6 Mart 2013 Çarşamba

Salsabasket Özel : Ufuk Sarıca Röportajı


Lig, kupa ve Eurochallenge üçgeninde sezon başından beri yoğun tempoda mücadele eden ve yakaladığı form ile dikkatleri üzerine çeken Pınar Karşıyaka'nın baş antrenörü Ufuk Sarıca ile Türk Telekom maçı öncesi Ankara'da röportaj yapma fırsatı bulduk. Hedeflerine zamanla ve emin adımlarla ilerlediğini düşündüğüm Ufuk Sarıca, içtenliği ve samimiyetiyle sohbetimize renk katarken Efes'ten Karşıyaka'ya, Türk Basketbolunun Avrupa'daki yerinden tutun da kişisel hedefleriyle ilgili bir çok konuda görüşlerini bizimle paylaştı.


Kısa bir süre oyunculuk da yaptığınız Pınar Karşıyaka'da şimdi baş antrenör olarak görev yapıyorsunuz. Buraya gelirken kafanızda soru işaretleri var mıydı?

Açıkcası buraya gelirken benim kafamda pek soru işareti yoktu. Devam eden bir sözleşmem vardı. Fakat Pınar Karşıyaka'daki potansiyeli bildiğim için bu konuda hiç düşünmeden kabul ettim. Şimdi geldiğimiz noktaya baktığımda da bu konuda ne kadar doğru bir karar verdiğimi görüyorum. Karşıyaka sürekli Türkiye Basketbol Ligleri'nde olmuş, heyecan katmış ve ekol olmuş bir takım. Bugün Karşıyaka'yı ligden çıkartırsanız ligin tadı kaçabilir. Basketboldan çok iyi anlayan müthiş bir taraftar kitlesi var. Bunları bilerek burada iyi işler yapmaya geldim.

Sezon başında üçte üç ile güzel bir başlangıç ve bu başlangıcın sonunda da ligde ve Avrupa'da yolunuza emin adımlarla ilerliyorsunuz. Peki sezon başından bu yana geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Karşıyaka'da günlük başarılar yakalamaktansa daha ilerisini hedef koyarak yeni değişimler yaptık ve yeni bir takım oluşturduk. Bu bağlamda idari ve yönetimsel açıdan da değişimler yaşadık. Öncelikle sezon başında tüm basketbol kamuoyu beş takımı haklı olarak ön plana çıkartıyorlardı. Çünkü bu beş takım kadro yapısı ve ekonomik anlamda da diğer ekiplerden bir adım öne çıkıyordu. Bizim öncelikli hedefimiz bu beş takımda bir veya ikisinin üzerine çıkabilmekti. Çünkü play-off zamanı gelince saha avantajı yakalayabilirseniz bu takımların üzerinde tamamlamak daha ileriye gitmek açısından çok önemli. Baktığınız zaman son 7-8 senedir bir üst tura çıkamayan bir Karşıyaka var. Bunu gerçekleştirmek amacıyla çıktık ve sürekli söylediğim gibi son topa kadar mücadele eden bir takım oluşturmaya çalıştık. Bu bağlamda da kaybettiğimiz maçlarda bile son topa kadar mücadelemizi verdik. Şimdi bulunduğumuz noktaya bakarak çok kolay olmasa da ilk 4'ün içinde kalmak istiyoruz.

Şimdiki performansı göz önünde bulundurarak ligde ve Eurochallenge'da belirlediğiniz hedefler nelerdir ?

Ligde bizim için çok önemli olan iki tane deplasman maçı kazandık ve de başta bahsettiğim ön plana çıkan takımlardan Beşiktaş'a karşı büyük bir avantaj elde ettik. Fakat bu avantajımızı ve performansımızı ligin sonuna kadar korumamız lazım. Şimdi bulunduğumuz noktadan biraz daha yükselmek istiyoruz. Çünkü önümüzdeki rakiplerle de aramızda birer galibiyet fark var. Yine de en kötü normal sezonu ilk 4 içinde bitirmek istiyoruz. Eurochallenge'da ise grubu lider tamamladıktan sonra Final - Four'u konuşabileceğiz artık. (Röportajımız grubun son maçından önce)

Sizin oyuncularla olan ilişkilerinize gelmek istiyorum. Özellikle Türk oyuncular sizin oyun anlayışınızda ön plana çıkabilmeyi başarıyor. Efes'te Kerem ve Sinan'ın performansının sizinle birlikte nasıl arttığını görmüştük. Yine Karşıyaka'da RHGBSB karşılaşmasında Soner'in, Galatasaray Medical Park karşılaşmasında Bora Hun Paçun'un ve Beşiktaş karşısında da Maxim Mutaf'ın ekstra performanslarıyla gelen galibiyetleri görmüştük. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Öncelikle ben oyuncuları yerli ve yabancı diye ayırmıyorum. Genç oyuncu ve tecrübeli oyuncu diye ayırıyorum. Benim sistemimde çalışan, isteyen ve arzulayan her oyuncunun şansı var. Yerli oyuncu konusuna gelince ben, yerli oyuncuların mutlaka takım içinde aktif rol almaları gerektiğine inanıyorum. Çünkü günümüz basketbol kurallarında görüyoruz ki bazı takımlar tamamen takım yükünü yabancılara dayamış durumda. Bu gayet normal fakat benim düşüncem eğer daha ilerilere gitmek istiyorsan Türk oyuncuların devrede olması gerekiyor. Ben her oyuncudan da verim alınabilineceğini düşünüyorum. Kendim de Efes Pilsen A Takımı'na genç yaşta adım attığım için benim sistemimde eğer bir genç oyuncu benim istediğim gibi çalışıyorsa takımımda her zaman şans bulabilir. Bunun ne zaman nerede olacağı hiç belli olmaz. Mesela bir final maçında da veya her hangi bir lig maçında da olabilir.


Geçtiğimiz iki haftaya dönersek, Beşiktaş'ı mağlup ettiniz daha sonra Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'ye kaybettiniz. Arada altı gün vardı ve bu altı günlük aradan sonra Romanya'ya gittiniz. Romanya'da Gaz Metan Medias karşısında bu seneki Karşıyaka'ya yakışmayan bir performans vardı ortada. Sizce Romanya'daki sıkıntı neydi takımda. Yorgunluk ve yoğun tempo olabilir mi ?

Aslında son bir buçuk aya yakın bir süredir çok yoğun bir tempoda oynuyoruz. Deplasmanlar, All-Star haftası, Eurochallenge ve Türkiye Kupası sürecinde sürekli seyahat etmek durumunda kalıyoruz. Özellikle Eurochallenge'daki Letonya ve Romanya deplasmanı gerçekten sıkıntılı seyahatler. Tabi bunlar bahane değil ama herkesin de bilmesi lazım ki biz Romanya'ya üç uçak değiştirip sonucunda da iki buçuk saat otobüs yolculuğu yaparak ulaştık. Ama bunun dışında bence o maç kolay bir karşılaşma değildi. Ben İzmir'de 30 sayıyla yendiğimiz gün de söylemiştim çünkü Romanya takımı çok hızlı oynayan ve ne yapacağı belli olmayan bir takım. Maçtan önce de onların bu hızlı hücumlarını durdurmamız gerektiğini belirtmiştim. Bu hızlı oyun taraftar atmosferiyle de birleşirse zor durumda kalabilirdik ve nitekim de öyle oldu. Biz o gün çok dağınık bir görüntüdeydik. Sezon başından beri en kötü oyunumuzu oynadık. Bu dağınık oyunun sonucunda da hızlı oynayan bir takıma karşı da ayakta kalamadık. Çok kolay sayılar yiyip skorda sürekli gerilerde gittik. Ben de kenarda sürekli seri yakalayacağımız 5'i bulmaya çalıştım fakat bunu başaramadık. Şunu belirtmek lazım ki biz sezon başından beri %80 galibiyet oranı ile oynayan bir takımız fakat sahada doğruları yapmadığımız gün herkese yenilebiliriz.  Çünkü bizim şu an Anadolu Efes veya Fenerbahçe Ülker gibi geniş bir rotasyonumuz yok ve onların kadrosundaki kadar her an oyunu değiştirebilecek oyuncu sayımız daha az. Ben bu bağlamda galibiyeti normal karşılıyorum. Belki herkese sürpriz oldu fakat kolay maç olmayacağını biliyordum.

Bu süreçte Caner Topaloğlu'nun sakatlığı takımı nasıl etkiledi ?

Yüzde yüz etkiledi. Caner'in sakatlığından sonra Maxim'i transfer etmemiz o bölgedeki açığı kapattık anlamına gelebilir fakat benim oyun düzenimde Caner'in çok önemli bir yeri var. Sert oynayabilen ve uzun forvete yakın bir oyuncu. Takıma o sertliği ve direnci getirebilen bir oyuncu. Bunu kapamaya çalışıyoruz fakat bazen de kapayamadığımız durumlar maalesef ki oluyor.

Sezon başından beri bu yoğun tempoda beşinci yabancıyı neden düşünmediniz ?

Sezon başında ben Türk oyuncuların daha çok rol alabilmesi için ve takım kimyasını daha iyi oluşturabilmek için 4 yabancıyla yola çıkmak istedim. Sezon arasında düşünebilirdik fakat sezon başında istediğim Maxim'in alınmasıyla şu durumda takımı bozmak istemedik. Bunun bir de ekonomik boyutu var tabi ki. Bunu da düşünerek böyle bir şeye kalkışmak istemedik. Fakat ilerisi ne gösterir bilinmez.

Geçen sene de Pınar Karşıyaka'nın Chatman ve Stajonevic gibi önemli yabancıları vardı. Bunlardan bazılarını takımda tutmayı neden düşünmediniz ?

Ben Pınar Karşıyaka ile anlaştığımda Chatman iyi bir kontrat alıp ayrılmıştı. Stajonevic ise TED ile anlaşmak üzereydi. O durumda çok müdahale etme durumumuz yoktu fakat Stajonevic bence çok değerli bir oyuncu. Çünkü onun becerilerine sahip ender pivot var bu ligde. Ama benim sistemime bakarsak Stajonevic olsa çok daha yavaş oynamamız gerekirdi. Tabi imkan olsa ne yapardık bundan tam emin değilim.

Efes Pilsen ile Karşıyaka'yı karşılaştırdığımız zaman şartlar olsun ya da skora etki edecek oyuncu sayısı olsun Efes Pilsen bu konuda çok daha ön plana çıkıyor. Peki sizin Efes'te bulamaıp Karşıyaka'da bulduğunuz şey neydi ?

Bir kere her şeyden önce şunu belirtmek lazım. Ben Efes'te görevi bıraktığım zaman, ligde yanılmıyorsam birinci veya ikinciydik. Bir ya da 2 mağlubiyetimiz vardı. Efes'te de sezona başlarken dokuz tane yeni oyuncuyla başladık yeni bir yapılanmaya gitmiştik. Fakat maçlar başlamadan on gün önce takım toplanabildiği için çalışma imkanımız çok az oldu. Burada da dokuz oyuncuyla sezona başlamıştım fakat Temmuz'da toplanıp çalışma imkanımız oldu. Çok uzun süre ben, düşündüklerimi ve istediklerimi oyunculara anlatabildim. Bu çok önemli. İkincisi ise ; sabır. Bugün FB Ülker'e de bakıyoruz. Euroleague çok zor bir lig. Ne kadar da para harcasan orda kolay maç yok. Euroleague'de kötü durumdalar fakat ligde liderler şu anda. İnsanlar bazı şeylerin hemen olmasını istiyor fakat ben buna karşıyım. Her şey çalışma ve istekle alakalı bu da zaman ve sabır gerektiriyor. Maalesef ki bu bizim ülkemizde böyle. Öte yandan Efes'te beklentiler hep yüksek normal olarak. Devamlı alkışlanacağın tek nokta hep kazanmak orada. Biz burada da bu sene çok az maç kaybettik fakat söylediğim gibi beraber çalışma imkanı bulabildik. Bir de şuna değinmek lazım ki taraftar konusu da çok önemli. Sizi ayağa kaldırabilecek en önemli etkenlerden birisi. Bir şehrin takımı oluyorsun ve taraftarın da bağlılığı çok daha fazla oluyor.

Pınar Karşıyaka ile ilgili ileriki yıllar açısından hedefleriniz var mı ?

Tabi ki var. Burada üzerine koyulursa ben çok daha iyi şeyler yapılacağına eminim. Ama bunun için demin de belirttiğim gibi sabır ve iyi bir planlama lazım. Son yıllarda Karşıyaka'nın bütçesi ne kadar da iyi olsa kademeli olarak bunun da üstüne çıkabilmek lazım. Benim şu andaki amacım seneye en azından takımın Eurocup'ta oynaması ve ligi ise ilk 4'ün içinde bitirmek. İlerisine baktığımızda ise üç sene sonra neden Euroleague olmasın ki. Çünkü Karşıyaka bunu hak ediyor. Aynı zamanda alt yapıyla ilgili de gelişmeler göstermemiz lazım. Karşıyaka'dan her zaman oyuncu çıkmıştır. Bu takıma en az iki tane alt yapıdan oyuncu monte etmemiz lazım.

Bundan bahsetmişken kadronuzda bulunan Mert Celep 1995 doğumlu bir oyuncu. Bu takımda kalıcı olabilecek kapasiteye sahip bir oyuncu mu sizce ?

Olabilir tabi ki fakat çok daha iyi çalışması lazım. Kendine yatırım yapması lazım. Benim gençlerde gördüğüm basketbolu çok seyretmemeleri. Çalışmak elbette ki önemli fakat basketbolu da seyretmeleri lazım. Seyrederken de öncelikle Avrupa basketbolu seyredilmelidir. Mert gibi gençler bizde var. Bu gençlerimizde potansiyel var ama basketbolu daha iyi öğretmek lazım. Daha yolun başındalar bunları işlemek lazım. İlerisi için neden olmasın.



Türkiye Kupası'ndaki Can Maxim Mutaf olayına gelmek istiyorum. O maddeye başlangıçta bir itirazınız olmuş muydu ? 

Bu tabi benim dışımda idari bir konu. Ama bana söylediklerinde yönetimle konuştuktan sonra bir sakınca görmedik. O dönemde Caner'in elinin sakatlanması, sonrasında da Soner'in sakatlanması bir anda kadromuzu daralttı. Fenerbahçe Ülker de sağ olsun bize yardımcı oldu ve bunun sonucunda Can'ı Türkiye Kupası'nda oynattık. Ben bu konuda fazla büyütülecek bir şey görmüyorum.

Peki ligde ve ya play - off'ta Fenerbahçe Ülker ile daha fazla maçta karşı karşıya gelirseniz Can'ı oynatmak için her seferinde bir 30.000 daha mı yatırması gerekiyor Karşıyaka'nın ?

Hayır böyle bir durum yok. Bu sadece bir tane kupa maçı ile ilgiliydi. Lig ile her hangi bir alakası yok.

Karşıyaka ile ilgili sorularım bu kadar. Sizin antrenörlük planlarınız arasında neler var ? Avrupa'yı düşünüyor musunuz?

Var tabi neden olmasın. Burada da çok önemli kulüpler var fakat insan daha da kendini geliştirip üzerine koyarak Avrupa'da çalışmak istiyor. Benim de Avrupa ile ilgili hedeflerim var. Bunun yanında Milli Takım ile ilgili de hedeflerim var. Herkese gurur verir Milli Takımı çalıştırabilmek. Ama orada da bahsettiğimiz sabır olayı çok önemli. Bu bizim ülkemizde pek yok. Biz yetenekli ve kafası çalışan bir milletiz. Sadece biraz sabırlı olamıyoruz.

Türk Basketbolu'nun Avrupa'daki yerini nasıl görüyorsunuz ? Yapılan transferlerle Avrupa'nın en iyi liglerinden biri olduğumuz söyleniyor fakat Euroleague'de takımlarımız pek bir başarı yakalayabilmiş değil. Kendi fikrim Yunanistan'dan örnek vermek gerekirse büyük bir  ekonomik kriz geçirdiler ve bunun sonucunda takımların bütçeleri küçülme gösterdi. Fakat buna rağmen mücadelelerinde ekonomik krizin etkisi hiç olmamış gibi.  Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Benim bu işte gözlemlediğim sadece para ile başarının geleceğini zannetmek pek mümkün değil. Bunu CSKA yapmaya çalıştı fakat o da başarılı olamadı. Belirttiğin gibi bence de bunun en güzel örneği Yunan takımları ve Siena. Bu takımlar başarı için çok fazla para harcanmasına gerek olmadığını gösterdiler. Çünkü onlarda 'yolda büyüyen oyuncular' oldu. Bu çok çok önemli. Dışarıdan 8 tane oyuncu alıp getirip takımın başına da başarılı bir coach koyarak bu iş olmuyor sonuçta. Bunları harmanlamak lazım. Ben yirmi sene önceye dönüyorum. Bizim Avrupa'da şampiyon olduğumuz sene iki tane yabancımız vardı fakat bir sürü de genç oyuncumuz vardı. Biz bunları harmanlamakta hata yapıyoruz bence. Haliyle de böyle paralar harcayıp takım kurunca da dışarıdan da 'bu takım Final Four oynar' damgasını yemek zorunda kalıyorsun. Euroleague'de deplasmanda maç kazanmak kime karşı oynarsan oyna kolay değil. Bunlardan dolayı sıkıntılar baş gösteriyor. Bir kaç tane maç kaybedince camiada işler karışıyor. Antrenörün kafası karışıyor. Bunun üzerine de belirttiğim gibi Euroleague'de daha büyük başarılara ulaşamıyoruz. Ama ben ülkemizi Avrupa'da başarıya çok yakın görüyorum.

Alp Aşırım

Henüz Yorum Yapılmamış