25 Ocak 2013 Cuma

Feda'nın Basketbol Yolu

Beko Basketbol Ligi'nde ilk yarı tamamlandı, Avrupa kupalarında ilk turlar çoktan tamamlandı, takvimler Şubat 2013'e geldi. Sezonun yarısını devirdiğimizi düşünürsek takımların durumuna bir bakmak lazım. İlk olarak Beşiktaş'a bir bakalım.



Geçen sezon Ergin Ataman'la D-Will çehresinde ilginç bir yapı kuran, lokavtla sezon içinde yeniden yapılanan ve rakiplerinin yetersizliğini çok iyi değerlendiren siyah beyazlılar önce Türkiye Kupası', sonra Eurochallenge son olarak Beko Basketbol Ligi'nde zafere uzandılar. Sezon bitti Demirören ailesi kulüp sponsorluğundan çekildi, Ergin hoca gemiyi 'ilk terk eden olmadan gitti' ve "FEDA" sezonu basketbol şubesinde de başlamış oldu. İlk hamle olarak Erman Kunter'le anlaşan Beşiktaş için zorlu sezon başlangıcı yapılmış oldu.

Ezeli rakiplerin istemediği isimler kadroya katılınca taraftardan çatlak sesler gelmeye başlamıştı. Bütçe düşük olunca Erman Kunter tanıdığı ve potansiyelini ortaya çıkarmayı bekleyen isimlere(Dasic?) yöneldi transfer döneminde.

Euroleague ilk turunda CSKA Moskova-Barcelona ikilisi haricinde oynanan altı maçta beş galibiyet taraftarı biraz aldatmış olsa gerek Top 16'da ilk dört maçta galibiyet gelmemesi çok sorgulandı. Hatta bu tartışmalar o kadar büyüdü ki Erman Kunter'inden oyuncularına herkes hedef tahtasına konuldu. Çok tartışılan Curtis Jerrells'ın Euroleague'deki üç sayı yüzdesi %39'a ulaşmışken Partizan'da %13, Fenerbahçe Ülker'de %28'di. TBL'de ise %46'ya kadar çıkıyor bu istatistik. Top kaybı istatistiğinde ise ligde maç başına 2 top kaybediyor Jerrells. Top kullanma açısından ligdeki türevlerinden Farmar ve Kalin Lucas'ın da Jerrells'la çok yakın olması durumun korkulduğu kadar olmadığını gösteriyor. Bu bardağın dolu tarafı. Boş tarafına bakacak olursak herkesin ortak fikri Jerrells'ın takımı oynatamaması olacaktır. Jerrells Brose Baskets ve Lietuvos Rytas maçını kazandıran isim olduğunda taraftar nasıl takımı oynatamama özelliğini görmediyse Top 16'da da buna çok fazla takılıyor. Erman Kunter de durumun farkında olduğu için bunlara çok kulak asmıyor olsa gerek. Lafı uzatmadan Jerrells'ı uluslararası alanda örneklendirmek gerekirse aklıma Russell Westbrook geliyor. İkisi de çok iyi niyetle bir şeyler yapmak istiyorlar ama bazen tek başına bir yükü sırtlayamıyor insan, onun ağırlığında eziliyor böyle olunca o çaba da anlamını yitiriyor. Jerrells ve Westbrook'un da problemi bu bana göre.

En çok eleştirilen Jerrells konusunu geçtiğimize göre diğer hedef tahtasına konulanlara geçme vakti. Patrick Christopher, Daniel Ewing ve Randal Falker'ın yetersizliklerine karşı çıkacak olmayacağı gibi bu düşük maliyetlerde daha iyisini bulmak çok da kolay değil. Dasiç alınabilir bir riskti. Geçen sezon Hawkins, Bonsu ve Arroyo gibi transferlerden çok farkı yok. Tutsa yıldız olup Beşiktaş'ın çocuğu olacaktı, tutmayınca olmadı. Markota ve Vidmar için kötü sebepler diye bir şey yok ki izahı olsun diyip geçiyorum, aksini düşünen çarpılabilir.

Genel anlamda daha genişleyen yerli rotasyonunda istenilenin alınamamasını da ele almak gerek. Muratcan çok önemli bir rol üstleniyor, çok iyi bir sezon geçiriyor. Serhat Çetin geçen yıldan daha kötü durumda gözükse de dakikaların azalmasıyla istatistiklerin düşmesine bağdaştırmak mümkün. Can Akın ise sakatlıktan sonra bir türlü maç ritmini bulamadı. Tutku sakatlıklardan arınamayan bir başka isimdi. Cevher Özer'in formsuz bir sezon geçirdiğini kabul edelim. Cemal ve Barış'tan beklentileri düşük tutmakta fayda var ancak Cemal geldiğinden beri parkedeki görüntüsüyle sezon başından bu yana kendisini hazır tuttuğunu gösterdi. Açıkçası benim beklediğimden birkaç kademe daha hazır görünmüştü Nalga.

Toparlamak gerekirse Beşiktaş için kabul edilebilir bir sezon. Yanlışlar yok mu elbette var. Ancak Abdullah Sözer'in garip açıklamalarını, Haluk Yıldırım'ın enteresan muhasebe hesaplarını bir kenara bırakmak gerek. Hawkins, Arroyo, Ersin Dağlı ve yardımcı koçlar Galatasaray'a kaptırıldı diye kızan taraftarlar eğer Hawkins takımda tutulsaydı son yaşananlardan sonra kim bilir neler diyecekti bu açıdan bakmış mıydınız? Bunun geleceği görmekle hiç alakası yok ama başarılı olmak için Türk spikerlerin çok sevdiği "Biraz da şans lazım" cümlesini hatırlatmak gerekiyor. Hawkins konusunda Beşiktaş yönetimi şansıyla filmin sonunda gülen taraf olabilme şansını yakaladı. Bu yıl az parayla küçük dağlar yaratılmadı elbette ama Erman Kunter vizyonu biraz sabır gerektiriyor. Beşiktaş bu sezon birçoklarına göre başarılı değil çünkü geçen yılın üç kupalı takımı. Peki başarılı kabul edilmenin şartı ne? Maalesef Türkiye'de Bütçe&Beklenti hiçbir zaman doğru ayarlanmıyor, ayarlanamayacak da. Eğer Erman Kunter rahat kararlar alabileceği bir ortamda burada devam edecekse ilerleyen yıllarda bu sezonun emekleme dönemi olduğunu görebiliriz. Sabırla ilgili birçok atasözü var kapanışı onlardan biriyle yaptığımı düşünün.

İbrahim Tilki

1 Yorum Var:

mahmut geri dedi ki...

Rakiplerin yetersizliğini çok iyi değerlendirmiş diye buyurmuş hazret.Şu başarıya çamur atma özelliğimize bayılıyorum.LaFontaine bu Tilki'yi de görseydi keşke belki daha iyi fabllar ortaya çıkardı diyemeden geçemiyor insan gerçi insan değiliz biz alayımız çakal ya neyse konumuza dönersek Ataman'a laf geçirerek yazının ana hedefini yakalamışsın yani başarmışın tebrikler ama yine de şu ergen-emo karışımı tavırlarını bıraksan daha iyi olur gibi sanki Tilki Bey.