9 Aralık 2012 Pazar

Bandırma Notları

-- Son birkaç haftalık dönemde, mevsim normallerinin üstünde seyreden seyyahlığımda son durak Bandırma'ydı. Banvit'in, ülke sınırları içindeki standarda minimum 4 gömlek büyük gelen organizasyon anlayışını yerinde görmeyi bir süredir istiyordum. Geçen seneki yolculuk planım da Mikail'in çelmesiyle yerde kalmıştı (evet, destanlara konu olabilecek üşengeçliğimin bu konuda herhangi bir etkisi yok). Bu seneki Valencia maçının da motivasyonuyla, biletleri 1 ay öncesinden ayırma cesaretinde bulundum.

-- Son zamanlarda ne kadar seyahat ediyorsam, lalelik düzeyim de o kadar artıyor sanırım. Sağda solda bir sürü şey unutmaya başladım. Doktor protein eksikliği dese de, babama göre mesele 'umursamazlık'.

-- Bu gereksiz anektodu da geçtiğimize göre, orada karşılaştığım ortamla devam edebilirim. Salsabasket'in gidişatını ve son durumunu en az benim kadar merak ediyorlar Bandırma'da. Bunu duyduğumda yaşadığım ufak şaşkınlığın biyolojik tepkimesi olarak gülümseyebiliyorum sadece. Ama içerilerde bir yerde hoşuma gittiğinin anlaşılması da zor oluyor tabii.

-- Röportajda Orhun Ene'nin de söylediği gibi; Bandırma bir parti şehri değil. En fazla, Kenan Bajramovic'i Liman AVM'de eşi ve küçük çocuğuyla vitrin keserken görebildik. Ama öğrenci kesim açısından gayet şeker bir mekan. Hani olur da federasyonumuz buraya bir organizasyon vermeyi planlarsa...

-- Banvit organizasyonuyla ilgili geçirdiğim iki gün boyunca fark ettiğim kadarıyla en çok kullandığım iki kelime 'reel' ve 'rasyonel' oldu. Bu kadar ayakları yere basan bir basketbol kulübü görmemiştim daha önce.

-- Abartılı bir kapasiteye sahip olmayan, kutu gibi, belli bir yoğunlukta atmosfer yaratma potansiyeli olan salonlara hep farklı bir sempatiyle yaklaşmışımdır. Listemde Kara Ali Acar'ın karşısına bir 'tamamlandı' yazıyorum.

-- Bir de naçizane tavsiye; olur da Bandırma'ya giderseniz, Idobus'ün Güzelyalı - Balıkesir güzergahı yerine Ido'nun direkt Bandırma'ya seferini kullanın. Biz ettik, siz etmeyin.

-- Son olarak ise, bir önceki yazıda ortaya çıkardığım "Amcamgillere Selam Bölümü". Röportaj teklifimizi kabul eden ve sorulara içtenlikle beraber uzun uzun cevap veren Orhun Ene'ye, bizleri orada harika bir şekilde ağırlayan ve neredeyse tüm ihtiyaçlarımıza koşuşturan, başta Turgay Çataloluk ve Turgay Zeytingöz olmak üzere, adını hatırlayamadığım için kusura bakmamalarını dilediğim tüm Banvit - Kırmızı teknik ekibi'ne ve yöneticilerine dev minnettarım.

-- Kesinlikle buraya bir daha gelmeliyim.

Edit: TDK baskısı.

2 Yorum Yapılmış:

Predrag Danilovic dedi ki...

Kırmızı staff'i nedir abi.Bizim insanimiz bu kelimerle basketbolu sevmez.Daha kelimelerin turkcelerini yazamiyoruz,sonra niye bu kadar yabanci oyuncu var diye isyan ediyoruz.Turkiye'de basketbolun hakettigi ilgiyi bulamamasinin bir sebebi'de bizim insanimizin disinda bir dil kullanilmasi.

alper dedi ki...

e listesinde karşısına 'checked' yazan; staff da der, sekans da.