26 Kasım 2012 Pazartesi

Joey Dorsey'nin Gaziantep Formasıyla İlk Fotoğrafları





*İnternetsizlik kötü şey. Meraklısından gecikme için özür diliyorum.

13 Kasım 2012 Salı

Salsa'nın Gözünden TBL'de 5. Hafta

Erdemir: 62 - G.Saray Medical Park: 85
Kupa, lig, Avrupa.. Maç kaybetmeden yoluna devam ediyor G.Saray Medical Park. Beko Basketbol Ligi'nin en formda takımı durumundalar. Acaba Erdemir iç sahada F.Bahçe'den sonra G.Saray'ı da zorlayabilir mi diye düşünenleri daha ilk dakikalardan yanıltan sarı kırmızılılar, maça inanılmaz bir seri ile başlayıp daha ilk dakikalarda fişi çektiler. Hawkins, Dudley ve Ender'in G.Saray adına liderlik ettiği skor tabelasının en üst sırasında ise 21 sayıyla Erdemir'den Sean Marshall vardı. Tabii neye yaradı? Görüntüden başka hiçbir şeye. Erdemir, G.Antep'in ikramı ile aldığı o tek galibiyet olmasa şimdi 0/5 olacaktı. Şapkayı öne alıp düşünme, belki biraz daha çalışma, hataların üzerinde biraz daha durma vakti geldi onlar için. Hakan Demir olaya el koyacaktır. G.Saray ise zaten ritmini buldu gidiyor, bakalım nerede ve kime karşı duracaklar?

TED Kolejliler: 84 - Hacettepe Üniversitesi: 60
Evet iki takımın kadro kaliteleri arasında ciddi fark var ama ben kendi adıma Hacettepe'den bu kadar kolay bir teslim oluş beklemiyordum. TED Kolejliler'in Türk Telekom ile yaşanan sponsorluk krizi ve önümüzdeki günlerde yaşamaya başlayacağı olası ödeme sıkıntılarını takmadan bu maçı bu kadar net kazanmasının tek nedeni kadro kalitesi zaten. Güle oynaya kazandıkları bu maçla ligdeki galibiyet sayılarını 3'e çıkarttılar ki, komik biçimde kaybettikleri F.Bahçe Ülker maçı olmasa onlar da ligin tepelerinde bir yer bulmuşlardı bu hafta itibariyle.

Tofaş: 66 - Türk Telekom: 67
Beklentilerin çok aşağısında kalan takımların en başında Tofaş geliyor şüphesiz. İziç-Çakı değişikliği ile daha yukarılara çıkması beklenen organizasyon, geçiş sürecinde pek de olumlu sinyaller vermiyor şu an için. Bu maçı kaybetmiş olmalarının izahı kolay değil. Zira Türk Telekom da en az Tofaş kadar parke üzerindeki organizasyonda sıkıntıları olan, henüz rayına oturamamış bir takım. Türk Telekom adına kupon bir galibiyet oldu, çünkü dediğim gibi hem parke üstünde sıkıntıları var hem de deplasmanlarda çok da iyi oynayamıyorlar. Özellikle skor anlamında sıkıntılar yaşıyorlar. Gerçi bu maçta da sadece 67 sayı üretebildiler ama savunma ile maçı kazanmayı başardılar. Koray hoca ve öğrencilerine tebrikler. Tofaş ise geleceğe daha güvenle bakabilmek adına önemli olan özgüven maçında,  virajı doğru alamadı. 40-28 ribaund üstünlüğü kurmuşken, rakibin tam 9 serbest atış kaçırmışken bu maçı alamıyor olmaları doğru bir reaksiyon değil.

Olin Edirne: 83 - Antalya BŞB: 65
Aliağa deplasmanından çıkarılan galibiyet ve sonrasında Efes karşısında iyi direnç gösterilen bir iç saha maçı, Antalya BŞB'yi Olin deplasmanı öncesinde umutlandırmış olabilir ama Olin Edirne şaşırmadığım ve beklediğim bir reaksiyon gösterip, maçı rahat kazandı. 30 dakikada 30'a bağladılar neredeyse Antalya'yı. Aliağa'dan gelen Ratkovica, sezon başından beri değişmesi gerektiğini savunduğum Protic'i daha ilk maçında unutturmuş. Aliağa'daki günlerine nazaran da çok daha az eksi detayla oynamış. Skor üretmekle yükümlü olan isimlerin dışında Mehmet Yağmur ve Berkay Candan da skora net olarak katkı verince zaten hassas ve kırılgan bir kadro olan Antalya ekibi, kolay çözülmüş. Gökhan Taştimur'un bu Olin'i bu sene iç sahada etkili olmaya devam edecektir yine. Antalya BŞB ise zorlu bir 5 maçlık serinin ardından, haftaya kritik bir Erdemir maçı oynayacak iç sahada. Sonrasında TED (d) ve Mersin BŞB maçları ile de az çok renk vereceklerdir önümüzdeki haftalar adına.

Beşiktaş: 83 - Royal Halı G.Antep BŞB: 69
Hafta içi Rytas deplasmanından galibiyetle dönen moralli Beşiktaş, ligin yeni ekiplerinden G.Antep BŞB karşısında tabiri caizse 'Kazanacak kadar oynadı'. Öyle ki çok fazla sayıda top kaybı yaptılar ama karşılarında onları cezalandıracak bir G.Antep BŞB yoktu, bu da maçı hep kendi ellerinde tutma avantajı sağladı onlara. Beşiktaş adına Euroleague dönüşünde oynanan, konsantrasyonu zor ve seyircinin de pek rağbet göstermediği bu tip maçlar çok da kolay olmuyor performans anlamında. G.Antep BŞB ise şimdilik basketbol aklı olarak istedikleri/bekledikleri çizgide olamamalarından dolayı, doğru basketbolu yeteri kadar oynayamıyor. Bu maç öncesinde uzunları kullanmayı kafaya koydukları belliydi ve bu doğrultuda uzunlardan ciddi skor katkısı aldılar ama kısalardan beklenen performans gelmeyince, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Pınar Karşıyaka: 72 - F.Bahçe Ülker: 66
F.Bahçe Ülker 4 gün içinde 2 beklemediği yenilgi aldı ve taraftarlarını üzdü ama bunların olacağı az çok belliydi. İyi oynamayan F.Bahçe, Erdemir ve TED karşısında da maçları kazanmasına rağmen zihnen kaybetmişti aslında. Bo McCalebb'in yokluğunda bu kadar tıkanık bir ofansif performansı kimse beklemiyordu bu kadrodan ama durum bu ne yazık ki. Karşıyaka bu yıl bence iyi bir kadro kurdu ve yine bence çoğu kişinin burun kıvırdığı, benimse Efes günlerinden bu yana savunduğum Ufuk Sarıca yönetiminde güzel işler yapacaklar. Bu maçta elbette galibiyetin başrolünde çoğu Karşıyaka iç saha maçında olduğu gibi yine taraftar vardı ama kesinlikle yalnız değillerdi. Maçı her saniyesine kadar iliklerinde yaşayan bir bench, inanmış bir takım ve oynadığı oyundan keyif alan oyuncu topluluğu gözlerden kaçmasın. İlk çeyrekte ortaya konan müthiş oyun, ikinci çeyrekte ve üçüncü çeyreğin büyük çoğunluğunda F.Bahçe'nin uyku halini üzerinden atması ile biraz tıkandı belki ama son çeyrekte yeniden coşkun havalarını yakaladılar. Kazanmayı sonuna kadar hak ettiler ve kazandılar. Tebrikler Kaf-Kaf!! F.Bahçe Ülker'de ise kaptan Ömer Onan dışında zihnen sahada olan yoktu. Hatta koçun bile orada olduğunu söylemek zordu.

Banvit: 71 - Mersin BŞB: 60
Banvit geçen haftaki 110+ sayı üreterek bitirdiği TED Kolejliler maçının ardından, çok kısır bir maç oynadı ama hata yapmadı. 3. çeyrekteki 22-6'lık seri, onlara maçı getirirken, ligde de 4. galibiyetlerine ulaşmış oldular böylece. İlk hafta Efes karşısında kaybettikleri maçın ardından 4/4 oldular. Bu yıl şampiyonluk yolunda biraz gerideler kağıt üstünde ama yine puan cetvelinin 3-6 aralığında gezineceklerdir. Mersin BŞB için ise her hafta aynı şeyleri yazacağız herhalde. Gerçekten zor bir işin içindeler, koca bir ilk yarıyı komple deplasmanda oynamak kolay altından kalkılacak bir iş değil. İlk 5 hafta itibariyle bunun altından kalkabilmiş değiller onlar da zaten. Ancak mevcut kadro çok geniş olmasa da kaliteli isimlerden kurulu bir kadro. Zamanla daha iyi olmaları olası. Ama şimdilik çalışacak çok ev ödevleri var, bu da doğru.

Anadolu Efes: 83 - Aliağa Petkim: 67
Shumpert ve Orhan Hacıyeva'sız Aliağa, aslında beklenenden daha dirençli bir oyun ortaya koydu ve son 8 dakikaya kadar sadece 4 sayı geridelerdi. Ancak dar rotasyon onları biraz zorladı, son çeyrekte oyuna ağırlık koyan Anadolu Efes, İzmirli rakibine son çeyrekte sadece 7 sayı izni verip, sahadan farklı bir skorla galip ayrıldı. Anadolu Efes hafta içi Zalgiris karşısında kötü bir basketbol oynamıştı, bu maçta da çok iyi oynadıklarını söylemek zor. Toparlanmaları gerektiği açık. Aliağa cephesi ise kadroya yaptığı dokunuşlar, sakatların yavaş yavaş dönmesi ile bu haftaları sezon başında hazırlık maçları yapıyormuş gibi geçiriyor ister istemez. Zira takımı yeniden oluşturdular gibi oldu, kritik noktalarda tercih değişiklikleri oldu, takımın sezon başında kuruluş aşamasında en kritik piyonu olarak belirlenen Shumpert daha tek bir resmi maç bile oynamadı, o da yavaş yavaş dönüyor takıma artık. Zaman tanımamız gereken takımlardan biri Aliağa. Beklemek ve reaksiyonlarının ne olacağını görmek lazım. Ama iki haftadır, fena oynamıyorlar, daha tam hazır olmadıkları ve tam kadro da olamadıkları halde.

4 Kasım 2012 Pazar

Eurocup'taki Rakipler (Galatasaray MP)

Euroleague kadrosuyla Eurocup'ta mücadele edecek birkaç takımdan biri de Galatasaray. Yine de kura çekimi biraz şanssız geçmiş gözüküyor. Nitekim hakikaten 'baba grup' olarak sayılabilecek üç gruptan birindeler. Diğerleri de Banvit'in olduğu A grubu ve G grubu. Fakat kupayı hedefleyen bir takım için negatif bir ifade içermemeli bu.

Lokomotiv Kuban Krasnodar
Takımın başına, geçen sene Unics Kazan'la ufak bir sürpriz yapıp F8 gören Evgeny Pashutin getirilmişti daha sezon sonunda. Hatta ben bu yatırımla onları EL wild card'ı için güçlü adaylardan biri olarak düşünsem de Eurocup'a kaldılar bu sezon da.

Yağı bol bulan Arap'la, gazı bol bulan Rus'u hep kafamda bağdaştırmışımdır. Lokomotiv Kuban da bol yatırımlı, yatırımı genelde kısaya yapan, 3-5 ana parça hariç kimin ne oynadığı belli olmayan ilginç bir Sovyet yöresi ekibi.

İlk porfesyonel yılını ülkemizde Mersin'le geçiren Jimmy Baron, her dakika üzerinde baskı kurulması gereken bir oyuncu. Çok tatlı bir şut stili var, yani rakibiniz olduğu zamanlar hariç. Çok klişe ama biraz ısındı mı Rusya'nın tüm gaz rezervini emiverir, 'ööeehh' seslerine boğulur ortalık. Keza yine tanıdık bir isim, Simas Jasaitis de Kuban'da. VTB Ligi'inde 4 oynadığı dakikalar mevcut, savunmada çok bocalar ama hücumdaki undersize oyunu sıkıntı yaratabilir.

Oyunu kontrol eden iki guard var ellerinde; Nick Calathes ve Mantas Kalneitis. VTB Ligi'inde Calathes takımın en skoreri, Kalneitis'le beraber genelde hücumu domine ediyorlar. Galatasaray'ın yavaş yavaş ölümcül hale getirdiği yarı sahada yoğun baskının büyük kurbanlarına bu ikili de dahil olabilir, şimdiden uyandırayım.

Boyalı alanda takımın neredeyse her şeyi Aleks Maric, Boni N'Dong'un savunması karşısında ne yapacak merakla bekliyorum. Yine bir diğer sağlam uzunları Ali Traore son 3 VTB maçında forma giymedi (gerçi bir sakatlık gözüküyor ama net bilgi geçilmemiş). Alçak post'ta sıkıntı yaratabilecek kalıplı bir arkadaş. Son Nizhny maçında Maxim Sheleketo da hayat belirtisi göstermiş, 4 numarada yabana atılmasın. Yaşlı 'comrade' Alexey Savrasenko ise bitmiş, okeye dönüyor resmen.

Tamamen oturmuş bir takım değil Kuban. Hala kimlik arayışındalar. Performansların çoğu bireysel çabalar, hele ki kazanılan bir önceki Nizhny maçında sadece 4 asist yaptılar. Anahtar mesele, Galatasaray'ın baskılı savunması. Oradaki maçı bilemem de, İpekçi'deki 20 olursa şaşırmam açıkçası.

BC Donetsk
Yine para basan, güzide Ukrayna takımlarından Donetsk. VTB Lig'deki 2 galibiyetleri vasıfsız Kalev ve sistemi oturmamış Azovmash'a karşı. O maçta da Raduljica faul problemine girmese işleri yine zor. Kaybettikleri iki maç ise Kazan ve Khimki, ikisi de çift hanelerde. Güzel bir detay oldu.

Euroleague'de geçen iki güzel sezonun ardından, Doron Perkins biraz gözden uzak kalacak. Nitekim takıma çok da adapte olamamış gözüküyor. Onun yerine direksiyonda çılgın skorer Ramel Curry ve Vojdan Stojanovski var. Buna rağmen top, mümkün olduğunca dolaşıyor. Maç genelinde çift hanelerde görülen asistler genelde tüm oyunculara dağılmış oluyor.

Uzunlarda daha şanslılar. Yazın Avrupa'nın bir kısmına güzel bir şekilde çalım atarak kadroya kattıkları D'or Fischer her eve lazım bir uzun. Çemberi iyi koruyan, atlet, biraz da ince. N'Dong'la eşleşmesi ilginç olacaktır. Buralarda hor görülen Darius Songaila'nın Ukrayna'da yeniden doğduğunu söylemek yanlış olmaz. VTB Ligi'nde 17.3 sayı - 6.7 ribo ortalaması var. Memoli biraderlerden Kaloyan Ivanov ve Ivan Radenovic uzun rotasyonunu tamamlıyor. Akmaz kokmaz, abartısız katkı veren isimler.

Trefl Sopot
Geçen sezon Polonya Ligi final serisinde Prokom'a 4-3 kaybeden Trefl (ki benim kadar işsiz bir bölüm okuyup, ders çalışmaya da gönlü olmayan biri için final zamanında ilaç gibi gelmişti), bu sezona da çok iyi girdi. Lig'de 5'te 4'ler şu anda ve tek mağlubiyetleri deplasmanda, iki sayıyla, lig lideri Koszalin'e. Takımın başında ise eskilerden tanıdık bir isim, Zan Tabak var.

Hücumlarının hatrı sayılır bir kısmı, yay gerisinden sonlanıyor Polonya ekibinde. Kadro baştan aşağı dış şutu olan oyunculardan kurulu. Kalıplı uzunundan, sıska guard'ına kadar. Düzenli süre alanlardan bir tek Marcin Stefanski'nin o taraklarda bezi yok. İlk 3 maç, %30'larda dolansalar da son iki maç %45 ve %52'yi görmüşler ki birinde 26 diğerinde 27 üçlük denenmiş, az bir miktar değil yani.

Çelimsiz guard Frank Turner, işin organizasyon kısmında daha çok. Ama hem skoru, hem de asisti aynı anda idare edebiliyor diyeyim. Przemyslaw Zamojski, uzun yıllar Prokom için ter döktükten sonra bu yıl Trefl'da. Kadronun skor ayaklarından biri fakat kenardan gelip gelmeyeceğine henüz karar verememiş Zan Tabak.

Geçen seneki gidişatın baş mimarı Filip Dylewicz, bu sene de bayrak adam Trefl'da. Güvenilir dış şutu olan, mobil ve iyi de ribaund'cu. Benim en çok sorun yaratmasını beklediğim oyuncu açıkçası. Keza Trefl'ın koca bebeği Sime Spralja da fiziğiyle boyalı alanda zorluk çıkarabilir. Fakat bundan önemli olan dış şutu olması.

Son olarak bir toparlayalım; 'gününde bir Galatasaray'ın 6'da 6'yla gruptan çıkması olasılıklar arasında fena bir yere sahip değil. Savunma direnci düşmediği sürece korkulacak bir şey yok.

3 Kasım 2012 Cumartesi

Tofaş - Karşıyaka Maçının Son Anları ve Heytvelt'in Üçlüğü


Bugün Bursa'da oynanan Tofaş - Pınar Karşıyaka karşılaşması eşine pek sık rastlanmayacak bir sona sahne oldu. Uzatmaya giden maçı uzatmaların son saniyesinde Tofaş'a getiren basket sadece TBL'de değil, diğer liglerde fazla karşılaşmadığımız türden. Josh Heytvelt'in iki el üzerinden, geri çekilerek attığı şutun önce potada sekerek Ufuk Sarıca'ya yumruğu kaldırtması da gerçekten ilginç bir görüntü çıkarmış ortaya. 

Hido'nun Eli Kırıldı

Basketbol tanrıları Orlando Magic'i sevmiyor, aklıma sadece bu sözler geliyor. Sezona Denver Nuggets galibiyeti ile başlayan Orlando Magic, Hidayet Türkoğlu'nun sakatlığı ile yeni bir şok daha yaşıyor. Iguodala ile girdiği ikili mücadelede sol eline darbe alan ve kenara gelen Hido'nun elinin kırıldığı anlaşıldı.

Hido'nun 1.5-2 ay parkelerden uzak kalması bekleniyor.

Orlando Magic, Yaz döneminde Dwight Howard'ı takas ile göndermiş, takımın diğer önemli parçaları Jason Richardson, Ryan Anderson ile ise yeni sözleşme imzalamamıştı.

Emir Alkaş'ın Kardeşi Alp'i Kaybettik, Başımız Sağolsun

Hayat denen meret garip. Ve bir o kadar da boş. Her ölüm acı ama zamansız olanı en acı. Anadolu Efes yardımcı antrenörü, güzel adam Emir Alkaş'ın, kendi kadar güzel insan olan kardeşi Alp Alkaş'ı kaybettik. Gencecik yaşında veda etti bu fani dünyaya. Daha dün akşam İBB-G.Saray maçını izlerken tweet bırakıyordu sanal ortama. Meğer son mesajıymış, farkedememişiz. Başımız sağolsun, mekanı cennet olsun.

Beşiktaş: 58 - CSKA Moskova: 85 (Dış Atışlar Sonucu Belirledi)


Euroleague'in dördüncü haftasında Beşiktaş, CSKA Moskova'yı Abdi İpekçi Spor Salonu'nda ağırladı. CSKA Moskova maç boyu müthiş bir yüzdeyle dış şut atıp bir de Nenad Krstic'in 18 sayısı eklenince mağlubiyet kaçınılmaz oldu: 58-85

Maça Gasper Vidmar'ın hücumda 4sayı-2 asist, savunmada da her yere yardıma koşmasıyla oldukça etkili girerken, Rus temsilcisini maçın içine sokan+öne geçiren isim kenardan gelen Nenad Krstic oldu. Vidmar'ın yardımlara gitmesiyle boş kaldıkça fırsatları değerlendiren Sırp pivot bolca da çizgiye gelerek takımının skor yükünü çekti. İkinci çeyrekte ise Randal Falker'ın takım arkadaşlarını beslediği pozisyonlar ve Dasiç’in basketleriyle skor dengelendi. Sonraki bölümde ise Weems’in üç sayılık isabetlerinin farkı arttırmasıyla devreye 32-44 CSKA Moskova üstünlüğüyle girildi.

15 dakikanın ardından farkın azalmasını umarken Teodosic'in üçlüğü ve hızlı CSKA basketleriyle fark bir anda 20'ye dayandı. Savunma anlamında takım böyle çökerken hücumda bu çökmenin sebebi geçtiğimiz yıl Fenerbahçe Ülker cephesini canından bezdiren Curtis Jerrells'tı. Erman Kunter Jerrells-Tutku değişikliğini yapsa da o bölümden sonra nafileydi her şey. Beşiktaş sadece 9 sayı üretebilmişti bu çeyrekte. Son çeyrek fark açılsa da tribünlerdeki müthiş coşkuyu hiçbir şey durduramadı. Taraftarın çabasına karşılık Muratcan Güler'in bu çeyrekteki top çalmalarıyla bulduğu basketler takımı ayakta tutabildi sadece. 

Karşılaşmadaki fark bu kadar çok olunca hemen Beşiktaş'ı kötülemesi kolay yöntem. Salondan gözlemlenen bu kadar fark olmadığıydı. Peki bu fark nasıl oluştu sorusunun cevabı o kadar açık ki. CSKA Moskova'nın 9/15 üçlük yüzdesi bulduğu karşılaşmada siyah beyazlılar onlardan bir tane daha fazla üçlük deneyip sadece bir isabet bulabildi. Dış atışların bu kadar farklı yüzdeli atıldığı bu karşılaşmada bu fark kaçınılmaz oluyor maalesef. 

Her şeye rağmen basketbolda tribün kültürünü çok iyi yerleştirmişti Beşiktaş taraftarı. Maça gelip atmosferi gördükten sonra basketbol taraftarlığı nasıl yapıldığını net bir şekilde gösterdi siyah beyazlı taraftarlar. Oyuncusu serbest atış kullanırken dar ağacındaki son sözlerinden bahsetmedip oyuncularının moralini bozmadılar. Teknik direktörüyle arası kötü futbolcusuna tezahürat da yapmadılar. Kısaca "basketbol taraftarlığı" dersi verdiler demek yanlış olmaz.

BEŞİKTAŞ (58): Muratcan Güler 12 (2 ribaund- 1 asist), Tutku Açık 5 (2 ribaund- 1 asist), Gasper Vidmar 8 (7 ribaund- 2 asist), Randal Falker 3 (4 ribuand- 2 asist), Serhat Çetin 4 (2 asist), Damir Markota 8 (5 ribaund- 1 asist), Patrick Christopher 2 (2 ribaund), Vladimri Dasic 6 (2 ribaund-1 asist), Cevher Özer 2 2 ribaund), Curtis Jerrells 8 (1 ribaund- 2 asist) 

CSKA MOSKOVA (85): Milos Teodosic 8 (1 ribaund- 6 asist), Vladimir Micov 7 (1 ribaund- 1 asist), Aaron Jackson 4 (4 asist), Dmitry Solokov 1, Nenad Krstic 18 (4 ribaund- 1 asist), Sonny Weems 18 (6 ribaund- 2 asist), Andrey Vorontsevich 14 (9 ribaund), Sasha Kaun 6 (6 ribaund- 1 asist), Viktor Khryapa 7 (5 ribaund- 4 asist), Anton Ponkrashov 2 (3 ribaund- 6 asist)

(Video) Bjelica 5 Faulle Maça Devam Etmiş

Dün Anadolu Efes'in Caja Laboral deplasmanında gerçekleştirdiği efsanevi geri dönüş ve aldığı muazzam galibiyetin ardından bugün o maça dair, çoğu kişinin gözünden kaçan ama asıl hakemlerin gözünden kaçan bir detay ortaya çıktı.

Caja Laboral takımından Nemanja Bjelica, maçta 5 faul yapmasına rağmen, hakemlerin son faulü o sırada benchte oturmakta olan Oleson'a yazınca, o şekilde maça devam etmiş. Şuradan izleyebileceğiniz videoda, Bjelica'nın yaptığı fauller var. İlginç detay. Yakalayanların eline, gözüne sağlık.

Caja Laboral: 64 - Anadolu Efes: 76 (Everything is Defense!!)

Başlıktaki söz bana ait değil, son çeyrekte maçın 18 sayıdan dönüp de artık Efes üstünlüğünü gösterdiği anlardan birinde alınan bir mola esnasında NTVSpor reklama girerken ağzından çıkan ilk cümlesi bu olan Oktay Mahmuti'nin sözü bu. Herşeyi, tüm geceyi, bu efsanevi galibiyeti özetlemek için bundan daha güzel bir söz olamaz zaten.

Oktay Mahmuti'nin işi zor. Zira geçen sene bonservislerine milyonlar saçılarak ve ikişer yıllık kontratlarla kafalanarak getirilen birçok isimle yollarını ayıramadı koç. Kendi sistemine uyacak adamları transfer etti ama asıl zor iş, sistemine uyan ve uymayan bu adamlardan bir helva yapabilmek. Efes'in bunu şu ana kadar çok da layıkıyla başarabildiğini söylemek zor. İki sükseli Euroleague galibiyetinin ardından, G.Saray karşısında duvara toslamış görüntüde olmak ve çok kolay teslim olmak onlara yakışmamıştı pek. Caja Laboral deplasmanında da acaba hangi Efes'i izleyeceğim konusunda kendime sorular soruyordum. Sağolsun Efes, hem o yüzünü hem bu yüzünü gösterdi aynı maç içinde. Ve efsanevi bir geri dönüşle Euroleague tarihinin en unutulmaz maçlarından birine imza attı, Vitoria'dan bu sezonun 3. Euroleague galibiyetini alarak döndü.

Maça kötü başlayan Efes, Jordan Farmar ile direnmeye çalıştığı Caja Laboral karşısında ikinci çeyrekle birlikte havlu atma noktasına kadar da geldi. Soyunma odasına 18 sayı farkla geride giden Efes'te, ilk 20 dakika adına söylenebilecek şeyler; 'Şapşal bir defans', 'Ne yaptığını bilmeyen bir oyuncu topluluğu', 'Bolca top kaybı' ve 'Sıfır umut' idi. Belki ekranları başındaki birçok basketbolsever de devre arasında maçı kapatıp yatağına gitmiştir. Ama ikinci yarı ile birlikte öyle bir Efes izledik ki, sanki aradan 15 dakika değil de 15 sene geçmişti, o derece değişmişti takım. İlk yarıda alan savunması ile, adam adama savunma ile, onun ile, bunun ile, her türlü şekilde sayı imkanı tanıdığı Caja Laboral'e potayı dahi göstermeyen Efes, ilk yarıda ne attıysa sokan Caja Laboral'li oyuncuların ikinci yarıda sokamıyor oluşlarına rağmen atmaya devam etme hatasını ve bolca hücum faul yapmalarını da değerlendirip adım adım farkı eritti. Gordon ve Shipp ile 2-3 numaralardaki savunma kelepçelerini bir daha açılmamak üzere kilitleyen Oktay Mahmuti, Semih Erden'in üçüncü çeyrekte verdiği katkının benzerini, daha birkaç hafta önce kapıyı gösterdiği ama Barac sakatlanınca mecburen 'Gel' demek zorunda kaldığı Batista'dan da alınca ve aynı dakikalarda Jordan Farmar da dümene iyice kurulup, iki tecrübeli Kerem de duruma ayak uydurunca 'Kal gelen' Caja Laboral'li oyunculara ve koç Ivanovic'e unutamayacakları bir ders verdi.

İlk yarısı 48-30 biten maçın ikinci yarısının skoru tam tamına 46-16. Şaka desen değil, hayal desen değil. Bildiğin gerçek! Vitoria'da gerçekleşmesi zor bir gerçek.. Ama gerçekleşen de bir gerçek.. Uzun zaman sonra bir Efes maçında, 90'lı yıllardaki o Milli Takım hissini yeniden yaşatan (en azından bana) bir maç oldu. Devrede televizyonlarını kapatmayanlar, önemli bir tarihe de tanıklık etmiş oldular istemeden. İlginç maç oldu, çok ilginç. Caja Laboral'li oyuncuların ısrarla girmeyen üçlüklere bel bağlaması ve attıkça kaçırması, kaçırdıkça ellerinin titremesi kolay kolay unutulacak bir şey değildi. İyi ki de oldu, çok da güzel oldu!

Eline sağlık Anadolu Efes ya da bu gece hissettirdikleri ile Efes Pilsen!

Tarih yazasımız gelmiş, biz ne yapalım!!!

CAJA LABORAL (64): Andres Nocioni 11 (4 ribaund), Milko Bjelica 2, Carlos Cabezas 12 (2 ribaund- 2 asist), Fernando San Emeterio 2 (1 ribaund), Tibor Pleiss 5 (3 ribaund), Thomas Heurtel 2 (3 ribaund- 5 asist), Brad Oleson 10 (3 ribaund- 1 asist), Maciej Lampe 5 (3 ribaund), Nemanja Bjelica 8 (12 ribaund- 2 asist), Fabien Causeur 7 (1 ribaund) 

ANADOLU EFES (76): Jordan Farmar 18 (6 ribaund- 3 asist), Sasha Vujacic 7 (2 ribaund- 1 asist), Semih Erden 9 (4 ribaund), Kerem Tunçeri 2 (5 asist), Joshua Shipp 6 (2 ribaund), Kerem Gönlüm 10 (1 ribaund), Esteban Batista 9 (2 ribaund), Dusko Savanovic 7 (5 ribaund- 2 asist), Jamon Gordon 6 (1 ribaund- 4 asist), Sinan Güler 2 (1 asist) 

1.PERİYOT: 19-15 2.PERİYOT: 29-15 3.PERİYOT: 7-22 4.PERİYOT: 9-24

F.Bahçe Ülker: 73 - Panathinaikos: 64 (Fark da Erimeseydi İyiydi)

Geçen hafta iç sahada kaybedilen Real Madrid maçının ardından, bugün tarihindeki ilk Panathinaikos galibiyetini alabilmek ve grupta masaya yumruğunu güçlü bir şekilde vurabilmek için yine Ülker Sports Arena sahnesindeydi F.Bahçe Ülker. Malum sebeplerle zayıflayan ama ismi de, geleneği de, göreneği de aynı kalan ve adının olduğu yerde her daim iddia olan Panathinaikos karşısında ilk yarıda çok da iyi basketbol oynamamasına rağmen, kenardan gelen İlkan Karaman ve Bojan Bogdanovic'in verdikleri güzel enerji ve sağlam skor katkısı ile yağmur gibi yağan üçlükler eşliğinde farkı ilk yarıda 15 sayıya kadar çıkarttı sarı lacivertliler. Durağan ve karşılıklı hatalar/kaçan şutlar ile eritilen 3. çeyrekte, eğer biraz akıllı oynayabilse farkı 30 sayıya kadar çıkartabilecekti F.Bahçe ama dış şutlarla açılan farkı, yine dış şutlarla daha da büyütmek isteyince evdeki hesap çarşıya uymadı. Son çeyrekte uyanıp biraz kıpırdanan Panathinaikos, maça hiçbir zaman kazanabilecek kadar ortak olamadı belki ama Ukic'in son saniye üçlüğü ile bu kötü geceyi sadece 9 sayılık bir farkla mağlup kapadı. F.Bahçe Ülker adına elbette kazanmak çok önemliydi ama maçın içindeki dengeler ve gelişmeleri düşününce insan üzülmüyor da değil şu skora.

Pianigiani'nin F.Bahçe Ülker'i Euroleague'de 3'ü iç sahada olmak üzere oynadığı 4 maçta 3 galibiyet oldu ve hedefe doğru yürüyüşte rotasında kaldı. Amma velakin henüz iyi basketbol oynayamıyor takım. Özellikle hücum aksiyonlarında ve ribaundlarda (ki bu iki detayda kötü olduklarını Pianigiani de her fırsatta bellirtiyor) ciddi anlamda sıkıntılar var. Bugün yine ribaundlarda ezilen (26-44) ve hücumda düzene bağlı değil de bireyselliğe bel bağlar vaziyette takılan bir F.Bahçe Ülker vardı. Henüz yeni kurulan bir takım olarak biraz daha zamana ihtiyacı var elbette takımın.

Bugün İlkan'ın verdiği enerji çok olumluydu. Hem savunma katkısı hem de hücumda içeriden dışarıdan üretken oluşu takıma önemli bir destek sağladı. Ribaund anlamında en çok savaşan/uğraşan adam İlkan zaten. Bugün 20 dakika oynadı ama takım olarak alınan 26 ribaundun 7'sinde onun imzası var. Ondan gelecek katkı çok önemli F.Bahçe adına. Bojan şut atabileceği pozisyonları bulduğunda ne denli tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini çok kere yaşattı bize. Bugün de böyle bir gündü. Bana göre günün zayıf halkalarından biri ise (her ne kadar Murat Kosova ve İbrahim Kutluay öve öve bitiremese de) Bremer'dı. Bo'nun hazır olmadığı ve az süre aldığı bir maçta Bremer'ın ilk tercihi oynamaya çalışmak yerine oynatmaya çalışmak olmalıydı bence. Ve o bu dengeyi kuramayıp, bir de oynamayı da beceremezken Barış Ermiş'in yine kenarda unutulup tek saniye süre alamaması da gecenin -bana göre- yanlışı idi. Sonuçta Barış Ermiş öyle ya da böyle ligde senin ihtiyaç duyduğun/duyacağın bir isim ve bu tip maçlarda da sahaya atılmayı hak ediyor, hele ki Bremer böyle oynarken.

Son söz de Diamantidis reise adansın. Bu takımda, bu kadar kötü bir günde bile ışıl ışıl parlamayı becerebilen, fazlasıyla özel bir adam kesinlikle. Bugünkü hareketlerini toplayıp kolaj yapsan, yine bizim ülke sınırlarındaki basketbol okullarında ders niyetine okutursun. Umuyorum ki 'Oldum' demeleriyle ünlü genç Türk basketbolcuları, gezmeye tozmaya ara verip, Twitter'ı ellerinden bırakıp, biraz vakit ayırıp evde onu izliyorlardır. Sanmıyorum ama.

FENERBAHÇE ÜLKER (73): Bo McCalebb 13 (1 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 4 (1 ribaund- 1 asist), Romain Sato 7 (1 ribaund), J.R. Bremer 8 (3 ribaund- 3 asist), David Andersen 2 (4 ribaund), Oğuz Savaş 3 (2 ribaund- 1 asist), Mike Batiste 6 (2 ribaund), İlkan Karaman 12 (7 ribaund- 1 asist), Bojan Bogdanovic 13, Emir Preldzic 5 (2 ribaund- 1 asist) 

PANATHINAIKOS (64): Michael Bramos (2 ribaund), Andy Panko 9 (5 ribaund- 2 asist), Jonas Maciulis 14 (10 ribaund- 1 asist), Hilton Armstrong 2, Roko Ukic 11 (3 ribaund- 1 asist), Stephane Lasme 7 (8 ribaund- 1 asist), Kostas Trasrtsaris 2 (3 ribaund), Dimitris Diamantidis 12 (2 ribaund- 2 asist), Derwin Kitchen (1 ribaund), Vasilis Xanthopoulos (1 asist), Charis Giannopoulos, Sofoklis Schortsanitis 7 (7 ribaund- 4 asist) 

1.PERİYOT: 19-17 2.PERİYOT: 23-12 3.PERİYOT: 16-12 4.PERİYOT: 15-23

1 Kasım 2012 Perşembe

Bir Zamanlar İzzet Türkyılmaz da Kısaydı

Fotoğraf Banvit'in genç yeteneği İzzet Türkyılmaz'ın kendi Twitter hesabından. Büyük hali için resmin üzerine tıklayabilirsiniz.

Salsa'nın Gözünden TB2L'de 4. Hafta

TB2L'de 4. hafta maçları hafta arası (Salı/Çarşamba) oynanan maçlarla geride kaldı. Ligin namağlup 4 takımından ikisi (Vestel ve Best Balıkesir) bu ünvanlarına bu hafta veda ettiler. Yeşilgiresun ve Final Gençlik ise bu hafta ilk kez 2 puanı bir arada gören takımlar oldular.

Bandırma Kırmızı: 86 - Vestel: 74
Sakatlığı bulunan Yiğitcan'dan yoksun ama Banvit'ten çifte lisansla getirilen Şafak Edge ve Dusan Cantekin'le takviyeli kadrosuyla Bandırma Kırmızı, ilk 3 haftayı kayıpsız geçen Vestel'i devirip ligdeki 2. galibiyetine uzandı. Toplamda 49 sayı üreten Brown Sykes ikilisine Şafak Edge'den kritik bir destek geldi. 30 dakika sahada kalan genç guard, 19 sayı- 7 ribaund- 4 asist ile oynayıp çifte lisansının hakkını verdi. Vestel maçın ortalarında açılan farkı bir daha toparlayamayarak ligdeki ilk yenilgisi ile tanıştı. İki takımın sezon öncesinde Bursa'da Federasyon Kupası'nda oynadıkları maçı kazanan taraf da Bandırma ekibi olmuştu. Vestel adına kısa süre içerisinde Bandırma Kırmızı karşısında alınan iki yenilgi, üzerinde çalışılması gereken bir ev ödevi oldu böylece.

İzmir BŞB: 56 - Gelişim Koleji: 88
Geçen sezon güzel bir masalın kahramanı olup, kimsenin kendilerine şans tanımadığı ortamda TB2L vizesini cebine koyan İzmir BŞB, yenisi olduğu bu ligde kötü sonuçlar almaya devam ediyor. Ligin yabancısız tek takımı konumundaki İzmir BŞB'de kısıtlı kadro istenenleri yapamazken, takım içinde de işlerin çok iyi gitmediği bir gerçek. Gelişim Koleji maçı sonrasında takımın istatistik anlamında en iyilerinden biri olan Oğulcan Sevim ve Barbaros Bozkurt kadro dışı bırakıldılar. Bu hamle İzmir ekibinin sıkıntılarını çözecek hamle mi? Bence değil. Gidişat, yabancı oyuncu almayacağız diyen kulübün yabancı oyuncu/oyuncular almasına kadar gidecek ama sanki iş işten biraz geçmiş mi olacak ne? Gelişim ise yıllardır bu ligin belli bir istikrarı olan takımı. İzmir'de hemşehrisi karşısında üzerine düşeni yapıp, alması gereken 2 puanı almayı başardı. Takımda üretilen 88 sayıya çift haneli skorla destek olan 4 oyuncudan 3'ünün Türk olması (Sercan, Feyzi, Burak) onlar adına sevindirici. Yabancılara bağlı olmadıklarına dair kritik bir mesaj.

Başkent Gençlik: 74 - Final Gençlik: 82
Ligin iki galibiyetsiz takımının maçına Başkent Gençlik görünümlü Göztepe oldukça iyi başladı ve bir anda çift haneli farkla öne düştü. Bu maç öncesinde iki yabancısına da kavuşan Göztepe, onların da süre alıp katkı vermesine rağmen her dakika biraz daha geriye gitti ve en sonunda da rakibine yakalanıp, geçildi. Maiden'dan çıkan taraf Final Gençlik olurken, Moses 27 sayı- 10 ribaund- 3 asist ile sahanın ve maçın yıldızı oldu. Final Gençlik bu ligin düzenli, planlı, programlı takımlarından biri. Oluşturdukları organizasyon, tabiri caizse sessiz ve derinden ama her yönüyle takdiri hak eder cinsten. Aman böyle devam!

Pertevniyal: 72 - Torku Selçuk Üniversitesi: 77
Selçuk Üniversitesi şu ana kadar benim TB2L takımları arasında en beğendiğim takım. Bu hafta da kazanarak yollarına namağlup devam ettiler ama Pertevniyal onları ummadıkları kadar zorladı ve hatta son dakikalara kadar da maç ortadaydı. Ufuk Gürgen'in bu lig için ileri düzeyde olan tecrübesi, onlara son dakikalarda nefes aldırırken, geldiğinden beri hep iyi oynayan Clark, bu sezonun en değerli isimlerinden biri olmaya aday Yalçın ve kritik anların kritik adamı Orçun skorda takımı sırtlayan isimler oldular. Alaeddin Yakan yönetiminde lige iyi bir giriş yapan Pertevniyal ise oynadığı basketbolla önümüzdeki hedef maçları adına umut vermeye devam etti. Genç Cedi Osman bu sezonun Pertevniyal adına en büyük kazanımı olacak gibi duruyor, daha 4 haftası geçen ligde.

Maçkolik.com Uşak Üniversitesi: 82 - İstanbulspor: 74
Ligin ısrarcı takımlarından biri de İstanbulspor. Ne olursa olsun maçı bırakmıyor oluşları, onları namağlup Uşak karşısında da oyunun son anlarına kadar maçın içinde tuttu. Ama maçı sürekli önde götüren Uşak, bir ara fark tek basket seviyesine indiği halde maçı bırakmadı ve evinde sürpriz bir skora şans tanımadı. Carter ve Buckner gibi iki kaliteli yabancısının yanına tecrübeli Gürol'dan da önemli destek alan Uşak ekibi 4/4 yaparak bu haftayı da kayıpsız geçti. İstanbulspor cephesinde ise geride kalan 4 haftada alınan sadece 1 galibiyet var ama kaybedilen 3 maçta da iyi basketbol oynandı ve maçlar hep son anlarda kaybedildi. Arda Demircioğlu'nun performansı dikkat çekici. Geçen yıl Işık'la geçirdiği başarılı sezonun ardından o durumunu bu sezona da taşıdı. Takipteyiz efendim.

Akhisar Belediyesi: 89 - Pi Koleji: 81
Ligin yeni ekiplerinden Pi Koleji, hem Federasyon Kupası'nda hem de ligin ilk 3 haftasında iyi bir performans ortaya koyarak bu kısa sürecin sürpriz performans sahibi takımlarından biri oldu. 2/3 yapmanın rahatlığı ile geldikleri Akhisar deplasmanında, Berkay Sahillioğlu ve Berkcan Yananer gibi önemli iki parçadan yoksun kadrolarıyla Akhisar karşısında maçtan pek kopmadılar ama maçın hiçbir anında da kazanacaklarmış gibi bir hava uyandıramadılar. Akhisar maçı tatlı tatlı götürüp, sonunda da 2 puana ulaşan taraf oldu. Nelson & Morrow ikilisi ürettikleri 47 sayıyla skoru sürüklerken, tecrübeli Güven Esmer de 14 sayıyla onlara destek oldu. Ribaundlarda rakibine 41-33'lük üstünlük kurmasına rağmen sahadan 8 sayı farkla mağlup ayrılan Pi Koleji'nde ise, üzerinde düşünülmesi gereken detay kesinlikle ve kesinlikle top kayıpları idi. Akhisar'ın 8 olan top kaybı sayısı, başkent ekibinde 16 idi.

Yeşilgiresun Belediye: 71 - Best Balıkesir: 50
Yücel Platin'in Giresun'u nihayet bu hafta galibiyetle tanışabildi. Geçen hafta Ankara'da facia bir biçimde Pi Koleji'ne verdikleri maçın travmasını, namağlup Best'i 21 sayı farkla devirerek bertaraf ettiler. Zaten Giresun ekibi iyi bir kadro kurdu, sadece çok geç kurulmuş olmaları ve sezon başlamadan sadece 1 hafta önce idmanlara başlamış olmaları onları epey zorlayan bir doneydi. Yavaş yavaş gerçek performanslarını ortaya koymaya başlayacaklardır. Yücel Platin ve Alex Gordon, Oyak Renault'da yaşadıkları güzel sezonu buraya da taşıyabilecekler mi bakalım? Bu maçta iyi basketbol oynayarak kazanan Giresun adına bir diğer sevindirici detay da, şu anda ligin sayı kralı durumunda bulunan ve her maçta 30 üzeri atan Alex Gordon'un, bu kez sadece 13 sayı atmasına rağmen takımın galip gelmesi. Gökper'den, Ofoegbu'dan, Oğuz'dan, İsmail'den ve Melih'ten skor katkısı aldılar. Best ise 3/3 yapmanın rehavetini biraz ağır bir yenilgi ile ödedi. Bu haftayı oynanmamış saymaları en hayırlısı olacaktır onlar adına.

Trabzonspor: 88 - İstanbul BŞB: 80
Bursa'daki Federasyon Kupası maçları ve ligin ilk haftası sonrasında resmi maçlarda 0/4 gibi berbat bir performans tutturan Trabzonspor, geçen hafta son saniyede güç bela kazandığı Gelişim maçından sonra bu hafta da iç sahada İstanbul BŞB'yi yine son saniyeye kadar ortada kalan bir maç sonunda devirip, ligdeki ikinci galibiyetine ulaştı. Bu maç öncesinde Aliağa'da Burak Bıyıktay ile arası bozulup takımdan ayrılan Buğrahan Tuncer'i ve çifte lisansla F.Bahçe Ülker'in yetenekli genci James Metecan Birsen'i kadrosuna katan İstanbul BŞB, son çeyreğin ortalarında skor 69-69 iken birkaç dakika hücumda tıkanıp 9 sayı geriye düşmesine rağmen, oradan geri gelip farkı tek haneye kadar çekti, hatta bir iki hücumda da öne geçme fırsatını kullanamadı. Tecrübeli Trabzonspor, Dobie önderliğinde açtığı farkın erimesinden sonra Emre Ekim limanına sığınıp galibiyete uzandı. Tecrübeli uzun, öyle bir anda sol köşeden üçlüğü gönderdi ki, tam bir nakavt yumruğu oldu İstanbul BŞB adına. 17 sayı- 7 asistle oynayan Dobie'nin yüküne el atan ve maçı kazandıran Emre Ekim adına söylenebilecek bir diğer detay da bu maç içinde yarattığı 16 sayı- 4 ribaund- 2 asistlik tahribatı sadece 15 dakika içinde yapmış olması idi. İstanbul BŞB'yi de beğendim ben, iyi basketbol oynadılar. Son çeyrekte o bir süre yaşadıkları tıkanıklığı yaşamasalar ve farkı 9 sayıya çıkarttırmasalar belki maçı kazanan onlar olacaktı. Zamanla daha iyi olacaklardır diye düşünüyorum.

Darüşşafaka: 97 - Maliye Milli Piyango: 96
Her hafta oynadığı maçı 90 sınırına taşıyan Daçka, bu haftanın kapanış maçında bu kez 100 kapısına dayanan bir maç sonunda Maliye'yi devirip ligde 3. galibiyetine ulaştı. İyi basketbol oynayan Daçka, bu sezon fazla para harcayıp iyi bir kadro kuran Maliye karşısında hedef bir maçı kazandı. Zor kazandılar ama kazandılar sonuçta. Marcus Hall'un 9 asisti onlar için önemli bir done. Sadece atmayıp, aynı zamanda attıran da bir guard sahibi olmak bu lig adına önemli bir artı. Maliye ise biraz daha bireysel performanslara dayalı, sanki bir küçük Türk Telekom havasında gidiyor. Hakan Yapar gibi önemli bir silahları var bu lig için, ki zaten 20 sayı ile oynadı bu maçta da. Ama takım olarak oynadıkları basketbol şimdilik istedikleri seviyede değil, bunu da kabul etmek lazım.

Eurocup'taki Rakipler (Banvit)

Bu sezonki Avrupa mesaisinde Euroleague'in ardından ikinci kupa Eurocup'ın başlamasına da az bir süre kalmışken, temsilcilerimizden Banvit'in rakiplerini değerlendireyim dedim. Bakalım neler çıkacak ortaya.

Valencia Basket
Geçen sezon ACB Play-Off yarı finali (yanılmıyorsam) 3. maçında, Sergio Rodriguez muazzam 3. çeyrek performansıyla ölü Madrid'i diriltip San Luis'den sağ çıkmayı başarmış, sonra da takım finale yürümüştü. Şu an Beşiktaş, Efes veya Fenerbahçe için değil de Banvit için bu satırları yazmamızın sebebi çoğunlukla bu 10 dakikalık zaman dilimi.

Sadede gelirsek, geçen seneye nazaran iskeletin bir kısmı değişti Valencia'da. Altyapıdan yetişen Victor Claver NBA'e uçtu, Caner-Medley de Maccabi'yle anlaştı. Fakat en büyük darbe Nando De Colo'nun NBA'e gidişi. Keza Brad Newley gibi bize çok da yabancı olmayan bir kanat adamının kaybı da yabana atılır cinsten değil. Yine buralarda tutunamamış bir yabancı coach olan Velimir Perasovic'in farklı bir şeyler denemesi gerekiyordu.

Hemen merakları gidereyim; Perasovic düz ve savunma özellikli guard fantezisini orada da Stefan Markovic'le devam ettiriyor. Latife bir yana Markovic o kadar düz bir topçu değil zaten, geçen hafta Estudiantes'e kaybettikleri maçta Pau Ribas'ın faul problemine girmesiyle sorumluluk aldı ve fena da götürmedi. Pau Ribas demişken, bu sene onun senesi olabilir. Badalona'da parlayıp Caja Laboral'de biri Prigioni'nin arkasında geçen sezonların ardında çok daha etkin olduğu bir rolde. Banvit'in de guard rotasyonu düşünülünce...

Yine Rafa Martinez de rotasyonun çok önemli parçası, ne tip bir oyuncu olduğunun anlaşılması açısından Ömer Onan'ın son 2 senedeki hali diyebilirim. Teşbihte hata olmaz derler. Marko Keselj'in gelişi bir şey değiştirecek diye beklerken henüz takıma alışma evresinde, çok zorlandığı ortada. Ah o Olympiacos seneleri... Florent Pietrus de hem 3 hem 4 oynayabilen çok atlet ve farklı bir oyuncu. Tam İzzet eşleşmesi.

Uzun rotasyonu da gayet tehlikeli. Misal Vitor Faverani göründüğü kadar dominant oyun içinde de. Serhiy Lishchuk'un fiziğine rağmen mobil oyunu ekstra sorun yaratabilir, dış şutunu da buraya not düşmek lazım. Justin Doellman da sıska beyaz çocuk gibi görünüyor olabilir fakat son iki haftadır çok iyi maçlar çıkarıyor ACB'de. Pietrus'un da 4 oynayabilmesiye daha hızlı bir beşle sahada olma opsiyonları var ama Perasovic bunu ne kadar kullanır, meçhul.

Neticede ilk torbadan gelip gelebilecek en sıkıntılı takımlardan biri Valencia, içeride dışarıda kazanmaları beni çok dev şaşırtmaz açıkçası.

Azovmash Mariupol
Son birkaç yılda yükselmeye başlayan Ukrayna basketbolunda yatırımı farklı bir seviyeye getiren iki takımdan biri Azovmash. Bu da Banvit için grup ikincliği açısından büyük tehdit demek. Ukrayna'daki maçın çok zor geçeceğini söylemeye gerek yok zaten.

(Baştan söyleyeyim, maçlarını izlemek gibi bir fırsatım olmadı. İstatistik ve kadro üzerinden konuşmak zorundayım.)

Yatırım bol olunca oyuncu da bol oluyor fakat beraber oynayabilmeleri gibi bir durum yok. Misal bir maç 35 dakika oynayan oyuncu diğer maç kadroda yok. O yüzden kimin çıkıp ne yapacağını net şekilde söylemek mümkün değil. (VTB Ligi'inde mücadele ettikleri için Ukrayna Ligi verilerini pek kaale almıyorum.) VTB'deki ilk 4 maçlarında henüz ciddi bir rakiple oynamamalarına rağmen tek galibiyet var. Bahsettiğim kadronun oturmamışlığı bunda büyük etken.

Yine de Manny Harris'e ayrı dikkat etmek gerek. Keza Lynn Grier'ı da tanıyoruz, pek boş bırakılmaya gelmez. Ivan Paunic, Nemanja Gordic ve Zabirchenko da hiç beklemediğimiz bir anda sürpriz yumurta gibi ortaya çıkıp momentumu elden çalabilecek kısalar.

Uzun rotasyonunda en çok üstünde durulması gereken iki isim; Miroslav Raduljica ve Tadija Dragicevic. Skor konusunda çok sağlam yan katkı veriyorlar, hatta yer yer takımı sırtlama görevi de onlar için büyük bir mesele değil. NBA'de idkiş tutturamamış Oleksiy Pecherov'un da yurda dönüş yaptığını ve rotasyonu tamamladığını belirtelim. Sezona çok kötü girdi tamam, ama eli tutarsa board kırdırır Orhun Ene'ye. 2-3 sene önce CSKA deplasmanında, Milano formasıyla galibiyeti elleriyle söktüğü anlar hala hafızamda. Igor Zaytsev'in 2.10 boyu da Banvit uzunları için sıkıntı olacak gibi duruyor ya, neyse.

Hala rotasyonu oturtmaya çalışırken coach Aleks Kesar, art arda iki maçı içeride dışarıda kazanmak mümkün. Derler ya, 'tavuk sersemken kesilir'.

Oliver Baskets Würzburg
Nowitzki'li altın yılların ardından ortaya çıkan mali krizi yenip 2 sezon önce birinci lige çıkmayı başarmıştı Würzburg. Geçen sene ligi 6. bitirip Alba Berlin'i eleyerek müthiş bir işe imza atmaları, onlara seneler sonra Avrupa şansı da kazandırdı. Fakat bu başarının baş mimarlarından coach John Patrick bu sene takımın başında değil. Nitekim bu sezon 6 maçta iki galibiyet de çok şaşırtıcı değil.

Skor yapısı genelde 4 Amerikalı üzerine kurulu; Ben Jacobsen, Jason Gregory Boone, Dwayne Anderson ve Jimmy McKinney. Banvit'in guard sorunsalı nedeniyle ben oyumu Ben Jacobsen'dan yana kullanıyorum. Boone - Anderson ikilisinin undersize uzunlar olmaları Banvit pota altına gayet uygun.

Son torbadan grubun en zayıf ekibi durumundalar. 3140 kişilik, kutu gibi bir salonları var ama salon, bu sezonki 3 iç saha maçının 2'sinde kapalı gişe. İçeride çelme takacakları takımı bir üst turdan ederler.