13 Kasım 2012 Salı

Salsa'nın Gözünden TBL'de 5. Hafta

Erdemir: 62 - G.Saray Medical Park: 85
Kupa, lig, Avrupa.. Maç kaybetmeden yoluna devam ediyor G.Saray Medical Park. Beko Basketbol Ligi'nin en formda takımı durumundalar. Acaba Erdemir iç sahada F.Bahçe'den sonra G.Saray'ı da zorlayabilir mi diye düşünenleri daha ilk dakikalardan yanıltan sarı kırmızılılar, maça inanılmaz bir seri ile başlayıp daha ilk dakikalarda fişi çektiler. Hawkins, Dudley ve Ender'in G.Saray adına liderlik ettiği skor tabelasının en üst sırasında ise 21 sayıyla Erdemir'den Sean Marshall vardı. Tabii neye yaradı? Görüntüden başka hiçbir şeye. Erdemir, G.Antep'in ikramı ile aldığı o tek galibiyet olmasa şimdi 0/5 olacaktı. Şapkayı öne alıp düşünme, belki biraz daha çalışma, hataların üzerinde biraz daha durma vakti geldi onlar için. Hakan Demir olaya el koyacaktır. G.Saray ise zaten ritmini buldu gidiyor, bakalım nerede ve kime karşı duracaklar?

TED Kolejliler: 84 - Hacettepe Üniversitesi: 60
Evet iki takımın kadro kaliteleri arasında ciddi fark var ama ben kendi adıma Hacettepe'den bu kadar kolay bir teslim oluş beklemiyordum. TED Kolejliler'in Türk Telekom ile yaşanan sponsorluk krizi ve önümüzdeki günlerde yaşamaya başlayacağı olası ödeme sıkıntılarını takmadan bu maçı bu kadar net kazanmasının tek nedeni kadro kalitesi zaten. Güle oynaya kazandıkları bu maçla ligdeki galibiyet sayılarını 3'e çıkarttılar ki, komik biçimde kaybettikleri F.Bahçe Ülker maçı olmasa onlar da ligin tepelerinde bir yer bulmuşlardı bu hafta itibariyle.

Tofaş: 66 - Türk Telekom: 67
Beklentilerin çok aşağısında kalan takımların en başında Tofaş geliyor şüphesiz. İziç-Çakı değişikliği ile daha yukarılara çıkması beklenen organizasyon, geçiş sürecinde pek de olumlu sinyaller vermiyor şu an için. Bu maçı kaybetmiş olmalarının izahı kolay değil. Zira Türk Telekom da en az Tofaş kadar parke üzerindeki organizasyonda sıkıntıları olan, henüz rayına oturamamış bir takım. Türk Telekom adına kupon bir galibiyet oldu, çünkü dediğim gibi hem parke üstünde sıkıntıları var hem de deplasmanlarda çok da iyi oynayamıyorlar. Özellikle skor anlamında sıkıntılar yaşıyorlar. Gerçi bu maçta da sadece 67 sayı üretebildiler ama savunma ile maçı kazanmayı başardılar. Koray hoca ve öğrencilerine tebrikler. Tofaş ise geleceğe daha güvenle bakabilmek adına önemli olan özgüven maçında,  virajı doğru alamadı. 40-28 ribaund üstünlüğü kurmuşken, rakibin tam 9 serbest atış kaçırmışken bu maçı alamıyor olmaları doğru bir reaksiyon değil.

Olin Edirne: 83 - Antalya BŞB: 65
Aliağa deplasmanından çıkarılan galibiyet ve sonrasında Efes karşısında iyi direnç gösterilen bir iç saha maçı, Antalya BŞB'yi Olin deplasmanı öncesinde umutlandırmış olabilir ama Olin Edirne şaşırmadığım ve beklediğim bir reaksiyon gösterip, maçı rahat kazandı. 30 dakikada 30'a bağladılar neredeyse Antalya'yı. Aliağa'dan gelen Ratkovica, sezon başından beri değişmesi gerektiğini savunduğum Protic'i daha ilk maçında unutturmuş. Aliağa'daki günlerine nazaran da çok daha az eksi detayla oynamış. Skor üretmekle yükümlü olan isimlerin dışında Mehmet Yağmur ve Berkay Candan da skora net olarak katkı verince zaten hassas ve kırılgan bir kadro olan Antalya ekibi, kolay çözülmüş. Gökhan Taştimur'un bu Olin'i bu sene iç sahada etkili olmaya devam edecektir yine. Antalya BŞB ise zorlu bir 5 maçlık serinin ardından, haftaya kritik bir Erdemir maçı oynayacak iç sahada. Sonrasında TED (d) ve Mersin BŞB maçları ile de az çok renk vereceklerdir önümüzdeki haftalar adına.

Beşiktaş: 83 - Royal Halı G.Antep BŞB: 69
Hafta içi Rytas deplasmanından galibiyetle dönen moralli Beşiktaş, ligin yeni ekiplerinden G.Antep BŞB karşısında tabiri caizse 'Kazanacak kadar oynadı'. Öyle ki çok fazla sayıda top kaybı yaptılar ama karşılarında onları cezalandıracak bir G.Antep BŞB yoktu, bu da maçı hep kendi ellerinde tutma avantajı sağladı onlara. Beşiktaş adına Euroleague dönüşünde oynanan, konsantrasyonu zor ve seyircinin de pek rağbet göstermediği bu tip maçlar çok da kolay olmuyor performans anlamında. G.Antep BŞB ise şimdilik basketbol aklı olarak istedikleri/bekledikleri çizgide olamamalarından dolayı, doğru basketbolu yeteri kadar oynayamıyor. Bu maç öncesinde uzunları kullanmayı kafaya koydukları belliydi ve bu doğrultuda uzunlardan ciddi skor katkısı aldılar ama kısalardan beklenen performans gelmeyince, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Pınar Karşıyaka: 72 - F.Bahçe Ülker: 66
F.Bahçe Ülker 4 gün içinde 2 beklemediği yenilgi aldı ve taraftarlarını üzdü ama bunların olacağı az çok belliydi. İyi oynamayan F.Bahçe, Erdemir ve TED karşısında da maçları kazanmasına rağmen zihnen kaybetmişti aslında. Bo McCalebb'in yokluğunda bu kadar tıkanık bir ofansif performansı kimse beklemiyordu bu kadrodan ama durum bu ne yazık ki. Karşıyaka bu yıl bence iyi bir kadro kurdu ve yine bence çoğu kişinin burun kıvırdığı, benimse Efes günlerinden bu yana savunduğum Ufuk Sarıca yönetiminde güzel işler yapacaklar. Bu maçta elbette galibiyetin başrolünde çoğu Karşıyaka iç saha maçında olduğu gibi yine taraftar vardı ama kesinlikle yalnız değillerdi. Maçı her saniyesine kadar iliklerinde yaşayan bir bench, inanmış bir takım ve oynadığı oyundan keyif alan oyuncu topluluğu gözlerden kaçmasın. İlk çeyrekte ortaya konan müthiş oyun, ikinci çeyrekte ve üçüncü çeyreğin büyük çoğunluğunda F.Bahçe'nin uyku halini üzerinden atması ile biraz tıkandı belki ama son çeyrekte yeniden coşkun havalarını yakaladılar. Kazanmayı sonuna kadar hak ettiler ve kazandılar. Tebrikler Kaf-Kaf!! F.Bahçe Ülker'de ise kaptan Ömer Onan dışında zihnen sahada olan yoktu. Hatta koçun bile orada olduğunu söylemek zordu.

Banvit: 71 - Mersin BŞB: 60
Banvit geçen haftaki 110+ sayı üreterek bitirdiği TED Kolejliler maçının ardından, çok kısır bir maç oynadı ama hata yapmadı. 3. çeyrekteki 22-6'lık seri, onlara maçı getirirken, ligde de 4. galibiyetlerine ulaşmış oldular böylece. İlk hafta Efes karşısında kaybettikleri maçın ardından 4/4 oldular. Bu yıl şampiyonluk yolunda biraz gerideler kağıt üstünde ama yine puan cetvelinin 3-6 aralığında gezineceklerdir. Mersin BŞB için ise her hafta aynı şeyleri yazacağız herhalde. Gerçekten zor bir işin içindeler, koca bir ilk yarıyı komple deplasmanda oynamak kolay altından kalkılacak bir iş değil. İlk 5 hafta itibariyle bunun altından kalkabilmiş değiller onlar da zaten. Ancak mevcut kadro çok geniş olmasa da kaliteli isimlerden kurulu bir kadro. Zamanla daha iyi olmaları olası. Ama şimdilik çalışacak çok ev ödevleri var, bu da doğru.

Anadolu Efes: 83 - Aliağa Petkim: 67
Shumpert ve Orhan Hacıyeva'sız Aliağa, aslında beklenenden daha dirençli bir oyun ortaya koydu ve son 8 dakikaya kadar sadece 4 sayı geridelerdi. Ancak dar rotasyon onları biraz zorladı, son çeyrekte oyuna ağırlık koyan Anadolu Efes, İzmirli rakibine son çeyrekte sadece 7 sayı izni verip, sahadan farklı bir skorla galip ayrıldı. Anadolu Efes hafta içi Zalgiris karşısında kötü bir basketbol oynamıştı, bu maçta da çok iyi oynadıklarını söylemek zor. Toparlanmaları gerektiği açık. Aliağa cephesi ise kadroya yaptığı dokunuşlar, sakatların yavaş yavaş dönmesi ile bu haftaları sezon başında hazırlık maçları yapıyormuş gibi geçiriyor ister istemez. Zira takımı yeniden oluşturdular gibi oldu, kritik noktalarda tercih değişiklikleri oldu, takımın sezon başında kuruluş aşamasında en kritik piyonu olarak belirlenen Shumpert daha tek bir resmi maç bile oynamadı, o da yavaş yavaş dönüyor takıma artık. Zaman tanımamız gereken takımlardan biri Aliağa. Beklemek ve reaksiyonlarının ne olacağını görmek lazım. Ama iki haftadır, fena oynamıyorlar, daha tam hazır olmadıkları ve tam kadro da olamadıkları halde.

1 Yorum Var:

kenz dedi ki...

Niye artık kimse yorum yapmıyor?