikalar mevcut, savunmada çok bocalar ama hücumdaki undersize oyunu sıkıntı yaratabilir.

Oyunu kontrol eden iki guard var ellerinde; Nick Calathes ve Mantas Kalneitis. VTB Ligi'inde Calathes takımın en skoreri, Kalneitis'le beraber genelde hücumu domine ediyorlar. Galatasaray'ın yavaş yavaş ölümcül hale getirdiği yarı sahada yoğun baskının büyük kurbanlarına bu ikili de dahil olabilir, şimdiden uyandırayım.

Boyalı alanda takımın neredeyse her şeyi Aleks Maric, Boni N'Dong'un savunması karşısında ne yapacak merakla bekliyorum. Yine bir diğer sağlam uzunları Ali Traore son 3 VTB maçında forma giymedi (gerçi bir sakatlık gözüküyor ama net bilgi geçilmemiş). Alçak post'ta sıkıntı yaratabilecek kalıplı bir arkadaş. Son Nizhny maçında Maxim Sheleketo da hayat belirtisi göstermiş, 4 numarada yabana atılmasın. Yaşlı 'comrade' Alexey Savrasenko ise bitmiş, okeye dönüyor resmen.

Tamamen oturmuş bir takım değil Kuban. Hala kimlik arayışındalar. Performansların çoğu bireysel çabalar, hele ki kazanılan bir önceki Nizhny maçında sadece 4 asist yaptılar. Anahtar mesele, Galatasaray'ın baskılı savunması. Oradaki maçı bilemem de, İpekçi'deki 20 olursa şaşırmam açıkçası.

BC Donetsk
Yine para basan, güzide Ukrayna takımlarından Donetsk. VTB Lig'deki 2 galibiyetleri vasıfsız Kalev ve sistemi oturmamış Azovmash'a karşı. O maçta da Raduljica faul problemine girmese işleri yine zor. Kaybettikleri iki maç ise Kazan ve Khimki, ikisi de çift hanelerde. Güzel bir detay oldu.

Euroleague'de geçen iki güzel sezonun ardından, Doron Perkins biraz gözden uzak kalacak. Nitekim takıma çok da adapte olamamış gözüküyor. Onun yerine direksiyonda çılgın skorer Ramel Curry ve Vojdan Stojanovski var. Buna rağmen top, mümkün olduğunca dolaşıyor. Maç genelinde çift hanelerde görülen asistler genelde tüm oyunculara dağılmış oluyor.

Uzunlarda daha şanslılar. Yazın Avrupa'nın bir kısmına güzel bir şekilde çalım atarak kadroya kattıkları D'or Fischer her eve lazım bir uzun. Çemberi iyi koruyan, atlet, biraz da ince. N'Dong'la eşleşmesi ilginç olacaktır. Buralarda hor görülen Darius Songaila'nın Ukrayna'da yeniden doğduğunu söylemek yanlış olmaz. VTB Ligi'nde 17.3 sayı - 6.7 ribo ortalaması var. Memoli biraderlerden Kaloyan Ivanov ve Ivan Radenovic uzun rotasyonunu tamamlıyor. Akmaz kokmaz, abartısız katkı veren isimler.

Trefl Sopot
Geçen sezon Polonya Ligi final serisinde Prokom'a 4-3 kaybeden Trefl (ki benim kadar işsiz bir bölüm okuyup, ders çalışmaya da gönlü olmayan biri için final zamanında ilaç gibi gelmişti), bu sezona da çok iyi girdi. Lig'de 5'te 4'ler şu anda ve tek mağlubiyetleri deplasmanda, iki sayıyla, lig lideri Koszalin'e. Takımın başında ise eskilerden tanıdık bir isim, Zan Tabak var.

Hücumlarının hatrı sayılır bir kısmı, yay gerisinden sonlanıyor Polonya ekibinde. Kadro baştan aşağı dış şutu olan oyunculardan kurulu. Kalıplı uzunundan, sıska guard'ına kadar. Düzenli süre alanlardan bir tek Marcin Stefanski'nin o taraklarda bezi yok. İlk 3 maç, %30'larda dolansalar da son iki maç %45 ve %52'yi görmüşler ki birinde 26 diğerinde 27 üçlük denenmiş, az bir miktar değil yani.

Çelimsiz guard Frank Turner, işin organizasyon kısmında daha çok. Ama hem skoru, hem de asisti aynı anda idare edebiliyor diyeyim. Przemyslaw Zamojski, uzun yıllar Prokom için ter döktükten sonra bu yıl Trefl'da. Kadronun skor ayaklarından biri fakat kenardan gelip gelmeyeceğine henüz karar verememiş Zan Tabak.

Geçen seneki gidişatın baş mimarı Filip Dylewicz, bu sene de bayrak adam Trefl'da. Güvenilir dış şutu olan, mobil ve iyi de ribaund'cu. Benim en çok sorun yaratmasını beklediğim oyuncu açıkçası. Keza Trefl'ın koca bebeği Sime Spralja da fiziğiyle boyalı alanda zorluk çıkarabilir. Fakat bundan önemli olan dış şutu olması.

Son olarak bir toparlayalım; 'gününde bir Galatasaray'ın 6'da 6'yla gruptan çıkması olasılıklar arasında fena bir yere sahip değil. Savunma direnci düşmediği sürece korkulacak bir şey yok.

1 Yorum Var:

murat ozen dedi ki...

Nerede bu millet.