24 Şubat 2013 Pazar

Pianigiani Sorunsalı

Ayakların baş, başların ayak olabildiği çok ülke tanımıyorum ben. Fakat bunlardan biri maalesef Türkiye sanırım. Aklınıza gelebilecek her alanda ama. Nitekim şu satırları ilgilendiren basketbol kategorisiyle devam ediyorum.

Sistem yaratmakta net beceriksiz olduğumuzu inkar etmenin lüzümu yok. Yaratılmaya başlanan sistemlerin ne kadar kolay bozulabildiği ise akıllara zarar bir gerçek. Böyle bir durumdayken, Fenerbahçe Ülker de kolay yolu seçmişti ve İtalya basketbolunun yaklaşık son 10 senesine ambargo koyan Simone Pianigiani'yi takımın başına getirmişti. Sanki çok farklı bir şey olacakmış gibi.

Şahsım adına konuşayım, çok dev sevdiğim bir sistem koçudur Pianigiani. Yarattığı Siena'nın sıkı takipçilerinden biriydim. Gördüğü Final Four'lar, Olympiacos mucizesi, çok bir numarası olmayan oyuncuları sistem içinde bambaşka adamlara dönüştürmesi falan çok sağlam işlerdi. Gel gelelim İtalya basketbolunun bir numaralı sorunu olan 'para', Siena'yı da zor durumda bıraktı ve koçun yolu da İstanbul'a düştü.

Yerli takviyelere karışmamış olsa da, yabancı oyuncular onun getirdikleriydi (Bojan hariç). Tek tek incelemeye başlayalım:

Bo McCalebb'in gelişi bayağı beklenti de yarattı ki koçun eski oyuncularından biri olmasının da farklı bir motivasyonu vardı. Nitekim Bo'nun net bir oyunkurucu olmaması nedeniyle yanında oyunu kontrol edebilecek bir kısanın olması mantıklıydı. Ama liderliğin tamamen Emir'de olması işleri tersine çevirdi. Ki Emir'in koca sezonda toplam 10'u geçmeyecek "Bodiroga Çeyrekleri" dışında savunma handikapları çok net sonuçlar getirebiliyor (hatta getirdi bile, hele ki sert bir uzun olmadan Emir'in 4 oynadığı beşler). Özetle burada liderliği Bo'dan alması bildiğimiz Bo'dan bambaşka birini çıkardı ortaya.

Romain Sato için negatif konuşamayacağım. Zaten Obradovic'in bir oyuncuyu net bir şekilde rotasyonuna sokuyor olması hüküm vermek için bence yeterli. Ki bu sezon, şu vakte kadar Bojan'dan sonra en az sırıtan oyuncu. Hatta Bojan'la birlikte sırıtmayan iki oyuncudan biri de olabilir. O kadar düşünmedim.

Andersen - Batiste ise bambaşka bir boyut. David Andersen'in yaz aylarında, herkesten gizlenen bir diz ameliyatı geçirdiği ve anca kendine geldiği dedikoduları döndü, mantıksız da gözükmüyor açıkçası zamanlama bakımından. Geçen sezon özellikle Siena'nın sakatlıklarla cebelliştiği dönemlerde büyük hücum katkısı olmuştu (dipnot: İpekçi'de Galatasaray'a karşı oynadığı son çeyreği halen hatırlamaktayım). David Andersen'in olayı da aşağı yukarı bu zaten. Savunma konusunda hiçbir zaman güvenilir bir oyuncu olmadı Andersen. Ama geçen sene Siena'da tutup, burada tutmayan ne oldu, ondan da bir yere kadar Pianigiani hatası olarak bahsedilebilir.

Obradovic - Diamantidis ikilisi tarafından, biraz disiplin ve bolca ikili oyunla Avrupa'nın tepesine kadar çıkarılan Mike Batiste'in Fenerbahçe'deki kullanımı da doğru değildi. Gerçi Pianigiani'nin pek ikili oyun içermeyen sistemine (Bo'ya alan açmak için olanlar hariç) Batiste gibi ekmeğini devrilerek kazanan bir uzunu eklemenin doğruluğunu da tartışmak lazım. Batiste Pianigiani'nin ilk tercihi olmasa gerek.

Emir'in 4 numara kullanılmasına değinerek ufak bir giriş yapmıştım yerli rotasyonuna, devam edeyim. Barış Ermiş'i bu kadar geç fark etmesi de olacak gibi değildi. Bir ara ciddi ciddi J.R Bremer rotasyondaydı Barış'ın yerine. Neyse, döndüğü hata olarak pozitif sayılabilecek bir durum bu.

İlkan ve Kaya'nın kullanımı keza. İlkan'ın çoğunlukla bench ısıtmasını da kabullenemedim ben. Atletik, sert ve ribaund'cu, kötü bir stile rağmen ceza şutu sayılabilecek de bir şutu mevcut. Kaya'yı da pota altı sertliği açısından kafamda kurdum hep. Gerçi Kaya için basketbol açısından "Elvis binayı terk etmek üzere", ama yine de yer yer daha çok kullanılabilirdi. Keza Oğuz, savunmasını göz ardı edip oynattığı Andersen'den sonra aynı şeyi Oğuz için de yapabilirdi koç. Oğuz'un kötü savunmasına rağmen Euroleague seviyesi için fena bir post hücumu yok.

Bir yanda da 4 kısa sevdası. Emir'i dörde çekip daha yaratıcı bir beşle oynamayı istedi belki ama Andersen, Batiste veya Oğuz gibi savunması aksayabilecek uzunları (Batiste'in savunması burada aksadı gerçi, sıkıyorsa geçen sene aksasaydı) barındıran bir 4 kısayı yaşatmadılar haliyle. Naçizane, İlkan - Kaya'dan biriyle daha çok işe yarabileceğini düşündüm hep bu 4 kısanın.

Pianigiani'nin şimdilik aklıma gelen coaching değerlendirmesi bu. Esas mesele, işin mental boyutu. Hastanelik olmuşken tanınmayacak kadar iyi oynayan bu takımın iç sahadaki Caja Laboral ve Barcelona performanslarının mantıklı bir açıklaması var mı? Kötü oyun vardır, kusura bakmayın ama bu maçlar kepazelikti. Maç sonu basın toplantılarında ise "çok çabuk oyundan düşüyoruz, sonra komple dağılıyoruz" dedi. Şu kadar düşebilmek tamamen coaching işi değil maalesef.

Tanjevic varken Top16'yı göremedi bu takım bir sezon, ki bunu başarmak için hakkaten kötü bir kadro olmak lazım. Spahija ilk sezon harika işler yaptıktan sonra ikinci sezon basketbolu unutmadı ya? Pianigiani İtalya'da basketbol terörü estirirken Türkiye'de bu kadar etkisiz kalması da mı tesadüf? Evet Pianigiani'nin hataları oldu, ama neticede 12 oyuncuyu birden gönderemeyeceğinize göre koçu gönderirsiniz. Oyuncuların hiçbir şekilde kaybetmeyecek olduğu üstünlükleri de budur.

Ertuğrul Erdoğan devam edecek sezon sonuna kadar. Misal Pianigiani efsanesini başlatan olay da buna benzer bir durumdur. Umarım koç başarılı olur, ama yeni sezona yeni koçla girilirse hiç şaşırmam.

Henüz Yorum Yapılmamış