7 Aralık 2012 Cuma

Orhun Ene Röportajı (Salsabasket Özel)

Banvit'in Valencia'yla yapacağı maç için soluğu Bandırma'da aldık. Daha önceden röportaj sözü aldığımız Orhun Ene ile de karşılaşmadan bir gün sonra gerçekleştirdik röportajımızı.

Bandırma seyahatimiz boyunca bazı şeyleri daha iyi anlıyoruz. Banvit kulübünün sınırlı bütçelerle büyüklere kafa tuttuğunu biliyorduk fakat gidip görünce daha fazla takdir etmemek elde değil. Kulüpteki her çalışanın işini büyük bir özveriyle yapması, üst kademe yöneticilerle alt kademedekilerin birbirleriyle müthiş uyumu ve en önemlisi adım adım ilerlenmesi oldukça etkileyici. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim Banvit'teki yöneticilik zihniyeti İstanbul'daki ligin dört önemli gücünden de evinde yıkılmayan Pınar Karşıyaka'dan da çok ötede bir noktada. Ligimiz için çok yukarıdalar. Fırsatını bulan bir kez Bandırma'yı seyahat listesine mutlaka eklesin, bir kez bu takımı yerinde izlesin. Röportaja geçmeden önce şunu eklemem gerekiyor ki Orhun Ene başka koçlar gibi üç adım ileri, iki buçuk adım geri ilerleyen bir koç değil. Birer birer atıyor adımlarını ama hiç geriye adım yok. Çok daha realist, her sezon hedefimiz Final-Four zihniyetindekilerin aksine olayın farkında muhteşem bir adam.



Banvit'in Eurocup'taki gerek geçtiğimiz sezonlarda gerek bu sezon hedef maçlarında yeterli performans gösterememesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Olaya öyle de bakabiliriz ama bugün bakın Efes'e, Fenerbahçe Ülker'e, Euroleague'de mücadele edenlere, büyük maçları belli bir yere getirip kazanamadıklarında karakteri ortaya koyamamış oluyorlar. Biz geçen sezon 12 maç oynamışız ilk grupta 4, ikinci grupta 3 galibiyet alıp averajla çıkamamışız. Bu işler gerçekçi değerlendirilmiyor buradaki gücü sadece kadrodaki isimlerle değil bundaki önceki başarılarıyla da değerlendirmek lazım. Takımların bütçelerine, tecrübesine ve geçmişte aldıklarına başarılara bakılır ondan sonra hedef konulur. Çok iyi takip etmeyen insanlar İspanya Ligi'nde Real Madrid'i bilir, Barcelona'yı bilir Valencia'yı sıradan bir takım olarak bilir ama öyle değil. tabii ki hedefimiz var başarılı olmak istiyoruz hedefler koyuyoruz ama bizim koyduğumuz hedefler orada bir sürü değişen faktörler var. Azovmash, Valencia, Kuban, Unics Kazan ve Galatasaray Medical Park'ın bütçelerine baktığımızda Banvit bu takımların çok üzerinde değil. Orada 15-16 takım var, kolay olmayan takımlar. Zor bir gruptayız zaten, "Banvit bu kupayı alır, Banvit bu gruptan rahat çıkar" gibi söylemler arkası dolmayacak laflar, temenniden öte değil, gerçekçi olmak lazım. Hayal kısmı sadece motivasyonunuzu yükseltir, doğru olduğunu düşünmüyorum. . Milli takım konusunda da aynı şeyi düşünüyorum. 'Bizim yedi tane NBA oyuncumuz var' demek doğru değil her NBA oyuncusu süperyıldız değil. Şampiyonluğa oynarız gibi klişelerden kurtulmak lazım. Baktığımızda sadece evimizde düzenlenen turnuvalarda üst sıralarda yer alabilmişiz. Bu insanlara da saygı duyuyorum fakat ben böyle düşünmüyorum. Taraftarlar, basketbolseveler heyecanlı olabilirler, güven hissedebilirler bu hoş bir şey fakat buralarda mücadele etmek de çok kolay değil. Bizim için deplasmanlara gitmek de ayrı zorluk. İstanbul'a gitmemiz gerekiyor. Kış döneminde iyice zorlanıyoruz. Bu enerjiyi de sezona yaymak gerek, bir kısmını lige bir kısmını Avrupa'ya harcıyoruz. Dünde bu enerjiyi tam olarak yansıtamadık. Biz onların enerjisinde ve direncinde değildik. Biz dün kötü oynadık, istediğimiz enerjide değildik. İnşallah önümüzdeki maçı kazanıp gruptan çıkarız. Dünkü maçı kaybetsek bile ben yine bunları söylerdim zaten.


Eurocup ve TBL istatistiklerine baktığımızda Avrupa'da daha yabancılara endeksli bir takım oluyor Banvit. TBL'nin ilerleyen süresi için bu sizi kaygılandırıyor mu?

Dünkü maç biraz daha özel bir maçtı. Bu seviyelerde daha çok mücadele etmiş oyuncularımız daha fazla sahada kaldılar. Her seferinde böyle oynayacağız diye bir şey de yok. Ligde bazen üç yerliyle de oynuyoruz, oynayacağız da. Sezon ilerledikçe Türk oyunculara daha fazla ihtiyacımız olacak. Bütün sezonu aynı oyuncularla aynı şekilde oynayamazsınız. Kadromuzda genç yetenekli isimler de var onların da daha fazla oynadığı dönemler olacak.


Her sezon belli bir çıtanın üstünde gidiyor Banvit. Son üç yılda da yarı finale kalınması, geçen yıl finali son topta -Eğer oradan finale kalsaydınız geçen sezonki iç&dış maçlarını düşünürsek Beşiktaş serisi çok daha farklı olabilirdi...- kaçırması yükselişi resmediyor. Bandırma şehri için İstanbul takımlarının önüne geçen 'eski Tofaş' olmak mümkün olacak mı?

Ben eski Tofaş'ın doğru bir model olduğunu düşünmüyorum. Oradaki başarıyı takdir ediyorum ama bence o zamanki kurulan Tofaş'ın hatalarını bugünkü Tofaş hala çekiyor. onlar bütçeyle bu noktaya geldiler, İstanbul takımlarının bütçelerinin de üzerine çıktılar. Her şehrin, ilçenin kaldırabileceği bir potansiyel var. Bizim Bandırma'nın da Banvit'in de bütçe olarak o noktalara ulaşması kolay değil. Hiçbir zaman ne Efes'in ne Fenerbahçe'nin ayırdığı bütçeleri ayırmak söz konusu olamaz. O günkü Tofaş'ın 15 milyon dolardan fazla bütçesi olduğunu düşünüyordum. O zamanki Efes'ten ve Ülker'den fazla bütçeyle mücadele ederek şampiyonluk geldi. Biz İstanbul ekiplerinin dörtte biri, beşte biri bütçelerle mücadele ediyoruz. Bu kulüp daha önceden bir çizgi belirlemiş, altyapı kurmuş. O oyuncuların üste çıkarak onların A Milli Takım düzeyine ulaştığında getireceği orta sınıfın üstündeki yabancılarla iyi işler yapabilir ama biz ancak bu şekilde mücadele edebiliriz. O paraları verdiğinizde otomatik olarak şampiyonluk adayı oluyorsunuz. Geçen sezon Efes bizden daha iyi takım olduğu için bizi elemedi, daha tecrübeli o seviyelerde daha fazla oynamış isimlerin etkisiyle bizi geçti. Buraları oynayabilme farkı son topta ortaya çıkıyor. İlerleyen yıllarda Şafak da Kerem'in tecrübesine ulaştığında o sorumluluğu alarak bizi farklı kılacaktır.


İzzet Türkyılmaz draft edildi, önemli bir potansiyel Türk basketbolu için. İzzet'in buradaki misyonu nedir? Kariyerinde geleceği maksimum noktası nedir?

Oyuncular bir şekilde draft olduktan sonra, orada oynayabilecekleri şansı düşündükten sonra buradaki performansları, konsantrasyonları çok büyük düşüş gösteriyor. Bir anlamda onlar için burası geçici bir şey oluyor, gelecek hayatlarını düşünüyorlar. İnsan doğasında olan bir şey, bunu gösteren oyuncular da var göstermeyenler de var ama draft edildikten sonra genç oyuncuların kafası karışıyor. İzzet'in gücü kuvveti de biraz arttıktan sonra bir eksiği kalmayacak yetenek olarak ama orada önemli bir rol üstlenebilmek için Avrupa basketbolunda biraz daha fazla kalması gerektiğini düşünüyorum. Bu da neticede oyuncuların serbest kaldığı dönemde oyuncu/menajer/aile karar verecek. Koçların artık pek bir ağırlığı olmuyor, iş öyle bir hal aldı. Fırsatlar o kadar gelişti ki bunlar da doğal şeyler ama oraya kısa vadeli gidip yanlış şeyler yaparak dönenlerin hali de ortada. Menajerlerin içinde bulunduğu kısa vadeli gelecek planlaması yapılmasının sağduyulu olduğunu düşünmüyorum. Zamanlama yanlış oluyor, oranın gerçeklerinden uzak oluyorlar. O zaman sıkıntı yaşıyorlar. Neticede bu kararı kendi verecek. Bu kulüp oyuncusu gidiyor diye bu oyuncu bizi neden bırakıyor diye oyuncusuyla ters düşecek bir kulüp değil. Bu kulübü yöneten insanlar oyuncusunun NBA'e gitmesi onları da mutlu edecektir elbette.


NBA'de oynama şansı ortaya çıktıktan sonra gerekli konsantrasyonda olamayan oyuncuları söylediniz. İzzet sizce gerekli konsantrasyonu gösteriyor mu bu sezon?

İzzet çok yetenekli bir oyuncu ama bu yeteneklerini maçı kazanabilmek için nasıl kullanacağını henüz bilmiyor. Konsantrasyonunda da inişler çıkışlar oluyor. Çalışkan bir oyuncu, yürekli bir oyuncu. Konuşulduğunda işini en iyi yapmaya çalışan bir oyuncu. Üstünde çok büyük bir baskı olduğunu düşünüyor. Yeteneklerine ben de hayranlık duyuyorum ama İzzet'in hala çalışması gerekiyor.

Türkiye'de tipik bir klişe var 'Genç oyuncular oynamalı' diye. Saygı duyuyorum ama katılmıyorum buna. Sonuç ne olursa olsun genç oyuncuları oynattınız diye size kamuoyunda belli bir kredi oluşuyor. Ben bunun adaletli olmadığını düşünüyorum. Elbette genç oyuncular oynatılmalı. Daha oynama kıvamına gelmemiş, sırf genç oldukları için zorlanarak süre verilerek o rolün altında ezildiğinde olması gereken noktanın gerisinde çok isim gördük. Bu anlamda da sırf belli yaşın üzerinde diye bazı oyunculara da adaletsizlik yapılıyor, adil değil bu sistem. Ben basketbolun adil olması gerektiğini düşünüyorum. İzzet bugün daha fazla süre almak istiyorsa çok daha verimli olup Chuck Davis'in çok daha üzerinde olması gerek ki hem burada daha fazla süre alsın hem de oraya gittiğinde roller üstlenebilsin. Oynamak için mücadele eden 12 oyuncu var, sırf genç oyuncu oynatacağız diye orada gerekeni yapan, emek veren, mücadele eden oyuncuların süresini kısamayız. O zaman da kendi takımınıza karşı adaletsiz olmuş olursunuz. Euroleague'de mücadele eden takımların genç oyuncu yetiştirmek için maç içinde süre vermek onlar için doğru değil. Bence bir genç oyuncu süre almayı hak ediyorsa, oralarda oynamayı hak ediyorsa oynamalı. Gelecek sezona hazırlanır fakat hak etmeden süre almalarını doğru bulmuyorum. Ligde hak eden genç oyuncular var, onları genç olarak görmüyorum,  basketbolcular hepsi. Antrenörler olarak elimizden geleni yapıyoruz fakat sınırsız kredi veremeyiz.


Barış Ermiş geçtiğimiz sezon kariyerinin zirvesine ulaştı ve Fenerbahçe Ülker'e geçti ancak burada ne kadar çabalasa da koçun gözünde bir türlü Bremer'ın önüne geçemedi, bu durum Barış'ın konsantrasyonunun düşmesine neden olabilir mi haftalar ilerledikçe?

Empati kurabilirim en fazla, orada da çok değerli bir koç var sonuçta benim işim değil. Türkiye'yi çok iyi takip etmemiştir, Barış'ı da yeni yeni tanıyordur. Onla telefonla da konuşuyoruz ona söylediğim gibi mücadele etmek zorunda. Koçun fikrini değiştirmek için ne gerekiyorsa yapması gerek, olay Barış'ta bitiyor. Olmuyorsa da Barış elinden geleni yapmanın huzurunu yaşar, profesyonellik böyle bir şey. Bremer da iyi bir oyuncu, bu konuda koçlar ikiye bölünebilir. Şu anda Barış bence de iyi oynuyor fakat Bremer da yabana atılmayacak biri. Barış'ın kendini kabul ettirip, başarılı olacağını düşünüyorum.


Barış'ın gidişiyle Şafak Banvit'te de süreler bulmaya başladı. Şafak'ın kariyerindeki gelişimi nasıl olacak?  Banvit ondan neler bekliyor?

Şafak'tan çok memnunum. Şöyle şanslıyız Şafak konusunda, draft olmadı. Olsa çok mutlu olurduk fakat draft olmaması üzerindeki baskıyı da azalttı. Şafak'ın fiziksel olarak eksikleri vardı bu sezon onları da atlattı. Güçlendi, savunmasını daha iyi hale getirdi. Basketbola daha konsantre geldi. Çok iyi bir ailenin çocuğu. Şafak'ın ailesi basketbolun hiç içine girmiyor, sadece bir kez annesini görmüşümdür. Benim de iki çocuğum var onlarla ilgili de konuşuyorum. Herkesin çocuğuyla ilgili kaygıları var, eşim de basketbolcu ben de basketbolcuyum. Eşimin anne olarak kaygılarını anlayabiliyorum. Ailenin dışardan olaya daha fazla müdahil olduğu zaman ya çocuğunuza antipatiyle bakılıyor ya da gereksiz bir kredi kazanılıyor. Şafak'ın kafasındaki bazı şeyleri daha iyi oturttuğunu düşünüyorum, ilerleyen dönemde Türk basketboluna da önemli hizmetler edecektir.


Genç oyuncular demişken baktığımızda genç oyuncu algısında da değişim başlandı. Eskiden 18-19 yaşlarında ciddi süreler alan isimler olurken şimdi bu 22-23'lere çıkmış durumda. Yabancı sayısının artması mı temel sebep yoksa gençlerin daha olmadan 'iyi oyuncu oldum' havasına girmesi mi?

Sadece gençler için değil Türk oyuncuların tamamı için süre bulmak çok zorlaştı. Üç tane sahada yabancınız oluyor, bir de Türk pasaportlu olduğunda dört. Dörtten altıya kadar giden yabancı sayıları oluyor neredeyse kadronun yarısı. Bu durumda gençlerin süre bulması hayalperestlik olur. Eczacıbaşı'nda 20 ve 21 yaşlarında şampiyon olurken ciddi süreler alıyordum ama o zamanlar Avrupa'da çok mücadele etmezdik. Macar takımlarıyla, İsveç takımlarıyla bir tur oynardık sonra ne olurdu hatırlamıyorum. Bu yüzden yabancı oyuncuya daha az ihtiyaç duyulurdu. Bunu sadece Türkiye'ye bağlamamak lazım. Oyuncu dünyanın her yerinde basketbolcu olmayı hedeflemelidir. Bugün bakıyorsunuz hiç olmadık bir yerden Litvanyalı oyuncu çıkıyor, hayat. Zamanında TAU'da, Real Madrid'de oynayan oyuncularımız oldu ama ara takımlarda oynayan oyuncu sayımız çok az.


Daha çok Avrupa'nın üst liglerinden biri olarak görüyoruz sene başında yapılan transferlerle. Sizce bu bir yanılgı mı? Sizin için içinde bulunduğumuz ligin konumu nedir Avrupa'da?

Ben sözde bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum. Neden değerlendiriliyor dersek bütçeyle değerlendiriliyor. Her sene Avrupa'nın en iyi liglerinden biriyiz klişesi var. Açıkçası o seviyeleri yakalayamadığımızı düşünüyorum. Bakıyorsunuz CSKA, Barcelona üst kupada, Khimki, Kazan, Bilbao'nun bu kupada yakaladığı istikrarı Türk takımları yakalayamıyor. Geçen sezon alt kupada Beşiktaş'ın bir başarısı var o kadar.

Bugün bakıyoruz İspanya liginde de çok ciddi bir mücadele var. Kafaya oynayabilecek 7-8 takım sayabiliyorsunuz. Biz de lig çok çabuk kopuyor. Hedefi olan Avrupa'da mücadele eden takımlarla alt taraftaki takımlar arasında ciddi bir fark var. Ligimizde oynanan basketbol kalitesinin dönem dönem iyi olsa da genel itibariyle iyi olmadığını düşünüyorum. Eğer basketbolumuzda o bütçelerin karşılığında kalitede basketbol oynansaydı Beşiktaş'ın şampiyon olmaması gerekirdi. Beşiktaş çok büyük bir iş yaptı ama üst taraftakilerin çok kötü olmasından dolayı şampiyon oldu. İyi lig dendiği zaman üstteki takımların çok iyi olması gerektiğini düşünüyorum.


Suni bütçe artışıyla birlikte yayıncı kuruluşun da belli bir ilgisi oldu fakat bu daha çok belli bütçelerin yayıncılığına giriyor biraz. Son olarak o haftanın en iyi maçı olan Pınar Karşıyaka-Banvit maçının yayınlanmamasını örnek verebiliriz...

Bu ülkede bu mantık hiç değişmiyor. Onların bu argümanı var biz bu işten para kazanıyoruz bu yüzden para değeri olan şeyi yayınlamak isteriz' şeklinde. Karşıyaka-Banvit maçının izlenebilirliği düşük olduğu için de tercih edilmiyor. Ülkedeki spor mantığının değişmesi lazım. Onun değişmesi için de o konumdaki insanların çok daha farklı bir bakış açısının olması lazım. Bu işe verdiğin paranın karşılığını almak olarak baktığın zaman bunun sonucunda alınan kararlar böyle oluyor. Düşünün futbolda da işler böyle olmuş durumda. Alex Ferguson'un açıklaması vardı artık ligi yayıncı kuruluşlar yönetiyor diye. Sadece spor değil her şey bu noktaya gelmiş durumda. Sistem kendi kendini bu hale getirmiş durumda. Oyuncular, antrenörler, kulübün içindekiler daha fazla para kazanmak istiyor, o sistem üzerinde yayıncı kuruluş federasyonun da üzerinde bir noktaya gelmiş oluyor. Bizim oyunculuk zamanımızda bu iş amatörken ya da bu kadar profesyonel değilken bu işin misyon tarafını da yüklenen insanlar vardı. O zaman daha farklı bir atmosferi vardı bu işin. Bundan sonra da sistemin değişmesini beklememek lazım.

Banvit'in maçı iddaa'da yayınlanıyor. Ben hayatımda hiç oynamadım, binlerce insan oynuyor. Bugün merkeze yemek yemeğe gittiğimde hocam maç ne olur diye soruyorlar. Sakın oynamayın bizim takıma diyorum çünkü biz öyle bir takım değiliz. Ben hiçbir zaman handikap nedir nasıl verilir bilen bir insan değilim. Biz rakibi 20-30 farkla yenelim hesabında biri değiliz. Gençlere de süre vermek isteriz, diğer maça nasıl daha diri kalırız onu hesaplarız. 1 sayı handikaptan giden maçlardan sonra kulübe gelen mailleri görün. İnsanların o konuda utanmaz şekilde tavırları var. 50 lirama kan doğradınız Allah da sizi şöyle bildiği gibi yapsın diyen binlerce insan var. Spora artık böyle bakan çok sayıda insan var maalesef.

Karşıyaka maçımız bütün maç genelinde kimin kazanacağı sonuna kadar belli olmadan bir mücadele içinde geçen bir maçtı. Şut kaçmıştır, turnike kaçmıştır fakat ortadaki mücadele izlenmeye değerdir. Kazanmak için kora kor yapılan mücadele güzeldir, böyle bir maç oldu. Bir hafta boyunca insanlara bu maçın yayınını verin verin desek de artık onların bileceği iş. Onların verdiği katkıyı da azımsamamak lazım çok önemli bir kaynak ama bu iş böyle devam ettiği sürece ticarete dönüşmeye ilerliyor.


Eurobasket kuraları çekildi. Tanjevic döneminin genelinde eleştirilse de TBF'nin sabrı ve Tanjevic'in de yanlışlarından dönmesiyle(Kerem Tunçeri ve Ömer Onan'ı yeniden kadroya dahil etmesi) dünya ikinciliği geldi. Sonrasında siz göreve geldiniz, bizce gerekli sabır gösterilmeden yaşanan süreçle Tanjevic tekrar geldi. Şimdi takımda belirsizlik hakim. Bu belirsizlik bizim işimizi iyice zorlaştıracak mı?

Oradaki insanlar da milli takım antrenörlerle ilgili çalışma yapıyorlardır. Kaygılı olunacak bir durum olduğunu düşünmüyorum. Tanjevic gibi bir antrenörün gelmesiyle, oyuncuların gelişimiyle Türk milli takımı çok önemli bir yere sahip. Federasyonun döneminde alınan başarılarla beraber bana göre oraya kaliteli bir antrenörün gelmesi de kolaylaşacak. Avrupa Şampiyonası'nda yapılacaklar turnuvadan sonra değerlendirilecek şeyler bence.


Oyuncularını nasıl görüyorsunuz? Onlarla ilgili ilk aklınıza neler geliyor?

Belli yaşın üstündekileri kardeşim gibi görüyorum, diğerlerini de çocuğum gibi görüyorum. Takımımızın en önemli özelliği düzgün karakterlerden kurulu olması. Onlarla beraber çalışmaktan mutluluk duyuyor.

Basketbolcu olarak ilk aklıma gelen özellikleri ise Sammy Mejia'yı arabayı son vitese takmış yolda slalom yapan biri olarak görüyorum. Chuck Davis diyince aklıma ilk savunma geliyor, savunma bakanımız kendisi. Stimac diyince aklıma ribaund geliyor. Keith Simmons çok fedakar birisi. Kenan ise tam bir asker. Kalin Lucas'ı diğer gençler gibi görüyorum ama ikinci yılı olmasına rağmen winner bir karakter görüyorum. Serkan'ı takım arkadaşım gibi görüyorum. Erkan müthiş karakter, çok çalışkan.


Mejia geçtiğimiz sezonu kenarda geçirdi. Mejia'nın o paslanmayı bu kadar kısa sürede nasıl atabildi?

İyi basketbolcu yeteneklerini hiçbir zaman unutmaz. Böyle oyuncular iki maç bocalar sonrasında mutlaka toparlar. Oynamadığı zaman yeteneklerini kimse almadı ondan. Çok düzgün bir karakter, oyun içerisinde topa yön verirken kompleksleri de yoktu. En başında seçerken de Erman ağabeyden çok olumlu tepkiler aldık.


Banvit'in oyuncu seçimlerinde sadece saha içindeki tavırlara değil yaşam biçimi, aile hayatı gibi unsurlara da dikkat ediliyor anlaşılan...

Burası parti şehri değil. Yabancılar buraya geldiklerinde parti yapmaya gelemezler. Barış'la falan bazen konuşuyoruz da birkaç farklı takımdan basketbolcu toplanıp öğle yemek yiyorlar, keyif yapıyorlar ama burada gidilen yerler belli. Buradaki oyuncular genelde evde oturacağıma gidip biraz şut atarım der, bu da bizim için çok önemlidir. Belki de bu temel sebepten buraya gelen oyuncuların neredeyse tamamı gelişme kaydetti.


Antrenörlükte gelecek hedefleriniz var mı? Avrupa'da çalışmayı hiç düşünüyor musunuz?

Tabii Avrupa'da da çalışmak isterim ama benim için önemli olan sorumluluğumun olduğu, işimi yaparken alacağım kararlarda rahat olacağım yerlerde olmak. Çalışacağım yer bütçelerle de alakalı değil, buradaki her kararımda Banvit'in çok önemli bir desteği var. Bazen hata da yapsam çok rahat ve destek görerek aldım kararlarımı.

Antrenörün başarısı için hangi ligde olduğu önemli değil. Işık'la ikinci ligde de çalıştım. Oradaki başarınız NBA şampiyonluğuyla eşdeğer olmayabilir ama kişisel mutluluk açısından oldukça önemli.


Orhun Ene'ye bir kez daha teşekkür ediyoruz samimi açıklamaları için.

Buğra Bayazit&İbrahim Tilki

Henüz Yorum Yapılmamış