7 Ocak 2013 Pazartesi

Eurocup'taki Rakipler (Banvit)

Ülke sınırları içindeki açık ara en doğru yapılanma neticesinde son birkaç senedir ligde ve Eurocup'ta belli eşikleri geçmesini beklediğimiz Banvit için, işin Eurocup kısmı adına pek olumlu bir sezon geçiyor. İlk turdaki iki Valencia mağlubiyeti hariç; deplasmanlardaki Azovmash ve özellikle Würzburg galibiyetleri (ki Würzburg maçı, ecnebi deyimiyle 'win or go home' maçıydı) Top16 kapısına getirdi yine Bandırma ekibini. Geçen seneye nazaran, bu sene görece daha kolay bir gruptalar. Top8, hatta F4 bu sene sürpriz olmayacaktır Banvit için.

Budivelnik Kiev

Gayr-ı ciddi Ukrayna liginin bu güzide temsilcisi, ilk turda Prienai - Nymburk - Hapoel Jarusalem gibi nasıl bir araya geldiklerine anlam veremediğim bu üç takımın arasından, biraz zorlanarak çıktı. Ha neticede sezon başında bu seviyeler için iyi para harcadıklarını da düşünürsek, Top16 onlar için biraz standart bir gelişme heralde. Yani en azından öyle olmalı.

Hücum olarak da, savunma olarak da pek ahım şahım olayları yok. Yay gerisinden düşük yüzdeli hücumları genelde bireysel çabalar oluşturuyor. Savunma direnci de pek dengesiz. Belli bir mental gücü topladıklarında gayet sağlam bir takım olabiliyorken, diğer türlü saldım çayıra mevlam kayıra biraz.

Geçen sene Chalon'un Fransa şampiyonluğuna büyük katkısı olan Malcolm Delaney'nin Kiev seyahati biraz şaşırtmıştı. Schilb'in arkasında Robin olacağına, kendi Gotham'ına gitmek daha mantıklı geldi sanırım. Takımın en skorer oyuncusu olmasının yanında, ribaund'lara katkısı da fark edilir seviyede (gerçi genel olarak Budivelnik kısalarında mevcut bu; gerek Artur Drozdov, gerek George Tsintsadze). Faul aldırmak konusunda da meziyetleri pek altta kalır durmuyor. Kısa rotasyonunun tamamlayıcı oyuncuları da Drozdov ve Tsintsadze. Düşük dış şut yüzdeleri, yapılabilecek bir alan savunmasına davetiye çıkartıyor biraz (Sergiy Gorbenko'nun dış şutları hariç). Sezon arasında Prokom'dan gelen forvet Frank Robinson'ın da alışma sürecini tamamlamasını bekliyorlar.

Biraz kalıplı olan Michalis Anisimov'la içerde boğuşmak biraz zor, o yüzden Stimac'ı daha da parke üzerinde görmek şaşırtmaz. Tam bir 4 numara olan Leo Lyons'ın ribaund ve skor potansiyeli de bir hayli tehlikeli. Eski toprak Dainius Salenga da hareketli 4 numara olarak rotasyona derinlik katıyor.

Buducnost

Maç skorlarından da anlaşılacağı üzere, gayet iyi savunma icra eden bir düşük tempo takımı Buducnost. Guard'ları dahil bayağı fizikli bir takım. Bilbao'nun grubundan biraz toz yutarak gelmeleri işleri biraz daha zorlaştırabilir. Hücumda ise belli bir opsiyon yok, neredeyse ana rotasyona eşit dağılmış durumda.

Aleksa Popovic'le beraber Cedomir Vitkovac başı çekiyorlar kısalarda. Popovic çok dev skorer olmasa da, fizik avantajının getirisiyle iyi ribaund katkısı veriyor, savunmayla beraber. Vitkovac ise arada nutuk tutulması yaşadığı akşamlar hariç önemli skor katkısı yapabiliyor. Takımın herhangi bir uzunundan fazla olan maç başı ribaund istatistiği de biraz dudak uçuklatıcı.

Bir de Nikola Ivanovic var. Genç olmasının verdiği enerjiyle çok çok ekstra işler çıkarma potansiyeline sahip, diğer kısalar Vlad Mihajlovic ve Demarquis Bost'la beraber. Marko Popovic'in de, Zalgiris'teki adaşı kadar tehlikeli bir şutör olduğunu belirterek uzunlara geçeyim.

Yine ecnebi deyimiyle, takımın 'go-to-guy'ı Gerald Lee. Dış şutlarla pek arası olmayan, boyalı alan çevresini mesken bellemiş iyi bir skorer. Bu konuda pek bir ribaund'cu olan Strahinja Milosevic'le gayet iyiler. Arkalarında ise Dusko Bunic var.

Triumph Lyubertsy

Geçen seneki Eurochallenge F4'undan sonra, bu sene daha nitelikli bir hedefle Eurocup'talar. Genel olarak atmak üzerine kurulu bir hücumları var. Çember altı, işlendiği sürece dev maden olur.

Tywain McKee, koçun oğlu ve Rusların yeni gencosu Sergey Karasev ve Yuval Naimy olmak üzere üç net dış atıcıları var. Özellikle Naimy ve Karasev'in yay dışından can yakma potansiyeli biraz daha fazla McKee'ye göre. McKee için de bir örnek vermek gerekirse, Mire Chatman tipi bir guard.

Altyapılardan gelen genç yeteneğin patlama yapmaya başladığı seneler vardır, Sergey Karasev için de 'o sene bu sene'. Babasının takımı sığlığına girmeyeceğim ama babasının varlığı, onu parke üzerinde daha rahat hissettiriyor denebilir.

Tasamin Mitchell, 4 numara için biraz 'undersized' olmasına rağmen sezonun şu kısmına kadar beklentileri pek yanıltmadı Triumph adına. Geçen sezondan Kyle Landry daha temiz bitiriciyken, Devin Searcy ve Evgeny Valiev de boyalı alanın tamamlayıcı kolluk kuvvetleri. Ama dediğim gibi, Banvit'te bu fiziki üstünlük varken kullanmalı.

Henüz Yorum Yapılmamış